SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Metin Ömer

QHA - Kırım Haber Ajansı - Metin Ömer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Metin Ömer haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hıdırellez 2026: UNESCO Mirası gelenek ve oyunlara deniz kıyısında büyük ilgi Haber

Hıdırellez 2026: UNESCO Mirası gelenek ve oyunlara deniz kıyısında büyük ilgi

Romanya Türk-Tatar toplumu üyelerini ve çok sayıda ziyaretçiyi bir araya getiren Hıdırellez Festivali, Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği (UDTTMR) Başkanı Naim Belgin’in organizatörlüğünde, Venus tatil beldesinin Turkuaz (Turquoise) Plajı’nda düzenlendi. Romanya Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) Millî Komisyonunun (CNR-UNESCO) himayesinde düzenlenen ve Romanya Kültür Bakanlığı tarafından finanse edilen etkinlik, ayrıca Köstence Radyosu (Radio Constanța) ile Alpha Media medya ortaklığıyla desteklendi. SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS KORUNUYOR Gastronomi, el sanatları ve Türk halklarının somut olmayan kültürel mirasının bir araya geldiği canlı bir gelenek aktarımı gerçekleştiği festival, 29–31 Mayıs tarihleri arasında tertip edildi. Festivalin ana etkinliği, halka yönelik en önemli kültürel ve sanatsal programların yer aldığı 30 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirildi. Doğanın yeniden canlanışını ve yaz mevsiminin gelişini kutlandığı günde, topluluk üyeleri ve ülkenin dört bir yanından binlerce ziyaretçi bir araya geldi. Festivalin açılış konuşmasını Belgin yaparken bayramın derin anlamı ise CNR-UNESCO temsilcisi Codrin Tăut tarafından vurgulandı. Hıdırellez’in dünya çapındaki benzersizliği ve somut olmayan kültürel mirasın korunmasının önemi de dile getirildi. UNESCO MİRASI OYUNLARI VE İNTERAKTİF ATÖLYELER ÇOCUKLAR VE GENÇLERİN GÖZDESİ OLDU Festivalin en önemli cazibe noktalarından biri, UNESCO kültürel mirası kapsamında yer alan tarihî oyunların yarışmaları ve gösterileri oldu. Çocuklar ve gençler; toguz kumalak, bestemşe (bestemshe), göçürme (mangala), aşık atma, kol güreşi, tarihî okçuluk, güreş (geleneksel güreş gösterisi), arkan tartıu (halat çekme) ve tayak tartış (sopa çekme) gibi geleneksel sporları tanıma ve uygulama fırsatı buldu. Projenin eğitsel ve gastronomik boyutu, el sanatları atölyeleri ve geleneksel mutfak gösterileriyle tamamlandı. Ziyaretçiler, özgün Türk-Tatar lezzetlerini keşfetme ve tatma fırsatı elde etti. Türkistan coğrafyasının simgesel yemeklerinden biri olan; pirinç, et, havuç, kuru üzüm, sarımsak ve biberle hazırlanan; Özbekistan ile Tacikistan’ın mutfak gelenekleri kapsamında, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan pilav ise Menabit Özghiun tarafından sunularak büyük beğeni topladı. Musafir Efendi Bistro da UDTTMR Bükreş Şube Başkanı Dr. Metin Ömer’in katkılarıyla çibörek, cantık, sarburma ve köbete gibi geleneksel Tatar ve Türk yemeklerini katılımcılara sundu. KÜLTÜREL ORTAKLIKLAR VE GELENEKLER ARACILIĞIYLA BİRLİKTELİK RUHU HİSSEDİLDİ Ziyaretçilerin hat sanatı ve deri işçiliğini yakından tanıma fırsatı bularak Tatar toplumunun kültürel mirasına daha da yaklaştığı festivalin Türk dünyasına özgü misafirperverlik atmosferi, festival boyunca katılımcılara ikram edilen çay ve Türk kahvesiyle tamamlandı. Türk kahvesi kültürü ve geleneği ise 2013 yılından bu yana UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’nde yer almakta olup sohbetin, diyaloğun ve misafirperverliğin sembolü olarak kabul ediliyor. Festivalin bölgeler arası ve sınır ötesi boyutu; Romanya’nın Prahova iline bağlı Măneciu Belediye Başkanı Florin Auras Dragomir ve Belediye Başkan Yardımcısı Daniela Devesel, Moldova Cumhuriyeti’nin Copceac (Tatar Kıpçak) Belediye Başkanı Oleg Garizan ile Comrat Belediye Başkanı Serghei Anastasov’un katılımıyla onurlandırıldı. Konuklar, kültürel ortaklıkların ve gelenekler aracılığıyla birlikteliğin önemine dair güçlü mesajlar verdi. GENÇLER KÜLTÜRLERARASI EĞİTİMİN MERKEZİNDE Yeni nesillerin eğitimi ve UNESCO mirasının tanıtılmasına önemli katkılar sağlayan eğitim ortakları arasında Bükreş 162 No’lu Ortaokulu ile Prahova ilindeki “Ferdinand I” Koleji yer aldı. Böylece proje, kültürel çeşitliliği diyalog ve karşılıklı saygı alanına dönüştürme hedefini başarıyla gerçekleştirdi. İnteraktif atölyeler ve gösteriler ise Nokors Tarihî Canlandırma Grubu, Ignis Vultus Tarihî Canlandırma Grubu, Tomis Constanța Kültür Derneği ve SENTO Derneğinin desteğiyle düzenlendi. ÇOKKÜLTÜRLÜ GÖSTERİ VE ATALARIN ATEŞİ RİTÜELİ Akşam programı, büyük beğeni toplayan geleneksel müzik ve halk dansları şöleniyle taçlandırıldı. Dombra eşliğinde ünlü sanatçı Dr. Mesut Baubek, sevilen Türk-Tatar ezgileriyle Elfin Receb, ardından Moldova Cumhuriyeti’nin Kıpçak bölgesinden gelen sanatçılar ve Köstence iline bağlı Albești’den “Plai de Dor” halk dansları topluluğu plaj terasında sahne aldı. Festival, plajda geleneksel “ataların ateşi”nin yakılmasıyla sembolik olarak sona erdi. Tören kapsamında gerçekleştirilen ateş üzerinden üç kez atlama ritüeli; arınmayı, doğanın yeniden doğuşunu ve atalarla olan bağın sürekliliğini simgeleyen kadim bir gelenek olarak yaşatıldı. Program kapsamında, festivalin organizasyonunda ve yürütülmesinde görev alan katılımcılara yönelik Cuma ve Pazar günleri de özel etkinlikler ve buluşmalar düzenlenerek tamamlandı. HIDIRELLEZ’İN (QIDIRLEZ) ÖYKÜSÜ Geleneksel olarak 6 Mayıs’ta kutlanan Hıdırellez, kökenlerini eski bir ikilik kültünden alıyor. Efsaneye göre ise insan hayatının ve suların koruyucuları olan Hızır ile İlyas’ın, yılda yalnızca bir kez buluşması yazın başlangıcını ve yenilenmeyi müjdeliyor. Bayram; güçlü sanatsal ve toplumsal dayanışma unsurları nedeniyle UNESCO tarafından uluslararası düzeyde Somut Olmayan Kültürel Miras olarak tanınıyor.

