SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatar Sürgünü

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar Sürgünü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar Sürgünü haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Efsanevi Kırım Tatar savaş pilotu Amethan Sultan'ın vefatının 55. yılı Haber

Efsanevi Kırım Tatar savaş pilotu Amethan Sultan'ın vefatının 55. yılı

Kırım Tatar halkının gururu, savaş pilot Amethan Sultan, 1 Şubat 1971 tarihinde vefat etti. Vefatına kadar Kırım Tatar millî hareketinin içinde yer alan Amethan Sultan, Sovyetlere karşı mücadelede sembolleşen isimler arasında yer almıştı. AMETHAN SULTAN KİMDİR? Efsanevi Kırım Tatar pilot Amethan Sultan, 20 Ekim 1920 tarihinde Kırım’ın Alupka şehrinde dünyaya geldi. Babası Lak, annesi Kırım Tatarıydı. Hep hayali olan pilotluk sevdasını ölene kadar devam ettirdi. Sovyetlerin eli kanlı lideri Stalin'in emri ile başlatılan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nı önlemek için elinden geleni yaptı ama halkının bu acıyı yaşamasını engelleyemedi. II. Dünya Savaşı sırasında 150 hava saldırısına katılan Sultan, tek olarak 30, grup olarak da 19 Nazi uçağı düşürdü. Amethan Sultan, 2. Dünya Savaşı sırasında 603 savaş uçuşu gerçekleştirdi. Savaş sonrası test pilotu olarak kariyerine devam etti. 100’den fazla hava aracı türü kullanan Sultan, toplamda 4237 saat uçtu. Hem Dağıstan’da hem Kırım Tatarları arasında millî kahraman olarak kabul edilen Amethan Sultan, anavatan Kırım’a dönme hakkı için mücadele eden Kırım Tatar millî hareketi temsilcileri ile birlikte Moskova’da Kızıl Meydan’a da çıktı. “Kırım Tatarlarının vatanına iade edilmesi” talebini içeren belgeleri ilk olarak imzalayanlar arasındaydı. Birçok kez KGB’ye çağrılarak bu tür eylemlere katılmaması konusunda uyarıldı ama buna rağmen Kırım Tatar halkının millî hareketine iştirak etmeye devam etti, soydaşlarını her zaman evine kabul etti. Amethan Sultan gökyüzüne aşıktı, gökyüzü ona her zaman ilham veriyordu. Ancak gökyüzü onun sonunu getirdi. 1 Şubat 1971 yılında Tu-16 tipi bir uçağın, test uçuşu sırasında meydana gelen kaza sonucunda hayatını kaybetti. Kırım Tatar yönetmen Ahtem Seytablayev, 2013 yılında Ahmethan Sultan’ın hayatını ve 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü konu alan “Haytarma” isimli bir film çekti. Mayıs 2015 tarihinde Ukrayna Parlamentosu Akmescit Havalimanına Amethan Sultan ismi verilmesi ile ilgili kararı kabul etti. Dağıstan’ın başkenti Mahaçkale havalimanı da uzun bir süredir Amethan Sultan’ın adını taşıyor.

Avustralya Büyükelçisi Lehmann'dan KTMM’ye ziyaret: "Kırım'ın geleceği Kırım Tatarlar tarafından belirlenmeli" Haber

Avustralya Büyükelçisi Lehmann'dan KTMM’ye ziyaret: "Kırım'ın geleceği Kırım Tatarlar tarafından belirlenmeli"

