SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İşgal

QHA - Kırım Haber Ajansı - İşgal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşgal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım’da lojistik çöküş gıda krizine dönüştü: Marketlerde raflar boşaldı, kota uygulanmaya başladı Haber

Kırım’da lojistik çöküş gıda krizine dönüştü: Marketlerde raflar boşaldı, kota uygulanmaya başladı

Ukrayna ordusunun Kırım Köprüsü, demiryolu hatları, petrol depoları ve trafolara yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar, işgal altındaki Kırım yarımadasını tam bir lojistik tecrite sürükledi. Akaryakıt krizinin ardından şimdi de Kırım genelinde ciddi gıda kıtlığı baş gösterdi. Temel gıda maddelerinin bulunamadığı marketlerde ürünlerin karneyle satılmasına başlandı. Ukrayna Özel Operasyon Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Ulusal Direniş Merkezi, yarımadadan gelen istihbarat raporları doğrultusunda Kırım'daki gıda krizinin boyutunu gözler önüne serdi. Yerel halkın aktardığı bilgilere göre marketlerde şeker, un, tuz, makarna, sıvı yağ ve bakliyat çeşitleri tamamen tükenmiş durumda. Bazı büyük zincir marketler, ellerinde kalan sınırlı miktardaki temel ihtiyaç malzemelerinin tamamen bitmesini önlemek adına kişi başına ürün kotası uygulamasına geçmek zorunda kaldı. “KIRIM, TECRİT EDİLMİŞ BİR BÖLGEYE DÖNÜŞTÜ” Ulusal Direniş Merkezinden yapılan açıklamada, “Bu durumun nedeni, yalnızca Rusya tarafından bölgeye getirilen çok sayıda göçmen ve askerî personel yüzünden artan talep değil aynı zamanda lojistikte yaşanan ciddi sorunlardır. Kırım, giderek daha fazla tecrit edilmiş bir bölgeye dönüşüyor. Kerç Köprüsü artık ana ulaşım arteri rolünü tam anlamıyla yerine getiremiyor, deniz rotaları sürekli tehdit altında bulunuyor ve işgal altındaki topraklardan geçen kara yolu bağlantısı ise düzenli olarak Ukrayna SİHA’larının menzili içinde kalıyor." denildi. İşgalci yönetimin kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmaktan kaçındığı belirten merkez, Kırım sakinlerinin ise her geçen gün boş raflarla, ürün satışına getirilen kısıtlamalarla ve temel gıda maddelerindeki fiyat artışlarıyla daha sık karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Açıklamada, “Rusya, işgal altındaki yarımadanın lojistik ihtiyaçlarını alışılagelmiş hacimde karşılama yeteneğini fiilen ve kademeli olarak kaybediyor. Kırım; yakıt, mal ve kaynak ulaştırılmasının giderek zorlaştığı bir adayı andırmaya başladı. İşgalci yönetim, sorunun boyutlarını gizlemeye çalışsa da yarımada sakinleri lojistik tecritinin sonuçlarını market raflarında şimdiden derinden hissediyor.” ifadelerine yer verdi.

Çubarov’dan kritik Kırım uyarısı: "Moskova askerî işgalden etnik ve demografik dönüşüme geçti" Haber

Çubarov’dan kritik Kırım uyarısı: "Moskova askerî işgalden etnik ve demografik dönüşüme geçti"

