Siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi QHA’ya konuştu: 15 Ekim’de hayatımız karardı!
Siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi QHA’ya konuştu: 15 Ekim’de hayatımız karardı!
İşgal altındaki Kırım’da, Ekim 2025’te uydurma suçlamalar yöneltilerek gece baskınıyla evinden koparılan 22 yaşındaki Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi Elyanora Osmanova, kızının esaret altındaki 9 ayını, maruz kaldığı ağır tecrit koşullarını ve işgalci sistemin kirli çarklarını QHA’ya anlattı.
Haber Giriş Tarihi: 06.07.2026 11:07
Haber Güncellenme Tarihi: 06.07.2026 18:25
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; henüz 21 yaşındayken maskeli silahlı adamlar tarafından sabah saat 4.00’te yatağından kaldırılıp, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Fevziye Osmanova’nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz.
QHA’ya konuşan Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi Elyanora Osmanova, kızının esaret altındaki 7 ayını ve maruz kaldığı ağır tecrit koşullarını anlattı. Kızının muhasebe işlerinden evlilik hayallerine kadar uzanan hayatının bir gecede karartıldığını belirten acılı anne, Rusya'nın yalanlarıyla genç kızların hayatını çaldığını vurguladı.
“SABAH SAAT 04.00'TE HER ŞEY BİR ANDA KOPTU!”
Kızının çalışkan, dürüst ve ailesine bağlı bir genç olduğunu belirten Elyanora Osmanova, baskından önceki hayatlarını ve o uğursuz geceyi şu sözlerle anlattı:
Fevziye çok zeki bir çocuktu, yaşına göre her zaman çok olgundu. Ben tek başına ayakları üzerinde durmaya çalışan, çocuklarını yalnız büyüten bir anneyim. Gece gündüz dükkanda çalışırdım. Kızım daha küçük yaşlardan itibaren bana yardım etmeye başladı. Dükkanın tüm muhasebesini, banka ödemelerini, ürün siparişlerini tamamen o yönetirdi. O kadar büyük bir yükü sırtlamış ki, o elimizden koparılınca ne çok iş yaptığının farkına vardık ve kıymetini şimdi çok daha iyi anladık...
Ama 15 Ekim günü sabaha karşı saat 04.00'te her şey bir anda koptu. Kapıda korkunç bir gürültü, bağrışmalar, camların yumruklanması... Biz evde üç kadın yalnız kalıyorduk, erkek yoktu. Korkudan titremeye başladık, hırsız girdi sandık. Böyle siyasi bir şeyin bizim başımıza geleceği aklımızın ucundan bile geçmezdi.
Maskeli işgal güçlerinin gencecik bir kızı gözaltına almak için adeta savaşa gider gibi donanımlı geldiklerini belirten anne Osmanova, “Kapıyı kırıp içeri adeta fırladılar. Yaklaşık 20 kişi, hepsi maskeli, silahlı, kelepçeli ve tam teçhizatlıydı. İçeri girer girmez fenerleri doğrudan gözümüze tuttular; isim, soyisim diye bağırmaya başladılar. Gencecik bir kızı götürmek için ordu gibi gelmişlerdi." dedi.
“GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE SAHTE DELİL YERLEŞTİRDİLER”
Arama adı altındaki zorbalık sırasında Rus ajanların eve sahte dinî kitaplar yerleştirdiğini belirten anne, bu hukuksuzluğa itiraz ettiğinde aldığı pişkin cevabı şu şekilde aktardı:
"Ev aramalarında kitap yerleştirdiklerini bildiğimiz için ellerini takip etmeye çalıştık. O sırada görevlilerden biri 'Anne, gel dışarı çıkalım' diyerek beni odadan çıkardı. İçeri tekrar girdiğimde masanın üzerinde iki kitap duruyordu. 'Bunu neden yapıyorsunuz? Bunlar bizim değil, parmak izi incelemesi yapılsın' diye bağırdım. Görevli bana pişkin bir şekilde, 'Neden geriliyorsun, bunlardan dolayı kimseyi hapse atmıyorlar' dedi. Madem öyle, neden getirdiniz? dediğimde cevap vermedi. Sürekli bana 'Kızını ikna et, suçunu itiraf etsin' baskısı yaptılar. Benim kızım tertemiz bir Müslümandır. Yaşlılara hürmet eder, küçük çocuklara ders verir, elinde fazladan bir kuruş dursa gider fakire verirdi. Bana her zaman 'Anne, ticarette insanları aldatmak, tartıda hile yapmak en büyük günahtır' diye nasihat eden çocuk, şimdi onların gözünde güya terörist!"
