SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İbrahim Kalın

QHA - Kırım Haber Ajansı - İbrahim Kalın haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İbrahim Kalın haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ankara'da "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ve "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" paneli tertip edildi Haber

Ankara'da "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ve "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" paneli tertip edildi

Millî İstihbarat Akademisi (MİA), 7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleşecek 36. NATO Zirvesi öncesinde "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ile "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" başlıklı, uluslararası bir program düzenledi. Programa; Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Millî İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse ve NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray’in yanı sıra akademisyenler, büyükelçiler ve güvenlik uzmanları katıldı. KÜRESEL SİYASET, GÜÇ REKABETİNİN SERTLEŞTİĞİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR MİT Başkanı İbrahim Kalın, "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" isimli panelde yaptığı konuşmada küresel denklemin, güvenlik önlemlerinin yeniden şekillendiği, güç rekabetinin sertleştiği, tehditlerin farklı boyutlar kazanarak çeşitlendiği bir dönemden geçtiğini ifade etti. Anadolu Ajansının (AA) 15 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre Kalın; bu süreçte Orta Doğu, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Avrupa’nın güvenliğini kapsayan geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmelerin, NATO'nun önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı. Kalın, bununla birlikte NATO'nun, bugün olduğu gibi gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin en temel sütunlarından biri olmaya devam edeceğini kaydetti. “YENİ GERÇEKLİK KARŞISINDA HER AKTÖR, CAYDIRICI ETKİ OLUŞTURMANIN YOLLARINI ARAMAK ZORUNDADIR” MİT Başkanı, değişen tehdit ortamının, İttifak'ın rolünü ve müttefiklerin de yeni şartlara uygun şekilde değerlendirilmesini zorunlu kıldığını da dile getirerek "Güvenlik paradigmasının köklü biçimde değiştiği günümüzde, dönüşümü doğru okumak, yeni tehditleri zamanında kavramak ve bu tehditlere stratejik cevaplar üretebilmek kritik önemi haizdir. Bunun için dayanıklı toplumlara, güçlü kurumlara, etkili istihbarat kapasitesine, teknolojik donanıma ve ortak stratejik akla her zamankinde daha fazla ihtiyaç duyuyoruz." şeklinde konuştu. Öte yandan Kalın, NATO'nun değişen güvenlik ortamına nasıl uyum sağlayacağı ve kendisini yeni ihtiyaçlara göre nasıl dönüştüreceği sorusunun, en kritik meselelerden biri olduğunu dile getirerek şu değerlendirmelerde bulundu: NATO'nun kuruluş felsefesinin temelinde yer alan, güvenlik, askeri, siyasi, ekonomik, teknolojik ve toplumsal unsurların iç içe geçtiği, çok katmanlı, çok boyutlu bir yapı arz etmektedir. Sınır güvenliği ve enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve savunma kapasitesi, siber dayanıklılık ve toplumsal huzur, yapay zekâ çağının gerektirdiği bilgi güvenliği anlayışıyla devlet egemenliği birbirinden ayrılmaz unsurlardır. Bu köklü değişim, savaş ve istihbaratın doğasında da dönüşüme neden olmaktadır. Yeni gerçeklik karşısında her aktör kendine yeterli olmanın, caydırıcı etki oluşturmanın ve krizlere çözüm üretmenin yollarını aramak zorundadır. Bu noktada NATO da yalnızca caydırıcılık kapasitesinin artırılmasıyla değil, aynı zamanda müttefik ülkelerin dayanıklılık kapasitelerini güçlendirilmesiyle de güvenlik mimarisindeki önemini muhafaza etmektedir. Ukrayna-Rusya Savaşı'na da dikkat çeken Kalın, bu savaşın yalnızca iki ülke arasında cereyan eden