SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İşgal

QHA - Kırım Haber Ajansı - İşgal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşgal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna Parlamentosu, Macarlara yönelik Sovyet baskılarını suç olarak tanıdı Haber

Ukrayna Parlamentosu, Macarlara yönelik Sovyet baskılarını suç olarak tanıdı

Ukrayna Parlamentosu (Verhovna Rada), Sovyet askerî yönetiminin 1944-1946 yıllarında işgal ettiği Zakarpatska bölgesinde gerçekleştirdiği baskı ve sürgünleri kınayan bildiriyi oy birliğiyle kabul etti. Parlamentoda 3 Eylül'de yapılan oylamada 261 milletvekili “evet” oyu kullanırken, Sovyet yönetiminin bölgedeki sivil halka yönelik uygulamalarının komünist totaliter rejimin işlediği suçlar kapsamında resmen tanınması kararlaştırıldı. Bildiride, özellikle bölgedeki Macar azınlığa yönelik kitlesel baskılar ve sürgünler vurgulandı. Sovyet birliklerinin 1944 sonbaharında Macar ve Alman askerlerinin bölgeden çekilmesinin ardından Zakarpatska'nın kontrolünü ele geçirdiği, bunun ardından Sovyetler Birliği’nin İçişleri Halk Komiserliği (NKVD) ve Sovyetler Birliği Karşı İstihbarat Birimi SMERŞ'in 18-50 yaş arasındaki erkekleri sözde “çalışma kamplarına seferberlik” gerekçesiyle topladığı belirtildi. Binlerce sivilin herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın tutuklanarak Gulag kamplarına sürgün edildiği ifade edildi. Bu uygulamalar, Sovyet askerlerinin “küçük iş” anlamında kullandığı “malenkıy robot” ifadesiyle anılıyor. “MALENKIY ROBOT” SOVYET SUÇLARI KAPSAMINDA TANINDI Ukrayna Parlamentosu, Macar sivillere yönelik “malenkıy robot” uygulamasını ve bölgedeki diğer kitlesel baskıları komünist totaliter rejimin işlediği suçlar olarak resmen tanıdı. Bildiride ayrıca NKVD ve SMERŞ mensupları tarafından gerçekleştirilen zorla sürgünler, yargısız infazlar ve insanların milliyet, din ve sosyal statüleri nedeniyle takip edilmesi kınandı. Ukrayna Parlamentosu, baskıların kurbanlarının anılması amacıyla anıtlar ve anma mekânları oluşturulmasını, bilimsel araştırmalar yapılmasını ve eğitim programları hazırlanmasını destekleme kararı aldı. Parlamento ayrıca 1944-1946 dönemine ilişkin arşiv belgelerinin kamuoyuna açılmasını ve Sovyet totaliter rejiminin Zakarpatska ve Ukrayna'nın diğer bölgelerinde işlediği suçların belgelenmesine yönelik akademik çalışmaların desteklenmesini istedi. TARİHSEL OLAYLARIN EĞİTİM MÜFREDATINA ALINMASI ÇAĞRISI Bildiride, söz konusu olayların eğitim programlarına dâhil edilmesi gerektiği de vurgulandı. Böylece Ukrayna toplumunda totaliter geçmişe ilişkin objektif bir anlayış oluşturulması ve benzer suçların gelecekte tekrarlanmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Ukrayna Parlamentosu ayrıca uluslararası topluma, bilim kurumlarına ve demokratik ülkelerin arşiv kuruluşlarına Sovyet totalitarizminin işlediği suçların tarihsel gerçekliğinin ortaya çıkarılması konusunda iş birliği çağrısında bulundu. RUSYA’NIN BUGÜNKÜ POLİTİKALARIYLA BAĞLANTI KURULDU Ukrayna Parlamentosu, bildiride Sovyet dönemindeki baskılarla Ukrayna-Rusya Savaşı arasında da bağlantı kurdu. Moskova'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığını sürdürdüğü belirtilen bildiride, Rusya Federasyonu'nun işgal altındaki Ukrayna topraklarında sivillere yönelik geniş çaplı baskılar uyguladığı ve bu eylemlerin komünist totaliter rejimin geçmişteki uygulamalarına benzerlik gösterdiği savunuldu. Parlamentonun açıklamasında, Sovyet dönemindeki baskıların tanınmasının yalnızca geçmişin değerlendirilmesi açısından değil, hâlihazırda yaşanan Rus saldırılarının ve işgal altındaki bölgelerdeki uygulamaların anlaşılması açısından da önem taşıdığı belirtildi.

