SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gkry

QHA - Kırım Haber Ajansı - Gkry haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gkry haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KKTC'den Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu'nun "ulusal ötenazi" yorumuna tepki Haber

KKTC'den Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu'nun "ulusal ötenazi" yorumuna tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Kıbrıs meselesinde farklı çözüm modellerini "ulusal ötenazi" olarak nitelendiren Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Yeorgios'a tepki göstererek, "Dini bir makamdan beklenen, barış, hoşgörü ve uzlaşı çağrısı yapmasıyken; Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini yok sayan, tek yanlı ve düşmanca bir dili tercih etmesi kabul edilemez." dedi. Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) tarafından gündeme taşınan habere göre Başbakan Üstel, yaptığı açıklamada, Başpiskopos Yeorgios'un Noel dolayısıyla yayımladığı Kıbrıs meselesine ilişkin siyasi içerikli açıklamasına tepki gösterdi. ÜSTEL: RUM TARAFININ YILLARDIR SÜRDÜRDÜĞÜ UZLAŞMAZ VE MAKSİMALİST ZİHNİYETİN AÇIK BİR İTİRAFI Yeorgios'un açıklamalarının, ne adadaki tarihsel gerçeklerle ne de çözüm iradesiyle bağdaştığını kaydeden Üstel, "Dini bir makamdan beklenen, barış, hoşgörü ve uzlaşı çağrısı yapmasıyken; Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini yok sayan, tek yanlı ve düşmanca bir dili tercih etmesi kabul edilemez." dedi. Üstel, "Başpiskopos'un iki bölgeli, iki toplumlu federasyon dahil farklı çözüm modellerini 'ulusal ötenazi' gibi son derece provokatif ifadelerle mahkum etmesi, Rum tarafının yıllardır sürdürdüğü uzlaşmaz ve maksimalist zihniyetin açık bir itirafı." ifadesini kullandı. Bu yaklaşımın Kıbrıs'ta "çözümsüzlüğün asıl kaynağının kimler olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu" vurgulayan Üstel, bu anlayışın, Kıbrıs Türk halkının eşit siyasi ortaklığını ve egemenliğini kabullenemediğini belirterek, bu durumu "Kıbrıs'ta yaşanan gerçek ulusal dram" olarak niteledi. "TÜRK HALKINI YOK SAYAN DAYATMALAR KABUL EDİLEMEZ" Üstel, Kıbrıs Türk halkının, 1963'ten beri ağır bedeller ödeyerek bugünlere geldiğini kaydederek, "Hiç kimsenin, Kıbrıs Türk halkını yok sayan, güvenliğini ve geleceğini riske atan dayatmaları kabul etmesini beklemesi mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin adadaki askeri varlığının "uluslararası anlaşmalara ve özellikle Garanti Antlaşması'ndan doğan meşru haklara" dayandığına işaret eden Üstel, 1974 yılından bu yana Kıbrıs'ta barış, huzur ve güven ortamı tesis edildiğini belirtti.​​​​​​​ Üstel, Rum tarafının son yıllarda ittifaklar kurarak, askeri anlaşmalar yaparak ve silahlanmayı artırarak bir sonuca ulaşabileceğini düşünmesinin gerçekçi olmadığını, silahlanma ve tehdit dilinin, Kıbrıs'ta çözüm üretmeyeceğini, aksine gerginliği derinleştireceğini ve halklar arasındaki güveni daha da zedeleyeceğini vurguladı. "KIBRIS TÜRK HALKI KENDİ LİDERLERİNİ KENDİSİ SEÇER VE KENDİ GELECEĞİNE KENDİSİ KARAR VERİR" Kıbrıs'ın ihtiyacının "yeni cepheler ve askerî hesaplar" değil, karşılıklı saygıya dayalı kalıcı bir uzlaşı olduğuna dikkati çeken Üstel, "Sayın Başpiskopos’un Kıbrıslı Türk liderlerin iradesini yok sayarak, onları dış güçlerin gölgesinde göstermeye çalışması da açık bir saygısızlıktır. Kıbrıs Türk halkı kendi liderlerini kendisi seçer ve kendi geleceğine kendisi karar verir. Bu iradeyi küçümseyen her yaklaşım, barışa değil, gerilime hizmet eder." ifadelerini kullandı. Üstel, Kıbrıs Türk tarafının yapıcı ve gerçekçi bir çözümden yana olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Ancak bu çözüm, iki halkın egemen eşitliğine ve eşit uluslararası statüsüne dayanmak zorundadır." dedi. Dini makamların, asli görevlerinin ulvi ve manevi değerlere odaklanmak olduğunu; buna karşın "siyaseti körükleyen ve halklar arasında düşmanlığı derinleştiren açıklamalar yapmasının" Kıbrıs'ta barışa katkı sağlamayacağını kaydeden Üstel, "Kıbrıs'ta çözüm, tehditkar söylemlerle, tek yanlı dayatmalarla değil; karşılıklı saygı, gerçekçilik ve iki halkın iradesini esas alan bir anlayışla mümkündür." değerlendirmesinde bulundu.

