SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İşgal

QHA - Kırım Haber Ajansı - İşgal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İşgal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor Haber

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekun işgal girişimi başlattığı ilk günden bu yana, 12 yıldır işgal altında olan Kırım Yarımadası’nda savaş karşıtı protestolar ve Ukrayna yanlısı duruş kesintisiz şekilde devam ediyor. Yarımada sakinleri; sokaklara "Savaşa Hayır" yazıları yazarak, giysilerinde Ukrayna bayrağının sarı-mavi renklerini tercih ederek, Ukrayna şarkıları söyleyerek, Vladimir Putin’i açıkça eleştirerek ve Rus askerlerine hizmet vermeyi reddederek tepkilerini ortaya koyuyor. Krım.Realii haber ajansına konuşan Ukraynalı insan hakları savunucularına göre Kremlin, bu sivil direnişe karşı yargı ve kolluk kuvvetlerini tek bir potada eriten devasa bir baskı mekanizmasıyla yanıt veriyor. Ukrayna merkezli Bölgesel İnsan Hakları Merkezi hukukçuları, işgal yönetiminin en güçlü susturma aracı olan ve kamuoyunda "Rus ordusunun itibarını zedeleme yasası" adıyla bilinen Rusya İdari Ceza Kanunu’nun 20.3.3 maddesini mercek altına aldı. Kırım’daki sözde Rus mahkemelerinin 2022-2025 yılları arasında bu madde kapsamında verdiği bin 500'den fazla kararı analiz eden hak savunucuları, ortaya çıkan tablonun bireysel vakalardan ibaret olmadığını; ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını tamamen ortadan kaldıran sistematik bir devlet politikası olduğunu gözler önüne serdi. İNSANLAR SUÇSUZ YERE YARGILANIYOR Temmuz 2026'da Kıyiv'de sunulan "Zoraki Sadakat" başlıklı analitik rapora göre, Rus mevzuatının muğlak yapısı, işgalci makamların her türlü muhalif duruşu "orduyu karalama" potasında eritmesine olanak tanıyor. İzleme verileri, savaşa karşı çıkan Kırımlıları en çok cezalandıran mahkemelerin Kremlin kontrolündeki sözde Armanpazarı (Armyansk) Şehir Mahkemesi, Akmescit’teki (Simferopol) sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi ve sözde Canköy Şehir Mahkemesi olduğunu gösteriyor. Armanpazarı’ndaki sözde mahkeme bu süreçte adeta bir rekor kırarak incelenen tüm davaların üçte birini (yaklaşık 500 karar) tek başına karara bağladı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Kseniya Korniyenko, bu mahkemedeki vakaların yüzde 98'inin doğrudan Rus güvenlik güçlerinin ihbarları ve kurgularıyla açıldığına dikkat çekerek şu ifadelerini kullandı: "Bu veriler, sözde 'ihlal' tespitlerinin tesadüfi olmadığını, bizzat Rus devleti tarafından organize edildiğini kanıtlıyor. Bunlar münferit vakalar değil, Rusya’nın ifade özgürlüğünü ve temel insan haklarını bastırma ve topluma baskı uygulama politikasıdır." Rapora göre, mahkemeler sanıklara genellikle 30 bin ila 50 bin ruble (yaklaşık 350 - 600 Dolar) arasında değişen asgari para cezaları kesiyor. İlk dönemlerde sanık sandalyesinde çoğunlukla erkekler otururken, zamanla kadınların bu madde kapsamında yargılanma oranı iki katına çıktı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Volodımır Vyazovtsev ise yargı sürecindeki usulsüzlüklerin altını çizdi. Davaların kamuoyu denetimine kapalı olduğunu, kararlarda suç teşkil eden fiilin gizlendiğini veya soyut ifadelerle geçiştirildiğini belirten Vyazovtsev, "Duruşmalar bazen sadece birkaç dakika sürüyor. Mahkemeler genel olarak, 'Rus ordusunu itibarsızlaştırma' davasındaki sanığın tam olarak neyle itham edildiğini gizliyor. Bu davadaki bilgiler kamuoyuna kapatılıyor ya da mahkemeler son derece soyut ve genel ifadelerle yetiniyor. Bu şartlar altında, insanların kelimenin tam anlamıyla 'hiç yoktan' cezalandırılma riski çok yüksek." dedi. SOSYAL MEDYA TERÖRÜ VE “ZORAKİ NEDAMET” VİDEOSU SEKTÖRÜ Kırım’da savaş karşıtı görüşleri cezalandırmanın en karanlık ayaklarından birini ise işgalci gizli servislerle (FSB) koordineli çalışan propaganda kanalları oluşturuyor. Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olga Skrıpnık, Kefe (Feodosiya) merkezli Rus yanlısı blog yazarı Aleksandr Talipov’un yönettiği "Kırım Smerş" adlı Telegram kanalının bir infaz aparatına dönüştüğünü vurguluyor. Bu kanalda, savaş karşıtı Kırımlıların kişisel bilgileri, adresleri ifşa ediliyor; ardından Rus özel timlerinin evlere düzenlediği barbarca baskınların ve ters kelepçe görüntülerinin yer aldığı operasyon videoları yayımlanıyor. Sürecin son halkası ise bu kişilerin kamera karşısına çıkartılarak zorla özür diletildiği "pişmanlık" videoları oluyor. Olga Skrıpnık, bu videoların arkasındaki psikolojik ve fiziki şiddeti şu sözlerle açıklıyor: "Buradaki baskı ve zorlama gün gibi ortada. Bu özür beyanlarının büyük bir kısmı, Rusya'ya muhalif olan kişileri açıkça hedef alıp sindirmeyi amaçlayan platformlarda yayımlanmaktadır. Bu tür videoların bahsedilen mecralarda yer alması, söz konusu şahsa 'baskı uygulandığının' açık bir göstergesidir. Bu süreç, kural olarak, kişinin kendisine ve ailesine yönelik tehditler vasıtasıyla yürütülmektedir. Bu nedenle, bahse konu özürlerin rızaya dayalı olduğundan söz edilemez; bu, kesin bir dayatmadır." Kırım Tatar insan hakları girişimi Irade’nin propaganda medyasında yayımlanan yüzlerce videoyu inceleyerek hazırladığı rapora göre, Ukrayna yanlısı duruşu nedeniyle zorla özür diletilen her dört Kırımlıdan biri, çekimler sırasında ek aşağılamalara ve hakaretlere maruz kalıyor. Hakkında Ukrayna Başsavcılığı tarafından "işgalci devlete yardım ve yataklık" suçlamasıyla 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan iş birlikçi Talipov ise Kremlin kontrolündeki Kırım televizyonlarında yaptığı açıklamalarda Rus rejimiyle ortaklığını şu sözlerle teyit ediyor: "Yakalanan 'bekleyenleri' (Ukrayna ordusunun Kırım'a gelmesini umut edenleri) İçişleri Bakanlığı ile fişliyoruz. Finansal kısıtlamalar getiriliyor. Bence eğer bu faaliyetleri tekrarlarlarsa, vatandaşlıktan çıkarılıp sınır dışı edilmeliler. Ben olsam onları Grafskaya İskelesi'nden yüzdürerek gönderirdim." 12 YILLIK İŞGALE DİRENEN HAFIZA İşgalci yönetimin "Kırım halkı Putin'i yüzde 100 destekliyor" yönündeki propagandasına tezat olarak, bizzat Rusya Soruşturma Komitesi sözde Kırım Başkanı Vladimir Terentyev, Ocak ayında devlete ait propaganda RT (Russia Today) kanalına verdiği röportajda sivil itaatsizliğin boyutunu itiraf etmek zorunda kaldı. Terentyev, Kırım sakinlerinin sosyal ağlarda kitleler halinde Rus ordusuna "hakaret ettiğini" ve savaş karşıtı suçların had safhada olduğunu doğruladı. Olga Skrıpnık, baskıların Kırım'daki sivil direnişi kıramadığını, aksine Ukrayna aidiyetini bilediğini belirterek şunları kaydetti: "Kırım’da insanların 'Rusya Federasyonu ordusunu itibarsızlaştırma' gerekçesiyle zulme uğraması, 12 yıllık işgale rağmen direnişin hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Bu yasa, Rusya'nın yarımadada istenmediğini fark etmesi üzerine bir panik reaksiyonu olarak ortaya çıktı. İnsanlarımız cezalandırılma pahasına Ukrayna'yı desteklemeye devam ediyor. Bir Ukrayna şarkısı söylemek, gizlice 'Yaşasın Ukrayna' demek veya saygı duruşunda ayağa kalkmak... Bunlar Kırım'daki günlük Ukrayna direnişinin kılcal damarlarıdır." Hak savunucularına göre, gizlenen veriler nedeniyle net sayı bilinmese de 2022'den bu yana en az bin 500 Kırım sakini bu yasa kapsamında cezalandırıldı. İnsan hakları örgütleri, Kırım halkının maruz kaldığı bu sistematik etnik ve siyasi temelli baskıların, uluslararası hukuk ve Roma Statüsü kapsamında "insanlığa karşı işlenen suçlar" kategorisinde yargılanması gerektiğinin altını çiziyor.