Kırımoğlu’ndan Bağımsızlık Günü mesajı: "Kırım Tatarlarının tercihi her zaman bağımsız Ukrayna oldu" Haber

Kırımoğlu’ndan Bağımsızlık Günü mesajı: "Kırım Tatarlarının tercihi her zaman bağımsız Ukrayna oldu"

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Ukrayna Bağımsızlık Günü’nün 35. yıl dönümü vesilesiyle yayımladığı mesajda, Kırım Tatar halkının tarih boyunca bağımsız Ukrayna devletinden yana net bir duruş sergilediğini vurguladı. Kırımoğlu, Sovyetler Birliği döneminde sürgündeyken Ukraynalı insan hakları savunucusu Vyaçeslav Çornovol ile yaptığı mektuplaşmaları hatırlatarak, Sovyet rejiminin çöküşünün kaçınılmazlığını ve Kırım’ın geleceğinin bağımsız Ukrayna ile bağlandığını o yıllardan öngördüklerini belirtti. "1991'DE OYLADIK, 2014'TE SAVUNDUK" 1991 yılındaki bağımsızlık referandumunda Kırım Tatarlarının henüz sürgünden yeni dönmelerine ve nüfusça az olmalarına rağmen bağımsızlık lehine yoğun kampanya yürüttüklerini belirten Kırımoğlu, şu ifadeleri kullandı: O dönemde Kırım’daki nüfusumuz bugünkünden çok daha azdı; pek çok aile onlarca yıl süren sürgünün ardından vatana henüz yeni dönüyordu. Ancak biz Ukrayna’nın bağımsızlığı için kampanya yürüttük ve 1 Aralık’ta bağımsızlık lehine oy kullandık. Aradan 23 yıl geçti ve 26 Şubat 2014’te Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu önünde Ukrayna ve Kırım Tatar bayrakları yine yan yana dalgalandı. Binlerce Kırım Tatarı ve diğer milletlerden Ukrayna vatandaşları, Kırım’ın Ukrayna’dan koparılması senaryosunun hayata geçirilmesini engellemek için o gün meydanlara döküldü. Bu artık bağımsızlık için yapılan bir oylama değil, bağımsızlığın doğrudan savunulmasıydı. Ertesi sabah Kırım Parlamentosu ve hükûmet binaları Rus askerleri tarafından ele geçirildi; işgal ve onunla birlikte Rusya’nın Ukrayna’ya karşı günümüze kadar devam eden savaşı başladı. 1991 ile 2014 yılları arasında yirmi üç yıl var, ancak yapılan tercih hiç değişmedi. "BAĞIMSIZLIK BİR TAKVİM YAPRAĞI DEĞİL, GELECEĞİMİZİ KENDİMİZ BELİRLEME İRADESİDİR" Bugün devletin bağımsızlığını savunan Ukrayna ordusuna ve tüm savunma güçlerine teşekkür eden Kırımoğlu, bağımsızlığın sadece takvime yazılmış bir tarih olmadığını, başka bir devletin tahakkümünü reddetme iradesi olduğunu vurguladı. Ukrayna'nın işgalci Rusya karşında dayanacağını ve gasbedilen tüm topraklarını geri alacağına inandığını belirten Kırımoğlu, "1991'de oyladığımız ve bugün savunduğumuz bağımsızlık, yabancı bir imparatorluğun iradesiyle değil, kendi devletimizde kendi tercihlerimizle yaşama hakkımızdır." diyerek Ukrayna Bağımsızlık Günü'nü kutladı.

Kültürel direnişin sembolü: 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışması Ödülleri Kıyiv’de sahiplerini buldu Haber

Kültürel direnişin sembolü: 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışması Ödülleri Kıyiv’de sahiplerini buldu

