SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Josef Stalin

QHA - Kırım Haber Ajansı - Josef Stalin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Josef Stalin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

27 Mayıs 1920: Tataristan Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı gün! Haber

27 Mayıs 1920: Tataristan Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı gün!

1917 Rus Devrimi’nin ardından Rusya’da yaşanan siyasi karışıklık sürecinde Volga-Ural bölgesinde yaşayan Kazan Tatarları, kendi millî haklarını korumak için mücadele başlattı. Tatar aydınları ve toplum önderleri, dilin, kültürün ve milli değerlerin yaşatılması amacıyla çeşitli girişimlerde bulundu. Uzun süren siyasi görüşmeler ve mücadelelerin ardından 27 Mayıs 1920’de Tatar Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulmasına ilişkin kararname kabul edildi. Cumhuriyetin merkezi olarak Kazan şehri belirlendi. TATAR DİLİ VE KÜLTÜRÜ YENİDEN CANLANDI Kurulan cumhuriyet, Kazan Tatarca dilinin ve kültürünün korunması açısından büyük önem taşıdı. Eğitim, edebiyat ve sanat alanlarında Kazan Tatar kültürü yeniden canlanmaya başladı. Kazan Tatar halkı, kendi tarihini, geleneklerini ve millî mirasını yaşatmak amacıyla çeşitli çalışmalar yürüttü. Bu süreçte Tatarca yayınlar arttı, kültürel faaliyetler yaygınlaştı ve millî kimliğin korunmasına yönelik projeler hayata geçirildi. Ancak ilerleyen yıllarda Sovyet yönetiminin baskıcı politikaları Kazan Tatar halkını da etkiledi. Özellikle eli kanlı Josef Stalin döneminde millî kimlikleri öne çıkaran faaliyetler sıkı denetim altına alındı. Birçok Kazan Tatarı aydını “milliyetçilik” suçlamasıyla baskıya uğradı, sürgüne gönderildi veya idam edildi. Tatar dilinde eğitim veren kurumların faaliyetleri sınırlandırıldı, dinî kurumlar kapatıldı ve camiler üzerinde ağır baskılar kuruldu. Sovyet yönetimi, Rusçayı ortak dil hâline getirme politikası kapsamında Tatar dilinin kamusal alandaki kullanımını da kademeli olarak azaltmaya çalıştı. Buna rağmen Kazan Tatar halkı, kültürünü, dilini ve geleneklerini korumak için mücadeleyi sürdürdü. 27 MAYIS MİLLİ BİRLİK SEMBOLÜ OLARAK ANILIYOR Bugün 27 Mayıs tarihi, Kazan Tatar halkı için birlik, mücadele ve millî kimlik sembollerinden biri olarak anılmaya devam ediyor. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Kazan Tatarları, bu tarihi geçmişlerini hatırlama ve kültürel miraslarını yaşatma günü olarak değerlendiriyor.

Yalova Kırım Derneği Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünü andı Haber

Yalova Kırım Derneği Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünü andı

Yalova Kırım Türkleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Sovyetler Birliği’nin diktatör lideri Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde gerçekleştirilen Kırım Tatar Sürgünü’nü anmak amacıyla 18 Mayıs 2026 tarihinde bir program düzenledi. Program kapsamında, Yalova Kırım Derneği Başkanı Nail Aytar, 18 Mayıs 1944 Sürgünü'nün acılarını hatırlatan ve bu tür zulümlerin hiçbir zaman unutulmayacağını vurgulayan bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmanın akabinde anma töreninde mevlit okunarak sürgün sırasında hayatını kaybeden binlerce Kırım Tatarının ruhuna dualar edildi. Ayrıca, Yalova’da bulunan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü Anıtı’na, trajedinin sembolü olan karanfiller bırakıldı. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL— QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Buğra Kavuncu: Kırım Tatar soydaşlarımızın yaşadığı acıyı bir kez daha anıyoruz! Haber

Buğra Kavuncu: Kırım Tatar soydaşlarımızın yaşadığı acıyı bir kez daha anıyoruz!

İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, partisinin Başkanlık Divanı Toplantısı’nın ardından gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında, Kırım Tatar halkının 18 Mayıs 1944 tarihinde maruz kaldığı sürgüne de yer veren Kavuncu, sürgün sırasında ve sonrasında şehit düşen tüm Kırım Tatarına Allah’tan rahmet diledi. Buğra Kavuncu şu şeklinde konuştu: Bugün, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün yıl dönümü. Yaklaşık 200 bin Kırım Tatar Türkü, zalim yönetimin aldığı kararla öz yurtlarından sürgün edildi. On binlerce insan sürgün yollarında hayatını kaybetti. Kırım Tatar soydaşlarımızın yaşadığı bu büyük acıyı bir kez daha anıyoruz ve sürgünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

TRT Trabzon Çocuk Korosu’ndan 1944 Sürgünü yıl dönümünde “Ey Güzel Kırım” performansı Haber

TRT Trabzon Çocuk Korosu’ndan 1944 Sürgünü yıl dönümünde “Ey Güzel Kırım” performansı

82 yıl önce 18 Mayıs 1944 tarihinde, insanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri Kırım topraklarında yazıldı. Halkın eli silah tutan erkekleri Kızıl Ordu saflarında cephede hayatlarını hiçe sayarak savaşırken; geride kalan yaşlılar, kadınlar ve çocuklar, eli kanlı diktatör Josef Stalin idaresindeki Sovyet yönetimi tarafından topyekûn bir sürgün ve soykırıma maruz bırakılarak vatanlarından koparıldı. TRABZON'DAN KARADENİZ'İN KARŞISINA SELAM Şef Arzu Satır yönetimindeki TRT Trabzon Türk Halk Müziği Çocuk Korosu, Akçaabat Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği konserle dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Türk Halk Müziği’nin seçkin eserlerini başarıyla seslendiren minik koristler, performanslarıyla büyük beğeni toplarken, salonu dolduran izleyicilerden de yoğun alkış aldı. Coşku ve duygu dolu anların yaşandığı konser, sanatseverler tarafından ilgiyle takip edildi. Öte yandan Türk Halk Müziği Çocuk Korosu, gerçekleştirdiği konserde 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümünü unutmadı. Koro, konser programında Kırım Tatarlarının hafızasında önemli yere sahip olan “Ey Güzel Kırım” eserini seslendirerek Karadeniz’in karşı kıyısındaki Kırım Tatarlarına selam gönderdi. Duygu dolu anların yaşandığı performans, dinleyiciler tarafından büyük ilgi görürken; konser kapsamında sürgünde hayatını kaybeden Kırım Tatarları da anıldı. TRT Trabzon Müdürlüğü bünyesindeki Türk Halk Müziği Çocuk Korosu, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümünde “Ey Güzel Kırım” eserini seslendirerek sürgün şehitlerini andı. pic.twitter.com/dtUD6mnUYx — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

Kırım Ailesi Eskişehir’de “Kırım Tatar Sürgünü” tiyatro gösterisi düzenledi Haber

