SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Msb

QHA - Kırım Haber Ajansı - Msb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Msb haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye'nin yeni askerî gücü: Ay Yıldız Karargâhı dünyaya örnek olacak Haber

Türkiye'nin yeni askerî gücü: Ay Yıldız Karargâhı dünyaya örnek olacak

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesini tek çatı altında bir araya getirecek Ay Yıldız Müşterek Karargâh Projesinin, en gelişmiş teknolojiler ve üst düzey güvenlik sistemleriyle donatılarak dünyanın örnek askerî karargâhlarından biri olacağını bildirdi. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Ay Yıldız Müşterek Karargâhı'nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında proje hakkında açıklamalarda bulundu. Aktürk, proje kapsamında MSB, Genelkurmay Başkanlığı ile Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarının aynı yerleşkede toplanacağını belirterek, bu sayede müşterek harekât anlayışının daha da güçlendirileceğini ifade etti. Karargâhın en gelişmiş teknolojilerle donatıldığını kaydeden Aktürk, Çelik Kubbe anlayışıyla desteklenen güvenlik tedbirleri sayesinde tesisin dünyanın örnek askerî karargâhlarından biri olacağını vurguladı. Ayrıca projenin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta ve koordinasyon kabiliyetini artırarak savunma alanındaki etkinliğine önemli katkı sağlayacağını söyledi. Aktürk, "Ay yıldızlı al bayrağımızdan ilham alınarak tasarlanan bu yerleşke; özgün mimarisi, akıllı bina konsepti çevre dostu yapısı ve ileri teknoloji altyapısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimizin bugün ve gelecekteki ihtiyaçlarını en üst düzeyde karşılayacak şekilde inşa edilmektedir. Siber güvenlikten balistik korumaya, KBRN tehditlerine karşı alınan tedbirlerden ileri mühendislik çözümlerine kadar en gelişmiş teknolojilerle donatılan proje, Çelik Kubbe anlayışıyla desteklenen güvenlik tedbirleri sayesinde dünyanın örnek askerî karargâhlarından biri olacaktır. Böylece Ay Yıldız Karargâhı; Bakanlığımızın kurumsal bütünleşmesini güçlendiren, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin müşterek harekât kabiliyetini ileri seviyeye taşıyan ve Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda savunma alanındaki vizyonumuzu somutlaştıran stratejik bir merkez niteliği kazanacaktır." dedi. NATO ZİRVESİ KAPSAMINDA AY YILDIZ KARARGÂHI'NDA RESEPSİYON DÜZENLENECEK Aktürk, Ay Yıldız Müşterek Karargâhı'nın dünyanın sayılı büyüklükteki askerî karargâhlarından biri olduğunu belirterek, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında konuk savunma bakanları ile NATO'nun üst düzey temsilcileri onuruna karargahta resepsiyon düzenleneceğini açıkladı. Aktürk, NATO Zirvesi'nin İttifakın kolektif savunmaya olan bağlılığını teyit edecek, değişen güvenlik ortamına uyumunu ve ortak caydırıcılık anlayışını güçlendirecek önemli bir platform olduğunu belirterek, zirvenin Türkiye'nin uluslararası güvenlik mimarisindeki konumunu ve NATO içindeki stratejik rolünü bir kez daha ortaya koyacağını ifade etti. Zirvenin, NATO'nun geleceğine ilişkin ortak yaklaşımın şekillendirileceği önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirildiğini kaydeden Aktürk, zirve kapsamında düzenlenecek "Savunma Sanayii Forumu"nun ise savunma yatırımlarının artırılmasına, transatlantik savunma sanayi iş birliğinin geliştirilmesine ve İttifakın savunma ile caydırıcılık kapasitesinin güçlendirilmesine katkı sağlamasının beklendiğini söyledi.

