SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karadeniz

QHA - Kırım Haber Ajansı - Karadeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karadeniz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Platformu üye devletleri Karadeniz'in güvenliği için Kişinev’de buluşuyor Haber

Kırım Platformu üye devletleri Karadeniz'in güvenliği için Kişinev’de buluşuyor

Karadeniz-Azak bölgesinin küresel istikrar için taşıdığı stratejik önem, Rusya'nın devam eden saldırganlığı nedeniyle ciddi bir sınav veriyor. Bu bağlamda Ukrayna ve Moldova, bölgesel güvenliği tahkim etmek ve barışçıl devletlerin kalkınmasını desteklemek adına güçlerini birleştiriyor. Ukrayna ve Moldova, Karadeniz-Azak bölgesindeki güvenlik sorunlarını ele almak amacıyla 23 Mart 2026’da Kişinev’de Üçüncü Karadeniz Güvenlik Konferansı’nı düzenleyecek. Konferansta Rusya’nın saldırganlığının bölgesel güvenliğe etkileri ve ortak çözüm yolları ele alınacak. ULUSLARARASI KURUMLAR DA KATILACAK Konferans, Ukrayna ve Moldova dışişleri ile savunma bakanlıklarının ortak organizasyonuyla düzenlenecek. Etkinliğe ayrıca Avrupa Komisyonu başta olmak üzere Avrupa’daki çeşitli ortak kurumlar destek veriyor. Toplantıya, Uluslararası Kırım Platformu üye devletlerinin temsilcileri, savunma ve dışişleri bakanları, NATO ve AB temsilcileri, bölgesel kuruluşlar, sivil toplum örgütler ve uzmanlar katılacak. RUS SALDIRILARININ ETKİLERİ DEĞERLENDİRİLECEK Konferansta, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askerî saldırılarının Karadeniz-Azak bölgesindeki güvenlik ortamı üzerindeki etkileri kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Katılımcılar ayrıca bölgedeki mevcut tehditlere karşı alınabilecek pratik önlemleri ele alarak bölgesel güvenliği güçlendirmeye yönelik öneriler geliştirecek. KARADENİZ KORİDORU VE DENİZ GÜVENLİĞİ GÜNDEMDE Toplantıda özellikle Ukrayna limanlarına yönelik Karadeniz koridorunun işleyişi ve bunun ekonomik açıdan taşıdığı önem de gündeme gelecek. Bunun yanında Rusya’nın saldırıları nedeniyle ortaya çıkan deniz güvenliği riskleri, seyrüsefer özgürlüğünün korunması ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler arasında güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi konuları tartışılacak. BÖLGESEL İŞ BİRLİĞİ VE YENİ GÜVENLİK YAKLAŞIMLARI Konferans kapsamında Karadeniz güvenliğinin Avrupa’nın deniz stratejisi ve güvenlik mimarisi açısından taşıdığı stratejik önem de ele alınacak. Toplantıda ayrıca modern savaş koşullarında kullanılan ileri teknolojiler ve Ukrayna’nın savaş sırasında edindiği deneyimler paylaşılacak. Bu çerçevede bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi için ortak çözümler geliştirilmesi hedefleniyor.

