SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Şefika Gaspıralı, doğumunun 140. yılında saygıyla yâd edildi Haber

Şefika Gaspıralı, doğumunun 140. yılında saygıyla yâd edildi

Türk dünyasındaki millî uyanış hareketlerinin bayraktarı, Kırım Tatarı İsmail Bey Gaspıralı'nın kızı ve Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı’nın doğumunun 140. yılı vesilesiyle Ankara'da “Şefika Gaspıralı: Bir Kadın, Bir Ömür” programı düzenlendi. Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği ve Ankara Kent Konseyi iş birliğinde 4 Şubat 2026 tarihinde tertip edilen program, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve şehitlerin anısına saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından ise İstiklal Marşı ve Kırım Tatar millî marşı “Ant Etkenmen” okundu. "BİR TOPLUMDA KADINLAR GERİDE KALIRSA O TOPLUM GERİDE KALIR" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aile ve Sosyal Hizmetler Bölge Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka’nın da iştirak ettiği programın açılış konuşmasını; Ankara Kent Konseyi Genel Koordinatörü Ömer Şan, Ankara Kent Konseyi Başkan Yardımcısı Süleyman Basa ve Ankara Kent Konseyi STK Proje Destek Çalışma Grubu Sözcüsü Habib Şeker yaptı. Şefika Gaspıralı'nın babası İsmail Bey Gaspıralı ve gazeteciliği ile birlikte anılması gerektiğini belirten Ömer Şan, "Rusya'daki Türk kadın hareketinin öncülerinden birisi fakat sadece Rusya ile sınırlı kalmamış, Cumhuriyet döneminde büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk kadınına yapmış olduğu öncülüklerin de içerisinde yer alıyor." dedi. Süleyman Basa, Şefika Gapıralı Uluslararası Kadın Birliğinin çalışmalarını övgüyle karşılayarak bu çalışmaların bütün Türk dünyasına örnek olması gerektiğini ifade etti. "Güzel projelere imza atılması için ortak akılla bir araya gelip Kent Konseyi bünyesinde güzel çalışmalara imza atmayı umuyoruz." şeklinde konuşan Habib Şeker ise, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bir toplumda kadınlar geride kalırsa o toplum geride kalır" sözüne atıf yaparak sözlerini "Bir toplumda kadınlar ayağa kalkarsa dünya ayağa kalkar. Biz, kadınların ayağa kalkması için her daim ne yapmamız gerekirse çalışmaya hazırız." ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı. “ŞEFİKA GASPIRALI BUGÜN YAŞASAYDI BU MÜCADELENİN DIŞINDA KALMAZDI” Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Gayana Yüksel, Şefika Gaspıralı’nın 1917 yılında I. Kırım Tatar Milli Kurultayı Başkanlık divanı üyesi ve iki dönem milletvekili olmasını yalnızca Türk kadın hareketi için değil, dünya tarihindeki kadınların mücadelesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi. Kırım’ın Rusya tarafından işgalinin üzerinden 12 yıl, Rusya’nın Ukrayna’yı tokyekûn işgal girişiminin üzerinden ise 4 yıl geçtiğini kaydeden Yüksel, “Şefika Gaspıralı’nın