SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İşgalci Rusya, 3 Kırımlıyı daha sözde “vatana ihanetten” alıkoydu! Haber

İşgalci Rusya, 3 Kırımlıyı daha sözde “vatana ihanetten” alıkoydu!

Rusya, 2014 yılından beri işgali altında tuttuğu kadim Türk yurdu Kırım’da yerli halkı düzmece davalar kapsamında alıkoymaya devam ediyor. Kırım’da 1988, 1994 ve 1995 doğumlu 3 kişi, Ukrayna adına casusluk yapmakla itham edilerek sözde “vatana ihanet” suçu kapsamında Rus işgalciler tarafından alıkonuldu. KIRIMLILARIN SAHTE KULLANICI ADLARIYLA UKRAYNA İSTİHBARATINA ULAŞTIĞI İDDİA EDİLDİ Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) resmî internet sayfası üzerinden 9 Eylül’de yayımlanan açıklamada söz konusu Kırımlıların, çevrim içi bir tanışma platformunu kullanarak Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Başmüdürlüğü (HUR) personeli olduğu öne sürülen Marina Kuçerak ile sahte kullanıcı adları kullanarak iletişime geçtiği iddia edildi. RUSYA, ASILSIZ İDDİALARLA KIRIM SAKİNLERİNE ZULMETMEYE DEVAM EDİYOR Kuçerak’ın kendisini Ukrayna’ya gitmek zorunda kalan bir Kırımlı olarak tanıttığı öne sürülürken casuslukla itham edilen Kırımlıların, Rusya’ya ait hava savunma sistemleri, petrol depoları, yakıt ve yağlayıcıların depolandığı ve yüklendiği noktalar, askerî araçların bulunduğu konumlar, hareket güzergâhlarının ve diğer kritik askerî unsurlara ait koordinatların görüntülerini Kuçerak’a ilettiği de Rusya’nın ortaya attığı başka bir iddia oldu. Kırımlılar, Rusya Federasyonu Ceza Kanunu’nun 275. Maddesi uyarınca sözde “vatana ihanet” suçu kapsamında yasa dışı olarak tutuklandı. Ayrıca FSB, HUR'un dijital mecralar aracılığıyla iletişim kurdukları kişilerden bilgi topladığını öne sürdü.

Ukrayna, Rus ordusunun SİHA ve mühimmat depolarını imha etti Haber

Ukrayna, Rus ordusunun SİHA ve mühimmat depolarını imha etti

Ukrayna, işgalci Rus ordusunun stratejik hedeflerine yönelik düzenlediği karşı operasyonlar kapsamında 8 Eylül ve 8 Eylül’ü 9 Eylül’e bağlayan gece bir silahlı insansız hava aracı (SİHA) fırlatma noktası, “Project 12150 Mangust” devriye botu, elektronik istihbarat sistemleri ve mühimmat depolarını imha etti. İŞGAL ALTINDAKİ KIRIM’DAKİ RUS HEDEFLERİNE OPERASYON Ukrayna Genelkurmay Başkanlığının resmî sosyal medya hesabından yayımlanan açıklamada, 2014 yılından beri Rus işgali altındaki Kırım’ın Akyar (Sivastopol) bölgesindeki Kozak Körfezi açıklarında seyreden ve saatlik hızı 90 kilometrenin üstüne kadar çıkabilen bir “Project 12150 Mangust” devriye botu vuruldu. Kırım’ın Kara Acı (Olenivka) noktasında ise bir elektronik istihbarat sistemi vurulurken “Vitino” noktasında bulunan bir radom (radar kubbesi) da hedef alındı. DONETSK VE LUHANSK BÖLGELERİNDE RUS İŞGALİNE KARŞI MÜCADELE SÜRÜYOR Ukrayna’nın Donetsk bölgesinin Rus işgali altındaki bölgelerinde, SİHA’ları depoladığı, hazırladığı ve fırlattığı noktalar vurulurken bölgenin Dokuçayevsk (Dokuchaievsk) yerleşim birimi yakınlarındaki SİHA’ların depolandığı bir başka depo da imha edildi. Donetsk bölgesinin Selıdove (Selydove) noktasında konuşlu bir mühimmat deposunun yanı sıra Ukrayna’nın Luhansk bölgesinin Faşçivka (Fashchivka) noktasında yer alan ve işgalci Rus ordusunun Rubicon birimine ait bir mühimmat deposu da vurulan hedefler arasında yer aldı.

Rusya’dan, Kırım’da yasa dışı arkeolojik kazı: Tarihî Bakla kenti talan ediliyor! Haber

Rusya’dan, Kırım’da yasa dışı arkeolojik kazı: Tarihî Bakla kenti talan ediliyor!