Kırım’a düzenlenen saldırılar Rusya’nın güney hattını zayıflatıyor Haber

Kırım’a düzenlenen saldırılar Rusya’nın güney hattını zayıflatıyor

Ukrayna Deniz Kuvvetleri Sözcüsü Dmıtro Pletençuk, işgal altındaki Kırım’da bulunan Rus askerî tesislerine yönelik son operasyonların, Rus ordusunun Ukrayna’nın güneyindeki saldırı gücünü doğrudan zayıflattığını açıkladı. Pletençuk, özellikle radar sistemlerinin imha edilmesinin, Rus mühimmat depolarını ve teknik altyapısını savunmasız bıraktığını vurguladı. Deniz Kuvvetleri Sözcüsü Pletençuk, 12 Mart 2026 tarihinde katıldığı canlı yayında Rusya’nın Kırım’daki askerîi varlığına yönelik son gelişmeleri değerlendirdi. Kırım’ın Rusya için sadece sembolik bir anlam taşımadığını, Karadeniz üzerindeki hakimiyetin ve Ukrayna’nın iç bölgelerine yönelik füze saldırılarının ana merkezi olduğunu hatırlatan Pletençuk, bu stratejik üssün sistematik olarak hedef alındığını belirtti. Özellikle 10 Mart’ta Canköy bölgesindeki Azovskoye petrol üssüne ve ardından 11-12 Mart tarihlerinde hava savunma sistemlerine düzenlenen saldırıların, işgalci ordunun manevra kabiliyetini ciddi şekilde kısıtladığını ayrıca bu durumun, Rusya’nın güney cephesindeki birliklerine sağladığı desteği doğrudan sekteye uğrattığına dikkat çekti. KERÇ KÖPRÜSÜ’NÜN ROLÜ Kırım ile Rusya arasındaki lojistik bağlara da değinen Pletençuk, Kerç Köprüsü’nün mevcut durumuna dair önemli bilgiler paylaştı. Daha önce düzenlenen saldırılar nedeniyle köprünün yapısal bütünlüğünün zarar gördüğünü ve proje kapasitesinin çok altında çalıştığını belirten Pletençuk, Rusya’nın hâlâ köprü üzerinden personel ve askerî sevkiyat yapmaya çalışsa da ana lojistik yükün demiryollarına kaydığını söyledi. Kırım’daki bu lojistik ve savunma zafiyetlerinin, Ukrayna’nın güney hattındaki direncini güçlendirdiğini ve işgalci gücün harekat planlarını bozduğunu sözlerine ekledi.