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Kremlin'in işgal altındaki Kırım'ı askerî güçle elinde tutamayacağını nihayet anladığını ve bu nedenle yarımadayı Rus nüfusuyla doldurarak kitlesel bir demografik ve etnik dönüşüm aşamasına geçtiğini açıkladı. Çubarov, Rusya’nın Kırım’da konut inşaatları ve krediler yoluyla, metrekareleri tank ve füzeler kadar tehlikeli birer silaha dönüştürdüğünü vurguladı. KREMLİN’E 12 YILDA 1 MİLYON RUS SÖMÜRGECİ BİLE YETMEDİ Sosyal medya hesabı üzerinden konuya ilgili açıklama yapan Refat Çubarov, Rusya’nın 12 yıllık işgali boyunca Kırım’a yaklaşık 1 milyon Rus vatandaşını yasa dışı şekilde yerleştirdiğini hatırlattı. Uzmanların "eşi benzeri görülmemiş" olarak nitelendirdiği bu devasa yer değiştirme dalgasının bile artık Kremlin tarafından yarımadayı elde tutmak için yeterli bir garanti olarak görülmediğini belirten Çubarov, "Ukrayna'ya karşı uzayan savaşın arka planında Moskova, kontrolün yarımadaya yasa dışı olarak yerleştirilen Rus vatandaşı sayısına bağlı olacağı daha zorlu senaryolara hazırlanıyor." dedi. “İNŞAAT PROJELERİYLE BEŞİNCİ KOL FAALİYETLERİ YÜRÜTÜLÜYOR” Kırım’ın sözde başkanı, Kremlin kuklası Sergey Aksyonov ile Rusya’nın devlet konut geliştirme kurumu "DOM.RF" yönetimi arasında yapılan görüşmelere dikkat çeken KTMM Başkanı, bürokratik gündemin arkasında hain bir planın yattığını söyledi. Çubarov, "Amaç; Rusların Kırım’a yasa dışı göçünü kurumsallaştırmak ve hızlandırmaktır. Rusya; ev, kredi, iş imkânları ve sosyal yükümlülüklerle doğrudan devlete göbekten bağlı yüz binlerce yeni sömürgeciyi yarımadaya çekerek mevcut düzeni korumaya odaklı bir 'beşinci kol' inşa ediyor. Bu hamle, Kırım'ın gelecekteki işgalden kurtarılma sürecini olabildiğince sancılı hâle getirme stratejisidir." ifadelerini kullandı. “KIRIM’A YERLEŞEN HER RUS SUÇLUDUR VE SINIR DIŞI EDİLMELİDİR” Rusya’nın bir yandan Kırım’ı kendi nüfusuyla doldururken diğer yandan yerli Kırım Tatar halkını baskı, hapis ve sürgün politikalarıyla yarımadadan planlı bir şekilde uzaklaştırdığına dikkat çeken Çubarov, bu demografik mühendisliğin uluslararası hukuka göre bir savaş suçu olduğunu belirtti. Ukrayna devletinin bu kararları titizlikle belgelemesi gerektiğini ifade eden KTMM Başkanı, Ukrayna mevzuatında acilen yasal düzenlemeler yapılması çağrısında bulunarak şunları kaydetti: 27 Şubat 2014 tarihinden işgalin son gününe kadar Kırım’a yasa dışı yollarla yerleşen her Rusya vatandaşı, yabancı veya vatansız kişi kesinlikle birer suçludur. Bu suçlular için uygulanacak en hafif ceza, Ukrayna’dan sınır dışı edilmek olmalıdır. Bu yasal mekanizmaları şimdiden mevzuatımıza dahil etmeliyiz. Eğer şimdi hazırlanmazsak, hayat ileride bize bunun bedelini çok daha ağır ödetir.

