SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatar Milli Hareketi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar Milli Hareketi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar Milli Hareketi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

1944 Sürgünü’nden ilk direnişe: “Vatanımıza dönme fikrinden asla vazgeçmemeliyiz” Haber

1944 Sürgünü’nden ilk direnişe: “Vatanımıza dönme fikrinden asla vazgeçmemeliyiz”

Tarih 11 Ekim 1961. Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin (SSC) Taşkent Bölge Mahkemesi, Kırım Tatar millî hareketinin Stalin sonrası dönemdeki ilk siyasi yargılaması olarak tarihe geçecek bir davada kararını açıkladı. Mahkeme, "Kırım Gençlik Birliği" ve "Kırım Tatar Kurtuluş Birliği" adlarıyla dosyalandırılan yapılar bünyesinde faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle Enver Seferov ve Şevket Abdurahmanov hakkında ağır hapis cezaları verdi. Gerçekte ise vatanından uzakta, sürgün şartlarında ezilen ve halkının adalet mücadelesine ses olmak isteyen iki cesur Kırım Tatar genci vardı. Enver Seferov 7 yıl, Şevket Abdurahmanov ise 5 yıl ağır rejimli çalışma kampı cezasına çarptırıldı. STALİN ÖLDÜ, SÜRGÜN EDİLEN ÇOĞU HALK VATANLARINA DÖNDÜ AMA KIRIM TATARLARINA YASAK KALKMADI 1956 yılına gelindiğinde Stalin döneminde sürgüne gönderilen birçok Sovyet halkı için rehabilitasyon süreci başlamış, Ahıska Türkleri ve Çeçenler dâhil birçok topluluğun tarihî topraklarına dönmesine izin verilmişti. Ancak bu karar Kırım Tatarlarını kapsamadı. Kırım Tatarlarına vatan kapıları kapalı kalmaya devam etti. Bu haksızlık, 1950'lerin ikinci yarısında Kırım Tatar Millî Hareketinin oluşmasına yol açtı. Mektuplar, imza kampanyaları ve resmî makamlara yapılan başvurular sonuçsuz kalınca mücadelenin uzun ve çetin geçeceği anlaşıldı. YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN GERÇEKLER Uzun yıllar boyunca Seferov ve Abdurahmanov davası, sadece Kırım Tatar ve insan hakları aktivistlerinin el altından dağıttığı gizli yayınlar (samizdat) kanalıyla biliniyordu. Öte yandan Sovyet Birliği dağıldıktan sonra açılan Rusya Devlet Arşivindeki SSCB Başsavcılığı denetim dosyalarında yer alan belgeler, Sovyet rejiminin o dönem Kırım Tatarlarına yönelik kurduğu kumpasını gün yüzüne çıkardı. Soruşturma belgelerine göre, 8 Temmuz 1961'de Özbekistan SSC Bakanlar Kurulu’na bağlı Devlet Güvenlik Komitesi (KGB), Aluşta doğumlu ve Taşkent bölgesindeki Çirçik’te ikamet eden Enver Seferov hakkında soruşturma başlattı. Seferov, Kırım Tatar gençliğine hitaben “milliyetçi” ve "Sovyet karşıtı" bildiriler hazırlayıp posta yoluyla dağıtmakla suçlandı. Davanın diğer sanığı, Özbekistan'a sürgün edilen Kırım Tatarlarından Akyar doğumlu 31 yaşındaki Şevket Abdurahmanov oldu. Seferov tarafından hazırlanan bildirileri Çirçik, Suhumi, Fergana ve Namangan’daki Kırım Tatarlarına ulaştırmakla suçlanan Abdurahmanov'un evinde arama yapıldığı belirtildi. Savcılık, söz konusu aramalarda bildirilerin üç kopyasına el konulduğunu öne sürdü. VATANA DÖNME ARZU SUÇ SAYILDI İddianamede Seferov için kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekiciydi. Sovyet makamları Seferov’u "Komünist Parti ve Sovyet Hükûmetinin icraatlarına düşmanca tutum besleyen, Kırım Tatarları arasında Kırım’a dönme arzusunu kışkırtan kişi" olarak tanımlıyordu. Seferov’un esas "suçu" ise 1959 yılında dört arkadaşıyla birlikte SBKP Merkez Komitesine Kırım Tatarlarının vatanlarına dönmesine izin verilmesini talep eden bir mektup kaleme almaktı. "KOMÜNİST EFENDİLER! BİR HALK 16 YILDIR SÜRGÜNDE" Soruşturma dosyalarında korunan ve o dönem Sovyet rejimine karşı atılmış son derece cesur bir adım olarak nitelendirilen bildirilerden biri, "Komünist Efendiler!" başlığıyla başlıyordu. "Kırım Gençlik Birliği" imzalı bildiride şu ifadeler yer alıyordu: Komünist Efendiler! Uzun süre sabrettik ve sizden merhamet bekledik. Bu aşağılayıcı durumumuz daha ne kadar sürecek? 20. yüzyılda bu yaşananlar trajik bir çılgınlık ve barbarlıktır. 