Dr. Yuliya Biletska: Kırım unutulursa, adalet de unutulur Haber

Dr. Yuliya Biletska: Kırım unutulursa, adalet de unutulur

Kırım Derneği tarafından Ankara’nın kalbinde, Kırım’ın işgalinin 12. ve Ukrayna’ya yönelik topyekûn saldırıların 4. yılında, direnişin ruhunu ve stratejik boyutlarını ele alan son derece kritik bir panel gerçekleştirildi. Millî Kütüphane Yunus Emre Salonu'nda düzenlenen etkinlik, diplomatik temsilciler, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek güçlü bir dayanışma platformu oluşturdu. Panelde konuşmacı olarak yer alan Karabük Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yuliya Biletska, Kırım’ın işgalinin yalnızca bölgesel bir mesele değil, Avrupa güvenlik mimarisini doğrudan ilgilendiren yapısal bir kriz olduğunu vurguladı. “KIRIM’IN UNUTULMASINA İZİN VEREMEYİZ” Konuşmasına organizasyonda emeği geçen Kırım Tatar derneklerine teşekkür ederek başlayan Dr. Biletska, Kırım meselesinin hafızada tutulmasının bir dayanışma göstergesi olmanın ötesinde, adalet mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. “Çünkü Kırım unutulursa, adalet de unutulur. Ve biz Kırım’ın unutulmasına izin veremeyiz.” dedi. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının başlangıçta kısa süreli bir operasyon olarak sunulduğunu hatırlatan Biletska, savaşın yıllar içinde geniş çaplı bir yıkıma dönüştüğünü belirtti. Devasa askerî ve ekonomik kaynaklara rağmen Rusya’nın stratejik hedeflerine ulaşamadığını kaydeden Biletska, "Bugünler yalnızca büyük Rus savaş suçunun başlamasının on ikinci ya da dördüncü yıl dönümü değildir; aynı zamanda ilkel 'güçlü olan haklıdır' anlayışının kazanamadığının açık bir kanıtıdır. Askerî zor, bir milletin iradesini yok etmeye yetmedi." ifadelerini kullandı. "AMAÇ AÇIK: ONLARIN UKRAYNALI KİMLİĞİNİ SİLMEK" Cephede arzu ettiği sonucu elde edemeyen Rusya’nın, sivil altyapıyı hedef alan saldırılara yöneldiğini belirten Biletska, enerji tesislerinin vurulması, sivil yerleşim alanlarının hedef alınması ve işgal altındaki bölgelerdeki baskı politikalarına dikkat çekti. Özellikle Kırım’da ve diğer işgal bölgelerinde zorla pasaportlaştırma, siyasi tutuklamalar, işkence iddiaları ve zorunlu askerlik uygulamalarının sistematik bir baskı rejiminin parçası olduğunu ifade eden uzman, "Rus pasaportu dayatması... Almazsan işini kaybediyorsun. Hizmet alamıyorsun. Mülküne el koyuyorlar. Kırım Tatarlarını ve Ukraynalıları özellikle hedef alıyorlar. Siyasi nedenlerle tutukluyorlar. Işkence uyguluyorlar. Erkekler zorla askere alınmaktadır. Kendi ülkelerine karşı savaşmaya zorlanmaktadır. Çocukları kaçırıyorlar. Amaç açık: onların Ukraynalı kimliğini silmek ve onları Ruslara dönüştürmek. Bu rastgele bir zalimlik değil, bilinçli bir strateji; bir ulusu çocuklarını hedef alarak yok etme girişimi." şeklinde konuştu. Çocukların zorla Rusya’ya götürülmesi meselesine de değinen Biletska, bunun uluslararası hukuk bakımından son derece ağır sonuçları olan bir uygulama olduğunu vurguladı ve Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi çerçevesinde bu tür eylemlerin hukuki anlamına dikkat çekti. “UKRAYNA SAVUNMAYI BIRAKIRSA SAVAŞ AVRUPA’YA TAŞINIR” Türkiye’de kendisine en sık yöneltilen sorunun “Bu savaş ne zaman bitecek?” olduğunu belirten Biletska, savaşın Ukrayna’nın savunmayı bırakmasıyla sona ermeyeceğini, aksine güvenlik riskinin Avrupa geneline yayılacağını savunarak şöyle konuştu: Eğer savaşın bitmesi derken Ukrayna’nın savunmayı bırakmasını kastediyorsanız, o zaman bu savaş gerçekten çok uzun süre bitmez. Ama daha önemlisi şu: Savaş Ukrayna’da bitmez. Ukrayna savunmayı bırakırsa savaş Avrupa’ya taşınır. Eski Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger’in “Ukrayna savaştığı sürece Avrupa için tehlike sınırlıdır” yönündeki değerlendirmesine atıfta bulunan Biletska, bu sözlerin çıkarcı değil, realpolitik bir güvenlik tespiti olarak okunması gerektiğini ifade etti. “BU SÜRECİN BAŞLANGIÇ NOKTASI KIRIM’DI” 2014’te Kırım’ın işgaliyle başlayan sürecin yeterince ciddiye alınmadığını belirten Biletska, sınırlı kalacağı varsayılan saldırganlığın zamanla genişlediğini ve Donbas’tan tam ölçekli savaşa uzanan bir sürece dönüştüğünü söyledi. Savaşın uzamasının sebebinin Rusya’nın emperyal hedeflerinden vazgeçmemesi olduğunu ifade eden Biletska, kalıcı barışın ancak saldırgan tarafın askerî yöntemlerle hedeflerine ulaşamayacağını kabul etmesiyle mümkün olacağını kaydetti. Ukrayna’nın dahil olmadığı herhangi bir “büyük uzlaşının” ise kalıcı çözüm üretmeyeceğini vurguladı. “KIRIM ÇÖZÜLMEDEN İSTİKRARLI BARIŞ MÜMKÜN DEĞİL” Biletska, Kırım’ın yalnızca işgal edilmediğini, aynı zamanda yoğun biçimde askerîleştirildiğini belirtti. Yarımadanın Karadeniz’de bir askerî platforma dönüştürüldüğünü, hava üsleri ve füze sistemleriyle bölgesel saldırı kapasitesinin artırıldığını söyledi. Uzman, Kırım’ın statüsü netleşmeden “istikrarlı barış”tan söz edilemeyeceğini dile getirdi. Kırım’daki direnişin sessiz ama sürdürülebilir bir biçimde devam ettiğini belirten Biletska, “İşgal meşruiyet üretmez; korku rıza değildir” ifadelerini kullandı. “NORMALLEŞME SALDIRGANLIĞI ORTADAN KALDIRMAZ” Savaşın yalnızca cephede yürütülmediğini, hibrit yöntemlerin de devrede olduğunu ifade eden Biletska, Avrupa ve Türkiye’de gözlemlenen propaganda, etki operasyonları ve “normalleşme” söylemlerine dikkat çekti. Ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılmasının güvenlik risklerini ortadan kaldırmayacağını, aksine saldırgan politikaları meşrulaştırabileceğini savundu. Spor, kültür ve sanat alanlarının siyasetten tamamen bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Biletska, Rusya’nın bu alanları uluslararası imajını normalleştirmek amacıyla kullandığını söyledi. Bu bağlamda Türkiye’de sahne alan Aleksandrov Korosu’na da değinen Biletska, topluluğun doğrudan Rusya Savunma Bakanlığına bağlı olduğunu hatırlatarak bunun yalnızca kültürel bir faaliyet olarak görülemeyeceğini ifade etti. “BU SAVAŞ EGEMENLİK İLKESİNİN SINAVIDIR” Konuşmasının sonunda Türkiye’ye özel bir çağrıda bulunan Biletska, egemenlik ve bağımsızlık ilkelerinin tarihsel olarak Türkiye için de temel değerler olduğunu belirtti. Ukrayna’nın bugün savunduğu şeyin yalnızca kendi toprak bütünlüğü değil, uluslararası hukuk düzeninin temel ilkeleri olduğunu söyledi. Uzman, “Bu savaş yalnızca Ukrayna’nın savaşı değildir. Bu, egemenlik ilkesinin sınavıdır. Güçlü olanın haklı sayıldığı bir düzeni kabul edersek, yarın hiçbirimiz güvende olmayacağız” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.

