SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karabağ

QHA - Kırım Haber Ajansı - Karabağ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karabağ haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Azerbaycanlı arkeolog baba ve kızı, Karabağ’ın kültürel mirası üzerine QHA’ya konuştu Haber

Azerbaycanlı arkeolog baba ve kızı, Karabağ’ın kültürel mirası üzerine QHA’ya konuştu

Azerbaycan’ın en önemli arkeologlarından, Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hidayet Caferov ile hem kızı hem de meslektaşı olan Azerbaycan Millî Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diana Caferova, Karabağ’da gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda elde edilen ve tarihi Geç Tunç Çağı ve Erken Demir Çağı’na kadar uzanan buluntular ile Azerbaycan’ın Birinci Karabağ Savaşı’ndan 2020 yılında kadar Rusya destekli Ermeni işgalciler tarafından tahrip ve tahrif edilen kültürel mirası üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. “KARABAĞ, EN KADİM DEVİRLERDEN BİRİ OLAN TARİHÎ AZERBAYCAN’IN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR” Doç. Dr. Diana Caferova, “Karabağ, en kadim devirlerden biri olan tarihî Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçasıdır. Buna karşı herhangi bir fikir elbette ki öne sürülemez.” şeklinde konuşarak kadim Azerbaycan ile ayrılmaz parçası Karabağ’da toplumsal, iktisadi ve siyasi alanlarda tarih boyunca meydana gelen değişiklikler bağlamında silahların ortaya çıkması, kökeni, türleri ve gelişimi üzerine araştırmaların yapıldığını belirtti. Aynı konu üzerine Türkiye’de Kültür Ajans tarafından İngilizce olarak yayımlanan “Antik Karabağ Kabilelerinde Kullanılan Silahlar ve Askerî İlişkiler” (The Weapons and Military Affairs of the Ancient Karabakh Tribes) isimli kitabında da söz konusu silahlardan bahsettiğini dile getiren Doç. Dr. Caferova, “Silahların ortaya çıkışı, avcılık malzemelerinden başlıyor ve bu silahların geliştirilmesi ihtiyacı hissediliyor. MÖ 2500’lü yıllarda Geç Tunç Çağı ile Demir Çağı arasında bir geçiş dönemi yaşanıyor ve Erken Demir Çağı’nda da bu eşyalar, yeni silah takımlarının ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Yani avcılık malzemeleri sonradan silahlara dönüşüyor.” ifadelerini kullandı. METALURJİ VE METAL İŞLEMEDEKİ GELİŞMELER SAYESİNDE YENİ SANAYİ ALANLARI OLUŞTU Toplumun gelişmesi, demirin elde edilmesi, tabiata ilişkin daha çok bilgi elde edilmesi ve Azerbaycan’da bol olan ve tarihi antik çağlara dayanan madenlerin keşfedilmesi ile metalurji ile metal işlemenin ortaya çıktığını kaydeden Doç. Dr. Caferova, metarlurji ile metal işlemenin kullanılan eşyalar ile birlikte yaşam tarzlarında da değişiklikler yarattığını belirterek yeni sanayi alanlarının oluşmasını da sağladığını beyan etti. Buna karşın o dönemde silahların kullanımı, metal işleme ve metalurjide yaşanan ilerleme ile istenilen toplumsal ve ekonomik seviyeye ulaşılamadığını dile getiren Doç. Dr. Caferova, Karabağ’daki antik kabilelerin baskınlardan korunmak için yaşam alanlarının etrafında duvarlar ördüğünü kaydederek askerî bir iş birliğinin varlığından söz edilebileceğini ifade etti. EKONOMİK GELİŞMELER, YERLİ KABİLELERİN YAŞAMINI KÖKÜNDEN DEĞİŞTİRDİ “Bütün Karabağ bölgesi de dâhil olmakla birlikte Azerbaycan abidelerinde hem Erken hem de Orta Tunç Çağı’na ait çeşit çeşit silahlar defalarca kez bulunmuştu fakat bu bir sonuçtu. Onun öncesindeki gelişmeler, elbette ekonomik hayatta yani tarım, hayvancılık, zanaat ve sanayinin gelişimi, artık Son Tunç Çağı’nda yerli kabilelerin yaşamının her alanında köklü değişikliklere yol açmıştı.” değerlendirmelerini yapan Doç. Dr. Caferova, bununla