16 yıldır halkımız yargılanmadan, soruşturulmadan Sovyetler Birliği'nin dört bir yanına dağıtılmış durumdadır. Küçük büyük demeden tüm bir halk, bir avuç hainin işlediği suçların cezasını mı çekmek zorundadır? Size karşı elinde silahla savaşanlar bile suçlarının cezasını ödedi. Halkımız diğer halklardan daha mı az çalışıyor? Elbette hayır. Ve siz bunu çok iyi biliyorsunuz. Haklı davamızı zorla susturmak istiyorsunuz. Milletimizin diğer halklar arasında eriyip yok olması işinize geliyor. Ama bunu başaramayacaksınız! Uzaya insan gönderip tüm insanlığın hayırseveri rolünü oynarken, küçücük bir halka karşı böyle barbarca yöntemlere başvurmanızı nasıl anlamalıyız?... Milletimizin dikkate alınmasını ve vatanımıza dönme imkânının bize tanınmasını talep ediyoruz. Kırım bizimdir ve bunu er ya da geç kabul edeceksiniz. Bugün tek bir amacımız var: Ya Vatan ya ölüm! "DİZ ÇÖKEREK YAŞAMAKTANSA AYAKTA ÖLMEK BETTERDİR" Kırım Tatar gençliğine doğrudan çağrıda bulunan "Kırım Tatar Kurtuluş Birliği" imzalı diğer bildiri metinden öne çıkan en çarpıcı kesitler şu şekilde: 1944 yılında, henüz birer çocukken, anne me babalarınızla birlikte öz topraklarınızdan sürülerek Sovyetler Birliği’nin dört bir yanına dağıtıldınız. O günden bu yana 16 yıl geçti... Sizin için şu an en hayati olan husus ise Vatanınıza dönme imkânından yoksun bırakılmış olmanızdır… Savaş sırasında sürülen diğer tüm uluslara Vatanlarına dönme imkânı tanınmışken; bizim kültürümüz kademeli olarak yok olmakta ve milletimiz, bir millet olarak varlık anlamını yitirmektedir. Siz gençler, sessizliğinizle bu haksız ve hukuksuz durumu kendinizin meşrulaştırdığını gerçekten görmüyor musunuz?.. Vatanınıza dönme fikrinden asla vazgeçmemelisiniz; aksi takdirde işleyeceğiniz bu suç, gelecek nesilleriniz nezdinde hiçbir bağışlanma bulamayacaktır. Vatanı olmayan bir insanın hor görülmeye layık olduğunu kavramalısınız… Halkınız, yaklaşmakta olan yok oluştan kurtarılmayı sizden bekliyor. Artık sizler için de şu sözü söyleme vakti gelmiştir: 'Diz çökerek yaşamaktansa, ayakta ölmek yeğdir.' Unutmayın ki, halkınızın mutluluğu uğruna verilecek mücadelede sadece gözyaşı değil, kan da dökülebilir. KRUŞÇEV "YUMUŞAMASI"NDA VERİLEN AĞIR CEZALAR Taşkent Bölge Mahkemesi, 11 Ekim 1961'de kapalı oturumda kararı açıkladı. Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin 20. Kongresi sonrası başlayan ve özgürleşme dönemi olarak anılan Kruşçev'in "yumuşaması" yıllarında verilmiş bu karar, rejimin Kırım Tatar sorununu çözmeye hiç niyetinin olmadığını kanıtlıyordu. Enver Seferov 7 yıl, Şevket Abdurahmanov ise 5 yıl ağır rejimli çalışma kampı cezasına çarptırıldı. Abdurahmanov’un cezaevinden SSCB Başsavcısı Roman Rudenko’ya yazdığı itiraz dilekçesindeki şu sözler Sovyet adalet sisteminin özetiydi: Anti-Sovyet belge denilen şeyler, Kırım Tatarlarının vatanları Kırım’a dönmesini talep eden çağrılardı. Bunda anti-Sovyet olan ne var bilmiyorum. Bildiğim tek şey; Stalin kişisel kültü döneminde bizler sürgün edildiğinde henüz 14 yaşında bile değildim. 1956'ya kadar sürgünde yaşadım. Bu acılar yetmedi mi ki beni 5 yıl daha toplumdan tecrit ediyorsunuz?" Bu dilekçeye verilen yanıt ise kısa ve netti: "Kararın değiştirilmesi için gerekçe yoktur." GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AYNI YÖNTEMLER Enver Seferov ve Şevket Abdurahmanov cezalarını son gününe kadar cezaevi ve çalışma kamplarında çektiler. Kırım Tatarlarının öz vatanlarına dönmesine ise daha otuz yıl vardı. 1961 yılında Taşkent'te kurulan bu kumpas davası, bugün Rus işgali altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarına karşı yürütülen düzmece yargılamaların tarihsel kopyasıdır. Dün "Sovyet karşıtı propaganda" ve "var olmayan örgütler" bahanesiyle vatan sevdalılarını hapse atan zihniyet; bugün işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarını "terörist", "aşırılık yanlısı" ve "sabotajcı" yaftalarıyla 15-20 yıla varan ağır hapis cezalarına çarptırmaya devam ediyor. Ancak tarih göstermektedir ki, uydurma davalar ve cezaevi duvarları Kırım Tatarlarını vatan sevgisinden ve adalet mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçirmedi.