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı Haber

Kırım İnsan Hakları Grubu, Rusya’nın kültürel asimilasyonunu BM’ye taşıdı

Kırım İnsan Hakları Grubu, Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne resmi bir bildiri sunarak, Rusya’nın dezenformasyon mekanizmalarını silahlı çatışma koşullarında kültürel hakları engellemek için nasıl kullandığını raporladı. Raporda, işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın dezenformasyon yoluyla kültürel mirası dönüştürdüğü, gasp ettiği ve özellikle Kırım Tatar halkı için hayati önem taşıyan tarihî yapıları hedef aldığı vurgulandı. BAHÇESARAY’DAKİ HANSARAY “RESTORASYON” ADI ALTINDA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR İnsan hakları savunucuları, Rusya'nın uyguladığı bu politikanın en somut ve acı verici örneği olarak Kırım Tatarlarının tarihî ve sembolik mirası olan Bahçesaray’daki Hansaray’ı gösterdi. Raporda, Rus işgal yönetimi tarafından yürütülen sözde "restorasyon" ve "yenileme" adı altında sarayın özgün mimarisinin ve tarihî bağlamının fiilen değiştirildiği belirtildi. Bu faaliyetlerin amacının, tarihî anıtı Rus devletinin resmi kültür politikasına entegre etmek ve sarayın taşıdığı otantik Kırım Tatar anlatısını zamanla tamamen hafızalardan silmek olduğu belirtildi. İDEOLOJİK KONTROL MEKANİZMASI Kırım İnsan Hakları Grubu, bu tür uygulamaların sadece tarihi bir binaya yönelik fiziksel bir müdahale olmadığını, doğrudan bir ideolojik kontrol aracına dönüştürüldüğünü kaydetti. Sürecin sadece yıkım veya yeniden inşa ile sınırlı kalmadığı; kültürel kurumların yönetim kademelerinin değiştirilmesi, Kırım Tatar tarihiyle ilgili eğitim programlarının dönüştürülmesi ve tarihî anlamların çarpıtılması yoluyla yürütüldüğü ifade edildi. KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL YAŞAMA KATILMA HAKKI GASP EDİLİYOR BM'ye sunulan bildiride, bu asimilasyon süreçlerinin işgale eşlik eden daha geniş bir Rus dezenformasyon stratejisinin parçası olduğunun altı çizildi. Bu stratejiyle, kültürel mirasa verilen zararların ve yapılan değişikliklerin sorumluluğunun gizlenmesi ve Kırım Tatarlarının kendi tarihi mekanlarıyla olan köklü bağlarının zayıflatılması amaçlanıyor. Kırım İnsan Hakları Grubu, Bahçesaray’daki Hansaray’ı örneğinde yaşananların sadece somut bir kültürel miras meselesi olmadığını, Kırım Tatar halkının kendi kültürel yaşamına katılma ve onu koruma hakkına yönelik sistemli bir saldırı olduğunu belirterek komiteyi acil önlem almaya çağırdı.

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor” Haber

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor”

