SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kadın Hakları

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kadın Hakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadın Hakları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ADF2026'da sürdürülebilir barış arayışında kadınların rolü tartışıldı Haber

ADF2026'da sürdürülebilir barış arayışında kadınların rolü tartışıldı

ADF2026’da düzenlenen “Barışın Sürdürülmesine Kadınların Dâhil Edilmesi: BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı Kararının 25. Yılı” başlıklı panelde, evrensel barış arayışında kadınların rolü ve bu konuda kadınların katılımını artırmaya yönelik atılabilecek ilave adımlar tartışıldı. 5. Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) düzenlenen, TRT World sunucusu Andrea Sanke’nin moderatörlüğünü yaptığı “Barışın Sürdürülmesine Kadınların Dâhil Edilmesi: BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı Kararının 25. Yılı”başlıklı panelde; Hırvatistan Cumhuriyeti Eski Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar Kitarović, İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC) Genel Sekreteri Zehra Zümrüt Selçuk, Namibya Cumhuriyeti Uluslararası İlişkiler ve Ticaret Bakan Yardımcısı Jenelly Matundu, BM Kadın Birimi Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Belén Sanz Luque, NATO Genel Sekreteri’nin Kadın ve Barış Güvenlik (WPS) Özel Temsilcisi Irene Fellin konuşmacı olarak yer aldı. KADINLAR BULUNDUKLARI YERLERDE SES YÜKSELTMELİLER” Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Kitarović, barışın inşası ve uzlaşı gibi konulara kadınların dâhil olması sürecin başarılı olma oranını artırdığını belirterek, “Kadınların toplumsal süreçlere katılımında sayılardan çok bu süreçlere yaptıkları katkılar konuşulmalı. 1325 sayılı Kararın kabul edilmesinin üzerinden 25 yıl geçti. Bu karar gerçekten kadın hakları konusunda iyi bir mesafe alınmasını sağladı. Hırvatistan’dan örnek verecek olursam çok fazla ilerleme kaydettiğimizi söyleyebilirim.” dedi. “Kadınlara bulundukları yerde ses yükseltmelerini ve yapmaları gereken işi layığıyla yapmalarını öneriyorum.” diyen Kitarović karar alma süreçlerinde kadınların da olması fikrinin insanların zihnine tam olarak yerleşmesi gerektiğini aktardı. “KADINLARIN DÂHİL OLDUĞU BARIŞ SÜREÇLERİ DAHA BAŞARILI OLUYOR” SESRIC Genel Sekreteri Selçuk ise, kadınların barış süreçlerine katılımı sürecin başarıya ulaşma ihtimalini niceliksel olarak artırdığını ifade ederek, “Kadınlar sayısal olarak yeteri kadar temsil edilmiyor ancak bizim asıl odaklanmamız gereken yerin kadınların bulundukları yerlerde karar alma süreçlerinde ne kadar etkili olabildikleri. Biliyoruz ki kadınların dâhil olduğu barış süreçleri ve anlaşmalar daha sürdürülebilir ve uzun ömürlü oluyor. Bu nedenle kadınlar, barış inşasında gözden çıkarılabilir bir unsur olarak görülmemeliler.” diye konuştu. “Bütün barış süreçlerinin belirli temel bir öğeye sahip olması gerekiyor. Barış süreçlerine giden en iyi yolun kurallar, kaynaklar, ilişkiler, yansımalar olduğunu düşünüyorum.” diyen Selçuk, barışın sürdürülebilir olmasının en önemli bileşeninin toplum tarafından kabulü olduğu görüşünü paylaştı. MATUNDU: PEK ÇOK ŞEY BAŞARDIK Namibya Uluslararası İlişkiler ve Ticaret Bakan Yardımcısı Matundu da Namibya’nın geçmişten bugüne pek çok şey başardığını vurgulayarak, “Bağımsızlıktan önce kadınlar yeterince temsil edilmiyor ve karar alma süreçlerine aktif bir şekilde katılamıyorlardı. Bugün geldiğimiz noktada ise Namibyalılar ülkenin ilk kadın devlet başkanını seçti. Aynı zamanda ulusal meclis başkanı ve kabinemizin yarısını da kadınlar oluşturuyor. Parlamentoya baktığımızda ise kadınlar parlamentoda çok daha fazla temsil ediliyor. Yani geçmişteki durumdan çok çok ilerideyiz. Hatta Afrika’da kadın temsiliyeti konusunda 8’inci sıradayız. Gerçekten bu konuda çok iyi bir ilerleme kaydettik. Kadın liderliği konusunda çok iyi bir iş çıkardık.” şeklinde konuştu. “1325 SAYILI BM KARARI GÜNCELLENMELİ” BM Kadın Birimi Direktörü Luque ise Kolombiya örneğinden hareketle kadınların daha barışçıl, kapsayıcı ve toplumsal açıdan kabul gören bir teklifle uzlaşı masalarına gelebildiklerini ve bunu yapmanın çok yenilikçi yollarını bulabildiklerinin altını çizerek, “Kolombiya’da ülke içindeki gerilimler nedeniyle 8,5 milyon insan yerinden edilmişti ve bu savaş kadınlar ve çocuklar üzerinde çok büyük etkilere yol açtı. 1325 sayılı Karar, Kolombiyalı kadınlar üzerinde güçlü bir motivasyon oluşturdu. Onlara ve diğer kadınlara hakları konusunda bir ilham kaynağı haline geldi.” dedi. 1325 sayılı Kararın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Luque, karardaki tüm detayların gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulduğunu eğer varsa eksiklikler tespit edilerek giderilmesi gerektiğini dile getirdi. “KADINLAR ORDULARDA DAHA FAZLA YER ALMAYA BAŞLADI” Özel Temsilci Fellin, dünyanın çok zorlu politik gerilimlerin yükseldiği bir safhadan geçtiğini dile getirerek, “Kadın meselelerini konuşacak alan bulmakta zorlandığımız bir dönemdeyiz. Kadınların haklarını iyileştirmek, kadınların tüm süreçlere katılımının artırılması gibi konular geçmişte çok daha fazla konuşulabiliyordu. Bugün ise duvara çarptık diyebilirim. Kadın hakları konularında inişler-çıkışlar hep olmuştur ama içinde bulunduğumuz dönemde daha çok inişleri yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı. NATO’da da kadın katılımı konusunda iyileşmelerin meydana geldiğini belirten Fellin, “Kadınların katılımının çok zor olduğu bir alan olan askeriyede de böyle bir dönüşüm yaşandı. Bu mantalite değişimini ve içinde bulunduğunuz durumlara olan yaklaşımınızı da değiştiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Nobel ödüllü Güney Azerbaycan Türkü aktivist Mehemmedi’ye İran’dan 7 yıl 6 ay hapis cezası! Haber

