SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Konferans

QHA - Kırım Haber Ajansı - Konferans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Konferans haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, 2026 Türkiye'sindeki beklentilerini paylaştı Haber

Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, 2026 Türkiye'sindeki beklentilerini paylaştı

Türk Ocakları Ankara Şubesinin düzenli olarak tertip ettiği Geleneksel Konferans Programı'nın bu yılki ilk konferansı bugün gerçekleştirildi. 2026 Türkiye'sinin konu alan konferansa Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz konuk oldu. Saat 19.00 itibarıyla Türk Ocakları Ankara Şubesinin Prof. Dr. Orhan Düzgüneş Salonu'nda düzenlenen konferans, Türk Ocakları Ankara Şubesi Başkanı Uğurcan Küçükağaoğlu'nun selamlama konuşması ile başladı. Türk Ocakları Ankara Şubesinin yeni yılda da faaliyetlerine son hız devam ettiğini aktaran Küçükağaoğlu, "Türk Ocakları Ankara Şubemiz, Hacı Bektaş'ın 'Sevgi muhabbet kaynar, yanan ocağımızda' ifadesinin vücut bulduğu; yaşayan, canlı ve haftanın yedi günü açık, burada olduğumuz, çayımızın kaynadığı bir ocak olarak 113 yıldır nasıl tütüyorsa bundan sonra da inşallah sizlerin varlığıyla tütmeye devam edecektir." ifadelerini kullandı. Yoğun bir katılıma ev sahipliği yapan konferans, Prof. Dr. Mehmet Öz'ün katılımcılara hitabıyla devam etti. Türkiye'nin geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da gündeminin yoğun olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Öz, "Birçok İskandinav ve Batı Avrupa ülkelerinden ziyade ülkemizin gündemi yoğundur. Biz daha hareketli, daha dinamik ve pek çok meseleye aynı anda uğraşmaya çalışan bir toplumuz." diyerek Türkiye'nin problemlerine değindi. DİJİTALLEŞME YENİ BİR PROBLEM Mİ? Dijitalleşmenin son 15 yılda getirdiği bazı dezavantajlara işaret eden Öz, sorunların; eğitim, aile ve ekonomi gibi alanları etkilediğini belirtti. Öz, dijital çağda insanların bireyselleştiğinin ve sorumluluktan kaçmaya eğildiğinin altını çizerek, "Biz dijital çağın göçebeleri isek gençler de dijital çağın yerlileri, çünkü onlar bu çağın içine doğdu. Dolayısıyla onları anlamayabiliyoruz. Sosyal medya ile beraber her şey çok kolaylaştı. Dijitalleşme döneminde, insanların karakterini, davranışını, aile yapısını ve genel toplumsal ahlâk ilkelerini küçümseyemeyiz. Bu, çok ciddi bir problem olarak karşımızda duruyor." şeklinde konuştu. Türkiye'deki gençlerin yurt dışına gitme isteğinin nedeninin detaylıca sorgulanması gerektiğini vurgulayan Öz; siyasî-sosyal iklimden dolayı, iyi eğitimler alan gençlerin Avrupa'ya gittiğini ve bunu önüne geçilmesi gerektiğini dile getirdi. "TÜRK MİLLETİ, TARİHİYLE BÜYÜKTÜR" Ekonomik, siyasal, terörizm ve sosyal sorunlara konuşmasında yer veren Öz,Türkiye'nin problemlerinin aşılması mümkün olan konular olduğunu ifade ederek, "Türkiye, Türk milleti, tarihiyle büyüktür. Böyle devreler atlatmıştır. Türkiye her zaman ümitlidir. Bu problemler bazı dönemlerde yoğunlaşır ama çözüm yolları da bulunur." dedi. Öz, bu hususta bazı konuların çözülmesi için masaya yatırılması gerektiğinin altını çizdi. Türk Ocakları Genel Başkanı, "Ümitsizliğe kapılmadan bu problemleri aşmak için toplumca çalışmamız lazım. Toplumu şuurlu tutmamız, toplumu bilinçlendirmemiz lazım." vurgusu yaptı. "TÜRK DÜNYASI İLE SİYASÎ VR ASKERÎ DAYANIŞMAMIZI GÜÇLENDİRMEMİZ LAZIM" Öte yandan Öz, Türkiye'nin Türk dünyası ile olan bağlarına dikkat çektiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Türkiye'nin Türk dünyası ile birliği ilk olarak 2009'da Türk Keneşi olarak başladı, daha sonra Türk Devletleri Teşkilatına döndü, bu Türk devletleri briliğine doğru gidecektir. Bunun önünde engeller çoktur. Bir yanda Çin bir yanda Rusya bir yanda AB ve ABD... Trump toplantılar yapıyor, AB'liler Türkistan'a gidiyor. Ancak bu Türkiye için büyük bir avantajdır. Türk dünyasıyla kültürel, sosyal, ekonomik yönden birliğimiz olduğu kadar siyasî ve askerî dayanışmamızı da güçlendirmemiz lazım. Bunu Azerbaycan ile yaptık, diğerleri ile de yapacağız inşallah. Bu, bizim için imkân kapısıdır." Program Türk Ocakları Genel Başkanının katılımcıların sorularını cevaplandırmasıyla devam etti. Ardından Türk Ocakları Genel Başkanı Küçükağaoğlu, Genel Başkan Mehmet Öz'e konuşmalarından dolayı teşekkür ederek, plaket takdim etti.

