SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Karadeniz

QHA - Kırım Haber Ajansı - Karadeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karadeniz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nariman Celâl: Kırım, her şeyden önce Kırım Tatar halkının tarihî vatanıdır Haber

Nariman Celâl: Kırım, her şeyden önce Kırım Tatar halkının tarihî vatanıdır

Türk Akademisyenler Birliğinin 19 Ağustos 2026 tarihinde terip ettiği "Kırım’ın İşgali ve Karadeniz’de Yeni Jeopolitik Düzen: Ukrayna-Türkiye Perspektifi” başlıklı konferansta konuşmacı olarak yer alan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Karadeniz’deki güvenlik krizinin temelinde Kırım’ın 2014’teki işgalinin yattığını vurgulayarak Türkiye’nin bölge güvenliğindeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti. Moderatörlüğünü Kırım, Güney Azerbaycan ve Kerkük üzerine çalışmalar yapan akademisyen Dr. Aynur İmran’ın yaptığı program, çevrim içi olarak gerçekleştirildi. “KIRIM, KIRIM TATAR TÜRKLERİNİN TARİHÎ VATANIDIR” Programın açılışında konuşan Dr. İmran, “Karadeniz, tarih boyunca yalnızca devletleri birbirinden ayıran bir deniz değil, aynı zamanda medeniyetleri, halkları, ticaret yollarını ve stratejik çıkarları birbirine bağlayan önemli, jeopolitik bir alan olmuştur.” şeklinde konuştu. Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle Karadeniz’in uluslararası güvenlik sisteminin yeniden en kritik bölgelerinden biri hâline geldiğini belirten Dr. İmran, bu denklemin merkezinde Kırım’ın bulunduğunu vurguladı. Bununla birlikte Dr. İmran, şu ifadelere yer verdi: Kırım meselesi, bizim açımızdan yalnızca Ukrayna’nın toprak bütünlüğü veya Rusya-Ukrayna ilişkileri bağlamında değerlendirilecek bir konu değildir. Kırım, aynı zamanda Kırım Tatar Türklerinin tarihî vatanıdır. Sürgünlerin, geri dönüş mücadelesinin, millî kimliği koruma çabasının ve bugün devam eden siyasi mücadelenin coğrafyasıdır. KARADENİZ’DEKİ GÜVENLİK KRİZİNİN TEMELİNDE KIRIM’IN İŞGALİ YATIYOR Büyükelçi Celâl, “Bugün Karadeniz’de yaşananları, yalnızca 24 Şubat 2022’den itibaren değerlendirmek bence bizi yanlış sonuçlara götürecektir çünkü bu savaş, Ukrayna için 2022 yılına başlamadı. Kırım’ın Rusya tarafından 2014 yılında işgal edilmesiyle başladı.” değerlendirmesini yaparak bugün Karadeniz’deki güvenlik krizinin kaynağının büyük ölçüde Kırım’ın işgali olduğunu vurguladı. Bunun yanı sıra “Kırım meselesi, yalnızca Ukrayna’nın toprak bütünlüğü meselesi değildir. Kırım, Karadeniz’in güvenliği meselesidir. Kırım, işgal altında kaldığı sürece Karadeniz’de kalıcı ve sürdürülebilir bir güvenlik düzeni kurmak son derece zor olacak.” şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal ettiği süreçte uluslararası toplumun bir kısmının bu işgali “yerel ve bölgesel bir kriz” şeklinde yorumladığını hatırlattı. KIRIM’IN RUSYA TARAFINDAN İŞGALİ, ÇOK DAHA BÜYÜK BİR STRATEJİNİN BAŞLANGICIYDI Büyükelçi Celâl, “Bugün geriye baktığınızda Kırım’ın işgalinin çok daha büyük bir stratejinin başlangıcı olduğunu açıkça görebiliyorsunuz.” ifadelerini kullanarak Kırım’ın Rusya için Karadeniz’e hâkim olmanın, Ukrayna’yı denizden kuşatmanın ve bütün Karadeniz bölgesindeki güç dengesini bozmanın bir aracı olduğunu dile getirdi. Yarımada’nın hızla devâsâ bir askerî üsse dönüştürüldüğünü ve füzeler, savaş uçakları, hava savunma sistemleri, savaş gemileri ve diğer saldırı unsurlarının Kırım’a yerleştirildiğini kaydeden Büyükelçi Celâl, Rusya’nın bu şekilde Ukrayna’nın güney bölgeleri başta olmak üzere bütün Karadeniz bölgesine karşı güç kullanmaya başladığını bildirdi. Rusya’nın bu şekilde Karadeniz filosunu Ukrayna kıyılarının abluka altına almak için kullandığını ve Ukrayna limanlarının işlemesine engel olma girişiminde bulunduğunu dile getiren Büyükelçi Celâl, “Dünyanın en önemli tarım ihracatçılarından biri olan Ukrayna’nın denize erişimi, Rusya tarafından siyasi ve askerî bir baskı aracına dönüştürüldü. Dolayısıyla bugün artık şunu çok daha net görebiliriz: 2014’te Kırım’da uluslararası hukukun ihlal edilmesine yeterli cevabın verilmemesi, 2022’de çok daha büyük bir savaşın önünü açtı. Bu yalnızca Ukrayna açısından değil, bütün uluslararası sistem açısından çıkarılması gereken önemli bir derstir çünkü saldırganlık, durdurulmadığında sona ermez, büyür.” dedi. KARADENİZ, TÜRKİYE VE UKRAYNA’NIN ULUSAL GÜVENLİK MESELESİ KONUMUNDA BULUNUYOR Karadeniz’in tamamının savaşın etkilerini hissettiğini dile getiren Büyükelçi Celâl, limanlar, enerji altyapısı, ticaret yolları, tankerler, tahıl terminalleri ve sivil gemilerin risk altında olduğuna işaret ederek Rusya’nın Ukrayna’nın limanlarına, enerji tesislerine, kritik altyapısına füze ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) saldırdığını kaydetti. “Karadeniz’de güvenlik meselesi artık sadece savaş gemilerinin nerede olduğunun meselesi değildir. Bu aynı zamanda ticaret gemilerinin güvenliği, sigorta, limanların çalışabilmesi, gıda ve enerji güvenliği meselesidir. En önemlisi de milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkileyen bir meseledir.” şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, Karadeniz’in güvenliğinin hem Türkiye hem Ukrayna için doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu vurguladı. Ukrayna’nın insansız deniz araçları (İDA), füze sistemleri, uzun menzilli silahlar, istihbarat ve yeni teknolojileri sayesinde Rusya’nın Karadeniz filosunun hareket alanını ciddi ölçüde sınırlandırdığını ifade eden Büyükelçi Celâl, Ukrayna’nın Karadeniz’deki Rus hâkimiyetinin kaçınılmaz olmadığını kanıtladığını dile getirerek “Bana göre yeni Karadeniz düzeninin başlangıç noktalarından biri tam olarak budur.” dedi. “TÜRKİYE KARADENİZ GÜVENLİK SİSTEMİNİN VAZGEÇİLMEZ AKTÖRLERİNDEN BİRİDİR” Bu yeni düzende Türkiye’nin yerine vurgu yapan Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin Kırım’ın Rusya tarafından işgalini tanımaması ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklemesinin Ukrayna için öneminin altını çizdi. Büyükelçi Celâl Türkiye’nin yalnızca siyasi destek vermediğini kaydederek “Türkiye, coğrafyası, askerî kapasitesi, savunma sanayisi, NATO üyeliği, diplomatik ağırlığı ve Boğazlar üzerindeki özel sorumluluğu nedeniyle Karadeniz güvenlik sisteminin vazgeçilmez aktörlerinden biridir.” dedi. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal saldırılarının başlamasından sonra Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin uygulanmasının bunun en açık örneklerinden biri olduğuna dikkat çeken Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin boğazlarından savaş gemilerinin geçişine ilişkin aldığı kararın, Rusya’nın Karadeniz’deki askerî deniz gücünü kolaylıkla takviye etmesini engellediğini vurgulayarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 21. yüzyılda da Karadeniz askerî dengesinin korunmasında son derece etkili bir mekanizma olduğunu ve bu mekanizmanın merkezinde Türkiye’nin bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı’ndaki arabuluculuk rolüne ve diyalog kanallarını açık tutma çabasına dikkat çeken Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin hem Kıyiv hem de Moskova ile iletişim kuran az sayıda ülkeden biri olduğunu vurguladı. “BARIŞ, UKRAYNA’NIN EGEMENLİĞİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ PAHASINA KURULMAMALIDIR” Öte yandan “Türkiye, bir yandan Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekledi, diğer yandan da Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımadı ve Ukrayna ile savunma alanındaki iş birliğini sürdürdü. Diğer taraftan da Rusya ile iletişim kanallarını açık tutarak bu kanalları somut sonuçlar elde etmek için kullanmaya çalıştı.” değerlendirmesini yapan Büyükelçi Celâl, bu sayede 2022 ve 2025 yıllarında İstanbul’un Ukrayna ve Rusya arasında gerçekleştirilen müzakerelere ev sahipliği yaptığını, Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in (BM) çabalarıyla Karadeniz Tahıl Girişimi’nin hayata geçirildiğini ve savaş devam ederken Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden dünya pazarlarına ulaşmasının ve Ukraynalı savaş esirlerinin serbest bırakılmasın mümkün kılındığını hatırlattı. Müzakereler hususunda ayrıca Ukrayna için önemli olanın adil ve kalıcı bir barışın sağlanması olduğunu kaydeden Büyükelçi Celâl, “Barış, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü pahasına kurulmamalıdır.” dedi. Türkiye’nin aynı zamanda Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliği konusundaki rolünü de dile getiren Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin gelecekte de barışın sürdürülebilirliği açısından stratejik bir aktör olduğunun altını çizerek arabuluculuğun başarısının sadece arabulucunun çabalarına değil, tarafların gerçekten barış istemesine de bağlı olduğunu ifade etti. “KARADENIZ’İN GÜVENLİĞİNİ TÜRKİYE OLMADAN GARANTİ ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR” Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin Karadeniz güvenliğinin temel aktörlerinden biri olduğunu dile getirerek “Cumhurbaşkanımız Sayın Volodımır Zelenskıy bunu her yerde söylüyor: Tek Karadeniz bölgesinde değil, aslında Avrupa güvenlik sisteminde de Türkiye’nin ve Ukrayna’nın rolü çok büyüktür.” dedi. Türkiye’nin Karadeniz, Avrup ave Orta Doğu için önemini artık herkesin anladığını belirten Büyükelçi Celâl, “Bugün, artık savaş sonrasında Karadeniz’de nasıl bir güvenlik sistemi kurulacağını düşünmemiz gerekiyor. Türkiye’nin gelecekte Ukrayna için oluşturabileceği güvenlik garantileri ve deniz boyutunda öncü bir rol üstlenmeye hazır olması, bizim açımızdan son derece önemlidir. Bize göre Karadeniz’in güvenliğini Türkiye olmadan garanti etmek mümkün değildir.” ifadelerini kullanarak bu tür bir güvenlik sisteminin pratikteki karşılığının mayın temizleme, deniz ve hava gözetimi, ticaret yollarının izlenmesi, kritik liman altyapısının korunması, bilgi ile istihbarat paylaşımı ve sivil gemilere yönelik tehditlerin erken tespiti olabileceğini dile getirdi. “UKRAYNA, BELKİ DE GÜVENLİ DENİZ TAŞIMACILIĞINA EN ÇOK İHTİYAÇ DUYAN ÜLKEDİR” Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Karadeniz'de yükselen gerilimi düşürmeyi amaçlayan moratoryum önerisini hatırlatan Büyükelçi Celâl, Ukrayna’nın İstanbul’daki müzakereler kapsamında denizde ve havada ateşkes sağlanmasına yönelik somut adımlar atılmasını önerdiğini fakat Rusya’nın bunu kabul etmediğini kaydederek böyle bir girişimin karşılıklı olması ve güvenilir izleme ve doğrulama mekanizmalarının bulunması gerektiğini ifade etti. Ayrıca ticari deniz taşımacılığının Ukrayna açısından bir hedef olmadığının altını çizen Büyükelçi Celâl, “Ukrayna, belki de bütün bölge ülkelerinin arasında güvenli ve özgür deniz taşımacılığına en çok ihtiyaç duyan ülkedir çünkü ekonomimizin ve ihracatımızın önemli bir bölümü deniz yollarına bağlıdır. Ancak başka bir gerçeği de görmezden gelemeyiz. Rusya, uluslararası ticaret mekanizmaları, savaş ekonomisinin bir parçası olarak kullanmaya çalışmaktadır.