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Avustralya’nın Kıyiv Büyükelçisi Paul Lehmann ile bir araya geldi. Görüşmede Rusya’nın Kırım’daki nüfus değiştirme politikası, siyasi tutsakların durumu ve yerli halkların hakları konuları ele alındı. KTMM basın servisinden yapılan açıklamada, Avustralya’nın Kıyiv Büyükelçisi Paul Lehmann’in 9 Ocak tarihinde KTMM’nin Kıyiv’deki ofisini ziyaret ettiği bildirildi. Görüşmeye Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, KTMM Başkanı Refat Çubarov, KTMM Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov, KTMM üyeleri Eskender Bariyev ve Riza Şevkiyev katıldı. Kırımoğlu ve KTMM temsilcileri Avustralya’nın Ukrayna’ya askerî, insani ve enerji alanlarında sağladığı istikrarlı destekten dolayı teşekkür ederken, görüşmede yerli halkların haklarının korunmasına ilişkin Avustralya deneyimi de ele alındı. Büyükelçi Paul Lehmann, Avustralya'nın Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne olan sarsılmaz desteğini yineleyerek, "Kırım’ın geleceği yalnızca Ukrayna devleti ve Kırım Tatar halkı tarafından belirlenmelidir" dedi. Avustralya’nın kendi yerli halkı (Aborjinler) konusundaki tecrübesine değinen Lehmann, dünyada hiçbir ülkenin bir diğeri üzerinde tahakküm kurmaması gerektiğini vurguladı. KIRIMOĞLU, RUSYA’NIN NÜFUS MÜHENDİSLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, görüşmede Rusya’nın Kırım Tatar halkına yönelik yüzyıllardır süren baskı politikaları ile işgal sonrası devam eden tutuklamalar, kaçırmalar ve zorla göç uygulamaları hakkında bilgi verdi. Kırımoğlu, Rusya’nın yarımadada yürüttüğü demografik operasyona dikkat çekerek şunları kaydetti: 2014 yılındaki işgalin ardından Kırım Tatarları ağırlıklı olarak Ukrayna ana karasına göç ediyordu; ancak 2022'deki tam kapsamlı işgal girişimiyle birlikte halkımız artık daha uzaklara, Avrupa ve Amerika'ya gitmek zorunda kalıyor. Bu durum, dünya genelindeki Kırım Tatar diasporasının büyümesine neden oldu. Tahminlere göre bu yıllar içinde yaklaşık 30 bin ile 50 bin arasında Kırım Tatarı yarımadayı terk etti. Toplam nüfusu 300 bin olan bir halk için bu rakam çok büyük bir kayıptır. Aynı zamanda Rusya, bölgeye kendi vatandaşlarını yerleştirerek bir nüfus değişimi politikası yürütüyor; veriler yaklaşık 1 milyon kişinin Kırım’a taşındığını gösteriyor. Dolayısıyla bu işgal, Kırım Tatar halkının kendi topraklarındaki varlığına yönelik doğrudan bir tehdittir. ÇUBAROV'DAN SİYASİ TUTSAK VURGUSU KTMM Başkanı Refat Çubarov ise siyasi tutuklular sorununa dikkat çekerek, Rusya’nın Kırım Tatarlarını takas süreçlerine dahil etmeyi engellediğini, bunun gazeteciler ve “Azov” Alayı mensubu askerler için de geçerli olduğunu söyledi. Çubarov ayrıca, Ukrayna’nın Yerli Halkları Yasası'nın uygulanmasının önemine değinerek bu alanda Avustralya’nın tecrübesinden yararlanmak istediklerini ifade etti. BARİYEV'DEN COP31 İÇİN ÖNERİ KTMM Üyesi Eskender Bariyev, 2026’da Türkiye’nin Antalya kentinde düzenlenmesi planlanan ve Avustralya ile Türkiye’nin eş başkanlığını üstleneceği BM İklim Konferansı COP31 hazırlıklarına, Kırım Tatar halkının uzmanlarının da dahil edilmesi önerisini gündeme getirdi. Bariyev, Kırım’daki işgalin yol açtığı ağır çevresel tahribatın uluslararası düzeyde ele alınması gerektiğini vurguladı. KTMM, AVUSTRALYA'DAN 1944 SÜRGÜNÜ'NÜ SOYKIRIM OLARAK TANINMASINI BEKLİYOR Görüşmenin sonunda KTMM temsilcileri, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün Avustralya Parlamentosu tarafından resmen "soykırım" olarak tanınması yönündeki beklentilerini dile getirdi ve Kırım’ın işgalinin Kırım Tatar halkına yönelik soykırım politikasının devamı olarak değerlendirmesi gerektiği vurgulandı. Görüşmenin sonunda Refat Çubarov, yerli halkların haklarına saygı duyan ülkelerle ortaklığın önemine dikkat çekerek, Kırım Tatar halkının ancak Ukrayna’nın direnci ve zaferiyle geleceğini güvence altına alabileceğini söyledi. Taraflar, görüşme sonunda birbirlerine yerli halkların kültürlerini simgeleyen hediyeler takdim etti.