MSB: Türkiye, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda diplomasi ve diyaloğu desteklemeyi sürdürecek Haber

MSB: Türkiye, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda diplomasi ve diyaloğu desteklemeyi sürdürecek

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Brüksel'de gerçekleştirilen NATO Savunma Bakanları Toplantısı ve Ukrayna Savunma Temas Grubu Toplantısı kapsamında Türk basın mensuplarıyla bir araya gelerek Türkiye'nin güvenlik politikaları, Ukrayna-Rusya Savaşı ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE KARADENİZ'İN GÜVENLİĞİ Bakan Güler, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olmadığını, Avrupa'nın güvenlik mimarisi, enerji güvenliği, küresel ticaret yolları ve NATO'nun güvenlik gündemi üzerinde doğrudan etkilerinin bulunduğunu belirtti. Türkiye'nin savaşın başlangıcından bu yana dengeli, ilkeli ve yapıcı bir politika izlediğini vurgulayan Güler, Ankara'nın Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne destek verirken diplomasi kanallarının açık tutulmasına da katkı sunduğunu ifade etti. Karadeniz'in istikrarının, Avrupa-Atlantik güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydeden Güler, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni kararlılıkla uygulayarak bölgesel istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğünü söyledi. Türkiye'nin Karadeniz'e kıyıdaş ülkeler arasındaki iş birliğini desteklediğini belirten Güler, ülkenin hem Rusya hem de Ukrayna ile diyalog kurabilen az sayıdaki ülkeden biri olduğunu hatırlattı. Tahıl Koridoru Girişimi, esir değişimleri ve taraflar arasındaki temaslarda Türkiye'nin üstlendiği rolün bu yaklaşımın somut örnekleri olduğunu ifade eden Güler, Türkiye'nin diplomasi ve diyalog çabalarına katkı sunmaya devam edeceğini vurguladı. NATO TOPLANTILARINDA TÜRKİYE'NİN MESAJLARI Bakan Güler, Brüksel'de düzenlenen Ukrayna Savunma Temas Grubu ve NATO Savunma Bakanları Toplantılarında NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşu, Ukrayna'ya destek ve güncel güvenlik meselelerinin ele alındığını belirtti. Türkiye'nin NATO'ya en fazla kuvvet katkısı sağlayan ilk beş ülke arasında yer aldığını hatırlatan Güler, İttifak'ın savunma ve caydırıcılığına verilen desteğin sürdüğünü söyledi. Ayrıca Türkiye'nin NATO'nun yüzde 5 savunma harcaması hedefi doğrultusunda kararlı şekilde ilerlediğini ifade etti. Toplantılarda Türkiye'nin Ukrayna'ya ikili düzeyde ve NATO çerçevesinde verdiği desteklerin yanı sıra barışa yönelik diplomatik girişimlere katkılarının da dile getirildiğini belirten Güler, Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi hazırlıkları ve beklentilerinin de müttefiklerle paylaşıldığını kaydetti.

MSB'den Fransa-GKRY anlaşmasına sert tepki: KKTC'nin hak ve menfaatlerini korumaya devam edeceğiz Haber

MSB'den Fransa-GKRY anlaşmasına sert tepki: KKTC'nin hak ve menfaatlerini korumaya devam edeceğiz