“ şeklinde konuşarak Rusya’nın yaptırımları aşmak ve Ukrayna’yı topyekûn işgal girişimini finanse etmek için kullandığı “gölge filosunu” gündeme taşıdı. Türkiye ve Ukrayna arasındaki stratejik ortaklık açısından yakın zamanda onaylanan Serbest Ticaret Anlaşmasının da önemini vurgulayan Büyükelçi Celâl, bu şekilde sadece gümrük vergilerinin düşürülmeyip iki büyük Karadeniz ekonomisinin entegrasyonunun gerçekleşeceğine de işaret ederek Türk şirketleri açısından doğacak yeni fırsatları ve Ukrayna’nın yenden inşasını da dile getirdi. “KIRIM, YALNIZCA STRATEJİK BİR TOPRAK PARÇASI DEĞİLDİR” Öte yandan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi, Kırım’dan söz ederken sadece savaş gemileri, füzeler ve jeopolitikten konuşulamayacağını belirterek “Kırım, yalnızca stratejik bir toprak parçası değildir. Kırım, insanların vatanıdır ve her şeyden önce Kırım Tatar halkının tarihî vatanıdır.” dedi. Büyükelçi Celâl, Türkiye’de milyonlarca insanın Kırım ile olan kültürel ve duygusal bağına işaret ederek Türkiye’nin Kırım konusundaki tutumunun Ukrayna için insani bir anlam taşıdığını da dile getirdi. Kırım’ın 2014 yılındaki işgali sırasında Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) yasaklandığını kaydeden Büyükelçi Celâl, aktivistlerin, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının yasa dışı olarak takip edildiğini, alıkonulduğunu ve hapis cezasına çarptırıldığını ifade etti. KIRIMLI SİYASİ TUTSAKLARIN YARISINDAN FAZLASINI KIRIM TATARLARI OLUŞTURUYOR İşgal altındaki Kırım’da hâlihazırda yaklaşık 300 siyasi tutsağın bulunduğunu bildiren Büyükelçi Celâl, siyasi tutsakların yarısından fazlasının Kırım Tatarı olduğunu vurgulayarak Kırım Tatarlarının işgalci Rusya tarafından hedef alınmasının sebebinin, Kırım Tatar halkının 2014 yılında meydanlara çıkarak Rus işgaline “hayır” demesi ve demokrasiden yana olduğunu ifade etmesi olduğunu kaydederek Kırımlıların siyasi görüşleri nedeniyle uğradığı baskıyı da dile getirdi. Ayrıca bugün Kırım Tatarcanın ve Kırım Tatar kültürünün zor durumda olduğunu kaydeden Büyükelçi Celâl, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov’un 24 Mayıs 2016’da kimliği belirsiz Rus işgalciler tarafından kaçırıldığını hatırlatarak “Annesi ne yazık ki rahmetli oldu, babası ise hâlâ kendisini bekliyor. Biz de bekliyoruz. Sağ mı, değil mi, kendisinden hiçbir haber alınamadı.” dedi. “KARADENİZ BİZİM ORTAK EVİMİZDİR, BU EVİ GÜVENLİ, ÖZGÜR VE BARIŞÇIL HÂLE GETİRMEK İSTERİZ” Büyükelçi Celâl, son olarak şu ifadelere yer verdi Rus saldırganlığı eski düzeni yıktı ancak bundan sonra kurulacak düzenin nasıl olacağı konusunda son söz bizim olmalıdır. Ukrayna, bu konuda kendi tercihini yaptı. Biz, Karadeniz’in hiçbir devletin gölü olmasını istemiyoruz, bir çatışma alanı olmasını da istemiyoruz. Karadeniz, uluslararası hukuka, seyrüsefer özgürlüğüne ve komşularının egemenliğine saygı gösteren bütün devletler için güvenli olmalıdır. Bizim stratejik hedefimiz çok açıktır: Savaşın olmadığı, uluslararası hukukun geçerli olduğu, ticaret gemilerinin hangi bayrak altında olursa olsun saldırıya uğrama korkusu olmadan seyrettiği, mayınlarından temizlenen, ticaretin geliştiği, Ukrayna ve Türkiye ekonomilerinin Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde birbirine daha da yakınlaştığı, savunma sanayilerimiz ve ortak güvenliğimiz için birlikte çalıştığımız, Kırım’ın artık askerî bir üs olmadığı, ayrıca Kırım Tatarlarının kendi vatanlarında özgürce yaşadığı bir Karadeniz. Ukrayna ve Türkiye’nin bu vizyonu hayata geçirebileceğine inanıyorum. Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımayan Türkiye’ye minnettarız. Kırım Tatar halkının haklarını savunduğu için Türkiye’ye minnettarız. Ukrayna, en zor dönemlerinde Türkiye’nin gösterdiği dayanışmayı unutmadı. Ukrayna ile Türkiye’yi birbirine bağlayan sadece geçmiş değildir, bizi birbirimize bağlayan Karadeniz, ekonomik çıkarlarımız, güvenlik ve insanlarımız arasındaki bağlardır. Bizim görevimiz, bu düzenin hukukun gücüne dayanmasını sağlamaktır. Bunun, Ukrayna ile Türkiye’nin ortak çıkarı olduğuna inanıyorum. Karadeniz bizim ortak evimizdir, bu evi güvenli, özgür ve barışçıl hâle getirmek isteriz. “KIRIM TÜRKÜ KARDEŞLERİMİZ 12 YILDIR BASKI ALTINDA” Konferans sonunda söz alan Emel Kırım Vakfı Başkan Vekili Nurten Bay, Rus esareti altındaki Kırım Tatar siyasi tutsakların maruz bırakıldığı ağır koşulları dile getirdi. “Kırım Türkü kardeşlerimiz 12 yıldır baskı altında. Gece yatarken neredeyse giyinik yatıyorlar çünkü ‘Kapı kırılır veya bir telefon alabiliriz. Bizim evimize veya birinin evine baskına geliyorlar, acaba kimin evine baskına gittiler?’ diye tedirgin yatıyorlar.” şeklinde konuşan Bay, Kırımlıların baskın sonrası uzun yıllar yasa dışı olarak hapse mahkûm edildiğini ve Rusya’nın Kırım’dan kilometrelerce uzaktaki hapishenelere ve tutukevlerine yasa dışı olarak sevk edildiğini kaydetti. Rusya’nın alıkoyduğu ve aralarında ağır hastalıklardan muzdarip olanların da bulunduğu birçok Kırımlı siyasi tutsağın bulunduğunu hatırlatan Bay, Ervin İbragimov’u da gündeme taşıdı. UKRAYNALI AKADEMİSYENLER DE HAK MÜCADELESİNE DAVET EDİLDİ Türk Akademisyenler Birliği Genel Başkanı Doç. Dr. İzzettin Özpolat, programın kapaşında yaptığı konuşmada, Kırım Tatar siyasi tutsak Tofik Abdülgaziyev başta olmak üzere diğer Kırımlı siyasi tutsaklar adına da Azerbaycanlı aydınlar tarafından imza toplandığı ve bu imzaların Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e sunulduğunu anımsattı. Doç. Dr. Özpolat, geçmişte Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva ile de benzer çalışmaların yapıldığını dile getirerek, Ukraynalı akademisyenleri de Kırımlı Tatar siyasi tutsaklar ve Rusya tarafından haksız yere alıkonulan Türk kökenli siyasi tutsaklar adına ilgili projelerde yer almaya davet etti.