Rus işgalciler, Kırım'da yasa dışı arkeolojik kazılar gerçekleştirerek yarımadanın kültürel mirasını talan ediyor. TARİHÎ BAKLA KENTİNDE 40 YILDIR ARKEOLOJİK KAZI YAPILMAMIŞTI Rusya’nın sözde arkeologları, Kırım’ın tarihî mağaralarına ev sahipliği yapan Bakla kentinde yasa dışı kazılar başlattı. Sözde arkeologlar, 40 yıldır insan eli değmeyen kenti talan ederken Ortodoks Hristiyanlarının ayinlerinde “prosfora” denilen ekmek üzerine dinî sembollerin basılması için kullanılan seramik bir prosfora mührü, demirden yapılan anahtarlı bir kilit, büyük bir demir haç, bronz bir zincir, kilden yapılan kaplar ve kökeni 10. ve 13. yüzyıla kadar uzanan surlara ait taşlar keşfettiklerini öne sürdü. İşgalci Rusya’nın propaganda haber aygıtı “ForPost“ tarafından 8 Eylül’de gündeme taşınan habere göre, Kırım’ın Akyar (Sivastopol) kentinde Rus işgal yönetiminin kontrolündeki Sivastopol Devlet Üniversitesi bünyesinde faaliyet yürüten sözde arkeologların keşfettiği iddia edilen buluntuların, işlendikten sonra işgal yönetiminin kontrolündeki Bahçesaray Tarih ve Kültür Müzesine teslim edileceği ileri sürüldü. HERSONES, TÖPE KERMEN VE SUDAK ANTİK KENTLERİ İÇİN TEHLİKE ALARMI! İşgalcilerin Bakla kentindeki yasa dışı faaliyetlerini devam ettirme niyetinde olduğu, öte yandan bu yılın sonuna kadar Hersones, Töpe Kermen ve Sudak antik kentlerinin de “Kırım Yarımadası’ndaki Bizans yerleşimlerini karşılaştırma” bahanesiyle talan edileceği kaydedildi.

Azerbaycanlı şair ve bilim insanı Prof. Dr. Abdullayeva: Kırım ortak hikâyemizin önemli sayfalarından biridir Haber

Azerbaycanlı şair ve bilim insanı Prof. Dr. Abdullayeva: Kırım ortak hikâyemizin önemli sayfalarından biridir