KKTC Başbakanı Üstel'den İsrail, Yunanistan, GKRY liderlerine sert tepki Haber

KKTC Başbakanı Üstel'den İsrail, Yunanistan, GKRY liderlerine sert tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanlık Ofisi, Başbakan Üstel’in İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan’ın Tel Aviv’de düzenlediği zirveye ilişkin değerlendirmelerine dair açıklama yaptı. Açıklamaya göre KKTC Başbakanı Ünal Üstel, üç ülkenin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve işbirliği zeminini güçlendirmek yerine gerilimi tırmandırmayı, askerî bloklaşmayı ve dışlayıcı politikaları tercih ettiğini kaydederek, "İsrail, Yunanistan ve GKRY üçlüsünün Tel Aviv’de gerçekleştirdiği zirveyi ve basına yansıyan 'ortak askeri güç' kurma planlarını dikkatle ve ibretle takip ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu. "RUM-YUNAN İKİLİSİNİN BU TEHLİKELİ OYUNDA FİGÜRAN OLMAYI KABUL ETMESİ, TARİHSEL BİR YANILGIDIR" İsrail, Yunanistan ve GKRY’nin toplam 2 bin 500 kişilik bir "Hızlı Müdahale Gücü" oluşturarak bunu Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk halkına karşı bir "caydırıcılık ekseni" olarak sunmalarının, yalnızca açık bir düşmanlık göstergesi değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz barışına yönelmiş yeni ve tehlikeli bir tehdit olduğunu vurgulayan Üstel, şu ifadeleri kullandı: Orta Doğu’da sürdürdüğü saldırgan politikalarla insani değerleri ayaklar altına alan İsrail yönetimi, bu istikrarsızlığı şimdi de Doğu Akdeniz’e taşımaya çalışmaktadır. Bölgeyi bir 'barış alanı' olmaktan çıkarıp 'çatışma sahasına' dönüştürme çabaları, yalnızca Kıbrıs Adası’nı değil, tüm Akdeniz havzasını tehdit etmektedir. Rum-Yunan ikilisinin bu tehlikeli oyunda figüran olmayı kabul etmesi, tarihsel bir yanılgıdır. Üstel, GKRY liderliğinin bir yandan uluslararası topluma "çözüm" söylemleri sunarken, diğer yandan Türkiye’ye karşı askerî ittifaklar kurma arayışında olduğunun altını çizerek, "Bu ikiyüzlü yaklaşım, Ada'daki gerçeklerden ne denli kopuk olduklarının açık göstergesidir. Silahlanmayı ve askeri paktları çözüm zanneden bu zihniyet, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve iki devletli çözüm vizyonunun neden haklı ve zorunlu olduğunu bir kez daha teyit etmiştir." değerlendirmesini yaptı. KKTC Başbakanı, bu adımların müzakere zeminini ortadan kaldırdığı ve olası bir uzlaşıyı imkansız kıldığı mesajını verdi. Kıbrıs Türk halkına yönelik "soykırım girişiminin miladı olan Kanlı Noel'in" yıl dönümünde, Rum liderliğinin bu mezalimden ders çıkarmak yerine o günkü saldırgan zihniyeti öven ve bugün de askeri planlarla yeniden diriltmeye çalışan tutumunun kabul edilemez olduğuna dikkat çeken Üstel, "1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kana bulayan zihniyet neyse, bugün Doğu Akdeniz'de Türkiye karşıtı askeri güç kurmaya yeltenen zihniyet de aynıdır. Bu anlayışla sağlıklı bir müzakere sürecinin yürütülmesi mümkün değildir." ifadelerini kullandı. "KKTC İLE TÜRKİYE ET VE TIRNAK GİBİ" Üstel, KKTC ile Türkiye'nin "et ve tırnak gibi" olduğunu belirterek, "Doğu Akdeniz’de, 'mavi vatan'da ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik alanlarında; Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını yok sayan, bizi denklem dışına itmeye çalışan her türlü askeri plan, boru hattı projesi ya da siyasi ittifak baştan ölü doğmaya mahkumdur." ifadesine yer verdi. KKTC'nin Türkiye ile birlikte kendisine yönelen "her türlü tehdidi bertaraf edecek güce", hak ve menfaatlerini savunacak diplomatik ve askeri iradeye sahip olduğu mesajını veren Üstel, barışın yolunun askeri maceraperestlikten değil, Ada'daki gerçeklerin, "yani iki ayrı halkın ve iki ayrı devletin varlığının kabul edilmesinden" geçtiğini bildirdi.