Dr. Metin Ömer: Romanya'daki Türk-Tatar varlığı Hunlara kadar uzanıyor Haber

Dr. Metin Ömer: Romanya'daki Türk-Tatar varlığı Hunlara kadar uzanıyor

Köstence Ovidius Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği (UDTTMR) Bükreş Şube Başkanı Dr. Metin Ömer, Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun tarihi üzerine yazdığı ve yakın zamanda yayımlanacak olan “Turcii și tătarii din România – O scurtă istorie” (Romanya’daki Türkler ve Tatarlar: Kısa Bir Tarih) isimli kitabı üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulundu. ROMANYA’DAKİ TÜRK-TATAR TOPLUMU, KENDİ KİMLİĞİNİ KORUYUP GELİŞTİRİYOR Kitabının başlığını seçme nedeni üzerine “Aslında bu tercih, günümüzün gerçeklerinden kaynaklanıyor. Bugün Romanya devleti, Türkleri ve Tatarları iki ayrı azınlık olarak tanımakta. Bu iki toplumun her birinin kendi kurumu var. Bu kurumlar, Romanya devletinin sunduğu imkânlardan yararlanarak kendi kimliklerini koruma ve geliştirme fırsatı bulmaktadır.” şeklinde konuşan Ömer, bu durumun büyük ölçüde 1990’lı yılların başında, Romanya’daki komünist rejimin sona ermesinden sonra topluluk elitlerinin bir kısmının girişimi sonucu şekillendiğini kaydetti. “İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEMDE DOBRUCA, KIRIM TATAR MİLLÎ HAREKETİNİN MERKEZİ HÂLİNE GELMİŞTİR” Ömer, “Ancak kitabımda da gösterdiğim gibi tarih boyunca durum çoğu zaman bundan farklı olmuştur. Türkler ve Tatarlar, çoğunlukla Türk veya bunun eş anlamlısı olan Müslüman kimliği altında değerlendirilmişlerdir. Buna rağmen her iki topluluk da kendi iç özelliklerini ve farklılıklarını belirli ölçüde korumayı başarmıştır. Örneğin iki savaş arası dönemde Dobruca, Kırım Tatar millî hareketinin merkezi hâline gelmiştir.” ifadelerini kullanarak bu hareketin amacının Kırım Tatarlarının ana vatanı olan Kırım’da bir Kırım Tatar devleti kurmak olduğunu belirtti. “DOBRUCA’DAKİ TATARLAR, ESASEN KIRIM TATARLARIDIR” Bu hareketin başında olan Kırım Tatar aydın Müstecib Ülküsal’ın eserlerinde bilinçli ve programlı bir şekilde Türk kimliğini de kullandığını, “Dobruca Türk Tatarları” kavramını ise öne çıkardığını dile getiren Ömer, “Ayrıca, başlıkla ilgili başka bir unsuru da netleştirmek istiyorum. Kitapta ‘Tatar’ dediğimde bunun otomatik olarak ‘Kırım Tatarı’ şeklinde anlaşılması gerekir çünkü Dobruca’daki Tatarlar, esasen Kırım Tatarlarıdır.” dedi. Diğer Tatar gruplarını da kapsayan bir yaklaşımı savunan birtakım görüşlerin bulunmasına karşın bunların oldukça sınırlı olduğunu ifade eden Ömer, “Romanya’daki Tatarların büyük çoğunluğu, özellikle 1783’ten yani Kırım Hanlığı’nın ilhakından, özellikle Kırım Savaşı’nın sona ermesiyle 1856’dan sonra, Kırım’dan göç edenlerin torunları olduklarını bilmektedirler. ‘Kırım Tatarı’ şeklinde olan tanımlamaysa Romanya’daki diasporada henüz çok yaygın değildir. Bunun temel sebeplerinden biri, tarihsel koşullardır.” dedi. ROMANYA TOPRAKLARINDAKİ TÜRK VARLIĞI ÇOK DAHA ESKİ DÖNEMLERE DAYANIYOR Söz konusu tarihsel koşullar hakkında ise II. Dünya Savaşı’nın ardından Bükreş’te kurulan ve Moskova’nın etkisi altında olan komünist rejimin Kırım ile ilgili her türlü bağı sistematik olarak kestiğine ve kimlik bağlarının ifade edilmesine engel olduğuna dikkat çeken Ömer, şu değerlendirmelerde bulundu: Romanya’daki Türk-Tatar varlığının başlangıcı genellikle 13. yüzyıla dayandırılır. Bu dönemde Tatarlar, Altın Orda Devleti’nin yayılmasıyla Karadeniz’in kuzeyinde, Dobruca’ya ulaşmış, Türkler ise Anadolu’da özellikle Sarı Saltuk’un önderliğindeki gruplar aracılığıyla bölgeye yerleşmiştir. Kitabımda şunun da altını çiziyorum: Bu tarih aslında bir başlangıç değildir, daha ziyade yoğunlaşmanın ve kalıcılaşmanın