SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatar Siyasi Tutsaklar

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar Siyasi Tutsaklar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar Siyasi Tutsaklar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bir Kırımlı daha “vatana ihanet” ile suçlandı: Dava sözde Yüksek Mahkemeye taşınıyor! Haber

Bir Kırımlı daha “vatana ihanet” ile suçlandı: Dava sözde Yüksek Mahkemeye taşınıyor!

2014 yılından beri Rusya işgali altında bulunan Kırım'da Kırım Tatarları başta olmak üzere yarımada halkı, Rus işgalciler tarafından keyfi alıkonulmalar, asılsız suçlamalar, düzmece davalar ve ağır para cezalarının yanı sıra ağır siyasi ve dinî baskılara da her geçen gün daha fazla maruz kalıyor. İşgalci Rusya’nın Kırım’daki sözde savcılığının sosyal medya hesabından 12 Ağustos 2026 tarihinde yapılan paylaşıma göre, Kırım’ın Yanı Kapı (Krasnoperekopsk) kentinde ikamet eden 30 yaşındaki bir erkek, Rus ordusu aleyhine faaliyette bulunduğu iddiasıyla suçlu bulundu. DÜZMECE DAVA, SÖZDE YÜKSEK MAHKEMEYE TAŞINDI! Adı açıklanmayan Kırım sakini, Rus askerî personeli ve Rus ordusuna ait hava hedeflerinin takibini yaptığı ve elde ettiği bilgileri Ukrayna Savunma Bakanlığı Ana İstihbarat Müdürlüğü (HUR) ile irtibata geçerek “devletin güvenliğine ilişkin bilgileri yabancı bir devletin temsilcisine temin ettiği” iddiasıyla haksız yere itham edildi. Rus işgalciler tarafından hürriyetinden alıkonulan Kırım sakini, işgalci mahkeme tarafından sözde “vatana ihanetten” suçlu bulundu. Kırım sakininin hukuka aykırı olarak yargılandığı düzmece davanın, Rusya tarafından işgal edilen Kırım'ın Kremlin kontrolündeki sözde Yüksek Mahkemesine taşınacağı bildirildi. RUSYA’NIN KIRIM’DA UYGULADIĞI İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİN SONU GELMİYOR Kırım’da yaşanan insan hakları ihlallerini haberleştiren “Suspilne.Krym” haber ajansının 12 Ağustos tarihli haberine göre Rus işgalciler, daha önce Kırım’ın Akyar (Sevastopol) kentinde ikamet eden 48 yaşındaki bir sakini alıkoyarak, Ukrayna saflarında savaşan Rus Gönüllü Kolordusunu (RDK) desteklediğini öne sürmüştü. Kırım sakini, hakkında sözde “terör propagandası ve terör örgütlerine verilen desteği alenen ifade etme” suçlamasıyla düzmece bir dava açılmıştı. Ayrıca Kırımlıları sosyal medya paylaşımlarını bahane ederek hürriyetinden alıkoyan ve ağır para cezaları uygulayan işgalci Rusya, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) faaliyet gösteren Kırım Tatar Vakfını (Crimean Tatar Foundation) da yakın zamanda sözde “istenmeyen kuruluşlar” listesine almıştı.

Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarında ağır tablo Haber

Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarında ağır tablo

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli düşünce kuruluşu Freedom House tarafından yayımlanan 2026 Yılı Dünya Özgürlük Raporu’nda (Freedom in the World 2026) Ukrayna’nın Rus işgali altındaki noktalarında birçok diktatörlüğe kıyasla daha ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı bildirildi. Ukrayna’nın Rus işgali altındaki yerleşim yerleri, 208 ülke ve bölgenin karşılaştırıldığı raporda siyasi hak ve sivil özgürlükler başlığı altında Afganistan, Gazze Şeridi, Güney Sudan, Kuzey Kore ve Tibet’ten çok daha düşük puan elde ederek listenin sonunda yer aldı. 100 ÜZERİNDEN EKSİ 1 PUAN BİLE İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİ İFADEDE YETERSİZ KALIYOR Afganistan 100 üzerinden 8 puan, Kuzey Kore 100 üzerinden 3 puan, Gazze Şeridi 100 üzerinden 2 puan, Güney Sudan ve Tibet ise 100 üzerinden 0 puan alırken Rus işgali altındaki yerleşim noktalarının 100 üzerinden eksi 1 puan alması dikkat çekti. 2025 Yılı Dünya Özgürlük Raporu’nda ilgili bölgelere 100 üzerinden yine eksi 1 puan verilmişti. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminden kaynaklı bütçe kesintileri sebebiyle bu yıl yayımlanan raporun bir özet şeklinde olduğu, bu nedenle Rus işgali altındaki noktalarda insani durumun her geçen gün daha da kötüye gittiği göz önüne alındığında verilen puanın bir hayli yüksek kaldığı ifade edildi. RUSYA’NIN YÜRÜTTÜĞÜ SÖZDE DURUŞMALARA DAİR DETAYLAR KAMUOYUNDAN GİZLENİYOR Rusya’nın işgal ettiği yerleşim yerlerinde Ukraynalıları Rus vatandaşlığına geçmeye zorladığı, bu sayede de kendilerini düzmece suçlamalarla Rusya Federasyonu Ceza Kanunu’nun 275. maddesi uyarıca sözde “vatana ihanetten” yargılama imkânını elde ettiği bildirildi. Söz konusu düzmece davalarda artış görülürken bu davaların kamuya kapalı bir şekilde yürütüldüğü, cezalandırılan Ukraynalıların haksız yere 20 yıla kadar hapse mahkûm edildiği, hatta bazen herhangi bir sözde davanın görülüp görülmediğinin ve haksız yere ceza alanların isminin bile çoğu zaman bilinmediği aktarıldı. Rusya’nın Rostov bölgesinde bulunan Güney Bölge Askerî Mahkemesindeki sözde duruşmalar teoride kamuya açık olsa da söz konusu mahkemede görülen sözde duruşmaların çoğunda da durumun farklı olmadığına dikkat çekildi. Bununla birlikte, vatanı Rus işgali altında olan Ukraynalıların, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine veya Ukrayna merkezli derneklere bağış yapmaktan bile suçlu bulunduğu kaydedildi. İşgalci Rusya’nın, öte yandan işgal ettiği topraklarda yaşayan Ukraynalıları sözde “Rus ordusu aleyhinde faaliyette bulunma” ve “terör suçu işleme” suçlamalarıyla itham ettiği ve esir aldığı Ukraynalı askerleri ise sözde suçları bahane göstererek düzmece davalarla yargıladığı ifade edildi. KIRIM DAYANIŞMASI, BASKI VE ZULME UĞRAYAN KIRIMLILARIN SESİNİ DUYURUYORDU 2014 yılından beri Rus işgali altındaki Kırım ve Ukrayna’nın Rus işgali altındaki diğer noktalarında sözde Rus yetkililer tarafından kaçırılan Ukraynalıların sayısının da arttığı belirtildi. Raporda, Kırım’da Rusya kaynaklı yaşanan insan hakları ihlallerini ve Kırımlı siyasi tutsaklarla ailelerinin sesini duyuran insan hakları hareketi Kırım Dayanışması’nın rolüne de vurgu yapıldı. Kırım Dayanışması aracılığıyla Kırımlı gazeteciler, avukatlar ve aktivistlerin baskı ve zulme uğrayan soydaşlarının sesini duyurduğu ifade edilirken insan hakları hareketinin işgalci Rusya tarafından defalarca kez hedef alındığına da dikkat çekildi. KIRIMLI AVUKATLAR “YABANCI AJAN” LİSTESİNE ALINMA TEHDİDİYLE KARŞI KARŞIYA Ayrıca, Kırımlı siyasi tutsakların haklarını savunan bazı Kırımlı avukatların 2017 yılından beri Rusya tarafından hedef alındığı ve avukatlık lisanslarından mahrum bırakıldığı kaydedilirken bu şekilde Kırım’daki avukatlara, siyasi tutsakların haklarını savundukları takdirde Rusya tarafından “yabancı ajan” listesine alınacakları mesajının üstü kapalı olarak verildiği aktarıldı. Rusya Adalet Bakanlığı, 24 Temmuz 2026 tarihinde "yabancı ajan" ilan ettiği Kırım Dayanışması hareketiyle bağlantılı olduğunu iddia ettiği kişilerden oluşan listeyi genişletmişti. Kırım Dayanışması ise aralarında artık hayatta olmayanların bile bulunduğu ve 137 kişiye ulaşan listeye alınması sebebiyle, 21 Temmuz 2026 tarihinde faaliyetlerine son verme kararı aldığını duyurmuştu.