Büyükelçisi Celâl'den Savaş Çakar açıklaması: “Bu açık bir dezenformasyon” Haber

Büyükelçisi Celâl'den Savaş Çakar açıklaması: “Bu açık bir dezenformasyon”

Rusya'dan Trabzon'a kömür taşıyan Türk bayraklı geminin Karadeniz'de silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısına uğraması sonucu hayatını kaybeden Türk denizci Savaş Çakar'ın kardeşi gazeteci Abbas Çakar'ın, olayla ilgili iddialarına Ukrayna'dan yanıt geldi. Abbas Çakar, yazısında Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi tarafından kendisine gönderildiğini belirttiği mesajda, ağabeyi Savaş Çakar için "Hak ettiğini aldı." ifadelerinin kullanıldığını öne sürdü. Ukrayna Büyükelçisi Sn. Naryman Dzhelialov GDH’ye yaptığı açıklamada son günlerde Türk kamuoyunda, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi’nin, Türk denizci Savaş Çakar’ın hayatını kaybetmesiyle ilgili bir yorum yaptığı iddiasını yorumladı. pic.twitter.com/JK7Kq11wcQ — Ukraine in Türkiye (@UKRinTR) August 17, 2026 UKRAYNA BÜYÜKELÇİLİĞİNDEN İDDİALARA CEVAP Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Türk kamuoyunda son günlerde yayılan iddianın doğru olmadığını bildirdi. Celâl, Robert Brovdi'nin Savaş Çakar'ın hayatını kaybetmesine ilişkin "Hak ettiğini aldı." şeklinde bir yorum yaptığı iddiasını kesin bir dille reddederek, söz konusu haberin "açık bir dezenformasyon ve manipülasyon" olduğunu söyledi. Büyükelçi Celâl yaşanan olay nedeniyle Savaş Çakar'ın ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi. Bir sivilin hayatını kaybetmesinin her zaman büyük bir trajedi olduğunu vurgulayan Celâl, Karadeniz'deki güvenlik risklerine de dikkat çekti. "KARADENİZ'DE CİDDİ GÜVENLİK RİSKLERİ VAR" Celâl, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş nedeniyle Karadeniz'de ciddi güvenlik risklerinin bulunduğunu belirtti. Ukrayna'nın denizcilere tehlikeli bölgeler ve mevcut riskler konusunda önceden uyarılarda bulunduğunu ifade eden Büyükelçi, sivil gemilerden bu uyarıları dikkate almalarını istedi. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi, olayla ilgili ortaya atılan iddianın Türk kamuoyunda Ukrayna karşıtı bir algı oluşturmayı amaçladığını vurguladı. Celâl, "Yaşanan bir trajediyi kullanarak Türk toplumunda Ukrayna'ya karşı olumsuz bir düşünce oluşturmak" amacı taşıdığını belirttiği bu tür iddialara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. "TÜRKİYE-UKRAYNA DOSTLUĞU KORUNMALI" Celâl, yaşanan tartışmanın Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkilere zarar vermemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye ve Ukrayna arasındaki dostluk ile karşılıklı güvenin korunmasının önemine işaret eden Büyükelçi, bunun en iyi yolunun gerçekleri ortaya koymak, dürüst olmak ve tarafların birbirleriyle doğrudan iletişim kurması olduğunu ifade etti.