Taha Kılınç ASBÜ’de anlattı: “Uygur amcalar cami bahçesinde sıraya dizilip Çin’e bağlılık yemini ettirildi” Haber

Taha Kılınç ASBÜ’de anlattı: “Uygur amcalar cami bahçesinde sıraya dizilip Çin’e bağlılık yemini ettirildi”

Çin’in Doğu Türkistan’daki baskı ve asimilasyon politikalarını yerinde inceleyerek gözlemlediklerini kaleme alan Gazeteci-Yazar Taha Kılınç, 6 Ocak 2025 tarihinde düzenlenen konferansta okurlarıyla bir araya geldi. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından tertip edilen programda Kılınç, kaleme aldığı “Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi” eserini ve Doğu Türkistan’daki izlenimlerini katılımcılara aktardı. Sümerbank Konferans Salonu’nda saat 15.00’te başlayan etkinlikte İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Osman Kurt açılış konuşması yaptı. KURT: DOĞU TÜRKİSTAN SİYASİ BİR MESELE YA DA HABER MALZEMESİ OLACAK NESNE DEĞİLDİR" Prof. Dr. Kurt, Doğu Türkistan meselesinin gündeme alınacak siyasi bir mesele, haber malzemesi olacak bir nesne veya istatiksel bir veri değil; vicdan, ahlâk, hafıza ve adalet meselesi olduğunu vurguladı. Rusya’nın Kırım’ı işgal ettiğine şimdi de Ukrayna’yı işgal girişiminde bulunduğuna işaret eden Kurt, İsrail’in Filistin’i hedef belirlediğini ve Avrupa’nın soykırıma sessiz kaldığını ifadelerine ekledi. Kurt, “Şu anda hiçbir ülke güvenli değil. Haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak gerekiyor. Adalet ancak güçlüyseniz geçerli bir akçe haline gelir. Uluslararası hukuk diye bir mefhum artık gündemden tamamen çıkmış durumda. Yapılması gereken şey, bunları daima hatırlamak ve hatırlatmaktır. İlgimizin oraya yönelmesi vicdani temasımızın hiçbir zaman kesilmemesi gereken coğrafyalardır.” şeklinde konuştu. Dekan Kurt, Doğu Türkistan’a gidilerek zulmün yerinde incelenmesinin ve bu izlenimlerin birinci ağızdan dinlenmesinin kıymetli olduğunun da altını çizdi. "İSLAM COĞRAFYASINDA ANLAMANIN VE ANLATMANIN EN ZOR OLDUĞU YER: DOĞU TÜRKİSTAN" Ardından Gazeteci-Yazar Taha Kılınç, seyahat esnasında kaydettiği fotoğraflarla birlikte kadim Türk yurdu Doğu Türkistan’da neler gördüğünü katılımcılara aktardı. Suriye, Balkanlar ve Filistin’e ziyaretler gerçekleştirdiğini belirterek sözlerine başlayan Kılınç, “Son ziyaretimden sonra İslam coğrafyasında Doğu Türkistan’ı anlamanın ve anlatmanın en zor yer olduğunu söyleyebilirim.” yorumunda bulundu. Rastgele uçağa binerek Doğu Türkistan’a gitmenin kolay olmadığını, medyada bölgeye yönelik ciddi bir dezenformasyon inşa edildiğini ve Türkiye’de Uygur Türklerinin yeterince gündeme getirilmediğini vurgulayan Kılınç, haziran ayında Doğu Türkistan’a yaptığı ziyareti tüm detaylarıyla ele aldı. Kılınç, toplamda 15 şehri bilinçli bir şekilde gezdiğini, gittiği her yere soru işaretlerini de götürdüğünü dile getirdi. Yaptığı