SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Maciej Lang

QHA - Kırım Haber Ajansı - Maciej Lang haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Maciej Lang haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna’nın 12 yıllık direnişi, “Özgürlük Ruhu”nda konuşuldu Haber

Ukrayna’nın 12 yıllık direnişi, “Özgürlük Ruhu”nda konuşuldu

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği, Polonya’nın Ankara Büyükelçiliği, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu ve Kült Kavaklıdere iş birliğinde bu yıl ikincisi düzenlenen “Özgürlük Ruhu” başlıklı Polonya-Ukrayna Film Günleri’nin açılışı, 20 Şubat 2026 tarihinde tertip edildi. “UKRAYNA, YALNIZCA KENDİ TOPRAKLARI İÇİN SAVAŞMIYOR” Kült Kavaklıdere kültür merkezinde düzenlenen programda Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Polonya’nın Ankara Büyükelçisi Maciej Lang ve AB Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurgis Vilčinskas açılış konuşmalarını yaptı. Açılış konuşmasında “Biz bugün burada yalnızca bir kültür etkinliği için değil, bir direniş etkinliği için bir araya geldik.” ifadelerini kullanan Büyükelçi Celâl, Rusya’nın yalnızca Ukrayna’nın şehirlerini hedef almadığını, aynı zamanda Ukrayna’nın kültürünü silme girişimlerinde bulunduğunu dile getirdi. Rusya’nın Ukrainceyi yasaklama ve Ukrayna’nın tarihini yeniden yazma, geçmişini sahiplenme ve geleceğini çalma amaçları doğrultusunda da hareket ettiğini belirten Büyükelçi Celâl, “Bugün Ukrayna, yalnızca kendi toprakları için savaşmıyor; egemenlik, özgürlük, insan onuru ve halkların kendi geleceğini belirleme hakkı gibi modern dünyanın temel ilkeleri için mücadele ediyor.” dedi. RUSYA, KIŞI UKRAYNALILARA KARŞI BİR SİLAH OLARAK KULLANIYOR Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen “12 Yıllık Direnişin Anlatısı” başlıklı panelde konuşmacılar, Ukrayna’nın mevcut durumunu konuştu. Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, “Hangi birisini anlatayım? Bu insanlar (Ukraynalılar) inanılmaz bir mücadele içerisindeler. Ön pozisyonda 400 gün mücadele veren askeri mi anlatayım? Dört çocuğu ve eşi savaşta ölen bir anneyi mi anlatayım? Bu kış, son yüz yılın en soğuk kışlarından biri ve bu terorist rejimi (Rusya), Ukraynalıları sadece silahlarla ve roketlerle değil, aynı zamanda soğukla yok etmeye çalışıyor.” dedi. “MEŞRUİYET VE YASALLIK FARKLIDIR” Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Güvenlik Analisti Murat Aslan, “Savaşı nasıl başlattığınız önemlidir. Savaşı eğer başlatacaksanız haklı bir neden bulmanız lazım çünkü meşru olamazsınız. Meşruiyet ve yasallık farklıdır.” dedi. Uluslararası hukukta savaşların başlatılmasına yönelik kuralların Ukrayna hususunda çiğnendiğine