SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Neşe Sarısoy Karatay

QHA - Kırım Haber Ajansı - Neşe Sarısoy Karatay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Neşe Sarısoy Karatay haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Festival Yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay: Kırım’ı sinemanın gücüyle anlattık Haber

Festival Yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay: Kırım’ı sinemanın gücüyle anlattık

Kırım Tatar Sineması’nın 100. yılı vesilesiyle düzenlenen ve yoğun ilgi gören 1. Uluslararası Kırım Film Festivali sona erdi. Organizasyonun ardından Kırım Haber Ajansına (QHA) özel açıklamalarda bulunan Festival Yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay; etkinliğin mutfağını, 100 yıllık tarihi filmlerin yankılarını ve Kırım Tatar sinemasının geleceğine dair hedeflerini paylaştı. "10 KİŞİ BİLE OLSAYDI İZLEYECEKTİK, SALONLAR DOLDU" Festivali planlarken samimi bir heyecanla yola çıktıklarını belirten Karatay, gördükleri ilgi karşısındaki mutluluğunu şu sözlerle dile getirdi: Festivalimiz çok beklediğimizin ötesinde bir ilgiyle karşılandı. Film günlerini hayal ederken 'Ekipçe 10 kişiyiz, kimse gelmezse oturur kendimiz izleriz' diyorduk. Ancak onlar değil yüzler geldi, salonumuz doldu ve çok güzel geri dönüşler aldık. Birçok uluslararası festivalde jüri veya danışman olarak bulunuyorum ve koltukların boş kaldığına çok sık şahit oluyorum. Burada ise koltuklar boş kalmadı ve çok ilgiyle izleyen insanlar vardı. Kırım Tatar kültürüne uzak olan insanlar bile gelip bu kültürü, tarihi ve sanatı yerinde öğrendi. 100 YILLIK YASAKLI FİLM "ALİM" İLK KEZ TÜRKİYE'DE SEYİRCİYLE BULUŞTU Karatay, festival kapsamındaki en önemli ilklerden birinin Stalin döneminde yasaklanan 1926 yapımı "Âlim" filminin Türkiye gösterimi olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi: Biz birçok ilke imza attık. 'Kırım Tatar Sineması'nın 100. Yılı' kavramını ilk kez ortaya çıkardık ve en iyi belgesel, en iyi sinema filmi, en iyi kültür mirası gibi ödüller takdim ettik. En çok ilgi gören eserlerden biri de 1926'da Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Başkanı Veli İbraimov'un desteğiyle çekilen ve Kırım Tatar halk kahramanı Âlim Aydamak'ı anlatan Âlim filmi oldu. Stalin döneminde yasaklanan bu tarihi eseri 100 yıl sonra Türkiye'de ilk kez seyirciyle buluşturduk. İnsanlar 100 sene önceki bir eseri ilgiyle izleyebildi ve Kırım bir halk kahramanı hakkında ve dönem hakkında, kıyafetleri, mekanları hakkında bilgi aldı. Bir sanat eseri ürettiğinizde 100 yıl sonra da yaşayabildiğini bir kez daha gördük. 7 ÜLKEDEN BAŞVURU: "KIRIM SADECE DANS VE MÜZİKTEN İBARET DEĞİL" Kırım kültürünün genellikle halk dansları ve müzikle anılmasına karşın sinema alanında da çok güçlü bir potansiyele sahip olduğunu hatırlatan Karatay, uluslararası katılımı şöyle özetledi: Genellikle Kırım etkinlikleri dans ve müzik odaklı olur. Ben mesleğim gereği görselliğe odaklandığım için Kırım'la ilgili ciddi bir film üretimi olduğunu biliyordum ve bunları bir diyalog zemininde buluşturmak istedim. Festivalimize 16'sı belgesel olmak üzere toplam 30 film başvurdu. Jüri değerlendirmesi sonucu 8 belgesel finale kaldı. Yapay zekâ ve kısa filmleri de gösterim seçkisine dahil ettik. ABD, İngiltere, İrlanda, Belçika, Kazakistan, Kırım ve Türkiye gibi çeşitli ülkelerden katılım sağlandı. Ne yazık ki bunların bir kısmı Kırım Tatarlarının sürgünler ve işgaller nedeniyle dünyaya dağılmasından kaynaklanıyor. Hem de Kırım Tatar olmayan yönetmenlerin katılımı da oldu. Ayrıca şimdiden duyuru yapayım. Yeni eserlerin üretilmesi, birikmesi amacıyla Film Günleri'ni Allah nasip ederse 3 yıl sonra tekrarlamayı planlıyoruz. "İNŞALLAH VATANA DÖNDÜĞÜMÜZDE AŞK FİLMLERİ DE ÇEKECEĞİZ" Etkinlikte gösterilen filmlerin genelinde var olma mücadelesi ve vatan özleminin hakim olduğunu belirten Neşe Sarısoy Karatay, gelecek döneme dair planlarını ve temennilerini şu ifadelerle aktardı: Gösterilen filmlerin konularına bakarsanız hep bir kaygı içeriyor: Sürgün, göç, kimlik, aidiyet, yok olma korkusu ve vatan özlemi... Hep bir hayatta kalma mücadelesi izledik. Ancak inanıyorum ki Kırım Tatar sinemasının geleceği yalnızca sürgünü, işgali ve mücadeleyi anlatan filmlerden ibaret olmayacaktır. Bir gün Kırım Tatarları kendi vatanlarında özgürce yaşadıklarında, sinemaları da hayatın bütün renklerini anlatacaktır. Aşkları, sevinçleri, çocuklukları, hayalleri, komedileri ve gündelik yaşamları da beyaz perdeye yansıyacaktır.