Kırım Tatar millî hareketi emektarı Ayşe Seytmuratova vefatının ilk yılında anılıyor Haber

Kırım Tatar millî hareketi emektarı Ayşe Seytmuratova vefatının ilk yılında anılıyor

Kırım Tatar halkının haklı davasını dünyaya duyuran efsanevi insan hakları savunucusu ve Kırım Tatar millî hareketi emektarlarından Ayşe Seytmuratova, aramızdan ayrılışının birinci yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anılıyor. Hayatı sürgünler, zindanlar ve amansız bir adalet mücadelesiyle geçen Seytmuratova'nın vefatının ilk yıl dönümü vesilesiyle bir anma mesajı yayımlayan Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, onun ömrünü halkına adadığına vurgu yaptı. KTMM Başkanı Refat Çubarov, yayımladığı anma mesajında şu ifadelere yer verdi: Acı bir tarih... Bugün Ayşe Abla Seytmuratova’nın vefatının birinci yıl dönümü. Kendisi 1 Haziran 2025 tarihinde, 89 yaşında, Rus barbarları tarafından işgal edilen Kırım’da hayatını kaybetti. Akmescit’te (Simferopol) toprağa verildi. Ayşe Abla, halkına fedakarlıkla и adanmışlıkla hizmet etmenin en büyük örneğidir. Allah rahmet eylesin. 7 YAŞINDAYKEN SÜRGÜNÜ YAŞADI 11 Şubat 1937'de Kırım’ın Acı Eli köyünde doğan Ayşe Seytmuratova, henüz 7 yaşındayken 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı’nı yaşadı. Babası İkinci Dünya Savaşı'nda kaybolmuştu; annesi ve 6 kardeşiyle birlikte Özbekistan’ın Semerkand bölgesine sürüldü. Aile, eski bir eşek ahırında hayatta kalma mücadelesi verdi. En büyüğü 17 yaşında olan ağabeyleri ağır maden işlerinde çalışırken, 8 kişi tek bir işçi barakasında yaşadı. Seytmuratova, çocukluk yıllarında çektiği bu büyük acıları, hayatının sonuna kadar sürecek olan adalet mücadelesinin çıkış noktası haline getirdi.. AKADEMİK KARİYERİ "KIRIM TATARI" OLDUĞU İÇİN ENGELLENDİ Zor şartlar altında Semerkand Üniversitesi Tarih Fakültesini 1957 yılında başarıyla tamamlayan Seytmuratova, akademisyen olmak istiyordu. Ancak Kırım Tatarı kimliği nedeniyle yüksek lisans yapması engellendi. Yıllar süren mücadelenin ardından 1967’de Özbekistan Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsüne kabul edilse de Kırım Tatar millî hareketine katıldığı gerekçesiyle buradaki eğitimini tamamlamasına izin verilmedi. SOVYET REJİMİ TARAFINDAN 2 KERE ALIKONULDU Ayşe Seytmuratova 1967 ve 1971 yıllarında “Sovyet yönetimini itibarsızlaştıran materyallerin üretimi ve dağıtımı” suçlamasıyla alıkonuldu. İlk kez denetimli serbestlik cezasına çarptırılan Seytmuratova, 1971’de 3 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Hapis cezasını Seytmuratova, Mordovya kamplarında geçirdi. Serbest bırakıldıktan sonra Seytmuratova, Kırım Tatar millî hareketindeki faaliyetlerini devam ettirerek Kırım’da kayda geçmeye çalışan Kırım Tatar ailelerine karşı takibatlar hakkında bilgi toplamaya başladı. Elde ettiği bilgiler, o dönemde Sovyet rejimi tarafından insan hakları ihlali olaylarını kayda geçiren “Güncel Olaylar Kroniği” adlı insan hakları bülteninde yayımlandı. YURT DIŞINDA KIRIM TATARLARININ SESİ OLDU Üçüncü kez alıkonulma tehdidi ile karşı karşıya kaldıktan sonra Seitmuratova, ABD’ye çıkış yapmayı başardı. Orada Özgürlük Radyosu sunucusu olarak çalışmaya başladı. Rusça, Özbekçe ve Azerbaycan Türkçesi ile programlar sunan Seytmuratova Kırım Tatar millî hareketi, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar halkının haklarının ihlallerini tüm dünyaya duyurdu. Yurt dışında yaşadığı zaman Seytmuratova birçok uluslararası konferansına katıldı ve ABD Senatosunda konuşma yaptı. 11 yıl ABD’de yaşadıktan sonra 1990’da Özbekistan’a döndü daha sonra ise vatan Kırım’a geri dönüş yaptı. Vatana döndükten sonra Ayşe Seytmuratova, Kırım Tatarlarına insani yardım sağlamak amacıyla Merhamet Evi Vakfını kurdu. RUS İŞGALİNİ KINADI Kırım’ın Rus işgalini kınayan Ayşe Seytmuratova, Mart 2014’te Kremlin yönetimi ile işbirliği yapan müftü Emirali Ablayev’e seslenirken şu ifadelerini kullandı: Kırım Tatarlarının gelecekteki devleti Ukrayna halkıyla birlikte inşa edilmelidir, başarıya ancak Ukrayna ile birlikte ulaşacağız. "UZAYLILAR BİLE KIRIM'A GELSE BURAYI TERK ETMEYECEĞİZ" Akmescit’te 2019’da düzenlenen bir etkinlikte Kırım Tatar gençlerine konuşan Seytmuratova tüm baskılara rağmen Kırım Tatarlarının Kırım’da yaşamaya devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, “Uzaylılar bile Kırım’a gelse biz burayı terk etmeyeceğiz.” ifadelerini kullanmıştı.