Şubat 2022'den bu yana Rusya, Ukrayna'daki sivil hedeflere 167 binden fazla saldırı düzenledi Haber

Şubat 2022'den bu yana Rusya, Ukrayna'daki sivil hedeflere 167 binden fazla saldırı düzenledi

Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) bünyesindeki Terörle Mücadele Merkezi Başkanı Artem Bondarenko, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 95. genel oturumunda yaptığı konuşmada Rusya'nın Ukrayna'da uyguladığı devlet terörünün boyutunu gözler önüne seren çarpıcı veriler paylaştı. Bondarenko, geniş çaplı işgalin başlangıcından bu yana Rus işgal ordusunun Ukrayna genelindeki sivil noktalara ve altyapı tesislerine yönelik 167 binden fazla saldırı gerçekleştirdiğini açıkladı. “TERÖR, RUSYA’NIN RESMİ DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELDİ” SBU yetkilisi Bondarenko, BM kürsüsünden yaptığı hitapta Ukrayna'nın yaşadığı deneyimin, Rusya'nın terör yöntemlerini sistemli bir şekilde devlet politikasının ana aracı olarak kullandığını kanıtladığını vurguladı. Rusya'nın kış aylarında Ukrayna'nın enerji altyapısını kasıtlı olarak hedef almasını bu terörün en somut ve çarpıcı örneği olarak gösteren Bondarenko, şu ifadeleri kullandı: Bu büyük çaplı kış saldırılarının tek bir açık amacı vardı: Aşırı düşük sıcaklıkların yaşandığı zorlu kış şartlarında, milyonlarca sivil insanı elektrikten, ısınmadan, sudan ve hayatta kalmaları için gerekli olan diğer en temel ihtiyaçlardan mahrum bırakmak. GÖÇ DALGASI BÜYÜYOR: 2014’TEN BU YANA 8,5 MİLYON KİŞİ ÜLKEYİ TERK ETTİ Rusya'nın sivil yerleşim yerlerini yaşanmaz hale getirmeyi amaçlayan bu sistematik saldırıları, modern tarihin en büyük insani ve göç krizlerinden birini de beraberinde getirdi. Resmî verilere göre, Rusya'nın 2022 yılında başlattığı topyekûn işgal girişiminden bu yana 5,7 milyondan fazla Ukrayna vatandaşı güvenlik gerekçesiyle yurt dışına göç etmek zorunda kaldı. Rusya'nın Kırım'ı işgal ettiği ve Donbas'a saldırdığı 2014 yılından bu yana geçen süreç bütünüyle hesaba katıldığında ise vatanını terk etmek zorunda kalan Ukraynalıların toplam sayısı 8,5 milyon kişiye ulaştı.

Ukrayna'dan Kırım halkına çağrı: "Geçici zorluklar yarımadanın eve dönüşü için" Haber

Ukrayna'dan Kırım halkına çağrı: "Geçici zorluklar yarımadanın eve dönüşü için"

