SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İsmail Bey Gaspıralı

QHA - Kırım Haber Ajansı - İsmail Bey Gaspıralı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İsmail Bey Gaspıralı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ceyhun Nabi: Gaspıralı’nın şiarı diğer halkların da yaşaması, kendini ifade etmesi yönündedir Haber

Ceyhun Nabi: Gaspıralı’nın şiarı diğer halkların da yaşaması, kendini ifade etmesi yönündedir

Cumhuriyet Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı ve bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı Nesib Bey Yusufbeyli’nin hayatını ve Şefika Gaspıralı ile olan aşkını konu alan “Alevlenen Aşk: Cumhuriyet ve Şefika Sultan” (Alovlanan Eşq: Cümhuriyyət və Şəfiqə Soltan) belgesel romanının yazarı Ceyhun Nabi; kitabı, Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan günleri ve Türk aydınlanmasının en önemli isimlerinden İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. “ŞEFİKA HANIM’IN AZERBAYCAN GÜNLERİ İKİ DÖNEMDEN İBARETTİ” “Şefika Hanım’ın Azerbaycan günleri, bildiğimiz gibi iki dönemden ibaretti. Birincisi evlilik dönemi. Ki bu, iş dönemine denk gelmektedir. Onun evlatları Niyazi ve Zöhre de Azerbaycan’da ilk yaşadığı döneme denk gelmektedir. Sonraki dönem de 1918 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ilan edildikten sonra Azerbaycan’a geldiği döneme tesadüf etmektedir.” ifadelerini kullanan Azerbaycanlı araştırmacı yazar, Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan’da olduğu dönemde eşi Nesib Bey Yusufbeyli’den ayrıldıktan sonra Kırım’a döndüğünü ve bir müddet Kırım’da yaşadığını kaydetti. Nabi, bununla birlikte Şefika Gaspıralı’nın Kırım Tatar Millî Kurultayının ilk oturumunda 76 milletvekilinin katıldığı Başkanlık Divanı seçimlerine de katıldığını ve seçimler neticesinde Numan Çelebi Cihan, Cafer Seydahmet, Abdülhâkim Hilmi, Hacı Bedrettin Bey ile birlikte Başkanlık Divanı’nın tek kadın üyesi olduğunu hatırlattı. Şefika Gaspıralı’nın Kırım Tatar Millî Kurultayındaki 5 kadın milletvekilinden biri olduğunu da vurgulayan Nabi, bu durumun Türk dünyası için bir ilk olduğuna dikkat çekerek “Azerbaycan (Halk) Cumhuriyeti’nin parlamentosunda kadın milletvekilleri temsil edilmemişti ama Kırım (Halk) Cumhuriyeti parlamentosunda (Kırım Tatar Millî Kurultayı) 4 kadın milletvekilinin temsil edildiğini görmekteyiz.” şeklinde konuştu. “KADIN HAKLARIYLA BAĞLI GİRİŞİMLERDE ŞEFİKA HANIM’IN EMEĞİ VAR” Nabi, Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan’da yaşadığı ilk dönem boyunca Azerbaycan’da birkaç hayriye teşkilâtları oluşturulması girişiminde bulunduğunu da kaydederek “O dönemde Çarlık Rusyası’nda artan baskılar sebebiyle bunları hayata geçirmek mümkün olmamıştı. Hem dinî otoritenin, dinî nezaretin, mollaların, din hâdimlerinin ve Rus İmparatorluğu’nun tesirleri buna imkân vermemişti. Dolayısıyla Azerbaycan’da bu tür teşebbüslerin hayata geçirilmesi mümkün olmamıştı ama Şefika Hanım’ın Azerbaycan’daki ikinci dönemine denk gelen Azerbaycan (Halk) Cumhuriyeti dönemi de kadınların seçme ve seçilme hakkının hayata geçirilmesi, Nesib Bey Yusufbeyli’nin başbakanlık dönemine tesadüf etmektedir. İki dönemde de kadın haklarıyla ve kadınların eğitim almasıyla bağlı girişimlerde Yusufbeyli’nin eşi Şefika Hanım’ın emeği var.” ifadelerini kullandı. Şefika Gaspıralı’nın önce Azerbaycan’dan ayrılsa da kendisinin Azerbaycan’da olan yakınları; Yusufbeyli’nin kardeşlerinin Şefika Gaspıralı ile bağlantıda kaldığı ve mektuplaştığını kaydeden Nabi, “Şefika Hanım’ın Azerbaycan’ı terk etmesi onlarda büyük bir üzüntüye yol açmıştı. Biz bu mektuplarda da bunu görebilmekteyiz. Merhum araştırmacı Nazif Qehremanlı, bu mektupların birkaçına kendi kitabında yer vermiştir.“ dedi. “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK”, YALNIZCA TÜRK MODERNLEŞMESİNE KATKI SAĞLAMADI “İsmail Bey Gaspıralı’nın bütün Rusya Müslümanları tarihinde hizmetleri var. Bu, Tercüman gazetesinin faaliyete başlaması ile başladı çünkü bildiğimiz gibi 1875 yılında Azerbaycan’da ‘Ekinci’ gazetesi faaliyete başladı ama bu gazete, Tercüman gazetesi kadar tesirli olmadı çünkü çok kısa bir dönemde faaliyet gösterdi, sonra da sansür sebebiyle kapatıldı.” şeklinde konuşan Nabi, buna karşın Tercüman gazetesinin 1883’ten 1917 yılına kadar uzanan bir yayın hayatı olduğuna dikkat çekerek gazetenin Rusya arazisinde yaşayan bütün Türk toplumuyla birlikte yakın civarda yaşayan diğer toplumları da etkisi altına aldığını belirtti. “Özellikle Osmanlı ve İran arazisinde, hatta Mısır’a kadar bu neşrin Müslüman toplumuna tesirleri oldu çünkü Tercüman gazetesindeki yazılar yalnızca Türk modernleşmesi değil, İslam modernleşmesini de ele alıyordu. Onun da etkileri, ister istemez diğer Müslüman toplumlarında da görülüyordu.” ifadelerine yer veren Nabi, Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına da dikkat çekti. “TÜRK TOPLUMLARI, UMUMİYETLE ‘TÜRK’ OLARAK ADLANDIRILMALIDIR” Rusya arazisinde yaşayan Türk toplumlarının o zamanlarda yalnızca Müslüman kimliği, bazı Türk toplumlarının da Tatar kimliği altında kabul edildiğini belirten Nabi, “Bildiğimiz gibi bütün bu Türk toplumları, umumiyetle ‘Türk’ olarak adlandırılmalıdır, kabul edilmelidir. Sonraki Sovyet döneminde de bu toplumların muhtelif adlar altında parçalandığını görüyoruz: Azerbaycanlı, Özbek, Türkmen, Tatar ve diğer adlar altında onları böldüklerini görüyoruz. Türk toplumlarının birliğini, bir ideali dile getirmesini ve gelecekte birleşmesine engel olmak amacıyla bu politika hayata geçirilmişti.” dedi. Nabi, buna karşın Gaspıralı’nın Türk toplumlarının modernleşmesinin temelini, söz konusu şiar ile attığını dile getirerek bu şiar doğrultusunda Türk toplumlarının birbirlerinin dillerini, âdet ile anânelerini ve yaşam tarzlarını öğrenerek ortak bir bilinç ile hareket etmelerinin amaçlandığını kaydetti. 