SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Insan Hakları Ihlalleri

QHA - Kırım Haber Ajansı - Insan Hakları Ihlalleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Insan Hakları Ihlalleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı Haber

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Emel Fikir Kültür Konferansları çerçevesinde İstanbul’da, Rusya’nın Ukrayna ve Kırım’da İnsan Hakları İhlalleri başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. Süleymaniye’de bulunan KOCAV Vakfı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan ağır insan hakları ihlalleri ele alındı. Konferans açılışında konuşan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Rusya’nın yüzyıllardır Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulüm politikaları yürüttüğüne dikkat çekti. Karatay, “Bu savaşı Ukrayna kazanmalı. Kırım Rus işgali altında kalırsa Kırım Tatar halkının geleceği çok karanlık olur. Bunu millî liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da söyledi. Bundan dolayı tüm gücümüzle bu savaşta Ukrayna’nın yanındayız.” dedi. Etkinlikte konuşan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy ise, Rusya’nın işgal altındaki Kırım’da ve diğer Ukrayna topraklarında işlediği suçların uluslararası kamuoyuna anlatılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Nedilskıy, “Bugün burada, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarına ve Ukraynalılara yönelik baskıları konuşmak için toplandık. İşgalciler halkımıza korkunç suçlar işliyor. Askerlerimiz cephede topraklarımızı ve bağımsızlığımızı savunurken, biz siviller de kendi cephemizde bu savaş suçlarını dünyaya anlatmak zorundayız. Dünya gerçekleri bilmeli.” ifadelerini kullandı. Nedilskıy ayrıca Türkiye’ye, Ukrayna’ya verdiği kararlı destek nedeniyle teşekkür etti. Konferansın konuşmacısı Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Temsilciliğinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kurışko, işgal altındaki Kırım’da yaşanan ihlallerin kayıt altına alınmasının büyük zorluklarla yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: Rus işgal güçleri halkı sindirmek amacıyla sistematik baskı uyguluyor. Bu nedenle birçok aile yaşanan ihlalleri anlatmaya korkuyor. Siyasi tutsakların kesin sayısını bilmiyoruz; ancak sayılarının 200’ü aştığını ve büyük çoğunluğunun Kırım Tatarı olduğunu biliyoruz. 2022’den sonra ise özellikle gençlere ve kadınlara yönelik baskı ciddi biçimde arttı. Konferans sırasında katılımcılara siyasi tutsakların resimleri dağıtıldı. Kurışko, genç siyasi tutsaklar Appaz Kurtamet ve Bogdan Ziza’nın yaşadıklarına dikkat çekerek, işgal güçlerinin gençleri hedef alan baskı politikalarını anlattı. Ayrıca, birkaç ay önce dört Kırım Tatar kadınının düzmece suçlamalarla alıkonulduğunu hatırlattı. Siyasi tutsakların çok kötü şartlarda alıkonulduğunu, hasta olanlara tıbbi bakım sağlanmadığını belirten Kurişko, 3 siyasi tutsağın tıbbi bakım eksikliği nedeniyle Rus esaretinde yaşamını yitirdiğini aktardı. Rus işgal yönetiminin, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın anılmasına dahi izin vermediğini vurgulayan Kurışko, siyasi tutsakların yasa dışı şekilde Kırım’dan binlerce kilometre uzaklıkta bulunan Rus cezaevlerine sevk edildiğini ve aileleriyle, avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum bırakıldığını söyledi. Kurışko, “Rusya sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediği için Kırımlı siyasi tutsaklar da takaslara dâhil edilmiyor.” ifadelerini kullandı. Ukrayna’nın siyasi tutsakların ailelerine destek verdiğini ve bu konuyu uluslararası gündemde tutmaya çalıştığını belirten Kurışko, “Bazen siyasi tutsaklar konusunda Ukrayna’nın yalnız bırakıldığı hissine kapılıyoruz.” diyerek Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları ve derneklerin bu hikâyelerin duyurulmasında çok önemli bir rol oynayabileceğini belirtti. Kurışko, Rus işgal yönetiminin Kırım Tatarlarına 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanlarını anmasına izin vermediğini, siyasi tutsakları yasa dışı olarak Kırım’dan uzaktaki Rus cezaevlerine sevk ettiğini böylece onların aileleri ve avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum ettiğini anlattı. Ayrıca Rusya’nın sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediğine dikkat çeken Kurışko, “Bundan dolayı maalesef Kırımlı siyasi tutsaklar da iade edilmiyor.” dedi. Etkinliğe Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Kültür Temsilcisi Anife Kurtseitova, KTMM Üyesi Abmecit Süleymanov, Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Türkiye ve Ortadoğu Ülkeleri Genel Temsilcisi Abdulhakim Şaptukayev, Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkanı Şebnem Sözen, Türk Dünyası Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Halit Kanak, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Gezer, Gazeteci Güngör Yavuzaslan, TÜRKSİD, Kırım Derneği Kocaeli Şubesi, Sakarya Kırım Türkleri Derneği, Azerbaycan Derneği, İyi Parti, Bağımsızlık Partisi, Anahtar Parti ve Zafer Partisi temsilcileri katıldı.