Ukrayna yönetimi, işgal altındaki Kırım'da Rus askeri lojistiğini çökertmeye yönelik hava operasyonlarını artırırken, bölgede derinleşen enerji ve yakıt krizine ilişkin önemli bir açıklama geldi. Ukrayna tarafı, operasyonların yol açtığı sosyal ve lojistik zorluklarla mücadele eden Kırım'daki Ukrayna vatandaşlarına seslenerek, yaşanan aksaklıkların büyük bir amaca hizmet ettiğini vurguladı. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Kırılo Budanov, RBC-Ukrayna'ya verdiği mülakatta, Kırım'ın Ukrayna'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu bilen ve bu bağın kopmayacağına inanan bölge halkının mevcut duruma anlayış göstermesi gerektiğini ifade etti. Operasyonların doğrudan bir sonucu olarak yarımadada ciddi benzin kıtlığı, devasa elektrik kesintileri ve buna bağlı su kesintilerinin yaşandığı gerçeğini kabul eden Budanov, şu stratejik vurguyu yaptı: Bu fırsattan istifade ederek, Kırım’ın Ukrayna olduğunu, ayrılmaz bir bütün teşkil ettiğini ve bu bağı hiç kimsenin asla koparamayacağını gerçekten anlayan insanlara şunu söylemek isterim: Yaşananlara anlayışla yaklaşmaları gerekiyor. İnsanların başarılı askerî darbelerin yanı sıra yakıt yokluğu, büyük elektrik ve su kesintileri gibi kişisel sosyal problemlerle karşı karşıya kaldıklarını gayet iyi anlıyoruz. Ancak tüm bunlar geçici rahatsızlıklar, büyük bir hedef yani Kırım'ın eve geri dönüşü içindir. Şu an bizim için en kritik görev, Rus ordusunun güney lojistik hatlarını tamamen kesmektir. Çünkü işgal altındaki Kırım toprakları üzerinden, Rusya'nın güney cephesindeki en büyük askerî oluşumlarından biri olan 'Dnyepr' birlikler grubunun tüm hayati sevkiyatı ve tedariği sağlanıyor. KIRIM KARANLIĞA GÖMÜLDÜ: 38 ENERJİ NOKTASI VURULDU Açıklamaların perde arkasında, Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetlerinin temmuz ayının ilk günlerinde Kırım ve Ukrayna'nın güneyindeki işgal altındaki bölgelerde Rus ordusuna ait 38 kritik enerji merkezini ağır şekilde imha etmesi yatıyor. Son olarak 6 Temmuz 2026 gecesi enerji altyapısına düzenlenen insansız hava aracı saldırılarının ardından Akyar (Sivastopol) tamamen elektriksiz kaldı. Kırım'ın sözde işgal yönetimi ise yarımadanın güney kıyılarında elektrik arzının ne zaman normale döneceğine dair net bir tarih veremediklerini ve kesinti takvimi yayınlamanın dahi imkansız olduğunu itiraf etti.

Rusya 2027 yılının başına kadar ciddi bir barış müzakeresine yanaşmayacak Haber

Rusya 2027 yılının başına kadar ciddi bir barış müzakeresine yanaşmayacak

Ukrayna ile Rusya arasında küresel kamuoyunun beklediği barış görüşmelerinin yakın vadede gerçekleşmesi fiilen imkansız görünüyor. Uluslararası finans ve siyaset dünyasının önde gelen yayın organlarından Financial Times konuya yakın diplomatik kaynaklara dayandırarak, Rusya’nın önümüzdeki şubat ayına kadar hiçbir ciddi müzakere sürecine katılmayı planlamadığını duyurdu. Habere göre, Moskova yönetiminin bu katı tutumunun arkasında ise askerî cephede tüm Donetsk bölgesini ele geçirme hedefi ve Vaşington’un (Washington) Kıyiv’i taviz vermeye zorlayacağına olan inancı yatıyor. Gazeteye konuşan ve savaşın sonlandırılmasına yönelik perde arkasında yürütülen gizli temaslara dahil olan kaynaklardan biri, Rusya'nın maksimalist hedeflerine tamamen odaklanmış olmasının, yakın gelecekte ciddi ve sonuç odaklı bir müzakere sürecini fiilen imkansız hale getirdiğini belirtti. Rusya kanadından bilgi veren bir başka kaynak ise Moskova'nın, ABD'nin Ukrayna'yı fiilen kendilerine "teslim edeceği" bir senaryo üzerinde hesap yaptığını ve bu aşamada kendi taraflarından herhangi bir taviz vermek için hiçbir neden görmediklerini dile getirdi. ÜÇLÜ GÖRÜŞMELER İÇİN 2026'NIN İKİNCİ YARISI BEKLENİYOR Bu sırada, müzakere süreçlerine dahil olan Ukraynalı yetkililer de ABD'nin katılımıyla gerçekleşecek üçlü görüşmelerin 2026 yılının ikinci yarısından önce yeniden başlamasını pek olası görmüyor. Ukrayna askerî istihbaratının değerlendirmelerine göre, son dönemde sahada ilerleme hızı yavaşlamış olsa da Rusya, Donetsk bölgesinin tamamını işgal etme hedefini sürdürüyor. ABD: RUSYA’NIN İLERLEYİŞİ ASGARİ DÜZEYDE Diğer taraftan, ABD yönetiminden gelen açıklamalar ise cephedeki askerî gerçekliğin Rusya'nın beklentilerinden farklı olduğunu gösteriyor. ABD Başkan Yardımcısı James David Vance (JD Vance), Rus taarruz operasyonlarının oldukça asgarî sonuçlar verdiğini belirterek Ukrayna'nın mevcut savunma stratejisinin savaşı sonlandıracak koşulların yaratılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etmişti. ABD Başkanı Donald Trump da Rusya'nın "çok daha büyük bir orduya sahip devasa bir ülke" olmasına rağmen, Ukraynalıların cephede "oldukça iyi bir iş çıkardığını" vurgulamıştı.

