SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güney Kıbrıs Rum Yönetimi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Güney Kıbrıs Rum Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KKTC Meclis Başkanı Öztürkler: Silahların gölgesinde çözüm olmaz Haber

KKTC Meclis Başkanı Öztürkler: Silahların gölgesinde çözüm olmaz

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Yunanistan ve İsrail arasında imzalanan yeni askeri iş birliği anlaşmasına sert tepki gösterdi. Katıldığı bir televizyon programında gündemi değerlendiren Öztürkler, bölgede artan silahlanma faaliyetlerinin çözüm çabalarına zarar verdiğini vurgulayarak, "Silahların gölgesinde çözüm olmaz." uyarısında bulundu. ÖZTÜRKLER: ŞEHİTLERİMİZİN FEDAKARLIĞI YOLUMUZU AYDINLATAN EN GÜÇLÜ MEŞALEDİR Türk Ajansı Kıbrısın (TAK) haberine göre Öztürkler, katıldığı bir televizyon programında 21-25 Aralık Şehitler Haftası vesilesiyle yaptığı değerlendirmede, "Bu topraklarda özgürlük ve varoluş mücadelesi veren şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Onların fedakarlığı bugün hala yolumuzu aydınlatan en güçlü meşaledir. Bizim yolumuz, onların bıraktığı izdir." ifadelerini kullandı. GKRY ile İsrail ve Yunanistan arasında imzalanan yeni iş birliği anlaşmasına tepki gösteren Öztürkler, "Bu silahlanma kime karşıdır, neyin hazırlığıdır? Silahların gölgesinde çözüm olmaz. Gerçek niyetiniz güven değil, baskıysa bunu açıkça söyleyin. Zaten bize uygulattığınız izolasyonlardan bunu görüyor, biliyoruz." şeklinde konuştu. "HAYAL SATMAK YERİNE GERÇEK NİYETİNİZİ MUHATAPLARINIZA DOĞRUDAN SÖYLEYİN" Rum tarafının son dönemde attığı adımların, bölgede artan askeri iş birlikleriyle birlikte gerilimi tırmandırdığını vurgulayan Öztürkler, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis'in "Avrupa Birliği Dönem Başkanlığına güvenerek Türkiye'yi köşeye sıkıştırma girişimlerine" de değindi. Görüşmelerin sürdüğü bir dönemde medya üzerinden verilen mesajlarla sürecin manipüle edilmeye çalışılmasının çözüm arayışına zarar verdiğini kaydeden Öztürkler, "Hayal satmak yerine gerçek niyetinizi muhataplarınıza doğrudan söyleyin. Diplomasi yeri medya önü değil, masadır." değerlendirmesini yaptı. "TÜRK ASKERİ BARIŞIN VE İSTİKRARIN TEMİNATIDIR" Türk askerinin adadan çekileceğini düşünen çevrelere de seslenen Öztürkler, güvenlik dengeleri, uluslararası anlaşmalar ve bölgesel tehditlerin ortada olduğunu vurgulayarak, bu yöndeki söylemlerin sahadaki gerçeklerle bağdaşmadığını belirtti. Öztürkler, Türk askerinin barışın ve istikrarın teminatı olduğunu vurgulayarak, onların varlığının pazarlık unsuru değil, halkın güvenliği için vazgeçilmez bir gerçek olduğunu ifade etti. Son dönemde yapılan yatırımlara da dikkati çeken Öztürkler, ekonomik kalkınma amacıyla farklı alanlarda yürütülen çalışmaların toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlandığını ve projelerin devam ettiğini bildirdi.

