Olena Soboleva: Kırım'ı çalışmak işgal altındaki yarımadayla bağı korumanın bir yolu
Ukraynalı etnolog Olena Soboleva, Kırım Tatarlarının zengin kültürünü ve tarihsel süreçte yaşadığı dönüşümleri mutfak geleneği üzerinden ele alan "Kırım Tatar Mutfağı" adlı yeni kitabını okurlarla buluşturdu. 20 yılı aşkın süredir yürüttüğü saha araştırmalarının bir meyvesi olan eser; yalnızca geleneksel yemek tariflerini değil, etnografik verileri ve yaşlı kuşak Kırım Tatarlarının sözlü tanıklıklarını da kapsıyor. Yazar, eserinin içeriğini, çalışmanın araştıma ve yazım sürecini Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı.
Olena Soboleva, Kırım Tatar mutfağını konu olarak seçmesinin nedenini, mutfağın yalnızca yemek kültürünü değil, bir halkın yaşam biçimini, değerlerini, dini geleneklerini ve misafirperverlik anlayışını da yansıtması olarak açıklayarak şunları kaydetti:
Yemek kültürü ve mutfak gelenekleri, dini törenlerden düğünlere, günlük yaşamdan dünya görüşüne kadar toplumun tüm yönlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanlar birbirlerini aynı sofrada tanır. Bu nedenle Ukraynalıları Kırım Tatar kültürüyle geleneksel mutfak aracılığıyla tanıştırmak istedim.
UZUN YILLAR SÜREN ARAŞTIRMALARIN SONUCU
Kitabın hazırlık sürecinin uzun yıllara yayıldığını belirten Soboleva, çalışmanın yalnızca tarihi kaynaklara ve etnografik literatüre dayanmadığını, aynı zamanda 18 Mayıs 1944'te Sovyet Birliği tarafından gerçekleştirilen Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'ndan önce Kırım'da doğmuş onlarca Kırım Tatarıyla yaptığı görüşmelere de dayandığını vurguladı.
Etnolog Soboleva, ilk kez 2003 yılında Kıyiv Millî Taras Şevçenko Üniversitesi Etnoloji Bölümü'nün öğrenci araştırma ekibiyle Kırım'a gittiğini, daha sonra ise hemen her yaz yarımadaya dönerek sürgünden sonra vatanlarına dönebilen yaşlı Kırım Tatarlarının anılarını kayıt altına aldığını anlattı.
Araştırmacı, sözlü tanıklıkların kitabın en değerli bölümünü oluşturduğunu belirterek, "Bana yalnızca yemek tariflerini değil, aile hikayelerini, çocukluk anılarını ve gündelik yaşamlarını da anlattılar. Kitaptaki tarihsel ve etnografik anlatılar bu tanıklıklar üzerine kuruldu." dedi.
UNUTAMADIĞI MİSAFİRPERVERLİK HİKAYESİ
Soboleva'nın hafızasında en derin iz bırakan anılardan biri, ilk araştırması sırasında Kırım'ın Bahçesaray bölgesindeki Kuçük Yaşlav (Viktorovka) köyünde yaşandı.
Araştırmalarını tamamladıktan sonra otobüs bekleyen öğrenci grubunun yanına gelen bir kadın, Kırım Tatar kültürü üzerine çalıştıklarını öğrenince onları kahve içmeye davet etti. Zamanlarının kısıtlı olması nedeniyle daveti kabul edemeyen öğrencilerin ardından ev sahibi kısa süre sonra elinde taze demlenmiş kahve ve tatlılarla geri döndü.
Soboleva, "İşte o an Kırım Tatar kültüründe misafirperverlik geleneğinin ne kadar derin bir yere sahip olduğunu ilk kez gerçekten hissettim." ifadelerini kullandı.
SÜRGÜN, MUTFAK KÜLTÜRÜNÜ DE DEĞİŞTİRDİ
Olena Soboleva, kitabında 1944 yılında Kırım Tatar halkının sürgün edilmesinin mutfak kültürü üzerindeki etkilerine de geniş yer verdi. Türkistan'ın farklı iklim ve doğal koşulları nedeniyle Kırım Tatarlarının birçok geleneksel ürüne ulaşamadığını ve bu durum sebebiyle bazı yemeklerin zamanla unutulduğuna dikkat çeken Sobolev, şu değerlendirmede bulundu:
Kırım Tatarları yalnızca evlerini değil, mutfak eşyalarını, dokumalarını ve günlük yaşamın pek çok unsurunu da Kırım'da bırakmak zorunda kaldı. Sürgün öylesine insanlık dışı koşullarda gerçekleşti ki, yanlarına en temel ihtiyaçlarını bile almalarına izin verilmedi.
Soboleva'nın saha araştırmaları sırasında kayıt altına aldığı ve bugün neredeyse unutulmuş yemekler arasında düğün yemeği "Telli Horaz", iki aileyi simgeleyen geleneksel düğün lapası "Botka" ve Kırım Tatar ressam Mamut Çurlu'nun paylaştığı "Çoban Kebabı" tarifi de yer aldı.
GÜL KOKULU BİR SEMBOL
Kırım Tatar mutfağını tek bir yemekle özdeşleştirmek istemediğini vurgulayan Soboleva, buna rağmen Kırım'ın dağlık bölgelerinde yaşayan bir kadının kendisine hediye ettiği gül yaprağı reçelinin hafızasında özel bir yere sahip olduğunu ifade etti. Bu reçeli Kıyiv'e götürerek ailesi ile paylaştığını dile getiren araştırmacı, "Benim için o, açıklığın, güvenin ve en büyük kayıplardan sonra bile hayatın yeniden kurulabileceğine dair umudun simgesi olarak kaldı." dedi.
KİTAP KIRIM TATARCAYA DA ÇEVRİLDİ
Etnolog Soboleva, kitabın Kırım Tatarcaya çevrilmesinin de büyük önem taşıdığını kaydetti. Kırım Tatarlarının Ukrayna'nın yerli halklarından biri olarak kendi dillerinde bilimsel ve popüler bilim eserlerine erişiminin desteklenmesi gerektiğini belirten Soboleva, "Bu çeviri sayesinde Kırım Tatar kültürünün kendi diliyle konuşacağına ve yeni bir ses kazanacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı.
Araştırmacı, Rusya'nın Kırım'ı 2014'te işgal etmesinden sonra çok sayıda genç Kırım Tatarının ana dil ortamından uzak yaşamak zorunda kaldığını hatırlatarak, 2000'li yılların başında Kıyiv'de Kırım Tatarca öğrenmek için yeterli kurs, ders kitabı ve nitelikli yayın bulunmadığını dile getirdi.
ARAŞTIRMALAR İŞGALE RAĞMEN SÜRÜYOR
Olena Soboleva, Kırım Tatar kültürü üzerine çalışmalarını sürdürdüğünü ve kısa süre önce Kırım Tatarlarının kutsal su kaynakları, su kültürü ve insanın toprakla ilişkisini konu alan İngilizce bir araştırmasını tamamladığını açıkladı.
Ancak Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesinin ardından yarımadada saha araştırmaları yürütme imkanını kaybettiğini belirten Soboleva, "Bugün Kırım Tatarlarının tarihini ve kültürünü araştırmak yalnızca bilimsel bir çalışma değil, aynı zamanda işgal altındaki Kırım'la entelektüel ve sembolik bağı korumanın da bir yoludur." ifadelerini kullandı.