Emekli Tümgeneral Pavlenko: Rusya, Karadeniz’i askerî poligona ve baskı aracına dönüştürdü Haber

Emekli Tümgeneral Pavlenko: Rusya, Karadeniz’i askerî poligona ve baskı aracına dönüştürdü

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de, 26 Şubat Kırım’ın Rus İşgaline Karşı Direniş Günü vesilesiyle "Kırım: Uğruna Savaştığımız Evimiz" başlıklı forum düzenlendi. Forumda konuşan Tümgeneral İllya Pavlenko, Rusya’nın Kırım’daki askerî varlığının sadece Ukrayna için değil, tüm bölge güvenliği ve küresel ticaret için bir tehdit olduğunu vurguladı. Pavlenko, Moskova'nın klasik askerî stratejinin ötesine geçerek hibrit yöntemlerle Karadeniz’de kontrol sağladığını belirtti. Pavlenko, Rusya’nın yarımadayı hava savunma sistemleri, füze kompleksleri, hava üsleri ve radyo-elektronik harp sistemleriyle donattığını ifade ederek şunları söyledi: Karadeniz’i bir poligona çevirdiler. Moskova, askerî gücünü ekonomik baskıyla birleştiriyor. Gemilerin AIS (Otomatik Tanımlama Sistemi) sistemlerini kapatması, gölge filoların kullanılması ve sigorta şirketleri ile brokerlerin tehdit edilmesi gibi yöntemlerle seyrüsefer serbestisini ve Ukrayna’nın ihracat imkanlarını baltalıyorlar. Kırım ve Karadeniz’in uluslararası güvenlikte bir "gri bölge" haline gelmemesi gerektiğini savunan emekli general, mevcut uluslararası hukukun Rusya’nın bu yeni hibrit modeline karşı yetersiz kaldığını belirtti. Pavlenko, "Kırım’ın ele geçirilmesini ve askerileştirilmesini bir suç olarak tanıyacak bir uluslararası mahkeme kurulmalıdır." dedi. Kırım’daki askerî kapasitenin doğrudan Ukrayna’daki sivil altyapıyı vurmak için kullanıldığını hatırlatan Pavlenko, bölgenin bir "dondurulmuş çatışma" faktörü değil, uluslararası hukuku dönüştürecek kanıtların toplandığı bir merkez olması gerektiğini vurguladı. Pavlenko, Rusya’nın askerî, ekonomik ve siyasi baskıyı birleştiren modeline karşı ancak koordineli bir uluslararası yanıtla karşı durulabileceğini ifade etti.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığından kararlı Kırım mesajı: "Hırsızlık her zaman geçicidir, Kırım Ukrayna’dır" Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanlığından kararlı Kırım mesajı: "Hırsızlık her zaman geçicidir, Kırım Ukrayna’dır"