anavatanı Kırım, şu an işgal altında. Eminim ki Şefika Gaspıralı bugün yaşasaydı bu mücadelenin dışında kalmazdı.” dedi. “Şefika Gaspıralı’yı, hatırasını ve yaptıklarını birlikte yaşatalım. Türkiye’ye yakışır, çok büyük bir konferans düzenleyelim, orada hep birlikte toplanalım. O konferansta insan hakları, kadın hakları, eğitim, aile ve çocuk, medya, gazetecilik gibi her türlü konu ortaya koyulur.” şeklinde konuştu. Konuşmasında Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliğinin çalışmalarına da değinen Yüksel, “Birliğimiz, yalnızca Türk dünyasındaki kadın hareketinin bir devamı değildir. Gücümüzü birleştirerek yönetimde, yapılarda, anlayışlarda ve kadınların fırsatlara erişiminde gerçek değişimler yapabileceğimize inanıyoruz.” dedi. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ BİZ, CANIMIZDAN ÇOK SEVİP SAHİP ÇIKACAĞIZ Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Serra Menekay ise konuşmasında, Şefika Gaspıralı’nın hayatından ve İsmail Bey Gaspıralı’nın usûl-ü cedid eğitim hareketinden bahsetti. Menekay, Çarlık Rusyası’nda bütün Türk çocukların eğitimi önünde engeller olduğunu belirterek İsmail Bey Gaspıralı’nın bu hareketinin yalnızca yeni bir eğitim modeli değil, topyekûn bir aydınlanma hareketi olduğunu vurguladı. Öte yandan, Şefika Gaspıralı’nın yalnızca 1917 senesinde, Avrupa içinde parlamentosunda kadın milletvekili olan ilk ülkenin Finlandiya olduğuna, ardından Kırım Halk Cumhuriyeti’nde Şefika Gaspıralı’nın Meclis Başkanı seçilerek dünyada bir ilke imza atmasına değinen Menekay, ayrıca, Kırım bayrağındaki tarak tamgaya dikkat çekerek “Ben bunu (tarak tamgayı) hep kulağımda taşıyorum, kulağıma küpe olsun diye. Neden biliyor musunuz? Biz, bir vatan kaybettik; o kulağımıza küpe olsun, daha da kaybedecek vatanımız yok, diye. Annemler Balkanlar’dan, babam Kırım’dan; ikisi de yok elimizde artık değil mi? Burası var ve burayı, bu laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni biz, canımızdan çok sevip sahip çıkacağız.” ifadelerine yer verdi. ŞEFİKA GASPIRALI, ÖMRÜ BOYUNCA ÜÇ TÜRK YURDUNDA YAŞADI Şefika Gaspıralı’nın hayatına dair bir filmin de gösterildiği programın sonunda, Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan’da bulunduğu süre içerisindeki faaliyetlerini anlatan Azerbaycan Kültür Derneği Kadın Kolları Başkanı Nesrin Ünal, "Şefika Hanım, 89 yıllık ömrünü, üç ayrı ülkede yaşadı: Doğup büyüdüğü, canından aziz bildiği Kırım, evlilik nedeniyle bulunduğu Azerbaycan ve çocuklarıyla kendisinin canını kurtarmak için kaçıp geldiği, sığındığı Türkiye Cumhuriyeti. Bu üç ülkenin de Türk yurdu olması, Şefika Gaspıralı gibi mensubiyet duygusu Türklük şuuru yüksek bir kadın için tek teselli kaynağıydı." dedi. Programda ayrıca, Kırım Derneğinin müzik ve dans topluluğu Cıyın Ansamblı “Tım Tım” ve “Kırım Eskizleri” danslarını sergiledi.