KKTC'den Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu'nun "ulusal ötenazi" yorumuna tepki Haber

KKTC'den Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu'nun "ulusal ötenazi" yorumuna tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Kıbrıs meselesinde farklı çözüm modellerini "ulusal ötenazi" olarak nitelendiren Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Yeorgios'a tepki göstererek, "Dini bir makamdan beklenen, barış, hoşgörü ve uzlaşı çağrısı yapmasıyken; Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini yok sayan, tek yanlı ve düşmanca bir dili tercih etmesi kabul edilemez." dedi. Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) tarafından gündeme taşınan habere göre Başbakan Üstel, yaptığı açıklamada, Başpiskopos Yeorgios'un Noel dolayısıyla yayımladığı Kıbrıs meselesine ilişkin siyasi içerikli açıklamasına tepki gösterdi. ÜSTEL: RUM TARAFININ YILLARDIR SÜRDÜRDÜĞÜ UZLAŞMAZ VE MAKSİMALİST ZİHNİYETİN AÇIK BİR İTİRAFI Yeorgios'un açıklamalarının, ne adadaki tarihsel gerçeklerle ne de çözüm iradesiyle bağdaştığını kaydeden Üstel, "Dini bir makamdan beklenen, barış, hoşgörü ve uzlaşı çağrısı yapmasıyken; Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini yok sayan, tek yanlı ve düşmanca bir dili tercih etmesi kabul edilemez." dedi. Üstel, "Başpiskopos'un iki bölgeli, iki toplumlu federasyon dahil farklı çözüm modellerini 'ulusal ötenazi' gibi son derece provokatif ifadelerle mahkum etmesi, Rum tarafının yıllardır sürdürdüğü uzlaşmaz ve maksimalist zihniyetin açık bir itirafı." ifadesini kullandı. Bu yaklaşımın Kıbrıs'ta "çözümsüzlüğün asıl kaynağının kimler olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu" vurgulayan Üstel, bu anlayışın, Kıbrıs Türk halkının eşit siyasi ortaklığını ve egemenliğini kabullenemediğini belirterek, bu durumu "Kıbrıs'ta yaşanan gerçek ulusal dram" olarak niteledi. "TÜRK HALKINI YOK SAYAN DAYATMALAR KABUL EDİLEMEZ" Üstel, Kıbrıs Türk halkının, 1963'ten beri ağır bedeller ödeyerek bugünlere geldiğini kaydederek, "Hiç kimsenin, Kıbrıs Türk halkını yok sayan, güvenliğini ve geleceğini riske atan dayatmaları kabul etmesini beklemesi mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin adadaki askeri varlığının "uluslararası anlaşmalara ve özellikle Garanti Antlaşması'ndan doğan meşru haklara" dayandığına işaret eden Üstel, 1974 yılından bu yana Kıbrıs'ta barış, huzur ve güven ortamı tesis edildiğini belirtti.​​​​​​​ Üstel, Rum tarafının son yıllarda ittifaklar kurarak, askeri anlaşmalar yaparak ve silahlanmayı artırarak bir sonuca ulaşabileceğini düşünmesinin gerçekçi olmadığını, silahlanma ve tehdit dilinin, Kıbrıs'ta çözüm üretmeyeceğini, aksine gerginliği derinleştireceğini ve halklar arasındaki güveni daha da zedeleyeceğini vurguladı. "KIBRIS TÜRK HALKI KENDİ LİDERLERİNİ KENDİSİ SEÇER VE KENDİ GELECEĞİNE KENDİSİ KARAR VERİR" Kıbrıs'ın ihtiyacının "yeni cepheler ve askerî hesaplar" değil, karşılıklı saygıya dayalı kalıcı bir uzlaşı olduğuna dikkati çeken Üstel, "Sayın Başpiskopos’un Kıbrıslı Türk liderlerin iradesini yok sayarak, onları dış güçlerin gölgesinde göstermeye çalışması da açık bir saygısızlıktır. Kıbrıs Türk halkı kendi liderlerini kendisi seçer ve kendi geleceğine kendisi karar verir. Bu iradeyi küçümseyen her yaklaşım, barışa değil, gerilime hizmet eder." ifadelerini kullandı. Üstel, Kıbrıs Türk tarafının yapıcı ve gerçekçi bir çözümden yana olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Ancak bu çözüm, iki halkın egemen eşitliğine ve eşit uluslararası statüsüne dayanmak zorundadır." dedi. Dini makamların, asli görevlerinin ulvi ve manevi değerlere odaklanmak olduğunu; buna karşın "siyaseti körükleyen ve halklar arasında düşmanlığı derinleştiren açıklamalar yapmasının" Kıbrıs'ta barışa katkı sağlamayacağını kaydeden Üstel, "Kıbrıs'ta çözüm, tehditkar söylemlerle, tek yanlı dayatmalarla değil; karşılıklı saygı, gerçekçilik ve iki halkın iradesini esas alan bir anlayışla mümkündür." değerlendirmesinde bulundu.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Türkiye adanın tamamının garantörüdür Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: Türkiye adanın tamamının garantörüdür