Kırım Tatar millî hareketinin dönüm noktası: 7 Nisan 1917 Tüm Kırım Müslümanları Kongresi Haber

Kırım Tatar millî hareketinin dönüm noktası: 7 Nisan 1917 Tüm Kırım Müslümanları Kongresi

Bugün, Kırım Tatar halkının modern siyasi kimliğinin temellerinin atıldığı ve kendi kaderini tayin etme yolunda tarihi bir kırılmanın yaşandığı 7 Nisan 1917 Tüm Kırım Müslümanları Kongresi'nin yıl dönümü. 109 yıl önce gerçekleşen bu olay, Rus İmparatorluğu'nun bir asırlık baskıcı yönetiminin ardından Kırım Tatarlarının dini ve siyasi kurumlarını yeniden inşa etmeye başladığı an olarak kabul ediliyor. Kırım Tatar millî hareketinin fitili, 1917 yılında Çarlık rejiminin devrilmesiyle alevlenen özgürlük ortamında ateşlendi. 25 Mart 1917’de gazeteci ve siyasetçi Ali Bodaninskiy’nin girişimiyle Akmescit’te toplanan "Cemiyeti-Hayriye", Kırım Müslümanları Geçici Devrim Komitesi’ni kurarak siyasi temsil yetkisini üstlendi. Bu komite, halkın dini ve sosyal meselelerini bizzat yönetme kararlılığını göstererek büyük bir millî kongre toplama kararı aldı. Komitenin çağrısıyla sadece iki hafta sonra, 7 Nisan'da Akmescit'teki Bayan Sineması'nda (bugünkü Taras Şevçenko Sineması) düzenlenen Tüm Kırım Müslümanları Kongresi’ne, bin 500'ü delege olmak üzere 2 binden fazla kişi katıldı. Seidcelil Hattat başkanlığında toplanan bu muazzam kalabalık, bir halkın yeniden doğuşuna tanıklık etti. 134 YIL SONRA GELEN ÖZGÜR İRADE Kongrenin en radikal ve tarihi kararı, 1783'ten beri Çarlık Rusyası tarafından atanan "müftülük" makamını halkın iradesine teslim etmek oldu. Rus İmparatorluğu’nun 1783’teki ilhakından sonra Kırım müftüleri halk tarafından seçilmiyor, doğrudan Çarlık hükümeti tarafından sadık adaylar arasından atanıyordu. Bu durum, dini otoritenin bağımsızlığını yitirmesine ve imparatorluğun bir kontrol mekanizması haline gelmesine neden olmuştu. 7 Nisan 1917'de bu zincir kırıldı ve henüz 32 yaşındaki hukukçu, ilahiyatçı ve şair Numan Çelebihan’ın Kırım Müftüsü olarak seçildi. İstanbul Üniversitesi mezunu olan ve modern düşünce yapısıyla geleneksel değerleri harmanlayan Çelebihan, genç entelektüellerin ve halkın büyük desteğini aldı. Numan Çelebicihan'ın müftü seçilmesiyle eş zamanlı olarak kurulan Müslüman İcra Komitesi (Musispolkom), halkın kültürel, dini, ekonomik ve siyasi hayatını yöneten ana organ haline geldi. MODERN SİYASETİN DOĞUŞU 7 Nisan 1917, Kırım Tatar halkı için dışarıdan dayatılan yönetim modelinden, kendi kurumlarını inşa eden bir öz yönetim modeline geçişin simgesidir. Numan Çelebihan’ın liderliğinde şekillenen bu süreç, Kırım Tatar milli politikasının temel taşlarını döşemiş ve halkın modern anlamda bir siyasi özne olarak tarih sahnesine çıkmasını sağlamıştı. Bu tarih, bugün de Kırım Tatar kimliğinin ve devletleşme idealinin en parlak sayfalarından biri olarak anılıyor.

