SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nato

QHA - Kırım Haber Ajansı - Nato haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nato haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kremlin kuklası Kadirov, NATO’ya saldırı çağrısı yaptı! Haber

Kremlin kuklası Kadirov, NATO’ya saldırı çağrısı yaptı!

Savaş suçlusu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in uşağı Çeçenistan'ın kukla lideri Ramazan Kadirov, 18 Temmuz gecesi sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, Rusya’nın topyekûn işgal saldırıları karşısında Ukrayna’ya güçlü destek veren NATO üyesi ülkelere saldırma çağrısı yaptı. Kadirov, paylaşımında kendilerinin “piyade” olduğunu “yüksek başkomutan” olarak nitelediği Putin’in “zorlu” emirlerini yerine getirmek üzere hazır olduklarını öne sürdü. KADİROV, YENİLGİ KARŞISINDA DELİYE DÖNDÜ “Siz sadece emiri verin, gerisini biz halledeceğiz!” diyen Kadirov, “Ukrayna’ya silah, istihbarat başta olmak üzere destek veren NATO’dan başlamak hiç fena olmaz!” ifadeleriyle tehditler savurdu. Kadirov, Rusya’nın olan biteni sabırla izlemeyeceğini, bunu “anlaşılır bir dille”, “NATO’cuların boğazlarına kazımanın zamanının geldiği” ifadelerine başvurdu. Kadirov, “Trotil kokusunu aldıklarında, Kalaşnikof’un ve T-90’ın gürültüsünü duyduklarını hepsi gerçeği anlayacak. Ateş açmanın zamanı geldi. İşte o kadar!” dedi. Rusya’nın Ukrayna’da sivilleri hedef almadığını ve insancıl bir savaş yürüttüğünü iddia eden Kadirov, “Savaş makinesinin frenlerini bıraktıklarında, düşmanların kemiklerini değirmende öğütür gibi öğütecekleri ve Batılı liderlerin özür dilemek için sıraya gireceklerini” söyleyerek katliamcı ruhunu açığa vurdu.

Rus hackerlardan NATO'ya siber casusluk: Güvenlik kameralarına sızdılar! Haber

Rus hackerlardan NATO'ya siber casusluk: Güvenlik kameralarına sızdılar!

Birleşik Krallık merkezli The Telegraph gazetesinin haberine göre, Hollanda Genel İstihbarat ve Güvenlik Servisi (AIVD) ile Hollanda Askerî İstihbarat ve Güvenlik Servisinin (MIVD) ortak soruşturması, Kremlin bağlantılı bilgisayar korsanlar gruplarının Avrupa'daki askerî nakliye güzergahlarında bulunan IP kameralarına sızdığını ortaya koydu. Haberde, söz konusu kameraların Ukrayna'ya sevk edilen silah ve askerî teçhizata ilişkin istihbarat toplamak amacıyla kullanıldığı belirtildi. Bunun yanında Hollandalı istihbarat kurumları, operasyonun başta Hollanda olmak üzere Avrupa'daki NATO üyesi ülkeleri ve Ukrayna'yı hedef aldığını bildirdi. Yetkililer, askerî sevkiyat güzergahlarında internet bağlantılı güvenlik kamerası bulunan kurum ve kuruluşların uyarıldığını, gerekli siber güvenlik önlemlerini almalarının istendiğini açıkladı. ZAYIF GÜVENLİK ÖNLEMLERİNDEN YARARLANDILAR AIVD ve MIVD, saldırganların özellikle internet üzerinden erişilebilen görüntülü kapı zilleri ve ev tipi güvenlik kameralarını hedef aldığını belirtti. Açıklamada, birçok cihazın varsayılan şifrelerle kullanılması ve güncel olmayan yazılımlarla çalıştırılması nedeniyle siber saldırılara karşı savunmasız olduğu ifade edildi. Ayrıca istihbarat birimleri, saldırganların açık ağ tarama servisleri aracılığıyla internete bağlı kameraları tespit ettikten sonra bu cihazlara uzaktan erişim sağlamaya çalıştığını, çoğu durumda yetersiz güvenlik önlemleri nedeniyle bunun kolaylıkla gerçekleştirilebildiğini kaydetti. KAMERALAR MODERN SAVAŞTA İSTİHBARAT ARACINA DÖNÜŞTÜ Haberde, son yıllarda internet bağlantılı güvenlik kameralarının düşük maliyetleri ve hızlı internet altyapısının yaygınlaşmasıyla birlikte sayılarının arttığına dikkat çekildi. Uzmanlar ise şehirlerde, konutlarda veya iş yerlerinde bulunan kameraların askerî ve stratejik hareketliliğin izlenmesinde kullanılabildiğini, bu yöntemin silahlı insansız hava araçları (SİHA) veya uydu görüntülerine kıyasla daha düşük maliyetli ve kolay uygulanabilir bir istihbarat yöntemi haline geldiğini belirtiyor.