Kırım Tatar siyasi tutsak Aziz Azizov, esaret altında yeni yaşına girdi Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Aziz Azizov, esaret altında yeni yaşına girdi

2014 yılından beri Rus işgali altındaki Kırım'da Kırım Tatarları başta olmak üzere yarımada halkı, Rusya tarafından yasa dışı alıkoymalar, asılsız suçlamalar ve insan hakları ihlalleri başta olmak üzere çeşitli baskılara maruz kalıyor. İşgalci Rus mahkemeleri tarafından ağır hapis cezalarına çarptırılan siyasi tutsaklar, ailelerinden ve avukatlarından uzak tutularak Rusya'nın ücra köşelerindeki tutukevlerine ve cezaevlerine yasa dışı bir şekilde sevk ediliyor. KIRIM TATARI AZİZ AZİZOV, KIRIM DAYANIŞMASI ARACILIĞIYLA SOYDAŞLARININ SESİNİ DUYURUYORDU Rus işgali altındaki Kırım’da işgalcilerin Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurguladığı sözde "Hizb-ut Tahrir Davası" çerçevesinde hukuksuzca hürriyetinden mahrum bırakılan Kırım Tatar siyasi tutsak Aziz Azizov, yasa dışı şekilde sevk edildiği Rusya’nın Rostov bölgesindeki 5 numaralı tutukevinde, ailesinden uzakta 31. yaşına girdi. İşgalci Rusya tarafından alıkonulmadan önce cephe kaplama ve dekorasyon işleriyle meşgul olan Azizov’un, aynı zamanda yakın zamanda Rusya tarafından “yabancı ajan” listesine alınan insan hakları hareketi Kırım Dayanışması (Krymskaya Solidarnost) bünyesinde muhabirlik yaptığı belirtildi. Kırım Dayanışması, haksız bir şekilde “yabancı ajan” listesine alınmasının ardından 21 Temmuz 2026 tarihinde faaliyetlerini durdurmuştu. Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimî Temsilciliğinin resmî sosyal medya hesabı üzerinden yayımlanan açıklamada Kırım Tatar gazetecinin, Rus işgali altındaki Kırım’da gerçekleştirilen ev baskınlarını, sözde mahkemelerdeki duruşmaları ve Rusya’nın Kırım Tatarlarına uyguladığı siyasi baskıları belgeleyerek yaşanan insan hakları ihlallerini uluslararası kamuoyuna duyurduğu aktarıldı. İŞGALCİ RUSYA, DÜZMECE DAVALARLA KIRIM TATARLARINA ESARETİ YAŞATIYOR Rus işgalciler, Kırım’da Kırım Tatarlarının evlerine yönelik başlattıkları toplu baskın dalgası sırasında 5 Mart 2024 tarihinde Azizov'u alıkoymuştu. Aynı operasyonda Kırım Tatarı Rustem Osmanov da yasa dışı bir şekilde gözaltına alınmıştı. Hem Azizov hem de Osmanov, işgalci Rusya tarafından Hizbut Tahrir üyesi olmakla itham edilmişti. Öte yandan, Azizov’un yasa dışı bir şekilde gözaltına alınmasından 2 ay sonra, 2 Mayıs 2024 tarihinde, herhangi bir tıbbi gerekçe gösterilmeksizin zorla bir psikiyatri hastanesine hukuksuzca sevk edildiği öğrenilmişti. Kırım Tatar gazeteci, Rusya'nın Kırım Tatarlarını yasa dışı bir şekilde yargılamak için en sık başvurduğu bahanelerden olan sözde "terör örgütünü organize etmek" ve "terör örgütünün faaliyetlerine katılmak" suçlamalarıyla itham edilmişti.