birlikte metalurji alanında üretici güçlerin gelişmesinin aşırı üretime neden olduğunu kaydetti. Kadim tarihte toplamacılığın tarıma, avcılığın ise hayvancılığa çevrildiğini, sonrasında ise bu alanların birbirinden ayrıldığını beyan eden Doç. Dr. Caferova, ardından zanaatkârlığın geldiğini ve onun da farklı kollara ayrıldığını belirtti. TOPLUMSAL DEĞİŞİKLİKLERE İŞARET EDEN BULGULAR EN ÇOK KARABAĞ’DA YER ALIYOR Azerbaycanlı arkeolog, Son Tunç Çağı’nda toplulukların birleşmesi ve toplumun üretimde gitgide daha fazla rol almasının bireyselleşmeyi de artırdığını kaydederek ekonomik, toplumsal ve siyasi yapıda yaşanan değişimlere işaret etti. Bununla beraber Doç. Dr. Caferova, şu ifadelere yer verdi: Erken Tunç Çağı’nda başlayan, sonra ise Orta Tunç Çağı’nda iş gücü, yerleşim yeri ve toplum temelinde oluşan farklar Geç Tunç Çağı’nda zirveye ulaştı. Mesela defin merasimleri değişti, daha ihtişamlı bir şekilde gerçekleştirildi, bu merasimler için daha çok servet harcandı. Bu da zengin ve yoksul kesimlerin meydana geldiğini ve kölelerin olduğunu gösterir. Bu Azerbaycan’ın her yerinde, Mingeçevir’de (Mingəçevir), Gence Çayı (Gəncəçay) bölgesinde, Nahçıvan’da, Hoşbulak (Xoşbulaq) nekropollerinde yani toplu yerleşim bölgelerinde ve kurgan mezarlarında görülebilir fakat bu bulgulara Hocalı, Ahmahi (Axmaxi), Dovşanlı, Karabulak (Qarabulaq), Beyimsarov (Bəyimsarov), Sarıçoban ve Borsunlu abideleri dâhil olmak üzere en çok Karabağ’da rastlıyoruz. Öte yandan Karabağ’ın Borsunlu bölgesinde 1980’li yıllarda gerçekleştirilen arkeolojik kazılara çocukken kız kardeşiyle birlikte götürüldüğünü dile getiren Doç. Dr. Caferova, “O zaman elbette ki henüz Ermeni işgali başlamamıştı. Borsunlu Kurganı, hatta labirent şeklindeki Hocalı Nekropolü de babamın yürüttüğü kazılarda bulunmuştu.” dedi. KARABAĞ’DAKİ KURGANLAR DOĞU TÜRKİSTAN, MISIR VE GÜNEY AMERİKA’DAKİ PİRAMİTLERLE BENZERLİK TAŞIYOR Prof. Dr. Hidayet Caferov ise Azerbaycan’ın kadim dönemlerinde toplumsal, ekonomik ve siyasi hayat ile askerî yapılanmaya dair elde edilen bilgilerin ortaya çıkarılmasının arkeolojik araştırmalara bağlı olduğunu vurgulayarak “Azerbaycan’da bu araştırmalar uzun bir süre önce başladı ve neredeyse 150 yıldır devam ediyor. Bu araştırmalar 19. yüzyılda başladı, en çarpıcı araştırmalar ise 1970 ve 1980’li yıllar ile birlikte 21. yüzyılda gerçekleştirildi.” şeklinde konuştu. Karabağ’daki kurgan mezarların Doğu Türkistan, Mısır ve Güney Amerika’daki piramitlerle benzerlik taşıdığını belirten Prof. Dr. Ceferov, bu kurgan mezarların meydana gelişinin toplumsal yapıyla ilişkili olduğunu ifade etti. Azerbaycan’daki kabile reislerinin siyasi, askerî ve dinî hâkimiyete sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Caferov, “Nasıl ki Mısır Firavunları kendileri için piramit ve piramit altında labirentler olacak şekilde mezar inşa edilmesi talimatı veriyordu, Azerbaycan’daki kabile resileri ve kabile dâhil birkaç topluluğun reisleri de kendileri için kabir abideleri yapılması talimatı veriyordu.” dedi. Çapı 150 ila 250 metre, bazen de 400 metreye ulaşan, yüksekliği ise yaklaşık 15, 20 ve 35 metre olan kurganların yalnızca bir iki günde inşa edilemeyeceğine dikkat çeken Azerbaycanlı arkeolog, bu kurganların inşası, mimarisi, defin merasimleri, kabirlerin üstünün örtülmesi ve yükseltilmesi aşamalarının hepsinin iş gücü gerektirdiğini kaydetti. “İşçiler gönüllü olarak ancak 5 veya 10 gün çalışabilirdi. Onları çalışmaya mecbur kılan, kabile reisinin dâhil olduğu silahlı kuvvetler veya kolluk kuvvetleri gibi yapılar olmalıydı.” değerlendirmesini yaptı. Prof. Dr. Caferov, ayrıca Borsunlu Nekropolü’ndeki kurgan altındaki