SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kıbrıs Türkleri

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kıbrıs Türkleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kıbrıs Türkleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Doç. Dr. Balyemez: Gaspıralı'nın Türk fikir hareketi üzerindeki etkisini Kıbrıs'ta görmek mümkündür Haber

Doç. Dr. Balyemez: Gaspıralı'nın Türk fikir hareketi üzerindeki etkisini Kıbrıs'ta görmek mümkündür

Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez, Kıbrıs'ın Türkiye için önemini stratejik bir ileri karakol olmanın ötesinde, 500 yıllık köklü bir gönül bağı ve millî dava olarak tanımladı. Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT) kuruluşundan Kıbrıs Barış Harekatı’na, CIA raporlarındaki çarpıcı gerçeklerden millî mücadelenin lider kadrosuna kadar pek çok kritik konuya değinen Balyemez, Kıbrıs davasının bir "şeref meselesi" olduğunun altını çizdi. Kıbrıs’ın Türkiye için öneminden ve Kıbrıs’taki Türk varlığından bahseden Doç. Dr. Balyemez, Türkiye’nin Kıbrıs Türkleriyle olan bağının güvenlik meselesinden ziyade köklerden gelen bir bağlılıktan kaynaklandığını söyledi. Anadolu’dan gönderilerek Kıbrıs’ta iskân edilen Türklerin köklerinin halen Anadolu’da dinamik olarak durduğundan söz etti. "KIBRIS BİZİM MİLLÎ DAVAMIZDIR. KIBRIS'TAKİ TÜRKLER BİZİM KARDEŞİMİZDİR" Türkiye’nin Kıbrıs’ta olan Türk varlığını kendi öz varlığı gibi değerlendirmesi gerektiğine değinen Balyemez, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında hazırlanan bir CIA raporunda Kıbrıs’taki Türk birliğinin Türkiye’ye maliyetinin Türkiye’de mevcut olan bir birliğin maliyetinin bir buçuk katı olduğundan bahsettiğini belirtti. "Türkiye Kıbrıs'taki bu mücadeleyi bir kâr zarar veya çıkar boyutunda değil, bir şeref boyutunda değerlendiriyordu." diyen Balyemez, "Dolayısıyla Kıbrıs, bir mill'i davadır. Bunu sadece güvenlik boyutuna indirgersek şayet, kendi gerçekliğimize aykırı düşünmüş oluruz. Yani Amerikalı bunu 3 yıllık bir analizle tespit ederken, bizim 500 yıllık bir köke dayanan ilişkiyi ve bağı, sadece buna indirgememiz bence çok yanlış olur. Kıbrıs bizim millî davamızdır. Kıbrıs'taki Türkler bizim kardeşimizdir." ifadelerini kullandı. "KIBRIS'TA MÜCADELE ADADA İNGİLİZ HAKİMİYETİNİN BAŞLAMASI İLE ORTAYA ÇIKTI" Kıbrıs meselesinin yaklaşık 150 yıllık kökleri olduğuna atıf yapan Balyemez, “1878 yılında Kıbrıs'ın İngiliz yönetimine geçmesi neticesinde, Türklük mücadelesi de başlamıştır” dedi.. Jön Türk hareketinin burada çok büyük bir etkisi olduğuna işaret eden Balyemez, "Aynı dönemde hem Gaspıralı'nın hem Akçura'nın Anadolu'daki fikrî, Türk fikrî hareketi üzerindeki etkisinin yansımalarını Kıbrıs'ta da görmek mümkündür" değerlendirmesinde bulundu. KIBRIS’TAKİ İLK TOPLUM LİDERİ: MÜFTÜ ZİYAETTİN EFENDİDİR Müftü Ziyaettin Efendi’nin 1900’lü yıllardan itibaren Kıbrıs Türk Millî Mücadelesi'nin öne çıkan ismi olduğunu söyleyen Balyemez, Kıbrıs’ın 1923 yılında Lozan Antlaşması ile hukuken Birleşik Krallık'a devredilmesinden iki yıl sonra Kıbrıs’ta İngiliz sömürge yönetimi ilan edildiğini belirterek, bunun üzerine Kıbrıs’ta Kemalist Halkçı Hareket'in ortaya çıktığını, bu hareketin liderliğini Mısırlızade Mehmet Necati Özkan, Raşit Doğruyol ve Mehmet Remzi Okan’ın yaptığını beyan etti. 1930'lu yıllarda Mısırlızade Mehmet Necati Özkan bu hareketin liderliğinin tamamen üstlendiğini, Özkan’ın İngiliz sömürge yönetimine karşı hak arama mücadelesinde öne çıktığını ve İngiliz sömürge yönetimine kafa tutan ilk lider olduğunu kaydeden Balyemez, Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş’tan önce adada mücadeleyi başlatan ismin Necati Özkan olduğunu ifade etti. İkinci Dünya Savaşı'nın hem Türkiye’de hem de Kıbrıs’taki dinamikleri doğrudan etkilediğinden de bahisle, 1937 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün adaya geldiğini, Küçük’ün halka sağlık hizmetleri verirken bir taraftan da mücadelenin içine yavaş yavaş girdiğini belirten Balyemez, 1943’te Lefkoşa’da yapılan belediye seçimlerinde 11 meclis üyesinden, Türklere ayrılan 5 kişilik kontenjandan birine Necati Özkan, birine de Dr. Fazıl Küçük’ün seçildiğini Dr. Küçük’ün siyasi olarak Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesindeki liderliğinin ortaya çıktığını belirtti. Balyemez, Dr. Küçük’ün Kıbrıs Milli Türk Halk Partisi ile mücadeleye devam ettiğini, 1949 yılında Faiz Kaymak’ın mücadelenin önde gelen isimlerinden biri olduğunun üzerinde durarak, verilen bu ikili mücadelenin 1957 yılından Denktaş’ın Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu başkanı olmasıyla sonra Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş birlikteliği ile devam ettiğine dikkat çekti. Uzman, Türklerin Rumlarla beraber 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, siyasi, anayasal, kurucu bir unsur olarak Kıbrıs’ın geleceğine dair kararlarda yer aldığını vurgulayarak bu sürecin 21 Aralık 1963 tarihinde gerçekleşen Kanlı Noel saldırıları ile sonlandığını ve devletin yıkıldığını kaydetti. "Cumhuriyet yıkıldıktan sonra 1973'e kadar Denktaş'la Dr. Fazıl Küçük omuzdaşlık yaparak bu mücadeleye