1. Uluslararası Kırım Film Festivali’nde ikinci gün: AKM Yeşilçam Sineması’nda belgesel rüzgarı Haber

1. Uluslararası Kırım Film Festivali’nde ikinci gün: AKM Yeşilçam Sineması’nda belgesel rüzgarı

İstanbul’da gerçekleştirilen 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, ikinci gününde Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Yeşilçam Sineması’nda düzenlenen uluslararası yarışma gösterimleri ve yönetmen söyleşileriyle devam etti. Kırım Tatar medeniyeti, tarihi ve kültürel hafızasına odaklanan festivalin ikinci gününde, yarışma seçkisinde yer alan sekiz belgesel sinemaseverlerle buluşarak yoğun etkileşim ve duygu dolu anlara sahne oldu. Günün programında "70 Yaşında Bir Çınar: Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği", "Anavatana Yemin", "Belleğe Kazınmış", "Gaspıralı Beg İsmail", "Qandım, Yürek Ateş Gibi Yanganda", "Rüzgar Dönüyor", "Sönmeyen Ateş" ve "Yangan Yürek" adlı belgesel yapımlar yer aldı. FESTİVAL YÖNETMENİ NEŞE SARISOY KARATAY: AMACIMIZ GÖRSEL LİTERATÜRLE FARKINDALIK YARATMAK İkinci günün ardından organizasyonun gidişatını Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendiren 1. Uluslararası Kırım Film Festivali Yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay, seyirci katılımından ve geri dönüşlerden büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Günümüz çağında görsel anlatımın toplumsal hafıza oluşturmadaki gücüne dikkat çeken Karatay, şu açıklamalarda bulundu: Festivalimizin ikinci gününde yine içerikleri çok yüklü ve anlamlı yarışma filmlerimizle yolumuza devam ediyoruz. Amacımız Kırım Tatar medeniyeti ve kültürü üzerine farkındalık yaratmak ve onu insanlara görsel olarak anlatmak. Günümüzde insanlar okumaktan ziyade sinema salonunda toplu halde izlediklerinde çok daha güçlü bir etkileşim kuruyor ve derin duygular hissediyor. Temamız Kırım ve Kırım Tatarları olduğu için üretimi zor olan bu alanda kısa film kategorisinde başvuran 'Son Arif' ve 'Unutulanların Hikayesi' gibi eserleri yarışma dışı gösterim seçkisine aldık. Ayrıca yapay zekâ kategorisinde üretilen filmlere de yer verdik. Normal şartlarda bir yönetmen olarak bu yaklaşıma mesafeli olsam da yapay zekânın üretim kolaylığı sağlaması ve en önemlisi Kırım’ın hikâyesini, Kırım Tatarlarının mücadelesini dünyaya duyurma misyonumuzu desteklemesi nedeniyle bu kategorideki yapımlara da kapılarımızı açtık. YÖNETMEN KRİSTİNA PASÇIN: BU BİZİM MANEVİ PRÖMİYERİMİZ Yarışma seçkisinde yer alan "Belleğe Kazınmış" belgeselinin yönetmeni Kristina Pasçın (Christina Paschyn), festivalde yer almaktan gurur duyduğunu belirterek organizasyonun profesyonelliğine ve film kalitesine övgüde bulundu. Pasçın, duygularını şu sözlerle dile getirdi: Bu gösterim bizim için adeta manevî bir prömiyer oldu. Ukraynalılar ile Kırım Tatarları arasındaki dayanışmanın güçlendiğini görmek umut verici. Eğer Kırım Tatarları hakkında üçüncü bir film yapacak olursam, bunun Rus işgalinden kurtarılmış, özgürlüğüne kavuşmuş ve yeniden Ukrayna’ya katılmış bir Kırım’da olmasını yürekten diliyorum. Böyle profesyonel ve anlamlı bir festivalin parçası olmaktan gurur duyuyorum. YÖNETMEN TUNÇ BORAN: HİKAYELERİMİZİ GÖRSELLEŞTİRMEK ZORUNDAYIZ Kırım Tatar sinemasının 100. yılında böyle bir organizasyonun hayata geçirilmesinin millî kimliğe büyük katkı sunduğunu vurgulayan yönetmen Tunç Boran ise festivalin tarihi önemine değindi. Boran, Kırım Tatar sinemacılarının kendi anlatılarını kurması gerektiğini belirterek şunları söyledi: Artık hikayelerimizi görselleştirmeye, gerek Kırım'da, gerek dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan Kırım Tatarlarının kendi hikayelerini anlatması gerektiğine inanıyorum.Ve tabi ki sinema, kendimizi, hikayelerimizi anlatmak için çok büyük bir araç ve önemli bir araç. Eğer sinema vasıtasıyla hikayelerimizi anlatırsak dünyaya varlığımızı, kimliğimizi ve kültürümüzü daha kolay ifade edebileceğimize inanıyorum. Burada bulunmaktan çok mutluyum. Böylesi bir organizasyonun ilki içinde olmak ve filmimin de burada göstermiş olması hakikaten benim için dünyalara bedel. Çünkü Kırım'a dair herhangi bir şeyin içerisinde olmak benim için, bütün aile için büyük bir bir sevinç. YÖNETMEN ERNES SARIHALİL: "KIRIM TATAR YÖNETMENLERİ TEŞVİK EDEN BİR ETKİNLİK" Yönetmen Ernes Sarıhalil ise organizatörlerin çok önemli bir geleneğe imza attığını belirterek, "Bu festival, Kırım Tatar film ve belgesel yönetmenlerini teşvik eden son derece motive edici bir etkinlik. Dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Kırım Tatarlarına bir araya gelme, birleşme, birbirimizi daha iyi anlama ve kendi anlatılarımızı oluşturma olanağı tanıyor." değerlendirmesinde bulundu. Festival, üçüncü gününde Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleştirilecek özel gösterimler, yapay zeka kategorisindeki projeler, kısa film seçkileri ve kapanış programıyla sona erecek.

