SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Montrö Boğazlar Sözleşmesi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Montrö Boğazlar Sözleşmesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Montrö Boğazlar Sözleşmesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MSB’den net mesaj: Montrö çizgisi korunuyor! Haber

MSB’den net mesaj: Montrö çizgisi korunuyor!

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türkiye’nin Karadeniz güvenlik politikası ve NATO faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Aktürk, son dönemde bazı basın yayın organları ile sosyal medya mecralarında Türkiye’nin NATO’ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz’de yürütülen faaliyetlere ilişkin eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığını ve bazı kavramların karıştırıldığını belirtti. Bakanlık olarak kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesine önem verildiğini vurgulayan Aktürk, savunma ve güvenlik alanındaki çalışmaların ilgili kurumlarla koordineli şekilde yürütüldüğünü, süreçlerin tamamlanmasının ardından bilgilerin millî güvenliği zafiyete uğratmayacak şekilde şeffaf biçimde paylaşıldığını ifade etti. “MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ’NDEN TAVİZ YOKTUR” Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik temel stratejisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktürk, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden taviz verilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Aktürk, Türkiye’nin güvenlik anlayışının, sözleşmenin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına dayandığını belirtti. Aktürk, bu yaklaşım doğrultusunda Karadeniz’de güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanmasının esas alındığını ifade ederek, Türkiye’nin bu sayede bölgenin geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmesini engellediğini kaydetti. Ukrayna-Rusya Savaşı sürecinde Montrö hükümlerinin kararlılıkla uygulandığını dile getiren Aktürk, bu sayede çatışmanın deniz boyutuna yayılmasının önüne geçildiğini belirtti. Aktürk, “Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz'de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz'in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir.” ifadelerini kullandı. “UKRAYNA GÖNÜLLÜLER KOALİSYONU NATO’DAN BAĞIMSIZ ÇOK ULUSLU BİR GİRİŞİM” Aktürk, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın olası bir anlaşmayla sona ermesi durumunda uygulanacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların sürdüğünü açıkladı. Bu kapsamda oluşturulan “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu”nun NATO ile bağlantılı olmayan çok uluslu bir girişim olduğunu vurguladı. Açıklamada, hâlihazırda 33 ülkenin koalisyona katılma isteğini beyan ettiği belirtilirken, girişim çerçevesinde kurulacak Çok Uluslu Ukrayna Kuvveti’nin (MNF-U), Fransa’da oluşturulan operatif karargâh üzerinden yönetilmesinin planlandığı ifade edildi. DENİZ UNSUR KOMUTANLIĞI GÖREVİ TÜRKİYE’DE Koalisyon kapsamında oluşturulan kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı görevinin Türkiye tarafından üstlenileceği bildirilen açıklamada, bu görevin güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile sağlanan dengenin korunması amacıyla yürütüleceği kaydedildi. 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeye devam etmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin hukuki çerçevesinin esas alınması konusunda mutabakata varıldığı belirtildi. Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı’nın 25 Ağustos 2025 itibarıyla tamamen Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile kurulduğu ifade edilirken, komutanlığa 14 ülkenin katkı beyanında bulunduğu bildirildi. Ancak deniz platformlarına yönelik katkının yalnızca Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacağı vurgulandı. MCM BLACK SEA Ukrayna-Rusya Savaşı esnasında Karadeniz'de sürüklenen mayın tehlikesine karşı kurulan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu'nun (MCM Black Sea) görevlerine ilişkin bilgilerin de yer aldığı açıklamada, şunlar kaydedildi: Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulmuş, NATO kuvvet yapısı dışında kalan bir girişimdir. Söz konusu görev kuvveti, 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanan mutabakatla kurulmuş ve 1 Temmuz 2024'te ilk aktivasyonu ilan edilmiştir. Temel görevi, Karadeniz'de mayın arama faaliyetleri icra etmek ve kritik sualtı altyapılarının güvenliğine katkı sağlamak olan bu yapı, katılımcı ülkelerin milli mayın arama gemileriyle faaliyet göstermekte, komuta ve karargâh görevi 6 aylık rotasyonlarla üç ülke arasında dönüşümlü olarak yürütülmektedir. Hâlihazırda görev kuvveti, ülkemiz tarafından komuta edilen 9'uncu aktivasyon periyodunu icra etmektedir.