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde düzenlenen devir teslim töreni sonrası yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin Kıbrıs'ın tamamında garantör olduğunu vurguladı. Erhürman, “Türkiye Cumhuriyeti evet, adanın tamamının garantörüdür, böyle olacak. Bugünkü koşullarda bu daha da önemli hale geldi. Çünkü kendimizi güvende hissetmemiz günden güne zorlaşıyor.” dedi. “SEÇİMİN KAZANANI HALKIMIZDIR, AYRIŞMAYA İZİN VERMEM” Kıbrıs Türk halkının demokrasi kültürüne dikkat çeken Erhürman, “Mecliste hararetli tartışmalar yaşanır ama dışarıda kahve içilir, sohbet edilir. Bu halkın derin bir hoşgörüsü var” ifadelerini kullandı. Seçim sonuçlarına ilişkin ise “Bu seçimin kaybedeni yok. Kıbrıs Türk halkı kazandı, çocuklarımız kazandı, kardeşliğimiz kazandı” diyerek toplumsal birlik mesajı verdi. SİYASİ EŞİTLİK VURGUSU: “MÜZAKERE DEĞİL, TAAHHÜT OLMALI” Kıbrıs müzakerelerine dair en net mesajını “siyasi eşitlik” konusunda veren Erhürman, “Bu benim yaşamsal kırmızı çizgimdir. BM Güvenlik Konseyi kararında yazan bir şeyi Rum liderle müzakere etmem. Bu pazarlık konusu olamaz.” ifadelerini kullandı. Crans-Montana sürecine atıf yapan Erhürman, Rum liderliğin siyasi eşitliği halkına anlatamadığını söyleyerek masadan çekildiğini hatırlattı. “BM KENDİ SÖZLERİNE SAHİP ÇIKSIN” BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Crans-Montana sonrası yaptığı “müzakere süreci olacaksa zaman sınırlaması olacak” açıklamasına dikkat çeken Erhürman, “BM bu söze sahip çıkmalı. Kıbrıs Türk halkının artık 5-6 yıl daha beklemeye tahammülü yok” dedi. ANNANCI ÇİZGİ: İZOLASYONLARA SON VERİLMESİ ÇAĞRISI Erhürman, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın raporuna atıfta bulunarak, “Kıbrıslı Türklerin ‘evet’ iradesinden sonra üzerlerindeki izolasyonların hiçbir meşru gerekçesi kalmamıştır” ifadelerini hatırlattı. Bu raporun BM Güvenlik Konseyine gitmemesi nedeniyle izolasyonların sürdüğünü belirten Erhürman, “Bu kez baştan taahhüt istiyoruz” dedi. “GÖRÜŞME MASASI” ÖNERİSİ: TEKNİK BAŞLIKLAR ELE ALINABİLİR Kapsamlı çözüm müzakerelerinin tıkanması durumunda “görüşme masası” önerisini dile getiren Erhürman, bu masada Yeşil Hat Tüzüğü, geçiş noktaları, karma evliliklerden doğan çocukların AB vatandaşlığı gibi teknik başlıkların ele alınabileceğini söyledi. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ, ADANIN TAMAMININ GARANTÖRÜDÜR" Erhürman, özellikle son 2 yıldır Güney Rum kesiminde, yabancı devletlerin askeri varlığını artırmasından kaynaklı şartlara ve bu bağlamda Türkiye'nin önemine işaret ederek, şunları söyledi: "İsrail'in güneye geldiği, ABD'nin güneye geldiği, Fransa'nın geldiği, Avrupa Birliği zaten orada, İngilizlerin zaten egemen üsleri var. Bütün bunlar varken, Türkiye Cumhuriyeti'nin Ada'nın tamamı üzerindeki garantörlüğünü herhalde tartışmaya açmayı düşünmüyordur (GKRY Lideri Nikos) Hristodulis diye düşünüyorum ben kendi adıma. Çünkü anlamlı değil artık bu noktadan sonra bu konu. Kesinlikle konuşulabilir bir konu değil. Türkiye Cumhuriyeti, evet, Ada'nın tamamının garantörüdür, böyle olacak ve bugünkü koşullarda daha da önemli hale geldi. Çünkü bizim kendimizi güvende hissetmemiz daha da güçleşiyor günden güne. Sonuçta İsrail, Gazze'de çocukları öldürüyordu. O sırada Baf Hava Üssü, İsrail'e imtiyazlı