1917 yılında gerçekleşen Bolşevik İhtilali’nden sonra Türk toplumlarının yaşadığı arazilerde yeni Türk devletlerinin kurulduğunu hatırlatan Nabi, bu devletlerin oluşturulmasında rolü olan Numan Çelebicihan, Cafer Seydahmet, Nesib Bey Yusufbeyli, Alimerdan Bey Topçubaşov, Ayaz İshâkî, Sadri Maksudî Arsal ve Hidrullah gibi isimlere dikkat çekti. Bu isimlerin Gaspıralı’nın ideallerinin gerçekleşmesi uğrunda mücadele ettiğini ve Gaspıralı’nın fikirleriyle yaşattığı değerlerinden istifade ettiğini ifade eden Nabi, “İlk bağımsız ve demokratik Türk devletlerinin kurulmasında bu isimlerin faaliyeti, özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.” değerlendirmesini yaptı. NABİ, KIRIM’DA RUSYA'NIN YAŞATTIĞI HAKSIZLIKLARA VE ZULÜMLERE DİKKAT ÇEKTİ “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarının Azerbaycan’da bulduğu karşılık üzerine Nabi, şu ifadelere yer verdi: Bugün Azerbaycan’da bu şiarın gerçekleştirilmesi uğrunda mücadele eden birkaç içtimai kurum ve siyasi çevre var; onlar, bu istikamette işler görmeye çalışmaktadır. Bugün birkaç Türk toplumu kendi bağımsızlığını ilan etmiş durumdadır. Bu süreç (‘Dilde, fikirde, işte birlik’) devlet seviyesinde hayata geçirilmelidir. Birkaç gayri hükûmet teşkilatı (sivil toplum kuruluşu) bu istikamette iş görmekte ama biz, devletler seviyesinde bu işin ne derecede hayata geçirildiğine ve ne derecede verimli olduğuna tam olarak şahit olamamaktayız. Bildiğiniz gibi bugün Kırım, Rus işgali ve etkisi altındadır. Onlar (Kırım Tatarları) kendi kültürel faaliyetlerini, içtimai siyasi faaliyetlerini hayata geçirememektedir; tamamıyla takip altında olup hapsedilmekte ve hapishanelerde işkencelere maruz kalmaktadırlar. Bugün İsmail Bey Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ şiarının karşılık bulabilmesi için Türk toplumları, Kırım’da ve diğer Türk arazilerinde baş veren haksızlıkları ve zulümleri görmüyorlarsa bu şiar, gerçekte ne kadar karşılık bulabilir? Durum böyleyken biz, bu istikamette hayata geçirilen işlerimizde samimi değiliz. İster Türkiye, ister Azerbaycan, ister Kazakistan, ister Özbekistan, ister Türkmenistan olsun; fark etmez. Bağımsız bir Türk devleti, bu istikamette faaliyette bulunmalı, Rus etkilerini tamamıyla azaltmalıdır. Bununla birlikte Gaspıralı’nın şiarında dilde birliğin vurgulandığını dile getiren Nabi, “Dilin önemi, rolü çok büyük. Biz bunu dikkate almıyoruz. Biz bunu dikkate almazsak Türk toplumları nasıl birleşsin, nasıl yakınlaşsın? Siyasi yakınlaşma anlaşılabilir; Rus emperyalizmi ve etkisi buna imkân vermemektedir ama medeni yakınlaşma için dil, olmazsa olmaz. İlk önce bu istikamette iş görülmelidir.” değerlendirmesini yaptı. “AZERBAYCAN VE KIRIM, RUS ESARETİ ALTINDAKİ TOPLUMLAR ARASINDA EN AKILLILARIDIR” Öte yandan Nabi, “Azerbaycan ve Kırım, Rus esareti altındaki toplumlar arasında en akıllılarıdır. Gaspıralı’nın ve Hasan Bey Zerdâbî’nin bayrağı altında Türk toplumları modernleşmeye başladı. Gaspıralı’nın başlattığı şiar altında hareket eden devlet adamları, siyasi hâdimlerin Türk devletlerini meydana getirdiler: Azerbaycan Cumhuriyeti, Kırım Cumhuriyeti, İdil-Ural Cumhuriyeti… Türk toplumları belki de yeni bir devlet kurabilirdi ama onlar, tamamıyla başka bir istikamette, dinî bir şiar altında devlet kurabilirdi, sosyalizm şiarı altında bir devlet kurabilirdi fakat biz, tamamen demokratik bir devlet sistemi kurduklarını görmekteyiz.” dedi. Bununla beraber diğer milletlerin mensuplarına bile kendi parlamentolarında yer verdiklerini, onların da kendi fikirleriyle mensup oldukları halkın anânelerini ve değerlerini yaşatma şansı verdiklerini kaydeden Nabi, “Gaspıralı’nın şiarı, diğer halkların da yaşaması, kendilerini ifade etmesi yönündedir; sadece Türk toplumlarının değil.” şeklinde konuştu. NESİB BEY YUSUFBEYLİ, ÖMRÜ BOYUNCA ŞEFİKA GASPIRALI’YI DÜŞÜNDÜ Ayrıca “Alevlenen Aşk: Cumhuriyet ve Şefika Sultan” belgesel romanı hususunda, “Bu, Nesib Bey Yusufbeyli’nin hem cumhuriyet ideallerine hem Şefika Sultan Hanım’a aşkıydı. Bildiğimiz gibi Şefika Hanım, Nesib Bey’den ayrılsa da ömrü boyunca Nesib Bey de onun hakkında düşünmüştür. Eğer düşünmeseydi 1917 yılında Kırım işgal edildiğinde onları Azerbaycan’a davet etmezdi. Nesib Bey çok huzursuzdu. Bolşeviklerin hangi düşünceye sahip olduğunu Nesib Bey çok iyi bilirdi çünkü Azerbaycan’da da onlara karşı mukavemet harekâtı meydana geliyordu. Onların Azerbaycan’a herhangi bir baskısının olacağını Nesib Bey önceden görürdü.” şeklinde konuşan Nabi, bu sebepten ötürü Yusufbeyli’nin Şefika Hanım ve evlatlarının güvenliğini sağlamak adına kendilerini Azerbaycan’a davet ettiğini hatırlattı. Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasında Yusufbeyli’nin yakın dostları ve tanıdıklarının rolü olduğunu vurgulayarak Numan Çelebicihan ve Cafer Seydahmet gibi isimleri, Kırım’da bulunduğu zamandan itibaren tanıdığını dile getiren Nabi, son olarak “Belki de Azerbaycan ve Kırım, coğrafi bakımdan yakın olsaydı Nesib Bey, mutlaka Kırım Halk Cumhuriyeti’ne askerî destek de sağlardı.” ifadelerini kullandı.