SOĞUK VE RUTUBETLİ HÜCRE, KÖTÜ YEMEKLER
Fevziye'nin tutulduğu hücrenin insanlık dışı koşullarına dikkat çeken Elyanora Osmanova, kızının sağlığının hızla bozulduğunu ve işgal yönetiminin buna göz yumduğunu şöyle ifade etti:
Kızımı diğer kızlardan ayırıp tek başına bir hücreye koydular. 7 aydır aynı hücrede tutuyorlar. Hücrenin koşulları insanlık dışı. Havalandırma sıfır. İçerideki nem, soğuk havayla birleşince tavanda ve duvarlarda su damlaları oluşturuyor. Duvarlardan resmen sular akıyor, yataklar rutubet içinde. Kızımın hayatı boyunca hiçbir böbrek rahatsızlığı yoktu; ancak bu 7 ayda o rutubetten dolayı böbrekleri ağrımaya başladı. Sürekli sancı çekiyor. Muayene için doktora görünmeye izin vermiyorlar. Zar zor ilaç ulaştırabildik. Ocak ayında hücreye ısınması için küçük bir ısıtıcı göndermiştim, cezaevi yönetimi değişince o ısıtıcıyı da elinden almışlar. Duvarlar yine ıslak, saçını kurutabileceği hiçbir şey yok. Yemekler ise tam bir felaket. Sabahları verdikleri bulamaç gibi lapalar resmen lastik gibi, çiğnemek imkansız, kimse yiyemiyor. Kızım, 'Anne midem çok kötü, artık yiyemiyorum' diyor. Yemek göndermeye çalışıyoruz. Ben 30 kilo yiyecek hakkımı doldurunca, diğer mahkumların hakkı üzerinden ona bir şeyler göndermeye çalışıyorum. Hücrede diğer mahkumlarla yemeklerini paylaşıyor.
“YÜREĞİMİ PARÇALAYAN O BAKIŞ: ANNE BENİ BURADAN AL”
Soruşturma savcısının aylarca görüşme yasağı koyduğunu ve 7 ay sonra kızını ilk kez camın arkasından gördüğünü belirten anne, o anı şu sözlerle anlattı:
Savcı 7 ay sonra ilk kez izin verdi. Ne bir telefon görüşmesi ne bir temas... Sadece internet üzerinden, o da sansürden geçmek şartıyla mektuplaşabildik. Karşımda kızımı gördüğümde bakışları tıpkı kedi yavrusu bakışı gibiydi! Yüreğimi parçalayan, 'Anne ne olur beni buradan al' diyen bir bakış... Bunu kelimelerle anlatmak imkansız. Ama karşısında ağlamamak için kendimi tuttum. Ben hayatta her şeyi tek başına çözen, kendine çok güvenen bir kadındım. Ama bu sistem karşısında anlıyorsunuz ki, insanın kendi gücüyle çözemeyeceği şeyler varmış. Şimdi tek sığınağımız ve ümidimiz Allah.
KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ
İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı.
İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE
Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi.
Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi.
KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU
Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı.
Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi QHA’ya konuştu: 15 Ekim’de hayatımız karardı!
İşgal altındaki Kırım’da, Ekim 2025’te uydurma suçlamalar yöneltilerek gece baskınıyla evinden koparılan 22 yaşındaki Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi Elyanora Osmanova, kızının esaret altındaki 9 ayını, maruz kaldığı ağır tecrit koşullarını ve işgalci sistemin kirli çarklarını QHA’ya anlattı.
Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; henüz 21 yaşındayken maskeli silahlı adamlar tarafından sabah saat 4.00’te yatağından kaldırılıp, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Fevziye Osmanova’nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz.
QHA’ya konuşan Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi Elyanora Osmanova, kızının esaret altındaki 7 ayını ve maruz kaldığı ağır tecrit koşullarını anlattı. Kızının muhasebe işlerinden evlilik hayallerine kadar uzanan hayatının bir gecede karartıldığını belirten acılı anne, Rusya'nın yalanlarıyla genç kızların hayatını çaldığını vurguladı.
“SABAH SAAT 04.00'TE HER ŞEY BİR ANDA KOPTU!”
Kızının çalışkan, dürüst ve ailesine bağlı bir genç olduğunu belirten Elyanora Osmanova, baskından önceki hayatlarını ve o uğursuz geceyi şu sözlerle anlattı:
Maskeli işgal güçlerinin gencecik bir kızı gözaltına almak için adeta savaşa gider gibi donanımlı geldiklerini belirten anne Osmanova, “Kapıyı kırıp içeri adeta fırladılar. Yaklaşık 20 kişi, hepsi maskeli, silahlı, kelepçeli ve tam teçhizatlıydı. İçeri girer girmez fenerleri doğrudan gözümüze tuttular; isim, soyisim diye bağırmaya başladılar. Gencecik bir kızı götürmek için ordu gibi gelmişlerdi." dedi.
“GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE SAHTE DELİL YERLEŞTİRDİLER”
Arama adı altındaki zorbalık sırasında Rus ajanların eve sahte dinî kitaplar yerleştirdiğini belirten anne, bu hukuksuzluğa itiraz ettiğinde aldığı pişkin cevabı şu şekilde aktardı:
SOĞUK VE RUTUBETLİ HÜCRE, KÖTÜ YEMEKLER
Fevziye'nin tutulduğu hücrenin insanlık dışı koşullarına dikkat çeken Elyanora Osmanova, kızının sağlığının hızla bozulduğunu ve işgal yönetiminin buna göz yumduğunu şöyle ifade etti:
“YÜREĞİMİ PARÇALAYAN O BAKIŞ: ANNE BENİ BURADAN AL”
Soruşturma savcısının aylarca görüşme yasağı koyduğunu ve 7 ay sonra kızını ilk kez camın arkasından gördüğünü belirten anne, o anı şu sözlerle anlattı:
KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ
İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı.
İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE
Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi.
Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi.
KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU
Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı.
Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.
Son Haberler