askerî bir çatışma olmaktan çıktığını vurgulayarak geniş bir alanda küresel sonuçlar doğurduğunu bildirdi. KALIN, TÜRKİYE İLE NATO İLİŞKİLERİNİN HAYATİ ÖNEMİNE VURGU YAPTI Bununla birlikte Kalın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın bölgesel sınırları aşarak küresel dengeyi şekillendirdiğini de kaydetti. Ayrıca, "Bütün bu gelişmeler karşısında ülkemiz, NATO'ya katıldığı ilk günden itibaren üzerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmekte, İttifak'ın caydırıcılığına, doğu ve güney kanatlarının güvenliğine, Karadeniz'deki dengeye, terörle mücadele gündemine ve bölgesel krizlerin yönetimine somut katkılar sunmaktadır." şeklinde konuşan Kalın, Türkiye'nin NATO'ya katıldığı 1952 yılından itibaren hem Türkiye'nin güvenlik perspektifi hem de İttifak'ın küresel perspektifi açısından Türkiye ile NATO ilişkilerinin hayati bir önem taşıdığının altını çizdi. Kalın, son olarak Ankara’da düzenlenecek olan NATO Liderler Zirvesi'nin, değişen tehdit ortamı karşısında NATO’nun hangi kabiliyetlerle, nasıl bir iş bölümüyle ve ne tür bir uyum anlayışıyla yoluna devam edeceği sorularına cevap aranması açısından kritik bir platform görevi göreceğini ifade etti. RUSYA BİRÇOK FARKLI YÖNTEM KULLANARAK UKRAYNA’DA İSTİKRARSIZLIĞI HEDEFLİYOR NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Bray ise NATO'nun en önemli yanıtının tehdit bazlı olması olduğunu dile getirerek "Bu kilit zirvenin aynı zamanda çok önemli sonuçları beraberinde getireceğini düşünüyoruz." dedi. Bununla birlikte Bray, dünyanın teknoloji ve istihbarat konusunda önemli bir değişiklikten geçtiğini ve NATO Zirvesi’nde oldukça yoğun bir gündemin olacağını aktararak "Daha güçlü bir NATO inşa etme hedefiyle ilerleyeceğiz." ifadelerini kullandı. Öte yandan Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarına dikkat çeken Bray, Rusya’nın birçok farklı yöntem kullanarak istikrarsızlığı hedeflediğinin altını çizdi. Ayrıca Ukrayna’ya verilen destek konusunda çalışmaların ve müttefik ülkelere yönelik tehditlerin devam ettiğini vurgulayan Bray, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan riskleri de dile getirerek "İttifakımız içinde aldığımız farklı önlemler var, bununla birlikte tüm tehditleri önlemeye çalışıyoruz." şeklinde konuştu. DÜNYA SİYASETİ VE GÜVENLİK ANLAYIŞI KÖKLÜ BİR DÖNÜŞÜMDEN GEÇİYOR Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, dünya siyaseti ve güvenlik anlayışının alışılmış kalıpların, yerleşik kabullerin ve eski reflekslerin ötesine geçen köklü bir dönüşümden geçtiğini belirtti. Öte yandan Köse, bu dönüşümün devletleri ve karar alıcıları daha derin bir stratejik muhakemeye ve farklı perspektifler geliştirmeye zorladığını kaydetti. Ayrıca bugünün güvenlik anlayışında istihbarat, dayanıklılık, teknoloji, toplumsal direnç ve ittifak dayanışmasının birbirinden ayrı başlıklar olmaktan çıktığını ifade eden Köse, bu kavramların geleneksel güvenlik dinamiklerinin tamamlayıcı unsurları hâline geldiğini dile getirdi. “RUSYA'NIN DAHA BÜYÜK BİR ŞEYİ HEDEFLEDİĞİNİ ANLAMIŞTIK” Prof. Dr. Köse'nin moderatörlüğünü yaptığı "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" adlı panelde ise Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Akron Üniversitesinden Emeritus Profesör James Clyde Sperling ve Eski NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı David Matthew Cattler yer aldı. Sperling, NATO özelinde bakıldığında istihbaratın hedefe ulaşabilmek, kabiliyeti artırabilmek ve tehditlere karşı yanıt verilebilirliği artırabilmek gibi maliyetleri olduğunu belirtti. Panelde yayımlanmak üzere video mesaj gönderen Cattler ise Ukrayna-Rusya Savaşı başlamadan önce yaşanan gerilimi hatırlatarak "Gerilimle birlikte bir şeylerin gelmek üzere olduğunu anladık. Rusya'nın daha büyük bir şeyi hedeflediğini anlamıştık." dedi.