Nobel ödüllü Güney Azerbaycan Türkü aktivist Mehemmedi’ye İran’dan 7 yıl 6 ay hapis cezası!

İran'da kadın hakları ve demokrasi mücadelesiyle tanınan Nobel Barış Ödülü sahibi Nergiz Mehemmedi (Nergis Muhammedi), Meşhed Devrim Mahkemesi tarafından toplamda 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edildi. Karar, Mehemmedi’nin "millî güvenliği tehdit" ve "rejim aleyhtarı propaganda" iddialarıyla yargılandığı davanın ardından açıklandı. İran'da geçen yıl bir anma töreni sırasında gözaltına alınan Nobel Barış Ödülü sahibi insan hakları aktivisti Nergiz Mehemmedi, 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Entekhab haber sitesi, Mehemmedi'nin avukatı Mustafa Nili'nin konuya ilişkin yazılı açıklamasını yayımladı. Avukat Nili, açıklamasında müvekkilinin, Meşhed Devrim Mahkemesi tarafından "Devletin güvenliğine karşı suç için toplanma ve iş birliği" suçlamasıyla 6 yıl hapis, "propaganda faaliyeti" suçlamasıyla 1 yıl 6 ay hapis ve ek ceza olarak 2 yıl yurt dışına çıkış yasağı ile 2 yıl sürgün cezasına çarptırıldığını duyurdu. İranlı aktivist Mehemmedi, 12 Aralık 2025'te, Meşhed'deki Gadir Camisi’nde düzenlenen Hüsrev Alikordi'yi anma töreninde bazı aktivist ve vatandaşlarla birlikte gözaltına alınmıştı. NERGİS MEHEMMEDİ AKTİVİST KİMLİĞİ İLE ÖNE ÇIKIYOR Güney Azerbaycan Türkü Nergis Mehemmedi'ye İran'da "baskı altındaki kadınlar için verdiği mücadele" dolayısıyla 2023 yılında, Norveç Nobel Komitesi tarafından Nobel Barış Ödülü verilmişti. Nargiz Mehemmedi ayrıca, Sınır Tanımayan Gazeteciler organizasyonunun 2022 yılı Cesaret Ödülü'ne layık görüldü. 2023 yılının ocak ayında Olof Palme Ödülü'nü aldı. Öte yandan, 3 Mayıs 2023 tarihinde tutuklu gazeteciler Nergiz Mehemmedi, Nilufer Hamidi ve İlahe Mehemmedi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) Guillermo Cano Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü'ne layık görülmüştü. İran'da aktivist kimliğiyle öne çıkan Mehemmedi, insan haklarıyla ilgili çalışmalarıyla tanınıyor. İran yargısınca "millî güvenliğe karşı eylemde bulunmak ve rejime karşı propaganda" gibi suçlardan mahkum edilen Mehemmedi, son olarak 2019'da benzin fiyatlarının artışı nedeniyle ülke çapında patlak veren protestolar sırasında hayatını kaybeden bir göstericinin anma törenine katılmasının ardından Kasım 2021'de cezaevine gönderilmişti. Mehemmedi, geçen yılın sonlarında önceki mahkûmiyeti kapsamında Evin Cezaevi’nden serbest bırakılmıştı. Birçok mahkumiyetle karşı karşıya olan Mehemmedi, bugüne kadar toplamda 15 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

91 yıl önce tarihte bugün: Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı Haber

91 yıl önce tarihte bugün: Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı

Türkiye'de, toplumsal hayatta gerçekleştirilen Atatürk Devrimleri çerçevesinde, kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları 91 yıl önce bugün tanındı. İlk olarak 1930'dan itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile kadınların Belediye seçimlerine katılma, köylerde muhtar olma, ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınmış, 5 Aralık 1934 tarihinde de Anayasa ve Seçim Kanunu'nda yapılan yasa değişikliği ile kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları tanınmıştı. Yasanın çıkmasının akabinde 7 Aralık 1934’te, Türk Kadınlar Birliği tarafından İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda büyük bir kutlama mitingi gerçekleştirilerek Beyazıt’tan Taksim’e yürüyüş düzenlenmişti. Türkiye’de yasanın çıkışının ardından kadınların katıldığı ilk genel seçimler 8 Şubat 1935 yılında yapılan TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) 5. dönem seçimleri olmuş, söz konusu seçimlerde 17 kadın milletvekili TBMM’ye girdi. Daha sonra 1936 yılı başında boşalan milletvekillikleri için yapılan ara seçimde de emekli öğretmen Hatice Özgenel’in Çankırı milletvekili olarak seçilmesiyle meclisteki kadın milletvekili sayısı 18’e çıktı. TÜRK KADINLARI AVRUPA ÜLKELERİNDEN ÖNCE SEÇME VE SEÇİLME HAKKINA SAHİP OLDU Birçok Avrupa ülkesinden önce seçme ve seçilme hakkına sahip olan Türk kadınları; devlet makamında söz hakkı sahibi olmanın kıvancını yaşadı. Öte yandan 5 Aralık, aynı zamanda Dünya Kadın Hakları Günü olarak da kutlanıyor. ATATÜRK’ÜN KADINLAR HAKKINDA SÖZLERİ Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınlarına toplumsal eşitlik bağlamında verdiği hakların yanı sıra toplumsal hayattaki eşitliği ön planda tutmuştur. Türk kadınlarına verdiği önemle bilinen Türk lider Atatürk’ün kadınlar için söylediği sözleri hatırlayalım: “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.“ “Dünyada her şey kadının eseridir. Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.” “Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir.” “Tarlalarda erkeklerle birlikte çalışan, kasabalarda pazar yerine giden, yumurta ve tavuğunu satan, ondan sonra kendisine gerekenleri bizzat satın alan, çalışmalarının hepsinde kocalarına yardımcı olan kadınlar!.. Ben bu kadınlar arasında kocalarından daha iyi işten anlayanlara ve hesap yapanlara rastladı” “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.” “Kadınlar içtimai hayatta erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.” “Milletin kaynağı, toplumsal hayatın temeli olan kadın ancak faziletli olursa görevini yerine getirebilir.” “Zaman ilerledikçe, ilim geliştikçe, medeniyet dev adımlarıyla yürüdükçe; hayatın, asrın bugünkü gereklerine göre evlat yetiştirmenin güçlüklerini biliyoruz. Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye, eski devirlerdeki gibi basit değildir. Gerekli özellikleri taşıyan evlat yetiştirmek, pek çok özelliği şahıslarında taşımalarına bağlıdır. Bu sebeple kadınlarımız, hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgin olmaya mecburdurlar!” “Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!” “Kadınlarımızın genel görev ve çalışmalarda paylarına düşen işlerden başka, en önemli, en hayırlı, en faziletli bir ödevleri de “iyi anne” olmalarıdır.” “Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır! Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacağı aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.” “Bizim toplumumuz için ilim ve fen lazım ise, bunları aynı derecede hem erkek hem de kadınlarımızın iktisap etmesi lazımdır.”