Dr. Selim Erdoğan sordu, Dr. Serra Menekay yanıtladı: Rus işgalinden Gaspıralı Devrimi'ne Kırım Türkleri Haber

Dr. Selim Erdoğan sordu, Dr. Serra Menekay yanıtladı: Rus işgalinden Gaspıralı Devrimi'ne Kırım Türkleri

Kırım Tatar yazar Dr. Serra Menekay, Dr. Selim Erdoğan ile GÖRSEL TARİH YouTube kanalındaki İşin Doğrusu programında Kırım Türklerinin tarihsel hafızasını şekillendiren kritik kırılma noktalarını anlattı. Programda yalnızca 18 Mayıs 1944 Kırım Sürgünü değil, Kırım'ın Rusya tarafından işgali, İsmail Bey Gaspıralı öncülüğündeki eğitim reformu, 1917 Bolşevik Devrimi ve Sovyet baskı politikaları da ele alındı. Programda, Kırım’ın "hep Rus toprağı olduğu" yönündeki tarihsel dezenformasyona net bir yanıt verilirken, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile bağımsızlaştırılan Kırım'ın, Rusya’nın iç karışıklıklar çıkarma stratejisiyle 9 yıl içinde güçsüzleştirilerek 1783’te işgal edildiğini belirten Menekay, işgal öncesinde Kırım nüfusunun yüzde 95’inin Türklerden oluştuğunu vurguladı. İşgalle birlikte Çarlık Rusyası’nın Kırım'ın can damarı olan vakıf sistemine el koyduğunu belirten yazar, topraksız ve eğitimsiz kalan yüz binlerce Kırım Türkünün Anadolu ve Balkanlar'a göç etmek zorunda kaldığını ifade etti. Rusya’nın bölgeyi sistemli bir şekilde Slavlaştırdığını, boşalan köylere çeşitli etnik gruplardan insanları yerleştirerek demografiyi altüst ettiğini ve Kırım Türklerinin kendi vatanlarında yüzde 20'lerin altına gerilediğini aktardı. 1783-1883 yılları arasını Kırım’ın "yüzyıllık karanlık dönemi" olarak tanımlayan Serra Menekay, bu karanlığı yırtan ismin İsmail Bey Gaspıralı olduğunu söyledi. Gaspıralı’nın Paris ve Avrupa’da edindiği vizyonla Bahçesaray’da başlattığı Usûl-ü Cedîd eğitim reformunun Türk dünyasında bir çığır açtığını belirtti. Menekay, bu reform sayesinde 15 yıl içinde Türk dünyasındaki okuryazarlık oranının Rusları geride bıraktığını söyledi. Öte yandan, eğitim devriminin sadece okuma yazma oranını artırmakla kalmadığını vurgulayan Menekay, İslam dünyasının ilk kadın kadısı Muhlise Bubi, ilk kadın hekimi Raziye Kutluyarova ve ilk kadın Meclis Başkan Vekili Şefika Gaspıralı gibi güçlü kadın figürlerin de doğmasını sağladığının altını çizdi. Bolşevik Devrimi sonrası Kırım Türklerinin beklediği özgürlük ortamının oluşmadığını belirten Menekay, kısa ömürlü Kırım Halk Cumhuriyetinin Bolşevikler tarafından sona erdirildiğini söyledi. Cumhuriyetin liderlerinden Numan Çelebicihan’ın öldürüldüğünü hatırlatan Menekay, bu olayın Kırım Türkleri için büyük bir travma olduğunu belirtti. Sovyet diktatörü Joseph Stalin döneminde gerçekleştirilen büyük tasfiyelere de değinen Menekay, Kırım Tatar aydınlarının sistematik şekilde hedef alındığını söyledi. Bekir Sıtkı Çobanzade gibi önemli isimlerin bu süreçte öldürüldüğünü belirten Menekay, bu operasyonların Kırım Tatar toplumunun entelektüel yapısını hedef aldığını ifade etti. Programın ana odağı olan Kırım Tatar Sürgünü'ne dikkat çeken Menekay, yaşananların bir günde ortaya çıkmadığını söyledi. 1944 Sürgünü'nün, Rus işgalinden başlayarak yüzyıllar boyunca süren demografik değişim, kültürel baskı ve siyasi tasfiyelerin sonucu olduğunu kaydeden Menekay, Kırım Tatarlarının bugün hâlâ dünyanın farklı ülkelerinde yaşamaya devam ettiğini belirtti. Söyleşide, Kırım Türklerinin bağımsızlık ve milliyetçilik düşüncesinin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla olan organik bağına da dikkat çekildi. Dr. Selim Erdoğan, 2 Kasım 1923’te İstanbul’un teslim protokolünü imzalaması için Mustafa Kemal Atatürk’ün özellikle Kırım kökenli Yusuf Akçura’yı görevlendirdiğini hatırlattı.

Erdoğan'dan TDT Zirvesi’nde KKTC çıkışı: "Türk dünyasının ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum" Haber

Erdoğan'dan TDT Zirvesi’nde KKTC çıkışı: "Türk dünyasının ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum"