MİT Başkanı Kalın: Türkiye, hakikat ve adalet temelli hikâyesini anlatmaya devam edecek Haber

MİT Başkanı Kalın: Türkiye, hakikat ve adalet temelli hikâyesini anlatmaya devam edecek

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla bu yıl beşinci kez düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nin (STRATCOM 2026) ikinci gününde “İletişimde Yeni Paradigma: Bilgi, Güç ve Anlatı” oturumu tertip edildi. Oturumda, Türkiye Cumhuriyeti Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın konuştu. KALIN, UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI'NI GÜNDEME TAŞIDI Kalın, oturumda güncel durumu değerlendirdi. Pandemiden bu yana dünyanın birçok kritik eşiklerden, krizlerden ve kırılmalardan geçtiğini dile getiren Kalın, 2022 yılında başlayan Ukrayna-Rusya Savaşı’nın beşinci yılına girdiğini belirterek “Savaşın nasıl biteceğine dair henüz maalesef netleşen bir tablo önümüzde yer almıyor.” ifadelerini kullandı. 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan İsrail-Hamas Savaşı’nın etkilerinin ise bugün hâlâ devam ettiğini kaydeden Kalın, ”8 Aralık 2024 gününde Suriye’de gerçekleşen Suriye Devrimi’nin etkilerini de tüm bölgemizde hissetmeye devam ediyoruz. Geçen sene haziran ayında yaşanan 12 günlük İsrail-İran Savaşı, şu anda içinde bulunduğumuz savaşın fiilî şartlarını da test eden, ortaya çıkartan bir niteliğe sahip idi.” dedi. İSRAİL-İRAN SAVAŞI'NIN SONA ERDİRİLMESİ İÇİN TÜRKİYE’NİN ÇABALARI DEVAM EDİYOR Bugün ise 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasındaki savaşın bir aydır devam ettiğini kaydeden Kalın, “Bu savaşı önlemek, ilk planda ortaya çıkmasını engellemek için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Dışişleri Bakanımız, Millî Savunma Bakanımız, bizler, İletişim Başkanlığımız ve diğer ilgili tüm arkadaşlarımızla çok yoğun bir çaba sarf ettik. Her seferinde öngörülemezlik, kırılganlık, gücün keyfî kullanımı üzerine dayalı bir dünya sisteminin ancak yeni krizler ve savaşlar üreteceğini ifade ederek bu tür çatışmaların ve yıkımların yaşanmaması için yoğun bir çaba sarf ettik.” şeklinde konuştu. Bugün, bu savaşın ortasında ve yaklaşık bir aylık süre içerisinde hem bu savaşın sonra erdirilmesi hem de Türkiye’nin bu savaşın dışında tutulması için yoğun bir çaba gösterildiğini belirten Kalın, bu çabaların aralıksız devam ettiğini vurguladı. Kalın, bugün itibarıyla da söz konusu savaşın bütün bölgeye yayılmaması, daha yıkıcı hâle gelmemesi ve geleceğe dönük olarak da kalıcı hasara sebep olmaması için çabaların yoğunlaştırıldığını dile getirerek “Fakat maalesef İsrail’in başlattığı bu bölgesel savaşın giderek bir küresel krize dönüşmesi ve Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 8 milyarın bedelini ödediği bir savaşa dönüşmesi, şu anda fiilî bir gerçeklik olmaya doğru hızla ilerliyor. Tüm çabamız, öncelikle bu savaşın bir an önce sona ermesi olacaktır.” değerlendirmesini yaptı. “TÜRKİYE OLARAK HİÇBİR ZAMAN FİTNE ATEŞİNE ODUN TAŞIYAN TARAF OLMADIK” Söz konusu savaşın hesaplanan sonuçlarından bir tanesinin sadece İran’ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil, bundan çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu aslî unsurları olan Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında on yıllarca devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılması olduğuna dikkat çeken Kalın, şu ifadelere yer verdi: Bunlara karşı Türkiye olarak sonuna kadar teyakkuz hâlinde mücadele edeceğimizi ifade etmek isterim. Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Gerekirse ateş topunu elimize alacağız, göğsümüzde soğutacağız ama onu hiçbir zaman fitne ateşine atmayacağız. Fitne ateşini yaymaya çalışanlara karşı da kendi dinamiklerimizle, değerlerimizle, liderliğimizle, kendi önceliklerimizle karşı durmaya devam edeceğiz. Biz, dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Türkiye olarak bu istikametten ayrılmayacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum. İran’a yönelik savaşın uluslararası hukuk açısından bir zemininin olmadığını dile getiren Kalın, bu savaşı başlatanların sadece İran’la sınırlı kalmayıp bölgede birtakım oldubittilerle; Lübnan’da, Suriye’de, Filistin