devam ediyorlar" diyen Balyemez, 1973 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün bayrağı Denktaş'a teslim ederek kendisinin pasif mücadeleye devam ettiğini belirtti. "KKTC, 18. TÜRK DEVLETİDİR!" Mücadeledeki kişileri sadece Mısırlızade Necati Özkan, Faiz Kaymak, Dr. Fazıl Küçük, Denktaş'la sınırlandırmanın vefasızlık olacağı değerlendirmesinde bulunan Balyemez, TMT'nin kurucularından olan Dr. Burhan Nalbantoğlu, Osman Örek, Niyazi Manyera, Kenan Atakol ve İsmail Bozkurt gibi isimlerinden mücadelenin önde gelen isimlerinden olduğunu ifade etti. Kıbrıs’ta İngiliz sömürge yönetiminin başlamasından sonra ilk reaksiyonun Rumlardan geldiğini söyleyen uzman, Enosis istekleri doğrultusunda hareket eden Rumların ilk olarak İngilizlere tepki gösterdiğini daha sonra bu hareketin yönünün Türklere döndüğünü belirtti. "Kurdukları EOKA tedhiş örgütü ile Türklere yaşam hakkı bırakmayan Rumlara karşı mücadele etmek üzere Kıbrıs Türkleri, Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu" diye ekleyen Balyemez, TMT’den önce "Var olmak lazımsa kan akıtmamak niye?" cümlesindeki kelimelerin ilk harflerinden alan Volkan’ın Dr. Fazıl Küçük tarafından kurulduğunu, ayrıca Kara Çete, 9 Eylül Çetesi gibi mahalli teşkilatlar kurulduğu bilgisini paylaştı. TMT’nin Burhan Nalbantoğlu, Rauf Denktaş ve o dönem Türkiye Konsolosluğunda görevli Kemal Tanrısevdi tarafından 15 Kasım 1957 tarihinde kurulduğunu aktaran Balyemez, 26 Kasım 1957 tarihinde; bütün örgütlerin lağvedildiğini, örgüt üyelerinin bundan sonra TMT'nin çatısı altında toplandığını belirten bildirinin yayınlandığını, Türkiye’nin desteğini almak isteyen Kıbrıs Türklerinin Başbakan Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatih Üçlü Zorlu'nun tabiri caizse kapısını aşındırdıklarını kaydetti. Bal yemez, söz konusu taleplerin kabul gördüğünü ve TMT'nin Türkiye tarafından hem askerî hem maddi hem de malzeme açısından desteklenmesine karar verildiğini belirtti. "TSK 1974 HAREKATI'NI KIBRIS'TAKİ MÜCAHİT VE MÜCAHİDELERLE BERABER VERMİŞTİR" “Kıbrıs'ı İstirdat Planı” adıyla Kıbrıs'ı geri alma planı oluşturulduğunu dile getiren Balyemez şöyle devam etti: Türk Silahlı Kuvvetlerinden, Seferberlik Tetkik Dairesinden görevli subaylar gizli görevlerle adaya gönderiliyor. Bunların çoğu öğretmen. Üniforma giymiyorlar. Bunlara söylenen talimat şu; Kıbrıs'ta eğer yakalanırsanız ve deşifre olursanız biz sizi tanımıyoruz. Siz şu andan itibaren izindesiniz, izindeyken bu özgür iradenizle kabul etmiş olduğunuz bir şey olduğu için sizin arkanızda durmayacağız. Dolayısıyla orada mümkün olduğu kadar gizli bir örgütlenme olacak. İşte bu örgütlenmenin ilk lideri de Albay Ali Rıza Vuruşkan. Kasım 1957'de kurulan Türk Mukavemet Teşkilatını tekrar organize etmek için adaya İş Bankaşı müfettişi maske göreviyle gidiyor. İsmi de Ali Rıza Vuruşkan değil, Ali Conan. Kendisi aynı zamanda Kore Harekatı'na katılmış, Kore Harbi'ne katılmış olmasından dolayı bu mahlası kullanıyor. Ve Türk Mukavemet Teşkilatı, Kıbrıs'ta hem Kıbrıs Türk kardeşlerimizin namus güvenliğini sağlarken toplumun bir arada olmasına da büyük bir destek veriyor. 1963-1974 arasında mücadele veren mücahit ve mücahidelere de değinen uzman, "1974 Barış Harekatı'nı Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs'taki Kıbrıs Türk kardeşlerimizin kurmuş oldukları bu direniş örgütü mücahit ve mücahidelerle beraber vermiştir. Adada onların destekleri belki de bizim bu harekatta çok az zayiat vererek başarılı olmamıza etkin olan faktörlerinden biridir" değerlendirmesinde bulundu. Doç. Dr. Mehmet Balyemez değerlendirmesinde son olarak şu ifadeleri kullandı: Türk milleti olarak birlikte olmamız gerekir, bir olmamız gerekir. Ortak bir ülküde, ortak bir eylem birliğiyle çalışıp mücadele etmemiz gerekir.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ilk resmî dış ziyaretini gerçekleştirdi Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ilk resmî dış ziyaretini gerçekleştirdi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, seçim zaferinin ardından ilk yurt dışı resmî ziyaretini gerçekleştirdi. Bugün garantör ve anavatan Türkiye'ye adım atan Cumhurbaşkanı Erhürman resmî ziyaretine Anıtkabir'e giderek başladı. Beraberindeki heyetle birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedî istirahatgâhını ziyaret eden Erhürman Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktıktan sonra saygı duruşunda bulundu. Ardından Misak-ı Millî Kulesi'ne geçen Erhürman Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı. Erhürman deftere şunları kaydetti: "Aziz Mustafa Kemal Atatürk, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde ilham kaynağı olan liderliğinizden güç alarak, bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 6. Cumhurbaşkanı sıfatıyla huzurunuzda bulunmaktan derin bir onur ve gurur duymaktayım. Şahsınızın bıraktığı manevi mirasa Kıbrıs Türk halkının bağlılığı sarsılmaz bir inançla sürmektedir. Kurtuluş Savaşı’na önderlik ederken sergilediğiniz duruş, kurduğunuz Cumhuriyet ve bizlere miras bıraktığınız ilke ile devrimler, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için değil, Kıbrıs