İktisat alanındaki akademik kariyeri ile edebiyat dünyasındaki şair ve söz yazarı kimliğini bir arada sürdüren Prof. Dr. Resmiyye Abdullayeva (Rəsmiyyə Abdullayeva); bilim ve sanat ilişkisi, şairlerin toplumsal sorumlulukları ile Türk dünyası arasındaki edebî köprüler hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Bilim insanlığı ile şair kimliğini bir arada yürütmenin kendisi için iki farklı dünyadan çok bir yaşam biçimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Resmiyye Abdullayeva, şiirin kendisi için huzur ve teselli kaynağı olduğunu belirtirken, Türk dünyasının ortak edebî mirasının genç kuşaklar tarafından yeniden yorumlanması gerektiğini vurguladı. Azerbaycan Mimarlık ve İnşaat Üniversitesinde eğitim alan Abdullayeva, 2006 yılında iktisat alanında doktora derecesini, 2009 yılında doçent, 2025 yılında profesör ünvanını aldı. Halen Azerbaycan Cumhuriyeti Bilim ve Eğitim Bakanlığı Ekonomi Enstitüsünde “Kapsayıcı Sosyal Kalkınma” Bölüm Başkanı olarak görev yapan ve Türk Dilli Devletler Ekonomistler Kamu Birliğinin başkanlığını yürüten Prof. Dr. Abdullayeva, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Yönetimi Akademisinde de yarı zamanlı profesör olarak çalışıyor. 177 bilimsel eserin yazarı olan Abdullayeva, 40’tan fazla uluslararası konferans ve sempozyumda bildiri sundu. “BEN ŞAİR DOĞDUM, İKTİSATÇI OLDUM” Bilim ile şiir arasındaki ilişkiyi değerlendiren Abdullayeva, iki alanı da çok sevdiğini ve ikisinin yaşam tarzına dönüştüğünü söyledi. Abdullayeva, “Ben şair doğdum, iktisatçı oldum” diyerek çocukluk hayalinin bilim insanı olmak olduğunu ve bu hayalini gerçekleştirdiğini anlattı. İktisat ile şiirin kendisi açısından farklı işlevleri olduğunu belirten Abdullayeva, “İktisattan yorulduğumda huzuru şiirde buluyorum. Söz beni teselli ediyor” dedi. Şiir ve sözün kendisi için kutsal olduğunu ifade eden Abdullayeva, iki farklı alanda başarılı bir şekilde faaliyet göstermenin zor ancak mümkün olduğunu dile getirdi. “ŞİİRİMİN KIRMIZI ÇİZGİSİ KEDERDİR” İnsanı şiir yazmaya yönelten tek bir duygu bulunmadığını söyleyen Abdullayeva, aşk acısı, dertler, acılar ve dünyayı anlamaya çalışma gibi birçok unsurun şiire kaynaklık ettiğini; en güzel şiirlerin büyük acılardan doğduğunu belirtti. Kendi şiirlerinde de kederin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Abdullayeva, vatan, anne ve toprak temalarının geniş yer tuttuğunu, ancak şiirinin “kırmızı çizgisinin keder” olduğunu ifade etti. Şairin çevresindeki olaylardan diğer insanlara göre daha derin biçimde etkilenebildiğini söyleyen Abdullayeva, şair olarak doğduğu için Allah’a şükrettiğini dile getirdi. “ESER ARTIK SENİN OLMAKTAN ÇIKAR” Sözleri bestelenerek geniş kitlelere ulaşan bir şair açısından bunun nasıl bir duygu olduğu sorusunu da yanıtlayan Abdullayeva, bunun muhteşem bir duygu olduğunu belirterek şunları kaydetti: O eser artık senin olmaktan çıkar ve milyonların sevgilisi haline gelir. İnsanlar senin eserlerinle manevi olarak beslenirler. Bundan daha güzel ne olabilir? Bir eserin milyonlarca insan tarafından sevilmesinin bir yazar için en büyük servet olduğunu belirten Abdullayeva, kısa süre önce yaşadığı bir anıyı da anlattı. Kızıyla birlikte S. Vurgun adlı Yaratıcılık ve Dinlenme Merkezi’nde bulunduğu sırada, restoranda sözlerini yazdığı “Unutdun” adlı şarkının seslendirildiğini belirten Abdullayeva, şarkıcıya söz yazarının orada olduğunu söyleyerek teşekkür ettiğini aktardı. Abdullayeva, genç şarkıcı İslam Alizade’nin kendisine tarihe geçecek anlar yaşadığını söylediğini belirterek bunun bir yazar için mutluluk olduğunu ifade etti. TÜRK DÜNYASI EDEBİYATI İÇİN “KÖPRÜ” VURGUSU "Dünya Genç Türk Yazarlar Birliyi" isimli STK'nın kuruluşunda da yer alan Abdullayeva, Türk dünyasının edebiyatçılarını birbirine bağlayan ortak edebî ve kültürel alanın geçmişe kıyasla daha güçlü olduğunu, ancak olması gereken seviyede bulunmadığını söyledi. Azerbaycan, Türkiye, Kırım, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve diğer kardeş coğrafyaların birbirinden öğrenecek çok şeyi bulunduğunu belirten Abdullayeva, ortak edebî alanın yalnızca toplantılar, festivaller ve karşılıklı ziyaretlerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Eserlerin birbirine çevrilmesi, genç yazarların ortak projelerde buluşması, dergi ve yayınevlerinin daha geniş bir dolaşım ağı oluşturması gerektiğini söyleyen Abdullayeva, özellikle genç kuşaklar arasında doğrudan edebî iletişim kurulmasının önemine dikkat çekti. Ortak edebî alanı hazır bir yapıdan çok sürekli kurulması gereken bir köprü olarak gördüğünü belirten Abdullayeva, "O köprünün taşları da şiir, hikâye, roman, çeviri, dergi, kitap ve en önemlisi insan ilişkileridir. Çünkü edebiyat bizi sadece aynı geçmişte buluşturmaz; ortak bir gelecek hayal etmemizi de sağlar." şeklinde konuştu. "VATAN VE YURT DUYGUSU TÜRK DÜNYASI EDEBİYATLARINDA ÇOK GÜÇLÜDÜR" Türk dünyası edebiyatlarını birbirine bağlayan değerler konusunda ise Abdullayeva; vatan, dil, tarih, hafıza, aile, özgürlük ve insan sevgisini öne çıkardı. Coğrafyaların farklı olmasına rağmen acıların, sevinçlerin ve hayallerin edebiyata yansıyan tarafında büyük bir ortaklık bulunduğunu belirten Abdullayeva, "Özellikle vatan ve yurt duygusu Türk dünyası edebiyatlarında çok güçlüdür. Şair için toprak sadece üzerinde yaşanan bir mekân değildir; geçmişin, ataların, hatıraların ve kimliğin taşıyıcısıdır." ifadelerini kullandı. Anne, aile, gurbet, ayrılık, doğa ve kardeşlik gibi temaların da ortak bir duygu dili oluşturduğunu belirten Abdullayeva, destanlar, halk şiiri, ozan geleneği ve musikinin farklı coğrafyalarda aynı büyük kültürel hafızanın izlerini taşıdığını söyledi. Türk