dönüm noktasıdır çünkü bugünkü Romanya topraklarında Türk kökenli toplulukların varlığı; Hun, Avar, Peçenek, Uz ve Kumanlardan itibaren çok daha eski dönemlere dayanmaktadır. Sonraki yüzyıllarda Osmanlı hâkimiyeti, bölgedeki Türk ve Müslüman nüfusunun en belirgin unsur hâline gelmesini sağlamıştır; Dobruca’yı hem demografik hem de kurumsal olarak şekillendirmiştir. Bununla birlikte Ömer, Dobruca’nın 1878 yılında Romanya’ya bağlanmasıyla birlikte yeni bir dönemin başlayıp önemli göç hareketlerinin yaşandığını, buna rağmen Türk ve Tatar topluluklarının varlıklarını sürdürdüğünü ve bugüne kadar geldiğini kaydetti. TÜRK-TATAR TOPLUMUNUN DURUMU İKİLİ İLİŞKİLERDE BELİRLEYİCİ ROL OYNADI Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun Türkiye-Romanya ilişkileri açısından hayati bir öneme sahip olduğunu ve bir köprü işlevi gördüğünü dile getiren Ömer, Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun Osmanlı’dan bugüne uzanan ortak bir tarihî mirasın taşıyıcısı olduğunu ifade etti. Ömer, Dobruca’daki Müslüman nüfusunun hem Osmanlı Devleti hem de daha sonraki Türkiye Cumhuriyeti ile kurduğu bağlar sayesinde iki ülke arasında sürekliliğin sağlandığını beyan ederek “Aynı zamanda 19. ve 20. yüzyıllarda gerçekleşen büyük göçler sonucunda, ‘büyük göçler’ dediğimizde daha kolay anlaşılması için 1878’den I. Dünya Savaşı’na kadar yaklaşık 200 bin kadar Türk-Tatar, Osmanlı’ya göç etmiştir. Cumhuriyet döneminde ise sadece II. Dünya Savaşı’na kadar benim tahminlerime göre 115 bin kadar Türk-Tatar, Türkiye’ye göç etmiştir. Bu göçlerin neticesinde Türkiye’de önemli bir Dobruca kökenli nüfustan bahsedebiliriz. Bu nüfus, ilişkilerin demografik ve duygusal boyutunu daha da güçlendirmektedir.” şeklinde konuştu. Öte yandan Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun durumunun tarih boyunca devamlı hem Osmanlı Devleti hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin odağında olduğunu vurgulayan Ömer, Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun içinde bulunduğu durumun çoğu zaman iki ülke arasındaki seviyeyi yansıttığını belirtti. “ROMANYA’DAKİ TÜRK-TATAR TOPLUMU SADECE BİR AZINLIK DEĞİLDİR” Bu duruma örnek olarak Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun en zor dönemlerinden biri olan komünist dönemin aynı zamanda Ankara ile Bükreş arasındaki ilişkilerin en düşük seviyede olduğu dönem olduğunu hatırlatan Ömer, söz konusu yıllarda sadece diplomatik ilişkilerin sınırlı kalmadığını, aynı zamanda toplumun Türkiye ile kültürel bağlarının da ciddi şekilde kısıtlandığını kaydetti. Öte yandan Ömer, “Buna karşın günümüzde durum tamamen farklıdır. Bugün, Romanya’daki Türk-Tatar toplumu, tarihleri boyunca belki de en elverişli koşullara sahiptir; kimlik koruma, geliştirme ve görünürlük açısından geniş imkânlardan yararlanmaktadır. Aynı şekilde Romanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler de tarihteki en yüksek noktadadır. Dolayısıyla Romanya’daki Türk-Tatar toplumu sadece bir azınlık değildir, aynı zamanda iki ülke arasındaki ilişkilerin canlı bir göstergesi ve dinamik bir unsurudur.” değerlendirmesini yaptı. TÜRK-TATAR TOPLUMUNUN BİRÇOK HATIRATI RUMENCEYE ÇEVRİLMEMİŞ DURUMDA Romanya’daki Türk-Tatar toplumuna dair Rumence yayımlanan eserlerin Türkçeye çevrilmesi noktasında ise en büyük eksikliğin Rumenceden Türkçeye ve Türkçeden Rumenceye birçok eserin çevrilmemiş olduğunu dile getiren Ömer, Romanya’da yaşayan Türk-Tatar toplumunun tarihi yazıldığında Romanya’daki ve Türkiye’deki tarihçilerin ve araştırmacıların genelde kendi ülkelerindeki kaynaklar, arşivler ve gazetelerden istifade ettiğini belirtti. Öte yandan Ömer, hem Romanya hem de Türkiye’deki