Ukrayna ile Kırım Tatar edebiyatını bir araya getiren 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışmasının kazananları Kıyiv'de düzenlenen törenle ödüllerini aldı. 19 Ağustos’u 20 Ağustos’a bağlayan gece Rusya'nın düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenler için ilan edilen yas nedeniyle "Kırım İnciri" festivali formatı değiştirilerek gerçekleştirildi. Törene katılan Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Rusya’nın Ukrayna'yı terörize eden saldırılar düzenlediği bir dönemde bile kültürel etkinlikler düzenlemenin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Hiçbir düşman bizi adil bir barışa ulaşmak, direncimiz ve birliğimiz için hayati önem taşıyan etkinlikleri düzenleme hakkımızdan mahrum edemez. Bu yarışma ortak yaşam alanımızla ilgilidir. Kırım'ın işgalden kurtarılması soyut bir kavram değildir; askerlerimiz bunu her gün kanıtlıyor. Kültür ise birleştirir, yaraları iyileştirir, inanç verir ve geliştirir. Bu yarışma aracılığıyla tanıdığımız eserler hem acıyı hem umudu hem de gücü gösteriyor. İŞGAL ALTINDA BÜYÜYEN BİR ŞAİRİN REFLEKSİYONU “Kırım Hakkında Ukraince Şiir” kategorisinde birincilik ödülünü kazanan Sofiya Prısyajnyuk, eserinde işgal altındaki Kırım'da çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı deneyimleri paylaştı. İşgal başladığında 10 yaşında olduğunu belirten Prısyajnyuk, okul yıllarında maruz kaldığı Rus propagandası ile Ukrayna yanlısı ailesinin değerleri arasındaki çatışmayı şiirine yansıttığını belirterek, “Şiir yoluyla Kırım'ın işgalinden sonraki yaşam deneyimini, Ukraynalıların ve Kırım Tatarlarının Kırım'daki deneyimlerini, çocuklar başta olmak üzere propagandanın insanları nasıl etkilediğini anlatmak istedim.” dedi. "ÖZGÜRLÜK SÖZLERİ": TUTSAKLARIN ÖDÜLLERİNİ LENİYE UMEROVA ALDI Yarışmanın en anlamlı bölümlerinden biri olan "Özgürlük Sözleri" özel kategorisinde, Rusya'da haksız yere hapiste tutulan Kırım Tatar siyasi tutsaklar Server Bağçasaraylı ve Appaz Kurtamet ödüllendirildi. Eski Kırım Tatar siyasi tutsak Leniye Umerova, tutsak yazarlar adına ödülü sahneden alırken yaptığı konuşmada şunları vurguladı: Zamanında ben de bugün onların geçmek zorunda kaldığı yollardan geçtim. Hapisteyken benim adımı haykırmanız, bana mektup yazmanız kendimi kaybetmememi sağladı. Yaptığınız hiçbir şey boşa değil. Lütfen tutsakların isimlerini ve hikayelerini anlatmaya devam edin. Bir gün bu ödülü bizzat kendi ellerine teslim edeceğimizi umuyorum. 6. KIRIM İNCİRİ YARIŞMASININ KAZANANLARI Kırım Hakkında Ukraince düzyazı: “Dyuşa Efsanesi” (Legenda pro Dyuşu) - Viktor Şepelyev Kırım Tatarca düzyazı: “Elmalar Koktuğunda” (Alma qoquğanda) - Qoqlam Kırım Hakkında Ukraince Şiir: Şiir seçkisi -Sofiya Prısyajnyuk () Kırım Tatarca Şiir: “Dilsiz Halk…” (Tilsiz halq…) - Seyran Albkermenli Kırım Hakkında Çocuk Edebiyatı: Şiir seçkisi- Taz Oğlan (Kel Oğlan) Kırım Hakkında Deneme : “İşgal Edilmiş Yakınlık” - Anastasiya Babaş Kırım Tatarca-Ukraince Çeviri: Ruslan Matuşevskıy (Umer İpçi’nin eserleri çevirisi) Ukraince-Kırım Tatarca Çeviri: Elzara Beşüyli (Artur Dron’un "Hemingway Hiçbir Şey Bilmiyor" eserinden bölüm çevirisi) "Özgürlük Sözleri" Özel Ödülü: siyasi tutsaklar Server Bağçasaraylı ve Appaz Kurtamet Kırım Tatar Edebiyatına Katkı Özel Ödülü: Rüstem Celil

Kıyiv’de "Çalınan Mutluluk" sergisi: Rus esaretindeki sivil tutsakların hikâyeleri sanatla anlatıldı Haber

Kıyiv’de "Çalınan Mutluluk" sergisi: Rus esaretindeki sivil tutsakların hikâyeleri sanatla anlatıldı

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de 19 Ağustos tarihinde, Rusya tarafından yasa dışı şekilde alıkonulan sivil tutsaklara ithaf edilen "Çalınan Mutluluk" başlıklı resim sergisinin tanıtımı gerçekleştirildi. “Özgür Siviller” sivil toplum kuruluşu tarafından düzenlenen sergide yer alan 16 kolaj tablo, Rusya Federasyonu tarafından özgürlüğünden mahrum bırakılan binlerce Ukraynalı sivilin ve ailelerinin gerçek yaşam öykülerini anlatıyor. KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARININ HİKÂYELERİ DE YER ALDI Serginin açılışında konuşan Kırım Tatar Kaynak Merkezi İletişim Müdürü Valentına Manjula, sivil tutsakların serbest bırakılması için yürütülen ortak mücadelenin önemine dikkat çekti. Kırımlı siyasi tutsaklar Serhiy Lıhomanov, Rüstem Gugurik ve Serhiy Tsıhıpa’nın hikâyelerini anlatan Manjula, "Topyekun işgalin başlangıcından bu yana Kırım Tatar Kaynak Merkezi; işgal altında bulunan Kırım, Herson ve Zaporijjya bölgelerinde işgalciler tarafından 'incommunicado' (dış dünyayla iletişimi kesilmiş) statüsünde yasa dışı olarak alıkoyulan insanlara ilişkin 99 vakayı kamuoyuna duyurdu. Kırım Tatar Kaynak Merkezi ekibi, tutsakların yakınlarıyla birlikte, Ukrayna'nın işgal edilmiş topraklarında ve Rusya Federasyonu bölgesinde yasa dışı şekilde tutulan kişilerin bulunduğu yerlerin tespiti için elinden gelen tüm çabayı gösteriyor." dedi. Çalınmış Mutluluk sergisi; hâlen yasa dışı tutuklu bulunan insanları sanat aracılığıyla hatırlatan, topluma ve uluslararası kamuoyuna onların özgürlüğü için verilen mücadeleyi durdurmama çağrısında bulunan platformlardan biri oldu.