seyahatler arasında en zor olanının bu olduğunu, devamlı Çin polisinin sorgusuna maruz kaldığını ifade eden Kılınç, “Bu şekilde fiziksel baskıya hiçbir yerde rastlamadım.” dedi. KARDEŞ AİLE PROJESİNE DEĞİNDİ Her yerin kameralarla kaplı olduğunu söyleyen Kılınç, “Bütün bu kameralar görüntünüzün yanı sıra sesinizi de kaydediyor. Sadece bunu düşünmeye çalışmak bile oradaki kuşatmanın boyutunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Kılınç, “Kardeş Aile Projesi” kapsamında Uygurların evlerine giren Çinliler tarafından daha yakından takibe alındığını anımsattı. Kılınç, son 10 yılda bir milyondan fazla Uygur Türkünün evine Çinlinin yerleştirildiğini kaydetti. 10 BİNİN ÜZERİNDE CAMİ YIKILMIŞ! Çin’in ibadethanelere girişi yasaklayarak Uygurların İslam kimliğini elinden almaya çalıştığının da altını çizen yazar, camilerdeki eksikliği sıraladı. Kılınç, kimi camilerin kapalı olduğunu kimi camilerin müze veya alkollü mekân haline getirildiğini kimi camilerin ise Çinlilerin düzmeceleriyle halka açık olduğunu belirtti. Kılınç, camilerin yıkıldığını da sözlerine ekleyerek 10 binin üzerinde ibadethanenin yok edildiğini resmî veriler, uydu görüntüleri ve şahitlerle tescil ettiklerini vurguladı. Ayrıca Kılınç, Çin’in sözde “aşırıcılık” iddiası nedeniyle uyguladığı baskı politikası sonucunda Doğu Türkistan’da tesettürlü kadın görmediklerini, sakallı yalnızca 3 amca ile karşılaşabildiklerini söyledi. Kılınç, “Amcalardan biri kuruyemiş satıyordu biri davulcuydu diğeri ise turistler için her gün Uygur dansı etmeye çıkan figüran bir amcaydı” bilgisini verdi. BAYRAM NAMAZI EN SON 2016'DA KILINMIŞ Kılınç, Kaşgar’da bayram namazının ise en son 2016 yılında kılındığını sözlerine ekledi. Öte yandan Hoten’de sansasyonel bir olayla karşılaştıklarını vurgulayan Kılınç, Çin bayrağının olduğu camiye sayımı yapılarak içeri alınan yaşça büyük amcaların sıraya dizildiğini ve Çin Komünist Partisine (ÇKP) bağlılık yemini ettirildiğini dile getirdi. MEZARLIĞIN ÜZERİNE "MUTLULUK PARKI" İNŞA EDİLDİ Mezarlıkların Çinliler tarafından Uygurların varlığını reddetme amacıyla kasıtlı olarak yok edildiğini ifade eden Kılınç, mezarlıklardan birinin üzerine “Mutluluk Parkı” inşa edildiğini de gözler önüne serdi. Kılınç, Doğu Türkistan’daki zulmün duyurulması ve hatta sona ermesi için herkesin kendisine “Ne yapmalıyım?” sorusunu devamlı olarak sorması ve Uygurlarla temasın sağlanması gerektiği konusunda öneride bulundu. Konferans, Kılınç’ın katılımcıların sorularını cevaplandırmasıyla sona erdi. Programın sonunda İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Osman Kurt, Gazeteci-Yazar Taha Kılınç’a hediye takdimi etti. Konferansın akabinde Kılınç, “Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi” adlı kitabını katılımcılara imzaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.