kaynaklara karşı eşit mesafede durulması gerektiğini kaydederek daha anlaşılır ve derin bir bakış açısına sahip olunabileceğini ifade etti. “Romanya’da yaşayan Türk ve Tatarların açısından ise bana göre en büyük eksikliklerden birisi, birçok önemli hatıratın Rumenceye çevrilmemiş olmasıdır. Toplumdaki çoğu kişinin hatıratı yalnızca Türkçe yayımlanmıştır. Örneğin Müstecib Hacı Fâzıl’ın (Ülküsal) hatıratı henüz Rumenceye çevrilmemiştir. Mehmet Vâni Yurtsever, Saim Osman Karahan, Piraye Kadrizade ve Kemal Karpat’ın bazı anı ve topluluk odaklı çalışmaları ile Dobruca Türk basınındaki dergiler (Teşvik, Işık, Mektep ve Aile vb.) henüz Rumenceye çevrilmemiştir. Bu da hem Romanya’da yaşayan Türk-Tatar toplumu hem de Rumen araştırmacılar ve kamuoyunun bu toplumu daha iyi anlayabilmeleri için çok büyük bir eksikliktir.” şeklinde konuşan Ömer, ayrıca Tatar kimliğinin iç çeşitliliği (Kırım, Nogay vb.), komünist dönemde kimliğin zorla yeniden şekillendirilmesi, günlük yaşam, hafıza ve diaspora ilişkileri ile Türk ve Tatar kimliklerinin kesişimi ve ayrışması konularının Türkçe literatürde yeterince aydınlatılmadığını dile getirdi. KİMLİK, DİL, DEMOGRAFİK YAPI VE KÜLTÜREL GÖRÜNÜRLÜK TEHDİT ALTINDA Ayrıca konular açısından ise komünist rejimin Romanya’daki Türk-Tatar toplumuna etkilerinin ve toplumun günlük yaşamının henüz çok iyi bir şekilde araştırılmadığını da birer örnek olarak sunan Ömer, toplumun karşı karşıya olduğu sorunların ise başlıca; asimilasyon ve genç kuşaklarda dil kullanımının azalması kaynaklı kimlik ve dil kaybı riski, Türk-Tatar ayrımı ile tarihsel ve kurumsal bölünmeler kaynaklı iç parçalanma, göç ve düşük nüfus artışı kaynaklı demografik küçülme, kültürel görünürlük eksikliği ile kaynak ve eğitim sorunları olduğunu belirtti. Öte yandan “Maalesef çok fazla problem var. Başlıca sorunlara değinecek olursak kimlik ve dil kaybı, toplumda hem Türkçe hem de Tatarca günlük hayatta çok az konuşuluyor. Demografik küçülme de başka bir sorun. Romanya’da yapılan son genel nüfus sayımı bunu çok net bir şekilde gösteriyor. Aynı zamanda Dobruca bölgesi için bu o kadar büyük bir sorun değil fakat Romanya genelinde kültürel görünürlük eksikliği bir sorun olarak değerlendirilebilir. Romanya’nın birçok bölgesinde Türk-Tatar toplumu o kadar iyi tanınmıyor.” ifadelerini kullanan Ömer, Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun karşılaştığı sorunların çözümü için YTB (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı), TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı), Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Romanya’daki diplomatik temsilciliklerinin faaliyetlerinin öneminin altını çizdi. Ayrıca Ömer; eğitim sisteminde Türkçe ve Tatarcaya daha çok yatırım yapılması, dernekler, yayınlar ve araştırma merkezleri aracılığıyla kültürel kurumların güçlendirilmesi, Türkiye ile akademik ve kültürel iş birliğinin artırılması, ortak Türk-Tatar mirası üzerinde uzlaşmacı bir yaklaşıma sahip olunması ile dil, tarih ve kimlik bilinci üzerinden genç kuşaklara yönelik projeler yürütülmesinin gerekliliğine vurgu yaptı. Ömer, son olarak şu ifadelere yer verdi: YTB’nin yayınlarıyla benim Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu ve Burak Atmaca hoca ile hazırladığımız albümü (Bir Zamanlar Dobruca) örnek olarak gösterebiliriz. Onun dışında Yunus Emre Ensitütüsünün Türkçe derslerini ve TİKA’nın birçok projesini, örneğin camilerin onarımını da örnek gösterebiliriz. Ayrıca Romanya’daki iki toplumu temsil eden dernekler, Romanya devletinin sağladığı birçok imkândan faydalanabiliyor. Belki bu imkânları daha iyi kullanarak ve sorunları daha iyi tespit ederek birçok katkı sağlanabilir.