KKTC Başbakanı Üstel’den GKRY liderine “Kanlı Noel” tepkisi Haber

KKTC Başbakanı Üstel’den GKRY liderine “Kanlı Noel” tepkisi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Hristodulidis'in "Kanlı Noel" katliamını "kahramanlık" olarak nitelendirmesine tepki gösterdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis'in "Kanlı Noel" katliamını "kahramanlık" olarak nitelendirmesine tepki göstererek, "Bir yandan EOKA terörünü 'kahraman' olarak alkışlayıp, diğer yandan barıştan söz etmek açık bir ikiyüzlülüktür." ifadesini kullandı. Türk Ajansı Kıbrıs'ın (TAK) haberine göre KKTC Başbakanı Üstel, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Üstel, Hristodulidis'in Kıbrıs Türk halkına yönelik sistematik katliamların simgesi olan "Kanlı Noel"i "kahramanlık" olarak nitelendirdiğine işaret ederek, bunun yalnızca tarihsel çarpıtma değil, insanlığa karşı işlenmiş suçların açıkça yüceltilmesi olduğunu vurguladı. 21 Aralık 1963'te başlayan, kadın, çocuk ve yaşlı demeden Kıbrıs Türk halkını hedef alan EOKA terörünün "açık bir etnik temizlik" girişimi olduğuna dikkati çeken Üstel, "Bu karanlık dönemi 'Kıbrıs'ın modern tarihinde bir dönüm noktası' olarak tanımlamak, masumların kanı üzerinden siyaset yapmaktır." değerlendirmesinde bulundu. Üstel, Kıbrıs Türk halkının tarihini katliamlarla değil, direnişle, onurla ve devletleşme iradesiyle yazdığına işaret ederek, şunları kaydetti: "Bir yandan EOKA terörünü 'kahraman' olarak alkışlayıp, diğer yandan barıştan söz etmek açık bir ikiyüzlülüktür. Katliamları meşrulaştıran bir zihniyetle ne samimi diyalog kurulabilir ne de adil çözüm mümkündür. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, tarihine, şehitlerine ve halkının onuruna uzanan hiçbir dili kabul etmemiştir, etmeyecektir. Kıbrıs Türk halkı boyun eğmez, diz çökmez ve unutmaz. Bu topraklarda barış ancak gerçeklerle yüzleşildiğinde mümkündür, katliamları yücelterek değil. Nikos Hristodulidis, bu ifadeleriyle Kıbrıs Türk halkının neden ana vatan Türkiye'nin etkin ve fiili garantisine ve Türk askerinin Ada'daki varlığına hayati derecede ihtiyaç duyduğunu, tüm dünyaya kendi beyanlarıyla bir kez daha açıkça göstermiştir." GKRY lideri Hristodulidis, terör örgütü EOKA tarafından Kıbrıs Türklerine yönelik katliamların başlatıldığı 21 Aralık 1963'ün "Kıbrıs'ın modern tarihinde bir dönüm noktası" olduğunu savunmuştu. Hristodulidis, EOKA mensupları ile Rum polislerinin yürüttüğü silahlı faaliyetleri "mücadele", "fedakarlık" ve "kahramanlık" olarak nitelendirmişti. KANLI NOEL Kıbrıs'ta terör örgütü EOKA militanlarınca 21 Aralık 1963'te Kıbrıs Türklerine yönelik başlatılan ve tarihe "Kanlı Noel" olarak geçen katliamın 62. yılı. İki toplumun ortaklığında kurulan "Kıbrıs Cumhuriyeti"nden Türkleri şiddet yoluyla tasfiye etmeyi hedefleyen Akritas Planı'nı uygulamaya koyan EOKA'cı Rum çeteleri, 20 Aralık 1963'ü 21 Aralık'a bağlayan gece Lefkoşa'da saldırıya geçerek onlarca Kıbrıs Türkünü şehit etti.