Türk halkı için de yol gösterici olmuştur. Siz, yalnızca kendi halkınıza değil; çağlar ötesine uzanan düşüncelerinizle pek çok halka, özellikle de biz Kıbrıslı Türklere, umut ve cesaret aşılayan bir öndersiniz. Atatürk sevgisi ve fikirlerinize bağlılık, Kıbrıs Türk halkının karakterinin ayrılmaz bir parçasıdır. Halkımız, en zor dönemlerinde dahi sizden aldığı ilhamla direncini korumuş, çağdaş, özgür ve onurlu bir yaşam mücadelesini sürdürmüştür. Bugün bizler, kurucusu olduğunuz Cumhuriyet’in değerlerinden beslenen bir halk olarak, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştırma kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Kıbrıs Türk halkı, bu bilinçle, her daim çağdaş değerleri, üretimi, eğitimi, kültürü ve ahlakı ön planda tutarak ilerlemeye devam edecektir. Sizin mirasınız, yalnızca bir ulusun değil; insanlığın ortak aydınlanma mirasıdır. Aziz hatıranız önünde, saygı, sevgi ve sonsuz minnetle eğiliyorum. Ruhunuz şad olsun." TUFAN ERHÜRMAN, NUMAN KURTULMUŞ İLE GÖRÜŞTÜ Anıtkabir ziyaretinin ardından KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüştü. Mecliste yapılan görüşmede TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan-Gürcistan sınırında C130 askerî kargo uçağının düşmesi sonucunda şehit olan 20 Mehmetçik için duyduğu üzüntüyü dile getirerek, Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve Türk milletine sabır diledi. Erhürman'ın ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye'ye yapmış olmasını memnuniyetle karşıladığını belirten Kurtulmuş, seçim sonuçlarıyla Cumhurbaşkanlığı görevine gelen Erhürman'ı tebrik etti. Kurtulmuş, Türkiye ile KKTC'nin adadaki Türk halkının haklı davasını uluslararası platformalara taşımaya devam edeceğinin altını çizdi. İki ülke arasındaki ilişkiye dikkat çeken Kurtulmuş, ilişkilerin olgunlaşarak bugünlere geldiğini ifade etti. KKTC'nin önemli bir devlet haline geldiği süreçte büyük acılar yaşadığını anımsatan Kurtulmuş, KKTC'nin yakın geçmişinde acı dolu sayfalar olduğunu söyledi. "KKTC TÜM UZUVLARIYLA MÜKEMMEL BİR DEVLET HALİNE GELMİŞTİR" ENOSİS hayalleriyle Türk'ün varlığını Kıbrıs'tan yok etme girişimlerine dikkat çeken Kurtulmuş, "Güney'deki Rum Kesimi, Avrupa Birliği'nin tam üyesi olarak kabul edilmiş, hep şımartılmış hep öne çıkartılmış ve Kıbrıs Türklerinin üzerinde bir siyasal baskı unsuru haline gelmesine göz yumulmuştur ama çok şükür büyük mücadelelerle, büyük fedakarlıklarla 50 yıl artık geride kaldı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bütün uzuvlarıyla tam manasıyla mükemmel bir devlet haline gelmiştir. Bu devletin varlığının, gücünün uluslararası alanda da tanıtılması, en önemli önceliklerimizden birisidir." ifadelerini kullandı. Uluslararası platformlarda KKTC'nin haklı davasını gündeme taşıdıklarına işaret eden Kurtulmuş, "Henüz yeterince mesafe alınmamakla birlikte geçmişle kıyaslanmayacak kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, uluslararası alanda artık bilinen bir devlet haline doğru gelmektedir." dedi. İki devletli çözümden başka bir yol olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, devletlerin kendi millî kimlikleri içerisinde barış içinde yaşayabilecekleri bir ortamın ortaya koyulmasının mümkün olduğunu dile getidi. Kurtulmuş sözlerine şöyle devam etti: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her alanda artık iş birliği tabirinin bile yetersiz kaldığı, mükemmel bir şekilde birlikte hareket etme becerisini kazanmıştır. Görüş ayrılıkları olabilir, siyasi tutum farklılıkları olabilir ama nihayetinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti birlikte, yan yana, kol kola ortak millî hedefleri doğrultusunda yürüme becerisini sürdürecektir. Türkiye'nin Kıbrıs'taki garantörlüğünün de özellikle bölgedeki son gelişmeler çerçevesinde ne kadar önemli olduğunu, ne kadar hayati olduğunu bir kere daha görmüş olduk. ERHÜRMAN TÜRKİYE'YE BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ Öte yandan KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da askerî kargo uçağının Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşmesi sonucu şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine sabır diledi. Meclis çatısı altında bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erhürman, "Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkileri, herhalde başka hiçbir iki devlet arasındaki ilişkilerle kıyaslanamayacak kadar özel ilişkilerdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Cumhuriyet Meclisimizin çok yakın teması var. Dostluk gruplarımızla sürekli görüş alışverişi içerisindeyiz." cümlelerini sarf etti. Kıbrıs Türk halkının büyük bir varoluş mücadelesi verdiğini ve vermeye devam edeceğini vurgulayan Erhürman, "Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Cumhuriyet Meclisimiz arasındaki ilişkiler, bunları dünyaya anlatmamız açısından da bizim için son derece değerli olmaya devam edecek. Sizin katkılarınız da bu anlamda bizim için son derece kıymetli." ifadelerine yer verdi. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Ankara ziyareti kapsamında ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek.