Dr. Metin Ömer: 18 Mayıs, Kırım Tatarlarının tarihindeki en acı gündür Haber

Dr. Metin Ömer: 18 Mayıs, Kırım Tatarlarının tarihindeki en acı gündür

Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği (UDTTMR) Bükreş Şube Başkanı Dr. Metin Ömer, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı paylaştı. “18 Mayıs 1944, Kırım Tatarlarının tarihindeki en acı gündür.” şeklinde konuşan Ömer, sürgünün uluslararası toplum nezdinde soykırım olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Dr. Metin Ömer: 18 Mayıs, Kırım Tatarlarının tarihindeki en acı gündürhttps://t.co/xQ4q0keZ2D — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 18, 2026 ÖMER, ROMANYA’DAKİ KIRIM TATARLARININ VATAN KIRIM’A DESTEK OLDUĞUNU BELİRTTİ Öte yandan “Romanya’daki Kırım Tatar diasporası her zaman ana vatan Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarının yanındadır.” şeklinde konuşan Ömer, II. Dünya Savaşı öncesinde Romanya’da yaşayan Kırım Tatarlarının Kırım Tatar Millî Merkezini yönettiğini ve bu nedenle savaş sırasında Romanya’ya sığınan Kırım Tatarlarına Romanya’da yaşayan Kırım Tatarlarının verdiği desteğe dikkat çekti. Ayrıca Ömer, 1944 yılının ağustos ayına kadar Romanya’nın Kırım Tatarlarına destek olduğunu dile getirerek savaş sonunda kurulan komünist iktidar tarafından söz konusu faaliyetlerin engellendiğini ve Romanya’daki Kırım Tatarlarının da baskı görmeye başladığını hatırlattı. “18 MAYIS’I HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIZ” Sürgün ve ardından yaşanan olayların sadece uzak geçmişte yaşanmadığını ve bugüne de tesir ettiğini kaydeden Ömer, son olarak bugün Kırım’da zor şartlar altında yaşayan Kırım Tatarlarının olduğuna da dikkat çekerek “18 Mayıs’ı hiçbir zaman unutmayacağız, unutturmayacağız.” dedi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Kırım Tatarlarından Bükreş çıkarması: Rumen yetkililere Kırım'daki durum aktarıldı Haber

Kırım Tatarlarından Bükreş çıkarması: Rumen yetkililere Kırım'daki durum aktarıldı

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ile birlikte Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkan Yardımcısı Namık Kemal Bayar, Romanya Müslüman Türk Tatar Birliği Başkanı Celil Esercep, Romanya Tatar Azınlık Milletvekili Varol Ahmet, Romanya Müftüsü Murat Yusuf, Kırım Müftüsü Ayder Rüstemov, Kırım Müslümanları Dini İdaresi İmamı Edem Basnaev ve Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği (UDTTMR) Bükreş Şube Başkanı Metin Ömer'den oluşan Kırım Tatar heyeti Romanya'nın başkenti Bükreş'te önemli ziyaretlerde bulundu. RUMEN MAKAMLARLA ÖNEMLİ GÖRÜŞMELER Romanya Tatarları Millî Günü etkinlikleri için ülkede bulunan heyet, başkent Bükreş'te sırasıyla Romanya Din İşleri Devlet Sekreteri Ciprian-Vasile Olinici, Etnik İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakan Yardımcısı Dinçer Cafer, Romanya Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu üyesi milletvekilleri, Romanya Dışişleri Bakanı Toiu Oana ve Türkiye'nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan'ı ziyaret etti. Ziyaretlerde Rusya’nın işgali altındaki Kırım'ın ve esaret altındaki Kırım Tatar halkının vaziyeti hakkında Rumen makamlarına bilgi verilerek Kırım'ın geleceğine dair tüm gelişmelerde Kırım Tatar halkının iradesine ve haklarına saygı ve güvence verilmesi gerektiğinin altı çizilerek vurgulandı. Atrıca görüşmelerde Romanya ve diasporada yaşayan Kırım Tatar halkının durumu ele alındı. GÜNDEM: BARIŞ SÜRECİ SONRASI KIRIM'IN DURUMU Heyetin Bükreş temaslarına ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulunan Namık Kemal Bayar, "Genel olarak görüşmelerin hemen hemen tamamında özellikle barış görüşmeleri çerçevesinde Kırım'ın geleceği konusunda alınacak kararlara dikkat çekildi." ifadelerini kullandı. "Kırım Tatarlarının Kırım'daki haklarının korunması, hayatlarının güvenliklerinin tesis edilmesi konusunda Rumen devlet makamlarından yardım istendi." diyen Bayar, Kırım'ın geleceğiyle ilgili bir görüşme yapılırken bir barış ya da ateşkes durumunda yarımadanın Rusya'da kaldığı bir denklemde Kırım Tatarlarının ve meselelerinin mutlaka gündemde olması gerektiğinin altını çizdiklerini kaydetti. Görüşmelerde ayrıca Kırım'da halihazırda Kırım Tatarlarına karşı uygulanan baskılar üzerinde de durulduğunu belirten Bayar, "Siyasi mahkumlarla ilgili bilgilendirmeler yapıldı ve onların kurtarılması için Rumen makamlardan destek talebinde bulunuldu" dedi. Öte yandan ziyaretlerinde Kırım Tatar diasporalarının da bir başlık olarak ele alındığını belirten Bayar, Romanya makamlarının dünyadaki Kırım Tatar diasporları hakkında bilgilendirildiğini, Kırım Tatar halkının günümüzde 21 ülkede yaşadığını vurguladıklarını aktardı. Özellikle Türkiye'de yaşayan Kırım Tatarlarının çoğunun Romanya'da da akrabaları olduğundan bahsettiklerini söyleyen Bayar, "Türkiye'de yaşayan Kırım Tatarlarının Romanya ile Türkiye arasında dostluk köprüsü olabileceğinin altını çizdik" diye konuştu.

DQTK Üyesi Metin Ömer, Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrtaik Birliği Bükreş Şube Başkanı oldu! Haber

DQTK Üyesi Metin Ömer, Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrtaik Birliği Bükreş Şube Başkanı oldu!

Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu Üyesi, Köstence Ovidius Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Metin Ömer, Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokratik Birliği (UDTTMR) Birliği Bükreş Şube Başkanlığına seçildi. BÜKREŞ'TE ÖNEMLİ ÖLÇÜDE KIRIM TATAR NÜFUSU YAŞIYOR Kırım Haber Ajansının (QHA), "Birliğin Bükreş Şube Başkanı olarak, Romanya'da yaşayan Kırım Tatarları için ne gibi faaliyetler ve çalışmalar yürütmeyi planlıyorsunuz?" sorusuna yanıt veren Metin Ömer konuşmasına, Romanya'daki Kırım Tatarları dendiğinde akla ilk Dobruca geldiğini vurgulayarak başladı. Dr. Ömer, "Çünkü Kırım'dan göç edenler genellikle Dobruca'ya yerleşti. Dobruca Osmanlı toprağı idi. Dobruca da bildiğimiz gibi Karadeniz'in kıyısında olan bir bölge. Özellikle 1990'lardan sonra Bükreş'te çalışmak ve Bükreş’teki üniversitelere kaydolmak için birçok Kırım Tatarı Bükreş’e yerleşti. Dolayısıyla Bükreş’te önemli ölçüde Kırım Tatar nüfus yaşıyor." değerlendirmesinde bulundu. Şube Başkanı Dr. Ömer bu bağlamda Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokratik Birliğinin, başkentte yaşayan Kırım Tatarları için faaliyet yürütmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekti. Ömer, "Aslında şubenin bu birliği ve kimliği koruma çabalarını destekleyen faaliyetler yürütmesi gerekmektedir." dedi. Üzerinde çalıştıkları faaliyetlerden birine örnek veren Ömer, akademisyen kimliği ile öğrencilere verdiği tarih ve kültür derslerine işaret ederek, yeni çalışmalar yürüteceklerini aktardı. Ömer, tarihî olayları ve tarihî şahsiyetleri anmayı ve bu bağlamda çalışmalar yürütmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Numan Çelebicihan, şehadetinin 107. yıl dönümünde Köstence'de anıldı Haber

Numan Çelebicihan, şehadetinin 107. yıl dönümünde Köstence'de anıldı

Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği (RMTTDB) Köstence Şubesi, 21 Şubat 2025 tarihinde Kırım Tatarlarının şehit lideri Numan Çelebicihan’ın vefatının 107. yıl dönümüne adanmış bir anma programı düzenledi. Anma programına, RMTTDB Köstence Şube Yönetimi, Romanya Milletvekili Varol Amet, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu Üyesi, Tarihçi, Araştırmacı ve Köstence Ovidius Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Metin Ömer, Prof. Dr. Neriman İbraim ve Romanya Kırım Tatar diasporasından isimler katıldı. DQTK Yönetim Kurulu Üyesi Tarihçi, Araştırmacı ve Köstence Ovidius Üniversitesi Öğretim Üyesi Metin Ömer, anma programında Numan Çelebicihan’ın hayatı, eserleri ve fikirlerine dair bir sunum gerçekleştirdi. Prof. Dr. Neriman İbraim ise, Numan Çelebicihan tarafından kaleme alınan şiiri okudu. ANTLI ŞEHİT NUMAN ÇELEBİCİHAN'IN ŞEHADETİNİN 107. YIL DÖNÜMÜ 23 Şubat, Antlı Şehit Numan Çelebicihan ve 1917 Kurultayı kahramanları ile şehitleri başta olmak üzere, muhaceret ve sürgün yollarında hayatlarını kaybetmiş, mezarları bile olmayan vatan ve millet yolunda, korkusuzca şehadete eren Kırım Tatarlarının yol başçılarını anma günü. Antlı şehit olarak anılan Numan Çelebicihan, bağımsızlık ve istiklal mücadelesinde kararlılık ve millî dirilişi sembolize etmesi bakımından Kırım Tatar halkının en müstesna şahsiyetlerinden birisi. 1885 senesi “Büyük Sunaq” köyünde doğan Numan Çelebicihan 1908-1916 seneleri arasında İstanbul’da ve St. Petersburg’da Hukuk ve Tıp eğitimi aldı. 1908 senesi Cafer Seydamet ile birlikte Türkiye’de oluşan inkılap hareketlerini yakından takip etti. Kırım Tatar halkının sorunlarına çare bulmak ve çarlık idaresi altında ezilen halkının yaralarına derman olmak için büyük bir gayret ile çalıştı ve bu maksatla “Qırım Talebe Cemiyeti”ni kurdu. 1917 senesinde Kırım, Litvanya, Belarus ve Polonya Müftüsü oldu. Kırım Müslümanları İcra Komitesi'nin başkanı olarak seçildi. Bu süre boyunca, daha öncesinde olduğu gibi Kırım Tatar halkının teşkilatlanması ve kendi geleceğini eline alabilmesi için çalışmalar yürüttü. Yine aynı sene içerisinde Aralık ayında Birinci Kırım Tatar Millî Kurultayının toplanmasında büyük bir rol üstlendi ve Kurultayın idare heyetinin başkanı olarak seçildi. Kurultay’ın çalışmaları sonucunda “Kırım Tatar Halk Cumhuriyeti”nin kurulması için çalışmalar yürütülmesi kararı alındı ve kurulan hükûmetin başkanlığına Numan Çelebicihan seçildi. Kırım’ın Bolşevik kuvvetleri tarafından işgal edilmesi sonucunda Kurultay dağıtıldı ve Kırım Tatarlarının millî liderleri ya tutuklandı ya da Kırım’dan kaçmaya mecbur edildi. Tutuklanan Numan Çelebicihan 23 Şubat 1918 tarihinde Bolşevikler tarafından vahşice öldürüldü ve naaşı Karadeniz’e atıldı. Çelebicihan, ayrıca şair ve neşirci olarak tanınıyordu. Yazdığı “Ant Etkenmen” şiiri Kırım Tatarlarının millî marşı kabul edildi.