NATO’dan Yunanistan’a düzeltme: “ORION-25 tatbikatında yer almadık” Haber

NATO’dan Yunanistan’a düzeltme: “ORION-25 tatbikatında yer almadık”

NATO Özel Harekât Kuvvetleri Komutanlığı (SOFCOM), Yunanistan Genelkurmay Başkanlığının sosyal medyada kendilerini etiketlemesinin ardından, Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) ortak tatbikatı olan ORION-25’e katılmadıklarını duyurdu. SOFCOM, Yunanistan Genelkurmay Başkanlığının GKRY ile yürüttüğü ortak tatbikata dair paylaşımında kendilerini etiketlemesine ilişkin Anadolu Ajansına (AA) yazılı açıklama yaptı. NATO TATBİKATA KATILMADI Açıklamada, "SOFCOM, ORION-25 tatbikatına katılmamıştır. Müttefik ülkeler zaman zaman SOFCOM'un ittifak genelindeki faaliyetlerini öne çıkarmak amacıyla sosyal medyada SOFCOM’u etiketleyebilmektedir. Bu tür etiketlemeler SOFCOM'un söz konusu faaliyete katılımı anlamına gelmez." ifadelerine yer verildi. Benzer şekilde SOFCOM'un da görünürlüğü artırmak ve NATO'nun caydırıcılık mesajlarını pekiştirmek amacıyla üye ülkelerin faaliyetlerini paylaşabildiği ya da etiketleyebildiği aktarılan açıklamada, "Bu özel durumda, ORION-25 tatbikatına atıfta bulunan bir paylaşım, SOFCOM'un Facebook sayfasında yanlışlıkla yayımlanmış ve daha sonra kaldırılmıştır." değerlendirmesinde bulunuldu. YUNANİSTAN İDDİA ETMİŞTİ Yunanistan Genelkurmay Başkanlığı, GKRY ile yürüttüğü ortak tatbikat ORION-25'le ilgili yaptığı sosyal medya paylaşımında SOFCOM'u da etiketlemişti. SOFCOM ise tatbikata ilişkin sosyal medya hesabında fotoğraflar paylaşmıştı. Daha sonra sitedeki fotoğraflar kaldırılmıştı.