kabrin kapladığı alanın 256 metrekare, kabrin uzunluğunun 32 metre, derinliğinin ise 4 metre olduğunu, Sarıçoban Kurganı’nın ise dünyanın dört bir yanını gösterir şekilde haça benzer, dörtgen bir şekilde sahip olduğunu da belirtti. “BU ABİDELER, ERMENİLER TARAFINDAN KENDİLERİNİN KÜLTÜREL MİRASI GİBİ GÖSTERİLDİ” Doç. Dr. Diana Caferova ise Azerbaycan’da yapılan arkeolojik kazılar sonucunda bölgenin, insanlığın ortaya çıktığı ilk devirlerden Geç Orta Çağ’a kadar olan devri kapsayan abideleri kapsadığını kaydetti. Azerbaycan’da söz konusu devirde meydana gelen kültürlerin en erkeninin Paleolitik döneme ait Kuruçay (Quruçay) kültürü olduğunu belirten Doç. Dr. Caferova, ardından Neolitik döneme ait Şomutepe (Şomutəpə) kültürü, Neolitik ve Eneolitik dönem ve Tunç Çağı’na ait Kür-Araz, Üzerliktepe (Üzərliktəpə) ile son olarak Hocalı-Gedebey (Xocalı- Qədəbəy) kültürlerinin geldiğini dile getirdi. Azerbaycanlı arkeolog, Karabağ ve Doğu Zengezur’daki abidelerin 1992’den 2020’ye kadar süren Ermeni işgalinde saldırılara maruz kaldığını hatırlatarak “Onların arasında tabii ki arkeolojik abideler de vardı. İşgal altında olan arazilerde kadim dönemlerin abideleri daha çok tahrif edildi. Bu abideler, Ermeniler tarafından kendi kültürel mirasları gibi gösterildi. Orta Çağlarda ise bu artık İslam devri abideleriydi ve tahrif edilmeleri çok kolay değildi. Ermeniler onları mahvetti.” şeklinde konuştu. RUSYA DESTEKLİ ERMENİ İŞGALCİLER, CAMİLERİ AHIR OLARAK KULLANDI! Ağdam’ın işgalden kurtarılmasından sonra ilk defa 2022 yılında kente gittiğini belirten Doç. Dr. Caferova, her yıl babasıyla kazılar için Ağdam’a gittiğini ve ekiplerinin Üzerliktepe’de çalıştığını kaydederek “En son Ağdam’dayken çocuktum. 1990 yılından sonra ise bizim oraya ayağımız değmemişti. Ben bir insan olarak dehşete düşmüştüm çünkü o Ağdam’da, çiçeklerin açtığı, benim çocukluk hatıralarımda kalan o güzel Ağdam’da taş üstünde taş kalmamıştı. Bu sadece üzücü bir hadise değil, insanın aklının alamayacağı bir iş. Ben bu durumu yalnızca Hiroşima ve Nagasaki’de olanlarla karşılaştırabiliyorum. Taş üstünde taş kalmamıştı.” ifadelerini kullandı. Üzerliktepe’de mayınları temizleyen ekiple bir arada bulunduklarını beyan eden Doç. Dr. Caferova, “Onlar önde ve arkada mayınları temizliyordu, biz de işimizi yapıyorduk. Bizi niye orada bıraktılar? Çünkü bu tepede Ermenilerin top mermileri kalmıştı, o yüzden orada mayın yoktu. Ağdam’da ise her taraf mayındı, o güne kadar o mayınlar temizlenmemişti ve uzun müddet de temizlenmeyecek. Mayınlar yüzünden boş yer kalmamıştı. Böyle bir vahşetti.” şeklinde konuşarak kentte bulunan 67 camiden 63’ünün Ermeniler tarafından tamamen yıkıldığını, diğerlerinin ise kullanılamaz hâle getirilip inek ve domuzların tutulduğu bir ahır olarak kullanıldığını ve kentin işgalden azat olunmasından 2 yıl sonra bile söz konusu camilerde o ağır kokunun kaldığını vurguladı. ESERLERİ TAHRİF EDEN ERMENİ İŞGALCİLER, YASA DIŞI ARKEOLOJİK KAZILAR YÜRÜTTÜ Rusya destekli Ermeni işgalciler tarafından 1996’da Zengilan ilçesinin Ahkend (Axkənd) şehri yakınlarında Demir Çağı’na ait, 2010 yılında ise Laçın ilçesinin Sonasar şehrinde Antik Çağ’a ait anır mezarların yağmalandığına dikkat çeken Doç. Dr. Caferova, “Kanunsuz bir şekilde ele geçirilen arazilerdeki kültürel miras varlıkları amansızca tahrip ediliyordu. Hatta Ermeniler arasında, ele geçirilen ganimetin paylaşılması üzerine çekişmeler yaşanıyordu. Ermeniler, işgal döneminde Şuşa ve Ağdam ilçesindeki Şahbulak (Şahbulaq) şehri, antik Aguen (Aquen) şehri ile Demir Çağı’na ait Ehmedli (Əhmədli) ve Papravend (Papravənd) kurganlarında uluslararası hukuka aykırı olarak