Romanya'daki Kırım Tatar millî hareketinin öncülerinden: Mehmet Niyazi Haber

Romanya'daki Kırım Tatar millî hareketinin öncülerinden: Mehmet Niyazi

Dobruca’daki Türklerin millî kültürlerinin canlanmasında, Kırım Tatarları arasında Kırım millî ruhunun uyanmasında öncü olan ve büyük hizmetlerde bulunan şair ve eğitimci Mehmet Niyazi Dobruca'ya bağlı Aşçılar köyünde 1878 yılında doğdu. Babasının adı İsmail, annesinin adı Azize’dir. Mehmet Niyazi’nin ailesi Kırım’dan Dobruca’ya göç eden Kırım Tatarlarındandı. İlköğrenimini doğduğu köyde tamamladı. 1889'da ailesiyle birlikte Dobruca’dan İstanbul’a göç etti. İstanbul’da Darülmuallimîne (Öğretmen Okulu) kaydoldu. Burada Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi aldı. Romanya'daki Kırım Tatar millî hareketinin öncülerinden Mehmet Niyazi, vefat yıl dönümünde anılıyor pic.twitter.com/yNc98KFR1K — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) November 29, 2025 1898 ve 1900'da iki kez Kırım’da öğretmenlik yaptı. 1904'te babasının ölümü üzerine İstanbul’dan Köstence’ye gitti. Köstence Türk Mektebi ve Mecidiye Müslüman Okulu’nda öğretmenlik ve idarecilik yaptı. 1910-1912 yılları arasında Dobruca Sadası ve Teşvik gazetelerinde çalıştı. Mecidiye’de Işık adlı gazeteyi, Mektep ve Aile adlı dergileri çıkardı. 1918'de Kırım'da Hak Ses gazetesine başmuharrir oldu. Bahçesaray Maarif Müdürlüğü yaptı. Rusların Kırım’ı işgali üzerine 1920'de Köstence’ye döndü ve öğretmenlik görevine devam etti. Safiye Hanım'la evlendi. Dört kızı, iki oğlu oldu. Çocuklarından üçünün ölümü Mehmet Niyazi’yi derinden sarstı ve 28 Kasım 1931'de 53 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Kırım Tatar millî hareketi emektarı Veciye Kaşka’nın vefat yıl dönümü Haber

Kırım Tatar millî hareketi emektarı Veciye Kaşka’nın vefat yıl dönümü

Kırım Tatar milli hareketinin efsanesi Veciye Kaşka, tam 8 yıl önce Kırım’da, Rus işgal güçlerinin, kurmaca bir soruşturma kapsamında düzenlediği baskın sırasında fenalaşarak hayatını kaybetti. İşgalcilerin zulmüne maruz kalan Kırım Tatar milli hareketinin emektarı Veciye Kaşka, 83 yaşında hayata gözlerini yumdu. İŞGALCİLERİN BASKINI VE VECİYE KAŞKA’NIN ÖLÜMÜ Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da, 23 Kasım 2017 tarihinde, işgalci güçler yeni baskınlar düzenleyerek birkaç Kırım Tatar aktivistini gözaltına aldı. Rus işgalcilerin Akmescit’te bir kafeye, Kırım Tatar aktivistlerin güya Türkiye vatandaşı şahıstan para talep ettiği bahanesiyle düzenlediği baskın sırasında dört KırımTatar aktivisti alıkonuldu. Bunların arasında; “26 Şubat davası” çerçevesinde yargılanan Kırım Tatarı Mustafa Degermenci’nin babası Bekir Degermenci, Kırım Tatar millî hareketi aktivisti Asan Çapuh, Kırım Tatar aktivist Kazim Ametov ve Ruslan Trubaç bulunuyordu. İşgalciler, Kırım Tatarlarının Türkiye vatandaşı Yusuf Altan isimli şahıstan 7 bin dolar para talep ettiğini ileri sürdü. Akmescit’teki sözde Kievskiy Bölge Mahkemesi, 23 Kasım’da yapılan baskınlardan sonra gözaltına alınan dört Kırım Tatar aktivist hakkında da tutukluluk kararı çıkardı. Kırım Tatar aktivistlerle birlikte kafede bulunan Kırım Tatar milli hareketinin efsanevi emektarı Veciye Kaşka, FSB’nin düzenlediği baskın sırasında fenalaştı. 83 yaşındaki Kırım Tatar aktivisti yaşadığı strese dayanamayıp hastaneye yetişemeden ambulansta hayatını kaybetti. Daha sonra alınan bilgilere göre Yusuf Altan isimli şahsın, yaşama veda eden Kırım Tatar milli hareketi emektarı Veciye Kaşka ve diğer birkaç kişiye daha borcu olduğu öğrenildi. KIRIM TATAR MİLLİ HAREKETİ EMEKTARININ ÖLÜMÜNÜ SORUŞTURMA TALEBİ Baskının ardından avukat Nikolay Polozov, Kırım Tatar Milli Hareketi emektarı Veciye Kaşka’nın ölüm sebebini bulmak için bağımsız hukuk araştırması başlattığını bildirdi. Bağımsız hukuk araştırması yürüten Polozov, aynı anda işgalci yönetimden, Veciye Kaşka’nın ölümünün soruşturmasını talep etti. Ancak işgalciler, avukatın tüm taleplerini reddederek Kaşka’nın yaşlı olduğu için vefat ettiğini ileri sürdü. Avukat Nikolay Polozov’un yaptırdığı bağımsız uzmanlık incelemesi, Veciye Kaşka’nın ölümünün onu gözaltına alan Rus kolluk kuvvetleri görevlilerinin eylemleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı. İnceleme sonucunda Veciye Kaşka, Asan Çapuh, Kazim Ametov, Bekir Degermenci ve Ruslan Trubaç’i alıkoyma operasyonunda yer alan Kırım’ın sözde İçişleri Bakanlığı soruşturma görevlisi İrina Sidiropulo’nun, Kırım Tatar milli hareketi emektarı fenalaştıktan sonra bile ondan ifade almaya çalıştığı ve eylemleriyle Kaşka’yı hastaneye götürmek isteyen doktorları engellediği tespit edildi. KAŞKA’NIN ÖLÜMÜNE SEBEP OLANLARIN ADALETE TESLİM EDİLMESİ İÇİN VERİLEN MÜCADELE DEVAM EDİYOR Avukat Nikolay Polozov 23 Kasım 2020 tarihinde Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, “Veciye Kaşka hakkında adalet arama mücadelesi devam ediyor. Rus yargı çerçevesindeki tüm olanakları kullandıktan sonra Veciye Kaşka’nınyakınları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu. Şikayet dilekçesi birkaç hafta önce gönderildi… Tüm zorluklara ve Rus baskı sisteminin karşı koymasına rağmen bu kahraman kadınının ölümünden sorumlu olanların mahkemeye çıkarılacağına ve gerçeğin gün yüzüne çıkacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Kırım Haber Ajansı (QHA), işgalcilerin zulmüne maruz kalarak yaşamını yitiren Veciye Kaşka’yı, vefatının yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyor…