Kırım Ailesinden Anadil Günü'ne özel Seyran Kadırov anısına edebiyat yarışması Haber

Kırım Ailesinden Anadil Günü'ne özel Seyran Kadırov anısına edebiyat yarışması

Kırım Tatar kültür ve eğitim merkezi Kırım Ailesi (Qırım Ailesi), her yıl 21 Şubat’ta kutlanan Dünya Anadil Günü dolayısıyla düzenlediği geleneksel çocuk edebiyat yarışmasını bu yıl anlamlı bir ithafla duyurdu. Kırım'ın özgürlüğü ve Ukrayna'nın savunması için şehit düşen Seyran Kadırov’un hatırasına ithaf edilen yarışma; çocukları ve gençleri vatan, millet ve ana dil sevgisini Kırım Tatarca kaleme almaya davet ediyor. Yarışmanın teması “Vatan’a, Kırım’a, Kırım Tatar halkına ve ana dile sevgi” olarak belirlenirken, organizasyonun duyurusunda ise, “Dil milletin yüreği, söz ise onun hatırasıdır” ifadesine yer verildi. SEYRAN KADIROV'UN HATIRASI YAŞATILACAK Seyran Kadırov’un, Kırım Ailesi faaliyetlerine gönülden destek veren, üç kız babası ve samimi bir vatansever olduğu belirtilen açıklamada, iki kızının uzun süre merkezin eğitim çalışmalarına katıldığı bildirildi. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişiminin başlamasının ardından Kadırov’un Ukrayna Savunma Kuvvetleri saflarına katıldığı, ülkesini ve özgürlüğü savunduğu, Ocak 2023’te ise hayatını kaybettiği hatırlatıldı. Yarışma ile Kadırov’un hatırasının, değerlerinin ve fedakârlığının yaşatılmasının amaçlandığı vurgulandı. YARIŞMANIN ŞARTLARI Yarışmaya 18 yaş altındaki çocuk ve gençler katılabilecek. Gönderilecek eserlerin Kırım Tatarca yazılması şartı aranıyor. Katılımcılar, şiir veya nesir türünde, herhangi bir uzunluk sınırlaması olmaksızın eser sunabilecek. Ayrıca şiirlerin ya da eserlerden bölümlerin ses veya video kaydıyla sözlü olarak okunması, değerlendirme sürecinde ek avantaj sağlayacak. SON BAŞVURU TARİHİ 20 ŞUBAT Genç yazarların eserlerini profesyonel bir jüri değerlendirecek. Yarışmaya katılmak isteyenler, eserlerini 20 Şubat’a kadar Kırım Ailesinin resmi e-posta adresi olan krimskarodina@ukr.net adresine, konu bölümüne “Yarışma için” notunu ekleyerek göndermeleri gerekiyor. Kırım Ailesi, tüm gençleri bu millî mirasa sahip çıkmaya çağırarak şu mesajı paylaştı: Hatıra, ana dil yaşadığı sürece yaşar. Genç yazarları katılmaya ve üretmeye davet ediyoruz.

Ukrayna Büyükelçisi Celâl: Türkiye, Ukrayna halkının güvenilir dostudur Haber

Ukrayna Büyükelçisi Celâl: Türkiye, Ukrayna halkının güvenilir dostudur

Türkiye ile Ukrayna arasında 3 Şubat 1992'de tesis edilen diplomatik ilişkiler, 34 yılı geride bırakırken "stratejik ortaklık" seviyesine ulaştı. Kırım’ın işgalini tanımayan ve savaş boyunca her iki tarafla konuşabilen tek aktör olarak öne çıkan Türkiye; Tahıl Koridoru, kapsamlı esir takasları ve 2025 yılında İstanbul’da sağlanan kritik mutabakatlarla küresel barışın merkezi oldu. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye ve Ukrayna arasındaki diplomatik ilişkilerin yıl dönümü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Celâl, iki ülke arasındaki bağların gerçek bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü belirterek, Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve güvenliği konusundaki sarsılmaz desteğine vurgu yaptı. Mesajında Türkiye'nin Ukrayna için sadece siyasi, askerî ve ekonomik bir ortak olmadığını, aynı zamanda Ukrayna halkının en zor zamanlarında yanında duran güvenilir bir dost olduğunun altını çizen Büyükelçi Celâl, şu ifadelere yer verdi: "Bugün Ukrayna ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin yıl dönümünü kutluyoruz. Yıllar içinde bu ilişkiler gerçek anlamda stratejik bir ortaklığa dönüşmüştür. İlişkilerimiz karşılıklı güvene, saygıya ve Karadeniz bölgesinde barış ve istikrara dair ortak vizyona dayanmaktadır. Türkiye, Ukrayna için önemli bir siyasi, güvenlik ve ekonomik ortak olmanın yanı sıra Ukrayna halkının güvenilir bir dostudur. Türkiye’nin Ukrayna ile gösterdiği dayanışmayı büyük bir takdirle karşılıyor, güvenlikten ekonomiye, insani iş birliğinden halklarımız arasındaki bağların güçlendirilmesine kadar birçok alanda iş birliğimizin daha da derinleşeceğine inanıyoruz. Birlikte bölgemizi daha güvenli ve müreffeh kılacağız. Diplomatik ilişkilerimizin yıl dönümü kutlu olsun!"