Ludmıla Korotkıh: Kırım Tatar millî davasını ulusal ve uluslararası sahneye taşımaya devam edeceğiz Haber

Ludmıla Korotkıh: Kırım Tatar millî davasını ulusal ve uluslararası sahneye taşımaya devam edeceğiz

Kırım Tatar Kaynak Merkezi avukatlarından Ludmıla Korotkıh (Liudmyla Korotkykh), Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda, Kırım Tatarlarının kültürel kimliğini ve haklarını koruma mücadelesini anlattı. Korotkıh, işgal altındaki Kırım’da yaşanan baskılara ve ailelerin parçalanmasına dikkat çekerek, Kırım Tatar millî davasının uluslararası sahnede kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. AVRUPA KONSEYİ, BİR HALKA ÖZEL OLARAK İLK RAPORUNU KIRIM TATARLARI İÇİN ÇIKARDI Birleşmiş Milletler (BM), Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlarla da çalışan Ludmıla Korotkıh, Kırım Tatar halkının millî davasının dünyada uzun zamandır tanındığını ve 90’lı yılların sonuyla 2000’li yılların başından itibaren Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) temsilcilerinin, BM Yerli Halklar Hakları Bildirgesi’nin kabul edilmesinde emeği geçtiğini söyledi. “KTMM üyeleri sayesinde, dünyadaki yerli halkların temsilcileri arasında tanınıyoruz.” diye konuşan Korotkıh, eski Avrupa Konseyi İnsan Hakları Yüksek Komiseri Dunya Miyatoviç’in (Dunja Mijatović) Kırım Tatarlarına özel bir analiz raporu yayımlamasının ise, tarihte bir halka özel olarak çıkarılan ilk rapor olarak önemine dikkat çekti. “TARİH TEKERRÜR EDİYOR” Kırım Tatar Kaynak Merkezi olarak 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün soykırım olarak tanınması adına da çalıştıklarını ve şu ana kadar dokuz ülkenin bu soykırımı tanıdığını belirten Korotkıh, Rusya’nın Kırım’ı 2014 yılında işgal etmesinin, Kırım Tatarlarına yönelik soykırım politikasının bir devamı olduğunu dile getirdi. “Rusya’nın işlediği bu savaş suçu, bütün uluslararası camia tarafından kınanmalıdır. Bugün de tarih tekerrür ediyor çünkü bu savaş suçu, zamanında kınanmamıştı. Tarihin de tekerrür edeceği böylelikle görüldü” değerlendirmesini yapan Korotkıh, anneannesinin ve dedesinin de 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü yaşadıklarına değindi. “İkinci Dünya Savaşı zamanıydı ve dedem ise cephedeydi. Anneannem Kırım’dan bebeği ile birlikte sürgün edilmişti. Dedem, savaş bittiği zaman Kırım’a geri döndüğünde birçok engelle karşılaşmıştı. Ailem 1992 yılına kadar Kırım’a dönememişti” ifadelerini kullanan Korotkıh, mücadelesini kamuoyuna açık olarak sürdürebilmek için 2015 yılında Kırım’dan ayrılmanın kendisi için son derece zor bir karar olduğunun altını çizdi. İŞGALCİ RUSYA, AİLELERİ PARÇALAMAYA DEVAM EDİYOR Rusya’nın Kırım Tatarlarına yönelik baskıcı politikalarından dolayı 2020’den beri Kırım’a dönemediğini ve ailesiyle görüşemediğini söyleyen Korotkıh; Kırım’da her mesajın ve telefon görüşmesinin kaydedilmesi sebebiyle, akrabalarıyla da 2014’ten beri serbest bir şekilde iletişim kuramadığını belirtti. Kırım’dan ayrıldıktan bir süre sonra ise dayısını ve babasını sağlık sorunları nedeniyle kaybettiğini ve cenaze törenlerine bile katılamadığını ifade eden Korotkıh; Kırım özgürleşmeden doğduğu yere hiçbir zaman geri dönemeyeceğini ve vefat eden yakınlarının mezarlarını bile ziyaret edemeyeceğini vurguladı. Korotkıh, motivasyonunu şu sözlerle tarif etti: Ne zaman bana, ‘Daha ne kadar bu işi yapacaksın?’ diye sorsalar, ‘Gerektiği sürece,’ diyorum. Sadece benim değil, Kırım Tatar Kaynak Merkezindeki, aralarında Kırım’dan gelenlerin de olduğu çoğu arkadaşımızın motivasyonu söz konusu. Hepimiz vatanımıza geri dönmek istiyoruz. Bu yüzden de Kırım Tatarlarıyla Kırım'daki diğer halkların hakları için mücadelemizi sürdüreceğiz. Kırım Tatar millî davasını ulusal ve uluslararası sahneye taşımaya devam edeceğiz.