Türk KFOR Birliği, Prizren'deki okula eğitim ekipmanı desteği sağladı Haber

Türk KFOR Birliği, Prizren'deki okula eğitim ekipmanı desteği sağladı

Kosova'da NATO'nun Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan Türk askerleri, sivil-asker iş birliği faaliyetleri kapsamında Prizren'deki bir okula eğitim ekipmanı desteğinde bulundu. Türk askerleri, Prizren'e bağlı Randobravë köyünde bulunan 22 Dëshmorët İlkokulu bahçesi için çeşitli eğitim materyalleri bağışladı. Gerçekleştirilen yardımın, KFOR'un yerel topluluklarla iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan sivil-asker iş birliği faaliyetleri kapsamında hayata geçirildiği bildirildi. KFOR tarafından yapılan açıklamada, söz konusu girişimin misyonun yerel kurumlar ve ortaklarla yakın iş birliği içinde çalışma konusundaki kararlılığını ortaya koyduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, KFOR'un Kosova'da yaşayan tüm topluluklara şeffaf, tarafsız ve kapsayıcı bir anlayışla destek vermeyi sürdürdüğü belirtilerek, özellikle çocukların eğitimi ve gelişimine katkı sağlayan projelere önem verildiği vurgulandı. GÜVENLİK VE İSTİKRAR MİSYONU SÜRÜYOR KFOR, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1999 yılında kabul ettiği 1244 sayılı karar doğrultusunda Kosova'daki görevini sürdürmeye devam ediyor. Misyonun temel görevinin, Kosova'da yaşayan tüm topluluklar için güvenli ve emniyetli bir ortam oluşturmak ile serbest dolaşımı güvence altına almak olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca KFOR'un, Kosova'nın güvenlik mimarisinde Kosova Polisi ve Avrupa Birliği Hukukun Üstünlüğü Misyonunun (EULEX) ardından üçüncü güvenlik aktörü olarak faaliyet gösterdiği, bu kurumlarla yakın koordinasyon içerisinde çalışarak bölgedeki barış ve istikrara katkı sunduğu ifade edildi.

İngiliz basınından Türkiye'nin küresel savunma ve diplomasi ligindeki yükselişine tam not! Haber

İngiliz basınından Türkiye'nin küresel savunma ve diplomasi ligindeki yükselişine tam not!

