SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatarca

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatarca haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatarca haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Tatar Kültür ve Eğitim Merkezi “Kırım Ailesi” yeni eğitim yılına başlıyor! Haber

Kırım Tatar Kültür ve Eğitim Merkezi “Kırım Ailesi” yeni eğitim yılına başlıyor!

Kırım Tatar dili, tarihi ve kültürünü yaşatmayı amaçlayan Kırım Tatar Kültür ve Eğitim Merkezi “Kırım Ailesi”, 17 Ekim’de yeni eğitim yılına başlıyor. Beş yaşından büyük çocuklar ve gençlere yönelik ücretsiz eğitimlerde dil, tarih, müzik, halk dansları ve geleneksel el sanatları dersleri verilecek. 2014 yılından bu yana faaliyet gösteren “Kırım Ailesi”, yeni eğitim döneminde de Kırım Tatar kültürünün gelecek nesillere aktarılması için çalışmalarını sürdürecek. Merkezde Kırım Tatar dili ve edebiyatı, Kırım ve Kırım Tatarlarının tarihi, piyano ve kemane dersleri, vokal, Kırım Tatar halk dansları, resim ve Kırım Tatar nakışı alanlarında ücretsiz eğitimler sunulacak. ÇEVRİM İÇİ VE YÜZ YÜZE EĞİTİM İMKÂNI Merkezde yüz yüze derslerin yanı sıra çevrim içi eğitimler de düzenlenecek. Her cumartesi gerçekleştirilecek çevrim içi derslerde Kırım ve Kırım Tatarlarının tarihi ile Kırım Tatar dili öğretilecek. Çevrim içi dersler 17 Ekim 2026’da başlayacak. Eskişehir’deki yüz yüze sanat ve kültür derslerinin ilk buluşması ise 18 Ekim Pazar günü saat 11.00’de yapılacak. Yeşiltepe Mahallesi, Okan Sokak Nu: 61, Tepebaşı/Eskişehir adresinde gerçekleştirilecek eğitimlerin tamamı ücretsiz olacak. KAYIT VE İLETİŞİM Kültür ve eğitim merkezine 18 yaşından küçük çocuklar ve gençler başvurabilecek. Kayıt ve ders programı hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenler, krimskarodina@ukr.net e-posta adresi veya aşağıdaki telefon numaraları üzerinden yetkililerle iletişime geçebilecek: +380 68 325 56 72 +90 554 976 20 62

Ukraynalı dil bilimci Dr. Drıga: Kırım Tatarlarının öz vatanlarında dillerini özgürce yaşatacağı adil bir gelecek hedefliyoruz Haber

Ukraynalı dil bilimci Dr. Drıga: Kırım Tatarlarının öz vatanlarında dillerini özgürce yaşatacağı adil bir gelecek hedefliyoruz