22. Ankara Kitap Fuarı'ndaki Rus provokasyonuna karşı Kırım: Dr. Serra Menekay göç, baskı, sürgün ve işgali anlattı Haber

22. Ankara Kitap Fuarı'ndaki Rus provokasyonuna karşı Kırım: Dr. Serra Menekay göç, baskı, sürgün ve işgali anlattı

Eylül Fuarcılık organizasyonu tarafından 3-12 Ekim 2025 tarihleri arasında Ankara Ticaret Odası (ATO) Congresium'da düzenlenen 22. Kitap Fuarı 500'ü aşkın yayınevi ve yazarla yoğun bir katılıma ev sahipliği yapıyor. Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği tarafından provoke edilen kitap fuarında işgalci zihniyete rağmen Kırım Tatarları var olma mücadelesini bir kez daha Türkiye kamuoyuna duyuruyor. Kırım Tatar yazar, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Serra Menekay, bugün gerçekleştirdiği söyleşi ve imza günü etkinliğinde kaleme aldığı "İnci Kolye" adlı eseriyle Kırım'ı gündeme taşıdı. Saat 14.00 itibarıyla başlayan söyleşi programına yoğun bir katılım oldu. RUS PROPAGANDASINA KARŞI TARİHÎ GERÇEKLİK Menekay, "Savaş, Göç ve Sürgünlerle Oluşan Bir Diaspora Hikayesi: İnci Kolye" konulu söyleşisine Rusya'nın kitap fuarında propaganda yaptığını, bu nedenle kitabın edebî yönünden bahsedecekken tarihî gerçekleri konuşmayı tercih ettiğini vurgulayarak başladı. Ailesinin Kırım'daki baskı, sürgün ve işgalin hepsine tanıklık ettiğini aktaran Menekay, "Bu bir şans mıdır, şansızlık mıdır? Kırım Tatar halkının başına ne geldiyse ailemde örneği var. Eğer bunu ortaya koyarak insanlarla yüzleştirebiliyorsanız, bununla barışıp, var olup bununla yürüyebiliyorsanız, şans da olabiliyor" diyerek araştırmaları sonucunda roman yazdığını belirtti. Menekay, "Aluşta'dan Esen Yeller" isimli başarılı eserinin Ukrainceye çevrilmesiyle okullardaki Tarih dersinin müfredatına girdiğini aktararak, kitaplarının yalnızca edebî bir alana yönelik olmadığını, içinde gizli kalmış Kırım Tatar tarihinin yer aldığını dile getirdi. MENEKAY, AİLESİNİN KIRIM TATARLARININ YAŞADIĞI HER TARİHÎ OLAYA TANIKLIK ETTİĞİNİ SÖYLEDİ Göç, sürgün, savaş, demir perde arkasındaki izolasyon, yasak ve işgal nedeniyle Kırım Tatarlarının dünya üzerinde 20 ülkede yaşadığına işaret eden Menekay, Rusya'nın Kırım'ı ilk işgali olan 1783'ten sonra ekonomik imkânsızlıklar yüzünden büyük bir göçün yaşandığını ifade etti. Menekay, o dönemde Kırım Tatarlarının Osmanlı'ya olan güveninden dolayı bu topraklara 1 milyondan fazla göçün yaşandığını kaydetti. Aynı dönemlerde baba tarafından dedesinin kardeşlerinin Osmanlı topraklarına göç ettiğine örnek veren yazar, dedesinin babasının varlıklı olması nedeniyle Kırım topraklarında kaldığını dile getirdi. Kırım'da başlayan büyük bir kıtlık nedeniyle babasının dedesinin sürülmeye zorlandığını ancak daha sonra 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'ndan birkaç ay önce Almanya'ya göç ettiklerini söyleyen Menekay, dedesinin annesi, kardeşleri ve ailesinden pek çok kimsenin de o dönemki büyük soykırımda Türkistan coğrafyasına, Sibirya'ya ve Urallar'a sürüldüğünü belirtti. Menekay aynı zamanda ailesinden söz ederken, yıllar sonra aile dostlarının Brezilya'da yaşayan torunlarının kendisine ulaşarak gönderdiği fotoğrafları katılımcılara gösterdi. Kırım Tatar Sürgünü'nün planlı bir sürgün olduğunu vurgulayan Menekay, SSCB tarafından Sovyet ordusundaki Kırım Tatar askerlerin ailelerinin Almanlarla iş birliği yaptığı iddiasıyla sürgüne gönderildiğini, bu sürgüne de sözde gerekçelerle kılıf geçirdiklerini ve dünyadan gizli büyük bir soykırım gerçekleştirdiklerini ifade etti. "SÜRÜLMEK İÇİN TÜRK OLMAK YETİYOR" Menekay, ailesinden halasının hayvan vagonlarıyla Urallar'a, amcasının ise Özbekistan'a sürüldüğünü kaydetti. Bunların hiçbirinin gerçek bir neden olmadığını "Sürülmek için Türk olmak yetiyor" ifadesiyle vurgulayan Menekay, Ahıska Türklerinin de vatanlarından zorla sürüldüğünü anımsattı. Ayrıca Menekay, "Urallar'a sürülenlerin yüzde 84'ü kadın ve çocuklardan, Özbekistan'a sürülenlerin ise yüzde 80'i kadın ve çocuklardan oluşuyor. Çünkü erkekler savaşta idi. Kadın ve çocuklar değişen iklimde -ki Kırım nerede Sibirya nerede- zor koşullar altında kaldı. Sovyet