EkoAvrasya Ukrayna Dernek Başkanı Hacıoğlu: Kırım'ın bir daha esir olmamak üzere kurtarılacağından eminim Haber

EkoAvrasya Ukrayna Dernek Başkanı Hacıoğlu: Kırım'ın bir daha esir olmamak üzere kurtarılacağından eminim

Ukrayna'nın Rusya tarafından başlatılan topyekûn işgal girişimine yakından tanıklık eden ve uzun yıllar Donetsk bölgesindeki Mariupol kentinde yaşayan EkoAvrasya Ukrayna Dernek Başkanı İsmail Hacıoğlu, Kırım Haber Ajansına (QHA) özel açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, dernek çatısı altında Ukrayna'ya yönelik yatırımları, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın ticari faaliyetlere etkisini, savaşın ardından Ukrayna ve ebedî Türk yurdu Kırım'da hayata geçirilmesi planlanan projeleri ile Kırım Tatar siyasi tutsaklara ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. “MARİUPOL HEM SANAYİ, HEM TARIM HEM DE TURİZM ŞEHRİYDİ” İşgalci Rusya’nın ağır bombardımanlarına maruz kalan Mariupol kentinin Ukrayna-Rusya Savaşı öncesindeki durumunu değerlendiren Hacıoğlu, şu ifadelere yer verdi: Biz 28 yıldır Mariupol'deyiz, orada ticaretimiz vardı. Son yıllarda orada Ukrayna-Türk Ortak Organize Sanayi Bölgesi kurduk. Fabrika binalarımızın inşaatına başlamıştık, altyapısını hemen hemen bitirmiştik. Mariupol çok canlı bir şehirdi, hemen hemen 200'e yakın irili ufaklı fabrika, atölye gibi üretim tesisleri vardı. Dünyada 3 tane demir-çelik fabrikası olan tek şehirdi, 3 tane demir-çelik fabrikası, bir ağır makine sanayisi vardı. Çok canlıydı, işsizlik neredeyse yok denecek kadar azdı. Maaş ortalaması da Ukrayna standartlarının çok üstünde bir şehirdi. Aynı zamanda hem sanayi, hem tarım, hem de turizm şehriydi. Kırım'dan II. Katerina zamanında çıkartılan Hristiyan Urum Türklerinin daha sonra Mariupol'e yerleştirildiğini ve Yunan kökenli Romeylerin de şehrin sakinleri olduğunu kaydeden Hacıoğlu, Mariupol'de de aynı Kırım'daki gibi Yalta, Eski Kırım (Staryi Krym), Gurzuf gibi köylerin kurulduğunu hatırlatarak “Nereden gelmişlerse Kırım'daki köylerinin ismini aynı Mariupol'deki köylerine vermişler. Urum Türklerinin yaşadığı köyler ağırlıklı olarak bunlar. Onlara da orada ‘Grek Tatar’ diyorlar, yani hem Tatar hem de Yunan. Böyle bir lakap takmışlar çünkü Kırım’ın Yalıboyu lehçesini konuşuyorlar.” dedi. “O GÜNÜN CANLI MARİUPOL’Ü, BUGÜN KAPALI BİR ŞEHİR OLDU” Söz konusu köylerin çoğunun deniz kenarında bulunduğunu ve turizmle meşgul olunmasından dolayı tatil köyüne benzediğini belirten Hacıoğlu, şehrin yaz sezonunda yaklaşık 15 ile 17 milyon turist ağırladığını dile getirerek “Türkiye’ye ve Kırım’a tatile gitmeye gücü yetmeyenlerin geldikleri yer Mariupol. Bir de sağlık turizmi var, Azak Denizi’nin iyodu bol olduğu için insanlar, tedavi amaçlı Mariupol'da Azak Denizi’nde yüzmek için o tatil köylerine gidiyorlar. Mariupol şehrinin suç oranı, Ukrayna ortalamasına göre çok düşük. Ekonomik sıkıntılar olmayan bir şehir olduğu için insanlar suç işlemeye eğilimli değiller.” şeklinde konuştu. Mariupol'de 2001 yılında bir caminin inşaatına başladığını beyan eden Hacıoğlu, “Bize çok kolay izin verdiler. Mariupol yönetimi de yabancılara ve başka dinlere karşı hoş görülüydü. Mariupol, çok kültürlü bir liman şehriydi, Mariupol limanı da Ukrayna'nın ikinci en büyük limanıydı, liman sürekli doluydu. Bizim için Mariupol'da yaşamak çok kolaydı. O günün canlı Mariupol'u, sürekli dışarıdan turist alan, iş gezileri olan, dışarıya açık bir şehir olan Mariupol, bugün kapalı bir şehir oldu.” ifadelerini kullandı. İŞGALCİ RUSLAR, METAL OLAN HER ÜRÜNÜ YAĞMALAYARAK İLLEGAL TİCARETİNİ YAPIYOR Hacıoğlu, yıkılmayan binalarda kalan konutların da Ruslar tarafından dışarıdan getirilen insanlara dağıtıldığına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: Fabrikalar çalışmıyor. Fabrikaların makinelerini, binalarını, metal olan her şeyi kesip Rusya'ya götürüyorlar. Bizim de bir fabrika binamız vuruldu, benim de orada bir binam vuruldu. Çelik bir binaydı, binayı vurarak her şeyini kesip götürdüler. Depolarım asansör yedek parçası ve asansör doluydu, depoları soydular. İnşaatımız vardı, inşaatın kalıplarını çaldılar. Yani metalle alakalı ne varsa şehirde kesip doğrayarak eritmek için götürüyorlar Rusya'ya. Ondan sonra da dünyaya satıyorlar. Mariupol Limanı mal doluydu. Ruslar, fabrikalarda üretilip yurt dışına ihraç edilmek üzere limanda bekleyen demir-çelik ürünlerinin hemen hemen yarısından çoğunu sattılar. Öte yandan Hacıoğlu, şehirde yer alan 2 binin üzerinde yüksek katlı konutun Rusya tarafından vurulduğunu ve binaların kullanılamaz hâle getirildiğini kaydetti. Rusya’nın kentte yıktığı yapıların yerine yenilerini inşa edip söz konusu