Av. Lyudmıla Korotkıh: AİHM kararı Rusya’nın Kırım’daki hukuksuzluğunu tescilledi Haber

Av. Lyudmıla Korotkıh: AİHM kararı Rusya’nın Kırım’daki hukuksuzluğunu tescilledi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Ocak 2026 tarihinde “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” başlıklı dava kapsamında verdiği kararla, işgal altındaki Kırım’da barışçıl gösterilere katılan kişilere yönelik uygulamalar nedeniyle Rusya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti. İhlallerin meydana geldiği 2014-2017 yılları arasında Kırım’da yaşayan 66 kişinin taraf olduğu 43 başvurunun birleştirilmesiyle oluşan davada verilen bu karar, 2014’ten sonra Kırım’daki olaylarla bağlantılı olarak Ukrayna ile Rusya arasındaki silahlı çatışma bağlamında, AİHM’in bireysel başvurulara ilişkin verdiği ilk esasa ilişkin karar olma özelliğini taşıyor. Mahkeme; Rusya’nın kendi yasalarını Kırım’da uygulamasının hukuka uygun olmadığını, kurulan sözde mahkemelerin ise yasayla kurulmuş yargı organı vasfı taşımadığını belirterek; Kremlin yönetiminin yarımada sakinlerinin ifade, toplantı ve adil yargılanma haklarını ihlal edildiğine hükmetti. AİHM ÖNCE DEVLETLERARASI SONRA BİREYSEL DAVALARIN KARARINI VERDİ Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Kırım Tatar Kaynak Merkezi Avukatı Lyudmıla Korotkıh (Liudmyla Korotkykh), soz konusu kararın AİHM’in Kırım dosyalarına yaklaşımının mantıksal bir devamı olduğunu belirtertti. Mahkemenin önce devletlerarası davayı karara bağladığını, ardından bireysel başvuruları ele almaya başladığını hatırlatan Korotkıh, “AİHM Haziran 2024’te Kırım ile ilgili ‘Ukrayna Rusya’ya karşı’ devletlerarası davasında nihai kararını verdi, 2025’in ilk yarısında ise bireysel başvuruların iletişim süreci başladı.” dedi. “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” davasının, 2014-2017 yılları arasında özellikle Kırım Tatarlarını hedef alan çok sayıda barışçıl eylem ve protestoya yönelik baskıları kapsadığı belirten avukat, “Bunlar arasında; 3 Mayıs 2014’te Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu karşılamak için Kırım idari sınırında düzenlenen protestolar, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü kurbanlarını anma etkinlikleri, Ukrayna Bağımsızlık Günü çerçevesinde düzenlenen etkinlikler, Kırım’ın işgaline karşı protestolar ve sözde aramalar sırasında düzenlenen destek eylemleri yer aldı.” şeklinde aktardı. RUS HUKUKU VE MAHKEMELERİ GEÇERSİZ SAYILDI Mahkemenin hukuki değerlendirmesiyle ilgili Lyudmıla Korotkıh şunları kaydetti: AİHM, Rus işgal yetkililerinin barışçıl toplanma hakkını kısıtlama eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesini ihlal ettiğini açıkça tespit etti. Ayrıca Mahkeme, devletlerarası davadaki tutumuna dayanarak, bazı davacılar açısından Sözleşme’nin 5. maddesi (özgürlük ve güvenlik hakkı) ve 6. maddesi (adil yargılanma hakkı) ihlallerini de kabul etti. Kararda, Rus mevzuatına dayalı olarak yapılan özgürlükten yoksun bırakmaların hukuka aykırı olduğu ve Kırım’daki sözde ‘mahkemelerin’ meşru kabul edilemeyeceği vurgulandı. TAZMİNAT KARARI VE GELECEK İÇİN HUKUKİ ZEMİN Avukat ayrıca mahkemenin davacıların tazminat talebini de kabul ettiğini kaydederek, “AİHM, adil tazmin talep eden tüm davacılara tazminat ödenmesine hükmetti ve Rusya’nın bu ödemeleri üç ay içinde yapması gerektiğini belirtti. Sürenin aşılması halinde faiz uygulanmaya başlayacak.” dedi. Korotkıh, Rusya'nın Avrupa Konseyinden çıkarılması nedeniyle kararı uygulamayı reddetme ihtimaline rağmen bu hükmün stratejik önemini şu sözlerle anlattı: Rusya şu an kararı tanımayabilir ancak bu belge, gelecekte kurulacak uluslararası tazminat ve onarım (reparasyon) mekanizmaları için vazgeçilmez bir hukuki temeldir. Bu karar, sorumluluğun tescil edilmesi ve Kırım Tatarları başta olmak üzere tüm mağdurlar için adaletin sağlanması yolunda dev bir adımdır. SIRADA KTMM DAVASI VAR Korotkıh ayrıca, işgal yönetiminin 2016 yılında Kırım Tatar Milli Meclisini (KTMM) yasa dışı ilan edilmesine ilişkin bireysel davalarda da iletişim sürecinin başladığını hatırlatarak Rusya'nın bu dosyalardaki savunmasını sunması için belirlenen sürenin 21 Ocak 2026 dolduğuna dikkat çekti. Avukat AİHM’nin 20 Ocak 2026 tarihli kararının bekleyen diğer siyasi davalar için güçlü bir emsal teşkil edeceğini vurguladı.