dünyasının ortak değerleri noktasında sözlü kültür geleneğine de parantez açan Resmiyye Abdullayeva, şöyle konuştu: Destanlarımız, halk şiirimiz, ozan geleneğimiz ve musikimiz farklı coğrafyalarda farklı biçimler almış olsa da aynı büyük kültürel hafızanın izlerini taşır. Dede Korkut'tan Manas'a, Köroğlu'ndan çağdaş şiire kadar uzanan geniş bir damarımız var. Fakat bana göre bizi en güçlü biçimde birleştiren şey, bütün farklılıklarımızın içinde insana ve söze verdiğimiz değerdir. Dillerimizde bazı kelimeler değişebilir, lehçelerimiz farklılaşabilir; fakat bir annenin sevgisi, bir insanın vatan özlemi, ayrılığın acısı veya özgürlük arzusu her yerde aynı yüreğe dokunur. “KIRIM’IN SESİ, TÜRK DÜNYASININ ORTAK HAFIZASINDA MUTLAKA DUYULMALIDIR” Kırım’ın Türk dünyasının tarihî ve kültürel hafızasındaki yerine de değinen Abdullayeva, "Kırım, benim için yalnızca bir coğrafyanın adı değildir; Türk dünyasının hafızasında derin izler bırakmış bir kültür ve edebiyat merkezidir. Karadeniz’in kuzeyindeki bu topraklar, yüzyıllar boyunca Türk kültürünün, dilinin ve düşüncesinin önemli duraklarından biri olmuştur." dedi. Kırım Tatar edebiyatında vatan sevgisi, gurbet, sürgün, ayrılık, kimlik ve özgürlük temalarının güçlü olduğunu belirten Abdullayeva, 2004 yılında Kırım’da bulunduğunu ve sürgünden sonra vatanlarına dönen insanların acı hikâyelerini kendi ağızlarından dinlediğini anlattı. “Ey Güzel Kırım” türküsünü her dinlediğinde sürgün acısının gözlerinin önüne geldiğini ifade eden Abdullayeva, Azerbaycanlı bir şair olarak Kırım’ın duygu dünyasını kendisine yakın gördüğünü söyledi. Kırım’ın Türk dünyasındaki konumunu daha da güçlendirmek için Kırım Tatar edebiyatının daha fazla çevrilmesi, genç kuşaklara tanıtılması ve Türk dünyasının diğer edebiyatlarıyla daha yoğun kültürel alışveriş içinde olması gerektiğine inandığını söyleyen Abdullayeva, şöyle devam etti: Kırım’ın sesi, Türk dünyasının ortak hafızasında mutlaka duyulmalıdır. Çünkü bir milletin hafızasından bir coğrafyayı çıkarırsanız, o milletin hikâyesinde büyük bir boşluk bırakırsınız. Kırım da bizim ortak hikâyemizin önemli sayfalarından biridir. “ŞİİR MÜZEDE DURAN BİR ESER DEĞİLDİR” Gençlerin şiirden ve klasik edebiyattan uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeye katılmayan Abdullayeva, önce şiirin gençlere nasıl sunulduğuna bakılması gerektiğini söyledi. Gençlerin şiire değil, samimiyetsizliğe, zorunluluğa ve hayatlarından kopuk anlatımlara uzak durduğunu belirten Abdullayeva, klasik edebiyatın yalnızca ezberlenmesi gereken metinler olmaktan çıkarılması gerektiğini ifade etti. Şiirin gençlerin bulunduğu alanlara götürülmesi gerektiğini söyleyen Abdullayeva; dijital platformlar, kısa videolar, podcastler, genç şair buluşmaları, şiir atölyeleri ve çağdaş çeviri projelerinin önemli imkânlar sunduğunu belirtti. Özellikle Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gençlerin aynı projelerde buluşmasının değerli olacağını dile getiren Resmiyye Abdullayeva, "Özellikle Azerbaycan, Türkiye, Kırım, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve diğer Türk dünyası coğrafyalarından gençlerinin aynı projelerde buluşması çok değerli olur. Benim için en önemli mesele ise gençlere sadece geçmişimizi anlatmak değil, onlara kendi sözlerini söyleme imkânı vermektir. Onlar klasiklerimizi okuyacak, fakat kendi çağlarının şiirini de yazacaklar. Türk dünyasının ortak edebî mirası ancak genç kuşak onu sahiplenip yeniden yorumladığında yaşamaya devam eder." değerlendirmesinde bulundu. Abdullayeva, şiirin geleceğine ilişkin görüşünü ise şu sözlerle dile getirdi: Şiir müzede duran bir eser değildir. Şiir, insanın bugün söylediği ve yarın da söyleyeceği sözdür. Gençlere bunu hissettirebilirsek, şiirin geleceğinden endişe etmeye gerek kalmaz. “YAZAR, KENDİ DÖNEMİNİN AYNASI OLMALIDIR” Savaşlar, ekonomik krizler ve toplumsal travmaların yaşandığı dönemlerde şairin ve yazarın sorumluluğunun da önemli olduğunu belirten Abdullayeva, "Bence yazar, kendi döneminin aynası olmalıdır. Toplumu rahatsız eden, endişelendiren sorunları dile getirmeli, eserlerinde bunlara yer vermelidir. Yazar, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı eserleriyle mücadele etmelidir. Dünyanın neresinde olursa olsun insanların hakları çiğneniyorsa, masum insanlar öldürülüyorsa, insan buna nasıl kayıtsız kalabilir?" diye konuştu. Azerbaycan’ın aydınlarından Mirza Alekber Sabir ve Mirza Celil’i örnek gösteren Abdullayeva, bu isimlerin toplumdaki eksiklik ve kusurları eserlerinde göstererek bunların düzeltilmesini istediklerini söyledi. Kendisinin de Suriye’den kaçan insanlar ve Türkiye’de deprem sırasında hayatını kaybedenler hakkında şiirler yazdığını belirten Abdullayeva, dünyanın neresinde olursa olsun masum insanların öldürülmesine ve soykırıma maruz kalmasına kayıtsız kalamayacağını ifade etti. “Benim için en büyük değer insandır” diyen Abdullayeva, hiç kimsenin başka bir insanı hayatından mahrum etmeye hakkı olmadığını söyledi. TÜRK DÜNYASINA MESAJ: “GELECEĞİMİZİ BİRLİKTE KURALIM” Azerbaycan’dan Kırım’a ve bütün Türk dünyasına bir şair olarak mesajının ne olacağı sorusunu da yanıtlayan Abdullayeva, şu sözlere yer verdi: Ayrı coğrafyalarda yaşasak da aynı hafızanın, aynı dilin ve aynı ruhun çocuklarıyız. Azerbaycan’dan Kırım’a, Anadolu’dan Türkistan'a kadar uzanan Türk dünyasına mesajım şudur: Birbirimizi uzak görmeyelim. Sözümüzü, tarihimizi ve kültürümüzü yaşatalım ama geleceğimizi de birlikte kuralım. Çünkü bizi birleştiren yalnızca geçmişimiz değil, birlikte yazacağımız gelecektir. Şiir ise bu birliğin en saf dilidir. Bırakalım Türk dünyasının bütün yolları birbirine sevgi, kardeşlik ve umut taşısın!