topraklarında ve başka yerlerde fiilî durumlar yaratarak yeni imha, ilhak ve işgal politikaları peşinde olduğunu belirtti. Kalın özellikle Lübnan’da son günlerde yaşanan gelişmelerin 1974 yılında Golan Tepeleri’nde yaşanan gelişmelere benzer fiilî bir durum yaratıp bunun bir imha, ilhak ve işgal politikasına dönüştürme girişimi olduğunu kaydetti. Türkiye’nin bunu önlemek için çabalarını yoğunlaştırdığını belirten Kalın, “Türkiye olarak sadece Lübnan’da değil, Filistin topraklarında da bir oldubitti ile Filistinlilerin temel haklarının ellerinden alınmasını, Gazze ve Batı Şeria’da yaşanan ihlallerin görmezden gelinmesine müsaade etmeyeceğimizi ifade etmek istiyorum.” dedi. KALIN, BÖLGESEL SAVAŞIN VE KÜRESEL KRİZİN ÖNLENMESİ ÇAĞRISINI YAPTI Bugün savaşın İran’ın ötesinde, bütün Körfez bölgesine yayıldığını kaydeden Kalın, “Elbette İran’a yapılan saldırılar ne kadar yanlışsa Körfez bölgelerine yapılan saldırıların da amaca hizmet etmediğini ifade etmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu. Kalın, Türkiye’nin Körfez’deki dost ve kardeş ülkeler ile yaptığı tüm görüşmelerde ve istişarelerden yola çıkarak bu savaşın bir an önce sona ermesi için, bölgenin kendi dinamiklerini esas alan bir perspektifle hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bununla birlikte Kalın, “Elbette İran’ın Körfez ülkelerine yaptığı saldırılar kabul edilemezdir ama bu savaşı başlatan ana aktörün kim olduğunu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. Bunun için de İsrail üzerindeki baskının artırılması, savaşı başlatan aktör üzerinde yoğunlaşılarak bu savaşın bir bölgesel savaşa ve küresel krize dönüşmesini önlemek için çaba sarf etmemiz gerekiyor.” değerlendirmesini yaptı. KALIN, SÖYLEME VE EYLEME HÂKİM OLAN KAVRAMLARA DİKKAT ÇEKTİ Kalın, anlatı meselesine de dikkat çekerek “Postmodernizmin büyük anlatılar çağının sona erdiğini ilan etmesinin üzerinden yaklaşık yarım asır geçti. Bize 1970’li yıllardan itibaren postmodernist düşünürler, ‘Akıl gibi, bilim gibi, aydınlanma gibi, ilerleme gibi, din gibi, toplum gibi büyük anlatıların dönemi geçti. Artık mikro tarihler var; kimlik gibi, cinsiyet gibi, etnik kimlikler gibi, sosyal sınıflar gibi daha mikro ilişkiler ve tarihler üzerinden insanlığın akışı devam edecek.’ tezini ileri sürdüler.” dedi. Buna karşın Kalın; akıl, aydınlanma, bilim gibi büyük anlatıların yerine neyin konulduğuna bakıldığında postmodernistlerin iddia yahut tahminlerinin tersine yeni bir anlatıdan ziyade, tüketime dayalı kapitalist üretim biçimlerinin ve teşhir kültürünün söyleme ve eyleme hâkim olduğunun görüldüğünü belirtti. Öte yandan Kalın, postmodernizmle birlikte tedavüle sokulan kavramlara bakıldığında hakikatin inkârı, bilginin araçsallaştırılması, gerçekliğin sanal hâle getirilmesi, varlığın artık eğilen, bükülen ve biçilen bir meta hâline gelmesi, etik ve epistemik rölativizm, izafiyetçilik, görecelilik, bilginin anlamsızlaşması, siyasetin nihilistleşmesi, anlamını yitirmesi, hiperrealite ve simülatra gibi kavramların kullanılmasıyla birlikte bir kargaşa dönemine girildiğini kaydederek “Bütün bunlar; dünyayı daha rasyonel, daha özgür, daha adil kılmadı. Tam tersine; irrasyonel, özgürlük karşıtı, daha karanlık güçlerin öne çıktığı, âdetâ Freud’un bilinçaltı tahminlerini haklı çıkartan bir karanlık döneme girdik. Öyle bir noktaya geldik ki bazıları, bunlara ‘karanlık aydınlanma’ diyorlar.” dedi. Ayrıca iletişimin anlam inşa etme, istikamet çizme ve bir yön bulma çabası olma özelliğine ve hikâye anlatımının önemine dikkat çeken Kalın, şu ifadelere yer verdi: Türkiye olarak biz bilgiyi hakikatten, hakikati varlıktan, gücü hak ve adaletten, hikâyeyi ve anlatıyı anlam ve istikametten ayırmadan yolumuza devam edeceğiz. Temel çabamız, gayretimiz; hikâyemizi evrensel bir dille anlatmak ama hikâyemizin sadece şu grubun, bu hizdin, bu bölgenin, bu şehrin değil; bütün coğrafyamızın, insanlığın da bir hikâyesi olduğunu fark ederek, kavrayarak, bize kulak vermeye gönlü olan, aklı olan, kulağı olan herkesle paylaşmak olacaktır. Bu yüzden de biz, hikâyemizi inşa edeceğiz, anlatacağız, paylaşacağız ki başkalarının hikâyeleriyle bizim hikâyemiz de zenginleşsin.