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan'ın Türkistan şehrindeki Türkistan Kongre Merkezi'nde "Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma" temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan; konuşmasında Kırım Tatarlarının ve Türk dünyasının tarihe damga vuran aydınlarından olan İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına dikkat çekerek Türk dünyası ülkeleri arasında ortak teknoloji projelerinin geliştirilmesini gündeme taşıdı. Bununla birlikte Erdoğan, konuşmasında siber güvenlik ve dijitalleşme noktalarını da ayrıca mercek altına aldı. GEÇMİŞ İLE GELECEK ARASINDA KURULAN KÖPRÜNÜN HALKASI TÜRKİSTAN Hoca Ahmet Yesevî'nin şehri Türkistan'da olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirterek Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'e ev sahipliği için teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan; Kadim Türkistan şehrinin, Orhun Abideleri'nden Divanu Lugati't-Türk'e, Kutadgu Bilig'den Dede Korkut'a uzanan ortak hafızanın canlı abidesi olduğunu belirterek "Anadolu erenlerinin feyiz aldığı Türkistan, geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz sarsılmaz köprünün en güçlü halkalarından biridir." dedi. ERDOĞAN, GASPIRALI’NIN “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK” ŞİARINI GÜNDEME TAŞIDI Erdoğan, geleceğe yön verme noktasında dijitalleşerek kalkınan Türk dünyası vizyonunun benimsenmesinin önemine vurgu yaptı. Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarını hatırlatan Erdoğan, bu şiara 115 yıl sonra “Dijital Vizyonda Birlik” ifadesinin eklenmesinin zamanının geldiğine vurgu yaptı. “Bu vizyon; nitelikli insan kaynağı, güçlü, dijital altyapılar ve veri temelli kamu idaresi anlayışı üzerine inşa edilmeli; aramızdaki dijital bağlantısallık kuvvetlendirilmelidir. Ülkelerimiz arasında ortak teknoloji projelerinin geliştirilmesi, hiç şüphesiz bu vizyonu destekleyecektir. Dijital dönüşüm sürecinde geri kalmamızın, bağımsızlığımızı da tehdit eden bir unsur olacağının farkındayız. Yapay zekânın bir tahakküm aracına dönüşmemesi için bu temayı doğru bir yaklaşımla, fırsat zaviyesinden ele almalıyız.“ ifadelerini kullanan Erdoğan, cebir ve algoritmada isim yapmış olan Hârezmî, felsefe ve mantığın en önemli isimlerinden Farâbî, tıp bilimine ışık tutan İbn-i Sina, astronomi biliminin önde gelenlerinden olan Birûnî ile birlikte Uluğ Bey ve Ali Kuşçu’nun yetiştiği Türk topraklarından yeni bilim insanlarının çıkacağına dair inancını dile getirdi. “TÜRK DÜNYASININ KKTC İLE İLİŞKİLERİNİ KUVVETLENDİREREK SÜRDÜRMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM” Dijital gelişmişlikte de uluslararası adaletin sağlanmasının öneminin altını çizen Erdoğan, Zirveyi kendileri için anlamlı kılan bir diğer hususun da Türk dünyasının ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk halkının temsil edilmesi olduğunu kaydederek KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhurman'ı Türkistan zirvesinde görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk dünyasının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum." şeklinde konuştu. Geleceğin dünyasında daha fazla söz ve etki sahibi olabilmek için özellikle teknolojide iş birliğini en üst seviyeye çıkarılması gerektiğini belirten Erdoğan, "Gelişmiş ülkeler ile en az gelişmiş ülkeler arasındaki dijital uçurumun kapatılması, bu bakışımızın esasını teşkil etmelidir." dedi. “SİBER GÜVENLİK; KARA, HAVA VE DENİZDEKİ GÜVENLİK GİBİ HAYATİ VE ZARURİDİR” Bununla birlikte Gebze'deki Birleşmiş Milletler (BM) Teknoloji Bankası ile Teşkilatın üye ve gözlemcilerinin iş birliğinin önemini vurgulayan Erdoğan, yapay zekâ teknolojilerinin beraberinde getirdiği yeni risk alanlarına karşı teyakkuzda olunması gerektiğine dikkat çekti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, veri bankalarına ve kritik ulusal altyapılarına yönelik yeni nesil tehditlerin, dijital dönüşümün dikkatle yönetilmesi gereken boyutları olduğunu dile getirerek "Siber güvenlik; bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir. Müteakip dönem Başkanlığımız sırasında TDT bünyesinde siber güvenlik alanındaki eş güdüm ve iş birliğini daha ileriye taşımayı hedefliyoruz." dedi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: Yakın çevremizde yaşanan krizler, Türk dünyasının dayanışma içinde hareket etmesinin stratejik değerini bir kez daha ortaya koymuştur. Jeopolitik sınamalar, karşısında istişare mekanizmalarımızı ve eş güdümümüzü güçlendirmeliyiz. ‘TDT Plus’ formatının bir an önce hayata geçirilmesinde fayda görüyoruz. Bizlerin ve bakanlarımızın artan temasları, Türk devletlerinin artık ortak meseleler arasında üst düzey refleksler kazandığını teyit ediyor. Bugün Hürmüz Boğazı merkezli krizinde gösterdiği üzere, Ortak Koridor başta olmak üzere Türk dünyasını birbirine bağlayan ulaşım projeleri daha uzun yıllar önceliğimiz olmayı sürdürecektir.

Gaspıralı’nın mirası, doğumunun 175. yıl dönümünde Romanya'da hatırlandı Haber

Gaspıralı’nın mirası, doğumunun 175. yıl dönümünde Romanya'da hatırlandı

"Doğumunun 175. Yıl Dönümünde İsmail Bey Gaspıralı ve Mirası" adlı panel, Romanya’daki Köstence Ovidius Üniversitesinde düzenlendi. İsmail Bey Gaspıralı'nın doğumunun 175. yıl dönümü anısına 28 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen panel; Romanya Türk-Müslüman Tatarları Demokrat Birliği (RTMTDB), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Köstence Ovidius Üniversitesi Tarih ve Siyaset Bilimleri Fakültesinin yanı sıra Bükreş Üniversitesi Tarih Fakültesi ile Türk Çalışmaları Merkezi ile iş birliği içerisinde tertip edildi. İSMAİL BEY GASPIRALI, DOĞUMUNUN 175. YIL DÖNÜMÜNDE HATIRLANDI Panelde; Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Enver Aydoğan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov, Bükreş Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Silvana Rachieru ve RTMTDB Bükreş Şubesi Başkanı Dr. Metin Ömer konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolusu Derya Dingiltepe, Köstence Ovidius Universitesi Tarih ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Daniel Citiriga, Romanya Müslümanları Müftüsü Murat Yusuf ve TİKA Romanya Koordinatörü Salih Yurç ise programda katılımcı olarak yer aldı. Panel kapsamında Gaspıralı'nın Romanya ve Türkiye üzerindeki etkisi ele alınırken Gaspıralı’nın eğitim alanında başlattığı reformlar ile basın aracılığıyla oluşturduğu iletişim ağının modern toplumun gelişimi üzerindeki etkileri kaydedildi. UDTTMR BAŞKANI GELİL ESERGHEP’TEN PANEL ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER Panelde UDTTMR Başkanı Gelil Eserghep şöyle konuştu: İsmail Bey Gaspıralı gibi bir şahsiyetin anısını yaşatmak, dünyanın dört bir yanındaki Tatarlar için bir görevdir. UDTTMR, milletimizin önemli şahsiyetlerinin ve kahramanlarının hatırasını canlı tutma misyonunu üstlenmekte ve Gaspıralı’nın doğumunun 175. yılını anan bu tür etkinlikleri desteklemektedir. Desteklerinden dolayı TİKA’ya ve davetimizi kabul ederek bu önemli etkinliğin bir parçası olan Köstence Ovidius Üniversitesi ile Bükreş Üniversitesine teşekkür ederiz; ayrıca bu etkinliğe bilimsel bir geçerlilik kazandırdıkları için de minnettarız. KALKAY, “KIRIM DERNEĞİ 70. YIL” KİTABINI DEKAN CİTİRİGA’YA ARMAĞAN ETTİ Öte yandan Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, Dekan Citiriga’ya Türkiye’deki Kırım Tatar teşkilatlarını anlatan “Kuruluşunun 70. Yıl Dönümünde Kırım Derneği” adlı kitabını hediye etti. Aydoğan ise Dekan Citiriga’ya 2001 yılında düzenlenen Kırım Derneği Sempozyumu’nun bildirilerini içeren “İsmail Bey Gaspıralı” kitabını armağan etti.