İşgalciler Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın babasına karşı dava açtı Haber

İşgalciler Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın babasına karşı dava açtı

Rus işgal altındaki Kırım'ın Bahçesaray bölgesine bağlı Dolinnoye (Topçıköy) köyü camisinin imamı ve Ekim 2025’te uydurma terör dosyalarıyla evinden koparılan 19 yaşındaki Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın (Urinbaeva) babası Sadık Urinbayev hakkında idari ceza protokolü düzenlendi. Gratı haber ajansının aktardığına göre, Rus işgal güçleri, 2 Eylül'de Sadık Urinbayev’in evine giderek Rusya İdari Suçlar Kanunu’nun 5.26. maddesinin 4. fıkrası uyarınca "yasa dışı misyonerlik faaliyetleri yürütme” çerçevesinde tutanak tuttu. İşgalci polisin hazırladığı evrakta, Urinbayev'in, Rusya kontrolündeki sözde "Kırım ve Akyar (Sivastopol) Müslümanları Dinî İdaresi"nden (Müftülük) verilmiş onay belgesi olmaksızın 5 Haziran tarihinde Cuma namazı kıldırdığı iddia edildi. Urinbayev idari tutanağı imzalamakla birlikte verdiği resmî ifadede suçlamaları reddederek yürüttüğü dinî ibadetlerin yasa dışı sayılamayacağını kaydetti. 1994'TEN BERİ İMAMLIK YAPAN URİNBAYEV İÇİN İLK DAVA İmamın eşi Dinara İyupova, polisin dosyayı mahkemeye sevk edeceğini bildirdiğini aktardı. İyupova, yeni inşa edilen köy camisinde eşinin dinî ibadetleri yerine getirdiğini ancak işgalci yönetim altındaki Müftülüğe kaydolmadığını ifade etti. 1994 yılından bu yana Kırım’da imamlık yapan Urinbayev hakkında ilk kez böyle bir işlem yapılırken, mahkemenin onaylaması hâlinde imama 5 bin ile 50 bin ruble arasında idari para cezası verilebileceği belirtildi. Bu baskı hamlesinin arkasında, Urinbayev ailesinin 11 aydır haksız yere tutuklu bulunan kızları Nasiba Saidova için yürüttüğü adalet mücadelesi yer alıyor. Geçen yıl Ekim ayında henüz 18 yaşındayken Rus işgal güçlerince (FSB) evinden alıkonulan Saidova, Rusya’da "terör örgütü" sayılarak yasaklanan ancak Ukrayna'da yasal olarak faaliyet gösteren Hizb-ut Tahrir örgütü üyesi olmakla suçlanıyor. Söz konusu soruşturma kapsamında Nasiba Saidova ile birlikte Esma Nimetullayeva, Elviza Aliyeva ve Fevziye Osmanova da tutuklanmıştı. Bu dosya, işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatar kadınların doğrudan siyasi davalar ve "terör" suçlamalarıyla kitlesel olarak tutuklandığı ilk ve tek emsal vaka olma özelliğini taşıyor.