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, 26 Şubat Kırım’ın Rus İşgaline Karşı Direniş Günü kapsamında özel açıklama yayımladı. Açıklamada, Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) Şehrinin geri alınmasının, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün ve küresel adaletin tesisi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu belirtti. Bakanlık, Kırım’ın işgali ve bölgedeki Rus askerileşmesinin tüm Karadeniz bölgesindeki güvenlik dengelerini bozduğuna dikkat çekti. Açıklamada, yarımadanın Ukrayna yönetimine dönmesinin bölge ülkeleri için de hayati önem taşıdığı kaydedilerek şu ifadelere yer verildi: Yalnızca yarımadanın Ukrayna'ya iadesi; bölgedeki tüm devletler için gerekli istikrarı, barışı ve güvenliği yeniden tesis edecektir. Karadeniz; savaşın, tehditlerin ve istikrarsızlığın değil, iş birliğinin, ticaretin ve refahın alanı olmalıdır. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, Uluslararası Kırım Platformu’na katılan ve Ukrayna’nın haklı davasını destekleyen devletlere teşekkür ederken, tüm dünya ülkelerini işgali "tanımama" politikasını sürdürmeye davet etti. Bildiride, işgalci yönetimle kurulacak her türlü temasın bu yasa dışı durumu meşrulaştırma riski taşıdığı konusunda uyarıda bulunuldu. Bakanlık, Rus hapishanelerinde yasa dışı şekilde tutulan Ukrayna vatandaşlarının serbest bırakılması için küresel baskının artırılmasını talep etti. Kırım’daki sistematik suçların ve insan hakları ihlallerinin dünya gündeminde kalması gerektiğinin altını çizen bakanlık, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İşgal altındaki topraklarda halkımıza karşı işlenen Rus suçlarının dünya kamuoyunun gündeminde kalmaya devam etmesi çağrısında bulunuyoruz. Dünyayı, işgalciler tarafından yasa dışı şekilde hapsedilen vatandaşlarımızın Rus hapishanelerinden geri getirilmesi ve çalınan yarımadanın meşru sahibine iade edilmesi için tüm çabayı göstermeye davet ediyoruz. Hırsızlık her zaman geçicidir. Kırım Ukrayna’dır.”

Ukrayna-Rusya Savaşı'na tanıklık eden emekli asker, geride kalan 4 yılı ve geleceği QHA'ya değerlendirdi Haber

Ukrayna-Rusya Savaşı'na tanıklık eden emekli asker, geride kalan 4 yılı ve geleceği QHA'ya değerlendirdi

