SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Muğam

QHA - Kırım Haber Ajansı - Muğam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Muğam haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Azerbaycanlı tar sanatçısı İbrahim Babayev QHA’ya konuştu Haber

Azerbaycanlı tar sanatçısı İbrahim Babayev QHA’ya konuştu

Azerbaycan Türkü tar sanatçısı İbrahim Babayev, geleneksel müziğin köklü mirasını çağdaş ses dünyalarıyla buluşturan çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Çocukluk yıllarında Azerbaycan halk müziği ve özellikle muğamla tanışan Babayev, tarın sesinden etkilenerek başladığı müzik yolculuğunu bugün farklı türleri bir araya getiren projelerle sürdürüyor. Tarın doğal sesini koruyarak yeni müzikal ifade alanları oluşturmayı amaçlayan sanatçı, geleneksel müziği değiştirmek yerine onu günümüzün müzik diliyle yeniden yorumluyor. Babayev, bugüne kadar 20’den fazla ülkede konser vererek Azerbaycan müziğini farklı coğrafyalardaki dinleyicilerle buluşturdu. Sanatçı İbrahim Babayev, çocukluk yıllarında başlayan müzik tutkusundan dünya turnelerine, gençlere tavsiyelerinden eylül ayında dinleyiciyle buluşacak yeni albüm çalışmasına kadar merak edilenleri Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı. “TAR, TÜRK DÜNYASININ ORTAK KÜLTÜREL HAFIZASININ ÖNEMLİ BİR PARÇASI” Tarın yalnızca Azerbaycan’a ait bir çalgı olmadığını belirten Babayev, "Tar, yalnızca Azerbaycan’ın değil, tüm Türk dünyasının ortak kültürel hafızasının önemli bir parçasıdır." ifadelerini kullandı. Babayev, tarın yüzyıllardır duyguları, hikâyeleri ve gelenekleri taşıdığını belirterek, "Farklı coğrafyalarda farklı müzik gelenekleri olsa da bizi bir araya getiren ortak bir kültürel dili temsil ettiğine inanıyorum." dedi. Sanatçı, geleneksel tar ezgilerini çağdaş müzik anlayışlarıyla buluşturduğu çalışmalarının temel yaklaşımının elektronik müzikten çok çağdaş bir folk anlayışına dayandığını söyledi. “Tarın doğal sesini koruyarak onu yeni ses dünyalarıyla buluşturmayı seviyorum.” diyen Babayev, amacının geleneksel müziği değiştirmek değil, ona yeni ifade alanları kazandırmak olduğunu belirtti. Babayev, bu yaklaşım için öncelikle geleneğin derinlemesine anlaşılması gerektiğini, ardından geleneksel müziğin günümüzün müzikal diliyle yeniden yorumlanabileceğini ifade etti. 20’DEN FAZLA ÜLKEDE TARIN SESİNİ DUYURDU Bugüne kadar 20’den fazla ülkede konser verdiğini belirten Babayev, Türkiye, Özbekistan, Kazakistan, Almanya, Hollanda, İspanya, Küba, Suudi