İşgal altında bir yıl daha: Kırım’da 2025, artan baskılarla geçti Haber

İşgal altında bir yıl daha: Kırım’da 2025, artan baskılarla geçti

12 yıldır Rus işgali altında olan Kırım için 2025 yılı baskıların kurumsallaştığı, insan hakları ihlallerinin derinleştiği ve Kırım Tatar halkına yönelik sistematik politikaların daha da sertleştiği bir yıl olarak kayda geçti. Siyasi tutuklamalar, kültürel mirasın yok edilmesi, çocukların askerileştirilmesi ve ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım’daki gündelik hayatın ayrılmaz parçaları hâline geldi. İşgal altındaki yarımadada özgürlük umutları bir kez daha gelecek yıla ertelendi. Kırım Haber Ajansı (QHA), 2025 yılında Kırım’da öne çıkan gelişmeleri okuyucuları için derledi. SİYASİ TUTSAKLAR VE YARGI BASKISI DERİNLEŞTİ İnsan hakları savunucularının verilerine göre, Rusya’nın kontrolündeki cezaevlerinde 176’sı Kırım Tatarı olmak üzere toplam 316 Kırımlı siyasi tutsak bulunuyor. Tutuklular arasında kadınlar, gençler, yaşlılar ve engelli bireyler de yer aldı. Tutuklamalar çoğu zaman “terör” ve “aşırılıkçılık” gibi muğlak suçlamalara dayanıyor. Yargı süreçleri ise uluslararası hukukun temel ilkelerinden uzak, kapalı duruşmalar ve avukata erişimin engellenmesiyle yürütülüyor. KIRIM TATAR KADINLAR HEDEFTE 2025’in en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Kırım Tatar kadınlarına yönelik doğrudan baskılar oldu. 15 Ekim’de Esma Nimetulayeva, Elvize Aliyeva, Fevziye Osmanova ve Nasibe Saidova’nın evlerine baskın düzenlendi. Dört kadın, sözde “terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla alıkonuldu. Ardından Rusya, bu kadınları “aşırılıkçılar ve teröristler listesine” ekledi. Bu listeye alınmak, yalnızca ceza soruşturması anlamına gelmiyor; banka hesaplarının dondurulması, mal varlığına erişimin kısıtlanması ve fiilî ekonomik tecrit anlamına geliyor. İnsan hakları örgütleri bu uygulamayı “toplu cezalandırma” olarak nitelendiriyor. SAVUNMA HAKKI ENGELLENİYOR 2025 boyunca Kırım Tatar siyasi tutsakları savunan avukatlar da ağır baskı altına alındı. 11 Aralık’ta Emil Kurbedinov, Edem Semedlayev, Nazim Şeyhmambetov, Elvina Semedlayeva, Rüstem Kamilev ve Lilya Gemeci’nin ofislerinde aramalar yapıldı. Avukatlar; “terör örgütü faaliyeti”, “terörizme yardım” ve “vergi kaçakçılığı” gibi suçlamalarla hedef gösterildi. Bu durum, işgal altındaki Kırım’da adil yargılanma hakkının sistematik biçimde ortadan kaldırıldığını bir kez daha ortaya koydu. GAZETECİLER, ARAŞTIRMACILAR VE TARİHÇİLER SUSTURULUYOR Kırım’daki ihlalleri belgeleyen Kırım Tatar insan hakları savunucusu ve yurttaş gazeteci Lutfiye Zudiyeva, 2025’te “yabancı ajan” ilan edildi. Kırım Tatar araştırmacı ve sunucu Lenora Dyulber’in evinde arama yapıldı; kısa süreli alıkonulmasının ardından serbest bırakıldı. 74 yaşındaki tarihçi Enver Seitmemetov ise Sovyet yönetiminin Kırım Tatarlarına uyguladığı zulmü eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle idari cezaya çarptırıldı. 