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan kuvvetlerin statüsü anlaşmasına sert tepki göstererek, Türkiye'nin garantör ülke sıfatıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) hak ve menfaatlerini korumayı sürdüreceğini vurguladı. Bakanlık ayrıca, Yunan basınında yer alan Türk savaş uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. MSB'nin haftalık basın bilgilendirme toplantısında yapılan açıklamada, Doğu Akdeniz'de istikrarı bozabilecek ve gerginliği artırabilecek gelişmelerin yakından takip edildiği belirtildi. "1960 KIBRIS ANTLAŞMALARINA VE ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI" Açıklamada, Kıbrıs'ta garantörlük sıfatı bulunmayan Fransa ile GKRY arasında imzalanan anlaşmanın, Ada'daki hassas dengeleri tek taraflı olarak değiştirmeyi amaçladığı ifade edilerek, "Kıbrıs Türklerinin iradesini ve egemen eşit haklarını yok sayan söz konusu anlaşma, 1960 Kıbrıs Antlaşmalarına ve uluslararası hukuka aykırıdır." ifadelerine yer verildi. MSB, söz konusu girişimin hiçbir meşruiyet taşımadığını belirterek, sonuçları yeterince hesaplanmadan atılan bu tür adımların Ada'nın güneyi açısından tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. "TÜRKİYE'YE KARŞI BAŞARI ŞANSI YOK" Bakanlık açıklamasında, bölgedeki hassas dengeleri göz ardı eden ve Türkiye ile KKTC'nin hak ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir askerî ittifakın başarı şansının bulunmadığı vurgulandı. Türkiye'nin garantör ülke olarak geçmişte olduğu gibi bugün de KKTC'nin güvenliğini sağlamaya ve haklarını korumaya devam edeceğinin altı çizilen açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı en sert cevabı verme güç ve kararlığındadır." ifadeleri kullanıldı. YUNAN BASININDAKİ "TACİZ" İDDİALARINA YALANLAMA MSB, bazı basın yayın organlarında ve sosyal medya platformlarında yer alan, "Türk uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği" yönündeki iddiaların organize ve bilinçli bir provokasyon olduğunu belirterek söz konusu haberleri yalanladı. Açıklamada, Yunanistan ve GKRY'nin zaman zaman KKTC hava sahasını ihlal eden ve bölgedeki hassas dengeleri gözetmeyen faaliyetlerde bulunduğu ifade edildi. "DÖRT HAVA ARACI KKTC HAVA SAHASINI İHLAL ETTİ" MSB'nin verdiği bilgilere göre, 7 Haziran 2026 tarihinde Yunanistan-GKRY rotasında uçuş gerçekleştiren altı hava trafiğinden dördü KKTC hava sahasını ihlal etti. Bunun üzerine KKTC'de Alarm Reaksiyon nöbetinde bulunan iki F-16 savaş uçağının tedbir amacıyla derhal havalandırıldığı belirtilen açıklamada, Türk uçaklarının yalnızca KKTC hava sahasında görev yaptığı ve GKRY hava sahasını ihlal etmediği kaydedildi. Bakanlık, söz konusu hava araçlarına herhangi bir tacizde bulunulmadığını vurgulayarak, bölgede gerginliği artırmaya ve mağduriyet algısı oluşturmaya yönelik provokatif girişimlerin kabul edilemez olduğunu ifade etti. MSB, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatlerini koruma konusundaki kararlılığını sürdüreceğini ve KKTC'nin güvenliğine yönelik tehditlere karşı gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceğini yineledi.

MSB’den net mesaj: Montrö çizgisi korunuyor! Haber

MSB’den net mesaj: Montrö çizgisi korunuyor!