KKTC’den Norveç’in GKRY’ye silah ambargosunu kaldırma kararına sert tepki! Haber

KKTC’den Norveç’in GKRY’ye silah ambargosunu kaldırma kararına sert tepki!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Norveç hükûmetinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) uyguladığı 65 yılı aşkın süredir devam eden silah ambargosunu kaldırma kararına tepki gösterdi. Bakanlık, kararın Doğu Akdeniz’de her geçen gün giderek kırılgan hale gelen hassas dengeyi ciddi şekilde zedelediğini ve bölgedeki istikrar ile güvenlik ortamına olumsuz etkilerinin olacağını vurguladı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Norveç Parlamentosu tarafından 1959 yılında kabul edilen bir düzenleme uyarınca, çatışma yaşayan veya iç karışıklık riski bulunan ülkelere silah satışının yasaklandığı hatırlatıldı. Söz konusu ambargonun Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide tarafından 7 Kasım 2025 tarihinde GKRY lideri Nikos Hristodulidis’i arayarak kaldırıldığı belirtildi. “ADA’DAKİ HASSAS DENGEYE BİR MÜDAHALE” Açıklamada, Norveç’in geleneksel barış odaklı dış politikası ile çelişen bu kararın üzüntü ile karşılandığı ifade edildi. Bakanlık, ambargonun kaldırılmasının Ada’daki hassas dengeyi bozduğu ve bölgesel istikrara zarar verdiği görüşünü paylaştı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Norveç hükûmetinin Kıbrıs Rum tarafının silahlanmasına imkân tanıyan bu kararı, Doğu Akdeniz’de her geçen gün giderek kırılgan bir hal alan mevcut hassas dengeye son derece zarar veren nitelikte olup, bölgedeki istikrar ve güvenlik ortamına katkı sağlamaktan oldukça uzaktır. Şüphesiz, Ada’da kalıcı barış ancak iki halkın eşit haklarının tanınması ve karşılıklı güven ortamının tesisi ile mümkün olabilecektir. Bu türden tek taraflı kararlar bu hedefe ulaştırmayı zorlaştırmakta, mevcut durumu tehlikeye sokmaktadır. “GEREKLİ ADIMLAR TÜRKİYE İLE BİRLİKTE ATILACAKTIR” Açıklamada ayrıca, Norveç hükümeti GKRY’nin provokatif tutumunu cesaretlendirecek ve silahlanma eğilimlerini artıracak girişimlerden vazgeçmeye, Kıbrıs Adası’nın gerçeklerine dayalı, bölgesel istikrar ve barışı destekleyici bir politika benimsemeye davet edildi. KKTC Dışişleri Bakanlığı, bu süreçte gereken adımları Türkiye ile birlikte atmaya devam edeceğini vurguladı. Bakanlık, kararın yalnızca Kıbrıs Türk tarafı için değil, bölgedeki tüm taraflar için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman Hristodulidis ile görüşecek: Toplantıda BM yok Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman Hristodulidis ile görüşecek: Toplantıda BM yok

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Lideri Nikos Hristodulidis ile Birleşmiş Milletlerin (BM) dâhil olmayacağı, doğrudan bir görüşmede hemfikir olduklarını ancak tarihin henüz belli olmadığını açıkladı. Erhürman, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Hassim Diagne'yi 31 Ekim 2025 tarihinde kabul etti. KKTC Cumhurbaşkanlığında gerçekleşen ve yaklaşık yarım saat süren kabulde, Erhürman ve Diagne'nin, teknik komiteler ve Kıbrıs meselesi konusundaki diğer gelişmeleri ele aldıkları öğrenildi. BM’İN DÂHİL OLMAYACAĞI BİR GÖRÜŞME Erhürman gerçekleşen kabulün ardından açıklamalarda bulundu. Erhürman, Hristodulidis ile yaptığı telefon görüşmesinde, gelecek haftalarda bir görüşme yapılması konusunda hemfikir olduklarını bildirdi. Erhürman, "BM’nin dâhil olmayacağı, kendi temsilcilerimizle birlikte olacağımız bir görüşmede bir araya geleceğimizi telefonda kararlaştırdık. Görüşmenin tarihi henüz belli değil. Daha sonra Hristodulidis ile tarih bildirme konusunda anlaştık." ifadelerini