dikkat çeken Aslan, “Bu savaşı, eğer hukuki bağlamda değerlendireceksek öncelikle emparyalizm iddiasıyla başlatılmış olduğunun altını çizmek isterim; ikinci olarak da savaşın icrası esnasında kullanılan yöntemlerin hem Birleşmiş Milletler Antlaşması'na hem de savaşın nasıl gerçekleştirileceğine yönelik diğer antlaşmalara aykırı olduğunu ifade etmek isterim.” dedi. “EN ÇOK DİKKATİMİ ÇEKEN, UKRAYNA HALKININ DİRENCİYDİ” TRT World’den Uluslararası Haber Sunucusu ve Muhabir Jaffar Husnain, ise Ukrayna’nın Rusya tarafından topyekûn işgal girişiminin başından itibaren bin 457 gün geçtiğini kaydederek “Bir gazeteci olarak cephe hattında bulunduğumda en çok dikkatimi çeken şey ise Ukrayna halkının direnciydi. Saldırılara ve Rusya’nın devam etmekte olan işgal girişimine rağmen… Ukrayna halkının düşüncesi ortaktı: ‘Ne olursa olsun savaşmaya devam edeceğiz.’” şeklinde konuştu. “’SAVAŞ’, ASİL ASKERLER ARASINDA OLUR, BİZ BUNU ATATÜRK’TEN ÖĞRENDİK” Gazeteci Güngör Yavuzaslan ise “Ben bu savaşı Avrupa savaşı olarak tanımlıyorum.” değerlendirmesinde bulunarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yalnızca Ukrayna’yı işgal etmeyi istemediğini vurgulayarak Avrupa’nın geleceği adına bir tehdit unsuru olduğunun altını çizdi. Yavuzaslan, ayrıca, “Bu bir savaş da değil, bir işgal; Savaşın bir asaleti vardır; savaş, asil askerler arasında olur. Biz bunu Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendik.” dedi. Son olarak programın moderatörlüğünü yapan Gazeteci-Yazar Gönül Şamilkızı, şu ifadelere yer verdi: Ben Ukraynalıların bu savaştan her halükârda zaferle ve onurla çıkacağına inanıyorum. Dünyanın en özgür ve mücadeleci halklarından biri olan, kolay zamanlarda biraz rahat görünen ama zor zamanlarda dünyanın en çok birleşen halklarından biri olan Ukraynalılara zafer diliyorum. Slava Ukraini! “GÜNEBAKANLARIN DİRENİŞİ” BELGESELİ, İLGİYLE KARŞILANDI Panelin ardından, “Günebakanların Direnişi” (Resistance of Sunflowers) isimli belgesel filmi izleyiciyle buluştu. Belgesel filminde, Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminde ödenen insani ve siyasi bedeller akademisyenler, gazeteciler ve diplomatların gözlemleri aracılığıyla aktarıldı. Rusya’nın Kırım Tatarlarına uyguladığı baskı ile Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminde yerinden edilen çocukların gösterildiği belgesel filminde, AB’nin Ukrayna’ya sağladığı desteklerle birlikte Türkiye’nin diplomasi alanındaki rolüne de vurgu yapıldı. Ayrıca, Büyükelçi Celâl, Prof. Dr. Gayana Yüksel ve Oscar ve Pulitzer ödüllü Ukraynalı yönetmen gazeteci Mstslav Çernov (Mstyslav Chernov), anlatılarıyla belgesel filmine katkıda bulundu. Belgesel gösteriminin ardından program sona erdi.