Norveç’te gemileri alıkonulan 69 Rus vatandaşı ülkesine geri gönderildi Haber

Norveç’te gemileri alıkonulan 69 Rus vatandaşı ülkesine geri gönderildi

Norveç, Rusya’dan gelen küçük yolcu gemisinin mahkeme kararıyla alıkonulmasının ardından Arktik bölgesindeki Svalbard Takımadaları'nda mahsur kalan 69 Rus vatandaşının ülkelerine dönmesine yardımcı oldu. Norveç makamlarının açıklamasına göre Rus vatandaşları, Svalbard’da alıkonulan Professor Molchanov adlı geminin yolcu ve mürettebatı arasında bulunuyordu. Yolcular, Norveç’in Kirkenes kenti üzerinden salı günü Rusya’ya geri döndü. GEMİ UKRAYNALI ŞİRKETİN TALEBİYLE ALIKONULDU Norveç’teki bir mahkeme, geçen hafta Ukraynalı enerji şirketi Naftogaz adına geminin Svalbard’da alıkonulmasına karar verdi. Karar, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesinin ardından el konulan varlıklar nedeniyle Naftogaz’ın Rusya’dan talep ettiği 4,22 milyar dolarlık tazminatın tahsili kapsamında alındı. Professor Molchanov’un alıkonulması nedeniyle gemide bulunan yolcular ve mürettebat Svalbard’da mahsur kaldı. Moskova ise Norveç’in kararını eleştirerek olayı “korsanlık” olarak nitelendirdi. SVALBARD’DA RUS YERLEŞİMLERİ BULUNUYOR 1925'ten bu yana Norveç'e bağlı bir Arktik bölgesi olan Svalbard Takımadaları'nın statüsü, 1920 tarihli Svalbard Antlaşması ile düzenleniyor. Antlaşma, Rusya dâhil anlaşmaya taraf ülkelerin vatandaşlarına bölgede vizesiz yerleşme hakkı tanıyor. Geminin tutulduğu Barentsburg, Svalbard’daki iki Rus yerleşiminden biri. Norveç İstatistik Kurumu verilerine göre iki Rus yerleşiminde toplam 392 kişi yaşıyor. Svalbard’ın toplam nüfusu ise 2 bin 914 olarak belirtiliyor. NAFTOGAZ'IN 4,22 MİLYAR DOLARLIK "KIRIM" ALACAĞI Davanın temelinde ise Naftogaz’ın, Rusya’nın Kırım’ı işgali sonrasında Ukrayna’daki varlıklarının zarar gördüğü gerekçesiyle kazandığı 4,22 milyar dolarlık tazminat kararını Rusya dışında tahsil etme girişimi bulunuyor. Norveç, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesinin ardından Ukraynalı enerji şirketi Naftogaz’ın bölgedeki varlıklarına el koyması nedeniyle hükmedilen 4,22 milyar dolarlık tazminatın tahsili kapsamında Rusya’ya ait bir gemiye el koymuştu. RUS VARLIKLARI FARKLI ÜLKELERDE HEDEFTE Ukraynalı şirket, tazminat kararının uygulanması amacıyla ABD, Fransa, Birleşik Krallık ve Finlandiya başta olmak üzere birçok ülkede hukuki süreç başlattı. Finlandiya'da da Rusya'ya ait yaklaşık 4,25 milyar dolarlık varlıkların Naftogaz'ın tazminat talebi kapsamında ele geçirilmesine yönelik süreç yürütülüyor. Rusya, Finlandiya'daki işlemlere de itiraz ediyor ve kendisine gerekli bildirimlerin yapılmadığını savunuyor. Naftogaz, Rusya'nın farklı ülkelerdeki varlıklarını takip etmeye devam edeceğini belirterek, tahkim kararında hükmedilen tazminatın kendisine ve Naftogaz Grubu bünyesindeki diğer şirketlere ödenmesine kadar hukuki girişimlerin sürdürüleceğini açıkladı.