1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı kutlu olsun! Haber

1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı kutlu olsun!

Kıbrıs Adası'nın 1 Ağustos 1571 tarihinde Osmanlı tarafınan fethedilmesi, Türk Mukavemet Teşkilatının (TMT) 1 Ağustos 1958 tarihinde teşekkülü ve KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığının 1 Ağustos 1976 tarihinde kuruluşu münasebetiyle, 1 Ağustos tarihi adada Toplumsal Direniş Bayramı ve Güvenlik Kuvvetleri Günü olarak kaydediliyor. 1 Ağustos 1571 Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından fethi; Kıbrıs'ta Türk varlığının yerleşmesinde, 1 Ağustos 1958 TMT’nin kuruluşu; Türk varlığının korunmasında ve 1 Ağustos 1976 GKK’nın kuruluşu ise Türk varlığının dünya üzerindeki yerinin korunması ve yaşatılması açısından önem arz ediyor. Bu üç önemli olayın aynı günde kutlanması ise Kıbrıs Türk tarihinde önemli bir tarih olarak yer alıyor. KIBRIS TÜRKLERİNİN DİRENİŞ DESTANI Öyle ki bu kader değiştirici üç önemli olayın birleştiği nokta, Kıbrıs Türklerinin her ne sebeple olursa olsun topraklarına, kimliklerine, özgürlüklerine ve onurlarına sahip çıkmak için verdikleri kahramanca mücadeledir. Kıbrıs’ın Osmanlı yönetimine geçişiyle birlikte, Kıbrıs Türk halkı bu adada kök salmış, tarihî ve kültürel mirasını oluşturmuştur. Rum saldırılarına ve Enosis hayallerine karşı, Türk halkı kendi öz savunma örgütünü, TMT'i kurarak, birlik içinde direnişin temelini atmıştır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından kurulan GKK, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlayan ve bağımsızlık iradesini somutlaştıran en önemli yapılardan biri hâline gelmiştir. Bu sebeple 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı, Rum zulümlerine, asimilasyonlarına ve katliamlarına karşı direnişin yıl dönümüdür. Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, mücadeleye omuz veren gazilerimizi ve direnişçilerimizi minnetle anıyor, 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı’nı ve Güvenlik Kuvvetleri Günü’nü gururla kutluyoruz.