İran'da halk başörtüsü kuralını reddediyor Haber

İran'da halk başörtüsü kuralını reddediyor

Baskıcı İran rejimi "başörtü kuralı" çerçevesinde kadınların haklarını ihlal etmeye ve bu bağlamda kurala uymayan kadınları cezalandırmaya devam ediyor. İran'ın eski Kültürel Miras Bakanı İzzetullah Zargami, vatandaşların çoğunun bu kuralı kabul etmediğini belirtti. Zargami, "Hükûmet, vatandaşları bu yasaya uymaya zorlayamayacak." diye vurguladı.  İRAN, PROTESTOLARININ ÇOĞALMASINDAN KORKUYOR Ayrıca, Güney Azerbaycan Televizyonu (GünAz TV) tarafından gündeme taşınan haberde ülkedeki "Başörtüsü ve iffet" yasasının uygulamasının birkaç ay ertelendiği bilgisine yer verildi. Haberde İran Milli Güvenlik Kurulunun vatandaşların protestolarının yayılmasından korktuğu için bu kararı aldığı belirtildi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian ise 2 Aralık 2024 tarihinde ülke televizyonuna verdiği bir röportajda, bu yasanın uygulanmasının imkansız olduğunu ve toplumun bunu kabul etmeyeceğini, durumun memnuniyetsizliğe neden olacağını ifade etti. İRAN, "BAŞÖRTÜ KURALINA" UYMAYAN KADINLARI "TEDAVİ" EDECEK! Baskıcı İran rejimi "başörtü kuralı" çerçevesinde kadınların haklarını ihlal etmeye ve bu bağlamda kurala uymayan kadınları cezalandırmaya devam ediyor. İRAN TEDAVİ VE TÜRBAN REDDİ KLİNİĞİ Bu kapsamda İran'ın başkenti Tahran'da kadınları kontrol altına almak amacıyla, başörtü kuralını ihlâl eden kadınlar için rehabilite kliniği açıldığı duyuruldu. İran Tedavi ve Türban Reddi Kliniği Başkanı Mehri Talebi Darestanin, kurumda psikolojik ve bilimsel bir tedavi uygulanacağını söyledi. Darestanin, "Zevk, Tevazu, İffet, Tesettür Ortamı" başlığıyla yeni bir strateji planı çizildiğini, sosyal ve İslami kimliklere uyum sağlaması amacıyla kadınlara ve gençlere yönelik olarak "rehabilite" sağlanacağını kaydetti.  Öte yandan kurumun, "İyiliği Emretme ve Kötülüğü Yasaklama Karargâhı" tarafından destekleneceği belirtildi. İRAN'DAKİ KADINLAR BASKI ALTINDA Türk asıllı Mesud Pezeşkian yönetimindeki İran'da baskıların azalacağı yönünde ihtimaller değerlendiriliyordu. Ancak İran'ın dini lideri Ali Hamaney liderliğindeki sosyal yaşam, ülkedeki baskıların her geçen gün daha da artmasına yol açıyor.  Kadınlara yönelik baskıyı protesto etmek isteyen İranlı bir üniversite öğrencisi, kıyafetlerini çıkartarak fakültede eylem başlatmış ve daha sonrasında güvenlik güçleri tarafından akıl hastanesine kapatılmıştı. Yine İran'daki kadınlar, başörtü kuralının ihlâli ve çeşitli eylemler nedeniyle kırbaç ve idam cezalarına maruz kalıyor.