Ukrayna’daki akademik hayatı boyunca Türk dilleri üzerine çalışan, tehlikedeki Türk dillerinin alan tespitleri, dokümantasyonu ile revitalizasyonuna yönelik tedbirler ve uygulamalı etkinlikler düzenleyen, bu tür etkinliklere katılan ve Kırım Tatar halkına destek olmak için blimsel projeler yürüten Ukrayna Millî Bilimler Akademisi Anahantel Krımskıy (Krymskyi) Doğubilim Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. İrına Drıga (Iryna Dryga), Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. “TÜRKÇE OLMADAN GÜNEY SLAV DİLLERİNE TAM ANLAMIYLA NÜFUZ ETMEK MÜMKÜN OLMAYACAKTI” Türk dilleri ve lehçeleri üzerine çalışmalarına Türkiye Türkçesi ile başladığını belirten Dr. Drıga, “İlk bakışta bu, tesadüfi bir seçim gibi görünse de hayatta hiçbir şeyin rastlantısal olmadığını, bunun Allah'ın bir takdiri olduğunu biliriz.” dedi. Asıl uzmanlık alanının, Ukraince ile karşılaştırmalı olarak Balkanlar'daki Slav dilleri olduğunu ve önce Bulgarca, ardından da Sırpça üzerine yoğunlaştığını kaydeden Dr. Drıga, Balkan Yarımadası’nın yüzyıllar boyunca Osmanlı Devleti’nin egemenliği altında kalmış olması sebebiyle, ilk hocalarının yabancı dil olarak Türkçeyi de öğrenmesi yönündeki tavsiyesini memnuniyetle kabul ettiğini dile getirerek “Zira Türkçe olmadan bu Güney Slav dillerine tam anlamıyla nüfuz etmek mümkün olmayacaktı.” şeklinde konuştu. Ancak çok daha sonra, ebeveynlerinin neredeyse unutulmuş çocukluk yılları üzerinden kendi ailesinin de Türk dil ve kültür ortamına ne denli kök salmış olduğunu fark ettiğini dile getiren Dr. Drıga, şu ifadelere yer verdi: Babamın Türkiye'den getirdiğim baklavada çocukluğunun 'katlama'sını tanıması, rahmetli büyükannemin kaynattığı 'pekmez' (bekmez) ve komşu ağızlarda rastlanmayan, benim için çok tanıdık olan ve sonradan aslında birer Türkçe ödünçleme (Türkizm) olduğunu anladığım, Ukraincenin Donetsk yöresel ağzına ait diyalektik unsurlar bunun en somut nişaneleriydi. Dr. Drıga'nın babası 18. yüzyılın sonlarında Rus İmparatoriçesi 2. Katerina tarafından Kırım’dan sürülerek Ukrayna'nın Donetsk bölgesine yerleştirilen Urumların yoğun olarak yaşadığı Azakönü'nde (Priazovye) büyümüştü. Türkçe konuşan Ortodoks bir topluluk olan Urumların yaşadığı bölgeye yaptıkları ziyaretleri hatırlayan Dr. Drıga, “Çocukluğumuzda, orayı her ziyaret ettiğimizde bu eşsiz kültürel atmosferi âdeta içime çekerek büyüdük fakat tüm bunların derinlemesine farkına varışım, ancak her iki uzmanlık alanımı da tamamlayıp Türkiye Türkçesinin Rumeli ağızları üzerine doktora tezimi yazmaya başladığımda gerçekleşti.” dedi. Bununla birlikte Dr. Drıga, bilimsel yolculuğu Balkan ülkelerinden geçse de orada derlediği ve tezinde incelediği ağız özelliklerinin, her defasında Ukrayna topraklarındaki yerel Türk lehçeleriyle çarpıcı bir biçimde yankılandığına dikkat çekti. “UKRAYNA OLARAK KIRIM TATARLARININ HAKLARINI, BAĞIMSIZLIK MÜCADELEMİZİN AYRILMAZ PARÇASI OLARAK GÖRMEKTEYİZ” Öte yandan “Ukrayna devleti ve halkı olarak Kırım’ı her şeyden önce Kırım Tatar halkımızın tarihî vatanı olarak kabul etmekte ve onların haklarının korunmasını, bağımsızlık mücadelemizin ayrılmaz bir parçası olarak görmekteyiz” ifadelerini kullanan Dr. Drıga, işgal altındaki Kırım’da Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) yasaklandığını, Kırım Tatarcanın ve Kırım Tatar kültürünün yok olma tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını ve yüzlerce insanın sırf işgale karşı çıkıp demokrasiyi savunduğu için alıkonulduğunu hatırlattı. Bu zorlu süreçte Ukrayna’nın, Kırım Tatarlarının haklarını savunmayı ve kültürel miraslarını yaşatmayı temel bir görev olarak üstlendiğini dile getiren Dr. Drıga, şu değerlendirmelerde bulundu: Bizim tehlikedeki Türk dillerinin tespiti, belgelenmesi ve canlandırılmasına yönelik yürüttüğümüz akademik ve uygulamalı çalışmalar, devletimizin bu samimi ve kararlı desteğinin somut bir yansımasıdır. Nihai hedefimiz, Kırım Tatarlarının kendi öz vatanlarında dillerini ve kültürlerini, hiçbir korku duymadan özgürce yaşatabilecekleri adil bir gelecektir. KIRIM TATARCANIN GÜYA “PRESTİJSİZ VE GELECEKSİZ” OLDUĞU ALGISI, SİSTEMATİK OLARAK İNŞA EDİLDİ Kırım Tatarca başta olmak üzere Ukrayna’da tehlike altında olan Türk lehçelerinin genç nesille birlikte kullanımının azalması üzerine konuşan Dr. Drıga, kaynakların genç nesil arasındaki dil kaybının sosyolinguistik nedenlerine doğrudan değinmediğini belirterek Kırım Tatarca ve Kırım Tatar kültürünün de bugün karşı karşıya kaldığı birtakım tehditlerin olduğuna dikkat çekti. Kırım Tatarca gibi tehlike altındaki dillerin kullanımının azalmasının derin tarihsel ve sosyolinguistik nedenleri olduğunu kaydeden Dr. Drıga, “Yüzyıllar süren Rus egemenliği boyunca sistemli olarak inşa edilen 'ana dilin prestijsizliği ve geleceksizliği' algısı, Rusçayı tek ilerleme yolu olarak empoze etmiştir. Bu durum, dilin kuşaklararası doğal aktarımını, aile içi gelenekleri ve günlük yaşam ritüellerini kesintiye uğratmıştır. Özellikle karma evliliklerde, iletişim dilinin Rusçaya kayması ve ailede, dilin birincil aktarıcısı konumundaki annelerin dil yetkinliğinin zayıflaması bu süreci hızlandırmıştır.” ifadelerini kullandı. Dr. Drıga, dilin sosyal alanının daralarak sadece dar bir çevreye sıkışması ve modern gençliğin ihtiyaç duyduğu dijital, kültürel ve eğitsel altyapıdan yoksun kalmasının da yeni nesillerin ana dilden uzaklaşmasının en somut nedenleri olduğunu vurguladı. Buna ek olarak Dr. Drıga, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yol açtığı feci demografik kayıplara işaret ederek hayatta kalabilmenin yegane ön koşulu olarak dilsel asimilasyonun dayatılmasının ve gurbetteki uzun varoluş mücadelesinin bu kopuşu derinleştiren en ağır tarihsel