Polonya’nın Ankara Büyükelçisi Maciej Lang: Bu elim hatırat kalplerimizde daima canlı kalacaktır! Haber

Polonya’nın Ankara Büyükelçisi Maciej Lang: Bu elim hatırat kalplerimizde daima canlı kalacaktır!

Bugün, Kırım Tatar halkının katil Josef Stalin rejimi tarafından, vatan Kırım’dan sürgün edilerek soykırıma uğramasının 81. yıl dönümü. 18 Mayıs 1944 günü bir şafak vaktinde, milletler hapishanesi Sovyetler Birliği’nin diktatörü Josef Stalin’in emriyle Kırım Tatar halkı öz vatanlarından koparıldı. Polonya’nın Ankara Büyükelçisi Maciej Lang bu elim güne özel olarak Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı yayımladı. Büyükelçi Lang cümlelerine, “Kıymetli dostlar, 1944 yılı mayıs ayında vuku bulan elim hadislerinin 81. yıl dönümünde Stalin rejimi tarafından gerçekleştirilen acımasız sürgünün kurbanı olan Kırım Tatarlarının anısını saygıyla yad ediyoruz.” diyerek başladı. 18, 19 ve 20 Mayıs 1944 tarihlerinde yaklaşık 200 bin erkek kadın ve çocuğun hayvan vagonlarına doldurularak insan insanlık dışı koşullarda Orta Asya'ya ve Sibirya Sibirya'ya sürgün edildiğini kaydeden Lang, “Bu meşakkatli yolculukta 8 bin kişi hayatını kaybetti. Takriben 45 bin kişi ise sürgün mahalline vardıktan sonra can verdi. Sürgünün akabinde Sovyetler Kırım'daki Tatar mirasını yok etmek kastıyla sistemli bir tahribat faaliyetine girişti.” ifadelerini kullandı. 1980'li yılların sonlarında sürgün edilmiş Kırım Tatar halkının Ruslar tarafından gasp edilen hayatlarına dönme imkânının yeniden elde edebildiğini belirten Büyükelçi, “Aradan 70 yıl geçmişken 2014 yılında Rusya Federasyonu Ukrayna'nın ayrılmaz bir parçası olan Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) şehrini hukuk dışı yollarla ilhak etmiş ve bu işgalin hemen ardından Kırım'da Kırım Tatar halkına yönelik sistemli baskı siyasetini hayata geçirmiştir. 2006 yılında Rusya tarafından uydurma gerekçelerle Kırım Tatarlarının millî meclisi olan meclisin faaliyetleri yasaklanmış. Uzun yıllar bu meclisin başkanlığı idare eden Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu dâhil pek çok Kırım Tatar münevveri bir kez daha yurtlarından sürülmüş. Bazıları ise senelerce Rus zindanlarında esaret altına alınmıştır.” dedi. POLONYA'DAN UKRAYNA'NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE VURGU Lang cümlelerinin devamında Polonya’nın Kırım Tatar toplumunun tarihlerine, kültürlerine ve ortak medeniyet miraslarına yapmış olduğu katkıları yüksek bir takdirle andığını vurguladı şu ifadeleri kullandı: "Lehistan-Litvanya Birliği'nden bugüne uzanan barış içinde bir arada yaşama geleneğimizi büyük bir kıymet olarak muhafaza etmektedir. Tatar toplumuyla olan dayanışmamızın mühim bir tezahürü olarak Polonya Seymi tarafından 12 Temmuz 2024 tarihinde kabul edilen karar ile 1944 yılında Kırım Tatarlarına uygulanan insanlık suçu kurbanlarının resmî biçimde anılması kararı alınmıştır. Polonya bu elim hadiseyi unutmamaktadır. Bu hazin tarihi atlatmakla kaymayıp, aynı zamanda kimliğini, dilini, kültürünü ve direniş ruhunu muhafaza eden Kırım Tatar halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu da beyan ediyoruz. Polonya Cumhuriyeti Ukrayna'nın milletler arası hukuk çerçevesinde tanınan hudutları dahilindeki toprak bütünlüğünü Kırım dâhil kararlılıkla müdafaa etmektedir. Bununla beraber Kırım Yarımadası'nın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının ana yurtlarına dönme, barış içinde yaşama, özgürlük, insan, onur ve temel haklar çerçevesinde var olma hakların daima takipçisi olacağız. Bugün 1944 yılında Kırım Tatarlarına reva görülen büyük sürgün esnasında feci akıbetlere uğrayan tüm kurbanların huzurunda derin bir hürmet ve mahzuniyet ediyorum. Bu elim hatırat kalplerimizde daima canlı kalacaktır. Temennimiz odur ki, bu hatıra istibdat rejimlerin ve hukuk tanımazlığının bir daha zuhur etmemesi için bir ibret vesikası olsun." 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 81 yıldır dinmeyen, azalmayan ve adalet bekleyen acı: 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı pic.twitter.com/3M7ndq29Vy — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2025 18 Mayıs 1944 günü bir şafak vaktinde, milletler hapishanesi Sovyetler Birliği’nin diktatörü Josef Stalin’in emriyle Kırım Tatar halkı öz vatanlarından koparıldı. Sovyet yönetimi, sürgünden sonra Kırım’da, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Adeta bir kültürel soykırım dalgası başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı. Ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu) ve 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.