SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kadın Siyasi Tutsak

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kadın Siyasi Tutsak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadın Siyasi Tutsak haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi QHA’ya konuştu: 15 Ekim’de hayatımız karardı! Haber

Siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi QHA’ya konuştu: 15 Ekim’de hayatımız karardı!

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; henüz 21 yaşındayken maskeli silahlı adamlar tarafından sabah saat 4.00’te yatağından kaldırılıp, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Fevziye Osmanova’nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz. QHA’ya konuşan Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi Elyanora Osmanova, kızının esaret altındaki 7 ayını ve maruz kaldığı ağır tecrit koşullarını anlattı. Kızının muhasebe işlerinden evlilik hayallerine kadar uzanan hayatının bir gecede karartıldığını belirten acılı anne, Rusya'nın yalanlarıyla genç kızların hayatını çaldığını vurguladı. “SABAH SAAT 04.00'TE HER ŞEY BİR ANDA KOPTU!” Kızının çalışkan, dürüst ve ailesine bağlı bir genç olduğunu belirten Elyanora Osmanova, baskından önceki hayatlarını ve o uğursuz geceyi şu sözlerle anlattı: Fevziye çok zeki bir çocuktu, yaşına göre her zaman çok olgundu. Ben tek başına ayakları üzerinde durmaya çalışan, çocuklarını yalnız büyüten bir anneyim. Gece gündüz dükkanda çalışırdım. Kızım daha küçük yaşlardan itibaren bana yardım etmeye başladı. Dükkanın tüm muhasebesini, banka ödemelerini, ürün siparişlerini tamamen o yönetirdi. O kadar büyük bir yükü sırtlamış ki, o elimizden koparılınca ne çok iş yaptığının farkına vardık ve kıymetini şimdi çok daha iyi anladık... Ama 15 Ekim günü sabaha karşı saat 04.00'te her şey bir anda koptu. Kapıda korkunç bir gürültü, bağrışmalar, camların yumruklanması... Biz evde üç kadın yalnız kalıyorduk, erkek yoktu. Korkudan titremeye başladık, hırsız girdi sandık. Böyle siyasi bir şeyin bizim başımıza geleceği aklımızın ucundan bile geçmezdi. Maskeli işgal güçlerinin gencecik bir kızı gözaltına almak için adeta savaşa gider gibi donanımlı geldiklerini belirten anne Osmanova, “Kapıyı kırıp içeri adeta fırladılar. Yaklaşık 20 kişi, hepsi maskeli, silahlı, kelepçeli ve tam teçhizatlıydı. İçeri girer girmez fenerleri doğrudan gözümüze tuttular; isim, soyisim diye bağırmaya başladılar. Gencecik bir kızı götürmek için ordu gibi gelmişlerdi." dedi. “GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE SAHTE DELİL YERLEŞTİRDİLER” Arama adı altındaki zorbalık sırasında Rus ajanların eve sahte dinî kitaplar yerleştirdiğini belirten anne, bu hukuksuzluğa itiraz ettiğinde aldığı pişkin cevabı şu şekilde aktardı: "Ev aramalarında kitap yerleştirdiklerini bildiğimiz için ellerini takip etmeye çalıştık. O sırada görevlilerden biri 'Anne, gel dışarı çıkalım' diyerek beni odadan çıkardı. İçeri tekrar girdiğimde masanın üzerinde iki kitap duruyordu. 