travma olduğunun altını çizdi. ANA DİL EĞİTİMİ MÜMKÜN OLSA DAHİ ÖĞRETMEN YETİŞTİRME SİSTEMİ, RUS FİLOLOJİSİ KALIPLARINA GÖRE ŞEKİLLENDİRİLDİ Öte yandan, Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesi sonrasında yaşanan jeopolitik değişimler ve bölgedeki sivil destek mekanizmalarının kaybının, dilsel ekosistemi yeni ve derin bir kırılmayla karşı karşıya bıraktığını beyan eden Dr. Drıga, eğitim olanaklarının kısıtlandığına, entelektüel kadroların baskı altına alındığına ve Kırım’da demografik hareketlilik ile zorunlu göçlerin yaşandığına işaret ederek bu unsurların, Kırım Tatarcanın canlılığını koruyan doğal sosyal alanları daha da daralttığını kaydederek şu ifadelere yer verdi: Dolayısıyla bugün Kırım Tatarca, hem tarihsel asimilasyonun tortularıyla hem de 2014 sonrası ortaya çıkan güncel idari, yapısal ve fiziki engellerle aynı anda mücadele etmek zorundadır. Nitekim, tarihî vatana geri dönüşün ardından ana dilin kurumsal düzeyde eğitimi mümkün kılınmış olsa dahi, Kırım Tatarca öğretmen yetiştirme sisteminin Rus filolojisi kalıplarına göre şekillendirilmesi, özgün ve millî bir eğitim metodolojisinin fiilen yitirilmesine yol açmıştır. Bu bağlamda, Türkiye ve Azerbaycan gibi Türk devletlerinde yetiştirilmiş Kırım Tatar uzmanlar çok kıymetlidir. DR. DRIGA, TÜRK LEHÇELERİNİN DİLBİLİMSEL VERİ KOLEKSİYONUNU OLUŞTURAN EKİPTE YER ALDI Sayıca küçük Türk topluluklarının dillerinin belgelenmesi amacıyla, 2006-2007 yıllarında Güney Kore Seul Üniversitesi ve Kore Üniversitesi ile ortaklaşa olarak Kırım, Azak bölgesi (Priazovye) ve Litvanya’da alan araştırmaları (ekspedisyonlar) yürüten Dr. Drıga, bu araştırmalar bünyesinde öncelikle Korecenin geçmişinin, kökeninin ve bu dillerle olan akrabalık derecesinin netleştirilmesinin amaçlandığını ifade etti. Dr. Drıga, söz konusu araştırmaların Türk dillerini de barındıran Altay dil ailesine mensup tüm dillerden elde edilecek geniş dilbilimsel veriler ışığında yürütüldüğünü ve bu doğrultuda Kore hükûmetinin, bütün bu diller üzerinde nitelikli, güncel, doğrulanmış ve dijitalleştirilmiş saha verilerini hazır bulundurmayı da amaçladığına işaret etti. Dr. Drıga ayrıca, bu çerçevede tüm Türk, Moğol ve Tunguz-Mançu dillerinin konuşurlarından saha kayıtları alınmasının hedeflendiği kapsamlı bir programın oluşturulduğunu dile getirerek şu ifadeleri kullandı: Doğal olarak yok olma tehlikesi altındaki dillerin belgelenmesine öncelik verildi ki Ukrayna ölçeğinde, bu kapsama girenlerin tamamı Türk dilleriydi. Böylelikle, başta saygıdeğer Profesör Yong-Song Li olmak üzere Koreli Türkolog ve dilbilimciler sayesinde; Gagavuzca, Kırım Tatarca, Karayca, Urumca ve Kırımçakçaya ait eşsiz bir dilbilimsel veri koleksiyonu oluşturmayı başardık. Bununla birlikte Dr. Drıga, Ukrayna’daki son Kırımçakça konuşuru olan David Rebi’nin yanı sıra, Karaycanın Kırım ağzının son temsilcileri ve bugün dahi son derece nadir rastlanan Urumcanın Oğuz ve Kıpçak diyalektlerinin konuşurlarının bu kapsamda kaynak kişiler olduğunun altını çizerek “Ukraynalı araştırmacıların şu anda bu bölgelere erişiminin imkânsız olduğu göz önüne alındığında elde ettiğimiz bu veriler, paha biçilmez birer arşiv niteliğindedir.” ifadelerini kullandı. DİLBİLİMSEL ARŞİVLER, DİLLERİN CANLANDIRILMASINDA KRİTİK ROL OYNUYOR Bu materyallerin; dillerin canlı sesletimini, yani fonetik ve fonolojisini sunmakla kalmayıp doğa olayları, günlük yaşam, sosyo-politik gerçeklikler gibi tematik alanlara göre sınıflandırılmış, ulaşılabilen en geniş söz varlığını (leksikolojiyi) içerdiğini belirten Dr. Drıga, “Aynı zamanda basit ve birleşik cümlelerin çeşitli alt türlerinin sözdizimsel (sentaktik) yapısını ve bu Türk halklarını diğer topluluklardan ayıran kendilerine özgü etnokültürel terminolojiyi gözler önüne seriyor.” ifadelerini kullandı. Bu belgeleme çalışmalarına dayanarak birçok makale ile “Tehlikedeki Türk Dilleri” başlıklı bir derlemenin yayımlandığını, Latin alfabesi temel alınarak çocuklar için Kırım Tatarca ve Urumca dillerinde modern ve iletişimsel yöntemlere dayalı ders kitaplarının kaleme alındığını belirten Dr. Drıga, “Eğer bugün, elimizde bu söz varlığı verileri bulunmasaydı böylesine kapsamlı bir çalışmanın gerçekleştirilmesi kesinlikle mümkün olamazdı.” dedi. Bunun yanı sıra dilbilimsel arşivlerin tek seferlik ve nihai bulgular sunan durağan yapılar olmadığını, tam aksine yıllar, hatta on yıllar boyunca işlevini sürdürdüğünü kaydeden Dr. Drıga, söz konusu arşivlerin, dillerin canlandırılmasına (revitalizasyonuna) yönelik çok çeşitli akademik araştırmalar ile eğitim materyallerinin hazırlanmasında tükenmez birer kaynak teşkil ettiğini vurguladı. “SÖZ KONUSU TÜRK DİLLERİNİN SON DERECE BELİRGİN BİR DİYALEKT VE AĞIZ ÇEŞİTLİLİĞİ SERGİLEDİĞİNİ DE SAPTADIK” Ayrıca aynı dil ailesine mensup bu yakın akraba dillerden elde edilen verilerin hem bu dil sistemlerinin yapısal bütünlüğünü hem de coğrafi yakınlığın (areal birlikteliğin) doğurduğu ortak söz varlığı gerçekliklerini tescillediğini kaydeden Dr. Drıga, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: Eş zamanlı olarak söz konusu Türk dillerinin bu dil ailesinin farklı alt gruplarını temsil etmesi hasebiyle, son derece belirgin bir diyalekt ve ağız çeşitliliği sergilediğini de saptadık. Bu dillerin tarihsel gelişimi, dil dışı (ekstralinguistik) etkenler sebebiyle birbirinden farklı ve zaman zaman kesintili, sıçramalı bir seyir izlemiştir. Buna karşın, dillerin yazılı edebi standartlarının şekillenmesi ve en önemlisi dinî metinleri oluşturma geleneği, kanaatimizce küresel entelektüel zümrelerle aktif olarak bütünleşmiş bir düzlemde seyretmiştir.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde “Kırım Tatar Türkçesi ve Edebiyatı” dersi başladı Haber

Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde “Kırım Tatar Türkçesi ve Edebiyatı” dersi başladı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) bünyesinde Kırım Tatar Türkçesi ve kültürel mirasına yönelik yeni bir seçmeli ders başlatıldı. Yerel medyada yer alan haberlere göre, 2026-2027 akademik yılında üniversitenin farklı bölümlerinde öğrenim gören ikinci sınıf öğrencilerine sunulan Kırım Tatar Türkçesi ve Edebiyatı dersi, Öğr. Gör. Dr. Selin Bayrak tarafından yürütülüyor. Yoğun ilgi gören ders kapsamında öğrenciler; Kırım Tatarlarının tarihi, Kırım Tatar Türkçesinin Türk lehçeleri arasındaki yeri, alfabe ve ağız özellikleri, temel dil bilgisi kuralları ile metin incelemeleri üzerine eğitim alıyor. Ders programında ayrıca Kırım Tatar edebiyatı ve fikir hayatının öncü isimleri de ele alınıyor. ÖĞRENCİLER KIRIM TATARCA ÖĞRENİYOR Kırım Tatar Türkçesi ve Edebiyatı dersinin, Kırım Tatar kültürünün önemli ölçüde yaşatıldığı Eskişehir’de açılması ayrı bir önem taşıyor. Kırım’dan Anadolu’ya gerçekleşen göçlerin yoğun olarak yaşandığı şehirlerden biri olan Eskişehir, kent merkezi ve kırsalındaki Kırım Tatar kültürel dokusuyla öne çıkıyor. Bu kapsamda ders, öğrencilere yalnızca bir Türk lehçesini öğrenme imkânı sunmakla kalmayıp, Kırım’ın tarihî ve kültürel mirasını akademik bir çerçevede tanıma fırsatı sağlıyor. Dersi yürüten Öğr. Gör. Dr. Selin Bayrak, Eskişehir’in Kırım Tatar kültürü açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, bu mirasın üniversite çatısı altında genç nesillere aktarılmasının önemini vurguladı. Ders kapsamında öğrencilerin dil bilgisinin yanı sıra Kırım Tatar tarihini ve edebiyatını bütüncül şekilde öğrenerek kültürel miras konusunda kapsamlı bir bakış kazanması hedefleniyor.