yapılara ait daireleri ise krediyle dışarıdan getirdiği insanlara sattığını belirten Hacıoğlu, “O dairelerin sahipleri, hiçbir hak talep edemiyorlar.” şeklinde konuşarak kentte çeşitli alışveriş merkezlerinin, Türk iş insanlarına ait mağazaların ve diğer yapıların Rusya tarafından vurulduğunu ifade etti. “KORSAN RUSLAR, MARİUPOL’Ü YAĞMALADILAR” Mariupol’un Rusya’nın işgal saldırıları sonrasındaki mevcut durumu üzerine konuşan Hacıoğlu, “İnsanlar şehirde çok sıkıntılı bir hayat yaşıyorlar. Eskiden o varlığa alışmış insanlar, şimdi nefes almaya çalışıyorlar.” dedi. Türk iş insanı, Mariupol’ün Ukrayna'nın 24 bölgesinden daha fazla nüfusa ve daha modern bir yapıya sahip bir şehir olduğunu dile getirerek “Mariupol dev bir metropoldü, şimdi ise kasaba oldu. (Ruslar) Şehri bir kasabaya döndürdüler. Kendi istedikleri gibi şehirde at koşturuyorlar zaten, yağmalanacak ne varsa yağmaladılar. Mesela, Mariupol’de bir gemi tamir tersanesi vardı. Tersanede Japonya'dan getirilmiş CNC tezgâhlar vardı. Onların bir kısmını Rusya'ya taşıdılar. Bunlar 4 milyon dolar, 5 milyon dolar, 10 milyon dolar değerinde tezgâhlardı. Bunları götürdüler. Rusların özü korsanlıktan gelmedir. Korsan Ruslar, Mariupol'u yağmaladılar; öyle desek yeridir.” değerlendirmesini yaptı. “GÖREVİMİZ, TÜRK İŞ İNSANLARININ, UKRAYNA'DA YAPTIKLARI YATIRIMIN EKONOMİK GETİRİYE DÖNÜŞMESİNİ SAĞLAMAK” Hacıoğlu, EkoAvrasya Ukrayna Derneğinin hem Türkiye ile Ukrayna arasındaki kültürel bütünleşmeyi hem de iki toplumun ortak paydada buluşmasını sağladığını kaydederek “Bizim görevimiz, Ukrayna’da iş insanlarına daha güvenli bir ticaret iklimi sağlamak. Yurt dışından, Avrupa'dan ve Türkiye'den gelen Türk iş insanlarının, Ukrayna'da yaptıkları yatırımın yarın başlarına bir sıkıntı gelmeden ekonomik getiriye dönüşmesini sağlamak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Ukrayna Devleti arasındaki bağı kenetlemek.” şeklinde konuştu. EkoAvrasya Ukrayna Derneğinin kültürel programlarının Türkiye ve Ukrayna’nın devlet yetkililerinin katılımıyla gerçekleştiğine işaret eden Hacıoğlu, bu kapsamda Türkiye'deki eğitim kurumlarıyla Ukrayna'daki eğitim kurumları arasında bağlantılar kurulan üniversitelerarası programların düzenlendiğini kaydetti. “SAVAŞ BİTERSE KIRIM'A ÇOK BÜYÜK YATIRIM YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ” EkoAvrasya Ukrayna Derneğinin yalnızca Mariupol kentinde değil, bütün Ukrayna'da 25 tane Türk-Ukrayna organize sanayi bölgesi kurma projesi başlattığını ve bunların 8 tanesinin temelli arsalarının isimleri, şehirleri ve konumlarıyla belirlendiğini dile getiren Hacıoğlu, “Bir tanesinin de inşaatına başladık Mariupol'da. Biz bunu yapmaya savaştan önce başladık ama savaş dolayısıyla mecburen ara verdik çünkü organize sanayi bölgesi arsalarımızın bir tanesi Mariupol, öbürü Berdyansk, bir diğeri de Tokmak şehrindeydi. Birini de Heniçesk’te (Genichesk) yapacaktık. Kırım Türklerinin tarım arazilerinde ektikleri ürünleri değerlendirebilecekleri fabrikaların olduğu bir organize sanayi düşünüyorduk orada, o da işgal tarafında kaldı.” dedi. Derneğin organize sanayi bölgelerinin 4 tanesinin hâlihazırda Rus işgali altındaki bölgelerde kaldığını kaydeden Hacıoğlu, söz konusu organize sanayi bölgelerinin Herson (Kherson) ve Zaporijjya (Zaporizhzhia) bölgelerinde bulunduğunu beyan etti. Görüşmelerinin devam ettiği bir organize sanayi bölgesinin de Dnipro kentinde olduğunu belirten Hacıoğlu, “Buralar da şu anda güvenli değil. Oralara yatırım yapabilmemiz için sanayicileri oraya getiremeyiz. çünkü oralar vuruluyor şu anda. Kıyiv'in Harkiv (Kharkiv) yolunda bir tane organize sanayi bölgesi arsamız vardı. Orası da şu anda güvenli değil. Onun için organize sanayi bölgeleriyle alakalı yatırımlarımıza bir süreliğine ara verdik.” ifadelerini kullandı. Öte yandan, Ukrayna’nın batısında yer alan Zakarpattya (Zakarpattiya) bölgesinin Ujhorod (Uzhhorod) şehrinin belediyesiyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Hacıoğlu “Belki orada bir organize sanayi bölgesini önümüzdeki sene harekete geçirebiliriz. Şu anda onunla ilgili görüşmelerimiz var. Tabii savaşı bekliyoruz, savaş biterse Kırım'a çok büyük yatırım yapmayı düşünüyoruz.” dedi. Hacıoğlu, ayrıca Kırım Tatarlarının vatan Kırım'a döndükleri zaman çalışacakları yüksek gelir getiren işleri olmasının ve oradaki iş insanlarının da kolay yatırımı yapabilecekleri yatırım sahalarının oluşturulmasının amaçlandığını belirterek “Belki Ukrayna'da sürekli olarak yaşamıyorum ama Ukrayna'ya gidip geliyorum. Ukrayna'yı unutmadık, Ukrayna bizim gönlümüzde. Ukrayna'da ara verdiğimiz yerden daha enerji toplamış bir şekilde devam edeceğiz inşallah.” değerlendirmesini yaptı. “BİZİM GÖREVİMİZ, KARDEŞLERİMİZİN ÖZ VATANLARI KIRIM’I YENİDEN SAHİPLENEBİLMESİ" Aslen Trabzonlu olduğunu kaydeden Hacıoğlu, “Her Trabzonlunun gönlünde Kırım bir sevdadır, Kırım bizim için çok değerlidir. Fatih Sultan Mehmet Han, 1453’te İstanbul'u aldıktan sonra 1461'de Trabzon'u, 1475'te Kırım'ı alıyor. Diyor ki, ‘Bu bir sacayağı. Bu sacayağı kırılmadığı sürece, Türk'ün hakimiyeti bu coğrafyada bitmez'. İlk yarayı Kırım'ı kaybetmekle aldık. O günden beri Kırım Türkleri göçmen oldu, göçebe oldular. Dünyanın birçok ülkesine o günden beri yayıldılar.