Avrupa kıtasının güvenlik mimarisi köklü bir değişimden geçerken, Batı medyasında Türkiye’nin küresel ölçekte artan askerî ve diplomatik ağırlığına yönelik çarpıcı analizler öne çıkıyor. Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden The Telegraph, yayımladığı geniş soluklu analizde Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisi, diplomatik girişimleri ve jeostratejik konumuyla Avrupa güvenliğinin vazgeçilmez aktörlerinden biri hâline geldiğini vurguladı. Gazetede yayımlanan kapsamlı analizde, Ankara'nın yalnızca NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip bir ülke olmadığı, aynı zamanda Avrupa'nın yeniden silahlanma sürecinde ve küresel krizlerin yönetiminde kilit rol üstlendiği vurgulandı. Analizde, Türkiye'nin yükselişinin ani değil, uzun yıllara yayılan istikrarlı bir dönüşümün sonucu olduğu belirtilirken, Ukrayna-Rusya Savaşı, Suriye'deki gelişmeler ve Orta Doğu'daki krizlerin Ankara'nın uluslararası etkisini daha görünür hâle getirdiği ifade edildi. UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI'NDAKİ DİPLOMATİK ROLÜ The Telegraph'a göre Türkiye'nin küresel etkisinin ilk önemli göstergelerinden biri, Ukrayna'ya tedarik edilen Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçları (SİHA) oldu. Bu sistemlerin savaşın ilk dönemlerinde Rus zırhlı birliklerine karşı önemli başarılar elde ettiği hatırlatılan analizde, Ankara'nın aynı zamanda savaşın başlangıcında Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleştirilen barış görüşmelerine ev sahipliği yaptığına dikkat çekildi. Gazete, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Türkiye'nin Şam'daki yeni yönetim ile uluslararası toplum arasında diplomatik köprü görevi üstlendiğini belirtti. Analizde ayrıca bu yılın başlarında Ankara'nın kamuoyuna yansımayan önemli bir diplomatik girişime imza attığı öne sürüldü. Habere göre Türkiye, İsrail'in Irak'taki İran karşıtı grupları kullanarak İran'a yönelik planladığı olası kara operasyonunun hayata geçirilmesini diplomatik girişimlerle engelleyerek bölgede daha büyük bir çatışmanın önüne geçilmesine katkı sağladı. NATO'NUN İKİNCİ BÜYÜK ORDUSU, AVRUPA'NIN YENİ SAVUNMA MERKEZİ Gazete, Türkiye'nin bugün NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğunu ve son on yılda savunma sanayisine yaptığı yatırımlar sayesinde askerî ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 80'ini yerli imkânlarla karşılayabilir hâle geldiğini aktardı. Analizde, Türkiye'nin savunma ihracatının geçen yıl 10 milyar doları aşarak rekor seviyeye ulaştığı, bu rakamın gelecek yıllarda daha da artmasının beklendiği kaydedildi. Türkiye'nin yalnızca kendi güvenliğini sağlamadığı, aynı zamanda Avrupa'nın savunma kapasitesine doğrudan katkı sunduğu belirtilen haberde, birçok ülkeye gerçekleştirilen savunma ihracatına dikkat çekildi. TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ AVRUPA'DA BÜYÜYOR The Telegraph, Baykar'ın geliştirdiği Bayraktar TB2'nin Türkiye'nin savunma sanayisindeki dönüşümün sembolü hâline geldiğini yazdı. Haberde, Baykar'ın geçen yıl 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiği belirtilirken, TB2 SİHA'larının Ukrayna, Polonya, Romanya ve Hırvatistan tarafından envantere alındığı ifade edildi. Gazete ayrıca Türkiye'nin; Polonya'ya elektronik harp ve radar sistemleri, Portekiz için deniz lojistik gemileri, İspanya'ya gelişmiş jet eğitim uçakları, Irak'a hava savunma sistemleri, Endonezya'ya savaş uçakları ihraç ettiğini aktardı. Bunun yanında Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün (SIPRI) verilerine göre Polonya, Estonya, Macaristan, Arnavutluk, Kosova ve Bosna Hersek'in de Türkiye'den savunma sistemleri satın aldığına dikkat çekildi. Analize göre Avrupa'nın Rusya tehdidine karşı hızla yeniden silahlandığı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO üyelerini savunma harcamalarını artırmaya zorladığı mevcut süreç, Türk savunma sanayisi için yeni fırsatlar oluşturuyor. ROKETSAN VE ASELSAN NATO PROJELERİNDE The Telegraph, NATO'nun büyük ölçekli savunma projelerinde Türk şirketlerinin rolünün giderek arttığını da vurguladı. Haberde, Roketsan ve Aselsan'ın taarruz kabiliyetleri ile hava ve füze savunma sistemlerinin geliştirilmesini amaçlayan NATO projelerinde görev aldığı belirtilerek, Türkiye'nin artık yalnızca silah ihraç eden bir ülke değil, aynı zamanda Avrupa'nın ortak savunma mimarisinin üretici aktörlerinden biri haline geldiği değerlendirildi. TÜRKİYE-BİRLEŞİK KRALLIK ARASINDA YENİ SAVUNMA DÖNEMİ Analizde Türkiye ile Birleşik Krallık arasında istihbarat paylaşımını da kapsayan yeni savunma ve güvenlik anlaşmasına geniş yer verildi. Anlaşmanın iki ülke arasındaki iş birliğini kurumsallaştırmayı ve daha da güçlendirmeyi amaçladığı belirtilirken, Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan'ın NATO Zirvesi kapsamında yaptığı değerlendirmeler aktarıldı. Ayhan, Türkiye'nin artık yalnızca kendi sınırlarını koruyan bir ülke olmadığını belirterek, kriz bölgelerinde istikrar sağlayan küresel bir güvenlik aktörüne dönüştüğünü ifade etti. Türkiye ile Birleşik Krallık'ın Avrupa kıtasının iki ucunda bulunmasına rağmen ittifak açısından iki stratejik kalkan görevi gördüğünü söyleyen Ayhan'ın açıklamaları analizde öne çıkarıldı. ANKARA, KÜRESEL DİPLOMASİNİN MERKEZİNDE The Telegraph, Türkiye'nin yalnızca Avrupa güvenliği açısından değil, küresel diplomasi bakımından da benzersiz bir konuma ulaştığını yazdı. Analizde Ankara'nın; Rusya ile Ukrayna arasında, İsrail ile İran arasında, Batı ile Çin arasında, NATO ile NATO üyesi olmayan ülkeler arasında diplomatik temaslar kurabildiği ifade edildi. Gazete, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ABD Başkanı Donald Trump ile Ankara'da gerçekleştirdiği görüşmeyi de Türkiye'nin diplomatik ağırlığını gösteren örneklerden biri olarak değerlendirdi. NATO Zirvesi kulislerinde Türkiye'nin zaman zaman "Batı ile Batı arasında bile arabuluculuk yapabilen ülke" şeklinde tanımlandığı aktarıldı. TRUMP VE ERDOĞAN İLİŞKİSİ DİKKAT ÇEKTİ Analizde ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakın diyaloğa da yer verildi. Gazete, Trump'ın Türkiye'nin ev sahipliği yapmadığı bir NATO Zirvesi'ne katılmayabileceğini ifade ettiğini aktarırken, ABD Başkanı'nın Türkiye'nin yeniden F-35 savaş uçağı programına dâhil edilmesini değerlendirdiğini de yazdı. Haberde, Avrupa'nın güvenlik konusunda ABD'ye olan bağımlılığının azalmasıyla birlikte Türkiye'nin diplomatik etkisinin daha da arttığı değerlendirmesi yapıldı. JEOSTRATEJİK KONUM TÜRKİYE'Yİ VAZGEÇİLMEZ KILIYOR Analize göre Türkiye'nin yükselişinde savunma sanayisinin yanı sıra benzersiz coğrafi konumu da belirleyici rol oynuyor. Avrupa ile Asya arasında yer alan Türkiye'nin Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Kafkasya'nın kesişim noktasında bulunmasının NATO açısından stratejik avantaj sağladığı vurgulandı. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünün de Türkiye'yi Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez hâle getirdiği ifade edildi. AVRUPA İÇİN FIRSAT, BERABERİNDE YENİ TARTIŞMALAR The Telegraph, Türkiye'nin yükselen savunma rolünün bazı yeni tartışmaları da beraberinde getirdiğini yazdı. Haberde, Türkiye'nin millî muharip uçağı KAAN'da hâlen ABD motorlarına bağımlı olduğu belirtilirken, Avrupa'nın Türk savunma sanayisine yönelmesinin Vaşington'da (Washington) rahatsızlık oluşturabileceği değerlendirmesi yapıldı. Öte yandan İsrail'in de Türkiye'nin yeniden F-35 programına katılması ihtimaline sıcak bakmadığı belirtilirken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun bunun Orta Doğu'daki güç dengesini değiştireceği yönündeki değerlendirmelerine yer verildi. Gazete, bazı Avrupalı diplomatların ise İsrail'in gelecek dönemde Avrupa ülkelerinin Türkiye'den savunma ürünleri satın almasını engellemeye yönelik girişimlerde bulunabileceğini düşündüğünü aktardı. "AVRUPA'NIN TÜRKİYE İLE ÇALIŞMAKTAN BAŞKA SEÇENEĞİ YOK" Analiz, kısa vadede Avrupa'nın güvenliği açısından Türkiye ile yakın iş birliğinin kaçınılmaz olduğu değerlendirmesiyle sona erdi. The Telegraph, Ankara'nın askerî kapasitesi, savunma sanayisi, diplomatik etkisi ve jeostratejik konumu Avrupa için vazgeçilmez hâle geldiğini vurguladı. Ayrıca bu yeni güç dengesi uzun vadede bölgesel rekabetleri artırabilecek yeni tartışmaları da beraberinde getirebileceğini yazdı. Gazete, mevcut koşullarda ise Avrupa'nın Türkiye ile iş birliğini sürdürmekten başka gerçekçi bir seçeneğinin bulunmadığını değerlendirdi.