KTMM'den 1. Uluslararası Kırım Film Günleri'ne destek mesajı: "Sinema milletimizin güçlü sesidir" Haber

KTMM'den 1. Uluslararası Kırım Film Günleri'ne destek mesajı: "Sinema milletimizin güçlü sesidir"

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM), İstanbul’da düzenlenen 1. Uluslararası Kırım Film Günleri vesilesiyle resmî bir bildiri yayımladı. KTMM adına katılımcılara, konuklara ve festivalin yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay’a iletilen mesajda, organizasyonun Kırım Tatar halkı için tarihi ve millî bir dönüm noktası olduğu vurgulandı. KTMM'nin mesajında şu ifadelere yer verdi: Bu filmlerin gösterimi Kırım Tatar halkı için önemli ve büyük bir olaydır. Çünkü sinematografi sadece yüksek bir sanat değil, aynı zamanda güçlü bir milliyetçilik sesidir; Kendini ifade etme, yaşayan hafızayı koruma, nesillerin deneyimini aktarma ve dünyaya tarihini, incelikli kültürünü ve bugünkü yaşamını anlatma yöntemidir. TÜRKİYE KURUMLARINA VE SPONSORLARA TEŞEKKÜR Kırım Tatar kültürünün uluslararası alanda tanıtılmasına katkı sağlayan kurumlara teşekkür edilen açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Sinema Genel Müdürlüğünün sağladığı desteklerin paha biçilmez bir değer taşıdığı belirtildi. 1926'DAN BUGÜNE: SÜRGÜN VE YENİDEN DOĞUŞUN SİNEMA TARİHİ Açıklamada, Kırım Tatar halkının asırlar boyunca zengin bir edebiyat, tiyatro, müzik ve mimari miras oluşturduğu, en karanlık dönemlerde dahi millî kimliğini koruma gücü bulduğu hatırlatılarak şunlar kaydedildi: Kırım Tatar halkı, kendine özgü, yüzyıllardır süregelen bir mirasın taşıyıcısıdır. Yüzyıllar boyunca edebiyatımız şekillenmiş, folklorumuz zenginleşmiş, müzik, tiyatro, güzel sanatlar ve mimari gelişmiştir. Kırım Tatarlarının en karanlık zamanlarında bile, millî kimliklerini yaratma, geliştirme ve koruma gücünü bulmuşlardır. Bu tarihi destanda sinemanın özel bir yeri vardır. 1926 yılında, Kırım Tatar kültürü ve edebiyat geleneği hakkında ilk uzun metrajlı film olan 'Alim' filmi gösterime girdi. Film, millî kahraman Alim Azamatoğlu'nu konu alıyordu ve senaryosu ünlü oyun yazarı Ömer İpçi'nin eserine dayanıyordu. Film, sadece sanat tarihinde önemli bir dönüm noktası olmakla kalmadı, aynı zamanda Kırım halkının büyük yaratıcı potansiyelinin de açık bir kanıtıydı. Ne yazık ki, 1944 yılında SSCB'nin komünist rejimi tarafından uygulanan acımasız baskılar, yasaklar, katliamlar ve on yıllarca süren sürgünler halkımızın yoluna çıktı. Ancak sürgünün karanlığında bile kültürümüz yok olmadı. Sözlerde, şarkılarda, aile efsanelerinde ve yazarların, sanatçıların, müzisyenlerin, oyuncuların ve yönetmenlerin yorulmak bilmeyen çalışmalarında yaşamaya devam etti. Kırım Tatarları anavatanlarına döndükten sonra ise bu kültürel kaynak büyük bir güçle fışkırdı. Bilgi ve manevi alanımızın yeniden canlanmasında belirleyici adımlardan biri de ATR TV kanalının kurulmasıydı. Bu kanal, dil ve geleneklerin korunması için güçlü bir merkez haline geldi. Ayrıca, 2013 yılında ilk uzun metrajlı film ‘Haytarma’ gösterime girdi. Bu film, Kırım Tatar sinemasında parlak bir dönemi, tarihimizi kendi sesimizle dolduran bir sinema dönemini başlattı. Bugün, bu kuşağın yetenekli sanatçıları -Ahtem Seitablaev, Nariman Aliyev ve meslektaşları- bu bayrağı layıkıyla sürdürüyor ve yaratıcılıklarıyla Ukrayna ve dünya kültür alanlarında kendilerine güvenli bir yer ediniyorlar. TÜRK SİNEMASINDAKİ KIRIM TATAR İZLERİ VE EDEBİ MİRAS KTMM'nin açıklamasında, Türkiye’nin Kırım Tatar kültürü için özel bir yere sahip olduğu vurgulanarak Aydan Şener, Orhan Gencebay ve Cüneyt Arkın gibi Kırım Tatar kökenli sanatçıların Türk sinema ve televizyonuna sunduğu katkılara değinildi. Ayrıca İsmail Bey Gaspıralı, Ömer İpçi, Asan Sabri Ayvazov, Bekir Çobanzade, Şamil Alyadin, Şakir Selim ve Cengiz Dağcı gibi edebiyat klasiklerinin eserlerinin yeni belgesel ve sinema projeleriyle beyaz perdeye taşınması gerektiği çağrısında bulunuldu. Açıklamada son olarak İstanbul'da temelleri atılan Uluslararası Kırım Film Günleri’nin her yıl dünyanın dört bir yanındaki Kırım Tatarlarını birleştiren köklü bir geleneğe dönüşmesi ve gelecek nesillerin sesini yüksek sanat vasıtasıyla dünyaya duyurması temennisine yer verildi.