Kıyiv’de Kırım Tatar dilinin geleceği masaya yatırıldı: Eğitimcilerden asimilasyon risklerine karşı eylem planı Haber

Kıyiv’de Kırım Tatar dilinin geleceği masaya yatırıldı: Eğitimcilerden asimilasyon risklerine karşı eylem planı

Kırım Tatarları, asırlık köklerinden aldığı güçle ana diline ve kültürel mirasına sahip çıkmayı sürdürüyor. Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) başlattığı girişim doğrultusunda bu yıl, Kırım Tatar Dili ve Edebiyatı Günü ikinci kez kutlandı. Ukrayna hükûmetinin Şubat 2022'de kabul ettiği “2022-2032 Kırım Tatar Dilinin Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması Stratejisi” çerçevesinde; bilim insanları, dil bilimciler ve tarihçilerin ortak değerlendirmeleri sonucunda bu özel günün 10 Eylül tarihi olarak belirlenmesi teklif edilmişti. 10 EYLÜL 1927 BİRİNCİ KIRIM İMLA KONFERANSI 10 Eylül 1927 tarihinde Kırım'ın başkenti Akmescit'te yapılan Birinci Kırım İmla Konferansı, Kırım Tatar dilinin modernleşmesi, imla standartlarının oluşturulması ve milli kimliğin geleceğe taşınmasında tarihi bir milat kabul ediliyor. Kabul edilen kararnamenin bürokratik parçaları henüz tamamlanmadı; ancak Kırım Tatarları, ana dili bilincini ve kültür varlıklarını koruma isteğini şart altında sürdürüyor. Kırım Tatar dili ve edebiyatı, toplumun sarsılmaz gücü ve ana diline olan bağlılığı sayesinde bağlılık ve sürdürülmeye devam ediyor. KIRIM TATAR DİLİNİN DURUMU ELE ELINDI 2025 yılında Kırım Tatar kurumları, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ve devlet organlarının katılımıyla kutlanan Kırım Tatar Dil ve Edebiyatı Günü etkinlikleri, bu yıl güvenlik gerekçesiyle farklı bir formatta icra edildi. Ukrayna şehirlerinin ve özellikle başkent Kıyiv'in Rusya'nın füze ve SİHA saldırısı tehdidi altında bulunması sebebiyle, çocukların ve sivillerin katıldığı kitlesel açık hava etkinlikleri askıya alındı. Bunun yerine başkent Kıyiv’de Kırım Tatar dil ve edebiyatının mevcut durumu ile geleceğine odaklanan geniş katılımlı bir eğitimciler toplantısı düzenlendi. Oturumda, işgal altındaki Kırım'da Rus yönetiminin Kırım Tatar dilini eğitimden ve kamusal alandan tamamen silme politikaları ile Ukrayna'nın özgür topraklarında ve yurt dışında dilin korunması için atılması gereken somut adımlar ele alındı. Toplantıda konuşan gazeteci Muslim Umerov, Kırım Tatar dilinin Ukrayna'nın yerli halklarından birinin dili olarak resmî statüye sahip olmasına rağmen son derece hassas bir konumda bulunduğunu ve UNESCO verilerine göre yok olma tehlikesi altındaki diller arasında yer aldığını hatırlattı. EĞİTİMDE VE MEDYADA YENİ STRATEJİLER Ukrayna Müslümanları Birliği Başkanı Süleyman Hayrullayev, dili sonradan öğrenmek isteyen yetişkinler ve çocuklar için kaliteli eğitim materyallerinin eksikliğine dikkat çekerek şunları kaydetti: Çocuklar bugün kendi ana dillerini ne yazık ki yabancı bir dil gibi öğrenmek zorunda kalıyor. Tek bir ders kitabı değil, çok sayıda ve nitelikli kaynak üretmek zorundayız. Bu tür istişare toplantıları kalıcı hale gelmelidir. Ukrayna Enstitüsü Genel Müdür Yardımcısı ve insan hakları savunucusu Alim Aliyev ise dilin yaşatılması için altyapı ve yasal kotaların şart olduğunu belirtti. Aliyev, Ukrayna'da radyo ve televizyon yayıncılığında Kırım Tatarca için en az yüzde 5'lik bir yayın kotası getirilmesini önererek şu değerlendirmede bulundu: Zamanında uygulanan kotalar Ukrayna müziğini ve kültürünü total ruslaştırmadan kurtardı. Bugün benzer bir yüzde 5'lik kotayı Kırım Tatar dili için konuşmalıyız. Ayrıca Polonya (Varşova), Almanya ve Türkiye'deki üniversitelerde Kırım Tatar kürsülerinin açılması için çalışıyoruz. Bunun için de eğitimcilere ihtiyacımız var. Dolayısıyla eğitim altyapısının genişletilmesi çok önemlidir. Çevirmen Mamure Çabanova da okul müfredatlarının güncel ihtiyaçları karşılamadığına işaret ederek, asimilasyon riski nedeniyle eğitim süreçlerine ebeveynlerin de dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Çabanova, “Ne yazık ki, bugün öyle bir durumdayız ki, artık çocuklara değil, ebeveynlere eğitim vermeye başlamamız gerekiyor. Ben kendim de ana dilimde konuşmaya büyük bir ihtiyaç ve gereklilik hissediyorum ve ev dışında ya da birkaç kişi dışında konuşacak kimseyi bulamıyorum. Yani, burada ele almamız gereken şey, küçükten büyüğe eğitime tamamen dahil olmamız gerektiğidir.” dedi. Çabanova ayrıca işgal altındaki Kırım'da yaşayan soydaşların da erişebileceği açık kaynaklı çevrim içi kursların ve dijital kitapların acilen hazırlanması gerektiğini ifade etti. İŞGAL ALTINDAKİ KIRIM'DA SİSTEMATİK BASKI VE FELAKET Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, 2014 işgalinden bu yana Kırım'daki okullarda ana dil derslerinin haftada sadece bir saate düşürüldüğünü ve tam anlamıyla bir Ruslaştırma politikası uygulandığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: Kırım'da sözde resmî olarak üç devlet dili kabul edilmiştir: Rusça, Ukraince, Kırım Tatarca. Fakat Kırım'ın genelinde ister sözde devlet kurumu olsun ister farklı bir mülkiyet yapısındaki kurum olsun, Kırım Tatarca veya Ukraince tek bir kelimenin dahi duyulduğu tek bir yer bulamazsınız. Her şey istisnasız Rusçadır. Dolayısıyla beyan edilen başka, yaşanan bambaşkadır. İnsanları saran korku öyle bir boyuttadır ki; işgalciler çocuklarının Kırım Tatarca eğitim almasını isteyen herkesi adeta avlamakta, izlemekte ve kaydetmektedir. Yani Kırım'da Kırım Tatar dili ve Ukraynaca konusunda tam anlamıyla bir felaket tablosu yaşanmaktadır. Rus işgali nedeniyle Kırım Tatarlarının dünyanın farklı ülkelerine dağıldığını belirten Çubarov, işgal altındaki halkla diyalog kurulması, suçlayıcı değil yol gösterici olunması ve üçüncü ülkeler üzerinden çevrim için okul modellerinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Taras Şevçenko Kıyiv Milli Üniversitesi Türkoloji Kürsüsü Kıdemli Öğretim Görevlisi Abibulla Seyitcelil de işgal altındaki Kırım üniversitelerinde Kırım Tatar edebiyatı ve dil bilimi bölümlerinin kapatıldığını, eğitim yetersizliğine rağmen halkın ana dilinden vazgeçmediğini ancak sürecin büyük bir varoluşsal tehdit barındırdığını teyit etti.