olarak kullanım hakkı noktasına geldi. Sonra İsrail döndü, İran'a saldırdı. İran'da dedi ki 'İsrail'e sadece size füze atmayacağız. Nerede üs kullanıyorsanız, oraya da füze atacağız.' Üs burada (GKRY) Baf Üssü. Ve Kıbrıs Türk tarafında, biz 1974'ten sonra ilk defa KKTC'de sığınaklar nerede diye bir tartışmanın içinde bulduk kendimizi. Yani hiçbir şekilde dahil olmadığımız, hiçbir şekilde irademizin olmadığı bir kararın. Bize içinde olmadığımız bir şeyin bedelini ödeme riski ile karşı karşıya kaldık." KKTC Cumhurbaşkanı, GKRY lideri Nikos Hristodulidis'in İsrail ile ilgili aldığı kararlarda, Kıbrıs Türk tarafının iradesinin bulunmadığını kaydederek, "Garantör ülke Türkiye, bütün Kıbrıs Adası'nın garantörüdür. Dolayısıyla, Baf kenti aslında Türkiye'nin yetki alanının dışında falan değil. Güneyde olması, Türkiye'yi yetkisiz kılmıyor. Konuşmamda da söylediğim gibi; (GKRY) hem bizi bypass ediyor, biz yokmuşuz gibi davranıyor, hem Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlük yetkilerini, yetkileri yokmuş gibi davranıyor ve dönüyor aldığı kararlarda bizi yaşamsal riske sokuyor. Bunlar kabul edemeyeceğim şeyler." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİMİZ ÇOK ÖZELDİR" Erhürman, seçim kampanyası boyunca müzakerelerin Türkiye ile istişare etmeden yürütülmeyeceğine dair mesajlar verdiğini anımsatarak, ilk ziyaretini KKTC'de yerleşik bir devlet geleneği olarak Türkiye'ye yapacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, bugün KKTC ile ilgili yaptığı açıklamalarla yemin törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katıldığına dikkati çeken Erhürman, şöyle devam etti: Kampanyam boyunca gittiğim her yerde, her mitingde ifade ettiğim üzere; bugüne kadarki hiçbir cumhurbaşkanımız, hiçbir müzakere sürecini Türkiye ile istişare etmeksizin yürütmedi. Tek bir örneği yoktur. Ben de başbakanken Türkiye ile her konuda istişare içerisinde çalıştım. Dolayısıyla seçim boyunca hep söyledim. Müzakereler başlayacaksa veya yürüyecekse, bütün bunlar her zaman Türkiye ile istişare içerisinde yapılır. Başka türlüsü zaten mümkün değildir. Hepsini bir tarafa bırakın, Türkiye Cumhuriyeti bizim kardeş ülkemizdir, çok özel ilişkilerimiz var. Başka hiçbir iki devletin ilişkisine benzemez bizim Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkimiz. Türkiye ile ilişkimiz çok özeldir. Ama artı Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs'ta garantör devlettir zaten. Erhürman, KKTC ile Türkiye ilişkilerinin gelecek dönemde daha da ileriye taşınacağını vurgulayarak, "Türkiye Cumhuriyeti ile istişare etmeksizin ne müzakere, ne Kıbrıs sorunuyla ilgili herhangi bir hamle, ne dış politikada herhangi bir hamle, bugüne kadar yapılmadığı gibi bundan sonra da yapılmayacak. Artı Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerin çok daha iyi bir seviyeye gelmesi de benim kendime özel olarak görev bildiğim, misyon bildiğim bir şeydir." diye konuştu. "GKRY'DEKİ YABANCI ASKERİ VARLIK ENDİŞE VERİCİ" Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ndeki (GKRY) başta İsrail olmak üzere yabancı askeri yapılanmanın sadece KKTC için değil Rum halkı için de endişe verici olduğunu söyleyen Erhürman, İngiliz üslerinin İran tarafından vurulma riski ortaya çıktığında hem KKTC'de hem de Güney Kıbrıs'ta 1974 sonrası ilk defa sığınak sorma ihtiyacı hissettiklerini, GKRY'deki yabancı askeri varlığının artışının endişe verici olduğunu ifade etti. GKRY lideri Nikos Hristodulidis'in, kendince Türkiye'ye karşı denge kurmak üzere bazı devletleri Kıbrıs'a çektiğini aktaran Erhürman, bu güç dengesini Hristodulidis'in kendi ordusu, silahı ve gücü ile değil başka devletler aracılığı ile kurmak istediğini vurguladı. Hristodulidis'in yürüttüğü sürecinin farklı yerlere