arkeolojik kazılar yürütmüşlerdi.” dedi. Ermeni ordusunun Rusya ve İran’ın müdahalesiyle 20. yüzyılın sonlarında Azerbaycan’ın ezeli topraklarını, Karabağ’ın dağlık kısmını ve Doğu Zengezur’u işgal ettiklerini ve bu bölgelerde yaşayan Azerbaycanlılara soykırım uyguladıklarını hatırlatan ve 1992 yılında bir gecede en az 600 canın katliama kurban gittiği Hocalı Katliamı’na dikkat çeken Doç. Dr. Caferova, “Bu insanlığa sığan bir olay değil. Bunun ardından insanları katlederek onları öz, ezelî topraklarından kovdular. Sonrasında ise kültürel miras varlıklarını hedef alarak onları da tahrip ettiler.” dedi. Azerbaycan’ın medeniyet merkezlerinden olan Şuşa’da 235 abide, 250 kadim bina ve 870 metre uzunluğunda restore edilmiş kale duvarlarının olduğunu kaydeden Doç. Dr. Caferova, işgal edilen ilçelerdeki 20’den fazla müzenin on binlerce eserinin çalındığını, yüzlerce tarihî mimarlık abidesinin tahribe uğradığını veya Ermeni mührü vurularak tahrif edildiğini vurguladı. YASA DIŞI ARKEOLOJİK KAZILAR, SÖZDE “TİGRANAKERT” İÇİN YÜRÜTÜLÜYORDU Doç. Dr. Caferova, Ermeni işgali sırasında vandal saldırılarına maruz kalan abideler arasında Kuruçay kültürünün temelini oluşturan Azıh (Azıx) mağarasının da bulunduğunu kaydederek Ermenilerin Azıh mağarasında 2001, Ağdam ilçesindeki Şahbulak Antik ve Orta Çağ kentinde 2005, Şuşa, Zengilan, Laçın ve Kelbecer’de ise 2004 ile 2005 yıllarında sözde “Tigranakert” kentini araştırmak için yasa dışı arkeolojik kazılar yaptığını dile getirdi. Öte yandan Ermenilerin Karabağ’da 16 yıl boyunca aralıksız olarak yasa dışı kazılar gerçekleştirdiğini ve bu süre boyunca Azerbaycan’a ait tarihî eserleri talan ettiğini belirten Doç. Dr. Caferova, “Ermenistan, bölgeyi fiziki olarak işgal ettikten sonra manevi teröre geçti. Nihayet 2020 yılında 44 Günlük Vatan Muharebesi ve 2023 yılında bir günlük anti-terör operasyonu neticesinde Karabağ’ın ve Doğu Zengezur’un işgaline son verildi ve topraklarımızın yanında abidelerimiz de esaretten kurtarıldı.” dedi. “KÜREKÇAY ANTLAŞMASI'NA GÖRE ORADA HİÇBİR ERMENİ ADI GEÇMİYORDU” Ayrıca Karabağ’da gerçekleştirilen mayın temizliğinin ardından Azerbaycanlı arkeologların bölgede kazılar yürüttüğünü ve söz konusu kazılarda kendisinin de yer aldığını beyan eden Doç. Dr. Ceferova, “Biz öz toprağımıza, öz medeniyetimize kavuştuk, onu yeniden kurduk. Azerbaycan’da henüz keşfedilmemiş o kadar güzel abideler var ki. Arkeologlar aynı zamanda Karabağ’daki mimarlık abidelerinin, özellikle de Alban Hristiyan abidelerinin de kazılarına dâhil oluyor. Örneğin Ağdam’da 2 sene önce buna dair çok büyük bir proje bitti.” ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Caferov ise son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: Karabağ Hanlığı Rusya'nın topraklarına katılırken 14 Mayıs 1805 tarihli Kürekçay Antlaşması'na göre orada hiçbir Ermeni adı geçmiyordu. Yani Karabağ’daki Ermeni halkı, Rusya'nın topraklarına bağımsız bir birim olarak dâhil olmadı. Orada yaşayan birkaç Ermeni ailesi de Karabağ'ın diğer halkları gibi Rusya'nın topraklarına dâhil oldu ve antlaşmayı da Karabağ Hanı İbrahim Halil Han imzaladı. Ağdam’da daha eski dönemlere, 12. ve 13. yüzyıllara ait Müslüman mezarlarının varlığı da ortaya çıkarılmıştı. (Ermeniler) Mezarların kenarında domuz beslemek için binalar yapmışlardı. Bütün bu alanlar temizlendi ve burada İtalyan mimarların yönetiminde ve yardımıyla restorasyon çalışmaları yürütüldü. Artık burası bir anıt kompleksi olarak faaliyet gösteriyor ve turistlerin de ilgisini çekiyor. Karabağ'da, özellikle de kültürel abidelerimizin yeniden restore edilerek hizmete sunulması adına büyük bir imar çalışması yürütülüyor.