Cumhurbaşkanı Tatar: 27-28 Ocak Direnişi, özgürlük mücadelemizin simgesidir Haber

Cumhurbaşkanı Tatar: 27-28 Ocak Direnişi, özgürlük mücadelemizin simgesidir

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 27-28 Ocak 1958 Direnişi'nin 67. yıl dönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Tatar mesajında, Kıbrıs Türk halkının İngiliz Sömürge Yönetimine karşı 27-28 Ocak 1958’de verdiği mücadelede Kıbrıs Türk halkının azınlık olmadığını, Rum’a yama olmayacağını ve Kıbrıs’ta iki ayrı halk olduğunu dünyaya gösterdiğini vurguladı. "İNGİLİZ VE RUMLARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ" Tatar mesajında; İngiliz Sömürge Yönetimi'nin Kıbrıs Türk halkını dışlayarak, Rum liderliği ile birlikte istedikleri çözüm şeklini dayatmaya çalıştıkları o günlerde "İngiliz ve Rumlara boyun eğmeyeceğiz" diyerek ayağa kalkan Kıbrıs Türk halkının mücadele tarihinde çok önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Kıbrıs Türk halkının 27-28 Ocak 1958 Direnişi'ni kanı ve canıyla gerçekleştirdiğini söyleyen Tatar, “Halkımız bu direnişle, ölüm pahasına dahi olsa kendi geleceğini belirleme hakkına sahip çıkacağını, özgür ve bağımsız olarak yaşamak istediğini dünyaya gösterirken, Lefkoşa ve Gazimağusa’da iki gün boyunca devam eden bu kutsal direnişte 7 şehit ve çok sayıda yaralı vermiş ama boyun eğmemiştir” ifadelerini kullandı. ŞEHİTLERİ ANDI 27- 28 Ocak Direnişi'nde kahramanca mücadele vererek şehit düşen Kıbrıs Türklerini anan Tatar, “27-28 Ocak Direnişi'nde Lefkoşa'da şehit düşen Mehmet Ahmet, Şerif Mehmet, Mustafa Ahmet, İbrahim Ali ve Sermet Kanatlı ile Gazimağusa’da şehit düşen Fuat Yusuf ve Safa Muharrem ile tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz." dedi.

İngiliz sömürgesine karşı direnişin 67. yılında Kıbrıs Türkü şehitler anılacak Haber

İngiliz sömürgesine karşı direnişin 67. yılında Kıbrıs Türkü şehitler anılacak

Kıbrıs Türk halkının 27-28 Ocak 1958 tarihlerinde İngiliz Sömürge Yönetimine karşı verdiği kahramanca mücadelede şehit düşenler, 67 yıl sonra anılacak. Şehitler, 27 Ocak 2025 tarihinde düzenlenecek olan törenlerle yâd edilecek. İngiliz sömürgesine karşı direnişin 67. yıl dönümü dolayısıyla ilk tören, Lefkoşa Şehitler Anıtı’nda saat 09.00'da gerçekleştirilecek. Protokol sırasına göre çelenklerin anıta sunulmasının ardından saygı duruşu yapılacak, saygı atışı ve İstiklal Marşı ile bayraklar göndere çekilecek. Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı ise Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan yapacak. KÜÇÜK KAYMAKLI MEZARLIĞI'NDAN ANMA TÖRENİ Anma töreninin bir diğer önemli durağı ise Küçük Kaymaklı Mezarlığı olacak. Burada da saat 09.30’da saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekilecek. Din görevlisinin dua okumasının ardından tören, şehitlerin kabirlerinin ziyaret edilmesiyle sona erecek. MEVLİT OKUNACAK Akşam namazı ile yatsı namazı arasında ise Yenişehir Şehitler Camisinde şehitler için mevlit okutulacak. Kıbrıs Türk halkı, bu anlamlı günde şehitlerine olan minnettarlığını bir kez daha gösterecek. Bu törenler, Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesinde canlarını feda eden kahramanları anma ve şehitlere olan vefalarını bir kez daha hatırlama fırsatı sunacak.