Kırım Ailesi Eskişehir’de “Kırım Tatar Sürgünü” tiyatro gösterisi düzenledi

Sovyetler Birliği diktatörü Joseph Stalin'in emriyle 18 Mayıs 1944’te gerçekleştirilen ve Kırım Tatar halkının nüfusunun yüzde 46'sının kaybıyla sonuçlanan Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın üzerinden 82 yıl geçti. Kırım dışında yaşayan ve faaliyetlerini Türkiye ile Ukrayna'da sürdüren Kırım Ailesi Derneği, 16 Mayıs 2026 tarihinde “Kırım Tatar Sürgünü” adlı tiyatro gösterimini Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Sahnesi’nde gerçekleştirdi. Etkinlik, Eskişehir Valiliği ve Eskişehir İl Göç İdaresi Müdürlüğünün desteğiyle tertip edildi. Tiyatro gösterisi, Kırım Tatar halkının yaşadığı acıları; ünlü Kırım Tatar şairlerinin şiirleri, arşiv niteliğindeki sürgün görüntüleri ve sahne performanslarıyla izleyicilere aktardı. Seyirciler, Kırım Tatarlarının sürgün yıllarında yaşadığı dramı ve kara günleri derinden hissetme imkânı buldu. ANİFE KURTSEİTOVA: SÜRGÜN SANKİ HİÇ BİTMEMİŞ GİBİ Programda konuşan Kırım Ailesi Kurucusu Anife Kurtseitova ise 18 Mayıs 1944’ün Kırım Tatar halkı için kapanmayan büyük bir yara olduğunu vurguladı. Sürgün yıllarında hayatını kaybedenlerin acılarının hâlâ hafızalarda yaşadığını belirten Kurtseitova, yaşananları unutmamanın ve gelecek nesillere aktarmanın en önemli görevlerden biri olduğunu ifade etti. Kırım Ailesinin 12 yıl önce bu amaçla kurulduğunu söyleyen Kurtseitova, savaş nedeniyle kadınların, çocukların ve ailelerin yeniden göç etmek zorunda kaldığını anlattı. “Sanki sürgün hiç bitmemiş gibi hissediyoruz.” diyen Kurtseitova, yaşanan acıların tarif edilmesinin zor olduğunu belirtti. Türkiye’de kendilerine destek veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan başta olmak üzere tüm kurumlara ve vatandaşlara teşekkür eden Kurtseitova, Eskişehir’in yanı sıra İstanbul, Ankara, Bursa, Konya, Sakarya ve Yalova’dan gelen katılımcılara da şükranlarını sundu. NARİMAN CELÂL: “BİR GÜN ÖZGÜR KIRIM’DA YENİDEN BULUŞACAĞIZ” Etkinlikte konuşan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Kırım Tatar halkı adına yürütülen faaliyetlerden dolayı başta Kırım Ailesi olmak üzere ve çalışmalara destek veren herkese teşekkür ederek, tiyatro gösterisinin son derece anlamlı ve değerli bir çalışma olduğunu ifade etti. Kırım Tatar halkının tarih boyunca büyük acılar yaşadığını belirten Celâl, sürgünler, savaşlar ve baskılara rağmen halkın ayakta kalmayı başardığını vurguladı. Celâl, “Bugün bizim çok kıymetli dostlarımız var. Ukrayna’da, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında bizlere destek olan kardeşlerimiz var. Hep birlikte bu zor günleri aşacağımıza inanıyoruz.” dedi. Özgür Kırım temennisini dile getiren Celâl, bir gün ana vatanlarında yeniden buluşacaklarına inandıklarını kaydetti. MARIUS JANUKONIS: KIRIM’A HER ZAMAN DESTEK VERECEĞİZ Gösteride konuşan Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Marius Janukonis, Litvanya halkının da geçmişte Kırım Tatarları gibi Rus yönetiminin baskı ve acılarına maruz kaldığını hatırlatarak, Litvanya’nın Kırım Tatar halkına her zaman destek vermeye hazır olduğunu vurguladı. Janukonis ayrıca, Kırım’ın bir gün mutlaka özgürlüğüne kavuşacağına olan inancını dile getirerek, özgür Kırım umutlarının canlı tutulması gerektiğini ifade etti. GÖSTERİ “GÜZEL KIRIM” ŞARKISIYLA SONA ERDİ Tiyatro gösterisi, Kırım Tatar halkının sürgün dönemini anlatan sahnelerin ardından “Güzel Kırım” şarkısıyla sona erdi. Final sahnesi izleyiciler tarafından büyük bir duygusal yoğunluk ve ilgiyle karşılandı. Gösteri, salonu dolduran katılımcılar tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

Çubarov’dan Kırım’daki "Beriya" hamlesine sert tepki: "Stalin'in yarım bıraktığı işi tamamlamak istiyorlar" Haber

Çubarov’dan Kırım’daki "Beriya" hamlesine sert tepki: "Stalin'in yarım bıraktığı işi tamamlamak istiyorlar"