KTMM'den 2. Kurultay'ın 35. yılı için bildiri: "Rusya’nın yasakları ve baskıları çalışmalarımızı durduramadı!" Haber

KTMM'den 2. Kurultay'ın 35. yılı için bildiri: "Rusya’nın yasakları ve baskıları çalışmalarımızı durduramadı!"

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanlık Divanı, Kırım Tatar halkının yakın tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olan İkinci Kırım Tatar Millî Kurultayının 35. yıl dönümü ve 26 Haziran Kırım Tatar Millî Bayrak Günü vesilesiyle resmi bir bildiri yayımladı. KTMM Başkanı Refat Çubarov'un imzasıyla yayımlanan bildiride, 26-30 Haziran 1991 tarihlerinin Kırım Tatar halkı, Kırım ve Ukrayna’nın çağdaş tarihinde çığır açan bir dönemi temsil ettiği vurgulandı. Bildiride, "Tam 35 yıl önce bugün, Sovyet rejiminin soykırım politikaları sonucu verilen 74 yıllık zorunlu aranın ardından, Akmescit’te (Simferopol) İkinci Kırım Tatar Millî Kurultayı gerçekleştirilmiştir." denilerek tarihi sürece dikkat çekildi. “TARİHİ KURULTAY GELECEĞE YÖN VEREN KARARLARA İMZA ATTI” 1991 yılındaki tarihi oturumda Kırım Tatar halkının kaderini belirleyen hayati belgelerin kabul edildiğini hatırlatan Başkanlık Divanı, kabul edilen metinleri ve kararları tek tek sıraladı. Bildiride, Kurultay delegelerinin o dönem kabul ettiği; Kırım Tatar Halkının Millî Egemenlik Deklarasyonu, Kurultayın Kırım Tatar Halkına Çağrısı, Kurultayın Birleşmiş Milletler’çe, Yabancı Devletlerin Hukûmet ve Parlamentolara, Uluslararası Kuruluşlara Çağrısı, Tüm Kırım Sakinlerine Çağrı metinleri ile birlikte "Kırım Tatar Halkının Millî Bayrağı ve Millî Marşı Hakkında" ve "Latin Alfabeye Geçiş Hakkında" alınan kararnamelerin önemine vurgu yapıldı. Belgede, “Kurultayın faaliyetlerinin yeniden canlandırılması, Kırım Tatar halkının sürgün yerlerinden ana vatanlarına kitlesel olarak geri döndüğü dönemde gerçekleşmiştir. Kurultay oturumları arasındaki dönemde en üst ve tek temsilci organ statüsüne sahip olan Kırım Tatar Millî Meclisinin kurulması ve her düzeyde tek tip bir millî özyönetim seçim sisteminin inşa edilmesi; bu kritik dönemde Kırım Tatar halkının ortak görev ve hedefler etrafında kenetlenmesini sağlamış, o dönem millî harekette faaliyet gösteren tüm siyasi grupları, örgütleri ve akımları bir araya getirmiştir. İkinci Kırım Tatar Millî Kurultayının düzenlenmesi, Kırım Tatar millî hareketi ile Ukrayna’nın ulusal-demokratik güçleri arasında çok yönlü bir siyasi ortaklığın yolunu açmıştır. Bu köklü ve yakın iş birliği, bugün de Kırım Tatar halkının ana vatanı Kırım’daki haklarının güvence altına alınmasına odaklanmıştır; Kırım ise bağımsız Ukrayna devleti bünyesinde milli-bölgesel özerklik statüsüne kavuşturulmalıdır." denildi. 