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türkiye’nin Karadeniz güvenlik politikası ve NATO faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Aktürk, son dönemde bazı basın yayın organları ile sosyal medya mecralarında Türkiye’nin NATO’ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz’de yürütülen faaliyetlere ilişkin eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığını ve bazı kavramların karıştırıldığını belirtti. Bakanlık olarak kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesine önem verildiğini vurgulayan Aktürk, savunma ve güvenlik alanındaki çalışmaların ilgili kurumlarla koordineli şekilde yürütüldüğünü, süreçlerin tamamlanmasının ardından bilgilerin millî güvenliği zafiyete uğratmayacak şekilde şeffaf biçimde paylaşıldığını ifade etti. “MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ’NDEN TAVİZ YOKTUR” Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik temel stratejisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aktürk, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden taviz verilmesinin söz konusu olmadığını vurguladı. Aktürk, Türkiye’nin güvenlik anlayışının, sözleşmenin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına dayandığını belirtti. Aktürk, bu yaklaşım doğrultusunda Karadeniz’de güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanmasının esas alındığını ifade ederek, Türkiye’nin bu sayede bölgenin geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmesini engellediğini kaydetti. Ukrayna-Rusya Savaşı sürecinde Montrö hükümlerinin kararlılıkla uygulandığını dile getiren Aktürk, bu sayede çatışmanın deniz boyutuna yayılmasının önüne geçildiğini belirtti. Aktürk, “Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz'de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz'in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir.” ifadelerini kullandı. “UKRAYNA GÖNÜLLÜLER KOALİSYONU NATO’DAN BAĞIMSIZ ÇOK ULUSLU BİR GİRİŞİM” Aktürk, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın olası bir anlaşmayla sona ermesi durumunda uygulanacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların sürdüğünü açıkladı. Bu kapsamda oluşturulan “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu”nun NATO ile bağlantılı olmayan çok uluslu bir girişim olduğunu vurguladı. Açıklamada, hâlihazırda 33 ülkenin koalisyona katılma isteğini beyan ettiği belirtilirken, girişim çerçevesinde kurulacak Çok Uluslu Ukrayna Kuvveti’nin (MNF-U), Fransa’da oluşturulan operatif karargâh üzerinden yönetilmesinin planlandığı ifade edildi. DENİZ UNSUR KOMUTANLIĞI GÖREVİ TÜRKİYE’DE Koalisyon kapsamında oluşturulan kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı görevinin Türkiye tarafından üstlenileceği bildirilen açıklamada, bu görevin güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile sağlanan dengenin korunması amacıyla yürütüleceği kaydedildi. 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeye devam etmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin hukuki çerçevesinin esas alınması konusunda mutabakata varıldığı belirtildi. Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı’nın 25 Ağustos 2025 itibarıyla tamamen Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile kurulduğu ifade edilirken, komutanlığa 14 ülkenin katkı beyanında bulunduğu bildirildi. Ancak deniz platformlarına yönelik katkının yalnızca Karadeniz’e kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacağı vurgulandı. MCM BLACK SEA Ukrayna-Rusya Savaşı esnasında Karadeniz'de sürüklenen mayın tehlikesine karşı kurulan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu'nun (MCM Black Sea) görevlerine ilişkin bilgilerin de yer aldığı açıklamada, şunlar kaydedildi: Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulmuş, NATO kuvvet yapısı dışında kalan bir girişimdir. Söz konusu görev kuvveti, 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanan mutabakatla kurulmuş ve 1 Temmuz 2024'te ilk aktivasyonu ilan edilmiştir. Temel görevi, Karadeniz'de mayın arama faaliyetleri icra etmek ve kritik sualtı altyapılarının güvenliğine katkı sağlamak olan bu yapı, katılımcı ülkelerin milli mayın arama gemileriyle faaliyet göstermekte, komuta ve karargâh görevi 6 aylık rotasyonlarla üç ülke arasında dönüşümlü olarak yürütülmektedir. Hâlihazırda görev kuvveti, ülkemiz tarafından komuta edilen 9'uncu aktivasyon periyodunu icra etmektedir.

MSB: Yunanistan’ın adaların statüsünü ihlal eden girişimleri ilişkileri zedeliyor Haber

MSB: Yunanistan’ın adaların statüsünü ihlal eden girişimleri ilişkileri zedeliyor