Paşinyan'dan "Rusya'yı stratejik ortak olarak görmüyoruz" mesajı Haber

Paşinyan'dan "Rusya'yı stratejik ortak olarak görmüyoruz" mesajı

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da düzenlediği basın toplantısında ülkesinin Rusya ile ilişkilerindeki değişime ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Paşinyan, Rusya ve Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünün (KGAÖ), Eylül 2022'de Azerbaycan ile yaşanan sınır çatışmaları sırasında Ermenistan'ın güvenlik beklentilerini karşılamadığını belirterek, Moskova'yı artık stratejik ortak olarak nitelendirmediklerini ifade etti. Paşinyan'a, Ermenistan hükûmetinin 2026-2031 dönemini kapsayan programında Rusya'nın neden "stratejik ortak" olarak tanımlanmadığı soruldu. Ermenistan Başbakanı, bu soruya Eylül 2022'de yaşanan çatışmalara atıfta bulunarak yanıt verdi. Paşinyan, "Eylül 2022'deki olayların ardından, stratejik bir ortaklık olduğunu nasıl söyleyebiliriz?" ifadelerini kullandı. "GÜVENLİK YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEDİLER" Rusya'nın yeni hükûmet programında yeniden stratejik ortak olarak tanımlanıp tanımlanmayacağına ilişkin değerlendirmede bulunan Paşinyan, böyle bir tanımlamanın yeni soru işaretleri doğuracağını söyledi. Paşinyan, "Şimdi 'stratejik ortaklık' yazarsak, siz de neden Rusya ve KGAÖ'nün Eylül 2022'de güvenlik yükümlülüklerini yerine getirmediklerini soracaksınız. Size ne cevap vereyim?" dedi. Azerbaycan ve Ermenistan arasında Eylül 2022'de yaşanan çatışmalar sırasında Ermenistan, KGAÖ'den destek talep etmiş, örgüt ise bölgeye bir heyet göndererek durumu incelemiş ancak Erivan'ın beklediği kapsamda askerî müdahalede bulunmamıştı. RUSYA İLE İLİŞKİLER TAMAMEN KOPARILMAYACAK Öte yandan Ermenistan hükûmetinin 2026-2031 programında, Rusya ile ilişkilerin "bölgede barışın tesis edilmesine yönelik yeni koşullar çerçevesinde" yeniden şekillendirileceği belirtiliyor. Programda Moskova ile karşılıklı faydaya dayalı ve çok sektörlü iş birliğine yönelik diyaloğun sürdürüleceği ifade ediliyor. Paşinyan da daha önce hükûmet programını parlamentoya sunduğu sırada Ermenistan-Rusya ilişkilerindeki dönüşümün, Ermenistan ile Azerbaycan arasında barışın sağlanmasının ardından ortaya çıkan doğal bir süreç olduğunu söylemişti. Erivan yönetimi son dönemde dış politika ve güvenlik alanında Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmaya yönelik adımlar atarken, Avrupa ülkeleri ve diğer uluslararası aktörlerle ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. MOSKOVA'NIN KARABAĞ VURGUSU Rusya ise Ermenistan'ın güvenlik beklentilerinin karşılanmadığı yönündeki eleştirilerini kabul etmiyor. Rus yetkililer, Moskova'nın KGAÖ kapsamındaki güvenlik taahhütlerinin Azerbaycan'ın uluslararası alanda tanınan toprağı olan Karabağ'ı kapsamadığını belirtiyor. Rus tarafına göre söz konusu güvenlik yükümlülükleri yalnızca Ermenistan'ın uluslararası alanda tanınan sınırları içerisindeki toprakları için geçerliydi. Bu nedenle Moskova, Eylül 2022'deki çatışmalar sırasında Ermenistan'ın talep ettiği güvenlik desteğinin kapsamının örgütün mevcut yükümlülükleriyle örtüşmediğini savunuyor.

Birinci Karabağ Savaşı’nın 5 şehidi daha son yolculuğuna uğurlanacak Haber

Birinci Karabağ Savaşı’nın 5 şehidi daha son yolculuğuna uğurlanacak

Rusya destekli Ermeni güçlerinin Birinci Karabağ Savaşı'nda işlediği katliamın kanıtları gün yüzüne çıkıyor. Savaş esnasında kaybolan, toplu mezarlara defnedilen veya esir düşen Azerbaycan Türklerinin izi bugün hâlâ aranıyor. Azerbaycan Esirler, Kayıp ve Rehin Alınan Vatandaşlar Devlet Komisyonunun resmî internet sayfasında 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan açıklamada, Birinci Karabağ Savaşı esnasında kaybolan ve daha sonra kimliği tespit edilen 5 Azerbaycanlı askerlerin cenaze törenleri hakkındaki detaylar paylaşıldı. KARABAĞ UĞRUNA CAN VEREN AZERBAYCAN TÜRKÜ ŞEHİTLER EBEDİYETE UĞURLANACAK Birinci Karabağ Savaşı’nın 5 şehidi için 28 Ağustos 2026 tarihinde cenaze töreni düzenlenecek. Cümşüd Memmedov’un (Məmmədov Cümşüd Həsənxan oğlu) saat 13.00’te Laçın kentindeki şehitler hiyabanında, Serdar İsmayılov’un (İsmayılov Sərdar Cəfər oğlu) ise saat 12.00’de Neftçala ilçesindeki Astanlı Köy Mezarlığı’ndaki şehitlikte toprağa verileceği aktarıldı. Ayrıca Vagif Meherremov (Məhərrəmov Vaqif Mənsim oğlu) saat 13.30’da Neftçala kentindeki şehitler hiyabanında, Mürşüd Nerimanov (Nərimanov Mürşüd Nadir oğlu) saat 14.00’te İmişli ilçesindeki Mezreli Köy Mezarlığı’nda, Akif Gurbanov (Qurbanov Akif Cəbrayıl oğlu) ise saat 11.00’de Binegedi ilçesine bağlı Sulutepe kasabasındaki şehitler hiyabanında son yolculuğuna uğurlanacak.

Şuşa ve Hankendi’de yeni arkeolojik keşifler heyecan yarattı: Orta Çağ yerleşimi bulundu Haber

Şuşa ve Hankendi’de yeni arkeolojik keşifler heyecan yarattı: Orta Çağ yerleşimi bulundu