Kırım Tatar sinemasının yüz yıllık mirası İstanbul’da perdeye taşındı: 1. Uluslararası Kırım Film Festivali’nin ilk günü sona erdi Haber

Kırım Tatar sinemasının yüz yıllık mirası İstanbul’da perdeye taşındı: 1. Uluslararası Kırım Film Festivali’nin ilk günü sona erdi

Kırım Tatar sanatını, tarihini, kültürel varoluşunu ve güncel meselelerini sinema sanatı üzerinden dünyaya duyurmayı amaçlayan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, İstanbul Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleştirilen açılış töreni ve yoğun katılımlı gösterimlerin ardından ilk gününü geride bıraktı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün destekleriyle Emel Kırım Vakfı tarafından hayata geçirilen organizasyon, "Kırım Tatar Sinemasının 100 Yılı" ana temasıyla sinemaseverleri ilk gün programında bir araya getirdi. Festivalin tarihi açılışı, 1926 yılında SSCB döneminde çekilen, yönetmenliğini George Tasin’in üstlendiği, başrolünde Hayri Emirzade’nin oynadığı ve sanat yönetmenliğini Hüseyin Badaniski’nin yaptığı sessiz sinema döneminin öncü yapıtı "Alim" (Aydamak) filminin gösterimiyle yapıldı. Açılış programı kapsamında ayrıca, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay’ın yönettiği "Cengiz Dağcı" belgeseli ile Dilaver Dvaciyev'in "Kırım Tatar Doğum Merasimleri" ve Batır Baişev’in “Eza” filmi izleyiciyle buluştu. "KÜLTÜR VE MEDENİYET KURUMLARDA DEĞİL, BELLEKLERDE YAŞAR" Açılış konuşmasını gerçekleştiren Festival Yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay, Kırım Tatar sinemasının 100 yıllık geçmişini gün yüzüne çıkarmanın zahmetli ancak tarihi bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Kırım Tatar sinema tarihinin yalnızca filmlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda sürgünlerin, kayıpların ve kültürel varoluş mücadelesinin bir özeti olduğunu belirten Karatay, şu ifadeleri kullandı: Bu yolculuk, 1926 yılında George Tasin’in yönettiği, Hayri Emirzade’nin başrolünde oynadığı ve Hüseyin Badaniski’nin sanat yönetmenliğini üstlendiği yoksulların ve mazlumların koruyucusu Kırım Tatar halk kahramanını anlatan “Alim” filmiyle başladı. Sessiz sinema döneminin bu öncü yapıtından bugüne uzanan yüz yıllık süreç, bir halkın tarihini, kültürünü, sürgününü ve mücadelesini beyaz perdeye taşıyan sayısız esere tanıklık etti. Kırım Tatar sineması, 1944 Kırım Tatar Sürgünü ile ağır bir kesintiye uğradı. Bir halk anayurdundan koparılmış, kültürel üretim alanları dağıtılmış, sanatının izleri silinmeye, tarihe gömülmeye çalışılmıştı. Ancak hafıza bütünüyle yok olmadı… Kimi zaman bir şarkıda, bir fotoğrafta, bir film karesinde ya da bir tanığın titrek sesinde yaşamaya devam etti. 1. Uluslararası Kırım Film Günleri'ni hazırlarken bizler de işte bu izlerin peşine düştük. Unutulmuş filmlerin izlerini sürdük, dağılmış parçaları bir araya getirmeye çalıştık. Bu festival, yalnızca filmleri bir araya getiren bir etkinlik değil; aynı zamanda kaybolmaya yüz tutmuş bir sinema mirasını yeniden görünür kılma çabasının ürünüdür. Bu arayışın bizim için ayrı bir anlamı da vardır. 32 yılı aşkın süredir Zafer Karatay ile birlikte ürettiğimiz belgeseller, kayıt altına aldığımız tanıklıklar ve ulaştığımız arşivlerle Kırım Tatar halkının kültürel tarihini ve görsel belleğini korumaya çalıştık. Bugün geriye baktığımızda, yalnızca bu tarihin araştırmacıları değil, aynı zamanda onun tanıkları ve paydaş üreticileri olduğumuzu görüyoruz. Kırım Tatar sinemasının var olduğunu biliyorduk. Bu çalışmalar sırasında onun yüz yıllık bir geçmişe sahip olduğunu tespit ettik, izlerini bir araya getirdik ve adını koyduk. Bir halk anayurdundan sürülebilir, toprağı işgal edilebilir, kurumları dağıtılabilir, okulları ve kültür bakanlıkları olmayabilir. Ancak kültür ve medeniyet kurumlarda değil, belleklerde yaşamaya devam eder. Kırım Tatarlarının da yalnızca edebiyatı, müziği ve folkloru değil; yüz yıllık bir sinema mirası da vardır. Bu festival, o mirasın görünür kılınması ve hak ettiği yerde değerlendirilmesi için atılmış bir adımdır.” "TEMELİNİ İSTANBUL’DA ATTIĞIMIZ BU FESTİVAL BİR GÜN ÖZGÜR KIRIM’DA YAPILACAK" Gösterimler öncesinde söz alan KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, organizasyonun hayata geçirilmesindeki katkılarından dolayı Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, TİKA Başkanı Abdullah Eren, YTB Başkanı Abdulhadi Turus ve Sinema Genel Müdürlüğü yetkililerine teşekkür etti. Projeyi ilk sunduklarında kurumların büyük bir heyecanla "kültür diplomasisi" vurgusu yaparak destek verdiğini belirten Karatay, konuşmasını şöyle sürdürdü: Gönül isterdi ki Kırım Tatar sinemasının 100. yılında böyle bir etkinlik güzel Kırım’da, o filmlerin çekildiği tarihi mekanlarda yapılsın. Ancak Kırım’ın içinde bulunduğu işgal şartları buna izin vermedi. İnşallah bir gün Kırım’daki Rus işgali bitecek, bu durum ebediyen sürmeyecek. Biz bugün İstanbul'da bu festivalin temelini atıyoruz; yarın yollar açıldığında bu organizasyon uluslararası boyutta özgür Kırım’da gerçekleştirilecek. Bütün zor şartlara rağmen Kırım’da dilimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi canlı tutmak için, oradaki çocuklarımızın geleceklerini ve ana dillerini unutmamaları, milli kimliklerini unutmamaları için çok yoğun çaba gösteriyorlar. Ve biz onların bu çabalarını takdirle karşılıyoruz. Karatay, festival davetine 2024-2026 yılları arasında üretilmiş yaklaşık 30 eserin başvurduğunu, yapılan titiz değerlendirmeler sonucunda Kırım Tatar tarihi, kimliği ve toplumsal hafızasıyla doğrudan ilişkili 16 belgesel filmin yarışma seçkisine kabul edildiğini aktardı. Yapay zekâ destekli projelerin ve diğer kategorilerdeki sınırlı sayıdaki yapımların ise özel gösterimlerle izleyiciye sunulacağını belirtti. ÜÇ GÜNLÜK ZENGİN PROGRAM Kırım Tatar halkının sürgün, kimlik, aidiyet ve direniş hafızasını beyaz perdeye taşıyan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, 18 Eylül’de AKM Yeşilçam Sineması’nda ve 19 Eylül’de yeniden Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleştirilecek uluslararası yarışma gösterimleri, jüri değerlendirmeleri ve özel gösterim seçkileriyle devam edecek.