Yunanistan bandıralı tanker Karadeniz'de saldırıya uğradı Haber

Yunanistan bandıralı tanker Karadeniz'de saldırıya uğradı

Yunanistan bandıralı Skiros adlı petrol tankeri, Rusya'nın Novorossiysk kenti yakınlarında, Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) terminalinden Rus petrolü yükledikten sonra Karadeniz'de saldırıya uğradı. Bloomberg'in kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, Suezmax sınıfındaki tanker, pazar günü CPC terminalinin yakınlarında saldırıya maruz kaldı. CPC ağırlıklı olarak Kazakistan petrolünün ihracatını gerçekleştirirken, saldırıya uğrayan Skiros'un taşıdığı petrolün Rusya menşeli olduğu belirtildi. Olayda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı ve herhangi bir petrol sızıntısının meydana gelmediği bildirildi. Equasis sisteminde Skiros'un yöneticisi olarak görünen Atina merkezli şirket, geminin sahiplerinin olaydan haberdar olduğunu açıkladı ancak konuya ilişkin daha fazla bilgi vermedi. Bloomberg, olayın yaklaşık üç haftalık aranın ardından CPC terminaline gelen bir gemiye yönelik ilk saldırı olduğunu aktardı. Geçtiğimiz ay düzenlenen silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırıları nedeniyle CPC'nin petrol yüklemeleri kesintiye uğramış, Kazakistan'daki bazı petrol sahalarında üretim azaltılmıştı. CPC, daha önce art arda düzenlenen tanker saldırılarının ardından çevre ve güvenlik riskleri nedeniyle faaliyetlerini geçici olarak durdurmayı değerlendirmiş, ancak çalışmalarını sürdürme kararı almıştı.

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha, Yunan mevkidaşıyla Karadeniz güvenliğini görüştü Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha, Yunan mevkidaşıyla Karadeniz güvenliğini görüştü

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Yunanistan Dışişleri Bakanı Georgios Gerapetritis ile Karadeniz'deki güvenlik durumunu ve iki ülke arasındaki iş birliğini ele aldı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Sıbiha, görüşmede Yunanistan'a Ukrayna ve halkıyla gösterdiği dayanışma nedeniyle teşekkür etti. Bakan Sıbiha, görüşmede özellikle Karadeniz'deki güvenlik durumuna dikkati çekerek, Rusya'nın Ukrayna limanlarına, denizcilik altyapısına ve sivil gemilere yönelik saldırılarının seyrüsefer özgürlüğü, uluslararası ticaret ve küresel gıda güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğunu belirtti. Ukrayna Dışişleri Bakanı, Yunan mevkidaşına ayrıca ülkesinin acil hava savunma sistemi ve mühimmat ihtiyaçları hakkında bilgi verdi. Rusya'nın Ukrayna şehirleri ve altyapısına yönelik füze ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırılarının giderek yoğunlaştığını belirterek, Ukrayna hava sahasının korunmasının acil bir öncelik haline geldiğini ifade etti. SIBİHA: KARADENİZ AÇIK VE GÜVENLİ KALMALI Ukraynalı Bakan, Ukrayna ve Yunanistan'ın iki deniz ülkesi olarak seyrüsefer özgürlüğünü hem bir ilke hem de güvenlik meselesi olarak gördüğünü vurguladı. Rusya'nın ülkeleri, pazarları ve insanları birbirine bağlayan hayati bir güzergâh olan Karadeniz'i baskı ve tehdit aracı haline getirmeye çalıştığını belirten Sıbiha, iki ülkenin Karadeniz'in deniz taşımacılığına açık, güvenli ve serbest kalması konusunda ortak çıkar taşıdığını kaydetti. Bunun yanında Sıbiha, görüşmede güncel gelişmeler ile ikili iş birliğinin temel önceliklerinin yanı sıra daha geniş kapsamlı uluslararası iş birliği konularında da görüş alışverişinde bulunduklarını belirterek, temasları yakın şekilde sürdürme konusunda mutabık kaldıklarını açıkladı. KARADENİZ'DE SALDIRILAR ARTIYOR Öte yandan, Rusya'nın Karadeniz bölgesindeki saldırılarının artması nedeniyle Türkiye'nin ticari gemilerin Karadeniz yönündeki hareketlerine yönelik kısıtlamalar getirdiği bildirildi. Ayrıca, Yunanistan merkezli sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığı şirketi Dynagas’ın Rus LNG’sini üçüncü ülkelere taşımaya 12 ay daha devam etmesine izin verilmesi konusunda uzlaşı sağlandığı bildirildi. Söz konusu istisnanın, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketi kapsamında kabul edildiği aktarıldı. Bunun yanı sıra Yunanistan, Rusya’ya yönelik yeni yaptırım paketlerinin kabulü sırasında kendi ekonomik ve denizcilik çıkarlarını korumaya yönelik itirazlarıyla müzakerelerin gecikmesine neden olan ülkelerden biri oldu.