18 MAYIS: YASAKLANAN HAFIZA Rus işgal yönetimi, 2025’te de 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı anmalarını yasakladı. Kırım Tatar aktivistlere anma günü öncesinde “uyarı kağıtları” dağıtıldı. Buna karşın uluslararası alanda önemli bir adım atıldı. Hollanda Temsilciler Meclisi, 19 Haziran 2025’te aldığı kararla 18 Mayıs Sürgünü’nü soykırım olarak tanıdı. Hollanda, sürgünü soykırım olarak tanıyan sekizinci ülke oldu. KÜLTÜREL MİRAS VE TARİH SİLİNİYOR Kırım Tatar saray mimarisinin dünyadaki tek örneği olan Hansaray’ın restorasyon adı altında yok edilmesini hedefleyen Rusya, burada 2017’de başlattığı çalışmayı bu yıl da sürdürürken tamamlanma tarihini bir kez daha erteledi. Kırım’ın kültürel mirasını yok eden işgalci zihniyet, ayrıca Kırım’ın Yedi Kuyu bölgesinde, Artezian ve Acı Eli vadilerinde yer alan antik yerleşim alanlarını ağır iş makineleriyle tahrip etti. Bu doğrultuda yarımadada en az 200 arkeolojik alanın ciddi şekilde tahrip edildiği ya da tamamen yok edildiği tahmin ediliyor. Ayrıca yarımadadaki antik yerleşim alanlarında yürütülen yasa dışı kazılarda bulunan eserler Rusya’ya kaçırılmaya devam etti. Bu durum, kültürel soykırımın arkeolojik boyutunu oluşturuyor. KAYIPLAR: ERVİN İBRAGİMOV DOSYASI KAPANMIYOR Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu üyesi Ervin İbragimov, 24 Mayıs 2016’da Bahçesaray’daki evinin önünden kaçırılmıştı. 2025 yılında da kendisinden hiçbir haber alınamadı. İşgal süresince Kırım’da 44 kişi kaçırıldı; 6’sı ölü bulundu, 15 kişinin akıbeti hâlâ bilinmiyor. ÇOCUKLARIN ASKERİLEŞTİRİLMESİ VE PROPAGANDA Rusya, Kırım’da eğitim sistemini ideolojik bir araç olarak kullanmayı sürdürdü. Harbiye sınıfları yaygınlaştırıldı, çocuk kamplarında askeri propaganda yoğunlaştırıldı. “Almenda” Sivil Eğitim Merkezinin raporuna göre, Rus işgali altındaki Kırım’da bu yaz 181 binden fazla çocuk sözde rehabilitasyon bahanesiyle Rus askerlerin denetimindeki askerî eğitimlere dahil edildi. Üniversitelerde zorunlu askeri eğitim uygulamaları devam ederken, öğrenciler Rus ordusu için kan bağışına zorlandı. KIRIM TATARCA İÇİN LATİN ALFABESİ ADIMI Ukrayna Bakanlar Kurulu, 3 Nisan 2025’te Kırım Tatarca İmla (Yazım) Kılavuzu önerisini kabul etti. Kılavuz, 2021’de onaylanan Latin alfabesine dayalı Kırım Tatar dili alfabesi temel alınarak hazırlandı. ULUSLARARASI ARENADA KIRIM UNUTULMADI 2025’te Kırım Platformu toplantıları, Kırım meselesini uluslararası gündemde tutmayı sürdürdü. Beşinci Liderler Zirvesi New York’ta, dördüncü Parlamenter Zirve Stockholm’de gerçekleştirildi. Ayrıca BM Genel Kurulu, Kırım dâhil Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarında devam eden insan hakları ihlallerini kınayan yeni bir karar kabul etti. Kararda siyasi tutsakların serbest bırakılması çağrısı yinelendi ve Ukrayna’nın egemenliği bir kez daha teyit edildi. BASKIYA RAĞMEN VAR OLMA MÜCADELESİ DEVAM EDİYOR 2025 yılı, Rus işgali altındaki Kırım için baskıların yoğunlaştığı ancak direnişin de sürdüğü bir yıl oldu. Kırım Tatar halkı, siyasi baskılar, kültürel yıkım ve asimilasyon politikalarına rağmen kimliğini, hafızasını ve özgürlük talebini korumaya devam ediyor.