NATO’dan Baltık kararı: Savaş uçaklarına hava hedefleri düşürme izni verildi Haber

NATO’dan Baltık kararı: Savaş uçaklarına hava hedefleri düşürme izni verildi

Ankara'da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi'nde, Baltık hava sahasının güvenliğine yönelik çok kritik bir stratejik adım atıldı. İttifak üyeleri 2004 yılından bu yana yürütülen "Baltık Hava Devriyesi" (Baltic Air Policing) misyonunu, doğrudan askerî müdahale yetkilerini barındıran bir "Hava Savunma" (Air Defense) formatına dönüştürme kararı aldı. Yeni düzenleme kapsamında NATO savaş uçakları, Baltık ülkeleri üzerinde tehdit oluşturan SİHA ve diğer tüm hava unsurlarını doğrudan vurarak imha etme yetkisiyle donatıldı. LİTVANYA CUMHURBAŞKANI NAUSEDA: ARTIK BARIŞ DÖNEMİNDE DEĞİLİZ Zirvenin yapıldığı Ankara'da karara ilişkin açıklamalarda bulunan Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, mevcut devriye formatının tamamen barış dönemi şartlarına göre tasarlandığını ve günümüz gerçekleriyle uyuşmadığını vurguladı. Nauseda, aldığı tarihî kararın gerekçesini şu sözlerle özetledi: Hava devriyesi misyonu, savaş uçaklarının sadece küçük çaplı olaylara tepki verdiği, yabancı jetlere eşlik ettiği ve bir nevi caydırıcılık gösterdiği barış zamanları için tasarlanmıştı. Ancak bugün içinde bulunduğumuz durum kesinlikle barışçıl bir ortam değil. “HAVA TEHDİTLERİNE DAHA HIZLI TEPKİ VERİLECEK” Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna ise sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, güncellenen yeni misyon formatının NATO güçlerine hava tehditlerine karşı çok daha hızlı reaksiyon gösterme kabiliyeti ve operasyonel esneklik tanıyacağını belirterek kararı memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. BALTIK ÜLKELERİNİN HAVA SAHASINI NATO JETLERİ KORUYOR Kendi savaş uçağı filoları bulunmayan Litvanya, Letonya ve Estonya’nın hava sahası, NATO üyesi ülkelerin jetleri tarafından rotasyonlu olarak korunuyor. İttifak uçakları, Kaliningrad bölgesinden Finlandiya Körfezi'ne ve Rusya ana karası sınırlarına kadar uzanan geniş uluslararası sularda Rus askerî uçaklarının belirdiği her an önleme uçuşu gerçekleştiriyor. 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesinin ardından genişletilen bu misyon, bölgedeki iki ayrı askerî hava üssünde konuşlanan ve sürekli rotasyon hâlinde olan üç müttefik ülkeye ait bir düzineden fazla savaş uçağını barındırıyor.

NATO'nun 70 milyar avroluk Ukrayna desteği ne anlama geliyor? Prof. Dr. Sezai Özçelik QHA'ya değerlendirdi Haber

NATO'nun 70 milyar avroluk Ukrayna desteği ne anlama geliyor? Prof. Dr. Sezai Özçelik QHA'ya değerlendirdi