'Bunu neden yapıyorsunuz? Bunlar bizim değil, parmak izi incelemesi yapılsın' diye bağırdım. Görevli bana pişkin bir şekilde, 'Neden geriliyorsun, bunlardan dolayı kimseyi hapse atmıyorlar' dedi. Madem öyle, neden getirdiniz? dediğimde cevap vermedi. Sürekli bana 'Kızını ikna et, suçunu itiraf etsin' baskısı yaptılar. Benim kızım tertemiz bir Müslümandır. Yaşlılara hürmet eder, küçük çocuklara ders verir, elinde fazladan bir kuruş dursa gider fakire verirdi. Bana her zaman 'Anne, ticarette insanları aldatmak, tartıda hile yapmak en büyük günahtır' diye nasihat eden çocuk, şimdi onların gözünde güya terörist!" SOĞUK VE RUTUBETLİ HÜCRE, KÖTÜ YEMEKLER Fevziye'nin tutulduğu hücrenin insanlık dışı koşullarına dikkat çeken Elyanora Osmanova, kızının sağlığının hızla bozulduğunu ve işgal yönetiminin buna göz yumduğunu şöyle ifade etti: Kızımı diğer kızlardan ayırıp tek başına bir hücreye koydular. 7 aydır aynı hücrede tutuyorlar. Hücrenin koşulları insanlık dışı. Havalandırma sıfır. İçerideki nem, soğuk havayla birleşince tavanda ve duvarlarda su damlaları oluşturuyor. Duvarlardan resmen sular akıyor, yataklar rutubet içinde. Kızımın hayatı boyunca hiçbir böbrek rahatsızlığı yoktu; ancak bu 7 ayda o rutubetten dolayı böbrekleri ağrımaya başladı. Sürekli sancı çekiyor. Muayene için doktora görünmeye izin vermiyorlar. Zar zor ilaç ulaştırabildik. Ocak ayında hücreye ısınması için küçük bir ısıtıcı göndermiştim, cezaevi yönetimi değişince o ısıtıcıyı da elinden almışlar. Duvarlar yine ıslak, saçını kurutabileceği hiçbir şey yok. Yemekler ise tam bir felaket. Sabahları verdikleri bulamaç gibi lapalar resmen lastik gibi, çiğnemek imkansız, kimse yiyemiyor. Kızım, 'Anne midem çok kötü, artık yiyemiyorum' diyor. Yemek göndermeye çalışıyoruz. Ben 30 kilo yiyecek hakkımı doldurunca, diğer mahkumların hakkı üzerinden ona bir şeyler göndermeye çalışıyorum. Hücrede diğer mahkumlarla yemeklerini paylaşıyor. “YÜREĞİMİ PARÇALAYAN O BAKIŞ: ANNE BENİ BURADAN AL” Soruşturma savcısının aylarca görüşme yasağı koyduğunu ve 7 ay sonra kızını ilk kez camın arkasından gördüğünü belirten anne, o anı şu sözlerle anlattı: Savcı 7 ay sonra ilk kez izin verdi. Ne bir telefon görüşmesi ne bir temas... Sadece internet üzerinden, o da sansürden geçmek şartıyla mektuplaşabildik. Karşımda kızımı gördüğümde bakışları tıpkı kedi yavrusu bakışı gibiydi! Yüreğimi parçalayan, 'Anne ne olur beni buradan al' diyen bir bakış... Bunu kelimelerle anlatmak imkansız. Ama karşısında ağlamamak için kendimi tuttum. Ben hayatta her şeyi tek başına çözen, kendine çok güvenen bir kadındım. Ama bu sistem karşısında anlıyorsunuz ki, insanın kendi gücüyle çözemeyeceği şeyler varmış. Şimdi tek sığınağımız ve ümidimiz Allah. KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