Azerbaycan’ın Rusya destekli Ermeni işgalcilerden kurtarılan Şuşa ve Hankendi kentlerinde yapılan yeni arkeolojik keşifler, heyecan yarattı. Azerbaycan Millî İlimler Akademisi (AMEA) Arkeoloji ve Antropoloji Enstitüsü Arkeolojik Saha Çalışmalarını İzleme ve Değerlendirme Birimi Başkanı Tevekkül Aliyev, Azerbaycan merkezli APA Haber Ajansına verdiği demeçte temmuz ayında Şuşa ve Hankendi’de gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan yeni bulgular hakkında değerlendirmelerde bulundu. ŞUŞA’NIN KUZEYDOĞU KESİMİNDE ORTA ÇAĞ YERLEŞİMİ BULUNDU Çalışmalar sırasında Şuşa'da tarihi 19. yüzyılın başlarına dayanan, dörtgen ve sekizgen biçimli iki mezarın bulunduğunu kaydeden Aliyev, bu mezarların ve çevrelerindeki kabirlerin 1820 ve 1830'lu yıllara ait olduğunu dile getirdi. Bu mezarların restore edilerek kısa süre içinde ziyarete açılacağı belirtildi. Şuşa'da gerçekleştirilen keşif çalışmaları sırasında elde edilen en çarpıcı bulgulardan biri ise kentin kuzeydoğu kesiminde, Hacı Kulular'ın mülkü ve ikiz kulelerin aşağısında geniş bir alanı kaplayan bir Orta Çağ yerleşiminin bulunması oldu. AZERBAYCAN’IN TARİHÎ MİRASINA IŞIK TUTACAK BULGULAR Söz konusu yerleşime yakın zamanda özel bir arkeolojik keşif ekibinin gönderilmesinin planlandığını kaydeden Aliyev, “Şuşa çevresinde de birçok anıt tespit edildi. Örneğin, Şuşakend yönünden bakıldığında Gargar Nehri üzerinde tek kemerli bir taş köprü bulundu. Daşaltı köyünde ise köye su sağlayan hattın bir bölümü ortaya çıkarıldı.” dedi. Öte yandan hâlihazırda Şuşa Şehri Devlet Koruma Alanı İdaresi (Şuşa Şəhəri Dövlət Qoruğu İdarəsi) arazisinde kapsamlı imar ve inşaat çalışmalarının yürütüldüğünü belirten Aliyev, “Ayrıca geçen ay gerçekleştirilen keşif gezisi sırasında Hankendi şehri ve çevresinde, özellikle Kerkicahan köyü istikametinde araştırmalar yapıldığını ve birkaç antik kurganın yerlerinin tespit edildiğini belirtmek isterim. Şu anda Ağdam'ın Şahbulak köyünde keşif çalışmaları yürütüyoruz.” ifadelerini kullandı. Arkeolojik kazıların yaz aylarında gerçekleştirildiğini dile getiren Aliyev, 2026 yazında Şuşa ve Hankendi'nin yanı sıra Füzuli ilçesindeki Yeditepe (Yedditəpə) kurganlarında, Zengilan'daki Orta Çağ kenti Şerifan'ın yerleşim alanında ve Azıh ile Tağlar mağaralarında da kazı çalışmaları yürütüldüğünü belirtti.

Karabağ'a "Büyük Dönüş" sürüyor: Hocavend'e 27 aile yerleştirildi! Haber

Karabağ'a "Büyük Dönüş" sürüyor: Hocavend'e 27 aile yerleştirildi!

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in "büyük dönüş" adını verdiği, Karabağ’ın Ermenistan'ın işgalinden kurtarılan bölgelere aileleri yerleştirme projesi devam ediyor. Proje kapsamında Rus destekli Ermeni işgalcilerden büyük oranda kurtarılan Karabağ’ın Hocavend şehrine, toplamda 107 kişi olmak üzere 27 aile daha yerleştirildi. KARABAĞ TOPRAKLARI ASIL SAHİPLERİNE KAVUŞUYOR Azerbaycan merkezli Report haber ajansı tarafından 5 Ağustos 2026 tarihinde gündeme taşınan habere göre Azerbaycanlı aileler, Hocavend ilindeki çeşitli yerleşim yerlerine geri döndü. Hocavend şehrine 81 kişiden oluşan 20 aile, Gırmızı Bazar yerleşim noktasına 9 kişiden oluşan 2 aile, 17 kişiden müteşekkil diğer 5 ailenin ise Hocavend köyüne yerleştirildiği bildirildi. Öte yandan memleketlerine kavuşan ailelerin, önceden yurtlar, senatoryumlar ve idari binalarda geçici olarak ikamet ettiği aktarıldı. 1988 yılının Şubat başlayan Karabağ Savaşı'nda Hocavend ili, 2 Ekim 1992 tarihinde Rus destekli Ermeni güçlerince işgal edilmişti. İşgal sırasında 13’er kadın ve çocuk dâhil 145 şehit veren ilin Hadrut kasabası ve diğer 35 köyü, İkinci Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan ordusu tarafından kurtarılmıştı. İKİNCİ KARABAĞ SAVAŞI’NDA İŞGAL ALTINDAKİ AZERBAYCAN TOPRAKLARI KURTARILMIŞTI Rusya’nın desteğiyle Ermenistan, yıllardır Azerbaycan’ın topraklarını işgal ederek Türkiye ve Türk dünyası ile bağını koparmaya çalışıyordu. Ermeni kuvvetlerinin cephe hattı boyunca geniş kapsamlı provokasyonda bulunarak Azerbaycan topraklarına ateş açmasıyla 27 Eylül 2020 tarihinde başlayan İkinci Karabağ Savaşı, Azerbaycan’ın büyük taarruzuyla devam etmişti. 44 GÜNLÜK VATAN MUHAREBESİ ZAFERLE TAÇLANDIRILMIŞTI Yıllar süren işgale son vermek isteyen Azerbaycan, Ermenistan’a karşı başta "Demir Yumruk" adı verilen bir operasyon başlatmıştı. Söz konusu operasyon, 44 gün sonra Azerbaycan’ın galibiyetiyle sonuçlanacak olan Vatan Muharebesi'ne dönüşmüştü. Azerbaycan’ın toplamda 5 şehir, 4 kasaba ve 286 köyünü işgalden kurtararak ağır yenilgiye uğrattığı Ermenistan, işgal altındaki Ağdam, Laçın ve Kelbecer illerini de boşaltacağını taahhüt eden anlaşmaya 10 Kasım’da imza atmıştı.