Metin Ömer'in Romanya'dan Türkiye'ye göçleri ele aldığı doktora tezi kitaplaştırıldı Haber

Metin Ömer'in Romanya'dan Türkiye'ye göçleri ele aldığı doktora tezi kitaplaştırıldı

Ömer Cihad KAYA   Romanya'daki Kırım Tatarlarından Dr. Metin ömer'in, Romanya'daki Türk ve Tatar halkının iki dünya savaşı arasındaki yaşamını mercek altına alan yeni kitabı yayımlandı. Hacettepe Üniversitesi'nde tamamladığı doktora tezini yayımlayan Ömer'in eserinin önsözünü Prof. Dr. Hakan Kırımlı kaleme aldı. Tarihçi Dr. Metin Ömer'in doktora tezinin Rumence çevirisi kitap haline getirildi. Ömer'in, Romanya'daki Türk ve Tatar halkının Türkiye'ye göç etmesini konu edinen "İki Dünya Savaşı Arasında Türklerin ve Tatarların Romanya'dan Türkiye'ye Göçleri (EMIGRAREA TURCILOR ȘI TĂTARILOR DIN ROMÂNIA ÎN TURCIA ÎNTRE CELE DOUĂ RĂZBOAIE MONDIALE)" isimli eseri Rumence'ye çevrilerek piyasaya sürüldü. "ROMANYA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİN AZ BİLİNEN BİR YÖNÜNÜ KEŞFETMEK İÇİN..." Doktora tezinin kitaplaştırılmasına ilişkin QHA'ya açıklamalarda bulunan Metin Ömer, "Bu çalışma benim Ankara Hacettepe Üniversitesi'nde savunduğum doktora tezimin Rumenceye tercümesidir. Önsözünü Hakan Kırımlı hocamızın yazdığı kitabımın yayımlanmasından dolayı sevinçliyim. Bu eser, Dobruca ve Romanya-Türkiye ilişkilerinin ve Türk-Tatar tarihinin daha az bilinen bir yönünü keşfetmek için birkaç yıl süren çabalarımın ürünüdür." ifadelerini kullandı. KİTAP İÇİN ÜÇ ÜLKEDE ARŞİV BELGELERİ VE SÜRELİ YAYINLAR TARANDI Eserin, Romanya'nın tarih alanında en iyi basımevlerinden olan Ceatatea de Scaun Basımevinde yayımlandığını söyleyen Metin Ömer, dünya savaşları arasında Romanya'dan Türkiye'ye göçleri konu edinen kitabı için Türkiye, Romanya ve Fransa arşivlerini taradığını ifade etti. Ömer, "Romanya'da ve Türkiye'de kullanılan gazetelerin yanı sıra Romanya'daki Türklerin basını da kullanıldı. Kitabım, bu konuyu ele alan tek kapsamlı çalışmadır." dedi. "KİTAP SADECE GÖÇLERİ DEĞİL AYNI ZAMANDA BİRÇOK TOPLUMSAL MESELEYE DEĞİNİYOR" Aynı zamanda Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu Üyesi ve Kırım Derneği Romanya Temsilcisi olan Dr. Metin Ömer, kitabın konu edindiği dünya savaşları arasındaki Romanya'dan Türkiye'ye göçlerin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Romanya'daki Kırım Tatar ve Türk toplumun çok fazla incelenmeyen, toplumun gelişmesini çok önemli bir derecede etkileyen bir konuyu ele alıyor. Kitap sadece göçleri incelemekle yetinmiyor, aynı zamanda toplumun birçok yönleriyle ilgili yeni bulgular getiriyor. Toplumun teşkilatları, eğitim kurumları, siyasi hayatı gibi konularda birçok yeni bilgiler ve perspektifler ortaya koyuyor" ROMANYA'DAN TÜRKİYE'YE GÖÇ EDENLER NERELERE YERLEŞTİRİLDİ? Ömer, Romanya'dan göçlerin Türkiye'nin en çok hangi illerine olduğuna dair ise şu değerlendirmeyi yapıyor: "Romanya'dan Türkiye'ye göç edenler hemen hemen Türkiye'nin tüm bölgelerine yerleşmiş olsa da, Eskişehir, Ankara, Polatlı, Trakya, Konya İstanbul gibi bölgelerde daha yoğun bir nüfus bulunmaktadır. Zaten İki Dünya Savaşı arasındaki dönemdeki göçler 1877-1878 Osmanlı-Rus (93 Harbi) sonrası Dobruca'nın Osmanlı'dan Romanya'ya geçmesiyle beraber başlayan göçlerin bir devamıdır. Kitap'ta bu dönemdeki Kırım Tatar ve Türk toplumu içerisindeki gelişmelere önemli bir yer verilmiştir. Kırım Tatarları için aslında Romanya'dan Türkiye'ye göçler, 1783'te Kırım'ın ilk ilhakıyla başlayan göçlerin devamı olarak değerlendirilebilir." "ARAŞTIRMALARIMDA, MEHMET NİYAZİ VE MÜSTECİB ÜLKÜSAL'IN BAZI YAZILARINA ULAŞTIM" Dr. Metin Ömer, arşiv belgelerine yönelik taramasında en çok dikkatini çeken noktaları ise şöyle anlattı: "Araştırmama başladığımda aklımda birçok soru vardı. İncelediğim her belge, okuduğum her makale bu soruları cevaplamak için yardımcı olmuştur. Bu sebepten dolayı her ne kadar ilk bakışta önemsiz görünse de her belge aslında birçok konuyu aydınlatmak için mühim olabilir. Araştırdığım belgelerde Kırım Tatar milli hareketiyle ilgili çok ilginç Romen makamları tarafından hazırlanan raporlar, Müstecib Ülküsal veya Mehmet Niyazi gibi tarihi şahsiyetlerimizin bazı yazılarına bulabildim. Tarihimiz daha iyi tanımakta ne kadar küçük olsa da bir katkıda bulunmak aslında her tarihçinin görevi." PROF. DR. KIRIMLI: BALKANLARDAKİ TÜRK, KIRIM TATAR VE GAGAVUZ TARİHİNE KATKI SAĞLIYOR Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Metin Ömer'in eserine yazdığı önsözde bahsi geçen zaman diliminde bölgedeki göç hareketlerine ve Romanya ve Türkiye arşivlerine dayanan titiz bir çalışma olduğunu dile getirdi. Kırımlı, "Romanya'dan Türkiye'ye göç hareketleri, iki ülkeden uzmanlar tarafından hak ettiği düzeyde ve derinlikte analiz edilmemiştir. Bu kitap ise durumun bir istisnadır. Metin Ömer'in iki Dünya Savaşı arasında Romanya'dan Türkiye'ye göçe odaklanan çalışması, bu alanda benzersiz bir bilimsel yaklaşımdır. Yazar, Romanya ve Türk arşivlerinden ve diğer kaynaklardan gelen belgeleri dengeli bir şekilde kullandı. Araştırma yeteneğinin yanı sıra olaya içeriden ve dışarıdan bakabiliyor olması esere değer katmaktadır. Bu eser, içeriği ile sadece Romanya-Türkiye ilişkilerinin anlaşılmasına değil, aynı zamanda Balkanlar'daki Türkler, Kırım Tatarları ve Gagavuzların yerel tarihine de katkı sağlıyor." dedi. Yazarın eserine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Dr. Metin Ömer'in yeni kitabı İstanbul’da tanıtılacak Haber