Ankara'nın ev sahipliğinde küresel dengeleri yeniden şekillendiren 36. NATO Liderler Zirvesi'nin ardından yayımlanan tarihi deklarasyon, uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından derinlemesine analiz edilmeye devam ediyor. Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Özçelik, zirvenin şifrelerini, perde arkasında konuşulan stratejileri ve alınan kararların sahaya etkilerini Kırım Haber Ajansına (QHA) yorumladı. 7 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen MSC ve SETA ortaklığındaki “Navigating the US-EU-Ukraine Triangle” ile DGAP'ın “Forged or Fragile?” başlıklı oturumlarına bizzat katılan Prof. Dr. Özçelik, İttifak içindeki güç dengesinin radikal biçimde değiştiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Özçelik, NATO müttefiklerinin 2026 yılı için Ukrayna'ya toplam 70 milyar avroluk askerî ekipman, yardım ve eğitim desteği taahhüdünde bulunmasının yalnızca mali bir destek olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek bunun Avrupa güvenlik mimarisinde yaşanan yapısal dönüşümün önemli göstergelerinden biri olduğunu söyledi. AVRUPA VE KANADA ARTIK DAHA FAZLA SORUMLULUK ÜSTLENİYOR Savaşın ilk döneminde ABD ile Avrupa'nın Ukrayna'ya desteğinin daha dengeli ilerlediğini ifade eden Özçelik, son dönemde Avrupa ülkeleri ile Kanada'nın güvenlik desteğinin ana finansörü hâline geldiğine dikkat çekti. NATO Ankara Zirvesi Bildirgesi'nde de Avrupa müttefikleri ve Kanada'nın Ukrayna'ya yönelik güvenlik yardımının büyük bölümünü finanse ettiğinin açık biçimde vurgulandığını belirten Özçelik, bu değişimin NATO'nun savunma anlayışındaki yeni dönemi yansıttığını dile getirdi. Ankara'da düzenlenen uluslararası güvenlik toplantılarında da benzer değerlendirmelerin öne çıktığını aktaran Özçelik, Ukrayna'nın artık yalnızca destek alan bir ülke değil, Avrupa'nın gelecekteki güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olarak görüldüğünü söyledi. Özçelik'e göre 70 milyar avroluk destek, yalnızca Ukrayna'nın savaş kapasitesini korumaya yönelik değil, aynı zamanda NATO'nun kendi güvenliğine yaptığı stratejik bir yatırım niteliği taşıyor. KARAR SAVAŞIN KISA SÜREDE BİTMEYECEĞİ BEKLENTİSİNİ GÖSTERİYOR Prof. Dr. Özçelik, alınan kararın savaşın kısa vadede sona ereceğine yönelik iyimser bir beklentiyi yansıtmadığını belirtti. Bunun "NATO savaşı uzatıyor" şeklinde yorumlanmasının doğru olmayacağını vurgulayan Özçelik, Batılı ülkelerde hâkim görüşün güçlü güvenlik garantileri olmadan sağlanacak bir ateşkesin kalıcı barış getirmeyeceği yönünde olduğunu ifade etti. Rusya'nın 2014 yılında Kırım'ı işgal etmesi ve ardından 2022'de geniş çaplı işgal girişiminde bulunmasının Ukrayna açısından önemli güvenlik kaygıları oluşturduğunu belirten Özçelik, bu nedenle tartışmanın savaşın ne zaman biteceğinden çok barışın hangi güvenlik temelleri üzerine kurulacağına odaklandığını söyledi. Savunma sanayisinin üretim kapasitesi, mühimmat tedariki, hava savunması, siber güvenlik ve insansız sistemlerin Avrupa açısından kritik öneme ulaştığını ifade eden Özçelik, NATO'nun Ankara Zirvesi'nde savunma üretimi ve teknolojik kapasiteyi artırmaya yönelik kararlarının da bu yaklaşımı desteklediğini kaydetti. UKRAYNA'NIN NATO ÜYELİĞİNE YER VERİLMEMESİ BİLİNÇLİ TERCİH Sonuç bildirgesinde Ukrayna'nın NATO üyeliğine doğrudan atıf yapılmamasını da değerlendiren Özçelik, bunun NATO içerisindeki oy birliği mekanizması nedeniyle bilinçli bir diplomatik tercih olduğunu söyledi. ABD ve Almanya başta olmak üzere bazı müttefiklerin üyelik konusunda temkinli yaklaştığını belirten Özçelik, buna karşın Ukrayna'nın fiilen NATO güvenlik ekosistemine entegre olmaya başladığını ifade etti. NATO bildirgesinde Ukrayna'nın transatlantik güvenliğe katkı sunduğunun açık şekilde yer almasının dikkat çekici olduğunu belirten Özçelik, Ukrayna'nın savaş sırasında geliştirdiği hava savunması, insansız hava araçları, elektronik harp ve siber güvenlik alanındaki tecrübelerinin NATO açısından önemli kazanımlar oluşturduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Sezai Özçelik şöyle devam etti: Benim NATO 3.0” çerçevesinde savunduğum nokta da budur. Ukrayna artık NATO’nun dışında duran pasif bir ortak değildir. Rus ordusuna karşı savaşmış, NATO ülkelerinin yıllarca teorik olarak hazırlandığı tehditle doğrudan yüzleşmiş, drone teknolojileri, hava savunması, elektronik harp, siber direnç ve cephe inovasyonu konusunda çok ciddi tecrübe üretmiş bir ülkedir. Zelenskıy’nin de vurguladığı gibi, Ukrayna’nın askerî kapasitesi NATO’nun kolektif güvenliğini güçlendirecek niteliktedir. Bu noktada “Türkiye mi, Ukrayna mı?” gibi bir karşıtlık yerine “Türkiye ve Ukrayna birlikte” yaklaşımının daha doğru olacağını vurgulayan uzman, "Türkiye NATO’nun Karadeniz, doğu ve güney kanatlarında vazgeçilmez bir ülkedir. Ukrayna ise Rus saldırganlığına karşı Avrupa’nın ileri savunma hattı haline gelmiştir. Türkiye ile Ukrayna’nın savunma sanayii, Karadeniz güvenliği, drone teknolojileri, deniz güvenliği ve bölgesel caydırıcılık alanlarında birlikte hareket etmesi NATO’nun tamamını güçlendirir." değerlendirmesinde bulundu. Dolayısıyla bildirgede üyelik ifadesinin olmaması Ukrayna’nın öneminin azaldığı anlamına gelmez. Aksine, Ukrayna’nın NATO güvenlik mimarisine fiilen yerleştiğini gösterir. Bu, hukuki üyelikten önce gelen stratejik entegrasyon aşamasıdır. "KARARLAR SAVAŞIN SONUCUNDAN ÇOK BARIŞIN NİTELİĞİNİ ETKİLEYECEK" Özçelik, Ankara Zirvesi'nde alınan kararların savaşın seyrini tek başına kısa sürede değiştirmeyeceğini ancak orta ve uzun vadede önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. 70 milyar avroluk destek, 2027 yılı için benzer yardım taahhüdü, savunma sanayisinin güçlendirilmesi ve hava savunma kapasitesinin artırılmasının Ukrayna'nın savunma kabiliyetini önemli ölçüde destekleyeceğini belirten Özçelik, özellikle Patriot hava savunma sistemlerinin sivillerin ve kritik altyapının korunması açısından hayati öneme sahip olduğunu ifade etti. Özçelik, son olarak şu değerlendirmede bulundu. En önemli nokta şudur: Bu kararlar savaşın sonundan çok barışın niteliğini belirleyecektir. Kırılgan bir ateşkes mi olacak, yoksa Rusya’nın yeniden saldırmasını engelleyecek gerçek bir güvenlik düzeni mi kurulacak? NATO’nun Ankara’da verdiği mesaj, ikinci seçeneğe daha yakın durmaktadır. Kalıcı barış, ancak güçlü Ukrayna ve caydırıcı Avrupa güvenlik mimarisiyle mümkündür.