Ukraynalı genç araştırmacıdan direnişin sembolüne vefa: Kırımoğlu'na bilimsel saygı Haber

Ukraynalı genç araştırmacıdan direnişin sembolüne vefa: Kırımoğlu'na bilimsel saygı

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun hayatı, bilimsel çalışmalara ilham olmaya devam ediyor. Ukraynalı lise öğrencisi Anastasiya Matsyura, iki yıl boyunca sürdürdüğü titiz araştırmasında millî lider Kırımoğlu'nun özgürlük mücadelesini konu aldı. Kapsamlı çalışma, Ukrayna'da ödüllerle taçlandı. KIRIMOĞLU'NUN HİKAYESİ, GENÇ BİR YÜREĞE İLHAM OLDU Anastasiya Matsyura’nın çalışması yalnızca akademik bir başarı değil, aynı zamanda savaşın gölgesinde büyüyen bir genç kızın tarihle kurduğu derin bağın da göstergesi. 2014 yılında savaş nedeniyle ailesiyle birlikte Odesa’ya göç eden Matsyura, çocuk yaşta ülkesine duyduğu sevgi ve bağlılıkla tanıştı. 2022’de babası ve amcasının orduya katılmasıyla daha da derinleşen bu bağlılık, onu Kırımoğlu'nun mücadelesini anlamaya ve anlatmaya yönlendirdi. ARAŞTIRMANIN ODAĞI: İNSAN HAKLARI, DİRENİŞ VE KİMLİK Anastasiya’nın projesi, Sovyet döneminden günümüze uzanan süreçte Kırımoğlu'nun siyasi duruşunu, tutuklanma ve sürgün yıllarını, 303 günlük açlık grevini ve Kırım Tatar halkının hakları için yürüttüğü mücadelesini ele alıyor. Proje üzerinde çalışan genç, önce Kırımoğlu'na bir mektup yazdı daha sonra Kıyiv'e gelerek millî lider ile bizzat tanışarak ona duyduğu saygıyı ifade etti. Bu görüşme, araştırmanın en değerli ve duygusal anı olarak kayıtlara geçti. BİLİMSEL BAŞARIYA ULUSAL TAKDİR Anastasiya Matsyura’nın Kırımoğlu'nun liderliğindeki Kırım Tatar millî hareketini konu alan projesi, Ukrayna Küçükler Bilimler Akademisi öğrenci-üyelerinin bilimsel ve araştırma eserlerinin savunulması yarışmasının "Kırım Tatar Beşeri Bilimleri" bölümünde bölgesel aşamada birincilik, ulusal çapta üçüncülük ve ortaöğretim kurumlarının 8-11. sınıf öğrencileri için düzenlenen Ukrayna Çalışmaları Uluslararası Yarışması'nda birincilik kazandı. Matsyura, bu başarılarını Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'na ithaf etti. "HAYALİM UKRAYNA VE KIRIM'IN TEKRAR BİRLEŞMESİ" Matsyura, hayalinden bahsederek, çalışmalarında ve araştırma faaliyetlerinde kendisine destek olan herkese teşekkür etti. Danışmanı Irına Romanivna Melnık'a, okuluna ve annesine teşekkür eden Matsyura, şu ifadeleri kullandı: Hayalim Ukrayna ve Kırım'ın tekrar birleşmesi, Mustafa Abdülcemil Kırımolu gibi isimlerin her okul çocuğu tarafından tanınması. Çünkü kahramanlarımızı tanıdığımız sürece geleceğimiz var.

