MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ersoy: Kırım yüreğimizdeki yaradır, bu yara artık bir kabuk bağlasın
Kültür ve Yaşayan Miras Derneği (KÜYAM) tarafından düzenlenen ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi bünyesindeki Mihri Müşfik Sergi Salonu’nda tertip edilen “Kültürün Kadrajı” sergisine, Kırım Tatar sanatçılar başta olmak üzere Türk dünyasından birçok sanatçının eseri damga vurdu.
Sergiye iştirak eden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Başdanışmanı ve Ahmed Cevat Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Kırım Haber Ajansı (QHA) mikrofonlarına sergiye dair değerlendirmelerde bulundu.
ERSOY, TÜRKİYE’NİN TÜRK DÜNYASI ADINA TAŞIDIĞI SORUMLULUĞU DİLE GETİRDİ
Sergi ile Hıdırellez Bayramı’nın aynı güne denk gelmesinin önemine vurgu yapan Ersoy, “Burada Türk dünyasından objelerin, geleneksel değerlerin, sanatçıların bugüne uyarlayarak ilham aldıkları eserleri görüyoruz.” dedi.
Sergide sadece Anadolu eserlerinin değil, Kırım’a ve Türk dünyasına özgü eserlerin de bulunduğuna dikkat çeken Ersoy, “Bu da artık Türkiye’nin Türk dünyasının kalkyâhı olma noktasında her geçen gün sorumluluğunu çok yüksek düzeyde takip ettiği anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte Ersoy, 2026 yılının ekim ayında Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dönem Başkanlığının Türkiye’ye geçeceğini ve benzer etkinliklerin bu başlık altında düzenlenmeye artarak devam etmesi gerektiğini belirterek Ankara’nın 2026 yılında “Türk Dünyası Kültür Başkenti” seçildiğini de hatırlattı.
“TOPLULUĞU MİLLET YAPAN, DİL VE KÜLTÜRDÜR”
Bununla birlikte “Devletin kültür politikası olur mu olmaz mı tartışmaları çok yönlü ama kültür, bir zemindir. Zeminini kaybeden milletler, millet olma özelliğini kaybeder. Topluluğu millet yapan, dil ve kültürdür. Topluluğun milletleşme süreciyle birlikte oradan çıkan milletin evlatları, onların millî devletlerini kurarlar, bu bir döngüdür.” şeklinde konuşan Ersoy, bu nedenle maddi ve manevi kültür anlamında geleneğin, bugüne yansıması ve bugünden geleceği inşa etmesi hususunda her türlü etkinliğin devam etmesinin gerekli olduğunu ifade etti.
RUSLAR, KIRIM TATARLARININ MEZAR TAŞLARINI YOK ETTİ!
Öte yandan Ersoy, Kırım’da edindiği izlenimlere dair şu değerlendirmelerde bulundu:
Bu kapsamda, Kırım Türklerinin de başına gelen büyük felaketleri gelecek nesillere aktarması da bu mânâda kıymetlidir. Benim Kırım’ı, Bahçesaray’ı, Karasuvbazar’ı, Zuya’yı gezdiğim yerlerde bir kabristana gittik. Musa Mamut’un mezarına baktım. Ne oldu? Bu adam Ruslara karşı protesto etmek için kendini yaktı, dediler.
Daha sonra Ahtem amca, sürgün hikâyelerini anlattı. Bizi sürmekle kalmadılar, mezarlıklarımızı söktüler, taşlarımızı götürdüler, dedi. Maddi kültür unsurumuz olan mezar taşlarımızı Ruslar niye götürür, niye yok ederler, niye denize atarlar? O senin tapun olduğu için. Onun için kültür, milletin maddi ve mânâ âleminde var oluşunun temel kaynağıdır.
Ayrıca Türkiye’nin Türk dünyasıyla ilgili her türlü kültürel pratiği destekleyen bir politika yürütmekte olduğunu kaydeden Ersoy, bu çerçevede QHA’nın çalışmalarını da takdir ettiğini belirtti.
Ersoy, son olarak şu ifadelere yer verdi:
Kırım yüreğimizdeki yaradır, bu yara artık kabuk bağlasın. Kırım Tatarları, tarihteki o aydınlık yüzleri, bilimi ve Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ şiarını meydana getiren Bahçesaray’da açmış olan o Türk dünyasının güzide, müstesna yüzü; kız çocuklarının eğitimiyle, Bahçesaray belediye başkanlığıyla Türk dünyasına örnek olmuş Gaspıralı’nın memleketi de yeniden güzel günler görsün diyorum.