SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Ukrayna-Rusya Savaşı'na tanıklık eden emekli asker, geride kalan 4 yılı ve geleceği QHA'ya değerlendirdi

Savaşın başladığı gün Ukrayna’da bulunan Emekli Kurmay Albay, araştırmacı yazar ve şair Canfer Balçık, sahadaki gözlemlerini ve geleceğe dair stratejik öngörülerini QHA ile paylaştı. Balçık, Ukrayna-Rusya Savaşı'nı Türk İstiklal Harbi’ne benzeterek, "Ukrayna halkı ordu-millet olmayı başardı" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 24.02.2026 15:56
Haber Güncellenme Tarihi: 24.02.2026 16:01
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Ukrayna-Rusya Savaşı'na tanıklık eden emekli asker, geride kalan 4 yılı ve geleceği QHA'ya değerlendirdi

Mustafa KOÇYEGİT
QHA Ankara

Emekli Kurmay Albay, araştırmacı yazar ve şair Canfer Balçık, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın seyrine ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Savaşın başlangıcında Kıyiv'de bulunan Balçık, Ukrayna’nın direncinin temelinde halk-ordu bütünleşmesinin yattığını ifade etti. Modern savaş konseptinin insansız hava araçlarıyla (İHA) köklü biçimde değiştiğini vurgulayan Balçık, Kırım meselesinin ise olası bir barış anlaşmasında en kritik başlık olmaya devam edeceğini söyledi.

“YANILDIM VE İYİ Kİ YANILMIŞIM”

Savaşın patlak vermesinden hemen önce Ukrayna’ya giden ve işgal girişimine yerinde tanıklık eden Balçık, başlangıçta Rusya’nın stratejik üstünlüğü nedeniyle başkentin kısa sürede düşebileceğini öngördüğünü ancak Ukrayna halkının gösterdiği dirençle bu tahmininde yanıldığını ifade etti. Rusya’nın askeri kapasitesi ve Sovyet doktrininden gelen savaş stratejileri nedeniyle Kıyiv'in kısa sürede düşebileceğinin düşünüldüğünü kaydeden Balçık, “Yanıldım ve iyi ki yanılmışım” ifadelerini kullandı.

UKRAYNA, KIRIM'IN İŞGALİ SONRASINDA HAZIRLANMIŞ

Ukrayna halkının 2014’teki Kırım işgalinden itibaren olası geniş çaplı bir saldırıya karşı bilinçlendirilmiş ve örgütlenmiş olmasının savaşın uzamasındaki temel unsur olduğunu kaydeden Balçık, bu süreçte liderliğin ve toplumsal direncin belirleyici rol oynadığını vurguladı. Ayrıca Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın ülkeyi terk etmeyerek direnişin sembolüne dönüştüğünün altını çizdi.

Ukrayna’nın Rus stratejisini Kırım işgalinden bu yana doğru analiz ettiğini belirten Balçık, direnişin başarısını halkın örgütlenmesine bağladı. Meskûn mahal savaşlarında düzenli orduların ötesinde "halk destekli savaşın" önemine dikkat çeken Balçık, tanık olduğu bir sahneyi şöyle aktardı:

Çok yaşlı bir hanımefendi lazerle Rus tankını işaretliyor, mevzisinden çıkan yine yaşlı bir Ukraynalı roketle o tankı vuruyordu. İşte bu inanç, Rusları geri çekilmek zorunda bıraktı. Tıpkı bizim İstiklal Harbi’mizde olduğu gibi, Ukrayna’da da bir 'ordu-millet' kavramı hayat buldu.

“SİHA'LAR SAVAŞ KONSEPTİNİ DEĞİŞTİRDİ”

Modern savaşın en dikkat çekici boyutunun İHA'lar olduğunu söyleyen Balçık, bu alandaki dönüşümün ilk örneklerinin Karabağ’da görüldüğünü ifade etti.