1991-2013 yılları arasındaki dönemde, Kırım Tatar halkının altı dönem Kurultay seçimi gerçekleştirildiğini hatırlatılan bildiride, “Kurultay delegeliği seçimlerinin düzenli olarak yapılması ve KTMM kadrosunun sürekli yenilenmesi; Kırım Tatar halkının kendi içinde, halkın ortak bir siyasi duruş sergilemesinin temel şartı olan köklü ve demokratik bir özyönetim mekanizması geliştirdiğinin en açık kanıtıdır.” şeklinde vurgulandı. “MOSKOVA’NIN YASAK VE BASKILARI KTMM’Yİ DURDURMADI” Kırım Tatar halkının oluşturduğu bu demokratik yapının 2014 yılında Rusya'nın yasa dışı işgaliyle baltalandığı aktarılan bildiride, Rusya Federasyonu'nun KTMM'yi sözde "aşırılıkçı örgüt" ilan ederek faaliyetlerini yasaklamasına sert tepki gösterilerek şu ifadelerine yer verildi: Rusya Federasyonu’nun Kırım Tatar Millî Meclisini ‘aşırılıkçı örgüt’ ilan ederek faaliyetlerini yasaklaması, KTMM üyelerine yönelik baskılar uygulaması ve onları hürriyetinden mahrum bırakması, KTMM’nin çalışmalarını durduramamıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı ve Kırım’ın geçici işgali şartlarında Kırım Tatar Millî Meclisi, Kurultay tarafından kendisine verilen yetkileri Ukrayna’nın ana karasından yürütmekte ve işgal altında yaşayan soydaşlarıyla yakın etkileşimini sürdürmektedir. Kırım Tatar Millî Meclisinin kendisine verilen yetkileri icra etmesi, Kırım Tatar halkının haklarının iadesini amaçlayan Ukrayna mevzuatının daha da geliştirilmesiyle, bilhassa Ukrayna’nın ‘Ukrayna’nın Yerli Halkları Hakkında’ Kanunu’nun kabul edilmesiyle desteklenmektedir. KTMM’nin yerli halkın temsil organı statüsünün pekiştirilmesi; Kırım’ın Rus işgalcilerden kurtarılmasına yönelik önlemlerin alınması ve Kırım Tatar halkının kendi topraklarındaki geleceğinin güvence altına alınması adına, gerek Ukrayna’nın devlet yetkilileriyle gerekse uluslararası kurum ve kuruluşlar ile daha verimli ve etkili bir iş birliği için yeni koşullar ve fırsatlar yaratmaktadır. İkinci Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın 35. yıl dönümünün kutlandığı bu günlerde, Kurultayın tarihi kararlarına ve bu kararları onaylayan delegelerine duyulan saygının bir nişanesi olarak Kırım Tatar Millî Meclisi; 1917 yılında Bahçesaray’daki tarihi Kurultay delegeleri tarafından formüle edilen ve Kurultay ile Kırım Tatar Millî Meclisinin sonraki tüm dönemleri tarafından hayata geçirilmeye devam eden millî hareketin ideallerine, değerlerine ve hedeflerine olan bağlılık ve sadakatlerinden ötürü tüm soydaşlarına ve vatandaşlarına en derin şükranlarını sunar. Bununla birlikte Kırım Tatar Millî Meclisi, her yıl İkinci Kırım Tatar Millî Kurultayının çalışmalarına başladığı günün yıl dönümü olan 26 Haziran’da kutlanan Kırım Tatar Millî Bayrak Günü vesilesiyle soydaşlarını ve tüm Ukrayna toplumunu içtenlikle kutlar. Yaşasın Kırım! Yaşasın Kırım Tatar halkı! Yaşasın Ukrayna!"