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Kırım Tatarlarının Rus işgali altında çektiği zulme vurgu yapan Hacıoğlu, Kırım Tatarlarlarının hepsinin bir gün Kırım'a geri dönme hayalinin olduğuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: Büyük dedesi Kırım'dan da gelmiş olsa, kendisi Türkiye'de de doğmuş olsa bütün Kırım Türklerinin Kırım'a dönüp oralarda bir şeyler yapma hayali var. Bizim de görevimiz, Ukrayna'yı tanıyan, Ukrayna'yı iyi bilen bir sivil toplum kuruluşu (STK) başkanı olarak benim görevim, Kırım'daki kardeşlerimizin ve Ukrayna'nın her yerinde yaşayan kardeşlerimizin Kırım'a dönmesi, kendi öz vatanları Kırım’ı yeniden sahiplenebilmesi, orada ekonomik sıkıntılar çekmemesi ve Kırım'da dönen ticaretin önemli bir kısmına hâkim olması. “ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNE AĞIRLIKLI OLARAK KIRIM KÖKENLİ AİLELERİ YERLEŞTİRECEĞİZ” 2014 yılından beri Rus işgali altında olan Kırım azat olduktan sonra EkoAvrasya Ukrayna Derneği olarak Yarımada’nın tarıma elverişi olmayan bölgelerinde organize sanayi bölgeleri kuracaklarını ve derneğin yönetim kurulunun Kırım’daki projeler için pilot yerler tespit ettiğini kaydeden Hacıoğlu, “Bu kuracağımız organize sanayi bölgelerine ağırlıklı olarak Kırım kökenli, Kırım soylu, Kırım'dan gelme ailelerin sanayicilerini getirmeye çalışacağız çünkü onlar için orası hasret duyulan bir vatan, yani uzakta kalmış ama yüreklerinden çıkmayan bir sevda. O sevdayı biz yeniden yeşerteceğiz. İnşallah Kırım'ın özgür olacağına gönülden inanıyorum.” dedi. “İŞGALCİ RUSYA'NIN CEZAEVLERİNDE YÜZLERCE KIRIM TÜRKÜ ACI İŞKENCELER ÇEKİYOR” Dünyada Kırım Tatarlarının en rahat yaşadıkları ülkenin Türkiye'den sonra Ukrayna olduğuna işaret eden Hacıoğlu, Ukrayna’nın cezaevlerinde hiçbir Kırım Tatarının siyasi suçlu ve düşünce suçlusu olarak yatmadığına dikkat çekerek “Hiç kimse ‘Ben Kırım Türküyüm, Kırım benim vatanım,’ dediği için, ‘Ben Kırım'ın sahibiyim,’ dediği için Ukrayna'da suçlanmıyor. Ukrayna Devleti onu suçlamıyor çünkü Ukrayna Devleti, Kırım Türklerini Ukrayna'nın kurucularından ve sahiplerinden biri olarak kabul ediyor.” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte Hacıoğlu, Kırım Tatar siyasi tutsakların karşılaştığı ağır insan hakları ihlallerine de dikkat çekti. Hacıoğlu, “Ne yazık ki işgalci Rusya'nın cezaevlerinde yüzlerce Kırım Türkü acı işkenceler çekiyor. Aileleriyle ve avukatlarıyla görüştürülmüyorlar. Bir kısmı da kayıp, evlerinden alıkonulmuşlar. Hâlâ hasretle onların bir gün ortaya çıkacağı günü bekliyoruz.” şeklinde konuştu. Ayrıca Hacıoğlu, “Yüreklerimiz yanıyor. İnşallah o acı da sönecek, bir daha esir olmamak üzere Kırım'ı kurtarılacağından eminim.” dedi. İŞ İNSANI HACIOĞLU, TÜRKİYE-UKRAYNA SERBEST TİCARET ANLAŞMASINI YORUMLADI Ukrayna Parlamentosu Verhovna Radanın (Verkhovna Rada), Ukrayna ile Türkiye arasında onaylanan serbest ticaret anlaşmasını kabul etmesini yorumlayan Hacıoğlu, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 20 milyar doların da üzerinde olduğunu söyledi. “UKRAYNA'DA YABANCI YATIRIMCI, KANUNLARA UYDUGU SÜRECE ULUSLARARASI GÜVENCE ALTINDADIR” Öte yandan iş insanı Hacıoğlu, Ukrayna'ya yatırım yapmayı planlayan iş insanlarına tavsiyede bulundu. Hacıoğlu, Ukrayna'da Türkiye’nin Kıyiv Büyükelçiliğinin ve Türkiye’nin Odesa Başkonsolosluğunun anlaşmalı olduğu, akredite olmuş hukukçular ve yeminli tercümanlarla çalışılması gerektiğini vurguladı. Son olarak Ukrayna’da Türk olduğunu bilmeyen 5 ile 6 milyon civarında kişi olduğuna dikkat çeken Hacıoğlu, Sovyetler Birliği tarafından yürütülen asimilasyon politikalarının bunun sebebi olduğunu kaydederek şu değerlendirmelerde bulundu: 'Ben Türk soyluyum,' diyen ise 1 milyon 290 bin kişi var. Bu 1 milyon 290 bin kişinin ve Ukraynalıların refah içinde yaşayabilmeleri için gerçek sanayicilerin, gerçek ticaret erbabının Ukrayna'ya gelmesi lazım çünkü Ukrayna'da yabancı yatırımcı, kanunlara uyduğu sürece uluslararası güvence altındadır. Kanunları çiğneyen insanın ise dünyanın hiçbir yerinde güvencesi yoktur, Ukrayna'da da yoktur.