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov'un işgal altındaki Bahçesaray'da kaçırılmasının 10. yıl dönümü vesilesiyle çarpıcı bir açıklama yaptı. Çubarov, 2016 yılında Kırım'da işlenen bu suçun, Rusya'nın bugün Ukrayna genelinde yürüttüğü topyekûn işgal savaşının ve sivil katliamların habercisi olduğunu vurguladı. GÜVENLİK KAMERASI VAHŞETİ DOĞRUDAN BELGELEMİŞTİ Ervin İbragimov, 2016 yılında 24 Mayıs’ı 25 Mayıs’a bağlayan gece Rus işgali altındaki Bahçesaray’da kaçırılmıştı. Yarımadada yaşanan diğer birçok zorla kaybetme vakasının aksine, bu suçun bir güvenlik kamerası tarafından anbean kaydedildiğini hatırlatan Çubarov, Rus trafik polisi üniforması giyen kişilerin İbragimov’un aracını durdurduğunu, genç aktivistin kaçmaya çalışsa da darbedilerek bir minibüse bindirildiğini ve gecenin karanlığında gözden kaybolduğunu belirtti. KTMM Başkanı, “Bu video kaydı, Rusların vahşetine dair çürütülemez bir kanıt olmanın ötesine geçmiştir. Rusya'nın insanı nasıl yok etmeye, sesini kısmaya çalıştığının; acımasız terör eylemleriyle, Rus işgali koşullarında ezici çoğunluğuyla topraklarına sadık kalan Kırım Tatarlarının iradesini ezme arzusunun adeta somut bir simgesi haline gelmiştir." ifadelerini kullandı. “KIRIM’DAKİ CEZASIZLIK BUÇA VE MARİUPOL’Ü DOĞURDU” Refat Çubarov, 2016 yılında uygar dünyanın "yerel bir hibrit çatışma" veya münferit bir "insan hakları ihlali" olarak gördüğü olayların, aslında Rusya’nın bugünkü geniş çaplı işgal savaşı için kanlı bir hazırlık evresi olduğunu dile getirdi. Kremlin’in Kırım’ın işgali ve ilk kaçırma olaylarının ardından hissettiği cezasızlık duygusunun daha sonra Buça, Mariupol ve Olenivka’daki vahşetleri doğurduğunu belirten Çubarov, Rusya’nın o dönem Kırım’da denediği insan kaçırma yöntemlerini bugün Herson ve Zaporijjya gibi yeni işgal edilen bölgelerde çocukları ve binlerce sivili toplu halde kaçırarak sürdürdüğünü kaydetti. “ULUSLARARASI MAHKEMELER İÇİN DOĞRUDAN BİR İDDİANAME” Ervin İbragimov hakkında asla geçmiş zaman kullanarak konuşmayacaklarını ve adaletin mutlaka tecelli edeceğini vurgulayan Çubarov, şu ifadelere yer verdi: "Ervin İbragimov, Rus işgal rejiminin kurbanı oldu; ancak aynı zamanda direnişin de sembolü haline geldi. Düşmanın, onun toplum üzerindeki liderliğinden, Kırım Tatar halkına ve Ukrayna Devletine olan bağlılığından duyduğu panik şeklindeki korku yüzünden kaçırılmıştı. İşgalciler o zaman da, şimdi de, anavatanları Kırım'a ve devletleri Ukrayna'ya sadık kalan herkesi korkutmaya çalışıyorlar, ancak bu çabaları boşuna sürüyor. Buna karşın, işgalin on ikinci yılında ve büyük savaşın beşinci yılında, istilacılar bu direnişi kırmayı asla başaramadılar. Bizlerin Ervin İbragimov hakkında geçmiş zaman kipiyle konuşmaya ahlaki hakkı yoktur. Ervin'in kaçırılması davası tam adalet gerektiriyor ve bu, işgalcilerin suçlarını gizleme yeteneklerini kaybetmeleriyle mümkün olacaktır. Ervin'in kaçırılma anına ait video kaydı, gelecekte kurulacak uluslararası mahkemeler için doğrudan bir iddianame niteliğindedir. Bu vahşetin hem azmettiricileri hem de failleri kaçınılmaz cezalarını çekeceklerdir. Yarımadanın on iki yıllık işgali; on binlerce paramparça edilmiş hayat, yüzlerce siyasi tutsak ve onlarca kayıp insan getirdi. Ervin, bu yıkıcı darbeyi ilk göğüsleyenler arasındaydı. Amacımız değişmedi: İşgalin tamamen sona ermesi. Bugün, geniş çaplı işgalin beşinci yılında nihai olarak idrak ediyoruz ki: Ukrayna devlet bayrağı ile Kırım Tatar milli bayrağı Bahçesaray, Akmescit (Simferopol) ve Akyar (Sivastopol) semalarında yeniden gururla dalgalanmadığı sürece adil bir barış gelmeyecektir." TRAFİK POLİSİ ÜNİFORMASI GİYEN KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI 10 yıldır haber alınamıyor: Ervin İbragimov nerede? Rus işgali altındaki Kırım'da, tam 10 yıl önce trafik polisi üniforması giyen kimliği belirsiz kişilerce evinin birkaç metre ötesinde kaçırılan DQTK Yönetim Kurulu Üyesi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin… pic.twitter.com/yii4YikizB — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 25, 2026 Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu Üyesi Ervin İbragimov’un arabası, 25 Mayıs 2016 sabah saatlerinde Rus işgali altındaki Kırım’ın Bahçesaray şehrindeki evinin yakınlarında kapıları açık bir şekilde bulundu. Olayın gerçekleştirildiği yerin yakınında bulunan güvenlik kameraları, Ervin İbragimov’un trafik polisi üniforması giyen kişiler tarafından kaçırıldığını kaydetti. Ervin’in kaybolmadan önce 24 Mayıs 2016 günü saat 22.40 civarında babasını arayarak arabasının evraklarının nerede olduğunu sorduğu biliniyor. Daha sonra Ervin ile iletişim kesildi ve o günden beri hakkında hiçbir haber alınamadı. İŞGALCİLER ANCAK 3 GÜN SONRA "SORUŞTURMA" BAŞLATTI İşgalci Rus yönetimine bağlı olan sözde Soruşturma Komitesi ancak üç gün geçtikten sonra, Ervin İbragimov’un kaçırılmasıyla ilgili soruşturma başlattı. 2 Haziran 2016 tarihinde Ervin İbragimov’un pasaportu ve ehliyetinin Bahçesaray’da bulunduğu açıklandı. 3 Haziran’da ise, Ervin İbragimov’un kaçırıldığı gerçeğini teyit eden yeni görüntüler yayımlandı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov hakkında hiçbir şey bilinmiyor. İbragimov’un kaçırılmasının sebepleri de bilinmiyor. İşgalci yönetimin sahte soruşturması hiçbir sonuç vermedi. Ervin İbragimov’un akrabaları, Ervin’i eve getiren kişiye 1 milyon ruble (15 bin dolar) tutarında büyük meblağ ödemeye hazır olduklarını duyurdu. Ancak bu da bir sonuç vermedi. DQTK: ERVİN'İN KAÇIRILMASINDAN RUSYA SORUMLU Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin (DQTK) Yönetim Kurulu, üyesi olan Ervin İbragimov’un kayboluşu hakkında yayınladığı açıklamada, söz konusu olaydan, Kırım’ı işgali altında tutan Rusya Federasyonu’nun sorumlu olduğunu vurguladı. Temmuz 2018’de açıklama yapan Ervin’in babası Ümer İbragimov, işgalci Rus kolluk kuvvetleri görevlilerinin oğlunu tehdit ettiğini aktarmıştı. Kırım Tatarları, Ukrayna ve diğer ülkelerde “Ervin Nerede?” eylemleri düzenleyerek İbragimov ailesine aktif şekilde destek gösteriyor. Kırım Derneği Genel Merkezi, 24 Mayıs 2022 tarihinde düzenlenen toplantıda Türkiye’deki Kırım Tatarları, dünyaya ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine seslenerek “Ervin İbragimov nerede?” sorusunun Rusya Federasyonuna sorulması için çağrıda bulunmuştu.tw