UNESCO'dan Rusya'ya kınama: Kırım'daki durum izlenmeye devam edilecek Haber

UNESCO'dan Rusya'ya kınama: Kırım'daki durum izlenmeye devam edilecek

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Yürütme Kurulu, 9 Ekim'de aldığı kararla, Rusya'nın Ukrayna kültürel mirasını tahrip etme eylemleri ve işgal altındaki Kırım'daki durumun izlenmesine devam etme kararı aldı. Kabul edilen kararda, yarımadada Rusya tarafından Kırım Tatarlarının hak ihlalleri, gazetecilere yönelik baskı ve eğitim alanındaki kısıtlamaları da bir kere daha teyit edildi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre söz konusu karar, UNESCO Genel Direktörünün geçici olarak Rusya tarafından işgal edilen Kırım'daki durumu ele alan raporuna dayanıyor. Raporda, Ukrayna yarımadasındaki durumun önemli ölçüde kötüleştiği ve Rusya'nın UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Antik Kent Hersones Tavriyskıy dâhil olmak üzere kültürel mirası yok ettiği belirtiliyor. Ayrıca raporda, Rusya’nın Kırım Tatarlarının haklarını sistematik biçimde ihlal ettiği, işgal yönetiminin gazetecilere yönelik yasa dışı baskılar uyguladığı, eğitim alanında ve Ukraince ile Kırım Tatarca öğrenme hakkının kısıtlanmasında ciddi ihlaller yaşandığı, din özgürlüğü ve diğer temel insan haklarının da hedef alındığı vurgulanıyor. ULUSLARARASI DESTEK VE KINAMA Toplantı sırasında, Çekya delegasyonu 44 UNESCO üye devleti adına bir açıklama yaparak, Kırım Tatarlarına yönelik zulümden kültürel ve dini anıtların yok edilmesine kadar Rusya'nın işgal altında bulunan Kırım'daki eylemlerini kınadı. Ayrıca, belgede Rus işgal yönetiminin sorumsuz faaliyetlerinden kaynaklanan ekolojik zararlara da dikkat çekildi. Litvanya, Türkiye, Almanya, Arnavutluk ve Şili delegasyonları da ayrı ayrı açıklamalarla Ukrayna'nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne olan desteklerini yineledi. Ukrayna'nın UNESCO Daimi Temsilcisi Vadım Omelçenko, izleme misyonun görev sürecinin sürdürülmesinin önemine dikkat çekerek, “Yürütme Kurulunun kararı, UNESCO üyesi ülkelerin çoğunluğunun uluslararası hukukun, insan haklarının ve Ukrayna’nın uluslararası alanda tanınan sınırları içindeki toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik sarsılmaz tutumunu bir kez daha teyit ediyor.” dedi.

BM oturumunda Rusya ve Kırım’daki insan hakları ihlalleri gündeme geldi Haber

BM oturumunda Rusya ve Kırım’daki insan hakları ihlalleri gündeme geldi

Cenevre’de BM oturumunda Rusya ve işgal altındaki Kırım’daki insan hakları ihlalleri ele alındı. Zürih’teki Milletler Sarayı’nda BM İnsan Hakları Konseyi’nin 60. oturumu 22 Eylül 2025 tarihinde düzenlendi. Avusturya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve Polonya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen paralel etkinlikte, Rusya’nın işgali altındaki Kırım’daki insan hakları durumu ele alındı. BM İnsan Hakları Konseyi oturumunda Rusya’daki insan hakları durumuna ilişkin sunum yapan BM Özel Raportörü Mariana Katzarova, 2024 ortasından 2025 Ağustos ortasına kadar olan dönemi kapsayan bir değerlendirme paylaştı. Katsarova, raporunu mağdurlar, tanıklar, avukatlar ve sivil toplum temsilcilerinden alınan yaklaşık 200 doğrulanmış ifadeye dayandırdığını belirtti. BASKILAR SÖZDE SİYASİ GEREKÇELERLE ÖRTBAS EDİLİYOR Katsarova, Rusya’daki baskıların ve muhalif seslerin susturulmasının endişe verici bir şekilde arttığına dikkat çekti. “Yabancı ajanlar”, “istenmeyen kuruluşlar”, “sahte haberler” yasalarının yanı sıra “terörizm”, “aşırılıkçılık”, “vatana ihanet”, “casusluk” ve yabancı devletlerle ya da uluslararası kuruluşlarla “gizli iş birliği” suçlamalarının, siyasi gerekçelerle yürütülen baskıları örtmek için kullanıldığını belirtti. Aynı zamanda Katsarova, Rus mahkemelerinin çoğunlukla işkence yoluyla elde edilen ifadeleri kabul ederek uzun hapis cezaları verdiğini vurguladı. Oturuma ayrıca; 2015 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar Svetlana Aleksiyeviç, 2024 İngiliz Kitap Ödülü “Yayın Özgürlüğü” kategorisi kazananı, Rusya’da savaş karşıtı tutumu nedeniyle gıyabında 14 yıl hapis cezasına çarptırılmış yazar Boris Akunin, Radyo Svoboda (Radio Free Europe/Radio Liberty) gazetecisi, eski siyasi tutuklu, Ağustos 2024’te serbest bırakılan Alsu Kurmaşeva, Krym.Realii (Kırım.Realii) gazetecisi, Kremlin rejiminin eski tutsağı, Haziran 2025’te özgürlüğüne kavuşan VladIslav YesIpenko da katılım sağladı. SİYASİ MAHKÛMLAR ANILDI Yesipenko konuşmasında Rusya hapishanelerinde hayatını kaybeden siyasi mahkûmları andı. Bunlar arasında gazeteciler Oleksiy Besarabov, Volodımır Dudka, Dmytro Shtyblikov, Viktoriya Roşçina ile Kremlin’in Kırım’daki tutukluları Halyna Dovhopola ve Kostiantyn Shyrinh yer aldı. Yesipenko, bu kişilerin hikâyelerinin kimseyi kayıtsız bırakmadığını vurguladı. Yesipenko ayrıca uluslararası ortakların desteğinin önemine dikkat çekti ve Rusya’nın saldırganlığına hem cephede hem de medya alanında ortak bir şekilde karşı koyma umudunu dile getirdi. VLADISLAV YESIPENKO Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) 16 Mart 2021 tarihinde yaptığı açıklamada, 10 Mart 2021 tarihinde Kırım’da Ukrayna vatandaşı VladIslav YesIpenko’nun tutuklandığını duyurmuştu. Rus işgal güçleri, Yesıpenko’nun Kırım’daki önemli tesisler ile ilgili bilgi topladığını ve güya Ukrayna istihbaratına çalıştığını iddia etmişti. Alıkonulduktan sonra 27 gün boyunca Yesıpenko’nun bağımsız avukatlarla görüşmesine izin verilmedi. Daha sonra alıkonulan gazeteci, Rus istihbarat görevlilerin itiraf ifadesi imzalatmak için kendisine karşı işkence uygulandığını bildirmişti. Kırım’daki sözde mahkeme 2022 yılında Yesıpenko’yu 5 yıl hapis ve 110 bin ruble para cezasına çarptırmıştı.