Umerov: Ukrayna insansız teknolojilerde dünya lideri oldu, savaş deneyimimizi stratejik ortaklığa dönüştürüyoruz Haber

Umerov: Ukrayna insansız teknolojilerde dünya lideri oldu, savaş deneyimimizi stratejik ortaklığa dönüştürüyoruz

Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy liderliğindeki Ukrayna heyetinin Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi çerçevesinde yürüttüğü verimli çalışmalarının sonuçlarına dair kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. Umerov, zirvenin Ukrayna'nın savunma kapasitesini güçlendirme, savunma sanayisini geliştirme ve uluslararası ortaklıkları derinleştirme hedefleri açısından son derece verimli geçtiğini belirtti. 2023 İÇİN 70 MİLYAR AVROLUK SAVUNMA KAYNAĞI Zirvenin en somut kazanımlarından birinin müttefiklerin 2026 yılı için Ukrayna'ya 70 milyar avro değerinde savunma desteği sağlama taahhüdü olduğunu açıklayan Umerov, bu kaynağın Ukrayna ordusunun ihtiyaç duyduğu silah sistemlerinin temin edilmesinde, yerli savunma üretiminin ölçeklendirilmesinde ve millî savunma hattının tahkim edilmesinde kritik rol oynayacağını ifade etti. “DRONE DEAL” İNİSİYATİFİNDE KÜRESEL LİDERLİK Ukrayna'nın silahlı insansız hava aracı (SİHA) teknolojileri alanında kazandığı savaş tecrübesini stratejik bir ortaklığa dönüştürdüğünü belirten Umerov, “Zirve sırasında üç yeni Drone Deal (SİHA Anlaşması) da imzalandı. Bugün bu girişim dokuz ülkeyi bir araya getiriyor. Ukrayna insansız teknolojiler alanında dünya lideri oldu ve bu savaş deneyimini müttefiklerle uzun vadeli stratejik bir ortaklığa dönüştürüyoruz.” dedi. Umerov ayrıca, Kanada ve Norveç'ten gelen yeni yardım paketlerinin Ukrayna'nın hava savunma sistemlerini önemli ölçüde güçlendireceğini belirterek, “Ortaklarımıza güven ve kararlı destek için teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı. DİPLOMASİ TRAFİĞİ: TRUMP İLE KRİTİK GÖRÜŞME Umerov, Ankara'daki temaslar çerçevesinde ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirilen ikili görüşmenin önemine vurgu yaparak, hava savunma kapasitesini artırmaya yönelik kritik kararlar alındığını kaydetti. ABD'nin barış yolundaki desteğinin hayat kurtarıcı olduğunu belirten Umerov; Kanada Başbakanı Mark Carney, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in yanı sıra Estonya, Finlandiya, Danimarka, İtalya, Bulgaristan ve Güney Kore liderleriyle gerçekleştirilen bir dizi ikili görüşmenin Ukrayna'nın güvenlik mimarisini güçlendirdiğini ifade etti. Rüstem Umerov, tüm bu anlaşmaların ve diplomatik adımların Avrupa'nın güvenliğini pekiştirdiğini ve adil, kalıcı bir barışa yaklaştırdığını belirterek, Ukrayna'ya destek veren tüm müttefiklere teşekkürlerini iletti.

NATO Ankara Zirvesi Bildirgesi: Müttefiklerden Ukrayna'ya 70 milyar avroluk yeni destek taahhüdü Haber

NATO Ankara Zirvesi Bildirgesi: Müttefiklerden Ukrayna'ya 70 milyar avroluk yeni destek taahhüdü