Taşkent Şehitleri katliamın 50. yılında anıldı Haber

Taşkent Şehitleri katliamın 50. yılında anıldı

15 Ağustos 1974 tarihinde Rumlar tarafından ketledilen Kıbrıslı Türkler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın katılımıyla düzenenlenen programda anıldı. Katliamın 50. yılında anılan Taşkent Şehitleri bugün düzenlenen törenle yeniden yâd edildi.  Taşkent Şehitleri Anıtı'nda gerçekleştirilen törene; KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Osman Aytaç, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan ve Taşkent Şehit Aileleri Derneği Başkanı Erdinç Erdağlı, ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman, bazı bakanlar, milletvekilleri, kurum, dernek, siyasi parti temsilcileri, askeri erkan ve şehit aileleri katıldı.  "KIBRIS TÜRKÜ ÇOK ACI ÇEKTİ, ÇOK BEDEL ÖDEDİ" Tören; protokolün anıta çelenk bırakması, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklâl Marşı'nın okunmasıyla başladı. Bayrak göndere çekildikten sonra Cumhurbaşkanı Tatar konuşma yaptı. Tatar 50 yıl önce Rum askeri ve polisi tarafından Türklerin katledildiğine dikkat çektiği konuşmasında, “Kıbrıs Türkü çok acılar çekti, çok bedeller ödedi" diyerek katliamların tüm dünyanın gözü önünde, Birleşmiş Mİlletlerin (BM) şahitliğinde gerçekleştiğini ifade etti. Tatar, “Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürebilir bir çözümün olabilmesi için bizlerin de iradesini ortaya koymamız gerektiğini kabul ederken, bunları da unutmamız mümkün değildir” ifadesini kullanarak, katliamların 1974'ten önce başladığına işaret etti. Tatar, EOKA terör örgütünün ENOSİS hayalleriyle bin 30 köyü yakıp yıktığını vurguladı. Kıbrıs Türkü şehitlerinin hiçbir zaman unutulmaması gerektiğinin altını çizen Tatar, “Kıbrıs’ta böyle bir acıyı tekrar yaşamamak için yıkılmadan, pes etmeden üzerine titrediğimiz kırmızı çizgilerimizi sonuna kadar birlik ve beraberlik içinde savunmamız gerekiyor” diyerek sözlerine son verdi. "NE BAYRAĞIMIZDAN NE TOPRAĞIMIZDAN NE DE ANAVATNIMIZDAN VAZGEÇECEĞİZ" Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Benan ise “Enosis hayaliyle yaşayan Rum-Yunan ikilisinin evlerinden ettikleri, göçe zorladıkları ve rastgele katlettikleri masum insanları, bizler özgür ve huzur içinde yaşayalım diye canlarını feda eden şehitlerimizin verdiği onurlu mücadeleyi asla unutmamalıyız.” dedi. Benan 15 Ağustos günü yaşananları anlattı. Ardından Benan sözlerine, “Ne toprağımızda, ne bayrağımızdan ne de anavatan Türkiye'den asla vazgeçeceğiz.” ifadeleriyle son verdi. "BEDELİNİ ŞEHİTLERİMİZİN ÖDEDİĞİ ÖZGÜRLÜĞÜMÜZDEN VAZGEÇMEMELİYİZ" Son olarak Taşkent Şehit Aileleri Derneği Başkanı Erdağlı, "Bu yaşananları aradan 50 yıl geçse de unutmak da unutturmak da mümkün değildir. Elli yıldır bu adada kan dökülmemesi bir barış ortamının mevcut olduğunu göstermektedir. Zaman zaman Kıbrıs sorununa bir çözüm bulma çabaları gündeme geliyor. Bir çözüm mümkün olur mu olmaz mı veya nasıl bir çözüm bulunur bilemiyorum ama 1974 sonrası kavuştuğumuz barış ve güven ortamından ve bedelini şehitlerimizin ödediği özgürlüğümüzden vazgeçmemiz söz konusu olamaz.” ifadelerini kullandı.