Umerov ve MİT Başkanı Kalın Rus esaretindeki Ukraynalıları görüştü Haber

Umerov ve MİT Başkanı Kalın Rus esaretindeki Ukraynalıları görüştü

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişiminin dördüncü yıl dönümünde Türkiye’ye resmî ziyarette bulunan Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, Türkiye Cumhuriyeti Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ile Ankara’da bir araya geldi. BÖLGESEL GÜVENLİK VE BARIŞ GÖRÜŞMELERİ ELE ALINDI Görüşme kapsamında, bölgesel güvenliğe yönelik tehditler, barış görüşmeleri ve koordineli olarak yürütülen çalışmaların ilerletilmesi, hem cephenin hem de bölgenin durumu göz önünde tutularak masaya yatırıldı. Görüşmede insani sorunlar ve Rus esareti altında bulunan Ukrayna vatandaşlarının geri dönüş süreci üzerine duruldu. Görüşmeye ilişkin olarak yapılan açıklamada, “Türkiye, önemli bir ortağımızdır ve diyaloğun kurulabilmesi adına anahtar platformlardan biri konumunda yer almaktadır. Yakın gelecekte yeni temaslarda bulunabilmek üzere çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.” ifadelerine yer verildi. Ayrıca, Karadeniz bölgesinin güvenliği ve istikrarı üzerine Kıyiv ile Ankara arasında yapılan görüşmelerin devam etmekte olduğu kaydedildi. Umerov ile Kalın, en son 1 Ocak 2026 tarihinde Ankara'da bir araya gelmişti. Görüşme çerçevesinde Ukrayna'nın güvenlik durumu, Rus işgalinin hem bölgesel hem de küresel etkileri, Rusya'daki savaş esirlerinin serbest bırakılması ve esir takası meselesi gündeme gelirken Ukrayna ile Türkiye arasındaki sistematik çalışmaların sürdürülmeye devam edilmesinde mutabık kalınmıştı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiga, Türkiye'de bir dizi resmî görüşme gerçekleştirdi Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiga, Türkiye'de bir dizi resmî görüşme gerçekleştirdi

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiga (Andrii Sybiha), 21 Ekim 2024 tarihinde başladığı Türkiye'deki çalışma ziyaretinde çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.  BAKAN SIBİGA, CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLE GÖRÜŞTÜ Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiga, çalışma ziyareti kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Görüşme kapsamında Ukrayna ve Türkiye arasında savunma alanındaki iş birliğini geliştirme ve Karadeniz'de seyrüsefer serbestisinin sağlanmasının önemi gibi konular ele alındı. Bakan Sıbiga, yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkürlerini sundu. Görüşmeye ilişkin olarak açıklama yapan Bakan Sıbiga, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik sarsılmaz taahhüdü için minnettarız. Kırım ve işgal altındaki diğer bölgeler Ukrayna'ya aittir." ifadelerini kullandı. SAVUNMA İŞ BİRLİĞİ ELE ALINDI Bakan Sıbiga, Türkiye Cumhuriyeti Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bir araya geldi. Görüşmede Ukrayna ve Türkiye arasında savunma iş birliği ele alındı. Ortak projelerin geliştirilmesi önerisinde bulunan