verilerine göre bile 2 bin 444 Kırım Tatar ailesi sürgünde birbirinden ayrı düşüyor. Bu bize göre çok daha fazla." bilgisini verdi. Ailesinin dağıldığını ancak kültürleri için çalıştıklarını dile getiren Menekay, Almanya'ya giden dedesinin daha sonra "Çankaya" müzik topluluğu kurduğunu, böylelikle Kırım Tatar dans ve müziklerini gelecek nesillere taşıyabildiklerini söyledi. Ardından Almanya'daki ailesinin Türkiye'ye göç ettiğini aktaran Menekay, Kırım Tatarlarının 1970'lerde Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu liderliğinde özgürlük mücadelesinin başladığını hatırlattı. Menekay böylelikle Özbekistan'da toplanan Kırım Tatarlarının millî mücadele hareketine başladıklarını, "Bunun amacı Kırım'a geri dönebilmekti." şeklinde aktardı. DEDESİ VATAN TOPRAKLARINI SON KEZ GÖREMEDİ 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Kırım'a geri dönülebildiğini sözlerine ekleyen yazar, dedesinin 1990'da vefat ettiğini ve dünya gözüyle vatanı son kez göremediğini belirterek üzüntü duyduğunu aktardı. 1994'te babasının Kırım'a gittiğini dile getiren Menekay, "Kırım'a dönmek kolay değildi, bu insanlar çok büyük fedakârlıklar yaparak döndü Kırım'a. Halam Kırım'a dönebilmek için Özbekistan'daki evini 1 klogram yoğurt parasına satmış. Çünkü herkes vatanına dönmeye çalışıyordu." dedi. MİLLÎ BİLİNÇ VE VATAN SEVGİSİ NEREDEN KAYNAKLANIYORDU? Kendisinin de 2000'lerde Kırım'a gittiğini, toylar (düğün) yaptıklarını belirten Menekay, 2014 yılında Kırım'ın bir kez daha Rusya tarafından işgal edilmesiyle akrabalarıyla görüşemediğini söyledi. Menekay, "Nasıl oldu da bu insanlar sürgüne rağmen yok olmadılar? Nasıl oldu da baskıya, zorlanmaya, yasağa rağmen asimile olmadılar? Nasıl oldu da başka coğrafyalarda dünyaya gelen, okuyan, çalışan çocuklar vatan Kırım sevgisiyle büyüdü? Bu millî bilinç ve vatan sevgisi nereden kaynaklanıyordu? diye soracak olursanız size İsmail Gaspıralı'dan kaynaklandığını söyleyebilirim. Kızı ve ilk kadın milletvekili Şefika Gaspıralı'dan kaynaklanıyordu. Çünkü bizim öz kültürümüzde kadının yeri ayrıdır." ifadelerine yer verdi. Menekay, kadının bastırılmasının topluma yerleştirilen dinamitler olduğuna da vurgu yaptı. Menekay, Sovyet ve Rusya zihniyeti nedeniyle ailesinin dört bir yana dağıldığına dikkat çekerek, Brezilya'daki irtibatından sonra İnci Kolye adlı eserini yazmaya karar verdiğini dile getirdi. Geçen sene Özbekistan'a yaptığı ziyaret ile ailesinin kabrini aradığını söyleyen Menekay, "Hediye bitamızın (babannemizin) mezarını bulduk. Dünya gözüyle bu da nasip oldu." diyerek gözyaşı döktü. KATILIMCILAR GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI Menekay, yanında bulunan Oya Deniz Çongar Şahin'in okuduğu türküyle duygularına hakim olamadığını belirtti. "Acep şehit olur mu eken, gurbetlerde ölenler?" sözlerini içeren türkünün yeniden notaya aktarılarak seslendirildiğini aktaran yazar, anonim olarak bilinen türkünün Mittenwald Kampı'nda yazıldığını belirterek, "Kim bilir, belki de bunu dedem yazdı, İzzet besteledi, Halime teyzem geldi Oya Hanım'a mırıldandı, Oya Hanım bunu hiç unutmadı, geldi bize tekrar okudu. Besteci arkadaşım Aysim de onu tekrar notaya döktü ve bugün yeniden sizlere kavuştu." dedi. Menekay, türküyü izleyenlere dinleterek salonda duygusal anlar yaşattı. Türküye eşlik eden katılımcılar gözyaşlarına hakim olamadı. "RUSYA PROPAGANDA YAPARKEN BEN DE KENDİ DURUŞUMLA DİRENİYORUM" Menekay sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: İşte Kırım Tatarları bugün 20 ülkede bu şekilde yaşıyor. Gittikleri her yerde sistemler kurarak oraya adapte oluyorlar. Orayı iyileştirmek ve güzelleştirmek için uğraşıyorlar. Ama hepsinin gönlünde Kırım bir yerde duruyor. Vatan çok değerli bir şey. Vatanınız yoksa ölecek toprağınız bile yok. Vatan kaybedenlerden olmamayı diliyorum. Burası son vatan, ak topraklar. Burayı kaybetmememiz lazım. Burada Rusya propagandası yapılırken kendi başıma kendi duruşumla ben de direniyorum ve direneceğim. Bunu söylemeye geldim. Katılımcıların sorularını yanıtlayan Menekay, söyleşinin ardından okuyucularına kitabını imzaladı.