Kırım Tatar hak savunucusu Dr. Zampira Asanova'nın vefatının 11. yılı Haber

Kırım Tatar hak savunucusu Dr. Zampira Asanova'nın vefatının 11. yılı

Kırım Tatar millî hareketinin efsane isimlerinden Dr. Zampira Asanova, 16 Ocak 2014 tarihinde 72 yaşındayken hayata veda etmişti. Dr. Asanova, 1966 yılından itibaren Moskova’daki insan hakları savunucuları ile ilk teması sağlayan, Kırım Tatar millî hareketinin sesinin hür dünyaya ulaşması yolunda ilk teşebbüsü yapan kişi olarak hatırlanıyor. Kırım Tatarlarının yüreğinde yaşamaya devam eden kadın: Dr. Zampira Asanova pic.twitter.com/rbl7hQxruI — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 16, 2025 DR. ASANOVA'NIN KIRIM TATAR MİLLΠHAREKETİNE KATKILARI VE YAŞAM ÖYKÜSÜ Dr. Zampira Asanova, 1941 yılında Kırım’ın Beykıyat köyünde doğdu. Ailesi, o doğduktan 3 yıl sonra, 1944 yılında her Kırım Tatar ailesi gibi, Kırım’dan sürgün edildi. Aile Özbekistan’a yerleştirildi. Dedesinin vasiyetini yerine getirerek, bölgenin en iyi okulundan mezun olan Zampira Asanova 1959 yılında Moskova Tıp Üniversitesi Stomotoloji Bölümüne girdi. Zampira Asanova, Kırım Tatar millî hareketine daha üniversite öğrencisiyken 1957 yılında katıldı. Eğitimini tamamlayıp Özbekistan’a döndükten sonra Zampira Asanova Kırım Tatar aydınları adına Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Nikita Hruşçev’e gönderdiği mektubun yayılması için uğraştı. Mektubun altında imza atanlar arasında Amet-han Sultan, Midat Selimov, Enver Ablayev gibi şahsiyetler de bulunuyordu. 1959 yılından itibaren Kırım Tatar tarihini öğrenmeye başlayan Zampira Asanova, 1965 yılında Fergana Bölgesi İnisiyatif Grubunun üyesi oldu. Sürdürdüğü aktif faaliyetinden dolayı Sovyet Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesine Kırım Tatar halkının problemlerini içeren mektubu göndermekle görevlendirilen 63 kişiden oluşan Sovyetler Birliği Geneli İnisiyatif Grubuna girdi. Yuriy Andropov’un kabul ettiği grupta bulunan Zampira Apte, 1967 yılında Moskova’dan döndükten sonra işinden uzaklaştırıldı. Onu akıl hastanesine yerleştirmeye çalıştılar. Ancak hastanenin doktorları Emilia Kâmileva ve Yagya Bekmambetov’un gösterdikleri çabalar sonucunda Zampira Asanova’yı akıl hastanesinden kurtardılar. Uzun yıllar süren mücadelelerinin akabinde Zampira Asanova, vatanı Kırım’a 1985 yılında gelmeyi başardı. 6 Haziran 1969’da Moskova’daki Mayakovskiy Meydanı’nda "Komünistler, Kırım'ı Kırım Tatarlarına geri verin" ve "Kırım Tatarlarına zulme son verin" pankartlarını açan Kırım Tatar aktivistler, büyük bir eyleme imza atmıştı. Eylem birkaç dakika sürmüş ve ardından hemen gözaltına alınmışlardı ancak bu cesur çıkış, Kırım Tatarlarının trajedisini dünya medyasına taşımıştı. Moskova’da ilk eylem düzenleyen Kırım Tatarları arasında Zampira Asanova da yer almıştı. Hayatını halkının yeniden dirilişine ve tarihi vatanına dönme mücadelesine adayan Zampira Asanova, uzun süre devam eden hastalığı neticesinde 16 Ocak 2014 tarihinde 72 yaşında yaşama veda etmişti. Zampira Asanova’yı son yolculuğa uğurlamak için Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) üyeleri, Kırım Tatar millî hareketi emektarları, Türkiye'den Kırım Tatar diasporasının temsilcileri, çeşitli toplum kuruluşlardan üyeler, bilim insanları, Zampira Asanova’nın akrabaları ve yakınları gelmişti.

“Bir Zamanlar Dobruca: İki Dünya Savaşı Arası Kırım Tatar Milli Hareketi” kitabı Köstence’de tanıtılacak Haber

“Bir Zamanlar Dobruca: İki Dünya Savaşı Arası Kırım Tatar Milli Hareketi” kitabı Köstence’de tanıtılacak

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından oluşturulması ve basımı desteklenen “Bir Zamanlar Dobruca: İki Dünya Savaşı Arası Kırım Tatar Milli Hareketi” kitabının tanıtım programı 25 Eylül 2024 tarihinde Köstence Ovidius Üniversitesinde gerçekleştirilecek. Kitabın yazarları, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, Köstence Ovidius Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Metin Omer ve Varşova Üniversitesi Doktorant Edige Burak Atmaca 25-27 Eylül 2024'te Köstence Ovidius Üniversitesinde düzenlenecek Pontica Konferansı'nda kitabın sunumunu gerçekleştirecek. Konferans merkezinde ayrıa kitap için toplanan arşiv fotoğraflarından bir fotoğraf sergisi oluşturulacak. 25 Eylül 2024’te saat 12.00’de açılışı gerçekleştirilecek sergi, 25-27 Eylül 2024 tarihleri arasında Köstence Ovidius Üniversitesinde ziyaretçilere açık olacak. Türkçe, Rumence ve İngilizce olmak üzere üç dilde hazırlanan kitap, Romanya ve Bulgaristan’da iki savaş arası dönemde Kırım Tatar millî hareketine dair bölgede yok olmuş olan fotoğrafların özel arşivlerden tespit edilip ortaya konulması ile oluşturuldu. Bu açıdan Kırım Tatarlarının millî hafızasının korunmasına önemli bir katkıda bulunmakta. Kırım Tatarlarının sınırlar ötesi siyasi iş birliğini el alan özgün konusu, bu alanda önde gelen uzmanları bir araya getirmesi ve içerdiği birincil kaynaklar sebebiyle benzeri olmayan bir çalışma niteliği taşıyor.