NATO'nun Ankara'da düzenlenen Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nin sonuç bildirgesinde, Ukrayna'ya yönelik uzun vadeli desteğin sürdürüleceği vurgulanırken, müttefik ülkeler 2026 yılı için toplam 70 milyar avroluk askerî yardım, teçhizat ve eğitim desteği sağlama taahhüdünde bulundu. Bildirgede, Ukrayna'nın transatlantik güvenliğe önemli katkı sunduğu belirtilerek, NATO müttefiklerinin Ukrayna'nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına yönelik sarsılmaz desteklerini sürdürdükleri ifade edildi. Avrupalı müttefikler ile Kanada'nın, Ukrayna'ya sağlanan güvenlik yardımının büyük bölümünü artık ikili ve çok taraflı mekanizmalar aracılığıyla finanse ettiği belirtilen bildirgede, desteğin adil, öngörülebilir ve uzun vadede sürdürülebilir olması gerektiği vurgulandı. Müttefikler, 2026 yılı için Ukrayna'ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim amacıyla 70 milyar avro sağlamayı taahhüt ederken, 2027 yılında da en az aynı seviyede desteğin sürdürülmesine yönelik ulusal taahhütlerini yineledi. Ayrıca Avrupa Birliği'nin (AB) Ukraine Support Loan (Ukrayna Destek Kredisi) programı kapsamında Ukrayna'ya çok yıllı finansman sağlama kararı memnuniyetle karşılandı. "RUSYA, UZUN VADELİ TEHDİT OLUŞTURMAYA DEVAM EDİYOR" Bildirgede, Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik uzun vadeli tehdit oluşturmaya devam ettiği belirtilerek, NATO'nun caydırıcılık ve savunma kapasitesini güçlendirmeyi sürdüreceği ifade edildi. 50 MİLYON DOLARI AŞAN YENİ SAVUNMA ANLAŞMALARI Bu kapsamda, Avrupa'daki NATO müttefikleri ile Kanada'nın 2025 yılında temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar doların üzerinde artırdığı kaydedildi. Ankara Zirvesi'nde ise 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmalarının duyurulduğu, kolektif üretim kapasitesinin genişletilmesi ve savunma sanayisiyle iş birliği içinde inovasyonun hızlandırılması konusunda mutabakata varıldığı bildirildi. Sonuç bildirgesinde ayrıca NATO'nun, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, yapay zekâ, ileri teknolojiler ve istihbarat kabiliyetlerine yönelik yatırımlarını artıracağı belirtilirken, müttefikler arasındaki savunma ticaretindeki engellerin kaldırılması ve savunma sanayisinde iş birliğinin güçlendirilmesi hedefi de yinelendi. Bildiride şu ifadelere yer verildi: 1. Kuzey Atlantik İttifakı'nın Devlet ve Hükûmet Başkanları olarak, Washington Antlaşması'nın 5. maddesi kapsamındaki kolektif savunmaya ve transatlantik bağa olan sarsılmaz bağlılığımızı yeniden teyit etmek üzere Ankara'da bir araya geldik. Bir müttefike yönelik saldırı, tüm müttefiklere yapılmış bir saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve ortak gücümüz; özgür ve demokratik uluslardan oluşan İttifakımızın 1 milyar vatandaşının barış, güvenlik ve refahının temelini oluşturmaya devam etmektedir. Caydırıcılık ve savunma alanında 360 derecelik yaklaşımımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz. 2. Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik Rusya'nın oluşturduğu uzun vadeli tehdide ve süregelen terör tehdidine karşı koymak amacıyla müttefikler, Lahey Savunma Taahhüdü'nü hayata geçirmektedir. 2025 yılında Avrupa'daki NATO müttefikleri ile Kanada, temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar doların üzerinde artırmıştır. Bu yatırımlar, ihtiyaç duyduğumuz askerî kabiliyetleri kazandırırken aynı zamanda savunma sanayi altyapımızı ve dayanıklılığımızı da güçlendirmektedir. Bugün Ankara'da, 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmalarını duyuruyor; kolektif üretim kapasitesini genişletmeyi ve savunma sanayisiyle birlikte çalışarak inovasyonu hızlandırmayı taahhüt ediyoruz. Ayrıca, müttefikler arasındaki savunma ticaretindeki engelleri kaldırmaya ve NATO ortaklıklarından yararlanarak savunma sanayisinde üretim kapasitesi ile iş birliğini en üst düzeye çıkarmaya yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. 3. Geleceği inşa ediyoruz: Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa ve modernize edilmiş bir İttifak. Avrupalı müttefikler ve Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte çalışarak İttifak'ın savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmektedir. NATO'nun caydırıcılık ve savunma kapasitesi; uygun bir nükleer, konvansiyonel ve füze savunma kabiliyetleri dengesine dayanmakta, bunlar ise uzay ve siber yeteneklerle desteklenmektedir. Muharebe üstünlüğümüzü korumaya kararlıyız. Silahlı kuvvetlerimizi konuşlandırma, destekleme ve sürdürülebilirliğini sağlama kapasitemizi artırmaya; ayrıca derin hassas vuruş kabiliyetleri, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, ileri teknolojiler ve istihbarat yetenekleri dâhil tüm alanlardaki kabiliyet hedeflerimizi gerçekleştirmeye yatırım yapıyoruz. Bunun yanı sıra, birlikte çalışabilir (interoperable) transatlantik savaş bulutu (warfighting cloud) geliştiriyor ve gelişmiş yapay zekâ modellerini kullanıma alıyoruz. 4. Ukrayna, transatlantik güvenliğe katkı sağlamaktadır ve müttefikler, Ukrayna'nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına yönelik sarsılmaz destekleri konusunda birlik içindedir. Avrupalı müttefikler ve Kanada, Ukrayna'ya sağlanan güvenlik yardımının büyük bölümünü artık ikili ve çok taraflı mekanizmalar aracılığıyla finanse etmektedir. Müttefikler, bu desteğin adil, öngörülebilir ve uzun vadede sürdürülebilir olması gerektiğini vurgulamaktadır. 2026 yılı için müttefikler, Ukrayna'ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim amacıyla 70 milyar avro sağlamayı taahhüt etmekte ve 2027 yılında da en az aynı düzeyde desteğin sürdürülmesine yönelik egemen taahhütlerini teyit etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa Birliği'nin Ukrayna Destek Kredisi (Ukraine Support Loan) aracılığıyla Ukrayna'ya çok yıllı finansman sağlama kararını memnuniyetle karşılıyoruz. 5. İttifak, daha geniş güvenlik ortamını şekillendiren stratejik rekabet, yaygın istikrarsızlık, hibrit tehditler ve sürekli yaşanan krizlere karşı uyum sağlamayı ve gerekli tedbirleri almayı sürdürmektedir. Müttefikler, İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamakta ve İran'a Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine tam olarak saygı göstermesi çağrısında bulunmaktadır. 6. Türkiye'nin bizlere gösterdiği cömert misafirperverlik için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bir sonraki toplantımızda yeniden bir araya gelmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.