Kırımoğlu, Çekya Senatosunda alınan soykırım kararını QHA'ya değerlendirdi Haber

Kırımoğlu, Çekya Senatosunda alınan soykırım kararını QHA'ya değerlendirdi

Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato, 18 Aralık 2024 tarihli genel kurulunda, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan kararı kabul etti. Çekya 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan 7. ülke olurken, karar sonrasında Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu genel kurula hitaben bir konuşma gerçekleştirdi. Kırımoğlu konuşmasında, 1944 yılındaki sürgün ve soykırımdan sonra Kırım Tatarlarının birkaç neslinin vatanlarına dönebilmek için yaklaşık yarım yüzyıl mücadele ettiğini ve 2014 yılındaki işgal sonrasında ise çok sayıda Kırım Tatarının işgalcilerin baskıları neticesinde yine vatanlarını terk etmek zorunda kaldığını vurguladı. Gerçekleşen görüşme sonrasında Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, soykırım kararını Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. Kırım Tatarlarının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Çekya Senatosunun 18 Aralık 2024 tarihli genel kurulunda kabul ettiği, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nün soykırım olarak tanınması kararını Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. pic.twitter.com/LJXxkFYqxy — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) December 18, 2024 SIRADA SLOVAKYA VE ALMANYA VAR Alınan kararın son derece önemli olduğunu vurgulayan Kırımoğlu, "Biz, Kırım Tatar halkının uğradığı sürgünün soykırım olarak tanınması için çalışmalara Ukrayna'nın bağımsızlığını ilân ettiği dönemde başlamıştık. Bu konuda Kırım Tatar Milli Kurultayının kararı vardı. Bununla birlikte o dönemde bu kararı almak çok zordu. İnsanlar ancak Kırım'ın işgal edilmesi sonrasında Rusya'nın ne olduğu anlamaya başladı" dedi. Soykırım kararının ilk olarak 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu tarafından alındığını anımsatan Kırımoğlu, daha sonra diğer ülkelere de kabul etmesi için müracatlarda bulunulduğunu ve bugün itibariyle sürgünü soykırım olarak kabul eden 7 devlet olduğunu belirtti. "ÇALIŞMALARA DEVAM EDECEĞİZ" "Bu çalışmalarımıza devam edeceğiz" diyen Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, 2021 yılında düzenlenen Kırım Platformu kapsamında düzenlenen konferansta resmî ve gayrıresmî olarak Slovakya Parlamentosu Başkanı ile görüşme gerçekleştirdiğini ve bu doğrultuda hazırlık yapıldığını duyurdu. Kararın henüz alınmamasının sebebinin Rus yanlısı hükûmetin iktidara gelmesi olduğunu ifade eden Kırımoğlu, bunun bir zaman meselesi olduğunu ve Slovakya'nın da bu kararı mutlaka alacağını kaydetti. Öte yandan 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nün soykırım olarak tanınması noktasında görüşmelerin gerçekleştirildiği bir diğer ülkenin Almanya olduğunu söyleyen Kırımoğlu, kararın ülkede yapılacak erken seçim sonrasına bırakıldığını ve yeni dönemde bu konuda gelişme olacağını açıkladı.