Ukrayna-Rusya Savaşı'na tanıklık eden emekli asker, geride kalan 4 yılı ve geleceği QHA'ya değerlendirdi Haber

Ukrayna-Rusya Savaşı'na tanıklık eden emekli asker, geride kalan 4 yılı ve geleceği QHA'ya değerlendirdi

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Emekli Kurmay Albay, araştırmacı yazar ve şair Canfer Balçık, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın seyrine ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Savaşın başlangıcında Kıyiv'de bulunan Balçık, Ukrayna’nın direncinin temelinde halk-ordu bütünleşmesinin yattığını ifade etti. Modern savaş konseptinin insansız hava araçlarıyla (İHA) köklü biçimde değiştiğini vurgulayan Balçık, Kırım meselesinin ise olası bir barış anlaşmasında en kritik başlık olmaya devam edeceğini söyledi. “YANILDIM VE İYİ Kİ YANILMIŞIM” Savaşın patlak vermesinden hemen önce Ukrayna’ya giden ve işgal girişimine yerinde tanıklık eden Balçık, başlangıçta Rusya’nın stratejik üstünlüğü nedeniyle başkentin kısa sürede düşebileceğini öngördüğünü ancak Ukrayna halkının gösterdiği dirençle bu tahmininde yanıldığını ifade etti. Rusya’nın askeri kapasitesi ve Sovyet doktrininden gelen savaş stratejileri nedeniyle Kıyiv'in kısa sürede düşebileceğinin düşünüldüğünü kaydeden Balçık, “Yanıldım ve iyi ki yanılmışım” ifadelerini kullandı. UKRAYNA, KIRIM'IN İŞGALİ SONRASINDA HAZIRLANMIŞ Ukrayna halkının 2014’teki Kırım işgalinden itibaren olası geniş çaplı bir saldırıya karşı bilinçlendirilmiş ve örgütlenmiş olmasının savaşın uzamasındaki temel unsur olduğunu kaydeden Balçık, bu süreçte liderliğin ve toplumsal direncin belirleyici rol oynadığını vurguladı. Ayrıca Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın ülkeyi terk etmeyerek direnişin sembolüne dönüştüğünün altını çizdi. Ukrayna’nın Rus stratejisini Kırım işgalinden bu yana doğru analiz ettiğini belirten Balçık, direnişin başarısını halkın örgütlenmesine bağladı. Meskûn mahal savaşlarında düzenli orduların ötesinde "halk destekli savaşın" önemine dikkat çeken Balçık, tanık olduğu bir sahneyi şöyle aktardı: Çok yaşlı bir hanımefendi lazerle Rus tankını işaretliyor, mevzisinden çıkan yine yaşlı bir Ukraynalı roketle o tankı vuruyordu. İşte bu inanç, Rusları geri çekilmek zorunda bıraktı. Tıpkı bizim İstiklal Harbi’mizde olduğu gibi, Ukrayna’da da bir 'ordu-millet' kavramı hayat buldu. “SİHA'LAR SAVAŞ KONSEPTİNİ DEĞİŞTİRDİ” Modern savaşın en dikkat çekici boyutunun İHA'lar olduğunu söyleyen Balçık, bu alandaki dönüşümün ilk örneklerinin Karabağ’da görüldüğünü ifade etti. Türkiye’nin geliştirdiği İHA ve SİHA’ların savaş doktrininde önemli bir kırılma yarattığını belirten Balçık, düşük maliyetli sistemlerle yüksek maliyetli hedeflerin etkisiz hale getirilebildiğine dikkat çekti. Ukrayna Savaşı'nda da SİHA'ların belirleyici rol oynadığını vurgulayan Balçık, Rus hava ve deniz unsurlarının bu nedenle ciddi kayıplar verdiğini, Karadeniz’deki Rus donanmasının hareket alanının önemli ölçüde daraldığını dile getirdi. Balçık, “Artık yüz milyonlarca dolarlık platformlar, çok daha düşük maliyetli sistemlerle devre dışı bırakılabiliyor. Bu, geleceğin savaş konseptini kökten etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu. KIRIM MASANIN EN KRİTİK BAŞLIĞI Olası bir ateşkes veya barış sürecinde en zor başlığın Kırım ollacağını belirten Balçık, 2014’te Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ın statüsünün Rusya tarafından tartışma dışı tutulduğunu ve Ukrayna’nın ise bu konuyu zamana yayarak çözme stratejisi izleyebileceğini ifade etti. Bu noktada Türkiye’nin Lozan sonrası Boğazlar meselesini hatırlatan Balçık, Mustafa Kemal Atatürk döneminde 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin lehine sonuç elde edildiğini anımsattı. Balçık, “Kırım konusunda kesin ve bağlayıcı bir barış anlaşması yerine, açık kapı bırakılan bir formül daha gerçekçi olabilir” dedi. “ATEŞKES MÜMKÜN, ANCAK TESLİMİYET OLMAMALI” Balçık, savaşın insani ve ekonomik maliyetinin sürdürülebilirliğinin zorlaştığını, bu nedenle bir ateşkes anlaşmasının mümkün olduğunu söyledi. Ancak olası barış anlaşmasının, Ukrayna’yı kalıcı tavizlere zorlayacak hükümler içermemesi gerektiğini belirtti. Toprak tavizi, asker sayısının sınırlandırılması veya tarafsızlık dayatmalarını “teslimiyet maddeleri” olarak nitelendiren Balçık, Ukrayna’nın uzun vadeli bağımsızlık idealinden vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan Kırım’ın Rusya açısından tarihsel ve stratejik önemine dikkat çeken Balçık, yarımadanın Karadeniz ve Azak Denizi’ne erişim bakımından kritik konumda olduğunu ifade etti. Rusya’nın tarihsel olarak sıcak denizlere inme stratejisinden vazgeçmediğini savunan Balçık, bu nedenle Kırım’dan geri adım atmasının kısa vadede olası görünmediğini dile getirdi. KIRIM: TÜRKİYE VE UKRAYNA ARASINDA BİR KÖPRÜ Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne verdiği desteğin stratejik bir tercih değil, ilkesel bir duruş olduğunu vurgulayan Canfer Balçık, Kırım Tatarlarını öz soydaşları olarak gördüklerini belirtti. Türkiye’nin bölgede herhangi bir toprak iddiası olmadığının altını çizen Balçık, Rusya ile olan doğalgaz ve nükleer santral gibi devasa ekonomik iş birliklerine rağmen Türkiye’nin her zeminde Kırım dahil Ukrayna’nın birliğini savunduğunu ifade etti. “SAVAŞIN YÜKÜNÜ KADINLAR VE ÇOCUKLAR TAŞIYOR” Balçık, savaşın en ağır bedelini sivillerin ödediğini belirtti. Özellikle kadınların hem cephedeki yakınlarını beklediklerini hem de aileyi ayakta tutmaya çalıştıklarını ifade eden Balçık, çocukların ve gençlerin geleceğinin savaşın en kritik boyutu olduğunu söyledi. Ukrayna’nın uzun vadede yeniden toparlanabilmesinin, genç kuşaklara milli bilinç ve tarihsel hafıza kazandırılmasıyla mümkün olabileceğini belirten Balçık, savaşın yalnızca askeri değil, sosyolojik ve kültürel bir mücadele olduğuna dikkat çekti.