İşgal altındaki Kırım’da Kırım Tatar dili sistematik baskı altında Haber

İşgal altındaki Kırım’da Kırım Tatar dili sistematik baskı altında

10 Eylül Kırım Tatar Dil ve Edebiyatı Günü vesilesiyle bir açıklama yayımlayan Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Ukrayna ana karasında Kırım Tatar dilinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için adımlar atılırken, Rus işgal altındaki Kırım'da yerli halkın dilinin varoluşsal bir tehdit ve ağır baskılar altında olduğunu vurguladı. Kırım Tatar Kaynak Merkezi tarafından yapılan açıklamada, işgalci Rus yönetiminin Kırım Tatar dilini sözde "resmi dil" olarak tanımasına rağmen, resmi kurum internet sayfalarında Kırım Tatarca sürümlere yer verilmediği, resmî yazışmaların yalnızca Rusça yürütüldüğü ve Kırım Tatarca konuşan çalışanların işten çıkarılmayla tehdit edildiği belirtilerek, “Bu uygulamalar, Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Sözleşmesi’nin 2, 8, 15 ve 17. maddelerinin açık ihlalidir.” denildi. MAHKEMELERDE ANA DİL YASAĞI VE EĞİTİMDE SİSTEMATİK ERİME İşgalci yargı organlarının, Kırım Tatar siyasi tutsakların "duruşmaları" sırasında ana dillerinde konuşmalarını en az 16 kez yasakladığına dikkat çekilen açıklamada, “Remzi Bekirov, Riza İzetov, Raim Ayvazov, Şaban Umerov, Farhod Bazarov, Ruslan Süleymanov, Osman Arifmemetov, Rüstem Şeyhaliyev, Yaşar Muyedinov, Servet Gaziyev, Erfan Osmanov, Lenur Halilov ve Raif Fevziyev gibi siyasi tutsaklar, mahkeme salonunda Kırım Tatarca konuştukları için hakim kararıyla salondan çıkarıldı veya engellendi.” şeklinde kaydedildi. İşgal öncesinde Kırım’da Kırım Tatar dilinde eğitim veren 15 okul ve 384 sınıf bulunurken, işgal yönetimi okulların statüsünü değiştirerek bu sayıyı düşürdü. İşgalci yönetiminin verilerine göre, Kırım Tatarca eğitim veren okul sayısı 7’ye düşürüldü, 3 okul karma statüye geçirildi, 6 okulun ise özel statüsü kaldırılarak genel eğitim okuluna dönüştürüldü. Anadilde eğitim veren sınıf sayısı 384'ten 119'a geriledi. Kırım Tatarca eğitim yalnızca 9. sınıfa kadar ve velilerin yazılı başvurusu şartıyla sınırlandırıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Okul yönetimlerinin velilere ‘Kırım'da tek bir anadil vardır, o da Rusçadır’, ‘Sınıf ve öğretmen yok’ veya ‘Ders kitabı yetersiz’ gibi gerekçelerle baskı yapıyor. Ayrıca velileri dilekçelerini geri çekmeye zorlandığı ve Kırım Tatar dili ve edebiyatı ders saatlerinin kısıtlandığı tespit edildi.” ifadeleri kullanıldı. KIRIM TATAR KAYNAK MERKEZİ'NDEN MÜCADELE VURGUSU Kırım Tatar Kaynak Merkezi, ana dilin korunmasının ancak devlet desteği, etnik medyanın (radyo, gazete, dijital içerik) güçlendirilmesi ve nitelikli eğitim kadrolarının yetiştirilmesiyle mümkün olabileceğini vurguladı. Merkez, Kırım Tatar dil ve edebiyatının toplumsal, eğitsel ve kültürel alanda hak ettiği yeri alması için uluslararası alandaki hukuki ve kamuoyu çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini bildirdi. 10 EYLÜL KIRIM TATAR DİLİ VE EDEBİYATI GÜNÜ Kırım Tatarları, asırlık köklerinden aldığı güçle ana diline ve kültürel mirasına sahip çıkmayı sürdürüyor. Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) başlattığı girişim doğrultusunda bu yıl, Kırım Tatar Dili ve Edebiyatı Günü ikinci kez kutlanıyor. Ukrayna hükûmetinin Şubat 2022'de kabul ettiği “2022-2032 Kırım Tatar Dilinin Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması Stratejisi” çerçevesinde; bilim insanları, dil bilimciler ve tarihçilerin ortak değerlendirmeleri sonucunda bu özel günün 10 Eylül tarihi olarak belirlenmesi teklif edilmişti. 10 EYLÜL 1927 BİRİNCİ KIRIM İMLA KONFERANSI 10 Eylül 1927 tarihinde Kırım'ın başkenti Akmescit'te yapılan Birinci Kırım İmla Konferansı, Kırım Tatar dilinin modernleşmesi, imla standartlarının oluşturulması ve milli kimliğin geleceğe taşınmasında tarihi bir milat kabul ediliyor. Kabul edilen kararnamenin bürokratik parçaları henüz tamamlanmamış olabilir; ancak Kırım Tatarları, ana dili bilincini ve kültür varlıklarını koruma isteğini şart altında sürdürüyor. Kırım Tatar dili ve edebiyatı, toplumun sarsılmaz gücü ve ana diline olan bağlılığı sayesinde bağlılık ve sürdürülmeye devam ediyor.