Bir Kırım Sürgünü Romanı: Ölüm Katarı Haber

Bir Kırım Sürgünü Romanı: Ölüm Katarı

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nı ele alan  "Ölüm Katarı" adlı eser, tarihi roman yazarı İsmail Bilgin'in kalemiyle Mavi Gök Yayınlarından çıktı. Eser, Sovyet diktatörü Stalin'in zulmüne maruz kalan Kırım Tatar halkının yaşadığı acıları merkeze alıyor. Sürgün edilen on binlerce insanın dramını yansıtan bu eser, okurları acı dolu bir döneme götürüyor. BAYADİN’İN DRAMI, BİR HALKIN DESTANI Romanın ana karakteri olan Bayadin, Sovyet ordusuna zorla katılıyor ve sevdiklerini sürgünde kaybetmenin acısını yaşıyor. Okurlar, eserde Kırım Tatarlarının kimlik mücadelesine tanıklık ediyor. Mavi Gök Yayınlarının kitaba ilişkin tanıtım yazısında şu ifadeler kullanıldı: "Bu sürgün, yalnızca vatanı değil, umutları da yerinden etti. Meşhur tarihi romancı İsmail Bilgin, Ölüm Katarı ile Stalin’in zulmü altında ezilen Kırım Tatarlarının yürek burkan hikâyesini anlatıyor. Evlerinden koparılan binlerce insan, yük trenlerine doldurulup bilinmeze sürgün edilirken, vatan hasretiyle yanıp tutuşuyor. Romanın kahramanı Bayadin, Sovyet ordusunda zorla hizmet etmenin acısını ve sevdiklerini kaybetmenin kederini yaşarken, bir halkın kimlik ve kültürlerinden koparılmasının destansı öyküsüne tanıklık ediyor. Ölüm Katarı, Kırım Tatarlarının Sovyet boyunduruğuna karşı unutulmaz direnişini ve bir milletin hayatta kalma mücadelesini, Stalin’in sözde eşitlik vaadiyle inşa edilen Sovyet rejiminin ardındaki gerçek yüzü çarpıcı bir dille anlatıyor. Kırım Sürgünü'nün 80. yıl dönümü anısına…" 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatar erkeklerin büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere hayvan vagonlarına doldurulan Kırım Tatarları; Türkistan, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildi. Kırım’dan sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yüzde 46’sı sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Sovyet yönetimi, sürgünden sonra Kırım’da, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Adeta bir kültürel soykırım dalgası başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere Yarımada'daki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi.  Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı. Ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz Vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu. Ana vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan'da kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de ise Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan avam kamarası, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Bezikoğlu: Kırım Tatar Sürgünü TBMM’de soykırım olarak tanınmalı Haber