Kırımlı siyasi tutsak Oleksandr Sizikov, ağır koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor! Haber

Kırımlı siyasi tutsak Oleksandr Sizikov, ağır koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor!

Rusya’nın 2014 yılından beri işgali altında tuttuğu kadim Türk yurdu Kırım, ağır insan hakları ihlallerine sahne olmaya devam ediyor. Kırım Tatarları başta olmak üzere yarımada halkı, işgalci Ruslar tarafından siyasi saiklerle açılan düzmece davalar kapsamında alıkonuluyor. AĞIR SAĞLIK SORUNLARINDAN MUZDARİP SİZİKOV ÖLÜME TERK EDİLİYOR! Bir kaza sonucunda iki gözünü de tamamen kaybetmesi nedeniyle 1. sınıf engelli olan, başka bir kaza sonucunda ise dalağı alınan ve kronik mide ile boyun ve omurga hastalıklarından da muzdarip Kırımlı siyasi tutsak Oleksandr Sizikov’un hapishanede alıkonulacağı süre uzatıldı. Ağır koşullar altında alıkonulduğu cezaevinden başka bir cezaevine Ağustos 2026’da sevk edilmesi beklenen Sizikov’un naklinin herhangi bir gerekçe sunulmaksızın uzatılarak ocak ayına ertelendiği belirtildi. SİZİKOV'UN ALIKONULDUĞU CEZAEVİ, KIRIM'DAN EN AZ 5 BİN KİLOMETRE UZAKTA Sosyal medya üzerinde faaliyet gösteren “Oleksandr Sizikov’a Destek” platformunda faaliyet gösteren gönüllülerin aktardığına göre, Kırımlı siyasi tutsağın avukatının kendisini uzun uğraşlar sonucunda ziyaret edebildiği kaydedildi. Kırım’dan en az 5 bin kilometre uzakta ve Rusya’nın uzak doğusunda bulunan Minusinsk Cezaevi'nde alıkonulan Sizikov’un, 7 Eylül tarihli mektubunda daha önce şikâyet ettiği koşullarda hâlen tutulduğundan bahsettiği aktarıldı. RUS İŞGALCİLER, SİZİKOV’A GÖNDERİLEN MEKTUP VE KARTPOSTALLARA EL KOYUYOR Bununla birlikte mektubunda Rusların ağustos ayında annesini aramasına engel olduğunu kaydeden Sizikov’un, eylül ayında annesiyle bir daha konuşma imkânı elde edebileceğinden şüphe ettiği dile getirildi. Sizikov, mektubunda şu ifadelere yer verdi: Benim durumum hâlâ aynı, hiçbir değişiklik yok. Hücredeki kötü koşullar aynen devam ediyor. Ağustos ayında annemi arama imkânından mahrum bırakıldım, eylülde ne olacağını ise bilmiyorum. Bunun dışında sadece senin değil, annemin ve başka hiç kimsenin mektubunu da alamadım. Senin gönderdiğin kartpostalların ve Londra’dan birilerinin gönderdiği kartpostalların da nerede olduğu belirsiz. HUKUKA AYKIRI OLARAK 17 YIL HAPSE MAHKÛM EDİLDİ Kırımlıların evine 7 Temmuz 2020 tarihinde yasa dışı baskınlar düzenleyen Rus işgalciler, Kırımlılara baskı uygulamak için kurguladıkları düzmece “Hizb-ut Tahrir” davası kapsamında Oleksandr Sizikov, Alim Sufyanov ve Seyran Hayredinov’u alıkoymuştu. Sözde “Dördüncü Bahçesaray Grubuna” mensup Sizikov, Rusya’nın Rostov-na-Donu kentindeki Güney Bölge Askerî Mahkemesi tarafından hukuka aykırı olarak 17 yıl hapse mahkûm edilmişti. Sözde kararı Rus hâkim Kirill Krivtsov verirken Vlasiha (Vlasikha) kentindeki Askerî Temyiz Mahkemesindeki Rus hâkim Maksim Panin ise bu hukuksuz kararı onamıştı. Temyiz mahkemesi sözde kararı onayana kadar sağlık sorunları nedeniyle hukuksuzca ev hapsinde tutulan Sizikov, 14 Eylül 2024’te işgal altındaki Kırım’ın Bahçesaray bölgesindeki Sevastyanivka köyündeki evine yapılan baskınla tekrar alıkonulmuştu. Rusya’nın Krasnoyarsk bölgesindeki Minusinsk Şehir Mahkemesi, 26 Mayıs 2025’te Sizikov’u sağlık sorunları nedeniyle serbest bıraksa da 21 Ekim 2025’te Krasnoyarsk Bölge Mahkemesi, herhangi bir gerekçe göstermeden Sizikov’un yasa dışı olarak cezaevine geri gönderilmesine hükmetmişti. SİZİKOV, RUS MEVZUATINA BİLE AYKIRI OLAN KOŞULLAR ALTINDA ALIKONULUYOR Rus işgalciler, 23 Ekim 2025 tarihinde Bahçesaray bölgesinde yasa dışı ev baskınları düzenleyerek Sizikov’u alıkoydu. Kırımlı siyasi tutsak, ertesi gün Kırım’daki işgalci Bahçesaray Bölge Mahkemesi tarafından sözde “polise itaatsizlik” gerekçesiyle kanunsuz bir şekilde 10 gün hapse mahkûm edilmişti. 31 Ekim’de işgalci Kırım Yüksek Mahkemesi sözde “kararı” iptal etse de Sizikov’un avukatı Emil Kurbedinov, kendisini gözaltı merkezinden çıkaramamıştı. Avukat Kurbedinov, 5 Kasım 2025’te Rus işgalcilerin Sizikov’u Kırım’ın Akmescit (Simferopol) kentindeki 1 No’lu tutukevinde alıkoymaya devam ettiğini ve başka bir cezaevine yasa dışı olarak sevk etme hazırlığında olduğunu bildirmişti. 8 Ocak 2026’da Minusinsk Cezaevine hukuksuz bir şekilde sevk edilen Sizikov’un görme engeli, 6 Şubat 2004 tarihli ve 54 sayılı Rusya Federasyonu Hükûmet Kararına göre cezanın infazından muaf tutulmasını gerektirse de Kırımlı siyasi tutsak, yasa dışı olarak hürriyetinden mahrum bırakılmaya devam ediyor.