kaydığını belirten Erhürman, şunları söyledi: "Türkiye'ye karşı güç dengesi kuracağım düşüncesiyle "büyük abiler" oraya gelirse, siz bileceksiniz ki bu büyük abiler girdikleri hiçbir coğrafyadan bugüne kadar çıkmadılar. Hiçbir coğrafyada da kimsenin arkasında durmadılar. Öne geçtiler. Siz arkaya düşeceksiniz ve dolayısıyla kendi iç yönetiminiz açısından da sıkıntı yaşayacağınız gibi güvenlik açısından da siz de sıkıntı yaşayacaksınız." Erhürman, GKRY'nin Hindistan'ı dahi Ada'ya getirmeye çalıştığını aktararak, "O dönemde, İran'ın sadece İsrail ile yetinmeyip üslerin olduğu yerleri vuracağını söylediğinde, biz bile sığınakları tartışmaya başladık. Aslında bu yaklaşım (GKRY'nin yaklaşımı), Ada'yı güvenli olmayan bir yere dönüştüren yaklaşım. Biz Kıbrıslı Türkler olarak dediğim gibi; Türkiye'nin garantörlüğünde kendimizi daha güvende hissetme noktasında durabiliriz. Ama Güney'deki Rumlar, kendilerini nasıl daha güvende hissedecekler onu bilmem?" diye konuştu. "Biz yokmuşuz gibi davranmaya çalışanlar eninde sonunda kaybeder" KKTC Cumhurbaşkanı, son zamanlarda gündeme gelen, Güney Kıbrıs-İsrail ve Yunanistan arasında kurulması düşünülen elektrik bağlantısı projesinin (Great Sea Interconnector) güzergahını da eleştirerek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Elektrik bağlantısını, Güney Kıbrıs, İsrail, Yunanistan arasında kurmayı düşüneceksiniz. Neden? 'Türkiye dışarıda kalsın' diye. Halbuki fizibilite olarak baktığınızda en yakın coğrafya Türkiye. Buradaki mantıklı proje Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan. Ama siz sırf Türkiye'yi siyasi sebeplerle dışarıda bırakmak adına dönüyorsunuz hattı yüzlerce kilometre öteden Yunanistan'a bağlanmayı düşünüyorsunuz. Bu ekonomik değil, makul değil. Ama siyaseten bunu tercih ediyorsunuz. Şimdi böyle yaklaşımları sergilediğiniz müddetçe bu bölgede kalıcı barış, kalıcı istikrar sağlamak da çok kolay değil." Erhürman, siyasi yaklaşımlarla gerçeklerden uzaklaşmamak gerektiğine dikkati çekerek, "Türkiye Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bu bölgede görmezden gelinemez. Biz hep vardık. Bugün de varız. Yarın da var olacağız. Biz yokmuşuz gibi davranmaya çalışanlar eninde sonunda kaybeder." dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, BM Kıbrıs Kişisel Temsilcisi ile görüştü: Üçlü toplantı tarihi belli oldu Haber

Cumhurbaşkanı Tatar, BM Kıbrıs Kişisel Temsilcisi ile görüştü: Üçlü toplantı tarihi belli oldu

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 15 Eylül 2025 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar'ı Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi'nde kabul etti. Bir saati aşan görüşmede, Kıbrıs meselesi, BM nezdinde taraflar arasında yapılacak görüşmeler ve iki taraf arasında açılması planlanan yeni sınır kapılarının gündeme geldiği öğrenildi. ÜÇLÜ TOPLANTI TARİHİ BELLİ OLDU Tatar gerçekleşen görüşmenin ardından bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Cuellar ile yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, 26 Eylül’de BM Genel Sekreteri ve heyetiyle 27 Eylül’de ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis ile üçlü toplantıda bir araya geleceklerini açıkladı. KKTC ile GKRY arasında sınır kapısı açılması için yapılan görüşmeler konusunda Rum tarafının negatif tutumunu Cuellar'a ilettiğini aktaran Tatar, 26-27 Eylül tarihlerinde New York’ta bu konuyu BM Genel Sekreteri nezdinde tekrar gündeme getireceğini bildirdi. “KIBRIS MESELESİ BİR STATÜ MESELESİDİR” Kıbrıs meselesinin özünde statü meselesi olduğunu yineleyen Cumhurbaşkanı Tatar, “Bir taraf tanınmış cumhuriyet, Avrupa Birliği (AB) devleti diğer taraftan bizler ki, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı olarak kendi egemenlik haklarımızla