Prof. Dr. Nadir Memmedli: Vatan sevgisi ana dile ve millî kimliğe sadakatle başlar Haber

Prof. Dr. Nadir Memmedli: Vatan sevgisi ana dile ve millî kimliğe sadakatle başlar

Azerbaycan Millî İlimler Akademisi (AMEA) Nesimi Adına Dilbilim (Dilçilik) Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Nadir Memmedli, Azerbaycan Türkçesinin ve Azerbaycan ordusu üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. “MILLÎ KİMLİĞİMİZİ VE TARİHÎ HAFIZAMIZI AZERBAYCAN DİLİ YAŞATMAKTADIR” Azerbaycan devlet haber ajansı AZERTAC’a verdiği demeçte Prof. Dr. Memmedli, Azerbaycan Türkçesinin ve Azerbaycan ordusunun, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin temelini teşkil eden unsurlar olduğunu dile getirerek “Devletin toprak bütünlüğünü ve güvenliğini Azerbaycan ordusu korurken millî kimliğimizi, tarihî hafızamızı ve manevi değerlerimizi ise Azerbaycan dili yaşatmaktadır. Bu iki unsur, ‘Azerbaycancılık’ ideolojisinin ayrılmaz parçaları olarak birbirini tamamlamaktadır.” dedi. AZERBAYCAN ORDUSU, SARSILMAZ BİR ASKERÎ GÜCE DÖNÜŞTÜ Bununla beraber Azerbaycanlı dil bilim profesörü; Azerbaycan Cumhurbaşkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı İlham Aliyev’in izlediği istikrarlı politika sayesinde, Azerbaycan ordusunun donanımının artarak modern savaş kabiliyetine ve güçlü bir manevi ve psikolojik dayanıklılığa sahip, sarsılmaz bir askerî güce dönüştüğünü belirtti. AMEA Dilbilim Enstitüsü Başkanı; bu politikanın başarılı sonucu olarak Azerbaycan ordusunun Ermenistan işgali altındaki topraklarını kurtarmak amacıyla başlattığı ve zaferle taçlandırdığı, 44 gün süren 2. Karabağ Savaşı’nda tarihî bir zafere imza attığını kaydetti. Bununla birlikte 44 gün süren Vatan Muharebesi ile ülkenin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin sağlandığını ve Azerbaycan halkının gösterdiği kahramanlıkla adından söz ettirdiğini dile getiren Prof. Dr. Memmedli; bu zaferin güçlü bir devlet yönetiminin, millî birliğin ve vatanperverliğin timsali hâline geldiğini ifade etti. “KAHRAMANLIK DESTANLARIMIZIN YAZILDIĞI DİL, AZERBAYCAN DİLİDİR” “Azerbaycan ordusunun geçtiği onurlu gelişim yolu şunu göstermektedir: Güçlü askerimizin yemin ettiği, komutanımızın emir verdiği ve kahramanlık destanlarımızın yazıldığı dil, Azerbaycan dilidir.” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Memmedli, devlet dilinin; orduda disiplinin, karşılıklı anlayışın ve millî birliğin önemli bir aracı olarak işlev gördüğünün altını çizdi. Öte yandan 44 gün süren Vatan Muharebesi’nde kazanılan büyük zaferin, Azerbaycan halkının millî birliğiyle Azerbaycan’ın siyasi iradesinin ve askerî gücünün bir göstergesi olduğunu beyan eden Prof. Dr. Memmedli, “Bu savaş, şunu bir kez daha kanıtladı: Vatan sevgisi yalnızca toprağa bağlılıkla değil, aynı zamanda millî ve manevi değerlere, ana dile ve millî kimliğe sadakatle başlar. Azerbaycan askeri savaş meydanında yalnızca topraklarımızı değil, aynı zamanda halkımızın tarihî hafızasını, kültürünü ve dilini de temsil ediyordu.” şeklinde konuştu. 26 HAZİRAN, AZERBAYCAN’DA SİLAHLI KUVVETLER GÜNÜ OLARAK KUTLANIYOR Ayrıca 26 Haziran Azerbaycan Silahlı Kuvvetler Günü vesilesiyle Azerbaycan ordusunun tüm personelini tebrik ederek Azerbaycan Türkçesi ile Azerbaycan ordusunun aynı ideale; bağımsız, güçlü ve egemen bir Azerbaycan’a hizmet ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Memmedli, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu. 26 Haziran Silahlı Kuvvetler Günü vesilesiyle Azerbaycan ordusunun tüm personelini tebrik ediyor, vatanımızın savunmasında görev yapan her bir askere derin şükranlarımızı sunuyoruz. Azerbaycan dili ile Azerbaycan ordusunun; devletimizin gücünün, halkımızın birliğinin ve gelecekteki başarılarının temel güvenceleri olarak her zaman yan yana yürümeye devam edeceğine inanıyoruz.