Sıbiga, açıklamasında, "Karşılıklı olarak faydalı savunma iş birliğimizi genişletmeyi ve savunma sanayimizi güçlendiren belirli ortak projeleri görüştük. Yaşar Güler'e Ukrayna ile dayanışması için minnettarım." bilgisini verdi. ZAFER PLANI GÜNDEMDEYDİ Görüşmelerine Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ile devam eden Bakan Sıbiga, Zafer Planı'nın ve İkinci Barış Zirvesi'nin ele alındığını bildirdi. Sıbiga, görüşmeyle ilgili "Türkiye'nin Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, yakın dostum İbrahim Kalın ile görüştüm. Savaş alanındaki durum, Zafer Planı ve İkinci Barış Zirvesi hakkında bilgi verdim. Karadeniz güvenliğini, seyrüsefer özgürlüğünü ve adil ve kalıcı barışı yeniden tesis etmenin yollarını tartıştık." açıklamasında bulundu. SERBEST TİCARET ANLAŞMASI VE UKRAYNA'DAKİ TÜRK ŞİRKETLER GÖRÜŞÜLDÜ Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiga, 10 Ekim 2024 tarihinde onaylanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Ukrayna Hükûmeti Arasında Serbest Ticaret Anlaşması”nın sonrasında bir araya geldi. Görüşmede, Türk şirketlerinin Ukrayna'nın toparlanmasındaki rolüne değinildi. Bakan Bolat, yaptığı açıklamada ele alınan konuları "Türkiye olarak Ukrayna ile ticari ilişkilerimizi güçlendirmeye, karşılıklı yatırımları artırmaya ve ikili ticaret hacmimizi genişletmeye büyük önem veriyoruz. Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü her zaman destekleyen bir ülke olarak, bölgemizde barışın sağlanmasının, siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerimizin gelişmesine ve Ukrayna'nın yeniden inşa çabalarındaki iş birliğimize olumlu katkı sağlayacağına inanıyoruz." ifadeleriyle belirtti. Ayrıca Bakan Sıbiga yaptığı açıklamada, Rusya'nın Ukrayna'nın limanlarına ve enerji sistemlerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar hakkında bilgi verdiğini belirtti. STRATEJİK ORTAKLIKLAR GÜNDEMDE Bakan Sıbiga, son olarak Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile bir araya geldi. Bakan Sıbiga, gerçekleşen görüşmede stratejik ortaklık, Karadeniz'in güvenliği ve seyrüsefer özgürlüğü konularının gçrüşüldüğünü kaydetti. Sıbiga, açıklamasında "Türkiye'nin gıda güvenliği ve insanlarımızın Rus esaretinden kurtarılması konusundaki önemli rolünü takdir ediyoruz." ifadelerini kullanarak Türkiye'nin devam eden savaştaki rolünü vurguladı. BAKAN, ZİYARETİNE ANITKABİR İLE BAŞLAMIŞTI Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiga (Andrii Sybiha), bakanlık görevine geldikten sonraki ilk Türkiye ziyaretini 21 Ekim 2024 tarihinde gerçekleştirdi. 6 Eylül 2024 tarihinde resmen görevine başlayan Andriy Sıbiga, programına Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedî istirahatgâhı Anıtkabir'i ziyaret ederek başlamıştı. Ukraynalı Bakan daha sonra, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşme gerçekleştirmişti. Ardından Bakan, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğini ziyarette bulunarak burada Kırım Tatar diasporasıyla bir araya gelmişti.