bu adadaki varlığımızı sürdürürken, bu kadar haksızlık altında, hala izolasyon, engellemeler, kısıtlamalar ve hatta ambargolarla yaşamamızın zorlaştırılması için baskıcı unsurlarla zorluklar çıkaran bir idare ile karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Tatar, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Cuellar ile yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğini kaydederek, "Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşma olacaksa, statü eşitsizliğinin ortadan kaldırılması, egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statünün kabul edilmesi gerekir." diye konuştu. TATAR’DAN HAPİSHANE ŞARTLARINA VURGU Güney Kıbrıs’taki hapishanedeki durumların iç açıcı olmadığını da ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, “Bizlerin vatandaşları orada büyük bir sıkıntı yaşıyorlar. Gerek hapishanedeki koşullar, gerek oradaki davranışlar gerçekten oradaki vatandaşlarımızın büyük bir zulümle karşı karşıya olduğu yönünde haberler geliyor.” dedi. Cumhurbaşkanı Tatar, bu konuda Holguin’den karşı tarafla görüşmesini ve vatandaşların insani koşullarda muamele görmesini rica ettiğini belirtti. TEMSİLCİ’DEN AÇIKLAMA Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Cuellar da görüşmenin ardından gazetecilere konuştu. Tatar ile görüşmesinde birkaç hafta içinde New York’ta Genel Sekreter ile yapılacak toplantıyla ilgili süreci ele aldıklarını dile getiren Cuellar, Genel Sekreter'e adadaki durum hakkında bir rapor hazırlamak için Kıbrıs'ta bulunduğunu ifade etti. Cuellar, Tatar ile görüşmesinin olumlu geçtiğinin de altını çizerek, "Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasını umuyorum ve bu yönde çalışmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, ABD'deki Kıbrıs konulu gayriresmî görüşmelere katılacak Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, ABD'deki Kıbrıs konulu gayriresmî görüşmelere katılacak

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi'nde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Colin Stewart ile yaptığı görüşmede Kıbrıs ile ilgili güncel mevzuları masaya yatırdı. “KIBRIS’TA İKİ TARAF ARASINDA ORTAK ZEMİN YOK” Görüşmenin ardından basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC'nin diyalog, temas ve yapıcı tutumundan hiçbir zaman vazgeçmediğini vurguladı. Tatar, BM raporlarına giren "Kıbrıs'ta Türk ve Rum tarafları arasında ortak zemin bulunmadığı" yönündeki ifadelerin kendileri için diplomatik bir zafer olduğunu dile getirdi. TATAR, ABD'DE KIBRIS KONULU GAYRİRESMİ GÖRÜŞMELERE KATILACAK Öte yandan Tatar, Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) New York kentinde 16-17 Temmuz'da yapılması planlanan Kıbrıs konusundaki gayriresmi genişletilmiş 5+1 görüşmelerine katılacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Tatar, "Taraflar arası resmî müzakerelere geçme şartlarımız belli." dedi. Tatar, "Dik duruşlu, onurlu ve güçlü bir gelecek için Kıbrıs Türk tarafının ayrı bir devlet, otorite ve halk olarak diplomatik temaslarını sürdürmesi önemlidir. 16-17 Temmuz tarihinde New York’ta genişletilmiş 5+1 görüşme için orada hazır olacağımızı teyit ettik. Tabii bu süreçleri Türkiye ile de istişare ettik." ifadelerini kullandı. Daha önce 6-17 Mart tarihlerinde İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan 5+1 toplantısının devamında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile bazı sorunlar yaşandığını hatırlatan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rum kesiminin, KKTC'de mülk alanlara yönelik haksız tutuklama sürecine son verilmesi gerektiğini vurguladı. "EGEMEN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜ SİYASETİ ÖNEMLİ" Tatar, Rum tarafı ile çeşitli komiteler aracılığıyla diyalog ve çalışmaların sürdüğüne dikkat çekerek şunları aktardı: "Taraflar arası resmî müzakerelere geçme şartlarımız belli. Bizim vizyonunu oluşturduğumuz 'egemen ve eşit uluslararası statü' siyaseti önemlidir. Bizim 3D olarak formüle ettiğimiz direkt uçuş, direkt ticaret ve direkt temas çerçevesinde bir ilerleme olursa resmî müzakerelere de geçilebilir."