kullandı. BM Genel Sekreteri'nin Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar ile temas hâlinde olduklarını da söyleyen Erhürman, Cuellar ile 5 Aralık’ta görüşebileceklerini söyledi. Ayrıca Erhürman, görüşmede BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Diagne’ye başarı dileklerini ilettikleri, Kıbrıs'ta iki taraf arasında yaşamı kolaylaştıracak teknik komiteler konusunda karşılıklı görüşlerini paylaştıkları bilgisini paylaştı. “CUMHURBAŞKANI’NA TEBRİKLERİMİ İLETTİM” BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi UNFICYP Misyon Şefi Khassim Diagne de görüşmenin ardından çıkışta gazetecilere yaptığı açıklamada, Erhürman ile ilk görüşmesini yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Diagne, BM Genel Sekreteri Guterres’in 27 Ekim'de Erhürman’a gönderdiği mektubu hatırlatarak, kendisinin de Cumhurbaşkanı'nı görevine başlaması dolayısıyla kutladığını ve başarı dileklerini ilettiğini bildirdi. Guterres'in, Kıbrıs’ta barışçıl ve sürdürülebilir çözüm yolu için tüm adanın refah ve güvenliğine yönelik çalışma kararlılığında olduğuna dikkat çeken Diagne, "Genel Sekreter’in ve BM Barış Gücünün temsilcisi olarak, bu hedefe ulaşmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağımızı Sayın Cumhurbaşkanı’na ilettim." dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Türkiye adanın tamamının garantörüdür Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Türkiye adanın tamamının garantörüdür

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde düzenlenen devir teslim töreni sonrası yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin Kıbrıs'ın tamamında garantör olduğunu vurguladı. Erhürman, “Türkiye Cumhuriyeti evet, adanın tamamının garantörüdür, böyle olacak. Bugünkü koşullarda bu daha da önemli hale geldi. Çünkü kendimizi güvende hissetmemiz günden güne zorlaşıyor.” dedi. “SEÇİMİN KAZANANI HALKIMIZDIR, AYRIŞMAYA İZİN VERMEM” Kıbrıs Türk halkının demokrasi kültürüne dikkat çeken Erhürman, “Mecliste hararetli tartışmalar yaşanır ama dışarıda kahve içilir, sohbet edilir. Bu halkın derin bir hoşgörüsü var” ifadelerini kullandı. Seçim sonuçlarına ilişkin ise “Bu seçimin kaybedeni yok. Kıbrıs Türk halkı kazandı, çocuklarımız kazandı, kardeşliğimiz kazandı” diyerek toplumsal birlik mesajı verdi. SİYASİ EŞİTLİK VURGUSU: “MÜZAKERE DEĞİL, TAAHHÜT OLMALI” Kıbrıs müzakerelerine dair en net mesajını “siyasi eşitlik” konusunda veren Erhürman, “Bu benim yaşamsal kırmızı çizgimdir. BM Güvenlik Konseyi kararında yazan bir şeyi Rum liderle müzakere etmem. Bu pazarlık konusu olamaz.” ifadelerini kullandı. Crans-Montana sürecine atıf yapan Erhürman, Rum liderliğin siyasi eşitliği halkına anlatamadığını söyleyerek masadan çekildiğini hatırlattı. “BM KENDİ SÖZLERİNE SAHİP ÇIKSIN” BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Crans-Montana sonrası yaptığı “müzakere süreci olacaksa zaman sınırlaması olacak” açıklamasına dikkat çeken Erhürman, “BM bu söze sahip çıkmalı. Kıbrıs Türk halkının artık 5-6 yıl daha beklemeye tahammülü yok” dedi. ANNANCI ÇİZGİ: İZOLASYONLARA SON VERİLMESİ ÇAĞRISI Erhürman, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın raporuna atıfta bulunarak, “Kıbrıslı Türklerin ‘evet’ iradesinden sonra üzerlerindeki izolasyonların hiçbir meşru gerekçesi kalmamıştır” ifadelerini hatırlattı. Bu raporun BM Güvenlik Konseyine gitmemesi nedeniyle izolasyonların sürdüğünü belirten Erhürman, “Bu kez baştan taahhüt istiyoruz” dedi. “GÖRÜŞME MASASI” ÖNERİSİ: TEKNİK BAŞLIKLAR ELE ALINABİLİR Kapsamlı çözüm müzakerelerinin tıkanması durumunda “görüşme masası” önerisini dile getiren Erhürman, bu masada Yeşil Hat Tüzüğü, geçiş noktaları, karma evliliklerden doğan çocukların AB vatandaşlığı gibi teknik başlıkların ele alınabileceğini söyledi. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ, ADANIN TAMAMININ GARANTÖRÜDÜR" Erhürman, özellikle son 2 yıldır Güney Rum kesiminde, yabancı devletlerin askeri varlığını artırmasından kaynaklı şartlara ve bu bağlamda Türkiye'nin önemine işaret ederek, şunları söyledi: "İsrail'in güneye geldiği, ABD'nin güneye geldiği, Fransa'nın geldiği, Avrupa Birliği zaten orada, İngilizlerin zaten egemen üsleri var. Bütün bunlar varken, Türkiye Cumhuriyeti'nin Ada'nın tamamı üzerindeki garantörlüğünü herhalde tartışmaya açmayı düşünmüyordur (GKRY Lideri Nikos) Hristodulis diye düşünüyorum ben kendi adıma. Çünkü anlamlı değil artık bu noktadan sonra bu konu. Kesinlikle konuşulabilir bir konu değil. Türkiye Cumhuriyeti, evet, Ada'nın tamamının garantörüdür, böyle olacak ve bugünkü koşullarda daha da önemli hale geldi. Çünkü bizim kendimizi güvende hissetmemiz daha da güçleşiyor günden güne. Sonuçta İsrail, Gazze'de çocukları öldürüyordu. O sırada Baf Hava Üssü, İsrail'e imtiyazlı olarak kullanım hakkı noktasına geldi. Sonra İsrail döndü, İran'a saldırdı. İran'da dedi ki 'İsrail'e sadece size füze atmayacağız. Nerede üs kullanıyorsanız, oraya da füze atacağız.' Üs burada (GKRY) Baf Üssü. Ve Kıbrıs Türk tarafında, biz 1974'ten sonra ilk defa KKTC'de sığınaklar nerede diye bir tartışmanın içinde bulduk kendimizi. Yani hiçbir şekilde dahil olmadığımız, hiçbir şekilde irademizin olmadığı bir kararın. Bize içinde olmadığımız bir şeyin bedelini ödeme riski ile karşı karşıya kaldık." KKTC Cumhurbaşkanı, GKRY lideri Nikos Hristodulidis'in İsrail ile ilgili aldığı kararlarda, Kıbrıs Türk tarafının iradesinin bulunmadığını kaydederek, "Garantör ülke Türkiye, bütün Kıbrıs Adası'nın garantörüdür. Dolayısıyla, Baf kenti aslında Türkiye'nin yetki alanının dışında falan değil. Güneyde olması, Türkiye'yi yetkisiz kılmıyor. Konuşmamda da söylediğim gibi; (GKRY) hem bizi bypass ediyor, biz yokmuşuz gibi davranıyor, hem Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlük yetkilerini, yetkileri yokmuş gibi davranıyor ve dönüyor aldığı kararlarda bizi yaşamsal riske sokuyor. Bunlar kabul edemeyeceğim şeyler." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİMİZ ÇOK ÖZELDİR" Erhürman, seçim kampanyası boyunca müzakerelerin Türkiye ile istişare etmeden yürütülmeyeceğine dair mesajlar verdiğini anımsatarak, ilk ziyaretini KKTC'de yerleşik bir devlet geleneği olarak Türkiye'ye yapacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugün KKTC ile ilgili yaptığı açıklamalarla yemin törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katıldığına dikkati çeken Erhürman, şöyle devam etti: Kampanyam boyunca gittiğim her yerde, her mitingde ifade ettiğim üzere; bugüne kadarki hiçbir cumhurbaşkanımız, hiçbir müzakere sürecini Türkiye ile istişare etmeksizin yürütmedi. Tek bir örneği yoktur. Ben de başbakanken Türkiye ile her konuda istişare içerisinde çalıştım. Dolayısıyla seçim boyunca hep söyledim. Müzakereler başlayacaksa veya yürüyecekse, bütün bunlar her zaman Türkiye ile istişare içerisinde yapılır. Başka türlüsü zaten mümkün değildir. Hepsini bir tarafa bırakın, Türkiye Cumhuriyeti bizim kardeş ülkemizdir, çok özel ilişkilerimiz var. Başka hiçbir iki devletin ilişkisine benzemez bizim Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkimiz. Türkiye ile ilişkimiz çok özeldir. Ama artı Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs'ta garantör