Rusya’nın Kırım’daki korku düzeni: İşkence, kaçırılma ve alıkonulmalar rutin hâle geldi! Haber

Rusya’nın Kırım’daki korku düzeni: İşkence, kaçırılma ve alıkonulmalar rutin hâle geldi!

Kırım, 2014 yılından beri Rus işgali altında bulunuyor. Rusya ise yarımadada baskı ve korku ortamı yaratmak adına Kırımlıların insan haklarını çeşitli yollarla ihlal ediyor. Rus işgali altındaki Kırım'da insan hakları ihlallerini kayda alan insan hakları örgütü "İrade" tarafından Rusya’nın savaş suçları ve uluslararası insancıl hukuk ihlallerine ilişkin derlenen veriler gündeme damga vurdu. Kırımlıların Ruslar tarafından işkenceye maruz kaldığı, alıkonulduğu, zorla kaybetme vakalarına kurban gittiği ve Ukrayna’ya karşı savaşmaya zorlandığına dair elde edilen bulgular, yarımadadaki insan hakları ihlallerinin boyutunu bir kez daha ortaya koydu. Kırım’daki baskıların şiddeti Memorial İnsan Hakları Merkezi tarafından da doğrulandı. Yakın zamanda araştırmayı paylaşan Merkez, siyasi nedenlerle baskıya uğrayan Rus vatandaşlarına kıyasla Kırımlıların işkenceye maruz kalma olasılığının neredeyse iki kat daha fazla olduğunu açıkladı. RUS İŞGALCİLER KIRIMLILARA AĞIR FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK İŞKENCE UYGULUYOR “Qırım.Aqiqat” haber sayfasının İrade’nin rapora dayanarak hazırladığı habere göre, Kırım’daki insan hakları savunucuları sadece son 3 ayda 6 işkence vakasını kayıt altına aldığı belirtildi. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) yetkililerinin Kırımlılara işkence uygularken kullandığı yöntemler, sistematik ve ağır fiziksel şiddetten başlayıp mağdurların yakınlarına zarar verme tehdidiyle uygulanan psikolojik işkenceye kadar uzanıyor. Bununla birlikte işgalci Ruslar tarafından kısa süre önce kaçırılan Kırımlı Anatoliy Kobzar’ın uğradığı işkence sonucu birkaç dişinin kırıldığı, kulak zarlarının yırtıldığı ve vücudunda çeşitli kırıkların oluştuğuna dikkat çekildi. İnsan hakları savunucularının raporlarında, Rusya tarafından Kırımlılara sözde “devlete ihanet” suçlaması yöneltilmeden önce söz konusu mağdurların sistematik işkenceye uğradığına ve son derece ağır biçimde darbedildiğine ilişkin başka vakalar da yer alıyor. KIRIMLILAR, RUSYA’NIN İSTEDİĞİ İFADELERİ VERMEYE ZORLANIYOR Bununla birlikte, daha farklı yöntemlerin kullanıldığı vakaların da bulunduğu dile getirildi. Bu vakalar arasında, Rusya tarafından alıkonulan bir Kırımlının, 3 gün boyunca aç bırakılarak hakkında ceza davası uydurulacağı tehdidiyle Rusya’nın istediği ifadeleri vermeye zorlanırken, bu işkencenin geride herhangi bir fiziksel iz bırakmaması dikkat çekti. Benzer şekilde, Rusya tarafından uydurulan düzmece ceza davalarında, Kırımlı bir "şüphelinin", reşit olmayan oğlunun "suç ortağı" olarak gözaltına alınmasıyla tehdit edildikten sonra istenilen ifadeleri vermek zorunda bırakıldığına dair başka örnekler de bulunuyor. RUSYA, KIRIM’DA BASKI, KORKU VE GÜVENSİZLİK ORTAMI YARATTI Ayrıca mart ve mayıs ayları arasında İrade insan hakları aktivistleri, aralarında Gurzuf sakini Marina Riff'in kaçırılma vakasının da bulunduğu 5 yeni zorla kaybetme vakası kaydetti. Riff'in hikâyesinin ise "Qırım.Aqiqat" tarafından ayrıntılı olarak anlatıldığı bildirildi. İnsan hakları aktivistlerinin, yeni vakalara ek olarak daha önce kaçırılan 8 Kırım sakininin hukuki durumuna ilişkin paylaştığı güncel bilgilere göre ise bu kişilerin tamamı, sözde “vatana ihanet” veya “casusluk” suçlamalarıyla itham edildi. Öte yandan yaklaşık 2 yıl önce kaçırılan Yaltalı Kristina Markova, işgalci mahkeme tarafından haksız yere 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2025 yılının yaz aylarında kaçırıldığı bildirilen Kefeli (Feodosiya) Taras Hudak ise kapalı görülen duruşmanın ardından sözde “vatana ihanet” suçundan haksız yere hapis cezasına mahkûm edildi. Bunun yanı sıra, 2 yıl süren tam tecridin ardından, Yedi Kuyu (Lenino) kasabasında FSB görevlileri tarafından kaçırılan Elvira Ablazova, Larisa Gayday ve Tamara Simonenko’nun (Pavlenko) da vatana ihanet ile suçlandığı bildirildi. MAĞDUR SAYISI ONLARCA KİŞİYE ULAŞTI Ancak insan hakları savunucularının ortaya çıkardığı bu bilgilerin buz dağının yalnızca görünen kısmını oluşturduğu vurgulandı. İrade girişiminin verilerine göre, 2025 yılının ilk baharında Kırım’da sözde "terörizm" iddiasıyla en az 4 kişi ve güya "Ukrayna casusu" olduğu gerekesiyle en az 10 kişi alıkonuldu. Aynı zamanda girişimin raporunda, bu düzmece davalar kapsamında alıkonulan kişiler hakkında bilgi bulunmadığı ve içinde bulundukları koşulları öğrenmenin mümkün olmadığı belirtiliyor. 2026 yılının ilk baharında "gözaltına alınanlar" arasında, Kasım 2024'te ilk Karay Türkü siyasi tutsak Saha Mangubi’nin de bulunduğu dile getirildi. Mangubi’nin resmî olarak "yakalanmadan" önce 15 ay boyunca Kırım’ın Akmescit (Simferopol) kentindeki 2 No'lu tutukevinde elle tutulur herhangi bir suçlama olmaksızın tam tecrit altında tutulmasına da dikkat çekildi. Diğer "casus" ve "terörist" olarak itham edilenlerin ise ne kadar süre önce alıkonulduğu ise belirsizliğini koruyor. RUSYA, KIRIM’DA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ HEDEF ALIYOR Ukrayna'yı destekleyen veya Rusya karşıtı görüşler dile getiren Kırımlılara uygulanan baskılar ise artıyor. Son 6 ay boyunca ayda 2 alıkonulmanın gerçekleştiği kaydedilirken bahar aylarında bu sayının daha da yükseldiği, ifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yapılan alıkonulmaların ise yaklaşık bir buçuk kat arttığı belirtildi. Bununla birlikte, son dönemde kamuoyu önünde aşağılayıcı muamele ve diğer gayriresmî baskı yöntemlerinin azalmasına rağmen uzmanlar bu durumu, işgalci Rus yönetiminin daha sert ve doğrudan baskı yöntemlerine yönelmesiyle açıklıyor. KIRIMLILAR, İŞGALCİ RUS ORDUSUNDA UKRAYNA’YA KARŞI SAVAŞMAYA ZORLANIYOR Rusya’nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını hedef aldığı topyekûn işgal girişimi ve saldırıları 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana devam ediyor. Kırımlıların işgaci Rus ordusunda Ukrayna’ya karşı savaşmayı reddetmeleri nedeniyle açılan düzmece davalar da baskıların önemli bir göstergesi hâline geldi. Kırım'daki bazı işgalci mahkemelerde bu suçlamalar kapsamında son birkaç yıl içerisinde açılan ilk düzmece davalar görülmeye başlandı. Yerel halka karşı açılan düzmece davaların sayısı 17'den 43'e çıkarak yaklaşık 2 buçuk kat arttı. Bu durum, Rusya’nın zorla askere alma uygulamalarının kapsamının önemli ölçüde genişlediğini gösteriyor. Ayrıca son 3 ay içinde Kırım'da en az 8 sözde "terörle mücadele" tatbikatının düzenlendiği, yolların kapatıldığı ve Kırımlıların telefonlarının kontrol edildiği belirtildi. Bu durum ise Rus işgal yönetiminin büyük baskınlara hazırladığı şeklinde değerlendiriliyor.