Kırım’da işgalcilerce kaçırılan Karay Türkü Mangubi aylar sonra ortaya çıktı! Haber

Kırım’da işgalcilerce kaçırılan Karay Türkü Mangubi aylar sonra ortaya çıktı!

Rus işgali altındaki Kırım’da 2024 yılının kasım ayında kimliği belirsiz maskeli kişilerce kaçırılan Karay Türkü Saha Mangubi’nin akıbeti aylar sonra belli oldu. Yakınları tarafından uzun süredir aranan Mangubi’nin, aylarca "incommunicado" (dış dünyayla tamamen bağlantısı kesilmiş) şekilde tutulduğu ve hakkında “devlete ihanet” suçlamasıyla dava açıldığı öğrenildi. Kırım'daki hak ihlallerini takip ederek kamuyona duyuran "Mahkeme: Kırım Bölümü" ve İRADE insan hakları girişimleri tarafından paylaşılan bilgilere göre, Akmescit’teki Kremlin kontrolündeki sözde Kievskiy Bölge Mahkemesi, Mangubi hakkında tutuklama kararı verdi. Ancak bu karar, sözde mahkemenin resmî sayfalarında veya sosyal medya hesaplarında hiçbir şekilde yayımlanmadı. Hak savunucuları, bunun işgal altındaki Kırım’da ilk resmî olarak tutuklanan Karay Türkü siyasi tutsak vakası olduğuna dikkat çekti. Mangubi’nin iki çocuk annesi olduğu belirtildi. MASKELİ KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI Saha Mangubi, 2 Kasım 2024’te işe gitmek üzere evden çıktıktan sonra ortadan kaybolmuştu. Ailesi, kadının kamuflajlı ve maskeli kişiler tarafından kaçırıldığını açıklamış ancak işgalciler soruşturma açmayı reddederek aileyi Rusya Federal Güvenlik Servisine (FSB) yönlendirmişti. FSB ise uzun süre Mangubi’nin gözaltında olduğuna dair bilgiyi inkâr etmişti. Anne ve komşuların anlatımına göre, beş silahlı ve maskeli kişi Mangubi’nin evine zorla girerek saatler süren bir arama yaptı, ardından kadını hiçbir belge göstermeden alıp götürdü. Ailenin aylarca süren başvurularına rağmen yetkililer kaybolma başvurularını kabul etmedi. Daha sonra Mangubi ile bir süre aynı hücrede kalan bir kadının ifadesiyle, onun Akmescit’teki 2 No’lu tutukevinde tutulduğu öğrenildi. Ancak suçlamanın içeriği uzun süre gizli kaldı. İŞGALCİLERCE KAÇIRILAN EN AZ 20 KİŞİNİN AKIBETİ BELLİ DEĞİL İnsan hakları savunucuları, en az 20 Kırımlının daha zorla kaybedildikten sonra hâlâ “incommunicado” durumda tutulduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre, zorla kaybetmeler ve kişilerin tamamen tecrit edilmesi uluslararası hukuk açısından savaş suçu niteliği taşıyor.Hak savunucuları, bu suçların faillerinin ve sorumlularının er ya da geç uluslararası yargı önünde hesap vereceğini vurguluyor.