KTMM Başkanı Çubarov: “Ukrayna, Kırım’dan asla vazgeçmeyecek” Haber

KTMM Başkanı Çubarov: “Ukrayna, Kırım’dan asla vazgeçmeyecek”

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, İtalya merkezli L’Europeista dergisine verdiği röportajda Kırım’ın geleceği, Kırım Tatarlarının yaşadığı baskılar ve Rusya’nın yarımadadaki politikaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Çubarov, Ukrayna’nın Kırım’dan vazgeçmeyeceğini belirterek, Kırım’ın Ukrayna’nın güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Çubarov, Rusya’nın Kırım’ın tarihini kendi anlatısına göre yeniden şekillendirmeye çalıştığını bildirdi. Kırım’ın tarih boyunca Alanlar, Sarmatlar, Kimmerler, Gotlar, Hunlar ve Peçenekler gibi farklı halklara ev sahipliği yaptığını belirten Çubarov, Kırım Tatarlarının ise yüzyıllar boyunca yarımadanın ve çevresinin kültürel kimliğinin oluşmasında önemli rol oynadığını ifade etti. “KIRIM TATARLARI RUSYA İÇİN HER ZAMAN SORUN OLDU” Çubarov, Rusya'nın 1783 yılında, Rusya'nın II. Katerina döneminde Kırım'ı işgal ettiğini hatırlattı. Çubarov, Kırım Tatarlarının varlığının Rusya'nın tarih anlatısıyla çeliştiğini ve bu nedenle topluluğun tarih boyunca çeşitli baskı ve sürgünlere maruz kaldığını ifade etti. Kırım Savaşı'nın ardından Rus İmparatorluğu'nun Kırım Tatarlarını Fransa, İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu ve Sardinya Krallığı'ndan oluşan koalisyona yardım etmekle suçladığını belirten Çubarov, sonraki dört yıl içinde yaklaşık 200 bin Kırım Tatarının başka bölgelere yerleşmeye zorlandığını söyledi. Çubarov, yaklaşık 90 yıl sonra Stalin döneminde ise Kırım Tatarlarının tamamının sürgün edildiğini ve halkın yaklaşık yarım yüzyıl boyunca sürgünde yaşadığını ifade etti. Sovyet yönetimi döneminde Kırım'daki sokak, anıt ve yapıların isimlerinin değiştirilerek Kırım Tatarlarının kültürel izlerinin silinmeye çalışıldığını söyledi. Kırım Tatarlarının Kırım'a dönüşünün ancak Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından mümkün olduğunu belirten Çubarov, 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesiyle baskıların yeniden başladığını söyledi. “RUSYA BİZİ KENDİ ANLATISINA ENGEL OLARAK GÖRÜYOR” Çubarov, Kırım Tatarlarının Rusya'nın Kırım'a ilişkin tarihsel anlatısını sorgulayan önemli bir unsur olduğunu bildirdi. Kırım'da bugün Ukrayna karşıtı söylemlerin güçlü olduğunu belirten Çubarov, Rusya'nın tarihsel anlatıyı kendi siyasi amaçları doğrultusunda kullandığını belirtti. Sovyetler Birliği döneminden günümüze kadar "düşmanlaştırma" siyasetinin Rus yönetimlerinin temel araçlarından biri olduğunu vurgulayan Çubarov, Nazi ve faşist suçlamalarının da bu söylemin bir parçası olarak kullanıldığını söyledi. Çubarov, bu yöntemin geçmişte Kırım Tatarlarının 1944 Sürgünü ve Soykırımı'nı meşrulaştırmak, günümüzde ise Ukrayna'ya yönelik savaşı gerekçelendirmek için kullanıldığını vurguladı. KIRIM TATARLARI 2014'TE RUSYA'NIN İŞGALİNİ REDDETTİ Çubarov, Kırım Tatar toplumu ile Meclis'in 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ın