Kırım Tatar siyasi tutsak Abdülgaziyev’in yargılandığı sözde dava uzatıldı Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Abdülgaziyev’in yargılandığı sözde dava uzatıldı

2014 yılından beri Rus işgali altında olan Kırım’ın aslî unsuru olan Kırım Tatarları, Rusya tarafından düzmece davalarla yargılanarak çeşitli insan hakları ihlallerine maruz bırakılıyor. Kırım Tatar siyasi tutsak Tofik Abdülgaziyev’in eşi Aliye Kurtametova, eşine kötü huylu beyin tümörü, tüberküloz ve başka ağır hastalıkların teşhisi konulmasına rağmen sözde Rus mahkemesinin tahliye sürecini bilinçli olarak geciktirdiğini belirtti. “BÖYLE BİR SÜRECİN UZATILMASI NE KADAR MANTIKLIDIR?” Sözde Rus mahkemesi tarafından Abdülgaziyev’in sağlık durumunun ağırlaşması nedeniyle cezasının infazından muaf tutulmasına ilişkin dava görülüyor. Abdülgaziyev’in taşıdığı hastalıkların ise Rusya Federasyonu mevzuatına göre ceza infazına engel teşkil eden hastalıklar listesinde yer aldığı aktarıldı. Eşinin yargılandığı düzmece davadaki duruşmaların defalarca çeşitli gerekçelerle ertelendiğini dile getiren Kurtametova, “Her erteleme, yaklaşık bir ay sonraya bırakılıyor. Haklı olarak şu soru ortaya çıkıyor: Bir insan ağır acılar çekiyorsa, hatta yaşamla ölüm arasında bulunuyorsa böyle bir sürecin uzatılması ne kadar mantıklıdır? Bu aynı zamanda insanlık ve yaşama hakkı meselesidir.” ifadelerini kullandı. SÖZDE DAVANIN DURUŞMASI, TEMMUZ SONUNA ERTELENDİ Kırım Tatar siyasi tutsağın yargılandığı düzmece davanın 24 Haziran’da yapılması planlanan son duruşmasının da temmuz ayının sonuna ertelendiği kaydedilirken Abdülgaziyev’in cezaevinde kalmasına engel olacak hastalıklarının bulunup bulunmadığını tespit edecek tıbbi bilirkişi raporunun henüz hazır olmaması iddiası, bu noktada bir gerekçe olarak gösterildi. Bununla birlikte Kurtametova, şu değerlendirmelerde bulundu: Savunma tarafından başvuru yapılalı altı ay oldu. Böyle bir davada ilk yapılması gereken şey tıbbi incelemedir. Eğer önce adalete dair umut taşıyorsak artık mahkemenin hasta olan Tofik Abdülgaziyev’in tahliyesini özellikle geciktirdiğine neredeyse eminim. Tavuk yumurtası büyüklüğündeki beyin tümörü, özellikle hapishane koşullarında ortadan kaybolmadı ve kendiliğinden iyileşmeyecek. Tofik Abdülgaziyev şiddetli baş ağrıları, bayılmalar, uzuvlarda uyuşma ve yoğun mide bulantısı yaşıyor. Bilincini kaybettiğinde doktorlar geliyor ama yardım edemeyeceklerini söylüyorlar. SAĞLIK DURUMU AĞIRLAŞAN ABDÜLGAZİYEV, İNSANLIĞA AYKIRI KOŞULLARDA TUTULUYOR Mart 2024’ten bu yana Abdulgaziyev, Rusya’nın Çelyabinsk kentindeki 3 No’lu hapishanenin tüberküloz hastanesinde tutuluyor. Göğüs içinde bulunan lenf düğümlerini de etkileyen yaygın akciğer tüberkülozu teşhisi konulan ve bir ay sonra yoğun bakıma alınan Abdülgaziyev’in; çift taraflı zatürre, sol akciğerde sıvı birikimi (hidrotoraks), kansızlık, mitral kapak yetmezliği, bağ dokusu displazisi, kronik kalp yetmezliği, kronik gastrit ve böbrek taşından muzdarip olduğu tespit edildi. Abdülgaziyev’in eşi ve avukatı, sağlık durumunun ceza infazına engel olduğunu belirterek tahliye talebinde bulunsa da sözde mahkeme, Ağustos 2024’te bu talebi herhangi bir gerekçe göstermeksizin reddetti. Şubat 2025’te Abdülgaziyev, ailesine sağlık durumunun daha da kötüleştiğini bildirirken Kırım Tatar siyasi tutsağın öksürük nöbetlerinin sıklaştığı ve ateşinin uzun sürelerle yükseldiği kaydedildi. Ayrıca alıkonulduğu hapishanede soğuk ve rutubetli bir hücreye yerleştirildiği belirtildi. ABDÜLGAZİYEV’İN BEYNİNDE TÜMÖR TESPİT EDİLDİ 2025 sonbaharında görme yetisini hızla kaybetmeye başlayan Abdülgaziyev’in beyninde, aralık ayının başında tümör tespit edildi. Yapılan emar (MR) ve onkolojik incelemeler sonucunda bunun en kötü huylu beyin tümörü olan glioblastoma olduğu belirlendi. Abdülgaziyev’in daha sonra eşiyle yaptığı telefon görüşmelerinde sık sık bayıldığını, nefes almakta zorlandığını ve nefes darlığı yaşadığını anlattığı aktarıldı. Kurtametova’nın o dönemde şu ifadelere yer verdiği bildirildi: Tofik, aniden bayılma ihtimaline karşı sürekli yatağının yanında durmaya çalışıyor. Onun tek başına bir hücrede bulunması ve yere düşerse yardım edecek kimsenin olmamasına insanın yüreği dayanmıyor. Yemek yiyeceği tabağı göremiyor, telefon numarasını çevirmek için bile yardım istemek zorunda kalıyor çünkü parmağı, tuşlar yerine duvara denk geliyor. “TOFİK, ARTIK GÜCÜNÜN TÜKENDİĞİNİ SÖYLÜYOR” 2026 yılının başında sağlık durumunun daha da ağırlaştığı ortaya çıkan Abdülgaziyev’in eşine vücudunda koordinasyon bozukluğu yaşadığını, yürümekte ciddi zorluk çektiğini, şiddetli baş dönmeleri ve burun kanamaları yaşadığını, nefes darlığı çektiğini ve kan şekerinin 26 seviyesine kadar çıktığını haber verdiği kaydedildi. Kan şekerini düşürmek için sürekli insülin enjeksiyonları yapıldığı belirtilen Kırım Tatar siyasi tutsağın ayrıca bacaklarında yoğun titreme yaşadığı ve ayakta durmakta zorlandığı ifade edildi. Bunun üzerine Kurtametova, eşinin derhal serbest bırakılması çağrısını yineleyerek “Durumu son derece kritik. Daha önce kardeşimiz Cemil Gafarov’u kaybettik. O zaman da ailesi yardım istemişti ama kimse sesini duymamıştı. Tofik, artık gücünün tükendiğini söylüyor.” şeklinde konuştu. ABDÜLGAZİYEV, MAHKEMEYE SAYGISIZLIK YAPMAKLA İTHAM EDİLDİ Nisan ayında gerçekleştirilen bir duruşmanın ardından Abdülgaziyev hakkında, ayrıca sözde “mahkemeye saygısızlık” suçlamasıyla (Rusya Federasyonu Ceza Kanunu Madde 297/2) yeni bir düzmece davanın açıldığı öğrenildi. Avukat Emil Kurbedinov, Abdülgaziyev’in duruşma sırasında yaptığı duygusal bir açıklamanın buna bahane edildiğini dile getirirken eşi ise şubat ayında Abdulgaziyev’in sağlık durumunun değerlendirilmesi amacıyla doktor heyeti karşısına çıkarıldığını ve toplantıda Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlilerinin de bulunduğunu belirtti. Görme kaybı nedeniyle belgeleri okuyamayan Abdülgaziyev, kendisine sunulan tıbbi evrakların okunmasını talep etse de bu talep de reddedildi. Cezaevi görevlilerinin baskısı altında belgeleri imzalamak zorunda kalan Abdülgaziyev’in eşi Kurtametova, daha sonra mahkemede bu belgelerin içeriğini üzerine “Belgelerde Tofik Abdülgaziyev’in tamamen sağlıklı olduğu ve hastaneden tekrar cezaevine gönderilmesine ilişkin hiçbir itirazının bulunmadığı yazıyordu.” dedi. RUSYA DÜZMECE DAVALARLA AİLELERİ PARÇALIYOR Rus işgalciler, Tofik Abdülgaziyev’in evine ilk kez Mayıs 2017’de haksız yere baskın düzenledi. Abdülgaziyev, o dönemde alıkonulmasa da Mart 2019’da ise Hizbut Tahrir örgütü ile bağlantılı olduğu iddiasıyla haksız yere tutuklandı. Abdülgaziyev’in tutuklandığı gün ise Rusya tarihinde Kırım Tatarlarına yönelik düzenlenen en geniş kapsamlı operasyonlardan birinin düzenlendiği vurgulandı. Kırım’ın Akmescit kentinin Kamenka ve Stroganovka mahallelerinde Rus işgalciler tarafından çok sayıda eve baskın düzenlendi. Sözde dava beş ayrı gruba bölünürken alıkonulanların çoğunun gazeteci veya aktivist olduğu kaydedildi. Mayıs 2022’de Rusya’nın Rostov kentindeki sözde Güney Bölge Askerî Mahkemesi, Abdulgaziyev’i haksız yere 12 yıl hapis cezasına mahkûm etti. Mayıs 2023’te ise Rusya’nın Vlasiha (Vlasikha) noktasındaki sözde Askerî Temyiz Mahkemesi de sözde mahkemenin verdiği düzmece kararı onadı.