Efsanevi Kırım Tatar savaş pilotu Amethan Sultan'ın vefatının 55. yılı Haber

Efsanevi Kırım Tatar savaş pilotu Amethan Sultan'ın vefatının 55. yılı

Kırım Tatar halkının gururu, savaş pilot Amethan Sultan, 1 Şubat 1971 tarihinde vefat etti. Vefatına kadar Kırım Tatar millî hareketinin içinde yer alan Amethan Sultan, Sovyetlere karşı mücadelede sembolleşen isimler arasında yer almıştı. AMETHAN SULTAN KİMDİR? Efsanevi Kırım Tatar pilot Amethan Sultan, 20 Ekim 1920 tarihinde Kırım’ın Alupka şehrinde dünyaya geldi. Babası Lak, annesi Kırım Tatarıydı. Hep hayali olan pilotluk sevdasını ölene kadar devam ettirdi. Sovyetlerin eli kanlı lideri Stalin'in emri ile başlatılan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nı önlemek için elinden geleni yaptı ama halkının bu acıyı yaşamasını engelleyemedi. II. Dünya Savaşı sırasında 150 hava saldırısına katılan Sultan, tek olarak 30, grup olarak da 19 Nazi uçağı düşürdü. Amethan Sultan, 2. Dünya Savaşı sırasında 603 savaş uçuşu gerçekleştirdi. Savaş sonrası test pilotu olarak kariyerine devam etti. 100’den fazla hava aracı türü kullanan Sultan, toplamda 4237 saat uçtu. Hem Dağıstan’da hem Kırım Tatarları arasında millî kahraman olarak kabul edilen Amethan Sultan, anavatan Kırım’a dönme hakkı için mücadele eden Kırım Tatar millî hareketi temsilcileri ile birlikte Moskova’da Kızıl Meydan’a da çıktı. “Kırım Tatarlarının vatanına iade edilmesi” talebini içeren belgeleri ilk olarak imzalayanlar arasındaydı. Birçok kez KGB’ye çağrılarak bu tür eylemlere katılmaması konusunda uyarıldı ama buna rağmen Kırım Tatar halkının millî hareketine iştirak etmeye devam etti, soydaşlarını her zaman evine kabul etti. Amethan Sultan gökyüzüne aşıktı, gökyüzü ona her zaman ilham veriyordu. Ancak gökyüzü onun sonunu getirdi. 1 Şubat 1971 yılında Tu-16 tipi bir uçağın, test uçuşu sırasında meydana gelen kaza sonucunda hayatını kaybetti. Kırım Tatar yönetmen Ahtem Seytablayev, 2013 yılında Ahmethan Sultan’ın hayatını ve 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü konu alan “Haytarma” isimli bir film çekti. Mayıs 2015 tarihinde Ukrayna Parlamentosu Akmescit Havalimanına Amethan Sultan ismi verilmesi ile ilgili kararı kabul etti. Dağıstan’ın başkenti Mahaçkale havalimanı da uzun bir süredir Amethan Sultan’ın adını taşıyor.

Kırım'da Ruslaştırılma politikaları artarak devam ediyor: Göçmenler ve yabancı öğrenciler için denetim artıyor Haber