"Kültür Mirası ve Dijital Dönüşüm" konferansı Türk dünyasından gençleri bir araya getirdi Haber

"Kültür Mirası ve Dijital Dönüşüm" konferansı Türk dünyasından gençleri bir araya getirdi

"Disiplinlerarası Perspektifle Kültür Mirası ve Dijital Dönüşüm" başlıklı konferans, Dünya Bilgi Platformu tarafından Azerbaycan şehitleri anısına düzenlendi. 26 Nisan 2026 tarihinde çevrim içi olarak tertip edilen programda Türk dünyasının dört bir yanından gençler bir araya geldi. Gençlerin meslekleri ve eğitim aldığı alanlar üzerine sunumlar yaptığı programın moderatörlüğünü Almanya Medine Derneği Azerbaycan Temsilcisi Anar Rzayev üstlendi. TÜRK DÜNYASINDAN GENÇLER MESLEKLERİNİ VE EĞİTİM ALDIĞI ALANLARI ANLATTI Kırım Haber Ajansı (QHA) Muhabiri ve Kırım Derneği Genel Merkez Yaşlıq Komisyonu Üyesi Zeynep Coşkunsakarya, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden Doğan Sarı ve Sakarya Üniversitesinden Ebru Ertaş, programa Türkiye’den katılan isimler oldu. Nahçıvan Öğretmenler Enstitüsünden Vügare Askerova ve Azerbaycan Devlet Pedagoji Ünviersitesinden Meleyke Kerimova, programın Azerbaycanlı konuşmacıları oldu. Taşkent Devlet Pedagoji Üniversitesinden Nasiba Abduzoirova, Taşkent Özbek Dili ve Edebiyatı Üniversitesinden Dilnoza Habibjonova ve Amerikan Mundus Artium Press Yayıncılık Şirketinden Kamola Abduganiyeva, programa Özbekistan’dan katılan isimler oldu. Konferansa, Kırgızistan’dan Cusup Balasagın Kırgız Millî Üniversitesinden Saykal Musabaeva ve Akılay Idırısova katılırken Türk dünyası haricinde ise Endonezya’dan Naufal Ubaidillah ve Tayland’dan ise Chawin Butdisuwan katılım gösterdi. İSMAİL BEY GASPIRALI, ŞEFİKA GASPIRALI VE TÜRK DÜNYASINDA MODERNLEŞME Coşkunsakarya; İsmail Bey Gaspıralı, Şefika Gaspıralı, “Tercüman” gazetesi ve usûl-i cedid eğitim hareketinden bahsetti. İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına dikkat çeken Coşkunsakarya, Gaspıralı’nın Türk ve İslam dünyasında modernleşmenin temellerini attığını da belirtti. “Usûl-i cedid” hareketinin Türk ve İslam dünyası için bir maarif reformu olduğunu vurgulayan Coşkunsakarya, Şefika Gaspıralı’nın ise Türk kadın hareketinin öncülerinden biri olarak önemini dile getirdi. Ertaş, hadis ilmi ve İmam Buhari’den bahsederken Sarı ise genel Türk tarihini Ergenekon Destanı’ndan itibaren ele alarak Türklerin yalnızca savaşçı olmadığını, aynı zamanda farklı coğrafyalara uyum sağlama, devlet kurma ve gittikleri her yere kültürlerini ve kimliklerini taşıma özellikleri olduğunun altını çizdi. KONFERANSTA TÜRK EDEBİYATI DA KONUŞULDU Bununla birlikte Askerova, Azerbaycan tarihindeki önemli kadın şahsiyetleri anlatırken şair Hurşidbanu (Xurşidbanu) Navetan ve tarihçi Sara Aşurbeyli’nin Azerbaycan tarihindeki rolüne dikkat çekti. Kerimova ise şair Fuzûlî’den ve aruz ölçüsünün Azerbaycan edebiyatındaki yerinden bahsetti. Öte yandan Musabaeva, Kırgız edebiyatının Türk dünyası edebiyatı üzerindeki rolünü anlatırken Habibjonova ise şair Ali Şîr Nevâî’nin hayatı ve eserlerinden bahsetti. Habibjonova, Ali Şîr Nevâî’nin şiirleri ve temaları, Türk dünyasına kültürel katkıları, felsefî düşüncelerinin temel taşlarından ve bugünün Türk edebiyatına etkisini ele alırken Idırısova ise çeviri çalışmaları ile çevirinin yapay zekâ ile olan ilişkisini ve çevirinin geleceğini katılımcılara anlattı. Ayrıca Ubaidillah, Endonezya’nın kültüründen bahsederken Butdisuwan ise Tayland mutfağına dair incelikleri katılımcılarla paylaştı.

“Türk Dünyası Aydın ve Liderleri” panelinde Kırımoğlu ve Gaspıralı'nın hikâyesi anlatıldı Haber

“Türk Dünyası Aydın ve Liderleri” panelinde Kırımoğlu ve Gaspıralı'nın hikâyesi anlatıldı

İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından tertip edilen “Türk Dünyası Aydın ve Liderleri” isimli panelde Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, İsmail Bey Gaspıralı, Ziya Gökalp, Enver Odabaşı ve Ebulfez Elçibey’in hayatı anlatılarak Türk dünyasına verdiği katkılar ele alındı. Panelde; Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kamelya Tekne, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Cansever Kayapunar Kesgül, Ardahan Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Cafer Mustafaoğlu, İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Görevlisi Kasım Turgut ve Bilim Uzmanı Aytek Aytak Yusifsoy yer aldı. 22 Nisan 2026 tarihinde çevrim içi olarak düzenlenen panel, saat 13.00’te başladı. MİLLÎ LİDER KIRIMOĞLU’NUN MÜCADELESİNE VURGU YAPILDI Doç. Dr. Kamelya Tekne, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun hayatından, faaliyetlerinden ve Kırım Tatar halkı için verdiği mücadeleden bahsetti. Kırımoğlu liderliğinde Kırım Tatar millî hareketinin kurumsal bir yapıya dönüştüğünü kaydeden Tekne; sunumunun“Vatana Dönüş” ve “Millî Hareket” başlığı altındaki bölümde Sovyetler Birliği tarihinde Kızıl Meydan’da yapılan ilk kitlesel eylem olan Kızıl Meydan Eylemleri ile II. Kırım Tatar Millî Kurultayı ile beraber, Kırım’ın işgalinden sonra Kırımoğlu’nun ve Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) sürgünde çalışmalarına devam ettiğini ve uluslararası hukuk ile insan hakları zemininde yaptığı mücadeleleri anlattı. Konuşmasının sonunda Tekne, Rusya işgali altındaki Kırım’da hiçbir suç işlemediği hâlde uzun yıllar hapse mahkûm edilen gazeteciler, aktivistler ve din adamlarını gündeme taşıdı. Kırım’dan 12 bin kilometre uzakta bulunan Kamçatka hapishanesinde tutulan Servet Gazi’ye değinen ve son yıllarda kadınlara yapılan baskının arttığını belirten Tekne, iki çocuk annesi Niyara Ersmambet’in ise 15 yıl hapse mahkûm edildiğine de dikkat çekti. “USÛL-İ CEDİT BİR MAARİF REFORMUDUR” Kasım Turgut ise Gaspıralı’nın Türk dünyasında birliğin sağlanması hususundaki önemine vurgu yaptı. Gaspıralı’nın teşkilatçılık ve yayıncılık faaliyetlerini dile getiren Turgut, Gaspıralı’nın Ahmet Mithat Efendi gibi kendi matbaasını kurduğunu dile getirerek Gaspıralı’nın birçok roman, edebî eser, fikrî yayın ve ders kitabı yazdığını kaydetti. Bu bağlamda Gaspıralı için “Aslında Türk dünyasının birliği için bunun çilesini çekmiştir diyebiliriz. Tek başına mücadele etmeye çalışmıştır. Zaman zaman destek bulamamıştır.” şeklinde konuşan Turgut, 1883 yılında Tercüman gazetesinin çıktığını da kaydetti. “DİLDE, FİKİRDE İŞTE BİRLİK!” Gaspıralı’nın usûl-i cedit eğitim hareketinden de bahseden Turgut, Gaspıralı’nın bir tespit üzerine bu hareketi başlattığını ifade etti. Gaspıralı’nın İslam dünyasının ve Batı’nın durumunu gözlemlediğini belirten Turgut; Gaspıralı’nın sadece Türk dünyasında değil, İslam dünyasında da bir şuur uyandırmak istediğine dikkat çekti. “Usûl-i cedit bir maarif reformudur.” şeklinde konuşan Turgut, Gaspıralı’nın bu eğitim hareketi kapsamında müfredatı kendisinin hazırladığını, ders kitaplarını kendisinin yazdığını ve öğretmenleri kendisinin yetiştirdiğinin de altını çizdi. Turgut, ayrıca Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarını temel ülkü olarak benimsediğini dile getirdi. “VATAN NE TÜRKİYE’DİR TÜRKLERE, NE TÜRKİSTAN; VATAN, BÜYÜK VE MÜEBBET BİR ÜLKEDİR: TURAN” Ziya Gökalp’in hayatından bahseden Dr. Cansever Kayapunar Kesgül ise Gökalp’in “Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan; Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan.” sözüne atıf yaparak bugün de Türk gençlerinin ideolojik mânâdaki ruhunu yükselten bu anlayışın 1918’de maalesef kısmi hüsranlara şahit olduğunu belirtti. Bunun sebebinin söz konusu dönemde Balkan topraklarının kaybedilmesi ve Osmanlı Devleti’nin alelacele bir şekilde I. Dünya Savaşı’na dâhil edilmesi olduğunu dile getiren Kayapunar Kesgül, Gökalp’in o dönem için işgal altında olan Anadolu’yu kurtarmanın derdine düşen bir Türk genci olduğunu belirtti. Öte yandan “Her şey Türk’e göre, Türk için, Türk tarafından” desturuna binaen bugün yapılan çalışmaları da göz önünde tutan Kayapunar Keşgül, “(Gökalp) Sahiden sermayesi, fabrikası, vapuru, treni Türk’ün olmayan bir vatanı, vatan olarak tasavvur etmiyordu. Bu noktada da gençlere; ilme ve tekniğe, vatanın teknolojisine hâkim olmayı yine bir ‘Kızılelma’ olarak ve şuur olarak işaret ediyordu.” dedi. “ELÇİBEY’İN LİDERLİĞİ TESADÜFÎ BİR SİYASİ BAŞARI DEĞİLDİR” Bilim Uzmanı Aytek Aytak Yusifsoy ise Azerbaycan’ın demokratik yollarla seçilen ilk cumhurbaşkanı olan Ebulfez Elçibey’in hayatından bahsetti. Yusifsoy, “Bölünmüş bir vatanın ve esaret altındaki bir milletin sancısıyla büyüyen bir isim” olarak değerlendirdiği Elçibey hakkında “Elçibey, bir imparatorluğun enkazı altından millî bir devleti çekip çıkarırken modern Azerbaycan’ın bağımsızlık seslerinin de bizzat kendi tarih bilinciyle inşa etmiştir. Elçibey’in liderliği, tesadüfî bir siyasi başarı değildir; o, derin bir akademik birikime sahipti.” şeklinde konuştu. Elçibey’in 50’ye yakın bilimsel çalışması olan bir şarkiyatçı olduğuna dikkat çeken Yusifsoy, Elçibey’in “ilimlerini eyleme dökebilmiş olmasının” onu farklı kılan husus olduğunu belirtti. Elçibey’in devlet inşasında Atatürk modelini ele aldığını dile getiren Yusifsoy; Elçibey’in mirasının sadece Azerbaycan’ın bağımsızlığında değil, yükselen Türk birliğinin iradesinde de yaşamakta olduğunun altını çizdi. AHISKA TÜRKLERİ, 2026 YILINA KADAR KENDİ TOPRAKLARINA DÖNEMEDİ Dr. Cafer Mustafaoğlu ise Ahıska Türklerinin önemli isimlerinden Enver Odabaşı’nın hayatından ve Ahıska Türklerinin hak mücadelesinden bahsetti. Mustafaoğlu, bununla birlikte Ahıska Türklerinin yaşadığı sorunların 1829 yılından itibaren başladığını kaydederek Ahıska Türklerinin tarihindeki kritik aşamaları ele aldı. Öte yandan Kırımoğlu Kırım Tatarları için ne kadar kıymetliyse Odabaşı’nın da Ahıska Türkleri için o denli önemli bir şahsiyet olduğuna dikkat çeken Mustafaoğlu, “Ahıska Türklerinin Sovyet döneminde yerinden ve yurdundan edilen diğer halklardan farkı şu: Söz konusu halkların büyük ekseriyeti, sürüldükleri topraklara az veya çok geri dönebilmeyi başarmıştır ancak 2026 yılına kadar Ahıska Türkleri, Ahıska topraklarına dönememiş ve çeşitli ülkelere, çeşitli bölgelere dağılmak zorunda kalmıştır. Bu da bence Ahıska Türkleri için çok acı bir durumdur.” dedi.