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda 1. Uluslararası Kırım Film Günleri tanıtıldı Haber

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda 1. Uluslararası Kırım Film Günleri tanıtıldı

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda, 17 ve 19 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenecek olan ve Kırım’ı ve Kırım Tatarlarını konu alan belgesel filmler, kısa filmler, uluslararası yarışma filmleri ve yapay zekâ filmlerinin sergileneceği 1. Uluslararası Kırım Günleri’nin içeriği ve program akışı katılımcılarla paylaşıldı. Çevrim içi olarak tertip edilen ve moderatörlüğünü Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu’nun yaptığı program, 14 Eylül 2026 tarihinde saat 19.30’da başlarken, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Dr. Zafer Karatay ile Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Elif Çolpan, programın içeriği ve akışına dair açıklamalarda bulundu. “BİZE FIRSAT VERİLDİĞİNDE SANAT ALANINDA DA ÇOK ETKİN ROL ALMIŞIZDIR” Programın açılış konuşmasını yapan Maksudoğlu, “Bildiğiniz gibi bizim tarihimiz hep acılarla, üzüntülerle doludur fakat bize fırsat verildiğinde Kırım Tatarları olarak medeniyetimizi göstermek için sadece yazılar ve makaleler değil, sanat alanında da çok etkin rol almışızdır. Bunu 100 yıl önce, 1926 yılında Sovyetler zamanında yapılan ‘Alim’ isimli filmle de gösteriyoruz.” ifadelerini kullanarak İlk defa uluslararası ölçekte bir Kırım film festivalinin yapılacağının altını çizdi. Karatay ise söz konusu film günleri projesi fikrini ortaya atan ve organizasyonu yürüten ismin yönetmen, senarist ve metin Yazarı Neşe Sarısoy Karatay olduğunu vurgulayarak Sarısoy Karatay’ın yıllarca televizyonculuk ile yayıncılık yaptığını kaydederek aynı zamanda birçok film festivalinde de jüri üyesi olduğuna ve organizasyon işlerinde yer aldığına işaret etti. KIRIM TATAR SİNEMASI, FESTİVAL KAPSAMINDA 100. YILINDA DÜNYAYA TANITILACAK Karatay, projeye Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının da verdiği desteğin altını çizerek, Sarısoy Karatay ve festivalde emeği geçen ekip üyelerinin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Birliği (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus‘a ve Türkiye Cumhuriyeti Sinema Genel Müdürlüğüne teşekkürlerini iletti. Bununla beraber “Bu Kırım tarihinde bir ilk. Neşe Hanım bu fikri ortaya atarak bize de Kırım medeniyetinin neredeyse unuttuğumuz, neredeyse çok az insanın bildiği bir konuyu, Kırım Tatar sinemasının 100. yılını dünyaya ve kamuoyuna anlatma, tanıtma fırsatı verdi.” şeklinde konuşan Karatay, “Alim”in, Sovyet diktatörü Josef Stalin’in kurşuna dizdirdiği Kırım Tatar Millî Kurultayı Azası, Millî Fırka Üyesi ve Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin ilk Başkanı Veli İbrahim’in döneminde çekilen bir film olduğuna dikkat çekti. 1. ULUSLARARASI KIRIM FİLM GÜNLERİ, SİNEMACILARA İLHAM VERECEK Projenin hazırlık sürecinin yaklaşık 10 ay civarında sürdüğünü dile getiren Karatay, dünyanın dört bir tarafına dağılmış olan Kırım Tatarlarını bir araya getirmenin önemini dile getirerek “Günümüzün çok etkili araçları olan belgesel, film, video ve görsellerle kendi durumumuzu, dramımızı ve medeniyetimizi dünyaya tanıtmak için ve yönetmenlere, yapımcılara ve filmcilere de ilham vermesi için de bu etkinlik iyi bir vesile oldu.” dedi. Proje vesilesiyle Kırım Tatar sinemasının ve belgesel tarihinin toplu bir envanterinin çıkarılacağını belirten Karatay, bu birikimlerin ise Emel Kırım Vakfına ait ayrı bir dijital kütüphaneye dönüşeceğini kaydetti. Bununla birlikte Karatay, böylelikle Kırım Tatarlar sineması ile Kırım üzerine çekilen belgesellerin kirimfilm.org