Zelenskıy ve Sisi'den kritik telefon görüşmesi: Gıda güvenliği masada Haber

Zelenskıy ve Sisi'den kritik telefon görüşmesi: Gıda güvenliği masada

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek Rusya’nın Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılarının Ukrayna’nın gıda ihracatına ve küresel gıda güvenliğine yönelik oluşturduğu tehditleri ele aldı. Cumhurbaşkanı Zelenskıy, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’ye Karadeniz’deki durum ve gıda güvenliğine yönelik tehditlere gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür etti. Ukrayna’nın Mısır’ın yanı sıra Afrika ve Orta Doğu’daki birçok ülkenin önemli gıda tedarikçilerinden biri olduğunu belirten Zelenskıy, Rusya’nın savaş nedeniyle bu tedarik zincirlerini ciddi şekilde tehdit ettiğini ifade etti. Bunun yanında Zelenskıy, Rusya’nın ticari yük gemilerine yönelik saldırıları nedeniyle iki Mısır vatandaşının da hayatını kaybettiğini belirterek, Sisi’ye taziyelerini iletti. FİYATLARDA ARTIŞLAR BEKLENİYOR Ukrayna Cumhurbaşkanı, Rus saldırıları nedeniyle gıda sevkiyatlarında şimdiden belirgin bir düşüş yaşandığını belirterek, bunun gıda fiyatlarında artış ve bazı ürünlerde kıtlık gibi ciddi sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Zelenskıy, görüşmede bu risklere karşı alınabilecek önlemler ve insanların hayatlarının korunması konularının da ele alındığını, tarafların ortak çözüm yolları üzerinde çalışma konusunda mutabık kaldığını aktardı. İki lider ayrıca enerji alanındaki işbirliği ile Ukrayna-Mısır ilişkilerini değerlendirdi. Görüşmede ele alınan konular üzerinde ilgili ekiplerin çalışmalarını sürdürmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bunun yanı sıra Zelenskıy, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’ye savaşın sona erdirilmesi için diplomasinin sonuç vermesi gerektiğine ilişkin yaklaşımı nedeniyle de teşekkür etti. Öte yandan, Ukrayna'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilci Yardımcısı Volodımır Pavliçenko da daha önce BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’nın tahıl ihracatına yönelik sistematik saldırılar düzenlediğini ve Karadeniz’deki ticaret yollarını engellemeye çalıştığını belirtmişti.

Rusya'dan Karadeniz'de ateşkese ret: "Türkiye'den resmî bir teklif gelmedi" Haber

Rusya'dan Karadeniz'de ateşkese ret: "Türkiye'den resmî bir teklif gelmedi"

Rusya, 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana Ukrayna’nın bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne yönelik topyekûn işgal saldırılarını sürdürüyor. Rus saldırıları sonucu Karadeniz’deki gerilim tırmanırken sivil gemiler ve limanlar ise hedef alınmaya devam ediyor. Ukrayna, Karadeniz’deki sivil gemileri ve limanları hedef alan saldırıların karşılıklı durdurulması için bir aracı vasıtasıyla Rusya’ya teklif sunmasına ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın savaşan taraflara Karadeniz'deki saldırıları durdurmaları yönünde bir teklif ilettiklerini açıklamasına rağmen Rusya tarafı, Türkiye tarafından herhangi bir resmî teklif alınmadığını iddia etti. RUSYA, ATEŞKESE İLİŞKİN TÜRKİYE’DEN RESMÎ BİR TEKLİF GELMEDİĞİNİ ÖNE SÜRDÜ Türkiye’nin çağrısına rağmen Rusya tarafından tepki çeken bir açıklama geldi. Rusya’nın propaganda haber aygıtı RİA Novosti tarafından 14 Ağustos 2026 tarihinde gündeme taşınan habere göre gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, “Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, kısa süre önce basına verdiği bir röportajda Karadeniz'deki askeri faaliyetlerin askıya alınmasına yönelik Türkiye'nin önerilerini Rusya ve Ukrayna taraflarına ilettiğini söyledi. Ancak Rus tarafı, Türkiye'den diplomatik kanallar yoluyla bu girişimin şartlarını somutlaştıracak resmî bir teklif almadı.” dedi. RUSYA: TAHIL KORİDORU’NA DÖNÜŞ YOK Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye, Ukrayna ve Rusya arasında 22 Temmuz 2022 tarihinde imzalanan Tahıl Koridoru’na (Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişim Belgesi) geri dönülmesinin uygun olmadığını öne sürdü. Zaharova, bunun bir sebebi olarak o dönemde anlaşmanın uygulanabilmesinin koşulunun Ukrayna’nın da benzer önlemler alması olduğunu fakat bu önlemlerin hayata geçirilmediğini iddia etti.