Dr. Metin Ömer'in yeni kitabı İstanbul’da tanıtılacak

Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu üyesi, Tarihçi, Araştırmacı ve Köstence Ovidius Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Metin Ömer'in "İki Dünya Savaşı Arasında Romanya'daki Türk-Tatar Toplumu ve Türkiye'ye Göçler" isimli kitabının tanıtımı yapılacak.  KİTAP TANITIMI ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ'NDE İstanbul Romen Kültür Merkezinin davetiyle 8 Eylül 2023 tarihinde saat 18.00'de Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) Çok Amaçlı Salonu'nda Dr. Metin Ömer, eseri üzerine konuşacak ve ardından okuyuculara kitabını imzalayacak.  DR. METİN ÖMER, KİTABINI KIRIM HABER AJANSINA ANLATMIŞTI Kırım Tatar tarihçi Dr. Metin Ömer, yeni kitabı "İki Dünya Savaşı Arasında Romanya'daki Türk-Tatar Toplumu ve Türkiye'ye Göçler" ile ilgili 26 Mayıs 2023'te Kırım Haber Ajansına (QHA) demeç vermişti. Romanya arşivlerinden ilk kez yayımlanan belgeleri araştırdığını ve buna kitabında yer verdiğini belirten Ömer, "Kullanılan kaynaklar ve sunulan perspektiflerden dolayı bu kitap sahasındaki tek akademik çalışmadır" dedi. Tarihçi Dr. Metin Ömer'in doktora tezi olan bu konu aynı başlık ile Romanya'da 2020 yılında yayımlanmıştı. Ömer'in, Romanya'daki Türk ve Tatar halkının Türkiye'ye göç etmesini konu edinen "İki Dünya Savaşı Arasında Türklerin ve Tatarların Romanya'dan Türkiye'ye Göçleri (EMIGRAREA TURCILOR ȘI TĂTARILOR DIN ROMÂNIA ÎN TURCIA ÎNTRE CELE DOUĂ RĂZBOAIE MONDIALE)" isimli eseri Rumence'ye çevrilerek piyasaya sürülmüştü. Kitabın önsözünü Prof. Dr. Hakan Kırımlı yazmıştı. DR. METİN ÖMER KİMDİR? Romanya'nın Dobruca bölgesindeki Mecidiye kasabasında dünyaya gelen Kırım Tatarı Metin Ömer, Romanya'da okutulan ders kitaplarında Tatarlar ile ilgili olumsuz yorumları gördükten sonra tarih eğitimi almaya karar verdi.  Metin Ömer, lisans ve yüksek lisans eğitimini Köstence Ovidius Üniversitesinde Tarih bölümünde tamamladı. Doktora eğitimini ise Türkiye'nin başkenti Ankara'daki Hacettepe Üniversitesinde 2018 yılında tamamlayan Ömer, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından verilen Türkiye Bursları sayesinde eğitim aldı. Romanya'daki Köstence Üniversitesinde akademisyen olarak görev yapan Ömer, aynı zamanda Dünya Kırım Tatar Kurultayının (DQTK) Yönetim Kurulu üyesi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.