isminde bir internet sayfasında toplanarak halka açık bir şekilde sergileneceğini ifade etti. “BU ETKİNLİĞİN BAŞARISI, BUNDAN SONRAKİ ETKİNLİKLERİN DE BAŞARISININ ÖNÜNÜ AÇACAKTIR” Proje kapsamında Kırım Tatar kültürünün, Türkiye’nin kültür ve sanat çevrelerine ulaştırılmasının hedeflendiğini kaydeden Karatay, “Amacımız, derdimizi biz bize değil, kendi camiamız içerisinde daha küçük organizasyonlarla değil, kültür ve sanata ilgili olanlara duyurmaktı.” şeklinde konuşarak etkinlik mekânlarının da bu sebeple İstanbul’daki İstiklâl Caddesi’ndeki tarihî Atlas 1948 Sineması ve Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Yeşilçam Sineması olarak seçildiğini belirtti. Etkinliğin geniş kitlelere ulaşabilmesi amacıyla ücretsiz ve halka açık olarak düzenlendiğini dile getiren Karatay, gösterilen her filmin sonunda o filmin yapımcısı veya yönetmeni ile kısa söyleşilerin yapılacağını ifade etti. 1.Uluslararası Kırım Film Günleri’ne katılımın hem organizasyon ekibi hem de son derece kısıtlı imkânlarla belgesel filmi ve diğer içerikleri çeken yönetmen ve yapımcılar için bir motivasyon kaynağı olacağını belirten Karatay, “Bu etkinliğin başarısı, bundan sonraki etkinliklerin de başarısının önünü açacaktır. Böyle bir etkinliğin kamuoyunda yankı bulması, Kırım konusuna uzak kalmış olan kültür, sanat ve sinema çevrelerini ve diğer insanları Kırım’a ilgi duymaları için teşvik edecektir.” değerlendirmesini yaparak Romanya ve Bulgaristan’daki sinema çevreleri ile de ortak projeler yapılmasının amaçlandığını dile getirdi. 1. ULUSLARARASI KIRIM FİLM GÜNLERİ’NİN ETKİNLİK PROGRAMI NASIL İLERLEYECEK? Öte yandan Çolpan, festivalin ilk ve son gününde Atlas 1948 Sineması’nda film gösterimlerinin ve açılış ile kapanış törenlerinin yapılacağını kaydederek festivalin ikinci gününde ise AKM Yeşilçam Sineması’nda yarışmacı olan filmlerin sırasıyla gösterileceğini belirtti. Çolpan, ilk günkü gösterimlerin “Alim” filmiyle başlayarak “Cengiz Dağcı” belgeseli ile devam edeceğini, ardından açılış programının düzenleneceğini ve sonrasında ise “Kırım Tatar Doğum Merasimleri”nin açılış filmi olarak sunulacağın ifade etti. İlk gün gösterilecek olan son filmin “Eza” olacağını kaydeden Çolpan, son gün ise öncelikle yönetmeninin Kırım Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Onur Kara’nın olduğu “18 Mayıs 1944’te Ne Oldu?” yapay zekâ filminin gösterileceğini dile getirdi. Çolpan, ardından görsel tasarımında Nurlu Nurlubay ve Aycan Turimova’nın rol aldığı, yapımcısının ise Aycan Pernebekkızı olduğu “Kırım Tatarları: Bir Halkın Hafızası” yapay zekâ filminin gösterileceğini, son olarak da Eren Özkaradeniz’in yönettiği ve Çeçenlerin sürgününü anlatan “Kiki” isimli yapay zekâ filminin seyirciyle buluşacağını kaydetti. Öte yandan yapay zekâ filmlerinden sonra “Esaretin Türküleri” ve “Sürgün” belgesel filmlerinin, günün sonunda ise “Unutulanların Hikâyesi” ve “Son Arif” isimli kısa filmlerin gösterileceğini belirten Çolpan, festivalin kapanış ile ödül törenleriyle sona ereceğini dile getirdi. BU ETKİNLİKLERE GÖSTERİLECEK OLAN İTİBAR, VERİLEN EMEKLERİN KARŞILIĞI OLACAK Ayrıca festival ekibinin verdiği emeklere vurgu yaparak “Bu fedakârlıkların karşılığı, seyircimizin ve halkımızın bu etkinliklere itibar etmesiyle mümkün olacaktır.” şeklinde konuşan Karatay, son olarak şu değerlendirmelere yer verdi: İnşallah burada çok güzel bir geleneğin de temeli atılmış olur. İleride Kırım’da şartlar normale dönerse ve uluslararası uçuşlar açılırsa bu film festivali, gelecekte Kırım’da daha büyük organizasyonlarda, gerçek yerinde yapılır ama Kırım Tatar sinemasının 100. yılı boş geçmemeliydi. Bize bu konuda destek veren herkese teşekkür ederiz.