devlettir zaten. Erhürman, KKTC ile Türkiye ilişkilerinin gelecek dönemde daha da ileriye taşınacağını vurgulayarak, "Türkiye Cumhuriyeti ile istişare etmeksizin ne müzakere, ne Kıbrıs sorunuyla ilgili herhangi bir hamle, ne dış politikada herhangi bir hamle, bugüne kadar yapılmadığı gibi bundan sonra da yapılmayacak. Artı Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerin çok daha iyi bir seviyeye gelmesi de benim kendime özel olarak görev bildiğim, misyon bildiğim bir şeydir." diye konuştu. "GKRY'DEKİ YABANCI ASKERİ VARLIK ENDİŞE VERİCİ" Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ndeki (GKRY) başta İsrail olmak üzere yabancı askeri yapılanmanın sadece KKTC için değil Rum halkı için de endişe verici olduğunu söyleyen Erhürman, İngiliz üslerinin İran tarafından vurulma riski ortaya çıktığında hem KKTC'de hem de Güney Kıbrıs'ta 1974 sonrası ilk defa sığınak sorma ihtiyacı hissettiklerini, GKRY'deki yabancı askeri varlığının artışının endişe verici olduğunu ifade etti. GKRY lideri Nikos Hristodulidis'in, kendince Türkiye'ye karşı denge kurmak üzere bazı devletleri Kıbrıs'a çektiğini aktaran Erhürman, bu güç dengesini Hristodulidis'in kendi ordusu, silahı ve gücü ile değil başka devletler aracılığı ile kurmak istediğini vurguladı. Hristodulidis'in yürüttüğü sürecinin farklı yerlere kaydığını belirten Erhürman, şunları söyledi: "Türkiye'ye karşı güç dengesi kuracağım düşüncesiyle "büyük abiler" oraya gelirse, siz bileceksiniz ki bu büyük abiler girdikleri hiçbir coğrafyadan bugüne kadar çıkmadılar. Hiçbir coğrafyada da kimsenin arkasında durmadılar. Öne geçtiler. Siz arkaya düşeceksiniz ve dolayısıyla kendi iç yönetiminiz açısından da sıkıntı yaşayacağınız gibi güvenlik açısından da siz de sıkıntı yaşayacaksınız." Erhürman, GKRY'nin Hindistan'ı dahi Ada'ya getirmeye çalıştığını aktararak, "O dönemde, İran'ın sadece İsrail ile yetinmeyip üslerin olduğu yerleri vuracağını söylediğinde, biz bile sığınakları tartışmaya başladık. Aslında bu yaklaşım (GKRY'nin yaklaşımı), Ada'yı güvenli olmayan bir yere dönüştüren yaklaşım. Biz Kıbrıslı Türkler olarak dediğim gibi; Türkiye'nin garantörlüğünde kendimizi daha güvende hissetme noktasında durabiliriz. Ama Güney'deki Rumlar, kendilerini nasıl daha güvende hissedecekler onu bilmem?" diye konuştu. "Biz yokmuşuz gibi davranmaya çalışanlar eninde sonunda kaybeder" KKTC Cumhurbaşkanı, son zamanlarda gündeme gelen, Güney Kıbrıs-İsrail ve Yunanistan arasında kurulması düşünülen elektrik bağlantısı projesinin (Great Sea Interconnector) güzergahını da eleştirerek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Elektrik bağlantısını, Güney Kıbrıs, İsrail, Yunanistan arasında kurmayı düşüneceksiniz. Neden? 'Türkiye dışarıda kalsın' diye. Halbuki fizibilite olarak baktığınızda en yakın coğrafya Türkiye. Buradaki mantıklı proje Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan. Ama siz sırf Türkiye'yi siyasi sebeplerle dışarıda bırakmak adına dönüyorsunuz hattı yüzlerce kilometre öteden Yunanistan'a bağlanmayı düşünüyorsunuz. Bu ekonomik değil, makul değil. Ama siyaseten bunu tercih ediyorsunuz. Şimdi böyle yaklaşımları sergilediğiniz müddetçe bu bölgede kalıcı barış, kalıcı istikrar sağlamak da çok kolay değil." Erhürman, siyasi yaklaşımlarla gerçeklerden uzaklaşmamak gerektiğine dikkati çekerek, "Türkiye Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bu bölgede görmezden gelinemez. Biz hep vardık. Bugün de varız. Yarın da var olacağız. Biz yokmuşuz gibi davranmaya çalışanlar eninde sonunda kaybeder." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.