Ukrayna, Rusya'ya Karadeniz'de ateşkes teklif etti Haber

Ukrayna, Rusya'ya Karadeniz'de ateşkes teklif etti

Ukrayna yönetimi, Karadeniz’de sivil deniz taşımacılığı ve ticari gemileri hedef alan saldırıların karşılıklı olarak durdurulması amacıyla bir aracı ülke üzerinden Rusya’ya resmî bir teklif iletti. Reuters’ın aktardığı habere göre Kıyiv yönetimi teklifini iletirken, Moskova tarafı öneriye henüz resmî bir yanıt vermedi. Öte yandan, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Gruşko ise Rus hükûmetinin propaganda ajansı TASS'a yaptığı açıklamada, Karadeniz'de ateşkes veya moratoryuma ilişkin resmi bir teklif almadıklarını öne sürdü. KARADENİZ’DE SİVİL DENİZCİLİK İÇİN TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR Ukrayna’nın bu adımı, Karadeniz’deki sivil seyrüsefer güvenliğinin son haftalarda hızla kötüleşmesinin ardından geldi. Bölgede liman altyapılarına ve ticari gemilere yönelik saldırıların artması, küresel gıda fiyatları üzerindeki baskıyı artırırken denizcilik sektörünü ve sigorta şirketlerini alarm durumuna geçirdi. Birleşik Krallık merkezli denizcilik yayını Lloyd's List’in verilerine göre, sadece Temmuz 2026 içerisinde Karadeniz’de 35’ten fazla ticari gemi hedef alındı ve saldırılarda 23 denizci hayatını kaybetti. Bölgede çalışan bazı tankerler SİHA saldırılarına karşı önlem olarak mürettebat tarafından koruyucu düzeneklerle donatılmaya başlandı. DENİZ MİNLERİ VE SEVKİYAT KORİDORUNUN KRİTİK ÖNEMİ Karadeniz’deki güvenlik riski sadece füze ve SİHA saldırılarıyla sınırlı kalmıyor; sürüklenen deniz mayınları ve patlamamış mühimmatlar da sivil gemiler için büyük bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Buna rağmen Karadeniz, Ukrayna tarım ürünlerinin dünya pazarlarına ulaştırılmasında hayati bir rol oynamayı sürdürüyor. Ukrayna'nın Uluslararası Denizcilik Örgütüne (IMO) sunduğu verilere göre, insani deniz koridorunun açılmasından bu yana koridordan 4 bin 500’den fazla gemi geçti ve yaklaşık 120 milyon ton yük taşındı. TÜRKİYE’DEN MORATORYUM VE İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI Karadeniz'deki gerilimin tırmanması üzerine Türkiye de harekete geçerek taraflara saldırıların durdurulması yönünde mekanizma kurulması çağrısında bulunmuştu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, çatışmaların şiddetlenmesi nedeniyle Türk ticari gemileri dahil sivil seyrüseferin tehlikeye girdiğini belirterek, uluslararası toplumun Karadeniz'de savaşın yayılmasını önlemek adına müdahale etmesi gerektiğini ifade etmişti.