Kanlı Noel'in tanığı TMT Mücahidi Işılay Arkan: Bize Türkiye sahip çıktı Haber

Kanlı Noel'in tanığı TMT Mücahidi Işılay Arkan: Bize Türkiye sahip çıktı

Yağmur Filiz Şahin/QHA Ankara Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Mücahidi, Kanlı Noel Katliamı'nın tanığı olan Işılay Arkan, 1963-1964 senelerinde Kıbrıs Adası'nı Yunanistan'a bağlama ve Türkleri yok etme hayaliyle Rum terör örgütü EOKA tarafından başlayan katliamları Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı. 1947 doğumlu olan Arkan, o dönemde henüz 16 yaşındayken Türk Mukavemet Teşkilatında gönüllü olarak direniş gösterdiğini, silah yetersizliğinden teçhizatı nöbetleşe kullandıklarını belirtti. KANLI NOEL'İN TANIĞI TMT MÜCAHİDİ IŞILAY ARKAN, O GÜNLERİ QHA'YA ANLATTI Türkiye Cumhuriyetinin desteği sayesinde teknelerle gelen silahlarla mücadele ettiklerini aktaran Arkan, Rumların ilk olarak 21 Aralık 1963 tarihinde, Çetinkaya Grubu'na saldırdığını ifade etti. Ardından Lefkoşa'ya yapılan saldırıları aç, susuz ve uyksuz bir şekilde geri püskürttüklerini anlattı. Arkan, EOKA Rum militanlarının peşisıra gelen saldırılarında 3-5 yaşlarındaki çocukların canlı canlı gömüldüğünü söyledi. Arkan, "Biz Lefkoşa'da çatışırken, Rumlar Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Doktoru Binbaşı Nihat İlhan'ın ailesinin evine girerek, küvete saklanan eşini ve 3 çocuğunu katletti. Biz bunu çok sonradan öğrendik. O ev bugün Barbarlık Müzesi olarak sergileniyor" dedi. KIBRIS TÜRKÜ GENÇ RUMLARA KARŞI TEK BAŞINA DİRENDİ Arkan, aynı günlerde "Erdoğan" isimli arkadaşının Rumlara karşı av tüfeğiyle tek başına direndiğini şöyle anlatıyor: "Erdoğan isminde, halk arasında Zeki Müren denilen bir arkadaşımız vardı. Kendisi av tüfeğiyle tek başına Rumlara karşı koydu. Tek başına nereye kadar dayanabilecekti? EOKAcılar, o bölgeye makineli tüfekle girdi, Erdoğan'ı taradılar ve orada şehit ettiler"  "BİZE TÜRKİYE SAHİP ÇIKTI" Arkan, 21 Aralık 1963 tarihinden sonraki günlerde Türkiye Cumhuriyetinden 2 uçak geldiğini ve bu uçakların Rumların kaçmasına neden olduğunu söyledi. Arkan, "Uçakların evleri seçebilmesi için Kıbrıs Türkleri evlerinin çatısına Türk bayrağı koydu. Uçak dalış yapınca Rumlar korkup kaçtı. Bize o günlerde Türkiyemiz sahip çıktı" ifadelerini kullandı.  İşte o röportaj: Kanlı Noel Katliamı tanığı, Türk Mukavemet Teşkilatı Mücahidi Işılay Arkan, o günleri QHA’ya anlattı https://t.co/GW9LIgM26q pic.twitter.com/4X8BDsnqBH — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) December 21, 2023 KIBRIS'TA TÜRKLERE YÖNELİK KANLI NOEL KATLİAMI Kıbrıs Adası'nın Yunanistan'a bağlanma ve Türkleri yok etme hayali olan Enosis faaliyetleri Rum militanların soykırım girişimiyle 21 Aralık 1963'te başladı. Rum terör örgütü EOKA (Kıbrıs Rumlarının Enosis amacını gerçekleştirmeyi hızlandırmak için kurdukları terör örgütü/Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Örgütü), Türklere ait bölgeleri ve kentleri yerle bir ederek çok sayıda katliama imza attı. İnsanlığın utanç vesikasının üzerinden bugün tam 60 yıl geçti. Katliamın adını Artinas Planı koyan Rum militanlar, 364 Kıbrıs Türkünü şehit etti ve 103 Türk köyünü tamamen boşalttı.  EOAKA militanlarının Kıbrıs'ta Enosis hayalleriyle Kıbrıs Türklerini Ada'dan yok etme amaçları 21 Aralık 1963'te çeşitli katliamlarla baş gösterdi Tarihin unutulmayan sayfalarına kazınmış katliamın üzerinden bugün tam 60 yıl geçti pic.twitter.com/0WaKmE9nvX — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) December 21, 2023 KÜVET KATLİAMI  Kıbrıs Adası her geçen gün kana bulanırken, 24 Aralık 1963'te Lefkoşa'nın Kumsal bölgesinde Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Doktoru Binbaşı Nihat İlhan'ın eşi ve 3 çocuğu saklandığı banyoda, küvetin içinde hunharca katledildi. Küvet katliamı olarak da bilinen bu kara gün tarihten bir daha hiç silinmedi. Olayın yaşandığı bina kurşun izleri ve kan lekeleriyle birlikte Barbarlık Müzesi adıyla müzeleştirildi. Tam 1 yıl süren olaylarda 103 Türk köyü boşaltıldı, 364 Kıbrıs Türkü hayatını kaybetti. 14 Mart 1964 yıılında Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Ada'ya Barış Gücü kuvvetleri gönderdi. EOKA militanlarının soykırım girişimine dur diyemedi. Ancak Kıbrıs Türkü öğrenciler 30-31 Mart 1964'ten sonra tarihe adını yazdıracak bir direniş gösterdiler: Şanlı Erenköy Direnişi. ŞANLI ERENKÖY DİRENİŞİ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş mücadelesinde önemli bir yeri olan Erenköy Direnişi, adanın batısındaki Erenköy’de Kıbrıs Türklerinin, Rumların saldırılarına karşı koyup geri püskürtmeleriyle tarihe geçti. 1963’te Kıbrıs Türklerini hedef alan Kanlı Noel Katliamından önce ve sonra bu bölge, Anamur üzerinden Türkiye ile kurulan ikmal hattının köprü başı konumundaydı. Silah ve mühimmat ikmalinin yanı sıra Türkiye’de eğitim gören Kıbrıs Türkü öğrenciler 30-31 Mart 1964 tarihinden itibaren gruplar halinde adaya bu güzergâh üzerinden intikal etmişlerdi. 1958-1964 yılları arasında Türkiye’den getirilen silahlar Yeşilırmak üzerinden Ada’nın çeşitli bölgelerine Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensuplarınca ulaştırılıyordu. 1964 yılında Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlar Erenköy bölgesine saldırı başlatınca, 5-10 Ağustos 1964 tarihleri arasında çarpışmalar yaşandı. Çevredeki Türk köylerinin sakinleri Erenköy’e sığınmasının ardından 8 Ağustos günü Rumlar taarruza geçince, bu tarihte 16.15 sıralarında iki Türk uçağı uyarı uçuşu yaptı. Eskişehir’den Kıbrıs’a, dörtlü kol komutanı olarak gönderilen Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, F-100 uçağının uçuş esnasında yerden isabet alarak düşürülmesinin akabinde paraşütle atlamayı başardı, ancak Rumlar tarafından esir alındı. Topel, uluslararası savaş hukukunun esirleri kapsayan maddelerine aykırı olarak yapılan işkenceler sonucu şehit edilerek Cumhuriyet döneminin ilk hava harp şehidi oldu. Rumların saldırılarına cevaben bu sefer 9 Ağustos günü 64 Türk uçağının müdahalesiyle çatışmalar son buldu ve Rumlar geri çekildi. 10 Ağustos günü de ateşkes imzalandı. Kıbrıslı Türklerin bu destansı savunması “Şanlı Erenköy Direnişi” olarak tarihe geçti.