Rüstem Umerov: Sovyet rejimi Kırım Tatar halkını kendi öz vatanından tamamen silmek istedi Haber

Rüstem Umerov: Sovyet rejimi Kırım Tatar halkını kendi öz vatanından tamamen silmek istedi

Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, 18 Mayıs Kırım Tatar Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, Sovyet rejiminin 1944’teki sürgün politikası ile Rusya’nın bugünkü işgal ve baskı rejimi arasındaki doğrudan bağa dikkat çekti. Umerov, "Kırım Ukrayna'dır" diyerek özgür Kırım için mücadelenin süreceğini vurguladı. Sosyal medya üzerinden açıklama yapan Rüstem Umerov, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nı Sovyet rejiminin en korkunç suçlarından biri olarak nitelendirdi. “AMAÇ SADECE SÜRMEK DEĞİL, HAFIZAYI YOK ETMEKTİ” 18 Mayıs 1944’te başlayan sürgünün insani boyutuna ve Sovyetler Birliği'nin asıl amacına değinen Umerov, şu ifadeleri kullandı: İnsanlar hayvan vagonlarında, hiçbir seçme hakkı tanınmadan, geri dönüş hakkı olmadan ailece sürgün edildi. Sürgünün ilk yıllarında on binlerce soydaşımız açlıktan, hastalıktan ve insanlık dışı koşullardan dolayı hayatını kaybetti. Bu imparatorluk politikasının amacı sadece bir halkı yerinden etmek değildi; amaç yerli halkı kendi öz vatanından tamamen silmek, onun sesini, hafızasını ve kimlik hakkını yok etmekti. “BUGÜN RUSYA AYNI YÖNTEMLERİ KULLANIYOR” Umerov, geçmişteki Sovyet mezalimi ile günümüz Rusya Federasyonu'nun politikalarının birebir uyuştuğunu belirterek işgal altındaki Kırım'daki mevcut duruma şu sözlerle dikkat çekti: Bugün Rusya, işgal altındaki Kırım'da aynı politikayı sürdürüyor: Tutuklamalar, Kırım Tatarlarına yönelik baskı, aktivistlere yönelik zulüm ve yarımadadaki Ukraynalı ve Kırım Tatar olan her şeyi yok etme girişimleri. “KIRIM TATAR HALKI MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEK” Tüm bu baskılara rağmen Kırım Tatar halkının direniş ruhunun teslim alınamadığını vurgulayan Umerov, açıklamasına şunları kaydetti: Ne sürgün ne de onlarca yıl süren zulümler Kırım Tatar halkını kırmayı başarabildi. Sürgünün tüm kurbanlarının aziz hatırasını saygıyla yad ediyoruz. Kırım Tatarlarının kendi topraklarında korkusuzca ve özgürce yaşayacağı, özgür bir Kırım için mücadeleye devam ediyoruz. Kırım Ukrayna’dır! 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Janukonis’ten 18 Mayıs mesajı: Kırım özgür olacak Haber

Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Janukonis’ten 18 Mayıs mesajı: Kırım özgür olacak