Bezikoğlu: Kırım Tatar Sürgünü TBMM’de soykırım olarak tanınmalı

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, 18 Mayıs 1944 yılında gerçekleşen Kırım Tatar Sürgünü’nün dünya çapında soykırım olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından da adımlar atılması gerektiğini Kırım Haber Ajansına (QHA) açıkladı. "KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ TBMM’DE SOYKIRIM OLARAK TANINMALI" Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu; 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırım Tatarlarının maruz kaldığı sürgünün soykırım olarak kabul edilmesi yönünde atılan adımları ve uygulanan politikaları olumlu bulduğuna fakat konu hakkında yetersizliklerin de olduğuna dikkat çekti. Holodomor Soykırımı’nın dünya çapında otuzdan fazla ülke tarafından kabul edildiğini belirten Bezikoğlu, aynı kabulün Kırım Tatar Sürgünü için de sağlanması gerektiğini vurguladı. Bezikoğlu, öncelikli olarak TBMM tarafından bu durumun desteklenmesi gerektiğini “Bu yönde bizim de çaba göstermemiz gereklidir. En önemlisi tabiî, Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisinde de Kırım Tatar Sürgünü'nün soykırım olarak tanınması gerekiyor.” ifadeleriyle belirtti. Uluslararası ilişkilerde soykırımın tanınmasının siyasi bir olay olduğunu vurgulayan Bezikoğlu, sahip olunan siyasi gücün de tanınma aşamasında etkili olduğuna dikkat çekti. Tanınmaların genelde tarihi olarak değil, güncel olarak yaşanan olaylar nedeniyle destek sağlamak amacıyla yapıldığını belirten Bezioğlu, bu bağlamda lobicilik faaliyetlerinin de ön plana çıktığını aktardı. Bezikoğlu şu ifadeleri kullandı: Aslında tarihi değil de günümüzdeki olayda size destek vermek için bunu yapıyorlar. Bu yönden de birazcık bunun lobicilik faaliyetlerine ve bu ülkelerde çeşitli mevkilere ya da kurumlara ulaşarak kendimizi tanıtmayla ilgili olduğunu düşünüyorum. Yoksa tarihçiler zaten bunun soykırım olduğunu akademik olarak teslim ettiler.

Çekya, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanımaya hazırlanıyor Haber

Çekya, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanımaya hazırlanıyor

Çekya, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan yedinci ülke olmaya hazırlanıyor. Çekya Dışişleri Bakanı Jan Lipavsky, 22 Kasım 2024 tarihinde, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ve beraberindeki heyetle bir araya geldiği görüşmede, Parlamentonun üst kanadı olan Senatonun Dışişleri, Savunma ve Güvenlik Komisyonu tarafından, Josef Stalin'in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırım Tatar halkına uygulanan Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan Senato karar taslağının oy birliğiyle kabul edildiğini açıkladı. 18 Mayıs 1944 günü bir şafak vaktinde, milletler hapishanesi Sovyetler Birliği’nin diktatörü Stalin’in emriyle Kırım Tatar halkının öz vatanlarından koparılmasını soykırım olarak kabul eden taslağın, 2024 yılı aralık ayı içerisinde Senatoda görüşülerek, kabul edilmesi bekleniyor. Öte yandan Jan Lipavsky; KTMM Başkanı Refat Çubarov, yardımcıları Nariman Celal ve İlmi Umerov ile Meclis üyeleri Eskender Bariyev ve Riza Şevkiev'le gerçekleştirdiği toplantıda, Çekya'nın Kırım Tatarlarına ve Ukrayna'ya desteğinin devam edeceğini ve Kırım Tatar halkını savunmaya devam etmeye hazır olduklarını belirtti. Karşılıklı olarak iş birliği konularının ele alındığı görüşmede Refat Çubarov, Rus işgali altındaki Kırım Tatar halkının mevcut durumu, KTMM'nin Kırım Tatar halkının çıkarları doğrultusunda görevini yerine getirirken karşılaştığı temel zorluklar ve sorunlar hakkında Bakan Lipavsky'e bilgi verdi. SON OLARAK ESTONYA KABUL ETMİŞTİ Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 16 Ekim 2024 tarihli genel kurulunda aldığı kararla 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan altıncı ülke olmuştu. Daha önce Kırım Tatar Sürgünü’nün 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu tarafından soykırım olarak kabul edilmesi sonrasında; 2019 yılında Letonya ve Litvanya parlamentoları, 2022’de ise Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, sürgünü soykırım olarak tanımıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.