Arabistan, Arnavutluk, Ürdün ve Fas’ın da aralarında bulunduğu birçok ülkede sahne aldığını söyledi. Farklı kültürlerden dinleyicilerin, Azerbaycan müziğinin dilini bilmeseler bile tarın sesine ve müziğin duygusuna güçlü bir şekilde bağlanmasının kendisini etkilediğini belirten sanatçı, her ülkedeki dinleyicilerden aldığı geri dönüşlerin kendisi için değerli olduğunu dile getirdi. Geleneksel enstrümanların modern bir ses dünyası içinde sunulmasının gençlerin ilgisini artırabileceğini düşündüğünü söyleyen Babayev, "Böyle projeler, genç dinleyiciler için geleneksel müziğe açılan bir kapı oluyor. Eğer bu sayede bir kişi bile tarı veya muğamı daha yakından tanımaya başlıyorsa, bu benim için değeri pahabiçilemez." diye konuştu. GENÇ MÜZİSYENLERE “ÖNCE GELENEĞİ ÖĞRENİN” MESAJI Tar öğrenmek isteyen gençlere “tavsiye” vermekten çok deneyimlerini paylaşmayı tercih ettiğini belirten Babayev, genç müzisyenlerin öncelikle geleneksel müziği derinlemesine öğrenmesi gerektiğini ifade etti. “Sağlam bir temel olmadan yenilik üretmek kolay değildir.” diyen sanatçı, teknik becerinin müziğin temel unsurlarından biri olduğunu ancak merak, sürekli araştırma, sabırlı çalışma ve kişinin kendi müzikal kimliğini aramaktan vazgeçmemesinin de en az teknik beceri kadar önemli olduğunu vurguladı. YENİ ALBÜM ÇALIŞMASI SÜRÜYOR İbrahim Babayev, yeni albümü üzerinde çalıştığını ve albümü eylül ayında yayımlamayı planladıklarını açıkladı. Bir önceki albümü MughaMix’te Azerbaycan muğamını çağdaş seslerle buluşturduğunu belirten Babayev, yeni albümünde bu araştırmayı daha ileri taşımayı hedeflediğini söyledi. Sanatçı, yeni çalışmasında tarın ifade olanaklarını farklı müzik yaklaşımlarıyla keşfetmeye devam edeceğini ifade etti. “ORTAK KÜLTÜREL MİRASIMIZI GELECEĞİN DE PARÇASI HÂLİNE GETİRMELİYİZ” QHA aracılığıyla başta Kırım Tatarları olmak üzere Türk dünyasına da mesaj veren Babayev, ortak kültürel mirasın Türk dünyasının en büyük zenginliklerinden biri olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: Türk dünyasının en büyük zenginliklerinden biri ortak kültürel mirasımızdır. Bu mirası korumanın en güzel yolu, onu yalnızca geçmişin bir parçası olarak görmek değil, bugünün ve geleceğin yaşamının da bir parçası hâline getirmektir. Geleneklerimizi yaşatırken aynı zamanda onları yeni nesillerin anlayabileceği ve hissedebileceği biçimlerde sunmalıyız. Sanat, kültürler arasında köprü kuran en güçlü dillerden biridir ve bu köprüyü birlikte güçlendirmeye devam etmeliyiz.