Büyükelçi Janukonis mesajında, Sovyet rejimi tarafından gerçekleştirilen 18 Mayıs 1944 sürgününün her Kırım Tatar ailesini etkileyen büyük bir insanlık suçu olduğunu vurguladı. Sürgün sırasında çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini belirten Janukonis, Kırım Tatarlarının yalnızca mallarını değil, tarihî vatanlarını da kaybettiklerini ifade etti. Mesajında Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı yasa dışı şekilde işgal ardından trajedinin yeniden yaşandığına dikkat çeken Janukonis, çok sayıda Kırım Tatarının yeniden yurtlarını terk etmek zorunda kaldığını, baskı ve zulümle karşı karşıya bırakıldığını kaydetti. “LİTVANYA UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYOR” Litvanya’nın Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü, Kırım dâhil olmak üzere güçlü şekilde desteklediğini belirten Janukonis, “Kırım Tatar halkı onuru, saygıyı ve kendi geleceğini kendi topraklarında kurma hakkını hak ediyor.” ifadelerini kullandı. Rusya’nın Ukrayna’dan çekilmesi ve uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi. Litvanya ile Kırım Tatar halkı arasındaki tarihî bağlara da değinen Janukonis, Litvanya Tatar toplumunun ülkenin gelişimine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Litvanya halkının da Sovyet sürgünlerinden büyük acılar yaşadığını ifade eden Janukonis, annesinin iki yaşındayken Sibirya’ya sürgün edildiğini ve 11 yıl burada yaşamak zorunda kaldığını anlattı. Litvanya Parlamentosunun, 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıyan ilk parlamentolardan biri olduğunu hatırlatan Janukonis, uluslararası topluma Sovyet rejiminin işlediği suçların, Kırım Tatarlarına yönelik suçlar dâhil olmak üzere değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Mesajının sonunda Türkiye, Ukrayna ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Kırım Tatarlarına seslenen Janukonis, “18 Mayıs asla unutulmayacak ve Kırım özgür olacak.” ifadelerine yer verdi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor Haber

Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi: Oğlum özgürlüğünü bekliyor