İşgal yetkilileri ve FSB görevlileri Kırım'dan kaçıyor Haber

İşgal yetkilileri ve FSB görevlileri Kırım'dan kaçıyor

Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin son dönemde işgal altındaki Kırım Yarımadası’nda yer alan Rus askerî tesislerine, mühimmat depolarına ve lojistik hatlarına yönelik gerçekleştirdiği başarılı nokta atışı operasyonlar, yarımadadaki Rus işgal yönetiminde büyük bir paniğe yol açtı. Rus işgali altındaki Kırım başta olmak üzere işgal altındaki Ukrayna topraklarında faaliyet gösteren “Ateş” isimli gizli direniş hareketi tarafından 18 Haziran 2026 tarihinde paylaşılan istihbarat raporlarına göre; sözde Rus kamu görevlileri, işgalci idareciler ve Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) personeli, ailelerini ve menkul mülklerini acil şekilde Kırım dışına tahliye etmeye başladı. Ateş ajanlarının Rus idari koridorlarından sızdırdığı bilgilere göre, kaçış planlarında özellikle 21 Haziran tarihi öne çıkıyor. Kırım’daki üst düzey pek çok Rus bürokrat ve güvenlik görevlisinin, ailelerini Rusya’ya güvenli bir şekilde nakletmek için kendilerine 21 Haziran'a kadar süre tanıdığı öğrenildi. Yarımada genelinde kişisel eşyaların taşınması, evden eve nakliye ve lojistik araç kiralama hizmetlerine yönelik taleplerde olağanüstü bir artış yaşandığı yerel kaynaklarca doğrulandı. Direnişçiler, bu gizli tahliye hareketliliğinin, Kırım halkına yıllardır "yarımadanın tamamen güvende ve koruma altında olduğu" masalını anlatanların gerçek ruh hâlini ve korkularını açıkça ortaya koyduğunu vurguladı. Ateş hareketinin açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Sıradan halka kameralar karşısında 'sakin olun, her şey kontrolümüz altında' çağrıları yapılırken, işgal yapılarının temsilcileri el altından kendileri ve yakınları için kaçış yolları hazırlamayı tercih ediyor. 'ATEŞ' olarak Kırım'daki farklı Rus kurumlarından istihbarat akışı almaya devam ediyor ve sahadaki her adımı yakından izliyoruz." İŞGALCİLER 7/24 ÇALIŞMA MODUNA GEÇTİ Direniş hareketinin paylaştığı bir diğer kritik istihbarat ise Rus askerî komuta kademesinin alarm durumuna geçtiğini gösteriyor. Kırım'daki Rus işgal yönetiminin operasyonel karargâhı, Ukrayna ordusunun yarımadadaki stratejik hedeflere yönelik geniş kapsamlı yeni füze ve SİHA saldırıları düzenleyeceği beklentisi nedeniyle, yine 21 Haziran gününden itibaren kesintisiz çalışma usulüne geçme kararı aldı. Bu panik havasının arkasında, Ukrayna kanadından gelen kararlı açıklamalar da yatıyor. Hatırlanacağı üzere, Ukrayna Savunma Bakanı Mıhaylo Fedorov, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir mülakatta Ukrayna yapımı SİHA’ların Kırım'ı adım adım izole ettiğini ve çok yakın bir gelecekte yarımadanın lojistik olarak tam anlamıyla bir "adaya" dönüşeceğini ilan etmişti. Rus elitlerinin kaçma telaşı, bu askerî stratejinin psikolojik cephede de sonuç vermeye başladığını gösteriyor.

Ukrayna'daki savaş suçlarını yazmıştı: Rus muhalif Hodorkovskiy’e 10 yıl hapis cezası Haber

Ukrayna'daki savaş suçlarını yazmıştı: Rus muhalif Hodorkovskiy’e 10 yıl hapis cezası

Rusya'da mahkemeler, Kremlin’in Ukrayna işgaline yönelik resmî anlatının dışına çıkan ve savaş suçlarını belgeleyen isimleri en ağır şekilde cezalandırmaya devam ediyor. Moskova’daki Meşçanskiy Bölge Mahkemesi, Rus muhalif lider ve YUKOS petrol şirketinin eski ortağı Mihail Hodorkovskiy'i, Ukrayna’daki savaşın gerçeklerini dile getirdiği için gıyabında 10 yıl hapis cezasına çarptırdı. Uzun yıllardır Birleşik Krallık'ta sürgünde yaşayan ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline ilk günden beri karşı çıkan Mihail Hodorkovskiy hakkında açılan davanın gerekçeleri, Rus yargısının sansür mekanizmasını bir kez daha gözler önüne serdi. Kremlin, Rus ordusunun sivil katliamlarını örtbas etmek amacıyla çıkardığı "ordu hakkında yalan haber yayma" yasasını çiğnediği gerekçesiyle Hodorkovski'ye ceza yağdırdı. Rus yargısı, muhalif liderin; Eylül 2022'de X (Twitter) hesabından, Rus ordusunun savaşta uğradığı gerçek insan gücü ve askeri teçhizat kayıplarına ilişkin yaptığı paylaşımı ve Temmuz 2024'te Rus ordysunun Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'deki "Ohmatdet" Çocuk Hastanesine düzenlediği ve tüm dünyada infial yaratan kanlı füze saldırısına dair yaptığı videolu paylaşımı "suç" saydı. Rusya’daki mevcut hukuki uygulamalara göre mahkemeler ve soruşturma komiteleri, Rusya Savunma Bakanlığının resmî ve propaganda amaçlı açıklamalarıyla çelişen, savaşın yıkıcı yüzünü ve sivillerin ölümünü ortaya koyan her türlü ifadeyi doğrudan "yalan haber" olarak nitelendiriyor. SAVCILIK 14 YIL HAPİS TALEP ETTİ Londra'da yaşaması sebebiyle duruşmaya katılamayan Hodorkovskiy'in savunma makamı, iddiaların tamamen siyasi olduğunu belirterek beraat talebinde bulundu. Rus Savcılığı muhalif ismin cezaevinde 14 yıl geçirmesini talep ederken, mahkeme heyeti Hodorkovskiy'i gıyabında 10 yıl hapis cezasına mahkûm etti. ​Mihail Hodorkovskiy, Rusya'nın Ukrayna'yı topyekun işgal girişiminin hemen ardından kurulan Savaş Karşıtı Komitenin aktif bir üyesi ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) nezdindeki Rus Demokratik Muhalefet Platformunun lider kadrosunda yer alıyor. "TERÖRİZM" SUÇLAMASI YOLDA Öte yandan bu dava dışında Rusya'da muhalif lider hakkında bir dava daha açıldı. Hodorkovskiy ve Savaş Karşıtı Komitenin diğer üyeleri "terör örgütü üyesi olmak", "iktidarı şiddet yoluyla ele geçirme teşebbüsü" ve "kamuoyuna terörizm çağrısı yapmak" gibi ağır siyasi suçlamalarla suçlanıyor.