işgaline destek verme talebini başından itibaren reddettiğini belirtti. Rusya'nın uluslararası hukuku ve Ukrayna'nın egemenliğini açıkça ihlal ettiğini hatırlatan Çubarov, Kırım Tatarlarının bu nedenle işgali meşru kabul etmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Çubarov ayrıca Rusya'nın farklı halkları zaman içinde "Ruslaştırma" ve kimliklerini bastırma politikalarıyla dönüştürdüğünü söyledi. Çubarov, Kırım Tatarlarının da böyle bir sürecin hedefi hâline gelmekten endişe ettiğini belirtti. Bu durumu anlatırken bir Kırım Tatarının kendisine söylediği, "Evinize zorla giren, duvarlarınızı ve kapılarınızı yıkan, insanlarını öldüren ve yine de dostunuz olduğunu söyleyen birine elinizi vermeyin." sözünü aktardı. "KIRIM TATARLARI KIRIM'DAN AYRILMAYA ZORLANIYOR" Çubarov, Rusya'nın 2014'te Kırım'ı işgal etmesinin ardından Kırım Tatarları ile bölgedeki Rus makamları arasındaki ilişkilerin giderek daha da gerildiğini söyledi. Çubarov, işgal öncesinde Kırım'da yaklaşık 300 bin Kırım Tatarının yaşadığını ve bunların yaklaşık altıda birinin sonraki yıllarda yarımadayı terk etmek zorunda kaldığını belirtti. Kırım'ın büyük bir askerî üsse dönüştürüldüğünü vurgulayan Çubarov, Rus makamlarının sadakatinden şüphe ettiği halklara yönelik baskının arttığını bildirdi. Kırım Tatarlarının baskı gördüğünü, bazı kişilerin hapsedildiğini, bazılarının ise bölgeden ayrılmaya zorlandığını ifade etti. “KIRIM DEMOKRATİK BİR UKRAYNA'NIN PARÇASI OLMALI” Çubarov, Kırım Tatarlarının geleceğini demokratik bir Ukrayna içinde gördüklerini söyledi. Ukrayna'nın Kırım'dan vazgeçmesinin söz konusu olamayacağını belirten Çubarov, bunun yalnızca Kırım Tatarlarının haklarının korunması açısından değil, Ukrayna'nın ekonomik ve askerî güvenliği açısından da gerekli olduğunu vurguladı. Çubarov, Avrupa ve uluslararası toplumun toprak tavizlerini desteklememesi gerektiğini ifade ederek, böyle bir anlaşmanın uluslararası hukuk yerine "güç kullanma hakkının" hâkim olduğu bir düzen yaratacağını söyledi. Kırım Tatarlarının Sovyetler Birliği döneminde haklarının yeniden kazanılması için yaklaşık 50 yıl mücadele ettiğini hatırlatan Çubarov, Rusya'nın işgal ettiği toprakların pazarlık konusu yapılmasına karşı olduklarını bildirdi. Çubarov, savaş sırasında toprak tavizleri verilmesi ihtimalini tamamen dışlamadığını ancak böyle bir gelişmenin ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. 2014 yılında Kırım'ın Rusya'ya bırakılmasının bazı çevrelerce savaşın önlenmesi için bir seçenek olarak görüldüğünü, ancak 2022'de başlayan geniş çaplı savaşın küçük tavizlerin saldırganı daha büyük taleplere yöneltebileceğini gösterdiğini vurguladı. BATI'YA GÜVENLİK MESAJI Çubarov, Batılı liderlerin yalnızca Ukrayna ve Kırım Tatarlarının güvenliğini değil, kendi toplumlarının güvenliğini de dikkate alması gerektiğini söyledi. Kırım'ın Ukrayna için stratejik önem taşıdığını vurgulayan Çubarov, Batı'nın Ukrayna'ya destek vermesi gerektiğini söyleyerek, “Ukrayna Kırım’dan asla vazgeçmeyecek” mesajını yineledi.