Doğu Türkistan'da kadın olmak! Haber

Doğu Türkistan'da kadın olmak!

Çin hükûmeti, işgal ettiği Doğu Türkistan’da başta Uygur Türkleri olmak üzere diğer Türk topluluklarına yönelik büyük bir baskı ve asimilasyon politikası uyguluyor. Bölgede halkı asimile ederek, varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan politika kapsamında İslam dini ve Türk kültürünün ögeleri bölgeden silinmeye çalışılıyor. Buna ek olarak Çin yönetiminin bölgede sayıları bini geçen toplama kamplarında, BM rapolarına göre 3 milyonu aşkın Uygur Türkünün tutulduğu tahmin ediliyor. ÇİN’İN ASİMİLASYON POLİTİKASI VE UYGUR KADINLAR Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da uyguladığı asimilasyon politikasından en fazla etkilenen kesimlerin başında kuşkusuz kadınlar geliyor. Çin Komünist Parti (ÇKP) yönetiminin şiddet içeren politikaları, bölgede milyonlarca Uygur Türkü kadını mağdur ediyor. Onları en temel insani haklarından mahrum bırakıyor. Doğu Türkistan’da kadınlar, temel bir özgürlük olan inanç hürriyetinden mahrum bırakılıyor. Bunun yanında kadınların içki içmeye, dans etmeye zorlandığı ve inançları gereğince yaşamalarına izin verilmediği bilinen bir diğer gerçek. Kadınların İslamî eğitim görmeleri ise neredeyse imkansız. UYGUR TÜRKÜ KADINLAR VE TECAVÜZ Uygur Türkü kadınların Çin yönetimince maruz kaldığı diğer bir baskı ve insanlık dışı suç ise cinsel şiddet. Çin polisinin ve askerî güçlerinin defalarca Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türkü kadınlara sistematik bir şekilde, Çin'in inşa ettiği cezaevlerinde ve toplama kamplarında cezalandırma yöntemi olarak tecavüz ettiği biliniyor. UYGUR TÜRKÜ KADINLARIN EVLERİNE ÇİNLİ ERKEKLER YERLEŞTİRİLİYOR Çin hükûmetinin bölgede yaygın olarak izlediği bir diğer politika da Uygur Türklerinin evlerine Çinli erkekler yerleştirme uygulaması. Çin yönetimi, evlerdeki Uygur Türkü erkekleri toplama kamplarına kapatırken, görevlendirdiği erkekleri bölgedeki evlere yerleştiriyor. Uygur Türkü Müslüman aileler, bu erkeklerle yaşamaya mecbur bırakılıyor. Çinli erkekler Uygur Türkü kadınlara istediği muameleyi uyguluyor. Bölgeden gelen haberlerde bir çok Uygur Türkü kadının evlerine yerleştirilen Çinli erkekler tarafından tevacüze uğradığı için intihar ettiği bildiriliyor. Ayrıca Uygur Türkü kadınların zorla Çinli erkeklerle evlendirilmesi de bölgedeki bir diğer yaygın asimilasyon uygulaması. PEK ÇOK KADIN ÖRGÜTÜ, DOĞU TÜRKİSTAN'A SESSİZ Çin yönetiminin, Doğu Türkistan’daki kadınlara yönelik sistematik insan hakları ihlâllerine rağmen dünya çapındaki kadın hakları savunucusu örgütlerin pek çoğu, bölgede olup bitenler karşısında sessizliklerini koruyor. Başta Batılı ülkeler olmak üzere birçok bölgede faaliyet gösteren örgütlerin, Uygur Türkü kadınlara yönelik bölgede yapılan sistematik insan hakları ihlallerini gündemlerine almıyor oluşu ise dikkat çekiyor. Doğu Türkistan’da Uygur Türkü kadınların yaşadığı temel insan hakları ihlalleri konusunda tepkilerin yetersizliği özellikle insan hakları penceresinden bakıldığında oldukça dikkat çekici görünüyor.