Kanlı Noel'in üzerinden tam 60 yıl geçti Haber

Kanlı Noel'in üzerinden tam 60 yıl geçti

Yağmur Filiz Şahin/QHA Ankara Kıbrıs Adası'nın Yunanistan'a bağlanma ve Türkleri yok etme hayali olan Enosis faaliyetleri Rum militanların soykırım girişimiyle 21 Aralık 1963'te başladı. Rum terör örgütü EOKA (Kıbrıs Rumlarının Enosis amacını gerçekleştirmeyi hızlandırmak için kurdukları terör örgütü/Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Örgütü), Türklere ait bölgeleri ve kentleri yerle bir ederek çok sayıda katliama imza attı. İnsanlığın utanç vesikasının üzerinden bugün tam 60 yıl geçti. Katliamın adını Artinas Planı koyan Rum militanlar, 364 Kıbrıs Türkünü şehit etti ve 103 Türk köyünü tamamen boşalttı.  KÜVET KATLİAMI  Kıbrıs Adası her geçen gün kana bulanırken, 24 Aralık 1963'te Lefkoşa'nın Kumsal bölgesinde Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Doktoru Binbaşı Nihat İlhan'ın eşi ve 3 çocuğu saklandığı banyoda, küvetin içinde hunharca katledildi. Küvet katliamı olarak da bilinen bu kara gün tarihten bir daha hiç silinmedi. Olayın yaşandığı bina kurşun izleri ve kan lekeleriyle birlikte Barbarlık Müzesi adıyla müzeleştirildi. İşte 21 Aralık 1963 Kanlı Noel olaylarının acı hikayesi: EOAKA militanlarının Kıbrıs'ta Enosis hayalleriyle Kıbrıs Türklerini Ada'dan yok etme amaçları 21 Aralık 1963'te çeşitli katliamlarla baş gösterdi Tarihin unutulmayan sayfalarına kazınmış katliamın üzerinden bugün tam 60 yıl geçti pic.twitter.com/0WaKmE9nvX — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) December 21, 2023 Tam 1 yıl süren olaylarda 103 Türk köyü boşaltıldı, 364 Kıbrıs Türkü hayatını kaybetti. 14 Mart 1964 yıılında Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi Ada'ya Barış Gücü kuvvetleri gönderdi. EOKA militanlarının soykırım girişimine dur diyemedi. Ancak Kıbrıs Türkü öğrenciler 30-31 Mart 1964'ten sonra tarihe adını yazdıracak bir direniş gösterdiler: Şanlı Erenköy Direnişi. ŞANLI ERENKÖY DİRENİŞİ Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş mücadelesinde önemli bir yeri olan Erenköy Direnişi, adanın batısındaki Erenköy’de Kıbrıs Türklerinin, Rumların saldırılarına karşı koyup geri püskürtmeleriyle tarihe geçti. 1963’te Kıbrıs Türklerini hedef alan Kanlı Noel Katliamından önce ve sonra bu bölge, Anamur üzerinden Türkiye ile kurulan ikmal hattının köprü başı konumundaydı. Silah ve mühimmat ikmalinin yanı sıra Türkiye’de eğitim gören Kıbrıs Türkü öğrenciler 30-31 Mart 1964 tarihinden itibaren gruplar halinde adaya bu güzergâh üzerinden intikal etmişlerdi. 1958-1964 yılları arasında Türkiye’den getirilen silahlar Yeşilırmak üzerinden Ada’nın çeşitli bölgelerine Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensuplarınca ulaştırılıyordu. 1964 yılında Kıbrıslı Rumlar ve Yunanlar Erenköy bölgesine saldırı başlatınca, 5-10 Ağustos 1964 tarihleri arasında çarpışmalar yaşandı. Çevredeki Türk köylerinin sakinleri Erenköy’e sığınmasının ardından 8 Ağustos günü Rumlar taarruza geçince, bu tarihte 16.15 sıralarında iki Türk uçağı uyarı uçuşu yaptı. Eskişehir’den Kıbrıs’a, dörtlü kol komutanı olarak gönderilen Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, F-100 uçağının uçuş esnasında yerden isabet alarak düşürülmesinin akabinde paraşütle atlamayı başardı, ancak Rumlar tarafından esir alındı. Topel, uluslararası savaş hukukunun esirleri kapsayan maddelerine aykırı olarak yapılan işkenceler sonucu şehit edilerek Cumhuriyet döneminin ilk hava harp şehidi oldu. Rumların saldırılarına cevaben bu sefer 9 Ağustos günü 64 Türk uçağının müdahalesiyle çatışmalar son buldu ve Rumlar geri çekildi. 10 Ağustos günü de ateşkes imzalandı. Kıbrıslı Türklerin bu destansı savunması “Şanlı Erenköy Direnişi” olarak tarihe geçti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.