Rusya tarafından işgal edilen Herson bölgesinde 23 Temmuz 2022’de kaçırılan Kırım Tatarı siyasi mahkûm Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun Rusya’daki cezaevinde yaşadıklarını anlattı. Anneler Günü'ne özel olarak gerçekleştirilen röportajda Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Ayşe Kurtamet, oğlunun hâlen Rusya’nın Rusya’nın Pskov bölgesindeki 6 numaralı cezaevinde alıkonulduğunu belirtti. Anne Ayşe Kurtamet, oğluyla uzun süre iletişim kuramadıklarını belirterek, “Bazen yedi gün boyunca hiç haber alamıyoruz. Her böyle dönem çok ağır geçiyor.” dedi. Kurtamet, oğlunun sık sık disiplin hücresine gönderildiğini ve bunun cezaevinde rutin hâline geldiğini ifade etti. Appaz’ın şu anda ceza kolonisindeki bir tekstil atölyesinde çalıştığını belirten anne, oğlunun yaşadığı fiziksel ve psikolojik yıpranmayı da anlattı. “Vladimir Merkezi” olarak bilinen önceki mahkûm yerinden sonra oğlunun yaklaşık 10 kilo verdiğini söyleyen Ayşe Kurtamet, spor salonuna gitmesine de izin verilmediğini kaydetti. Appaz Kurtamet’in cezaevinde resim yaparak, kitap okuyarak ve dil çalışarak ayakta kalmaya çalıştığını aktaran anne, oğlunun Ray Bradbury’nin “Karahindiba Şarabı” kitabını okuduğunu ve bunun ona moral verdiğini söyledi. "MAHKÛMİYET ALTINDA KIRIM TATARCA ÇALIŞIYOR" Cezaevinde küçük bir İngilizce konuşma grubu kurduklarını belirten Ayşe Kurtamet, daha sonra başka bir Kırım Tatarının da katılmasıyla Kırım Tatarca çalışmaya başladıklarını ifade etti. “Oğlum çok yorgun. Bazen takas edilip özgürlüğüne kavuşacağına dair umudu olduğunu söylüyor ama bu umut giderek zayıflıyor.” diyen anne, Appaz’ın sürekli baskı altında yaşadığını belirtti. DIŞ DÜNYADAN ZORLA KOPLARILDI Ayşe Kurtamet, oğlunun dış dünyadan kopmaktan korktuğunu, telefon görüşmelerinde kendisine yapay zekâ gibi yeni gelişmeleri sorduğunu anlattı. Tutuklanmadan önce aktif bir yaşam sürdüren Appaz’ın Türkçe teknik destek verdiğini, Kırım Tatarca dersleri düzenlediğini ve turizm sektöründe çalıştığını söyleyen anne, oğlunun aile evine ve bahçelerine büyük bağlılık duyduğunu ifade etti. “Appaz benim en küçük çocuğum ve tek oğlum. Eve girdiğinde her yer aydınlanırdı.” diyen Ayşe Kurtamet, yaşamını oğluna kavuşma umuduyla sürdürdüğünü söyledi. APPAZ KURTAMET KİMDİR? Appaz Kurtamet 19 Ağustos 2002’de Herson bölgesindeki Novooleksiyivka kasabasında dünyaya geldi. Babası Halil Kurtamet, iş insanı ve kasabadaki Müslüman cemaatinin lideriydi. (Halil Kurtamet, 7 Kasım 2023’te Rus güvenlik güçlerince alıkonuldu.) 2022'deki Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinden önce Appaz, Kıyiv’de bir IT şirketinde çalışıyor ve gönüllü faaliyetlerde bulunuyordu. Ondan önce bir yıl boyunca Odesa’da yaşamış, burada Kırım Tatar Kültür Merkezinde Kırım Tatar dili öğretmeni olarak çalışmıştı. Topyekûn savaşın başlamasıyla birlikte Appaz, annesi Ayşe Kurtamet ile birlikte daha güvenli olan Lviv’e taşındı. Annesi, Mayıs 2022'de doğum yapmak üzere olan büyük kızına destek olmak için Türkiye’ye gitti. Appaz ise Temmuz 2022’de ailesinin Novooleksiyivka’daki evini ziyaret etmeye karar verdiğini annesine bildirdi. İŞGALCİLER TARAFINDAN KAÇIRILAN GENÇTEN AYLARCA HABER ALINAMADI Kırım Tatarı Appaz Kurtamet 23 Temmuz 2022 tarihinde Herson bölgesinde alıkonulduktan sonra Çongar kontrol noktasından geçirilerek işgal altındaki Kırım'a götürüldü. Daha sonra günlerce genç Kırım Tatarı hakkında hiçbir haber alınamadı. Appaz Kurtamet kaybolduktan 2 hafta sonra babasına, oğlunun tutukevinde alıkonulduğu bildirildi ve oğlunun kaçırılması ile ilgili “yaygara koparmaması” istendi. Daha sonra Appaz Kurtamet’in işgalci güçler tarafından Kırım’da alıkonulduğu ortaya çıktı. Appaz Kurtamet kaçırıldıktan 3 ay sonra ekim ayında Kırım’daki sözde mahkeme hakkında tutuklama kararı çıkardı. Kırım Tatar aktivist Elmaz Kırımlı, Appaz Kurtamet Kırım Taburunda görev yapan arkadaşına 500 grivna borç verdiği için işgalcilerce “terör örgütü finanse etmekle” suçlandığını aktarmıştı. GENÇ KIRIM TATARINA DÜZMECE SUÇLAMALAR ÇERÇEVESİNDE 7 YIL HAPİS CEZASI Akmescit kentinde faaliyet gösteren sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi sözde yargıcı Oksana Kraçevskaya, Nisan 2023’te güya “terör örgütü finanse etmekle”suçlanan Appaz Kurtamet’i suçlu bularak hakkında 7 yıl hapis cezası kararı aldı. Kasım 2023’te Kurtamet’in Rusya’daki cezaevine sevk edildiği öğrenildi. Kırım Tatarı siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, Rus işgal güçlerinin oğluna özgürlük karşılığında “iş birliği” yapma teklifinde bulunduğunu ancak oğlunun halkına ihanet etmeyi reddederek bu teklifi kabul etmediğini anlatmıştı. İŞGALCİLER AİLELERE BASKI UYGULUYOR Rus işgal güçleri, Kasım 2023’te Herson bölgesine bağlı Novooleksiyivka kasabasında yaşayan Kırım Tatar siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in babası Halil Kurtamet’i alıkoydu. İşgalciler, Halil Kurtamet’i Numan Çelebicihan Taburu’na mensup olmakla suçladı. Daha sonra hakkında 8 yıl hapis cezası kararı alındı. Kırım Tatarı siyasi tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun özgürlüğü için kararlılıkla mücadele ediyor. ANNE AYŞE KURTAMET'İN MÜCADELESİ Ayşe Kurtamet, şimdiye dek Birleşmiş Milletler, Ukrayna ve Türkiye cumhurbaşkanlarına çağrılarda bulundu. Aynı zamanda, Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde protesto eylemleri düzenleyerek uluslararası toplumu, Rusya’nın siyasi tutsaklara yönelik baskılarına karşı harekete geçmeye çağırdı. Ayşe Kurtamet, oğlunun sadece Kırım Tatar kimliği ve aktif vatandaşlık duruşu nedeniyle hedef alındığını sık sık vurguluyor. Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde 10 Temmuz’da düzenlediği tek kişilik protesto eylemi sırasında yaptığı konuşmada acılı anne, “Tek başıma mücadele ediyorum. Bütün ailem hapiste. Yardıma ihtiyacım var.” ifadelerini kullandı. Oğlunun 19 yaşında tutuklandığını, şimdi ise 22 yaşında olduğunu belirten Ayşe Kurtamet, “Üç yıldır hiçbir suçu olmadan ceza çekiyor. Suçsuz yere hüküm giydi. Ayrıca Appaz alıkonulduktan yaklaşık bir yıl sonra babası da alıkonuldu. Ona da baskı uygulandı, işkence gördü. Daha sonra aynı suçlamayla 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı...Oğlumun özgürlüğü için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Sık sık yurtdışına çıkarak sesimi duyurmaya çalışıyorum. En büyük dileğim daha fazla etkinliğe katılarak adaletsizlikleri dünyaya duyurmak, hem oğlumun hem de eşimin esaretini görünür kılmak.” dedi.