Kültürel direnişin sembolü: 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışması Ödülleri Kıyiv’de sahiplerini buldu Haber

Kültürel direnişin sembolü: 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışması Ödülleri Kıyiv’de sahiplerini buldu

Ukrayna ile Kırım Tatar edebiyatını bir araya getiren 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışmasının kazananları Kıyiv'de düzenlenen törenle ödüllerini aldı. 19 Ağustos’u 20 Ağustos’a bağlayan gece Rusya'nın düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenler için ilan edilen yas nedeniyle "Kırım İnciri" festivali formatı değiştirilerek gerçekleştirildi. Törene katılan Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Rusya’nın Ukrayna'yı terörize eden saldırılar düzenlediği bir dönemde bile kültürel etkinlikler düzenlemenin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Hiçbir düşman bizi adil bir barışa ulaşmak, direncimiz ve birliğimiz için hayati önem taşıyan etkinlikleri düzenleme hakkımızdan mahrum edemez. Bu yarışma ortak yaşam alanımızla ilgilidir. Kırım'ın işgalden kurtarılması soyut bir kavram değildir; askerlerimiz bunu her gün kanıtlıyor. Kültür ise birleştirir, yaraları iyileştirir, inanç verir ve geliştirir. Bu yarışma aracılığıyla tanıdığımız eserler hem acıyı hem umudu hem de gücü gösteriyor. İŞGAL ALTINDA BÜYÜYEN BİR ŞAİRİN REFLEKSİYONU “Kırım Hakkında Ukraince Şiir” kategorisinde birincilik ödülünü kazanan Sofiya Prısyajnyuk, eserinde işgal altındaki Kırım'da çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı deneyimleri paylaştı. İşgal başladığında 10 yaşında olduğunu belirten Prısyajnyuk, okul yıllarında maruz kaldığı Rus propagandası ile Ukrayna yanlısı ailesinin değerleri arasındaki çatışmayı şiirine yansıttığını belirterek, “Şiir yoluyla Kırım'ın işgalinden sonraki yaşam deneyimini, Ukraynalıların ve Kırım Tatarlarının Kırım'daki deneyimlerini, çocuklar başta olmak üzere propagandanın insanları nasıl etkilediğini anlatmak istedim.” dedi. "ÖZGÜRLÜK SÖZLERİ": TUTSAKLARIN ÖDÜLLERİNİ LENİYE UMEROVA ALDI Yarışmanın en anlamlı bölümlerinden biri olan "Özgürlük Sözleri" özel kategorisinde, Rusya'da haksız yere hapiste tutulan Kırım Tatar siyasi tutsaklar Server Bağçasaraylı ve Appaz Kurtamet ödüllendirildi. Eski Kırım Tatar siyasi tutsak Leniye Umerova, tutsak yazarlar adına ödülü sahneden alırken yaptığı konuşmada şunları vurguladı: Zamanında ben de bugün onların geçmek zorunda kaldığı yollardan geçtim. Hapisteyken benim adımı haykırmanız, bana mektup yazmanız kendimi kaybetmememi sağladı. Yaptığınız hiçbir şey boşa değil. Lütfen tutsakların isimlerini ve hikayelerini anlatmaya devam edin. Bir gün bu ödülü bizzat kendi ellerine teslim edeceğimizi umuyorum. 6. KIRIM İNCİRİ YARIŞMASININ KAZANANLARI Kırım Hakkında Ukraince düzyazı: “Dyuşa Efsanesi” (Legenda pro Dyuşu) - Viktor Şepelyev Kırım Tatarca düzyazı: “Elmalar Koktuğunda” (Alma qoquğanda) - Qoqlam Kırım Hakkında Ukraince Şiir: Şiir seçkisi -Sofiya Prısyajnyuk () Kırım Tatarca Şiir: “Dilsiz Halk…” (Tilsiz halq…) - Seyran Albkermenli Kırım Hakkında Çocuk Edebiyatı: Şiir seçkisi- Taz Oğlan (Kel Oğlan) Kırım Hakkında Deneme : “İşgal Edilmiş Yakınlık” - Anastasiya Babaş Kırım Tatarca-Ukraince Çeviri: Ruslan Matuşevskıy (Umer İpçi’nin eserleri çevirisi) Ukraince-Kırım Tatarca Çeviri: Elzara Beşüyli (Artur Dron’un "Hemingway Hiçbir Şey Bilmiyor" eserinden bölüm çevirisi) "Özgürlük Sözleri" Özel Ödülü: siyasi tutsaklar Server Bağçasaraylı ve Appaz Kurtamet Kırım Tatar Edebiyatına Katkı Özel Ödülü: Rüstem Celil

"Kırım İnciri" projesinin 5. antolojisi çıktı: "Bizimkiler" Haber

"Kırım İnciri" projesinin 5. antolojisi çıktı: "Bizimkiler"