Kırım'da Ruslaştırılma politikaları artarak devam ediyor: Göçmenler ve yabancı öğrenciler için denetim artıyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2025 sonunda imzaladığı Devlet Millî Politika Stratejisi belgesi, Rus dili ve kültürünün yaygınlaştırılmasını millî güvenlik hedefleri arasında tanımlıyor. İşgal altındaki Kırım’da ise bu belgenin, özellikle Kırım Tatarları, göçmenler ve yabancı öğrenciler üzerinde daha sıkı denetim mekanizmaları oluşturacağı ifade ediliyor. Kırım’daki Rus parlamentosunun Başkan Yardımcısı ve Kremlin yanlısı Sergey Tsekhov, Akmescit'te (Simferopol) düzenlenen basın toplantısında, Yarımada'ya gelen göçmenlerin “çok sıkı şekilde” kontrol edilmesi gerektiğini söyledi ve “Kim geliyor, neden geliyor bilmeliyiz.” ifadelerini kullandı. Kırım’daki işgalci sözde hükûmetin etnik ilişkilerden sorumlu yetkilisi ve hain Ruslan Yakubov ise Yarımada'da sözde etnik ya da dinî temelli bir çatışma olmadığını savundu. Öte yandan göçmenler üzerindeki kontrolün artırılması yönünde çağrı yaptı. ÖĞRENCİLER VE DİL MESELESİ Kırım’da özellikle Akmescit'te Tıp Akademisi, geçmiş yıllarda binlerce yabancı öğrenciyi ağırlıyordu. İşgalci Rus yönetimi ise, eğitim dilinin İngilizce yerine Rusça olması gerektiğini savunuyor. Sergey Tsekhov, yabancı öğrencilerin Rusça öğrenmesinin zorunlu olması gerektiğini belirtti. "SOVYET DÖNEMİNE DÖNÜŞ" Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev ise bunun Sovyet dönemine dönüş anlamına geldiğini ifade ederek, İngilizce eğitim imkânının ortadan kalkmasının yabancı öğrencilerin Kırım’ı tercih etmemesine yol açabileceğini söyledi. KIRIM'IN YOĞUN RUSLAŞTIRILMASI Strateji belgesinde Rusça, “ortak Rus kimliğinin temel unsuru” olarak tanımlanırken, Kırım’ın 2014’teki işgali bu kimliğin güçlenmesi açısından “önemli bir olay” olarak nitelendiriliyor. Bu yaklaşım, Kırım’ın yerli halklarının daha hızlı asimilasyona maruz kalmasına yol açabiliyor. Bariyev, bu yaklaşımın Kırım ve diğer işgal altındaki Ukrayna topraklarında “yoğun Ruslaştırma” politikasını yansıttığını belirterek, “Bu strateji insanların kendilerini Rus olarak görmesini sağlamaya yönelik.” dedi. Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024’te verdiği kararda, Rusya’nın Kırım’da Ukraynaca eğitim hakkını ihlal ettiğinin tespit edildiği hatırlattı.

“Sadece bir sürgün değil soykırım”: Kırım Tatar sokak sanatçısı Hanım’dan direniş çağrısı Haber

“Sadece bir sürgün değil soykırım”: Kırım Tatar sokak sanatçısı Hanım’dan direniş çağrısı

Kırım’ın Akyar (Sevastopol) kentinden olan ve “Hanım” takma adıyla çalışmalarını sürdüren Kırım Tatar sokak sanatçısı, sanatın kendisi için hem bir tanıklık hem de direniş biçimi olduğunu söyledi. Suspilne Kırım’a konuşan sanatçı, ailesinin 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nda zorla sürgün edildiğini hatırlatarak, yaşananların “deportasyon değil, bir soykırım” olduğunu vurguladı. Ailesinin Türkistan ve Ural bölgelerinde sürgün hayatı yaşadığını anlatan Hanım, 1990’larda Kırım’a dönüşün ise istikrar getirmediğini, Yarımada'da da sürekli yer değiştirmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Akyar'ın, Kırım Tatar izlerinin sistemli şekilde silindiği son adresleri olduğunu kaydetti. Sanatçının eğitim hayatı teknik ve beşeri alanları kapsasa da sanatla profesyonel olarak 30’lu yaşlardan sonra ilgilenmeye başladığını belirten Hanım, sosyal sokak sanatını toplumsal travmalar ve siyasi gerçekler hakkında konuşmanın bir yolu olarak gördüğünü söyledi. Ayrıca ailesi Kırım’da bulunduğu için anonim çalışmayı tercih ettiğini de ekledi. HANIM: SANAT DİRENİŞ OLMALI, PROPAGANDA DEĞİL Hanım, işgal altındaki Kırım’da sokak sanatının propaganda aracına dönüştürüldüğünü belirterek, Rus yönetiminin duvar resimlerinde yalnızca “özel askerî operasyon” temalı ve Rus askerlerini yücelten görsellere izin verdiğini söyledi. Bu uygulamanın 2025 yılında işgal yönetimi yetkililerince açıkça ilan edildiğini hatırlattı. Kırım yollarında çok sayıda propaganda görseli belgelediğini ifade eden sanatçı, “Sokak sanatı direnişin dili olmalı. Kırım’da ise duvarlar propaganda afişlerine dönüştürüldü.” dedi. SİYASİ TUTSAK SANATÇI İÇİN PROJE Hanım, 2022’de Kezlev'de (Yevpatoriya) savaş karşıtı eylem sonrası tutuklanan ve 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Kırımlı sanatçı Bohdan Ziza’ya destek amacıyla “Yetim İçin” adlı sanat projesini hayata geçirdiklerini anlattı. KırımSOS ile birlikte yürütülen proje kapsamında en az 10 Ukrayna kentinde duvar resimleri, performanslar ve sergiler düzenlendiğini belirten Hanım, bu çalışmalarla Kırım’daki direnişin görünür kılınmasının amaçlandığını ifade etti. "KIRIM UKRAYNA'NIN BİR PARÇASI OLMAYA DEVAM EDECEK" Hanım, sanatın Kırım gerçeğini ve Kırım Tatar halkının hafızasını korumanın yollarından biri olduğunu vurgulayarak, “Kırım vardı, var olmaya ve Ukrayna’nın parçası olmaya devam edecek. Sanat, bunu anlatmanın yollarından biridir.” ifadelerini kullandı.