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Yunanistan’ın uluslararası anlaşmalara aykırı şekilde adaların statüsünü ihlal eden girişimlerinin hem hukuka aykırılık oluşturduğunu hem de Türkiye ile olan komşuluk ve müttefiklik ilişkilerine zarar verdiğini bildirdi. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İRAN’DAN ATEŞLENEN BALİSTİK MÜHİMMAT İMHA EDİLDİ ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalara da değinen Aktürk, 9 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına yönelen bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirildiğini söyledi. Aktürk, söz konusu olayda mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’da boş araziye düştüğünü belirterek herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını ifade etti. Bölgedeki gerilimin artması üzerine Türkiye’nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla ek tedbirler aldığını vurgulayan Aktürk şu ifadeleri kullandı: ABD ve İsrail'in, İran'a saldırılarıyla başlayan, İran'ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında, hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya'dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya'da konuşlandırılmaktadır. Ayrıca yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve İHA/drone tehdidi sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC'ye konuşlandırılmıştır." Tuğamiral Aktürk, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalar sonrasında Türk hava sahasının güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarla hava devriyesi icra edildiğine de dikkati çekerek, şöyle devam etti: Doğu Akdeniz'de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme yapılmakta, herhangi bir yığılma veya olağan dışı hareketliliğin bulunmadığı İran hudut hattımızda muhtemel risk ve tehditlere karşı gerekli tedbirler devletimizin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde alınmaktadır. Ülkemiz, yaşanan bölgesel gelişmeler karşısında hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve KKTC’nin güvenliğini sağlamak amacıyla millî imkân ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde, NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya ve bölgesel barış ve istikrarın korunmasına katkı sunmaya devam edecektir. Bu vesileyle masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkesin sağlanmasının önemini bir kez daha vurguluyoruz. MSB'de düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından, Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamalarda bulunuldu. Yunanistan'ın son dönemdeki faaliyetlerine ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Doğu Ege Adaları'nın Yunanistan’a 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması ile gayri askeri statüde bulundurulma şartıyla devredildiği hatırlatıldı. Limni ve Kerpe Adaları'nın gayri askeri statüde olması gereken adalar olduğu, gayri askerî statünün, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: Gayri askerî statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan'ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan'ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz." KKTC İÇİN ALINAN TEDBİRLER Bakanlık tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliği için alınan tedbirlere ilişkin soru üzerine yapılan açıklamada şu değerlendirmelerde bulunuldu: KKTC'nin güvenliği ile Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın muhafazası, Türkiye açısından stratejik önemdedir ve bu konudaki tutumumuz net ve değişmezdir. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve dron tehdidi sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurlarımız, caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin değil Ada'nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye, Kıbrıs'ta Garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz'e askeri unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldu bittiye izin vermeyecek, garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz." MALATYA'DA KONUŞLANDIRILAN PATRİOT SİSTEMİ ABD-İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalara ilişkin soru üzerine Bakanlık, İran'dan farklı zamanlarda ateşlenen iki balistik mühimmatın NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini hatırlattı. Yaşanan gelişmeler karşısında hava Türk sahasının ve vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla, milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, NATO müttefikleriyle yürütülen istişare mekanizmalarının da etkin şekilde devreye alındığı aktarıldı. Konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi: Bu kapsamda, NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya'ya konuşlandırılmaktadır. NATO, müttefik ülkelerin hava sahalarını ve topraklarını koruma iradesine sahip bir güvenlik ittifakıdır. Türkiye ise jeostratejik konumu, güçlü ordusu ve İttifakın güneydoğu kanadındaki kritik rolüyle bu yapının en önemli unsurlarından biridir. Atılan bu adımlar, hem Türkiye'nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır." S400'ÜN KULLANILMAMASI Türkiye'nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin, tehdit değerlendirmeleri ve operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda çok katmanlı bir yapı içinde yürütülmekte olduğu belirtilen açıklamada, en uygun savunma unsurunun, angajman kuralları ve mevcut operasyonel tablo dikkate alınarak belirlendiği ifade edildi. Türkiye'nin, NATO'nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçası olduğu bilgisi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi: Bu sistem, erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir." "İNCİRLİK BİR TÜRK ÜSSÜDÜR" Adana'da konuşlu İncirlik Üssü'ne ilişkin ise Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir'deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik'te konuşludur. 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA'larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile mülkiyeti Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir. Üs komutanı Türk tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.