MSB'den açıklama: Ukrayna'da Barış Gücü için önce ateşkes ve net görev tanımı şart Haber

MSB'den açıklama: Ukrayna'da Barış Gücü için önce ateşkes ve net görev tanımı şart

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Açıklamalarda, Ukrayna’ya barış gücü kapsamında asker gönderilmesi ve Karadeniz’in güvenliğine dair değerlendirmelerde bulunuldu. TRT Haber tarafından gündeme taşınan habere göre Bakanlık, Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı'nda kalıcı bir ateşkesin sağlanmasına yönelik yürütülecek her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazır olduğunu vurguladı. Bu çerçevede Türkiye’nin, ateşkes ve barış sürecine yönelik oluşturulan Gönüllüler Koalisyonu’na aktif şekilde katılım sağladığı belirtildi. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Ülkemiz, Rusya-Ukrayna savaşında kalıcı bir ateşkesin sağlanması amacıyla yürütülecek her türlü yapıcı girişime katkı sunmaya hazırdır. Bu doğrultuda, Gönüllüler Koalisyonu’na aktif olarak katılım sağlamaktayız. Türkiye’nin Ukrayna’ya Barış Gücü kapsamında asker göndermesi için öncelikle ateşkesin sağlanması ve müteakiben görev tanımı netleştirilmiş bir misyonun belirlenmesi ve hangi ülkenin ne ölçüde katkı sağlayacağının ortaya konulması gerekmektedir. Bunun yanında ülkemiz, sağlanacak bir ateşkes sonrası Karadeniz’de güvenlik ve istikrarın sürdürülmesi ile seyrüsefer emniyetinin sağlanmasına yönelik askerî planlamalara liderlik etmektedir. Türkiye, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’deki dengeyi sağlayan ve bölgenin güvenliği konusunda büyük önem arz eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uygulamıştır, uygulamaya da devam edecektir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.