Bakü'de Güvenlik Konferansı düzenlendi Haber

Bakü'de Güvenlik Konferansı düzenlendi

Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de 14-15 Eylül 2024 tarihleri arasında Bakü Güvenlik Konferansı gerçekleştirildi. 50'den fazla ülkenin istihbarat ve güvenlik bürokrasisi başkanının katılım sağladığı konferansın bu yılki teması ise "Küresel Ulaşım Yollarının Güvenliğine Yönelik Modern Zorluklar" olarak belirlendi. Konferansta Türkiye'yi  Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın temsil etti. Katılım sağlayan birçok ülkeden mevkidaşıyla görüşen Kalın, gerçekleştirdiği ikili temaslarda güncel gelişmelere değindi. Konferans oturumunda yaptığı konuşmada ise artan terör tehditlerine ve sonuçlarına değindi. İbrahim Kalın, konuşmasında Azerbaycan ve Ermenistan arasında gerçekleşen kırk dört günlük savaşa değindi. İki ülke arasında varılacak nihai bir barış anlaşmasının Kafkaslardaki istikrar açısından büyük önem taşıdığının altını çizdi. Kalıcı barışın sağlanmasının Zengezur Koridorunun ve Azerbaycan-Ermenistan-Nahçivan-Türkiye-Avrupa hattının bağlantısının sağlanmasında etkili olacağını vurguladı. UKRAYNA-RUSYA SAVAŞINDA YENİ BİR GÜVENLİK MİMARİSİ İNŞA EDİLMELİ MİT Başkanı İbrahim Kalın, konuşmasında ayrıca 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik olarak yürüttüğü topyekûn saldırı ve işgal girişimine de değindi. Kalın, Ukrayna ve Rusya arasında 24 Şubat 2022 tarihinden beri devam eden savaşın uluslararası hukuk zeminine oturtulmuş yeni bir güvenlik mimarisi oluşturularak çözümlenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin Ukrayna'daki savaşın sonra ermesi için açık ve kapalı olarak çok yönlü istihbarat diplomasisi çalışmalarını devam ettirdiğinin de altını çizdi. Kalın, bu anlamda Türkiye'nin hem Ukrayna hem de Gazze savaşının sona ermesi için açık ve kapalı çok yönlü istihbarat diplomasisi çalışmalarını devam ettireceğinin de altını çizdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.