İşgalci Rus yönetiminin Kırım’da, 1945 Yalta Konferansı'na katılan Sovyet heyeti üyeleri Lavrentiy Beria, Andrey Gromıko ve Andrey Vışinskiy'in Yusupov Sarayı'ndaki özel odalarının iç mekanlarını yeniden oluşturmayı planladığı öğrenildi. Kremlin idaresinin Kırım’da 1945 Yalta Konferansı'nın "tarihini canlandırma" adı altında başlattığı sözde restorasyon çalışmalarını değerlendiren Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, bu girişimin sadece bir müze çalışması değil, Kırım Tatar halkına yönelik soykırımcı bir zihniyetin yeniden hortlatılması olduğunu ifade etti. “SÜRGÜNÜN MİMARLARI ONURLANDIRILIYOR” Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Refat Çubarov, ofisleri restore edilen üç ismin Kırım Tatar halkının tarihindeki en karanlık figürler olduğunu vurgulayarak şu açıklamada bulundu: Rus işgal yönetimi Kırım'da ‘Beriya'nın ruhunun’ yeniden canlandırmaya çalışıyorlar. 20. yüzyılın cellatları Stalin ve Hitler'di ama onlar tek başlarına var olmadılar. Her birinin yanında elleri omuzlarına kadar kanlı olan binlerce insan vardı. Bunlardan biri de Beriya idi. 18 Mayıs 1944 Sürgünü gerçekleştirilirken o, NKVD yani İçişleri Halk Komiseri idi. SSCB'nin tüm infaz ve cezalandırma organlarını yönetiyordu. Stalin'e, Kırım Tatarlarının Kırım'dan sürülmesi gerektiğine dair bir rapor yazdı. Öne sürdüğü argümanlar arasında; diğer sürülen halklar hakkında uydurduğu o meşhur ‘Sovyet yönetimine ihanet’ masalının yanı sıra, Kırım Tatarlarının Sovyetler Birliği'nin sınır bölgelerinde yaşamasının ‘uygunsuzluğu’ vardı… Şimdi ise işgalciler Kırım'da, 1945 Yalta Konferansı'nın ‘tarihi canlandırması’ adı altında Beriya, Gromıko ve Vışinskiy'nin ofislerini restore etmeye karar verdiler. Bu üç kişi Kırım Tatar Sürgünü’nü doğrudan organize eden ve yönetenlerdir. Beriya sürgünümüzü bizzat yönetti, raporlar yazdı, Stalin'e saat başı bilgi verdi. Gromıko ise - insan demeye dilim varmıyor - sözde 'Perestroyka' dönemine kadar Kırım Tatarlarına baskı uygulayan bir sefildir. 1988'de, SSCB'nin dağılmasına ramak kala bile 'Kırım'da Kırım Tatarlarına yer yok, orada zaten çok insan yaşıyor, dönmeleri uygun değildir' diyen kararın altına imza atan son parti yetkililerinden biriydi. Vışinskiy ise Kırım Tatarlarına uygulanan tüm işkence yöntemlerini ve koca bir halkın 'kolektif sorumluluk' adı altında cezalandırılmasını yasallaştıran kişiydi. Ve şimdi onların ofislerini restore ediyorlar. Bu, Putin rejiminin Stalin dönemine dönüşü çoktan benimsediğini gösteriyor. “BERİYA RUS YASALARINA GÖRE BİLE SUÇLU” Beriya’nın Rus yasalarına göre bile hala suçlu sayıldığını hatırlatan Çubarov, Putin yönetiminin kendi yasalarını bile çiğnediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: 2004 veya 2002'de, Beriya'nın oğlunun babasının itibarını iade ettirmek için açtığı davada Rusya Yüksek Mahkemesi; Beriya'nın kitlesel zulüm ve baskılardan suçlu olduğuna, bu yüzden iade-i itibarın mümkün olmadığına hükmetmişti. Ancak Putin için kendi yasalarına karşı çıkarak Beriya gibi bir celladı onurlandırmak sorun değil. Moskova'nın o ince ve sinsi ahlaki kuralları hiçe sayan tutumuna hakkını vermek lazım; Beriya'nın iade-i itibarını, onun hayatındaki en ağır suçlardan birini işlediği yerden, yani Kırım'dan başlatmaya karar verdiler. Bu, Kırım'ı işgal eden Rusya Federasyonu'nun o politikayı sürdürdüğünü ve Stalin'in yarım bıraktığı işi tamamlamak için her şeyi yapacağını gösteriyor. Stalin, Kırım Tatar halkının sürgünde yarım asır direnmesi sayesinde amacına ulaşamadı. Şimdikiler ise başka yöntemlerle Kırım Tatarlarını topraklarını terk etmeye zorluyorlar. Terk etmeyenlerin ise boyun eğmesini ve topraklarımızı gasp eden o ‘yaratıklara’ dönüşmesini istiyorlar.