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Emekli Kurmay Albay, araştırmacı yazar ve şair Canfer Balçık, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın seyrine ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Savaşın başlangıcında Kıyiv'de bulunan Balçık, Ukrayna’nın direncinin temelinde halk-ordu bütünleşmesinin yattığını ifade etti. Modern savaş konseptinin insansız hava araçlarıyla (İHA) köklü biçimde değiştiğini vurgulayan Balçık, Kırım meselesinin ise olası bir barış anlaşmasında en kritik başlık olmaya devam edeceğini söyledi. “YANILDIM VE İYİ Kİ YANILMIŞIM” Savaşın patlak vermesinden hemen önce Ukrayna’ya giden ve işgal girişimine yerinde tanıklık eden Balçık, başlangıçta Rusya’nın stratejik üstünlüğü nedeniyle başkentin kısa sürede düşebileceğini öngördüğünü ancak Ukrayna halkının gösterdiği dirençle bu tahmininde yanıldığını ifade etti. Rusya’nın askeri kapasitesi ve Sovyet doktrininden gelen savaş stratejileri nedeniyle Kıyiv'in kısa sürede düşebileceğinin düşünüldüğünü kaydeden Balçık, “Yanıldım ve iyi ki yanılmışım” ifadelerini kullandı. UKRAYNA, KIRIM'IN İŞGALİ SONRASINDA HAZIRLANMIŞ Ukrayna halkının 2014’teki Kırım işgalinden itibaren olası geniş çaplı bir saldırıya karşı bilinçlendirilmiş ve örgütlenmiş olmasının savaşın uzamasındaki temel unsur olduğunu kaydeden Balçık, bu süreçte liderliğin ve toplumsal direncin belirleyici rol oynadığını vurguladı. Ayrıca Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın ülkeyi terk etmeyerek direnişin sembolüne dönüştüğünün altını çizdi. Ukrayna’nın Rus stratejisini Kırım işgalinden bu yana doğru analiz ettiğini belirten Balçık, direnişin başarısını halkın örgütlenmesine bağladı. Meskûn mahal savaşlarında düzenli orduların ötesinde "halk destekli savaşın" önemine dikkat çeken Balçık, tanık olduğu bir sahneyi şöyle aktardı: Çok yaşlı bir hanımefendi lazerle Rus tankını işaretliyor, mevzisinden çıkan yine yaşlı bir Ukraynalı roketle o tankı vuruyordu. İşte bu inanç, Rusları geri çekilmek zorunda bıraktı. Tıpkı bizim İstiklal Harbi’mizde olduğu gibi, Ukrayna’da da bir 'ordu-millet' kavramı hayat buldu. “SİHA'LAR SAVAŞ KONSEPTİNİ DEĞİŞTİRDİ” Modern savaşın en dikkat çekici boyutunun İHA'lar olduğunu söyleyen Balçık, bu alandaki dönüşümün ilk örneklerinin Karabağ’da görüldüğünü ifade etti. Türkiye’nin geliştirdiği İHA ve SİHA’ların savaş doktrininde önemli bir kırılma yarattığını belirten Balçık, düşük maliyetli sistemlerle yüksek maliyetli hedeflerin etkisiz hale getirilebildiğine dikkat çekti. Ukrayna Savaşı'nda da SİHA'ların belirleyici rol oynadığını vurgulayan Balçık, Rus hava ve deniz unsurlarının bu nedenle ciddi kayıplar verdiğini, Karadeniz’deki Rus donanmasının hareket alanının önemli ölçüde daraldığını dile getirdi. Balçık, “Artık yüz milyonlarca dolarlık platformlar, çok daha düşük maliyetli sistemlerle devre dışı bırakılabiliyor. Bu, geleceğin savaş konseptini kökten etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu. KIRIM MASANIN EN KRİTİK BAŞLIĞI Olası bir ateşkes veya barış sürecinde en zor başlığın Kırım ollacağını belirten Balçık, 2014’te Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ın statüsünün Rusya tarafından tartışma dışı tutulduğunu ve Ukrayna’nın ise bu konuyu zamana yayarak çözme stratejisi izleyebileceğini ifade etti. Bu noktada Türkiye’nin Lozan sonrası Boğazlar meselesini hatırlatan Balçık, Mustafa Kemal Atatürk döneminde 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin lehine sonuç elde edildiğini anımsattı. Balçık, “Kırım konusunda kesin ve bağlayıcı bir barış anlaşması yerine, açık kapı bırakılan bir formül daha gerçekçi olabilir” dedi. “ATEŞKES MÜMKÜN, ANCAK TESLİMİYET OLMAMALI” Balçık, savaşın insani ve ekonomik maliyetinin sürdürülebilirliğinin zorlaştığını, bu nedenle bir ateşkes anlaşmasının mümkün olduğunu söyledi. Ancak olası barış anlaşmasının, Ukrayna’yı kalıcı tavizlere zorlayacak hükümler içermemesi gerektiğini belirtti. Toprak tavizi, asker sayısının sınırlandırılması veya tarafsızlık dayatmalarını “teslimiyet maddeleri” olarak nitelendiren Balçık, Ukrayna’nın uzun vadeli bağımsızlık idealinden vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan Kırım’ın Rusya açısından tarihsel ve stratejik önemine dikkat çeken Balçık, yarımadanın Karadeniz ve Azak Denizi’ne erişim bakımından kritik konumda olduğunu ifade etti. Rusya’nın tarihsel olarak sıcak denizlere inme stratejisinden vazgeçmediğini savunan Balçık, bu nedenle Kırım’dan geri adım atmasının kısa vadede olası görünmediğini dile getirdi. KIRIM: TÜRKİYE VE UKRAYNA ARASINDA BİR KÖPRÜ Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne verdiği desteğin stratejik bir tercih değil, ilkesel bir duruş olduğunu vurgulayan Canfer Balçık, Kırım Tatarlarını öz soydaşları olarak gördüklerini belirtti. Türkiye’nin bölgede herhangi bir toprak iddiası olmadığının altını çizen Balçık, Rusya ile olan doğalgaz ve nükleer santral gibi devasa ekonomik iş birliklerine rağmen Türkiye’nin her zeminde Kırım dahil Ukrayna’nın birliğini savunduğunu ifade etti. “SAVAŞIN YÜKÜNÜ KADINLAR VE ÇOCUKLAR TAŞIYOR” Balçık, savaşın en ağır bedelini sivillerin ödediğini belirtti. Özellikle kadınların hem cephedeki yakınlarını beklediklerini hem de aileyi ayakta tutmaya çalıştıklarını ifade eden Balçık, çocukların ve gençlerin geleceğinin savaşın en kritik boyutu olduğunu söyledi. Ukrayna’nın uzun vadede yeniden toparlanabilmesinin, genç kuşaklara milli bilinç ve tarihsel hafıza kazandırılmasıyla mümkün olabileceğini belirten Balçık, savaşın yalnızca askeri değil, sosyolojik ve kültürel bir mücadele olduğuna dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.