Rus işgali altındaki Kırım'da kadınlara yönelik baskı artıyor: En az 84 kadın siyasi davaların hedefinde Haber

Rus işgali altındaki Kırım'da kadınlara yönelik baskı artıyor: En az 84 kadın siyasi davaların hedefinde

Kıyiv’de düzenlenen "İşgal Koşullarında Kırımlı Kadınlar: Baskılar ve Mücadele" başlıklı basın toplantısında konuşan Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva, Rus işgal yönetiminin Kırım'da kadınlara yönelik başlattığı siyasi içerikli ceza davaları ve baskılarının korkunç bilançosunu açıkladı. Bariyeva, yarımadanın işgalinden bu yana en az 84 kadının siyasi gerekçelerle ceza davalarına maruz kaldığını ve bu baskıların özellikle 2022 yılındaki topyekûn işgal girişiminin ardından dramatik bir şekilde arttığını belirtti. EN AZ 60 KADIN RUS ZİNDANLARINDA Haziran 2026 itibarıyla elde edilen ve doğruluğu kesinleşen verilere göre, siyasi nedenlerle zulüm gören en az 60 kadın şu an Rusya ve işgal altında bulunan Kırım'daki cezaevlerinde tutuluyor. Bu kadınların 29'u Rusya Federasyonu'ndaki cezaevlerinde hükümlü olarak bulunurken, 31'i ise henüz sözde mahkeme süreci devam eden tutuklular olarak tutukevlerinde alıkonuluyor. 13 kadına yönelik adli kontrol ve denetimli serbestlik uygulanırken, 11 kadın ise işgal yönetimi tarafından gıyaben yargılanıyor. Hak savunucusu Bariyeva, Rus makamlarının birçok kadını Kırım Yarımadası dışına, Rusya’nın iç bölgelerine kaçırdığını ve bu kişilerin tam olarak hangi cezaevinde tutulduklarını (inkomünikado statüsü) tespit etmenin her geçen gün zorlaştığını vurguladı. Ayrıca Rusya'nın zulüm taktiklerini sürekli değiştirerek kadınları Interpol mekanizmaları üzerinden hem Rusya hem de Avrupa Birliği (AB) topraklarında durdurup gözaltına almaya çalıştığı ifade edildi. EN YAYGIN SUÇLAMA “VATANA İHANET” Kırım’da kadınların gözaltına alınması ve tutuklanması için Rus mahkemelerinin en sık başvurduğu uydurma suçlamalar ve sayısal dağılımı hakkında Bariyeva şu açıklamada bulundu: "İşgal altındaki Kırım’da kadınların gözaltına alınmasına gerekçe gösterilen en yaygın suçlamalar arasında şunlar yer alıyor: 'Vatana ihanet' en az 38 vaka, 'Casusluk' en az 5 vaka, 'Hizb-ut Tahrir davası' 4 vaka, 'Numan Çelebicihan Taburu davası' 6 vaka ve 'Yehova Şahitleri davası' 7 vaka." Bariyeva, Kırım Tatar Kaynak Merkezinin raporuna göre, sadece 2024-2026 yılları arasında Kırım'da kadınlara yönelik 57 yeni tutuklama vakasının kayıtlara geçtiğini hatırlattı. 71 YAŞINDAKİ NİNELERDEN 19 YAŞINDAKİ KIZLARA KADAR HERKES HEDEFTE Rusya'nın acımasız ceza mekanizması yaşlı, genç veya hasta gözetmeksizin işletiliyor. Rus zindanlarında tutulan kadınlar arasında 11 yaşlı kadın bulunuyor. Bunların arasında 71 yaşındaki Akyar (Sivastopol) sakini Galina Dovgopola ve 70 yaşındaki Anna Sotsenko yer alıyor. Buna karşın, işgalcilerin hedefinde 13 genç kız da bulunuyor. Bu gruptaki en genç siyasi tutsaklar ise aylardır Kırım’daki tutukevinde tutulan 19 yaşındaki Nasibe Saidova ile 20 yaşındaki Yuliya Sokolova. 400’DEN FAZLA ÇOCUK ANNE BABASIZ KALDI Zarema Bariyeva, Rusya’nın Kırım halkına yönelik yürüttüğü bu sistematik yıldırma ve hapis politikasının çok ağır bir toplumsal faturasının olduğunu hatırlattı. Yarımadada anne veya babası (bazen her ikisi de) siyasi davalar nedeniyle hapse atılan 400’den fazla çocuk, ebeveyn sevgisinden ve bakımından mahrum bırakılmış durumda. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Bariyeva, acı gerçeklere şu şekilde dikkat çekti: "Şu ana kadar belgeleyebildiğimiz ve doğrulayabildiğimiz her şey, buz dağının sadece görünen kısmı. Rusya'nın Kırım'da kadınlara ve ailelere çektirdiği acıların tam ve gerçekçi tablosuna ancak Kırım işgalden kurtarıldıktan sonra ulaşabileceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.