Dünya, Doğu Türkistan'daki kadınların uğradığı zulüm karşısında sessizliğini koruyor! Haber

Dünya, Doğu Türkistan'daki kadınların uğradığı zulüm karşısında sessizliğini koruyor!

Selahaddin Kaşgarlı / QHA Muhabir / Ankara Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanınması için talimat vermesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ilgili kanun çıkarılmıştı. 1934 tarihinde Türk kadınının çağdaş uygarlık seviyesine çıkması için önemli bir adım atıldı. Bununla birlikte Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanındı ve bu tarihin anısına 5 Aralık'ta Dünya Kadın Hakları Günü kutlanıyor. HAKLARINDAN MAHRUM BIRAKILAN UYGUR TÜRKÜ KADINLAR Fakat kadim Türk toprağı olan Çin işgalindeki Doğu Türkistan'daki yönetim, başta Uygur Türkleri olmak üzere diğer Türk topluluklarına yönelik büyük bir baskı ve asimilasyon politikası uygulanıyor. Çin'in soykırım politikalarından en fazla etkilenenlerin başında ise Uygur Türkü kadınlar geliyor. ÇİN’İN ASİMİLASYON POLİTİKASI VE UYGUR TÜRKÜ KADINLARIN DURUMU Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetiminin şiddet içeren politikaları, bölgede milyonlarca Uygur Türkü kadını mağdur ediyor. Onları en temel insani haklarından mahrum bırakıyor. Doğu Türkistan’da kadınlar, temel bir özgürlük olan inanç hürriyetinden mahrum bırakılıyor. Bunun yanında kadınların içki içmeye, dans etmeye zorlandığı ve inançları gereğince yaşamalarına izin verilmediği biliniyor. Kadınların İslami eğitim görmelerine ise neredeyse hiç izin verilmiyor. UYGUR TÜRKÜ KADINLARIN EVLERİNE ÇİNLİ ERKEKLER YERLEŞTİRİLİYOR Çin hükumetinin bölgede yaygın olarak izlediği bir diğer politika da Uygur Türklerinin evlerine Çinli erkeklerin yerleştirilmesi uygulaması. Çin yönetimi, evlerdeki Uygur Türkü erkekleri toplama kamplarına kapatırken, hükumetin görevlendirdiği erkekleri bölgedeki evlere yerleştiriyor. Uygur Türkü Müslüman aileler, bu erkeklerle yaşamaya mecbur bırakılıyor. Çinli erkekler Uygur Türkü kadınlara istediği muameleyi uyguluyor. Bölgeden edinilen sınırlı bilgiler, Uygur ailelerin evlerinde Çinli erkeklerin tecavüze varan insanlık suçlarına imza attığına işaret ediyor. Ayrıca Uygur Türkü kadınların zorla Çinli erkeklerle evlendirilmesi de bölgedeki bir diğer yaygın asimilasyon uygulaması. PEK ÇOK KADIN ÖRGÜTÜ, DOĞU TÜRKİSTAN'A SESSİZ! Çin yönetiminin, Doğu Türkistan’daki kadınlara yönelik sistematik insan hakları ihlallerine rağmen dünya çapındaki kadın hakları savunucusu örgütlerin pek çoğu, bölgede olup bitenler karşısında sessizliklerini koruyor. Başta Batılı ülkeler olmak üzere bölgede faaliyet gösteren örgütlerin, Uygur Türkü kadınlara yönelik sistematik insan hakları ihlallerini gündemlerine almaması ise vicdanları yaralamaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.