Gaspıralı’nın yeni bulunan eseri "Şarktan Mektuplar" yayımlandı Haber

Gaspıralı’nın yeni bulunan eseri "Şarktan Mektuplar" yayımlandı

Türk dünyasının ve Kırım Tatarlarının en önemli aydınlarından, Türklük bilincinin meşalesini yakmış öncü bir şahsiyet olarak tanınan İsmail Bey Gaspıralı’nın yeni bulunan eseri “Şarktan Mektuplar”, Prof. Dr. Yavuz Akpınar ve Kamila İshakova tarafından yayıma hazırlanarak Teke Akademi Yayınevi tarafından basıldı. İsmail Bey Gaspıralı üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Yavuz Akpınar, “Şark’tan Mektuplar” kitabının önsözünde eserin bulunması ve yayıma hazırlanması sürecini okurlarıyla paylaştı. Akpınar ve İshakova, Novoye Vremya gazetesinde Şubat 1875 ile Kasım 1875 tarihleri arasında “Şark’tan Mektuplar” başlığıyla yayımlanan mektupların İsmail Bey Gaspıralı tarafından yazıldığını tespit ettiklerini bildirdi. Gazetede yayımlanan mektuplarda İsmail Bey Gaspıralı’nın imzasının yerine “Gazetenin İstanbul daimî muharriri” ifadesinin yer alması, mevcut eserin uzun yıllar boyunca ilgi görmemesine neden olduğu aktarıldı. Yayınevinin internet sayfasından elektronik haline ücretsiz bir şekilde erişilebilen kitapta, Gaspıralı’nın Osmanlı döneminde yaşanan gelişmelere dair tenkit ve yorumlarını içeren 14 mektup bulunuyor. Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay da kitaba dair sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Akpınar ve İshakova’ya bu önemli çalışması nedeniyle teşekkür ederek, okuyanının bol olması temennisinde bulundu.

ADF2026’da 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı konuşuldu: “Dilde, fikirde, işte birlik!” Haber

ADF2026’da 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı konuşuldu: “Dilde, fikirde, işte birlik!”

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) üçüncü gününde “Bir Asırlık Dil ve Kimlik: Bakü Türkoloji Kongresi’nden Türk Entegrasyonuna” paneli gerçekleştirildi. Panelde; Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, Hacı Bayram Veli Ünivesitesi (HBVÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev, Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aqtoty Raiymqulova yer aldı. “TÜRKÇE KELİME KÖKLERİNİN YÜZDE 100’Ü ORTAK” Mert, kültürel birliğin olmazsa olmaz şartının “yazıda birlik” olduğunu belirterek “Biz 1926’da yakılan meşaleyi, bize verilen resmî görevle çok şükür neticelendirdik. İşin siyasi ayağı kaldı, o da artık üç ülkemizin görev meclisinde. Burada biz çok şükür 1928’de Atatürk sayesinde bu devrimi gerçekleştirmiştik. Bugün, Asya’daki kardeşlerimizle alfabe birliğine geçmemiz söz konusu. Biz, bildiğiniz gibi Avrupa ve Amerika ile de bir alfabe birliği içerisindeyiz. Bununla mukayese edilebilir bir konu değil.” dedi. Mert, bugün dünyadaki bilgi birikiminin en az yüzde 80’inin ve akademik yayınların yüzde 98’inin Latin alfabesi ile yazılı olduğunu kaydederek “Dolayısıyla tek başına bunlar, Latin alfabesine geçmek için yeterli bir gerekçedir ama meseleye Türk cumhuriyetleri açısından baktığımızda bugün Türk lehçelerinin karşılıklı anlaşılabilirlik düzeyi farklılık arz etse de bizim söz varlığımızın yüzde 85’i ortak, Türkçe kelime köklerinin yüzde 100’ü ortak.” şeklinde konuştu. Alfabe birliğiyle birlikte Türk devletlerinin görünmez kültürel ögelerinin görünür hâle geleceğini ve karşılıklı birlik duygusunun hissedilebilir olacağını dile getiren Mert, bu hususta Türk dünyasının ortak değerlerine vurgu yaptı. ERSOY VE ÖMÜRALİYEV, GASPIRALI’NIN “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK” ŞİARINI HATIRLATTI Ersoy, 15 Aralık’ın Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) tarafından Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan edilmesini artık Türk dilleri değil, Türk dil ailesinin lehçeleri ile birlikte ortak ülkü olan Türk birliğine doğru her açıdan gittiğini gösteren önemli bir gösterge olarak değerlendirdi. “Bunun içini somut adımlarla doldurmak gerekiyor. İsmail Bey Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ ilkesi ne anlama geliyorsa Bakü Türkoloji Kurultayı da bunun fikrî temellerinin Türkoloji merkezli devamı anlamına gelir. O sebeple bugünkü Türkolojinin sadece dil, edebiyat ve folklor ekseninde ünversitelerde müfredat olarak okutulmasının yetersiz olduğu ve Türkoloji müfredatının ivedilikle Türk dünyasındaki gelişmeler bağlamında güncellenmesi gerektiği fikrini taşıyoruz.” ifadelerini kullanan Ersoy, bununla birlikte “Orhun Programı”nın ivedilikle içinin doldurulması çağrısını yaptı. 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı için “Sadece bilimsel değil, tarihî bir kilometre taşıydı.” diyen Ömüraliyev ise Kurultayın Türk dünyasının entegrasyonu açısından önemine vurgu yaptı. Ömüraliyev, bununa birlikte İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarını hatırlattı. MUSTAFAYEV, KURULTAYIN ORTAK TÜRK KİMLİĞİ BİLİNCİNİ ŞEKİLLENDİRDİĞİNİ BELİRTTİ 2025 yılında Türk Akademisi ve Türk Dil Kurumunun (TDK) ortak çalışmaları neticesinde 34 harfli bir ortak Türk alfabesinin ilan edilmesi sürecinde aktif rol alan Mustafayev, Kurultayın bugünün Türkoloji bilimi üzerindeki uzun vadeli entelektüel etkisini ve ortak bir Türk kimliği bilincinin şekillenmesindeki rolü üzerine konuştu. Mustafayev, Kurultayın Türk dünyası tarihi açısından önemini vurgulayarak Kurultayın tarihî altyapısı ve tertip edildiği ortama ilişkin fikir ayrılıklarına dikkat çekti. “Bazıları bence çok yüzeysel bir sosyolojik anlayışla hareket ederek ve tarihi bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmekten yoksun olarak bu Kurultayı tek taraflı yorumluyorlar. Sanki bunu Sovyetlerin gizli bir ajandasıymış ve bir komploymuş gibi ifade ediyorlar. Bence bu, Kurultaya karşı kesinlikle kabuk edilemez ve yanlış bir yaklaşımdır. Her şeyden önce Türk halklarının veya o dönemin deyimiyle Türk-Tatar kavimlerinin bu Kurultayla nasıl bir münasebeti oldu, bu Kurultayı bizim aydınlarımız nasıl kabul etti? O perspektiften yaklaşılması daha doğru olur.” ifadelerini kullanan Mustafayev, Türk aydınlarının Kurultayı büyük bir heyecanla karşıladıklarını dile getirdi. Türk tarihinde ilk kez Altaylardan ve Sibirya’dan başlamış, Kırım’a ve Anadolu’ya kadar bütün bu geniş coğrafyada yaşayan bütün Türk halklarının temsilcileri, aydınları ve bilim insanlarının Bakü’de toplandığını belirten Mustafayev, Türk halklarının ortak kültürü, dilleri ve geleceğiyle ilgili kendi fikirlerini ortaya koymaları ve Türk dilleri adına önemli kararlar alma imkânını elde ettiklerini dile getirdi. Bununla birlikte Mustafayev, “Bu açıdan Kurultay, bizim için çok önemli bir hadisedir ve onun yüzüncü yıl dönümünün bu kadar tantanalı bir şekilde Azerbaycan’da ve bütün Türk dünyasında kutlanması bence çok anlamlıdır.” dedi. “DİL, BİZİM KÜLTÜREL HAFIZAMIZDIR” UNESCO’nun 15 Aralık’ı Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan etmesini “uzun yıllara yayılan ortak bir imgenin karşılığı” olarak değerlendiren Raev, TÜRKSOY’un 2008 yılında Ankara’da başlattığı somut olmayan kültürel miras sürecini 2010 yılından itibaren TÜRKSOY üyesi ülkeler ve UNESCO Millî Komisyonlarının toplantılarıyla daha geniş bir zemine taşındığını belirtti. Bu toplantıların her yıl Türk dünyası kültür başkentlerinde gerçekleştirildiğini ve bugüne kadar 10’dan fazla toplantıyla birlikte üçlü bir iş birliği ve istişare zemininin oluştuğunu dile getiren Raev, “Bütün bu kurumsal çabanın temelinde ise çok daha derin bir gerçeklik yatıyor: Dil, bizim kültürel hafızamızdır; adetlerimizi, geleneklerimizi, göreneklerimizi saklayan bir sandıktır. Bir milletin yaşadığı her şey, ürettiği her değer, dilin içinde taşınır. Türk dünyasında mesele yeni bir yakınlık kurmak değildir, bu diller zaten aynı kökten beslenmektedir. Asıl mesele, bu ortak hafızayı daha güçlü bir şekilde yeşertmek ve dünyaya daha görünür kılmaktır.” değerlendirmesini yaptı. Bugün Türk dünyasının ekonomik olarak yükseldiğini kaydeden Raev, “Bu yükselişin bir ruhu olmalıdır. Bu ruhu edebiyat, sinema, müzik kurar. Bir roman düşünün; Taşkent sokaklarında başlar, İstanbul Boğazı kıyılarında devam eder. Aynı duygu, farklı şekillerde hayat bulur; aynı hafiza, farklı yerlerde yeniden anlatılır. İşte bu, farklı yerlerden evrensele uzanan bir anlatıdır. Bu anlatı, ortak bir dil hafızasıyla beslendiğinde etkisi katlanır. Sanatçının ufku genişler, eserler daha geniş bir coğrafyada karşılık bulur ve kültürel zenginlik büyür.” şeklinde konuştu. Öte yandan Raev, bu noktada Kurultay hususunda “100 yıl önce Bakü’de atılan o adım, dil üzerinden ortak bir gelecek kurma iradesiydi.” dedi. HASAN, TÜRK AYDINLARININ ORTAYA KOYDUĞU İRADEYE VURGU YAPTI Türk dünyasının birlik ve beraberliğiyle stratejik açıdan ileriye doğru taşınmasına dikkat çeken Hasan, “Bizim ecdatlarımız sayılan ve 1926 yılında o zor şartlar altında, uçakların ve teknolojinin gelişmediği şartlar altında ta Macaristan, Türkiye ve o zamanlar Sovyetler Birliği içerisinde bulunan kardeş ülkelerimiz Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Altaylar, Kazan ve Kırım’dan kalkıp gelen bütün kardeşlerimiz… Bunların hepsi nadide insanlardır. Bunların her birisi Türk dünyasını nasıl canlandırabiliriz, Türk dilini nasıl daha da güçlendirebiliriz, Türklüğümüzü nasıl koruyabiliriz, diye ortaya bir irade koymuşlardır.” ifadelerine yer vererek buna karşın söz konusu aydınların neredeyse hepsinin 1937 yılında Jozef Stalin’in “repressiya” rejimine kurban gittiğini hatırlattı. HER 15 ARALIK’TA TÜRK DİLLERİNİN MİRASI VE KÜLTÜREL BİRLİĞİ SES GETİRECEK Raiymqulova ise Türk Kültür ve Miras Vafkının çalışmalarından bahsetti. UNESCO’nun 15 Aralık’ı Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan etmesinin Türk dillerinin küresel mirasını ve bu gelişmenin Türk devletlerinin etki alanını nasıl etkileyeceği üzerine Raiymqulova, “15 Aralık’ın UNESCO tarafından Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan edilmesi, Türk dillerinin mirası ve kültürel birliğinin küresel çapta tanınması açısından önemli bir adımdır. Bu karar, geçen yıl kasım ayında UNESCO’nun Semerkant’taki genel kurul toplantısında alınmıştı.” dedi.