Türkiye’nin geliştirdiği İHA ve SİHA’ların savaş doktrininde önemli bir kırılma yarattığını belirten Balçık, düşük maliyetli sistemlerle yüksek maliyetli hedeflerin etkisiz hale getirilebildiğine dikkat çekti.

Ukrayna Savaşı'nda da SİHA'ların belirleyici rol oynadığını vurgulayan Balçık, Rus hava ve deniz unsurlarının bu nedenle ciddi kayıplar verdiğini, Karadeniz’deki Rus donanmasının hareket alanının önemli ölçüde daraldığını dile getirdi.

Balçık, “Artık yüz milyonlarca dolarlık platformlar, çok daha düşük maliyetli sistemlerle devre dışı bırakılabiliyor. Bu, geleceğin savaş konseptini kökten etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

KIRIM MASANIN EN KRİTİK BAŞLIĞI

Olası bir ateşkes veya barış sürecinde en zor başlığın Kırım ollacağını belirten Balçık, 2014’te Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ın statüsünün Rusya tarafından tartışma dışı tutulduğunu ve Ukrayna’nın ise bu konuyu zamana yayarak çözme stratejisi izleyebileceğini ifade etti. Bu noktada Türkiye’nin Lozan sonrası Boğazlar meselesini hatırlatan Balçık, Mustafa Kemal Atatürk döneminde 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin lehine sonuç elde edildiğini anımsattı.

Balçık, “Kırım konusunda kesin ve bağlayıcı bir barış anlaşması yerine, açık kapı bırakılan bir formül daha gerçekçi olabilir” dedi.

“ATEŞKES MÜMKÜN, ANCAK TESLİMİYET OLMAMALI”

Balçık, savaşın insani ve ekonomik maliyetinin sürdürülebilirliğinin zorlaştığını, bu nedenle bir ateşkes anlaşmasının mümkün olduğunu söyledi. Ancak olası barış anlaşmasının, Ukrayna’yı kalıcı tavizlere zorlayacak hükümler içermemesi gerektiğini belirtti. Toprak tavizi, asker sayısının sınırlandırılması veya tarafsızlık dayatmalarını “teslimiyet maddeleri” olarak nitelendiren Balçık, Ukrayna’nın uzun vadeli bağımsızlık idealinden vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Kırım’ın Rusya açısından tarihsel ve stratejik önemine dikkat çeken Balçık, yarımadanın Karadeniz ve Azak Denizi’ne erişim bakımından kritik konumda olduğunu ifade etti.

Rusya’nın tarihsel olarak sıcak denizlere inme stratejisinden vazgeçmediğini savunan Balçık, bu nedenle Kırım’dan geri adım atmasının kısa vadede olası görünmediğini dile getirdi.

KIRIM: TÜRKİYE VE UKRAYNA ARASINDA BİR KÖPRÜ

Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne verdiği desteğin stratejik bir tercih değil, ilkesel bir duruş olduğunu vurgulayan Canfer Balçık, Kırım Tatarlarını öz soydaşları olarak gördüklerini belirtti. Türkiye’nin bölgede herhangi bir toprak iddiası olmadığının altını çizen Balçık, Rusya ile olan doğalgaz ve nükleer santral gibi devasa ekonomik iş birliklerine rağmen Türkiye’nin her zeminde Kırım dahil Ukrayna’nın birliğini savunduğunu ifade etti.

“SAVAŞIN YÜKÜNÜ KADINLAR VE ÇOCUKLAR TAŞIYOR”

Balçık, savaşın en ağır bedelini sivillerin ödediğini belirtti. Özellikle kadınların hem cephedeki yakınlarını beklediklerini hem de aileyi ayakta tutmaya çalıştıklarını ifade eden Balçık, çocukların ve gençlerin geleceğinin savaşın en kritik boyutu olduğunu söyledi.

Ukrayna’nın uzun vadede yeniden toparlanabilmesinin, genç kuşaklara milli bilinç ve tarihsel hafıza kazandırılmasıyla mümkün olabileceğini belirten Balçık, savaşın yalnızca askeri değil, sosyolojik ve kültürel bir mücadele olduğuna dikkat çekti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.