1. Uluslararası Kırım Film Festivali için geri sayım başladı! Haber

1. Uluslararası Kırım Film Festivali için geri sayım başladı!

Kırım Tatar sanatını, tarihini ve güncel meselelerini sinema sanatı üzerinden ele alacak ve 17 ile 19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da tertip edilecek olan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali’ne günler kaldı. 1. Uluslararası Kırım Film Festivali'nin programına ilişkin bilgiler, festivalin resmî sosyal medya hesabından sanatseverlerle paylaşıldı. KIRIM TATAR SİNEMASININ COŞKUSU BÜTÜN İSTANBUL’U SARDI Programın birinci günü, 17 Eylül’de Beyoğlu’ndaki Atlas 1948 Sineması’nda saat 11.00’de gerçekleştirilecek olan film sunumu ile başlayacak. Film sunumunun ardından Kırım Tatar sinemasının ilk sessiz filmi olan “Alim”, sonrasında ise “Cengiz Dağcı” belgeseli gösterilecek. Saat 14.00’te başlayacak olan açılış ikramı ve açılış törenlerinin ardından yönetmeninin Dilaver Dvaciyev, yapımcısının Elzara İslamova, senaristinin ise Lilia Bucurova olduğu “Kırım Tatar Doğum Merasimleri” seyircilerin beğenisine sunulurken festivalin birinci günü, yönetmeninin Batır Baişev olduğu “Eza” filminin gösterilmesiyle sona erecek. FESTİVALİN İKİNCİ GÜNÜNDE ULUSLARARASI YARIŞMA FİLMLERİ GÖSTERİLECEK Festivalin ikinci günü, Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Yeşilçam Sineması’nda Kırım Haber Ajansı (QHA) Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar’ın yönettiği “70 Yaşında Bir Çınar” belgesel filminin gösterilmesiyle başlayacak. Ardından yönetmeninin Kırım Tatar gazeteci-yazar Zera Bekirova olduğu “Anavatana Yemin” sergilenirken, Ukrayna kökenli yönetmen Christina Paşın’ın (Paschyn) yönettiği “Belleğe Kazınmış” (Etched in Memory), yönetmeninin İsmail Taha Feyizli olduğu “Gaspıralı Beg İsmail”, Elzara İslamova’nın yönettiği “Qandım Yürek Ateş Gibi Yanğanda”, Ernes Sarıhalil’in yönettiği “Rüzgâr Dönüyor”, Tunç Boran’ın yönettiği “Sönmeyen Ateş” ve Kırım Tatar gazeteci Elmaz Asan’ın yönettiği “Yangan Yürek” filmleri sırasıyla katılımcıların beğenisine sunulacak. Festivalin ikinci günü, 18.30’da jüri değerlendirme toplantısının düzenlenmesiyle sona erecek. ÖDÜLLER, FESTİVALİN ÜÇÜNCÜ GÜNÜNDE SAHİPLERİNE KAVUŞACAK Festivalin son günü olan 19 Eylül’de gösterimler yeniden Atlas 1948 Sineması’na taşınacak. Saat 10.30’da başlayacak oturumda yapay zekâ destekli filmler izleyiciyle buluşacak. Bu kapsamda Ali Onur Kara’nın “18 Mayıs 1944’te Ne Oldu?”, Aycan Pernebekkızı’nın “Kırım Tatarları: Bir Halkın Hafızası” ve Eren Özkaradeniz’in “Kiki” filmleri ekrana gelecek. Saat 12.15’te ise yönetmeninin Deniz Elmas olduğu “Esaretin Türküleri” ile yönetmen, senarist ve metin yazarı Neşe Sarısoy Karatay’ın yönettiği “Sürgün” belgesel filmleri ise program kapsamında seyirciyle buluşturulacak. Ayrıca İsmail Aytaç’ın yönettiği “Unutulanların Hikâyesi” ve Ernes Sarıhalil’in yönettiği “Son Arif” kısa filmleri de saat 15.00’te katılımcıların beğenisine sunulacak. Son olarak saat 17.30’da ikram yapılırken festival, saat 18.30’da ödüllerin takdim edildiği kapanış töreni ile sona erecek.

Yönetmen ve Yazar Neşe Sarısoy Karatay, Prof. Dr. Halil İnalcık ile 23 yıllık saha tanıklığını bilimsel makaleye taşıdı Haber

Yönetmen ve Yazar Neşe Sarısoy Karatay, Prof. Dr. Halil İnalcık ile 23 yıllık saha tanıklığını bilimsel makaleye taşıdı