“Kırım’dan Doğan Güneş İsmail Bey Gaspıralı” belgeseli yayımlandı! Haber

“Kırım’dan Doğan Güneş İsmail Bey Gaspıralı” belgeseli yayımlandı!

Türk dünyasının ve Kırım Tatarlarının en önemli isimlerinden büyük siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’nın hayatını, fikirlerini ve mücadelesini konu alan “Kırım’dan Doğan Güneş İsmail Bey Gaspıralı” isimli belgesel yayımlandı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Dünyası Parlamenterler Vakfı (TDPV) iş birliğiyle ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteğiyle hazırlanan belgesel, Türk dünyasının önemli fikir insanlarından Gaspıralı’nın düşünce dünyasını ve toplumsal etkisini kapsamlı bir şekilde ele alıyor. “Kırım’dan Doğan Güneş İsmail Bey Gaspıralı” isimli belgesel, YouTube platformu üzerinden izlenebiliyor. Belgeselin senaryosunu Senarist Sibel Göydağ Çakmak kaleme alırken, yönetmenliğini Yönetmen Mehmet Namık Uğur üstlendi. Akademik danışmanlık sürecinde ise Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Bilkent Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Ankara Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. İbrahim Maraş ve Ahi Evran Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Yaman yer aldı. İLK GÖSTERİM YOĞUN İLGİ GÖRMÜŞTÜ Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Dünyası Parlamenterler Vakfı (TDPV) iş birliğinde 24 Eylül 2025’te Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) düzenlenen “İsmail Bey Gaspıralı Anma ve Belgesel İlk Gösterimi Programı” yoğun ilgi görmüştü. Kırım Tatar aydını, düşünür, yazar ve Tercüman Gazetesi'nin kurucusu İsmail Bey Gaspıralı vefat yıl dönümünde düzenlenen programda, Türk dünyasına öncülük eden fikirleriyle ve çalışmalarıyla anılmıştı. Programa Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve birçok seçkin davetli katılmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.