Rusya, en az 306 Ukraynalı askeri savaş alanında infaz etti Haber

Rusya, en az 306 Ukraynalı askeri savaş alanında infaz etti

Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine karşı topyekûn saldırı ve işgal girişimi başlatan Vladimir Putin idaresindeki Rusya, esir aldığı Ukraynalı askerleri öldürerek savaş suçu işlemeye devam ediyor. Ukrayna Başsavcılığının verilerine göre, Rus işgal güçleri cephede teslim olan veya yaralı olduğu için direnç gösteremeyen 306 Ukrayna askerini infaz etti. Ukrayna Başsavcılığı Çatışma Koşullarında İşlenen Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanı Yuriy Rud, "Adalet İçin Birleşik: Sivil Halka Karşı İşlenen Suçların Sorumluluğu" konferansında gazetecilerin sorularını cevaplarken çarpıcı veriler paylaştı. Rud, Rus ordusunun uluslararası hukuk kurallarını sistematik olarak çiğneyerek savaş esirlerini infaz ettiğini belirterek, “Teslim olan Ukraynalı askerlerin savaş alanında öldürüldüğüne dair 306 vakayı kayıt altına aldık. Bu suçlar 116 ayrı ceza davası çerçevesinde soruşturuluyor." dedi. “SİLAHLARINI BIRAKMIŞLARDI” Yuriy Rud, söz konusu askerlerin öldürülme anındaki durumlarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Burada bahsettiğimiz vakalar; silahlarını bırakmış, teslim olmuş veya ağır yaralı oldukları için hiçbir direnç göstermeyen askerlerimizin kasten öldürülmesidir. Bu eylemler doğrudan savaş suçu kapsamındadır. OLENİVKA BİLANÇOSU BU RAKAMLARA DÂHİL DEĞİL Savcılık, paylaşılan 306 kişilik listenin sadece cephe hattındaki sıcak çatışma anlarında veya hemen sonrasında gerçekleşen infazları kapsadığını belirtti. Rud, 2022 yılında işgal altındaki Olenivka hapishanesinde meydana gelen ve onlarca savaş esirinin can verdiği katliam gibi olayların bu istatistiğin dışında tutulduğunu, o dosyaların ayrı ve bağımsız kanıtlara dayandığını hatırlattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.