Azerbaycan müziğinin kraliçesi Nuriye Hüseynova: SSCB döneminde dedemle gizlice Türk radyosu dinlerdik Haber

Azerbaycan müziğinin kraliçesi Nuriye Hüseynova: SSCB döneminde dedemle gizlice Türk radyosu dinlerdik

Azerbaycan halk ve klasik müziğini gururla temsil eden, kadife sesi ve vakur duruşuyla "Muğamın Kraliçesi" olarak anılan, Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Folklor Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren Dede Korkut Ansamblı Başkanı Nuriye Hüseynova, Kırım Haber Ajansının sorularını yanıtladı. Nahçıvan'ın Ordubad bölgesinden Bakü'nün dev sahnelerine, oradan da ABD'den Fransa'ya uzanan uluslararası konser deneyimlerine kadar uzanan başarı öyküsünü paylaşan Hüseynova, sanat yolculuğunu, Türk dünyasına bakışını ve geleneksel müziğin geleceğine dair düşüncelerini anlattı. Nahçıvan’ın Ordubad bölgesine bağlı Anakurt köyünde büyüyen sanatçı, annesinin Azerbaycan klasik eserleri söylediğini, dedesinin ise tar çaldığını anlatarak müziğin hayatındaki yerini şu sözlerle dile getirdi: Evimizde sürekli müzik vardı. Annem yemek yaparken bile Azerbaycan klasik eserlerini söylerdi. Müziğe olan sevgim ve muğama olan bağlılığım çocukluk yıllarımda başladı. Küçük yaşta katıldığı bir festivalde birincilik elde etmesinin ardından Bakü’ye geldiğini kaydeden Hüseynova, burada Azerbaycan’ın önemli sanat insanlarıyla tanışarak profesyonel sanat yolculuğuna adım attığını belirtti. “DEDEM GECELERİ TÜRKİYE’NİN SESİNİ DİNLERDİ” Çocukluk anılarında Türkiye’nin özel bir yere sahip olduğunu söyleyen Hüseynova, Sovyet döneminde dedesinin geceleri radyodan “Türkiye’nin Sesi” yayınlarını dinlediğini anlattı. Türk sanat müziği ve halk türkülerinin kendisini küçük yaşlarda etkilediğini ifade eden sanatçı, dedesinin Türk dünyasına duyduğu sevginin kendi kültürel bakışını da şekillendirdiğini dile getirerek şöyle konuştu: Özellikle dedemin çok büyük bir etkisi oldu. Çocukken ninem ve dedemle çok vakit geçirirdim. O dönem Sovyetler zamanındaydı. Dedemin eski bir radyosu vardı. Gece saat iki-üç olduğunda radyosunu açar, sürekli Türkiye’nin Sesini arardı. O kadar uğraşırdı ki dalgalar birbirine karışırdı ama o yine de Türkiye’nin sesini bulurdu. Türk sanat müziğini, Türk folklorunu ve türküleri dinlerdi. Ben de yanında oturur, onunla birlikte dinlerdim. Dedem bazen radyoya başını yaslayıp ağlardı. Ben küçükken ona “Dede, neden ağlıyorsun?” diye sorardım. O ise Türk dünyasına, Türk sanatına büyük bir sevgiyle bağlıydı. O yıllarda Türk sanat müziğine, Türk folkloruna ve Türk tarihine olan sevgim böyle başladı. Daha sonra aldığım eğitim bu sevgiyi profesyonel bir sanat yoluna dönüştürdü. Konservatuvar eğitiminin ardından hem eğitim hayatını hem sanat kariyerini birlikte sürdürdüğünü belirten Hüseynova, Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Karabağ Savaşı’nın başladığı dönemde kültürel alanda önemli boşluklar oluştuğunu söyledi. Bu süreçte muğam eğitimi vermeye başladığını aktaran sanatçı, daha sonra eski müzik enstrümanları ansamblında solist olarak görev aldığını belirtti. 2014 yılında Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Folklor Enstitüsü bünyesindeki folklor ansamblının başına getirildiğini kaydeden Hüseynova, bu topluluğun daha sonra “Dede Korkut" adını aldığını söyledi. Sanatçı, en önemli hedefinin Türk dünyasının ortak müzik mirasını koruyarak gelecek nesillere aktarmak olduğunu vurguladı. UNESCO VE TÜRKSOY SAHNESİNDE AZERBAYCAN MÜZİĞİ UNESCO ve TÜRKSOY kapsamında birçok ülkede konser verdiğini belirten Hüseynova, muğam sanatının artık dünya çapında tanındığını söyledi. ABD, Fransa, Almanya, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Tataristan’da sahne aldığını ifade eden sanatçı, muğamın evrensel bir dil olduğunu her konserde yeniden gördüğünü dile getirdi. “TÜRK HALKLARI BÜYÜK BİR AİLEDİR” Kırım Tatar müziğinin de Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Hüseynova, Azerbaycan, Kırım, Kerkük, Özbek, Kazak, Kırgız, Uygur ve Tatar müziklerinin ortak kültürel mirası oluşturduğunu söyleyerek, "Türk halkları aslında büyük bir ailedir: Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Uygurlar, Kırım Tatarları… Kültür insanları birleştirir ve biz bu bağı güçlendirmeliyiz." dedi. Bu kültürlerin birlikte sahnelenmesinin önemine dikkat çeken sanatçı, son yıllarda Azerbaycan’da Türk dünyasının ortak müzik mirasına yönelik önemli projelerin hayata geçirildiğini ifade etti. GENÇ SANATÇILARA MESAJ: “KÖKLERİNİZİ UNUTMAYIN” Genç sanatçılara tavsiyelerde bulunan Hüseynova, sanatın yalnızca teknik değil aynı zamanda karakter meselesi olduğunu söyledi. Kendi milletini, kültürünü ve bayrağını seven insanların evrensel değerlere de saygı duyacağını belirten sanatçı, gerçek sanatçının hem köklerine bağlı hem de dünyaya açık olması gerektiğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.