Kırım SOS Başkanı Oleksiy Tilnenko: İşgalcilerin zulmü 2025'te de devam edecek Haber

Kırım SOS Başkanı Oleksiy Tilnenko: İşgalcilerin zulmü 2025'te de devam edecek

Kırım SOS Sivil Toplum Teşkilatı Başkanı Oleksiy Tılnenko, Rus işgali altındaki Kırım'da son bir yılda insan hakları ihlallerinin yoğunlaşması ve artmasının, bu uygulamaların 2025 yılında da devam edeceğine işaret ettiğini belirtti. RUS ZULMÜ ARTARAK DEVAM EDİYOR Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Kırım SOS Sivil Toplum Teşkilatı Başkanı Oleksiy Tilnenko, 2014 yılından bu yana Rus işgali altında bulunan Kırım’daki insan hakları durumunun Rusya'nın Ukrayna’ya karşı geniş çaplı işgal saldırısı başlattığı 2022 yılından sonra daha da kötüleştiğini kaydetti. Ayrıca uzman son bir yılda Yarımada'da insan hakları ihlalleri sayısının önemli ölçüde arttığına dikkat çekti. Kırım’ın işgal yönetiminin savaşa karşı çıkan Kırımlılara yönelik baskı uygulamak için sık sık “Rus ordusunu itibarsızlaştırma” suçlaması yönelttiğini belirten Tilnenko, son dönemde ilgili suçlama çerçevesinde açılan davaların sayısının arttığını kaydederek, “2023 yılında Rus ordusunu itibarsızlaştırma sulamasıyla işgal mahkemelerine yaklaşık 600 dava açıldı. Bir yıl sonra bu davaların sayısı bin 100'ü aşmış durumunda. Bu eğilimin devam edeceğini ve bu tür vakaların sayısının artacağını düşünüyorum.” dedi. Uzman, işgalci güçlerin Kırımlılara yönelik baskıları artırdığına dikkat çekerek siyasi tutsakların sayısında da artış beklediğini belirterek şu şekilde konuştu: 2024 yılında sözde 'vatana ihanet' ve yürürlüğe yeni giren 'gizli iş birliği' maddesi kapsamında siyasi amaçlı soruşturmalarda önemli bir artış gördük. 2025 yılında da bu baskıların artacağını düşünüyorum. Ukrayna Savunma Kuvvetlerinin yürüttüğü çeşitli faaliyetler nedeniyle Kırım'daki Rus işgal güçlerine yönelik tehditlerin arttığını ifade eden Tilnenko, “Bu nedenle işgalciler, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine potansiyel olarak yardım edebilecek ve onlara karşı düzmece ceza davaları açabilecek kişileri arıyorlar." ifadelerini kullandı. KIRIMLILAR DİRENİŞİNİ GÖSTERECEK Zorla kaybettirme vakalarındaki artışın endişe verici olduğunu vurgulayan uzman, insanların işgalci güçlerin evlerinde yaptığı aramalar sonrasında kaybolduğunu ve sonrasındaki akıbetlerinin çoğu zaman bilinmediğini aktardı. Bununla birlikte Tilnenko, Rus işgali altındaki Kırım’da bağımsız gazetecilere yönelik baskıların 2025 yılında da devam edeceğini kaydederek, Kırım gazetesi Başeditörü Bekir Mamutov’un çarptırıldığı yaklaşık bir milyon ruble (347 bin TL) miktarındaki para cezasının işgalcilerin düzmece davalarda verdiği en büyük para cezası olduğunu belirtti. Bununla birlikte uzman sosyal ağlarda paylaşım yapan sıradan insanların da ifade özgürlükleri bağlamında zulüm gördüğünü aktardı. Öte yandan Kırımlıların işgalcilere karşı şiddet içermeyen direnişinin 2025 yılında da sürdüreceğini kaydeden Tilnenko, "Bu direnci gerçekten bastıracak hiçbir ön koşul görmüyoruz. Bunun için herhalde, 2014 öncesinde Kırım'da bulunan tüm nüfusun sınır dışı edilmesi ve yerine Rus vatandaşlarının yerleştirilmesi gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Kırım'daki insan hakları ihlallerine karışan 260 işgalci yetkilinin ismi tespit edildi Haber