Rusya, Ukrayna’da akıllı telefonlarla casusluk ve sabotaj peşinde Haber

Rusya, Ukrayna’da akıllı telefonlarla casusluk ve sabotaj peşinde

Rusya, finansal kriz, ideolojik manipülasyon ve psikolojik baskı kullanarak vatandaşları casusluk ve sabotaj faaliyetlerine dâhil etmeye çalışıyor. Risk grupları arasında askerler ve yakınları, kritik altyapı çalışanları, öğrenciler, gençler ve sosyal medyada aktif kullanıcılar ile iç göçmenler bulunuyor. Ulusal Direniş Merkezi ile iş birliği yapan Suspilne Kırım, sosyal medya üzerinden profesyonel casusların kullandığı yöntemlere dikkat çekti. Yapılan açıklamada, kolay para kazanma vaatleri, kapalı mesajlaşma uygulamalarına yönlendirme, belirli nesnelerin fotoğraflarının çekilmesinin istenmesi ve gizlilik vurgusunun, potansiyel casusluk faaliyetlerine işaret eden önemli risk göstergeleri olduğu belirtildi. RUSYA’NIN YÖNTEMLERİ: GAZETECİ VE GÖNÜLLÜ KILIĞINDA Rus ajanlar sıklıkla “gazeteci araştırması”, “gönüllü yardım”, “güvenlik kontrolü” veya “dedektif yardımı” gibi kılıflar kullanıyor. Uzmanlar, bu tür taleplere karşı herhangi bir görev kabul edilmemesini, para alınmamasını ve kendiliğinden karşı hamle yapılmamasını öneriyor. Öte yandan yetkililer, şüpheli durumlarda ekran görüntülerinin ve iletişim bilgilerinin kaydedilmesi, ardından iletişimin derhâl kesilmesi gerektiğini vurguladı. Olası vakaların bildirilmesi için Ukrayna Güvenlik Servisi’nin (SBU) Telegram’daki “Spali FSBshnika” adlı resmî ihbar botunun yanı sıra SBU il müdürlükleri veya 102 acil hattının kullanılabileceği belirtildi. İSTATİSTİKLER VE SON VERİLER 2023’te başlatılan “Sabotaj Gürültüsü” planıyla Ukrayna genelinde bin 400’den fazla sabotaj ve terör eylemi belgelendi; 2025’te bunların 800’ü kayıtlara geçti. Çoğu suç eylemi henüz hazırlık aşamasında engelleniyor. Kasım 2025’te Ukrayna Cumhurbaşkanlığının Kırım Daimi Temsilciliği, Kırım’da reklam kampanyaları yerine potansiyel askerleri birebir temasta bulunduklarını bildirdi. Postacılar aracılığıyla broşür dağıtılıyor ve Moskova’dan gelen “casus avcıları”, yüksek maaş teklifleriyle gönüllü asker arayışında.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.