Ukrayna'da modern Ukrayna ve Kırım Tatar edebiyatını bir araya getiren Kırım İnciri projesi kapsamında hazırlanan beşinci antoloji okurlarla buluştu. 2024 yılında düzenlenen 5. edebiyat yarışmasının en iyi eserlerini içeren kitabın bu yılki adı "Bizimkiler" olarak belirlendi. Ukrayna Enstitüsü Genel Müdür Yardımcısı ve Kırım İnciri edebiyat yarışmasının kurucularından Alim Aliyev, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, antolojiye verilen ismin derin bir anlam taşıdığını belirterek, "Kırım Tatarları bu kelimeyi, o alan ne kadar kırılgan olursa olsun, kendi güvenli alanlarının parçası olan insanları tanımlamak için kullanırlar." değerlendirmesinde bulundu. ANTOLOJİDE ÖNE ÇIKAN TEMALAR VE ZENGİN İÇERİK Projenin ortak organizatörlerinden yazar Anastasiya Levkova, yeni kitapta yer alan eserlerin işlediği ana temalara ilişkin detayları paylaştı. Antolojide; kaçırılan ve kaybolan Kırımlılar, siyasi tutsaklar, merhum tarihçi Oleksa Hayvoronskıy’ın (1974–2023) anısına yazılan metinler, çocukluk travmaları, Kırım Tatarlarının ana vatanları Kırım’a geri dönüş süreçleri, sürgün edilme motifleri ve Koktebel'deki bir festivalde geçen bir aşk hikayesi gibi çok çeşitli konular işleniyor. Beşinci antolojiyle birlikte kitaba Ukraince ve Kırım Tatarca yazılmış "Deneme" (Ese) kategorisi de ilk kez dâhil edildi. Çeviri bölümünde ise klasikler ve modern yazarlar bir araya getirildi. Kitapta Lina Kostenko, İvan Franko, Bordan Lepkıy gibi Ukraynalı edebiyatçıların yanı sıra Yusuf Bolat, Seyran İbrahimov, Osman Osmanov ve Maye Safet gibi Kırım Tatar yazarların eserlerinin karşılıklı çevirileri yer alıyor. KIYİV'DE DÜZENLENECEK FESTİVALDE TANITILACAK Bizimkiler antolojisinin ilk tanıtımı, 21-22 Ağustos tarihlerinde Kıyiv'de düzenlenecek olan Kırım İnciri Festivali kapsamında gerçekleştirilecek. Etkinlik günlerinde aynı zamanda bu yılki yarışmanın kazananlarına ödülleri takdim edilecek ve Kırım kültürüne dair panel ile söyleşiler düzenlenecek. 2018 yılında temelleri atılan Kırım İnciri projesi; yarışma, festival ve antoloji formatlarıyla Kırım Tatar dilini ve edebiyatını desteklemeyi, Ukrayna edebiyatında Kırım temasını canlı tutmayı ve iki kültürün birbirini derinlemesine tanıması için karşılıklı çevirileri teşvik etmeyi amaçlıyor.

KTMM'den Ukrayna hükûmetinin yeni dil stratejisine itiraz: “2022-2032 Kırım Tatar Dilinin Geliştirilmesi Stratejisi yürürlükte kalmalı” Haber

KTMM'den Ukrayna hükûmetinin yeni dil stratejisine itiraz: “2022-2032 Kırım Tatar Dilinin Geliştirilmesi Stratejisi yürürlükte kalmalı”

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM), Ukrayna Etnik Politika ve Vicdan Özgürlüğü Servisi tarafından hazırlanan "Yok Olma Tehlikesi Altındaki Dillerin Korunması ve Geliştirilmesi Stratejisi (2036’ya Kadar)" taslağını görüşmek üzere Kırım Tatar eğitimci ve dil bilimcilerle çevrim içi bir çalışma toplantısı gerçekleştirdi. KTMM Başkanı Refat Çubarov başkanlığında düzenlenen toplantıya KTMM üyeleri Gayana Yüksel ve Abmecit Suleymanov'un yanı sıra Ukrayna Cumhurbaşkanın Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilci Yardımcısı Denıs Çıstikov, İnsan Hakları Yetkilisi Kırım Temsilcisi Elvin Kadırov ile çok sayıda akademisyen, öğretmen ve dil uzmanı katıldı. ESKİ STRATEJİNİN İPTAL EDİLME PLANINA TEPKİ Ukrayna Etnik Politika ve Vicdan Özgürlüğü Servisi tarafından hazırlanan yeni taslak, Kırım Tatarca, Karayca, Kırımçakça, Rumeyce, Urumca, Romanca, Gagavuzca gibi yok olma tehlikesi altındaki tüm dilleri kapsayan 2036 yılına kadar geçerli tek bir genel strateji oluşturulmasını ve her dil için ayrı eylem planları hazırlanmasını öngörüyor. Ancak taslakta, Ukrayna Bakanlar Kurulunun 23 Şubat 2022 tarihinde onayladığı "Kırım Tatar Dilinin Geliştirilmesi Stratejisi (2022–2032)" kararnamesinin tamamen yürürlükten kaldırılmasını teklif ediliyor. Toplantıya katılan eğitimciler ve uzmanlar, Kırım Tatar diline özel mevcut stratejinin iptal edilmesinin son derece sakıncalı olduğu konusunda görüş birliğine vardı. Katılımcılar, 2022–2032 stratejisinin yürürlükten kaldırılması yerine, uygulanma sürecinin Kırım Tatar Dili Ulusal Komisyonu toplantısında değerlendirilmesini ve ihtiyaç duyulan yeni tedbirlerle güçlendirilmesini önerdi. KAZANIMLAR GÖRMEZDEN GELİNİYOR Toplantıda, sunulan yeni taslağın Kırım Tatar Dilinin Geliştirilmesi Stratejisi kapsamında bugüne kadar elde edilen başarıları ve olumlu adımları görmezden geldiği vurgulandı. Katılımcılar, Kırım Tatar dili için geliştirilen bu başarılı modelin daha kritik durumdaki diğer dillere örnek olarak genişletilmesi gerekirken, yeni taslağın aksine Kırım Tatar dilinin gelişme imkânlarını daralttığına dikkat çekti. Görüşmelerin ardından KTMM, Ukrayna Etnik Politika ve Vicdan Özgürlüğü Servisine söz konusu tasarıya onay vermediklerini belirten resmî bir yazı gönderme kararı aldı. Hazırlanacak yazıda, yerli halkın dil haklarının korunmasında anahtar bir araç olan 2022–2032 Stratejisi'nin yürürlükte kalması ve geliştirilmesine yönelik uzman önerileri de yer alacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.