Ukrayna Ombudsmanlığında yerli halkların hakları ve siyasi tutsakların kimlik sorunu ele alındı Haber

Ukrayna Ombudsmanlığında yerli halkların hakları ve siyasi tutsakların kimlik sorunu ele alındı

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) Şehri Sakinlerinin Haklarından Sorumlu Temsilciliği bünyesindeki Uzman Konseyi, Uluslararası Yerli Halklar Günü vesilesiyle toplandı. Toplantıda, "Ukrayna'nın Yerli Halkları Hakkında" kanunun uygulanmasında karşılaşılan sorunlar ve Rusya'da cezası bitmesine rağmen geçerli belgeleri olmadığı için serbest bırakılmayan Ukraynalı siyasi tutsakların durumu görüşüldü. YERLİ HALKLAR YASASININ UYGULANMASINDA İŞGAL ENGELİ Toplantıya Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Kırımçak toplumunu temsilen Tetyana Kosentska ve Babın Yar Ulusal Tarihi ve Anı Parkı Araştırmacısı Yuriy Radçenko katıldı. 2021 yılında kabul edilen yasaya rağmen, mevzuatın tam olarak hayata geçirilmesi için henüz alt düzenlemelerin tamamlanmadığı ve işgal nedeniyle uygulamanın zorlaştığı vurgulandı. Katılımcılar, Kırım Tatar, Karay ve Kırımçak gibi yerli halkların haklarının tam olarak korunabilmesi ve kültürel mirasın yaşatılabilmesi için Kırım'ın tamamen işgalden kurtarılmasının temel şart olduğu görüşünde mutabık kaldı. CEZASI BİTEN SİYASİ TUTSAKLAR KİMLİKSİZLİK NEDENİYLE SERBEST KALAMIYOR Görüşülen bir diğer kritik konu ise Rusya'daki cezaevlerinde siyasi gerekçelerle hapis yatan ve ceza süreleri dolan Ukrayna vatandaşlarının durumu oldu. Cezasını tamamlayan ancak işgal veya tutukluluk sürecinde Ukrayna kimlik belgelerinin süresi geçen kişilerin, Rusya tarafından Yabancıların Geçici Barınma Merkezlerine götürülerek burada tutulmaya devam edildiği belirtildi. Bu durumun infazın fiilen uzatılması anlamına geldiği ve yeni uydurma suçlamalara zemin hazırladığı ifade edildi. Toplantı sonucunda, özgürlüğünden yoksun bırakılan ve belgelerinin süresi dolan kişilerin kimliklendirilmesine ilişkin özel bir prosedür hazırlanması ve yerli halklar yasasının uygulanmasının izlenmeye devam edilmesi kararlaştırıldı.

"Ateş" direniş hareketi: Putin Aksenov’u görevden almayı planlıyor Haber

"Ateş" direniş hareketi: Putin Aksenov’u görevden almayı planlıyor

Rus işgali altındaki Kırım başta olmak üzere işgal altındaki Ukrayna topraklarında faaliyet gösteren “Ateş” isimli gizli direniş hareketi, Kremlin'in Kırım Yarımadası’nın yönetiminde değişikliğe gitmek için düğmeye bastığını duyurdu. Bu bağlamda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, işgal altındaki Kırım’ın sözde başkanı Sergey Aksyonov’u görevden almaya hazırlandığı ileri sürüldü. 12 yıldan uzun süredir sözde başkanlık görevini sürdüren Aksyonov'un Kremlin gözündeki kredisinin tükendiği belirtiliyor. Direniş hareketinin aktardığı bilgilere göre Putin, yarımadada yaklaşan insani felaketin ve altyapı yetersizliklerinin tüm sorumluluğunu Aksyonov'a yüklemeyi hedefliyor. "Ateş" tarafından yapılan açıklamada, Kremlin’in bu hamleyle yerel halk arasında artan hoşnutsuzluğu bastırmayı amaçladığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: Bu personel tasfiyesinin asıl amacı, sosyal gerilimleri azaltmak ve yerel halk arasında hükûmete karşı artan hoşnutsuzluğu bastırmaktır. Kremlin, klasik "iyi çar, kötü soylu" stratejisini uyguluyor. Aksyonov'u feda ederek, Moskova, Kırım halkının dikkatini, yarımadadaki sistemik krizin sadece yerel yetkililerin beceriksizliğinden değil, işgalin kendisinden kaynaklandığı gerçeğinden uzaklaştırmayı umuyor. Koltuğunun sallandığını fark eden Aksenov ise panik içinde: Kameralar karşısında yetkililere fırça atıyor, yerel 'milletvekillerini' açıkça tehdit ediyor ve Moskova’ya durumu kontrol altında tuttuğuna dair yapay bir 'güçlü lider' imajı çizmeye çalışıyor. Direniş hareketinin ifade ettiğine göre Aksyonov'un görevine Eylül ayında yapılması planlanan "seçimlerin" hemen ardından resmî olarak son verilecek. ADAY LİSTESİ GENİŞ DEĞİL Aksyonov'un yerine geçecek aday listenin son derece dar olduğu ifade ediliyor. Direniş hareketi, Putin'in Kırım'daki sözde İçişleri Bakanı Aleksey Dmitriyev'in adaylığına daha sıcak baktığını aktarıyor. Kremlin'in yarımadanın başına sert tedbirler alabilecek bir güvenlik bürokratını getirerek halktaki hoşnutsuzluğu bastırmak istediği belirtilirken; adayın Putin'in işgalci askerler için başlattığı "Kahramanlar Zamanı" programından bir askerî komutan olabileceği de ihtimaller arasında değerlendiriliyor.