Kırım’da lojistik çöküş gıda krizine dönüştü: Marketlerde raflar boşaldı, kota uygulanmaya başladı Haber

Kırım’da lojistik çöküş gıda krizine dönüştü: Marketlerde raflar boşaldı, kota uygulanmaya başladı

Ukrayna ordusunun Kırım Köprüsü, demiryolu hatları, petrol depoları ve trafolara yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar, işgal altındaki Kırım yarımadasını tam bir lojistik tecrite sürükledi. Akaryakıt krizinin ardından şimdi de Kırım genelinde ciddi gıda kıtlığı baş gösterdi. Temel gıda maddelerinin bulunamadığı marketlerde ürünlerin karneyle satılmasına başlandı. Ukrayna Özel Operasyon Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Ulusal Direniş Merkezi, yarımadadan gelen istihbarat raporları doğrultusunda Kırım'daki gıda krizinin boyutunu gözler önüne serdi. Yerel halkın aktardığı bilgilere göre marketlerde şeker, un, tuz, makarna, sıvı yağ ve bakliyat çeşitleri tamamen tükenmiş durumda. Bazı büyük zincir marketler, ellerinde kalan sınırlı miktardaki temel ihtiyaç malzemelerinin tamamen bitmesini önlemek adına kişi başına ürün kotası uygulamasına geçmek zorunda kaldı. “KIRIM, TECRİT EDİLMİŞ BİR BÖLGEYE DÖNÜŞTÜ” Ulusal Direniş Merkezinden yapılan açıklamada, “Bu durumun nedeni, yalnızca Rusya tarafından bölgeye getirilen çok sayıda göçmen ve askerî personel yüzünden artan talep değil aynı zamanda lojistikte yaşanan ciddi sorunlardır. Kırım, giderek daha fazla tecrit edilmiş bir bölgeye dönüşüyor. Kerç Köprüsü artık ana ulaşım arteri rolünü tam anlamıyla yerine getiremiyor, deniz rotaları sürekli tehdit altında bulunuyor ve işgal altındaki topraklardan geçen kara yolu bağlantısı ise düzenli olarak Ukrayna SİHA’larının menzili içinde kalıyor." denildi. İşgalci yönetimin kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmaktan kaçındığı belirten merkez, Kırım sakinlerinin ise her geçen gün boş raflarla, ürün satışına getirilen kısıtlamalarla ve temel gıda maddelerindeki fiyat artışlarıyla daha sık karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Açıklamada, “Rusya, işgal altındaki yarımadanın lojistik ihtiyaçlarını alışılagelmiş hacimde karşılama yeteneğini fiilen ve kademeli olarak kaybediyor. Kırım; yakıt, mal ve kaynak ulaştırılmasının giderek zorlaştığı bir adayı andırmaya başladı. İşgalci yönetim, sorunun boyutlarını gizlemeye çalışsa da yarımada sakinleri lojistik tecritinin sonuçlarını market raflarında şimdiden derinden hissediyor.” ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.