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan, Rum kesiminin adımlarına sert eleştiri! Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan, Rum kesiminin adımlarına sert eleştiri!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki (KKTC) iş dünyasına yönelik adımların iyi niyetle bağdaşmadığını ve iş birliği ruhuna uymadığını belirterek, bu girişimlerin karşılıksız kalmayacağını ifade etti. KKTC İLE GÜÇLÜ BAĞLAR DERİNLEŞTİRİLİYOR Yılmaz, KKTC'nin başkenti Lefkoşa ziyareti kapsamında Ercan Havalimanı'nda basına açıklamalarda bulundu. Yılmaz, her ziyarette Türkiye ile Kıbrıs Türk halkı arasındaki güçlü bağları, samimi kardeşliği ve karşılıklı dayanışmayı daha da derinleştirdiklerini söyledi. Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve KKTC Başbakanı Ünal Üstel başta olmak üzere birçok görüşme ve temaslarda bulunacağını aktardı. Yılmaz, KKTC'nin daha müreffeh yarınlara kavuşması, Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukunu korumak için atılan ve atılması gereken adımları hep birlikte istişare edeceklerini bildirdi. “TÜRKİYE HER ZAMAN KKTC’NİN YANINDA” Yılmaz, Türkiye'nin güçlü ve garantör bir devlet olarak her zaman Kıbrıs Türkü'nün yanında olmaya devam edeceğini vurguladı. Cenevre'de iki devletin ortak çalışabileceği, iş birliği yapabileceği alanlar çerçevesinde güzel bir atmosfer oluştuğunu dile getiren Yılmaz son dönemde Rum kesiminde KKTC’deki iş dünyasına yönelik yapılan çalışmaların iyi niyetle bağdaşmadığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Rum kesimi tarafından yapılan çalışmaların iş birliği yapma ruhuna aykırı olduğunu ve bunun karşılıksız kalmayacağını belirtti. Yılmaz, siyasi birtakım gerekçelerle hukuku kullanarak Rum kesiminin KKTC ekonomisine zarar verme çabalarına hiçbir şekilde kayıtsız kalınmayacağını vurguladı.

GKRY’de Türkiye’ye karşı yeni terör örgütü kuruldu! Haber

GKRY’de Türkiye’ye karşı yeni terör örgütü kuruldu!

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) Türkiye’ye ve Türklere karşı savaşacak yeni bir terör örgütü kuruldu. “Devrimci Özgürlük Savaşçıları Hareketi” adlıyla kurulan terör örgütü, Yunanların Osmanlı'ya karşı isyanının sembolü olan ateş ve balta figürlerini sembol olarak kullanıyor. Gazeteci Sabahattin İsmail’in 27 Mart 2025 tarihli haberine göre; “Devrimci Özgürlük Savaşçıları Hareketi” adlı terör örgütünün amacı, "işgalci" olduğunu ileri sürdüğü Türkiye'ye karşı savaşmak olarak bildirildi. Terör örgütü “Devrimci Özgürlük Savaşçıları Hareketi”, bir bildiri metni ile kuruluşlarını ilan etti.  Bildiri metinleri, arabaların sileceklerine iliştirildi, kapı altlarından evlere atılarak dağıtıldı. Türk düşmanı söylemelerin yazıldığı bildiri metninde, “En büyük sorunumuz olan Türk işgalinin barışçıl çözümü için 50 yıl sabırla bekledik. Ne yazık ki, tüm çabalar başarısızlıkla sonuçlanmış, vatanımızın yarısı işgalci Türk çizmeleri altında kalmıştır. İşte bu nedenle fraksiyonumuz bugünden itibaren Türk işgaline karşı uzun vadeli bir kurtuluş mücadelesi başlatmıştır. Vatanımızı ve esaret altındaki topraklarımızı kurtarmak için bütün gücümüzle, bütün imkânlarımızla savaşacağız.” ifadeleri yer aldı. Ayrıca Kıbrıslı Rumlara, Kıbrıslı Türklere, Maronitlere ve Ermenilere, sözde “özgürlük, adalet ve bağımsızlık mücadelesine” katılmaları için çağrı yapıldı. ABD GKRY'YE YÖNELİK SİLAH AMBARGOSUNU KALDIRMIŞTI Amerika Birleşik Devletleri (ABD), GKRY'ye uygulanan silah ambargosunu 2020 yılında kaldırmış ve 33 yıllık uygulamaya son vermişti. Bu andan sonra ABD, Rumları silahlandırmış bu da Türkiye ve KKTC'nin tepkisine neden olmuştu.  