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor Haber

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekun işgal girişimi başlattığı ilk günden bu yana, 12 yıldır işgal altında olan Kırım Yarımadası’nda savaş karşıtı protestolar ve Ukrayna yanlısı duruş kesintisiz şekilde devam ediyor. Yarımada sakinleri; sokaklara "Savaşa Hayır" yazıları yazarak, giysilerinde Ukrayna bayrağının sarı-mavi renklerini tercih ederek, Ukrayna şarkıları söyleyerek, Vladimir Putin’i açıkça eleştirerek ve Rus askerlerine hizmet vermeyi reddederek tepkilerini ortaya koyuyor. Krım.Realii haber ajansına konuşan Ukraynalı insan hakları savunucularına göre Kremlin, bu sivil direnişe karşı yargı ve kolluk kuvvetlerini tek bir potada eriten devasa bir baskı mekanizmasıyla yanıt veriyor. Ukrayna merkezli Bölgesel İnsan Hakları Merkezi hukukçuları, işgal yönetiminin en güçlü susturma aracı olan ve kamuoyunda "Rus ordusunun itibarını zedeleme yasası" adıyla bilinen Rusya İdari Ceza Kanunu’nun 20.3.3 maddesini mercek altına aldı. Kırım’daki sözde Rus mahkemelerinin 2022-2025 yılları arasında bu madde kapsamında verdiği bin 500'den fazla kararı analiz eden hak savunucuları, ortaya çıkan tablonun bireysel vakalardan ibaret olmadığını; ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını tamamen ortadan kaldıran sistematik bir devlet politikası olduğunu gözler önüne serdi. İNSANLAR SUÇSUZ YERE YARGILANIYOR Temmuz 2026'da Kıyiv'de sunulan "Zoraki Sadakat" başlıklı analitik rapora göre, Rus mevzuatının muğlak yapısı, işgalci makamların her türlü muhalif duruşu "orduyu karalama" potasında eritmesine olanak tanıyor. İzleme verileri, savaşa karşı çıkan Kırımlıları en çok cezalandıran mahkemelerin Kremlin kontrolündeki sözde Armanpazarı (Armyansk) Şehir Mahkemesi, Akmescit’teki (Simferopol) sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi ve sözde Canköy Şehir Mahkemesi olduğunu gösteriyor. Armanpazarı’ndaki sözde mahkeme bu süreçte adeta bir rekor kırarak incelenen tüm davaların üçte birini (yaklaşık 500 karar) tek başına karara bağladı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Kseniya Korniyenko, bu mahkemedeki vakaların yüzde 98'inin doğrudan Rus güvenlik güçlerinin ihbarları ve kurgularıyla açıldığına dikkat çekerek şu ifadelerini kullandı: "Bu veriler, sözde 'ihlal' tespitlerinin tesadüfi olmadığını, bizzat Rus devleti tarafından organize edildiğini kanıtlıyor. Bunlar münferit vakalar değil, Rusya’nın ifade özgürlüğünü ve temel insan haklarını bastırma ve topluma baskı uygulama politikasıdır." Rapora göre, mahkemeler sanıklara genellikle 30 bin ila 50 bin ruble (yaklaşık 350 - 600 Dolar) arasında değişen asgari para cezaları kesiyor. İlk dönemlerde sanık sandalyesinde çoğunlukla erkekler otururken, zamanla kadınların bu madde kapsamında yargılanma oranı iki katına çıktı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Volodımır Vyazovtsev ise yargı sürecindeki usulsüzlüklerin altını çizdi. Davaların kamuoyu denetimine kapalı olduğunu, kararlarda suç teşkil eden fiilin gizlendiğini veya soyut ifadelerle geçiştirildiğini belirten Vyazovtsev, "Duruşmalar bazen sadece birkaç dakika sürüyor. Mahkemeler genel olarak, 'Rus ordusunu itibarsızlaştırma' davasındaki sanığın tam olarak neyle itham edildiğini gizliyor. Bu davadaki bilgiler kamuoyuna kapatılıyor ya da mahkemeler son derece soyut ve genel ifadelerle yetiniyor. Bu şartlar altında, insanların kelimenin tam anlamıyla 'hiç yoktan' cezalandırılma riski çok yüksek." dedi. SOSYAL MEDYA TERÖRÜ VE “ZORAKİ NEDAMET” VİDEOSU SEKTÖRÜ Kırım’da savaş karşıtı görüşleri cezalandırmanın en karanlık ayaklarından birini ise işgalci gizli servislerle (FSB) koordineli çalışan propaganda kanalları oluşturuyor. Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olga Skrıpnık, Kefe (Feodosiya) merkezli Rus yanlısı blog yazarı Aleksandr Talipov’un yönettiği "Kırım Smerş" adlı Telegram kanalının bir infaz aparatına dönüştüğünü vurguluyor. Bu kanalda, savaş karşıtı Kırımlıların kişisel bilgileri, adresleri ifşa ediliyor; ardından Rus özel timlerinin evlere düzenlediği barbarca baskınların ve ters kelepçe görüntülerinin yer aldığı operasyon videoları yayımlanıyor. Sürecin son halkası ise bu kişilerin kamera karşısına çıkartılarak zorla özür diletildiği "pişmanlık" videoları oluyor. Olga Skrıpnık, bu videoların arkasındaki psikolojik ve fiziki şiddeti şu sözlerle açıklıyor: "Buradaki baskı ve zorlama gün gibi ortada. Bu özür beyanlarının büyük bir kısmı, Rusya'ya muhalif olan kişileri açıkça hedef alıp sindirmeyi amaçlayan platformlarda yayımlanmaktadır. Bu tür videoların bahsedilen mecralarda yer alması, söz konusu şahsa 'baskı uygulandığının' açık bir göstergesidir. Bu süreç, kural olarak, kişinin kendisine ve ailesine yönelik tehditler vasıtasıyla yürütülmektedir. Bu nedenle, bahse konu özürlerin rızaya dayalı olduğundan söz edilemez; bu, kesin bir dayatmadır." Kırım Tatar insan hakları girişimi Irade’nin propaganda medyasında yayımlanan yüzlerce videoyu inceleyerek hazırladığı rapora göre, Ukrayna yanlısı duruşu nedeniyle zorla özür diletilen her dört Kırımlıdan biri, çekimler sırasında ek aşağılamalara ve hakaretlere maruz kalıyor. Hakkında Ukrayna Başsavcılığı tarafından "işgalci devlete yardım ve yataklık" suçlamasıyla 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan iş birlikçi Talipov ise Kremlin kontrolündeki Kırım televizyonlarında yaptığı açıklamalarda Rus rejimiyle ortaklığını şu sözlerle teyit ediyor: "Yakalanan 'bekleyenleri' (Ukrayna ordusunun Kırım'a gelmesini umut edenleri) İçişleri Bakanlığı ile fişliyoruz. Finansal kısıtlamalar getiriliyor. Bence eğer bu faaliyetleri tekrarlarlarsa, vatandaşlıktan çıkarılıp sınır dışı edilmeliler. Ben olsam onları Grafskaya İskelesi'nden yüzdürerek gönderirdim." 12 YILLIK İŞGALE DİRENEN HAFIZA İşgalci yönetimin "Kırım halkı Putin'i yüzde 100 destekliyor" yönündeki propagandasına tezat olarak, bizzat Rusya Soruşturma Komitesi sözde Kırım Başkanı Vladimir Terentyev, Ocak ayında devlete ait propaganda RT (Russia Today) kanalına verdiği röportajda sivil itaatsizliğin boyutunu itiraf etmek zorunda kaldı. Terentyev, Kırım sakinlerinin sosyal ağlarda kitleler halinde Rus ordusuna "hakaret ettiğini" ve savaş karşıtı suçların had safhada olduğunu doğruladı. Olga Skrıpnık, baskıların Kırım'daki sivil direnişi kıramadığını, aksine Ukrayna aidiyetini bilediğini belirterek şunları kaydetti: "Kırım’da insanların 'Rusya Federasyonu ordusunu itibarsızlaştırma' gerekçesiyle zulme uğraması, 12 yıllık işgale rağmen direnişin hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Bu yasa, Rusya'nın yarımadada istenmediğini fark etmesi üzerine bir panik reaksiyonu olarak ortaya çıktı. İnsanlarımız cezalandırılma pahasına Ukrayna'yı desteklemeye devam ediyor. Bir Ukrayna şarkısı söylemek, gizlice 'Yaşasın Ukrayna' demek veya saygı duruşunda ayağa kalkmak... Bunlar Kırım'daki günlük Ukrayna direnişinin kılcal damarlarıdır." Hak savunucularına göre, gizlenen veriler nedeniyle net sayı bilinmese de 2022'den bu yana en az bin 500 Kırım sakini bu yasa kapsamında cezalandırıldı. İnsan hakları örgütleri, Kırım halkının maruz kaldığı bu sistematik etnik ve siyasi temelli baskıların, uluslararası hukuk ve Roma Statüsü kapsamında "insanlığa karşı işlenen suçlar" kategorisinde yargılanması gerektiğinin altını çiziyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.