Kırım'daki insan hakları ihlallerine karışan 260 işgalci yetkilinin ismi tespit edildi

İnsan hakları savunucuları, Kırım'da Ukraynalı sivillere yönelik zulüm ve baskılara karışan 260'tan fazla kişiyi tespit etti.  ZMINA İnsan Hakları Merkezi, işgal altındaki Kırım'da yaşayan insanların haklarını ihlal eden, baskı uygulayan iş birlikçi yerel yetkililer ve Rusya'dan taşınan görevlilerin isimlerini tespit ederek işledikleri suçları belgelediklerini bildirdi. Merkezden yapılan açıklamada, şu ana kadar Kırımlılara baskı uygulayan 260’tan fazla işgalci yetkilinin kimliğinin tespit edildiği kaydedildi. KIRIM'DAKİ 260 İŞGALCİ YETKİLİNİN İSMİ TESPİT EDİLDİ İnsan hakları savunucuları; Kırım'da Ukrayna vatandaşlarına yönelik yasa dışı tutuklamalar, keyfi alıkonulmalar, ev baskınları ve siyasi tutsakların Kırım’ın dışına sevk edilmesi gibi suçların iş birlikçi ve Rusya’dan getirilen sözde savcı, yargıç ve soruşturma görevlileri tarafından işlendiğini belirtti. ZMINA İnsan Hakları Merkezi; suç işleyen bu yetkilileri kara listeye dahil etmek ve bu tür yetkililere kişisel yaptırımlar uygulamak da dahil olmak üzere Ukrayna'da ve yurt dışında cezalandırmak amacıyla bu suçluların kişisel verilerini topluyor ve belgeliyor. İnsan hakları savunucuları, Kırım’ı 2014 yılında işgal ettikten sonra Rusya'nın uluslararası insancıl hukuk kurallarını ihlal ederek; Kırım'da sistematik olarak baskı uyguladığını vurguladı. Ukrayna vatandaşlarına yönelik siyasi zulümler, keyfi tutuklamalar ve yargısız infazlar devam ederken; Putin Rusyası, bu ihlallerin sorumluluğundan kaçıyor. Son on yıldır Kırım'daki işgalin etkileriyle birlikte, insan hakları örgütleri, kaybolmalar, işkenceler ve yasa dışı tutuklamalar gibi birçok olayı belgeledi. Ayrıca, Kırım Tatarları ve Ukraynalılara yönelik ayrımcılığın arttığı, işgalci gücün Ukrayna ile bağlantılı her türlü direniş hareketini yok etmeye çalıştığı belirtildi.

BM'de insan hakları karnesi incelenen Çin'i neler bekliyor? Haber

BM'de insan hakları karnesi incelenen Çin'i neler bekliyor?