Rusya düzmece davalarla aileleri parçalıyor: Kırım Tatar siyasi mahkûm Zeytullayev 41 yaşında Haber

Rusya düzmece davalarla aileleri parçalıyor: Kırım Tatar siyasi mahkûm Zeytullayev 41 yaşında

12 yıldır Rus işgali altında olan Kırım’ın aslî unsuru Kırım Tatarları, Rusya tarafından düzmece davalardan yargılanarak çeşitli insan hakları ihlallerine maruz kalıyor. Rusya’nın Kırım’ı işgal ettiği 2014 yılından itibaren söz konusu baskılara maruz kalan ilk Kırım Tatarlarından biri olan siyasi mahkûm Ruslan Zeytullayev ise ailesinden uzakta 41 yaşına girdi. HAKSIZ YERE 15 YIL HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlileri, Zeytullayev’i Akyar (Sivastopol) yakınlarındaki Orlinoye köyünde bulunan evine Ocak 2015’te yasa dışı olarak baskın düzenleyerek alıkoydu. Kırım Dayanışması sivil toplum teşkilatının 15 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre Eylül 2016’da Rusya’nın Rostov kentinde bulunan sözde Güney Bölge Askerî Mahkemesi, 3 çocuk babası Zeytullayev’i haksız yere 7 yıl hapis cezasına çarptırdı. Rusya’daki sözde savcılık, karara itiraz ederek Zeytullayev’in cezasının 17 yıla çıkarılmasını talep etti. Rusya’daki sözde temyiz mahkemesi ise savcılığın itirazını kabul etti ve düzmece dava yeniden görüldü. Sonuç olarak Zeytullayev, Nisan 2017’de hukuka aykırı bir şekilde 12 yıl hapis cezasına mahkûm edilirken Temmuz 2017’de Moskova’daki sözde temyiz mahkemesi tarafından ise cezası 15 yıla çıkarıldı. SÖZDE “HİZBUT TAHRİR” DAVASINDAN YARGILANARAK ALIKONULDU 15 Haziran 1985 tarihinde Özbekistan’ın Taşkent şehrinde doğan Zeytullayev dokuz yaşındayken ailesi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı dolayısıyla sürgünde yaşadıkları yerlerden Kırım’a dönerek Akyar yakınlarındaki Orlinoye köyüne yerleşmişti. Okul yıllarında sınıfının en başarılı öğrencileri arasında yer alan Zeytullayev, buna karşın 7. sınıftan sonra eğitimini bırakmak zorunda kalarak erken yaşta garsonluk, aşçılık ve inşaat işçiliği gibi çeşitli işlerde çalıştı. 7 Eylül 2016 tarihinde Rusya’nın Rostov kentindeki sözde Kuzey Kafkasya Bölge Askerî Mahkemesi, sözde “Hizb-ut Tahrir” davası kapsamında Zeytullayev’i 7 yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Zeytullayev, “terör örgütü faaliyetlerini organize etme” ve “darbe girişiminde bulunma” suçlamaları ile haksız yere yargılanmıştı. Ayrıca Zeytullayev hakkında verilen hukuksuz karar, Avrupa Parlamentosu (AP) üyeleri tarafından da kınanmıştı. AP milletvekilleri; Ukraynalı konsolosların Zeytullayev ile görüşmesine izin verilmesini, Zeytullayev’in Ukrayna’ya nakledilmesini ve düzmece dava ile hukuksuz mahkûmiyet kararını protesto etmek amacıyla başlattığı açlık grevi nedeniyle hastaneye yatırılarak gerekli sağlık hizmetlerinin sağlanmasını talep etmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.