Ukrayna’da Sovyetlerin kanlı mirası: Holodomor Soykırımı Haber

Ukrayna’da Sovyetlerin kanlı mirası: Holodomor Soykırımı

1932-1933 yılları arasında Sovyetler Birliği’nin egemenliğindeki Ukrayna’da, eli kanlı diktatör Josef Stalin’in emriyle ortaya konulan kıtlık sebebiyle milyonlarca insan açlıktan hayatını kaybetmişti. Sovyetlerin Ukrayna halkına karşı işlediği bu korkunç suça "açlıkla ölüm" anlamında Holodomor adı verildi. Sovyet Rusya yönetiminin milyonlarca Ukraynalıyı ölüme sürüklediği sun'i açlık Holodomor, Ukraynalılara boyun eğdirme amacı taşıyordu. Ukrayna'nın komünist rejime karşı direnişini ve Moskova'dan bağımsız bir Ukrayna devleti kurma girişimlerini nihai olarak ortadan kaldırmak için gerçekleştirildi. 26 Kasım 1998’de dönemin Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kuçma’nın kararı ile kasım ayının dördüncü cumartesi günü "Holodomor Kurbanlarını Anma Günü" olarak ilan edildi. Daha sonra 2006’da Ukrayna Parlamentosu, kabul ettiği karar ile Holodomor’u Ukrayna halkına karşı yapılan bir soykırım olarak tanıdı. STALİN'DEN ZİRAATİN KOLEKTİFLEŞTİRİLMESİ KANUNU 1924’te Sovyetler Birliği’nde iktidara gelen Josef Stalin, siyasi muhaliflerini ortadan kaldırdıktan sonra, Ukrayna’daki iktisadi ve sosyal hayatı sıkı kontrol altına alarak Ukrayna’yı tamamen Kremlin’e bağladı. 1929’da diktatör Stalin, ziraatin kolektifleştirilmesi için kanun çıkarma emri verdi. Çıkarılan kanun uyarınca Ukrayna’da verimli topraklar, tarlalar devletleştirildi, köylüler, kendi eski topraklarında devletin işçisi hâline getirildi. Gece gündüz köle gibi çalışan köylüler kendileri için bir kilo buğday bile kullanamaz iken devlet bütün buğdayları Avrupa’ya satarak fabrikalar inşa etti. UKRAYNA HALKI, KOMÜNİST REJİMİNİN BASKI POLİTİKASINA KARŞI ÇIKTI Komünist totaliter rejimin politikası, Ukrayna halkının direnişini kışkırttı. Ukrayna’daki köylüler, 1930'ların başında komünist rejiminin kolektifleştirme, vergilendirme politikası, soygun ve terörüne karşı yaklaşık 4 bin büyük çaplı eylem gerçekleştirdi. Ukraynalı köylüleri tehdit olarak gören Stalin, binlerce Sovyet memurunu köylülere baskı kurması için Ukrayna'ya gönderdi. Ukrayna'da yarım milyondan fazla insan rejimin tarım uygulamalarına isyan ettiği için yük trenlerine doldurularak Sibirya'ya sürgün edildi. Sürgün sırasında binlerce Ukraynalı açlıktan, hastalıktan hayatını kaybetti. Bununla birlikte Sovyet Rusyası, Ukrayna'da sun'i kıtlık oluşturmak için bir dizi uygulama işleme koydu. Tüm gıda ürünlerine el koyan Kremlin, Ukrayna halkının bir kısmının yok edilmesini amaçlayan koşulları yarattı. Ukrayna’daki açlık çeken bütün bölgeler askerlerle çevriliydi, kimsenin kurtarılmaması ve bu bölgelere hiçbir yardımın geçmemesi için Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bütün sınırları kapatılmıştı. Holodomor yılları boyunca Sovyet yönetimi, adeta bir açlık terörü icra etti. Holodomor, Ukrayna halkına karşı başlattığı gerçek bir savaştı. HER BİR DAKİKADA 24 KİŞİ HAYATINI KAYBEDİYORDU 1933 baharında Ukrayna'daki ölüm oranları felaket boyutlarına ulaştı. Haziran 1933'te her gün 34 bin kişinin, saatte bin 440 kişinin ve her dakika 24 kişinin hayatını kaybettiği biliniyor. SADECE RESMİ VERİLERE GÖRE NEREDEYSE 4 MİLYON İNSAN HAYATINI KAYBETTİ Ukrayna Milli Güvenlik Servisi, Holodomor davasının soruşturulması sırasında ortaya çıkan bilgileri kamuoyuyla paylaştı. 1932-1933 yıllarında suni açlıktan 3 milyon 941 bin kişi öldü. Açlığın kasıtlı olarak meydana getirildiği ispat edilirken buna karşı Rusya, hala Ukrayna’daki açlığın 1932-1933 yılında SSCB’de meydana gelen açlığın bir parçası olduğunu ileri sürüyor. Stalin'in kanlı mirasının destekçisi olmaya devam ediyor. RUSYA SUÇUNU ÖRTMEYE ÇALIŞTI Bu suçun boyutları ve sebepleri uzun bir süre boyunca insanlardan ve dünya kamuoyundan saklanmaya çalışıldı. Sovyetler döneminde Holodomor ile ilgili herhangi bir hatırlama durumunda insanlara hapis cezası veriliyordu. Stalin Rusyası’nın gerçekleştirdiği Holodomor Soykırımı, uluslararası kamuoyunun da gündeminde. Günümüzde Holodomor; Birleşik Krallık, Kanada, Fransa, İtalya ve Almanya başta olmak üzere 30’dan fazla ülke tarafından "soykırım" olarak tanındı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.