Kırım'ın istiklâli emeline ömrünü adayan bir örnek mücadele insanı Müstecib Ülküsal Haber

Kırım'ın istiklâli emeline ömrünü adayan bir örnek mücadele insanı Müstecib Ülküsal

Emel Dergisi ve Emel Kırım Vakfının kurucusu, ömrünü Kırım ve Kırım Tatarlarının milli davası ve milli hakları için mücadele ile geçiren Müstecib Ülküsal, 27 yıl önce hayata gözlerini yumdu. Kırım Tatar halkının milli mücadelesinin büyük yolbaşçısı Ülküsal, vefatının yıldönümünde rahmetle yâd ediliyor. Kırım Tatar Tarihi Bilim Uzmanı Muhammed Taha Bayraktar, Müstecib Ülküsal'ın Kırım Tatar milli hareketindeki yerini ve mücadelesini Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi.  "BENİM KENDİME EMELCİ DEMEMİN SEBEPLERİNDEN BİRİ MÜSTECİB ÜLKÜSAL" Muhammed Taha Bayraktar konuşmasına, “Benim kendime Emel’ci dememin sebeplerinden biri Müstecib Ülküsal”  ifadelerini kullanarak başladı. Bayraktar, Ülküsal'ın Kırım Tatar hareketine önemli katkılarının olduğunu dile getirirken, mücadelenin entelektüel tarafında verdiği mücadeleyi anlattı. "ONUN YAPTIĞI FEDAKARLIKLAR 'BİZ BOŞUNA YAŞIYORUZ' DEDİRTTİ" Bayraktar, Müstecib Ülküsal'ın yazın dünyasıyla nasıl tanıştığını aktarırken, “Ben çok geç tarihte Müstecib Ülküsal’ın yazın dünyası ile tanıştım. Eserlerini okudum. Onun yaptığı fedakarlıkları okurken, ‘biz boşuna yaşıyoruz’ dedim. Akabinde onunla ilgili çalışmalar yapmaya başladım”  dedi. "ÜLKÜSAL, KIRIM'DA ÖLMENİN EŞİĞİNE GELİYOR AMA YİNE VATANIM DİYOR" Müstecib Ülküsal'ın en zor dönemlerde bile Kırım'ı hatırladığını, onun için mücadele ettiğini ifade eden Bayraktar, “Kendisi tezimin sebeplerinden biridir. Onların yaptıkları, fedakarlıklar… 18 yaşında Kırım’a gidiyor. Orada ölmenin eşiğine geliyor ama yine de vatanım diyor. Orada hapishanedeyken alıp, İsmail Bey Gaspıralı’nın ilk okulu olan Kaytaz Ağa Mektebine götürüyorlar. Orada 20 gün gibi kısa bir süreyle öğretmenlik yapıyor. Günler sonra bir köyden teklif geliyor. Orada eğitmenlik yapıyor. O köyden ayrılırken ağlıyor. O köyü hiçbir zaman unutamıyor. Eşi hamile ve bir çocuğu var. Ama onları bırakıp İkinci Dünya Savaşı görüşmelerine gidiyor” açıklamasını yaptı. "ONLARIN EMEL'İ, BİZİM EMELİMİZ" Müstecib Ülküsal'ın ondaki yerinin başka olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Bir tarihçi olarak buhrana düştüğümde Müstecib Ülküsal’ı hatırlar, onun için işime daha çok sarılırdım"  ifadelerini kullandı. Muhammed Taha Bayraktar, “Onların Emel’i, bizim emelimiz. Şu anki gençliğin emeli. Biz sonuna kadar onların yolunda mücadele edeceğiz. Kırım Tatarları için basın hayatı yabancı bir düşünce değil. Tercüman ve bunun devamında birçok mecmua ve gazete var. Emel, kolaylıkla vücuda gelmiş bir şey değil. Müstecib Ülküsal’ın köylerde dolaşarak, oradaki insanlara anlatarak yaptığı bir şey. Emelcilerde pes etme olayı yoktur. Pes edilecek olsa Müstecib Ülküsal, pes ederdi. Ama bunu yapmadı. Sürekli olarak bunu anlattı”  cümlelerine yer verdi. Bayraktar, Müstecib Ülküsal'ın son anına kadar Kırım'ın bağımsızlığını istediğini dile getirirken, “Müstecib Ülküsal, son anına kadar bağımsızlığı istedi. Gidip vatanı için mücadele etmiş birisi. Müstecib Ülküsal, Türkiye’deki Kırım Tatarlarının lideri pozisyonunda ama Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun karşısında ayağa kalkıp, selam vermiştir. Müstecib Ülküsal’ın tek gayesi, daima bağımsızlık olmuştur. Kırım Tatar milli davasının aydınlarının fikrinde daima Kırım ve Kırım’ın bağımsızlığı olmuştur. Müstecib Ülküsal’ın yaptığı her şey bu mücadelenin karşılığıdır”  açıklamasını yaptı. ???? Kırım Tatar Tarihi bilim uzmanı Muhammed Taha Bayraktar, Müstecib Ülküsal'ın Kırım Tatar milli hareketindeki yerini ve milli mücadele hayatını QHA'ya değerlendirdi ???? Bayraktar, “Kendisi tezimin sebeplerinden biridir. Onların yaptıkları, fedakarlıkları... 18 yaşında Kırım’a… pic.twitter.com/W71EM360MS — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 10, 2024

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.