Yönetmen ve yazar Neşe Sarısoy Karatay’ın, Prof. Dr. Halil İnalcık’ın Osmanlı’nın kuruluş yılları araştırmalarını ele aldığı bilimsel makalesi, Uzman Arkeolog Sergen Çirkin’in hazırladığı “Kökler: İklim-i Rum” başlıklı kitabında yayımlandı. Alanında önemli isimlerin katkılarıyla hazırlanan eserde; tarih, arkeoloji, dilbilim ve antropoloji disiplinlerinden çok değerli akademisyenlerin makaleleri yer alırken, Karatay’ın İnalcık ile 23 yıl süren saha çalışmalarına dayanan belgesel tanıklığını aktardığı yazısı dikkat çekiyor. Neşe Sarısoy Karatay, yapımcı ve yönetmenliğini KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay ile paylaştığı Osmanlı Devleti’nin Doğuşu belgeseli için Osmanlı’nın kuruluş coğrafyasında, Prof. Halil İnalcık ile çekimler gerçekleştirdi. Sarısoy Karatay "Osmanlı Arkeolojisi, Karacahisar ve Halil İnalcık" başlıklı yazısında, yıllarca hem hafızasına hem de bantlara kaydettikleri bu görsel bellek ışığında Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinin arkeolojik verilerle nasıl yeniden değerlendirildiğini ortaya koyuyor. Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Sarısoy Karatay, makalesinin “Kökler: İklim-i Rum” kitabında yer almasından duyduğu gururu “Bu kitap, köklerini merak edenler için bilimsel bir rehber niteliğinde. Böyle değerli bir çalışmanın içinde yer almak benim için büyük bir onur.” sözleriyle ifade etti. SARISOY KARATAY: “OSMANLI’NIN KURULUŞU TOPRAĞIN ALTINDA SAKLIYDI” Büyük tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık ile 23 yıl Anadolu’nun kuruluş coğrafyasında çekimler yapan yönetmen Sarısoy Karatay, Osmanlı arkeolojisinin doğuş sürecini ve bilinmeyen yönlerini “Osmanlı Arkeolojisi, Karacahisar ve Halil İnalcık” adlı makalesiyle ortaya koydu. Sarısoy Karatay, Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihine ilişkin önemli bir noktayı şöyle dile getirdi: Halil İnalcık, o dönemde yaptığımız her çekimde, Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinin yalnızca kroniklerle değil; arkeolojik veriler ve saha araştırmalarıyla anlaşılabileceğini kameralarımıza vurguladı. Osmanlı’nın kuruluşu toprağın altında saklıydı ve muhakkak arkeolojik olarak kazılar yapılması gerekiyordu.” Sarısoy Karatay, Zafer Karatay ile hazırladığı Osmanlı belgeselleri sırasında İnalcık’ın tarih anlayışını ve sahadaki yöntemini ise şu şekilde anlattı: Hocamız masa başında tarih yazmazdı. Olayların geçtiği yerlere gider, yer adlarını tek tek kontrol eder, toprağın altındaki izleri dikkate alırdı. Osmanlı Arkeolojisi fikri daima aklındaydı ve bu alanda kazıların başlamasına vesile oldu.” KARACAHİSAR: BİR DÖNÜM NOKTASI Osmanlı arkeolojisinin en önemli uygulama alanlarından biri olan Eskişehir’deki Karacahisar Kalesi’nde 1999 yılında İnalcık’ın öncülüğünde kazılar başlatılmıştı. Bu kazılarda ise, Osmanlı Beyliği’nin erken dönemine dair çarpıcı bulgular ortaya konmuştu. Sarısoy Karatay, Karacahisar çekimlerini şöyle değerlendirdi: Karacahisar’da hocayla yaptığımız çekimlerde şunu çok net görmüştüm: Bu kale sadece bir askeri üs değildi. Burada hutbe okunmuş, kadı atanmış, pazar kurulmuştu. Yani bir devlet düzeni başlamıştı.” Daha sonra yapılan kazılarda bulunan erken dönem sikkeler ve büyük sarnıç yapısı, kalenin uzun süreli ve örgütlü bir yerleşim olduğunu ortaya koydu. 1302 TEZİ: DEVLETİN FİİLÎ DOĞUŞU Yazarın makalesinde öne çıkan başlıklardan biri, 27 Temmuz 1302’de gerçekleşen Bafeus (Koyunhisar) Savaşı’nın Osmanlı Devleti’nin fiilî kuruluş sürecini başlatan bir zafer olarak değerlendirilmesi. Bu tez, İnalcık’ın uzun yıllara yayılan araştırmalarına dayanıyor. Sarısoy Karatay konuyla ilgili olarak, “Hocamız, Pachymeres’in kronikleriyle sahadaki bulguları karşılaştırarak 1302 tarihini biçimde ortaya koymuştu. Ona göre o tarihte Osman Gazi artık bir aşiret beyi değil, bağımsız bir bey konumundaydı.” dedi. EFSANE İLE GERÇEK ARASINDA Osmanlı’nın erken dönemine ilişkin rivayetler uzun yıllar boyunca tartışma konusu oldu. Kulaca, Beştaş ve Sakarya geçiş hattı gibi yerler kroniklerde yer almasına rağmen, bazı tarihçiler bu anlatıları efsane olarak değerlendirdi. Neşe Sarısoy Karatay, saha çalışmalarına ilişkin gözlemlerini şu sözlerle aktardı: Kroniklerde geçen yer adlarını tek tek sahada gösterdi İnalcık Hocam. Beştaş’ın gerçekten var olduğu görüldü. Sakarya’daki geçit, kroniklerde tarif edildiği şekildeydi. Bu kadar ayrıntılı bir güzergâhın sonradan kurgulanmış olması mümkün görünmüyor, ifadelerini de kaydettik.” “YAZIM O TANIKLIĞIMIN KAYDIDIR” İnalcık ile 23 yıl süren çekim sürecinin kendisi için yalnızca bir belgesel çalışması olmadığını belirten Karatay, sözlerini şu şekilde tamamladı: Biz sadece kamera arkasında değildik. Zafer Karatay ile tarihin yeniden yazılışına tanıklık ettik ve bunu kaydettik. Bu yazım, o tanıklığın kaydıdır.” Neşe Sarısoy Karatay’ın bu tanıklığını aktaran makale, Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna ilişkin tartışmalara yeni bir boyut kazandırıyor. Aynı zamanda arkeolojinin, tarih yazımındaki belirleyici rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.