Rusya, sivil gemilere saldırıyor: Yeni tahıl koridoru aciliyet kazandı Haber

Rusya, sivil gemilere saldırıyor: Yeni tahıl koridoru aciliyet kazandı

Ukrayna’yı topyekûn işgal saldırılarıyla hedef alan Rusya’nın, Karadeniz’de sivil gemilere saldırması nedeniyle can kayıpları artmaya devam ediyor. İşgalci Rusya’nın bölge ekonomisine darbe vuran saldırılarından tahıl ticareti de etkileniyor. Bölgede çalışan gemilerin güvenlik riski nedeniyle atıl kalması, armatörlerin gelir kaybını artırırken mürettebat bulmak da zorlaşıyor. İş insanları ise olası bir küresel gıda krizinin önüne geçmek amacıyla yeni bir güvenli tahıl koridorunun oluşturulması çağrısında bulunuyor. TAHILIN DÜNYA PAZARLARINA ULAŞABİLMESİ İÇİN TEK YOL DENİZYOLU TAŞIMACILIĞI Sektör temsilcileri, 2022’de oluşturulan tahıl koridorunun yeniden kurulmasının küresel gıda arz güvenliği açısından aciliyetini vurgularken Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Ukrayna İş Konseyi Başkanı İsmail Ziya Uzel, Dünya Gazetesine verdiği demeçte Karadeniz’deki güvenlik krizinin global tahıl piyasasında büyük bir arz şoku yaratabileceğine dair uyarıda bulundu. Ukrayna’nın yüzde 14, Rusya’nın ise yüzde 18 olmak üzere dünya tahıl üretiminde toplamda yüzde 32’lik paya sahip olduğunu dile getiren Uzel, bu hacmin yalnızca denizyolu taşımacılığı aracılığıyla dünya pazarlarına ulaştırılabileceğinin altını çizdi. Bununla birlikte Uzel, Ukrayna ve Rusya’dan mısır, arpa, ayçiçeği ve soya gibi stratejik ürünlerin de dünya pazarlarına taşındığını belirtti. TÜRKİYE VE BM GİRİŞİMİYLE OLUŞTURULAN KORİDOR MODELİ GÜNCELLENEBİLİR Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İran arasında devam eden savaş, Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin sert biçimde düşmesine ve enerji piyasasında fiyat dalgalanmalarına sebep olurken Uzel, Karadeniz’deki krizin uzaması hâlinde benzer bir durumun tahılda da yaşanabileceğini kaydetti. Uzel, ürünün pazara inemedikçe küresel gıda fiyatlarında sert bir artış görüleceğini ve bu sorunun çözümü için Ukrayna ve Rusya’nın ticari gemilerin güvenli geçişini garanti edecek yeni bir mekanizma oluşturması gerektiğine işaret etti. Türkiye ve Birleşmiş Milletlerin (BM) girişimiyle oluşturulan koridor modelinin bugünün koşullarına uyarlanabileceğini ifade eden Uzel, gemilerin geçeceği denetimin askerî unsurlar yerine tarafların kabul edeceği denizcilik uzmanları kontrolünde yapılabileceğini aktardı. Öte yandan Uzel, bu noktada uluslararası kuruluşların ve Türkiye’nin diplomatik girişimlerinin önemini vurguladı. “KARAYOLU SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİLDİR” Bununla birlikte un ve makarna ihracatında dünyada ilk sıralarda yer alan Türkiye’nin, Ukrayna ve Rusya’dan tedarik ettiği tahılın rekabetçi fiyatlarla üretim yapabilmesindeki yerine işaret eden Uzel, Karadeniz’deki gemi trafiğinin yok denecek kadar azalması sonucu ihracatçının kısmen karayoluna yönelmesine karşın, “Dünyanın üçte bir ihtiyacını gören bu iki ülkenin yükünü karayoluyla veya başka enstrümanlarla dışarı çıkarmanın imkânı yok.” dedi. İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri (İMEAK) Deniz Ticaret Odası Meclis Başkanı Başaran Bayrak ise tahılın temel taşıma aracının dökme yük gemileri olduğunu dile getirerek “Karayolu geçici bir çözümdür, sürdürülebilir değildir. Hiçbir taşıma modu denizin sunduğu devasa kapasi­tenin alternatifi olamaz.” ifadelerini kullandı. DAHA UZUN ROTALARIN MALİYETİ ARTIRACAĞI VURGULANIYOR Eylül ayından itibaren bölgedeki tahıl arzının yeniden artması beklenirken güvenli gemi trafiğinin sağlanamaması ve krizin uzaması hâlinde ürünlerin limanlarda ve alternatif güzergâhlarda birikmesinden endişe ediliyor. Tahıl sevkiyatlarının Uzak Doğu gibi daha uzak pazarlara yönelmesinin ise yakıt, sigorta ve navlunu artırmasının yanı sıra küresel gıda enflasyonu üzerindeki baskıyı da artırması bekleniyor. Öte yandan Türkiye’nin önde gelen dış ticaret ve lojistik firmalarından Asset GLI’nin Denizyolu ve Hava Kargo Müdürü Burak Kerimoğlu, “Türkiye açısından baktığımızda ise Karadeniz ticaretinin kesintisiz devam etmesi son derece önemli. Mevcut gerilim devam ederse özellikle Türkiye-Ukrayna ve Türkiye-Rusya ticaretinde lojistik maliyetlerin yükseldiği, transit sürelerin uzadığı ve alternatif güzergâhlara talebin arttığı bir dönem görebiliriz. Önümüzdeki birkaç hafta denizyolu taşımacılığının seyri açısından kritik olacak.” ifadelerine yer verdi. TÜRKİYE’NİN ÖNCÜLÜĞÜNDE GÜVENLİ BİR TAHIL KORİDORU PROTOKOLÜ ÇAĞRISI YAPILIYOR Alternatif kara, demiryolu ve Tuna güzergâhlarının denizyolunun taşıdığı hacmi karşılayamayacağına dikkat çekilirken Ukraynalı yetkililer ise yaklaşık 30 milyon ton tahıl ve yağlı tohumun uluslararası pazarlara ulaşamama riskine işaret ediyor. Ayrıca eylül ayında başlayacak yeni hasat dönemi yaklaşırken iş insanları, Türkiye’nin öncülüğünde uluslararası kuruluşların ve taraf ülkelerin yeniden masaya oturması ve güvenli bir tahıl koridoru protokolünün bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor.

Romanya: Karadeniz'deki gaz platformumuzun yakınlarında iki Rus SİHA'sı etkisiz hale getirildi Haber

Romanya: Karadeniz'deki gaz platformumuzun yakınlarında iki Rus SİHA'sı etkisiz hale getirildi

Romanya Savunma Bakanı Radu Miruta, 11 Ağustos günü Romanya ordusuna bağlı balıkadam-bomba imha uzmanlarının Karadeniz'de iki adet "Gerbera" tipi silahlı insansız hava aracını (SİHA) etkisiz hale getirdiğini duyurdu. Söz konusu SİHA modellerinin Rus ordusu tarafından Ukrayna'ya yönelik saldırılarda düzenli olarak kullanıldığı biliniyor. Bakan Miruta'nın açıklamasına göre olay, Romanya'nın münhasır ekonomik bölgesinde, Köstence'nin yaklaşık 90 deniz mili batısında meydana geldi. SİHA’ar, Romanya'nın doğal gaz çıkardığı Karadeniz'deki Neptun Deep sahası civarında tespit edildi. Gaz platformu yakınlarında çalışan gemilerden birinin sürüklenen SİHA’ları fark etmesi üzerine bölgeye derhal Romanya Sahil Güvenlik botu ve askeri personel sevk edildi. Askeri uzmanlar su üzerinde sürülen SİHA’ları güvenlik altına alarak imha etti. Bükreş yönetiminin Ukraynalı yetkililerle temas kurduğu ve Ukrayna tarafının bu sistemlerin kendilerine ait olmadığını teyit ettiği bildirildi. RUS SİHA’LAR AVRUPA SEMALARINDA Son aylarda Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği hava saldırılarında kullanılan SİHA’lar; Romanya, Finlandiya ve Baltık ülkeleri dahil olmak üzere NATO üyesi ülkelerin hava sahasını ve karasularını sistematik olarak ihlal ediyor. Yaşanan gerginliklerin ardından Romanya, Rusya'nın Köstence Başkonsolosluğunu kapatma ve konsolosu sınır dışı etme kararı almış; Rusya da buna karşılık Romanya'nın St. Petersburg Konsolosluğunu kapatmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.