Ayrıca 2024 yılında ABD ile GKRY arasında uluslararası güvenlik endişelerine karşı "İkili Savunma İş Birliği Yol Haritası" anlaşması imzalanmıştı. 2025 yılının başında ise ABD'nin GKRY silah satışına izin veren yönergeyi onaylanması üzerine Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), açıklamalarla kararı kınamıştı.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, New York'taki görüşmeyi değerlendirdi Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, New York'taki görüşmeyi değerlendirdi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 15 Ekim 2024 tarihinde New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezinde, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ev sahipliğinde Rum Lider Nikos Hristodulidis ile gerçekleşen gayriresmî görüşme hakkında değerlendirmelerde bulundu.  ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA 4+1 FORMATINDA BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞEBİLİR Cumhurbaşkanı Tatar, yemekle ilgili "Uluslararası diplomaside Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu koşullarda önemli bir yemekti." yorumunda bulundu. Genel Sekretere daha önce 4+1 formatında bir görüşme önerisi yaptıklarını hatırlatan Tatar, Genel Sekreterin yemekte, genişletilmiş bir gayriresmî toplantıdan bahsettiğini vurguladı. Tatar, bu görüşmenin Türk tarafının talebi olduğunu ve önümüzdeki aylarda bu talebin gerçekleştirilebileceğini kaydetti. RESMΠBİR SÜREÇ ANCAK EGEMEN EŞİTLİK VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜNÜN TEYİDİYLE OLABİLİR Tatar, yeni bir görüşme sürecinin ancak son dört yıldır sürdürülen yeni siyasetin, egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statünün teyidiyle başlatılabileceğini vurguladı. Son 50 yıldır federal anlayışla yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığını belirten Tatar, en son 2017 yılında federal bir çözüm için Crans Montana’da yapılan görüşmenin Rum yönetiminin tutumu nedeniyle çöktüğünü ifade etti. Tatar, görüşmede resmî bir sürecin ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün teyidiyle olacağını da ifade ettiğini söyledi. ORTAK BİR ZEMİN BULUNAMADI Tatar; Genel Sekreter Guterres'in yemekten sonra yaptığı açıklamada ortak zeminin olmadığını ifade ettiğini, aynı ifadenin Genel Sekreterin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın sunduğu raporda da yer aldığını vurguladı. Tatar, her iki halka fayda sağlayacak alanlarda iş birliği ve istişare yapılabileceğini belirtti. Yeni kapıların açılması ve Güney Kıbrıs’la ticaret gibi alanlarda temasların artırılabilmesini içerem istişareyi onayladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, Rum liderle bu konuların istişaresi ve değerlendirmesi konusunda Kıbrıs Adası'nda görüşebileceklerini de yemekte ifade ettiğini kaydetti.  TATAR, KKTC ÜZERİNDEKİ BASKILARA DEĞİNDİ Cumhurbaşkanı Tatar; Genel Sekretere, Kıbrıs Türk halkı üzerindeki baskıların, tutuklamaların ve turizme yönelik hareketlerin arttırıldığını ve bu durumun asla kabul edilmeyeceğini ifade etti. Sonuç olarak görüşmelerin faydalı olduğunu belirten Tatar, gerçekleşen görüşmenin yeni bir yol haritası çizebileceğini vurguladı. Son olarak Tatar, “Esas itibarı ile bizim arzu ettiğimiz Kıbrıs Rumu, Kıbrıs Türkü, anavatan Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan ve BM nezdinde bir çerçevede meseleyi tartışmaktır.” ifadelerini kullanarak Kıbrıs’ta iki halkın da faydasına olabilecek yeni kapıların açılması arayışlarının süreceğini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.