Sıbiha: Putin, Ukrayna ve müttefiklerinin tekliflerini kabul ederse çöküşten kaçınabilir Haber

Sıbiha: Putin, Ukrayna ve müttefiklerinin tekliflerini kabul ederse çöküşten kaçınabilir

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, NATO Zirvesi kapsamında yaptığı açıklamada, Ukrayna ve müttefikleri tarafından desteklenen önerilerin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e savaşı sona erdirme ve Rusya'nın sürüklendiği çöküşten kaçınma fırsatı sunduğunu söyledi. Sıbiha, NATO Zirvesi marjında gazetecilere yaptığı değerlendirmede, müttefiklerin savaş alanındaki duruma ilişkin analizlerinin ortak bir noktada birleştiğini belirtti. Ukrayna'nın cephe hattını istikrara kavuşturduğunu, başarılar elde ettiğini ve müzakere pozisyonunu güçlendiren asimetrik operasyonları etkili şekilde yürüttüğünü ifade eden Sıbiha, bunun NATO müttefikleri tarafından da kabul edildiğini söyledi. Savaşın Kremlin rejimi açısından planlandığı gibi gitmediğini vurgulayan Sıbiha, "Savaşın Putin için sadece planlandığı gibi gitmediği değil, aynı zamanda onu bir çöküşe sürüklediği giderek daha görünür hâle geliyor. Ukrayna'nın müttefiklerinin desteğiyle sunduğu öneriler, Putin için bu savaşı sona erdirme ve fiilen çöküşten kaçınma fırsatıdır." ifadelerini kullandı. UKRAYNA'NIN SAVUNMA SANAYİSİ 54 KAT BÜYÜDÜ Ayrıca Sıbiha, Ukrayna'nın savunma sanayisinin savaşın başlamasından bu yana 54 kat büyüdüğünün müttefik ülkeler tarafından değerlendirildiğini belirterek, Ukrayna'nın savunma üretimi ve uzun menzilli kabiliyetlerinin uluslararası ortaklar tarafından giderek daha fazla takdir edildiğini söyledi. Sıbiha, Ukrayna'nın savunma sanayisindeki büyümenin artık yalnızca Kıyiv tarafından değil, müttefikler tarafından da dile getirildiğini ifade etti. "Ukrayna'daki büyümeye ilişkin istatistikleri artık benim paylaşmama gerek kalmıyor. Bu değerlendirmeyi ortaklarımız yapıyor. Önemli müttefiklerimizden birinin bakanı, Ukrayna savunma sanayisinin savaşın başlangıcından bu yana 54 kat büyüdüğünü açıkladı." diyen Sıbiha, bu rakamın Ukrayna'nın savunma üretim kapasitesindeki dönüşümün uluslararası düzeyde kabul gördüğünü gösterdiğini belirtti. "UKRAYNA BENZERSİZ BİR TECRÜBE KAZANDI" Uluslararası ortakların, Ukrayna'nın kendi savunma sanayisini geliştirme ve uzun menzilli silah sistemleri üretme konusundaki başarısını giderek daha fazla kabul ettiğini söyleyen Sıbiha, ülkesinin savaş koşullarında edindiği tecrübenin eşsiz olduğunu vurguladı. Ukrayna'nın yeni teknolojileri çok kısa sürede üretime aktarabildiğini, sahada kullanabildiğini ve geliştirerek daha ileri seviyeye taşıyabildiğini belirten Sıbiha, müttefik ülkelerin de bu kapasiteyi takdir ettiğini ifade etti. Sıbiha, "Ukrayna benzersiz bir deneyim kazandı. Teknolojileri çok hızlı şekilde uygulayabiliyor, üretebiliyor ve kullanabiliyoruz. Ortaklarımızın bizimle paylaştığı teknolojileri de geliştirerek yenilikler ekleyebiliyoruz. Pek çok kez ortaklarımızın bu yeteneğimize hayranlık duyduklarını ifade ettiklerini duydum." dedi. HEDEF: DAHA FAZLA HAVA SAVUNMASI VE ORTAK ÜRETİM Sıbiha, Ukrayna'nın müttefikleriyle yalnızca yeni hava savunma sistemleri tedariki konusunda değil, aynı zamanda modern silahların ortak üretimi konusunda da yoğun temas yürüttüğünü söyledi. Özellikle balistik füzelere karşı savunma sistemlerinin üretimine yönelik lisansların alınmasının gündemde olduğunu belirten Sıbiha, bu çalışmaların yalnızca hava savunmasıyla sınırlı olmadığını ifade etti. Sıbiha, "Üretim lisansları gündemimizde yer alıyor. Elbette yeni anti-balistik sistemler ve ekipmanlar temin edilecek. Ancak mesele yalnızca bunlar değil. Farklı silah sistemlerinin üretim lisanslarını da almak istiyoruz. Tüm bu çalışmalar Ukrayna savunma sanayisini güçlendirmeye hizmet etmelidir." diye konuştu. ANTİ-BALİSTİK FÜZE KAPASİTESİ İÇİN TEMASLAR SÜRÜYOR Sıbiha, Ukrayna'nın en acil ihtiyaçlarından biri olan anti-balistik füze kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla hem bu sistemlere sahip ülkelerle hem de üçüncü ülkeler nezdinde girişimlerde bulunan müttefiklerle görüşmeler yürüttüklerini açıkladı. Aynı zamanda Ukrayna'nın kendi savunma sanayisinde anti-balistik kabiliyete sahip yerli hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi için çalışmaların da sürdüğünü belirten Sıbiha, ülkesinin uzun vadede dış desteğin yanı sıra kendi üretim kapasitesini de artırmayı hedeflediğini kaydetti. Sıbiha, daha önce NATO-Ukrayna Konseyi toplantısının ardından yaptığı açıklamada da savaşın geleceğini hava üstünlüğünün belirleyeceğini ifade etmiş, bu nedenle Ukrayna'nın hava savunması ile füze savunma kapasitesinin acilen güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.