Karabağ'da kardeşlik sembolü: Aliyev'den Berdimuhamedov'a Karabağ atı Haber

Karabağ'da kardeşlik sembolü: Aliyev'den Berdimuhamedov'a Karabağ atı

Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov, Azerbaycan ziyareti kapsamında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile birlikte Ermeni işgalinden kurtarılan Karabağ topraklarını ziyaret ederek bölgede yürütülen yeniden imar ve ihya çalışmalarını inceledi. Türkmenistan Cumhurbaşkanı, 23 Haziran'da Fuzuli Uluslararası Havalimanı'nda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından karşılandı. Havalimanında Berdimuhamedov'un onuruna askerî tören düzenlendi. Ziyaret kapsamında iki lider ilk olarak Fuzuli şehrine gitti. Cumhurbaşkanlarına, işgal döneminde büyük ölçüde tahrip edilen bölgelerde yürütülen yeniden imar ve kalkınma çalışmaları hakkında bilgi verildi. Ağdam, Fuzuli ve Hocavend bölgelerinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ağdam, Fuzuli, Hocavend Özel Temsilcisi Emin Hüseynov, Ermenistan'ın yaklaşık 30 yıllık işgali sırasında meydana gelen yıkım ve bölgenin yeniden inşası için yürütülen projeleri anlattı. Yetkililer, işgal yıllarında tamamen harap olan Fuzuli'nin kurtuluşun ardından hazırlanan ana plan doğrultusunda yeniden inşa edildiğini belirtti. Yaklaşık 2 bin hektarlık alana sahip şehirde 2040 yılına kadar 50 bin kişinin yaşaması planlanırken, modern şehircilik anlayışı ve "akıllı şehir" konsepti temel alınacak. AZERBAYCAN-TÜRKMENİSTAN İŞ BİRLİĞİYLE CAMİ İNŞA EDİLECEK Ziyaret sırasında Türkmenistan'ın desteğiyle Fuzuli'de inşa edilecek cami projesi de tanıtıldı. Bir hektardan fazla alana kurulacak cami kompleksinde 40 metre yüksekliğinde iki minare yer alacak. Caminin aynı anda 500 kişiye ibadet imkânı sunması planlanıyor. ALİYEV, BERDİMUHAMMEDOV'A KARABAĞ ATI HEDİYE ETTİ Bununla birlikte Aliyev ile Türkmenistan Cumhurbaşkanı Berdimuhamedow, Şuşa'daki Cıdır Ovası'nı ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Aliyev, Türkmenistan lideri Berdimuhammedov'a "Merd" adlı Karabağ atını hediye etti.

İlham Aliyev: Ermeni işgalcilerin yaptıklarını hiçbir zaman unutmayacağız Haber

İlham Aliyev: Ermeni işgalcilerin yaptıklarını hiçbir zaman unutmayacağız

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, İslam Kalkınma Bankası (İKB) Grubunun Bakü’de düzenlenen yıllık toplantılarına iştirak etti. Programın açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Aliyev, Rus destekli Ermeni kuvvetlerinin Karabağ’da işledikleri savaş suçlarını gündeme getirdi. RUS DESTEKLİ ERMENİ KUVVETLERİNİN KARABAĞ’DA İŞLEDİĞİ SUÇLAR UNUTULMAYACAK Azerbaycan devlet haber ajansı AZERTAC’ın 18 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre Azerbaycan Cumhurbaşkanı, “Ermenistan’ın işgal güçlerinin halkımıza ve şehirlerimize karşı yaptıklarını asla unutmayacağız; 65 caminin yıkılmasını da unutmayacağız. ” ifadelerini kullandı. Ayrıca İlham Aliyev, Rus destekli Ermeni askerlerin Karabağ’daki camilerde domuz ve diğer hayvanları barındırdığını vurgulayarak bu skandalın da hiçbir zaman unutulmayacağını kaydetti. KARABAĞ SAVAŞI’NDA KAYBOLAN 4 BİN AZERBAYCANLI HÂLÂ ARANIYOR Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika İşleri Daire Başkanı Hikmet Hacıyev, resmî sosyal medya hesabı üzerinden 11 Haziran 2026 tarihinde yaptığı açıklamada I. Karabağ Savaşı’nda kaybolan Azerbaycanlıların sayısını gözler önüne sermişti. Rus destekli Ermenilerin Azerbaycan'a yönelik toprak iddialarıyla başlayan ve 1988 ile 1994 yılları arasında gerçekleşen I. Karabağ Savaşı’nın sonra ermesi üzerinden 30 yıldan uzun bir süre geçmesine rağmen hâlâ 4 bin 9 Azerbaycanlının kayıp statüsünde olduğu bildirilmişti. “Binlerce aile, sevdiklerinin akıbetini öğrenemeden belirsizlik içinde yaşamaya devam etmektedir.” ifadelerini kullanan Hacıyev, bölgede sürdürülen çalışmalar sonucunda kayıp şahıslara ait 889 kalıntının çıkarıldığını, DNA analizleriyle kaybolan 313 Azerbaycanlının kimliğinin tespit edildiğini, 226 Azerbaycanlının cansız bedeninin ise ailelerine teslim edildiğini kaydetmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.