Kırım Tatar güreşçiler Bişkek’te Ukrayna’yı temsil etti: "Amacımız halkımızı dünyaya tanıtmak" Haber

Kırım Tatar güreşçiler Bişkek’te Ukrayna’yı temsil etti: "Amacımız halkımızı dünyaya tanıtmak"

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen ve 90’dan fazla ülkeden 42 farklı branşta yaklaşık 4 bin sporcuyu bir araya getiren 6. Dünya Göçebe Oyunları tamamlandı. Geleneksel sporların ve göçebe kültürünün sergilendiği dev organizasyonda Kırım Tatar sporcular da Ukrayna bayrağı altında er meydanına çıktı. Kırım Tatar güreşçiler Hamza Acımambetov ile Ervin Acımambetov, organizasyonda "Alış" ve "Kırgız Güreşi" kategorilerinde mücadele etti. Zorlu müsabakaların yaşandığı Alış güreşi kategorisinde Ervin Acımambetov, yarı finalde Polonyalı rakibine mağlup olarak turnuvayı 4. sırada tamamladı. Kazak Güreşi kategorisinde yarışan Hamza Acımambetov ise Belaruslu rakibini mağlup etmeyi başardı ancak bir sonraki turda Moldovalı rakibine yenilerek madalya şansını kaybetti. Genç sporcular, turnuvanın kendileri için benzersiz bir tecrübe olduğunu ifade etti. "TEMEL AMACIMIZ HALKIMIZI DÜNYAYA TANITMAK" Sporcuların hem babası hem de antrenörü olan Marlen Kasabciyev, hazırlık sürecinin darlığına rağmen sporcuların ellerinden gelenin en iyisini sergilediklerini belirtti. Organizasyonun seviyesine ve edindikleri tecrübeye dikkat çeken Kasabciyev şu değerlendirmelerde bulundu: Temel amacımız Kırım Tatar halkımızı tanıtmak ve dünyaya varlığımızı göstermekti. Dünya Göçebe Oyunları’na son derece güçlü sporcular katıldı. Bizim için çok iyi bir ders ve tecrübe oldu. Sporcularımız aslında serbest güreş branşında uzmanlaşmış durumda. Ancak bu organizasyonun ardından Alış kategorisindeki çalışmalarımızı artıracağız ve bu alandaki turnuvalara daha fazla katılarak halkımızı daha iyi temsil etmeyi planlıyoruz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.