Selahaddin Kaşgarlı / QHA Ankara Çin, işgal ettiği Doğu Türkistan'da senelerdir baskı ve zulüm politikasına devam ediyor. 2017 yılından bugüne kadar bölgede, Doğu Türkistanlılar toplama kamplarına alınarak asimilasyon ve soykırıma maruz kalıyor. Bu kapsamda, Çin'in Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlalleri, BM Evrensel Periyodik İnceleme (EPİ) Grubu tarafından 24 Ocak 2024 tarihinde incelendi.  UYGUR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ İCRA DİREKTÖRÜNDEN QHA'YA ÖZEL AÇIKLAMA BM İnsan Hakları Konseyinin 22 Ocak-2 Şubat 2024 tarihleri arasında gerçekleştireceği çalışma grubunun dördüncü oturumunda; Çin'i nelerin beklediğini ve inceleme çalışmasının önemini Uygur Araştırmaları Merkezi İcra Direktörü Abdulhakim İdris ile konuştuk. Uygur Türkü uzman Abdulhakim İdris, konu ile ilgili QHA'ya özel açıklamalarda bulundu. İdris, BM Evrensel Periyodik İnceleme Grubu'nun işlevi ve görevine değinerek, "Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İncelemesi, insan hakları alanında tüm üye devletlerin insan hakları sicillerini düzenli aralıklarla gözden geçiren bir mekanizmadır. Bu süreç, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından yürütülmektedir ve her dört yılda bir gerçekleştirilir. Evrensel Periyodik İnceleme sürecinde, üye devletler kendi insan hakları kayıtlarını sunar, ardından diğer üye devletler ve sivil toplum kuruluşları tarafından gözden geçirilir. Bu inceleme, devletlerin insan hakları yükümlülüklerine ne ölçüde uyduklarını değerlendirmeyi, insan hakları durumlarını iyileştirmek için tavsiyelerde bulunmayı ve insan hakları ihlallerini ele almayı amaçlamaktadır" ifadelerini kullandı. "HAZİRAN AYINDA GENİŞ BİR RAPOR OLUŞTURULACAK" Ayrıca Çin'in insan hakları ihlallerinin bu grup tarafından incelenerek konu hakkında rapor yayımlanacağını aktaran İdris, "Çin’in bir önceki Evrensel Periyodik İncelemesi 2018 yılında tamamlanmıştı. İçinde bulunduğumuz süreçte üye devletlerin de öneri ve eleştirilerini sunmasıyla birlikte haziran ayında geniş bir rapor oluşturulacak ve bu rapor, önümüzdeki 5 sene boyunca sivil toplum kuruluşlarının ve üye devletlerin Çin’den beklentilerini yansıtacak" dedi. BM'nin Cenevre'deki binası önünde Çin'e karşı protesto düzenlendiğini belirten İdris, "Sivil toplum kuruluşları geçtiğimiz yılın temmuz ayında Çin’in insan hakları karnesiyle ilgili kendi raporlarını BM’ye sunmuştu. Sürecin devletler arasında yürütülen bu ayağında biz Uygur kuruluşları olarak; Çin ve üye ülkeler üzerinde etki oluşturmak, varlığımızı göstermek, Uygur Soykırımı'nı gündemde tutmak için Cenevre’deydik. Resmi oturumlara katılmanın yanı sıra üye ülkelerle, sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmelerde bulunduk ve BM önünde Uygur dostlarımızla protesto düzenledik" ifadelerini kullandı. "ÖNGÖRÜSÜZ BATI'NIN BÜYÜTTÜĞÜ ÇİN" Ayrıca İdris, Batılı ülkelerin öngörüsüz politikalarıyla ekonomik zenginlik kazanan Çin'in, elde ettiği ekonomik güçle çok rahat hareket ettiğine dikkat çekerek, "Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki daimi üyelik konumunun getirdiği imtiyazları da kötüye kullanarak, Birleşmiş Milletler sisteminin öngördüğü kural ve kaidelerin dışında hareket etmeyi ilke edinmiş bir ülke. Batılı ülkelerin öngörüsüz politikalarıyla ekonomik zenginlik elde eden Çin, şimdi bu iki gücünü dünyadaki ülkeleri kendine çekmek ve Uygur Soykırımı'na dair gerçekleri kâh tehditle kâh maddi çıkar sağlayarak örtbas etmek için kullanıyor. Örneğin, İslam İşbirliği Teşkilatı içinden sadece Türkiye ve Kuveyt, Uygurların insan haklarına vurgu yaptı. Çin’den menfaat elde etmeye çalışan ya da Çin’in borç tuzağına çektiği ülkeler de ya sessiz kaldılar ya da Çin’e güzellemelerde bulundular. Bir Afrika ülkesinin Çin’e Çince teşekkür etmesine dahi şahit olduk" dedi. "16 ÜLKE DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ ÇİN MEZALİMİNİ GÜNDEME ALMIŞTI" Çin'e karşı Uygurları destekleyen ülkelerin sayısının son yıllarda arttığını vurgulayan İdris, "Bunun yanı sıra, Çin’in 2018 yılında gerçekleştirilen bir önceki incelemesinde 16 ülke Doğu Türkistan’daki Çin mezalimini gündeme almıştı. Bugün bu sayı 28’e çıkmış durumda. Uygurları destekleyici tavır alan ülkelerin verdiği her tavsiye hem bu ülkelerin resmi tutumunu gösteriyor hem başka devletleri cesaretlendirici bir etki yaratıyor hem de Uygurların haklı mücadelesini yürüten kuruluşların sesini ve elini kamuoyunda ve devletler nezdinde güçlendirici bir rol oynuyor. Dünya devletlerinin Uygurların sesini duyması, Çin’in yürüttüğü soykırımın resmi belgelerde konu edilmesi Çin üzerinde kuşkusuz bir baskı oluşturuyor ve Çin’i gerçekleri içten içe kabul edip, örneğin uydu fotoğraflarıyla görünen kampları değiştirmeye, farklı farklı yalanlar üretmeye zorluyor, geri adım attırıyor. Ancak malesef bu baskının Çin’i durduracak bir seviyeye geldiğini söylemek güç. Soykırımı durdurma yolunda Uygur meselesine hassasiyet gösteren ülke sayısını yükseltmek ise çalışmalarımızın odağında olacak" ifadelerini kullandı. ABD'NİN BM TEMSİLCİSİ UYGUR TÜRKÇESİ'NDE BİLDİRİ YAYIMLADI İdris, son olarak ABD'nin BM temsilcisi tarafından Çin'e karşı Uygur Türkçesi ile bildiri yayımlanmasının önemine dikkat çekerek, "Bildiri Uygur Türkçesi, Tibetçe ve Çince olarak da yayınlandı. Bunun da Amerikan hükumetinin çabalarını mümkün olduğunca geniş kitlelere duyurmaya çalışmasıyla alakalı olduğunu düşünüyorum. Bildirinin Uygur Türkçesinde yayınlanması, Çin’in yok etmeye çalıştığı haklara, yok etmeye çalıştıkları dilleriyle hitap etmenin verdiği mesaj da önemli. Çinliler arasında İngilizce bilme oranının az olması, bildirinin Çince yayınlanması yoluyla Amerika’nın Çinlileri de ÇKP suçlarından haberdar etmek istediğinin bir göstergesidir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.