SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ortak Türk Alfabesi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ortak Türk Alfabesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortak Türk Alfabesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Ekrem Arıkoğlu: “Ortak alfabe, Türk dünyasının birbirini daha kolay anlamasını sağlayacak” Haber

Prof. Dr. Ekrem Arıkoğlu: “Ortak alfabe, Türk dünyasının birbirini daha kolay anlamasını sağlayacak”

Fatma Nur Sarıcaoğlu QHA/Ankara Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Arıkoğlu, Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı değerlendirmede, Türk dünyasında ortak alfabe çalışmalarının önemini, Türk lehçelerinin tarihsel gelişimini ve Türkiye Türkçesinin ortak iletişim dili olma potansiyelini anlattı. Arıkoğlu, önde gelen Türkolog Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un öğrencisi olduğunu ve hocasının emekli olmasının ardından onun odasında çalışmanın kendisi için gurur verici olduğunu söyledi. Türk dünyasının farklı bölgelerinde akademik çalışmalar yürüttüğünü belirten Arıkoğlu, asıl çalışma alanının Güney Sibirya Türk lehçeleri olan Tuva ve Hakas Türkçeleri olduğunu ifade etti. Daha sonraki yıllarda Kırgızistan’daki Manas Üniversitesinde altı-yedi yıl görev yaptığını aktaran Arıkoğlu, bu süreçte Kazakistan, Doğu Türkistan ve Özbekistan’ı da ziyaret etme imkânı bulduğunu kaydetti. Farklı Türk lehçeleri üzerine yürüttüğü sözlük çalışmalarında ortak alfabe kullandıklarını belirten Arıkoğlu, Tuva Türkçesi-Türkçe ve Hakas Türkçesi-Türkçe sözlüklerinin ardından Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesindeki (KTMÜ)i çalışma arkadaşlarıyla 75 bin kelimelik Kırgızca-Türkçe sözlük hazırladıklarını anlattı. Arıkoğlu, son beş yılda üzerinde çalıştıkları Kazakça-Türkçe sözlüğün ise 150 bin madde başı içerdiğini belirterek bu eserde de bugün kabul edilen 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ni kullandıklarını ifade etti. Arıkoğlu, 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’nin 1992 yılında Türk dünyasından bilim insanlarının katılımıyla hazırlanan çalışmalara dayandığını belirtti. Arıkoğlu, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un da bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. “ALFABE DEĞİŞİNCE DİL DEĞİŞMEZ” Alfabe ile dilin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkoğlu, Türklerin tarih boyunca farklı alfabeler kullandığını ancak bu değişikliklerin Türkçenin varlığını ortadan kaldırmadığını belirtti. Arıkoğlu, “Alfabe değiştirilince dilimiz ortak olmayacak tabii ki. Başka bir deyişle alfabeyle dili birbirinden ayırt etmemek lazım. Biz Köktürkler zamanında Köktürk alfabesini kullanırken Türkçe yazıyorduk. Sonra Arap alfabesini kabul edince de Arap harfleriyle yazıyorduk ama dilimiz Türkçeydi. Kiril alfabesini kabul edenler de Kiril harfleriyle Türkçe yazıp okudular.” ifadelerini kullandı. Ortak alfabenin farklı Türk lehçelerinde kullanılan kelimelerin daha kolay tanınmasını sağlayacağını belirten Arıkoğlu, özellikle Kiril alfabesini bilmeyen kişilerin bu alfabeyle yazılmış metinleri okumakta zorlanabileceğini ifade etti. Latin alfabesinin ortak kullanılmasıyla Türk topluluklarının birbirlerinin yazılı metinlerine erişiminin kolaylaşabileceğini kaydetti. Arıkoğlu, alfabe çalışmalarında Türk dillerinin ses özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek her bölgesel söyleyiş için ayrı bir harf oluşturmanın alfabe sistemini gereksiz yere karmaşıklaştırabileceğini söyledi. Ortak alfabenin mümkün olduğunca Türk dillerinin tarihsel yapısını ve ortak özelliklerini yansıtması gerektiğini dile getirdi. TÜRK LEHÇELERİ ARASINDAKİ TARİHSEL BAĞLAR Türk lehçelerinin geniş coğrafyalara yayılmaları ve farklı medeniyetlerle etkileşim kurmaları sonucunda zaman içinde farklılaştığını belirten Arıkoğlu, bu değişimlerin ortak tarihsel bağları ortadan kaldırmadığını ifade etti. Köktürk yazıtları ve Karahanlı Türkçesinin Türk dillerinin tarihsel gelişimini anlamak açısından önemli olduğunu belirten Arıkoğlu, Kaşgarlı Mahmud'un farklı Türk topluluklarından derlediği dil malzemesinin bu çeşitliliği ortaya koyduğunu söyledi. Arıkoğlu, Oğuz Türkçesi ile Doğu Türkçesinin tarih boyunca edebî ilişkilerini sürdürdüğünü belirterek Ali Şir Nevai'nin eserlerinin Anadolu'daki şairler üzerinde de etkili olduğunu hatırlattı. Farklı coğrafyalarda yaşayan Türk şairlerinin birbirlerinin şiirlerine nazireler yazabildiğini ifade eden Arıkoğlu, bunun geçmişte de Türk toplulukları arasında edebî iletişim bulunduğunu gösterdiğini kaydetti. Arıkoğlu, ortak alfabenin Türk lehçelerini tek bir dile dönüştürmeyeceğini ancak kelimelerin tanınmasını kolaylaştıracağını vurguladı. Kiril alfabesini bilmeyen bir kişinin Kazakçayı yazılı olarak anlamakta zorlanabileceğini belirten Arıkoğlu, Latin alfabesinin ortak kullanılmasıyla birçok kelimenin daha kolay tanınabileceğini ifade etti. “ORTAK KELİMELERİ BENZER SESLERLE YAZMALIYIZ” Ortak alfabenin öneminin yalnızca harflerin birleştirilmesinden ibaret olmadığını belirten Arıkoğlu, Türk lehçelerinde benzer kelimelerin mümkün olduğunca benzer seslerle yazılmasının da gerekli olduğunu kaydetti. Arıkoğlu, özellikle Sovyetler Birliği döneminde farklı Türk toplulukları için oluşturulan yazı sistemlerinin lehçeler arasındaki benzerliklerin fark edilmesini zorlaştırdığını söyledi. Özbek Türkçesini örnek gösteren Arıkoğlu, yazı dilinin belirli ağız özellikleri temelinde şekillenmesinin ortak kelimelerin farklı görünmesine yol açabildiğini dile getirdi. Arıkoğlu, “Alfabe değişince dillerimiz değişmeyecek ama aynı alfabeyi yazınca kelimeler birbirine daha tanıdık olacak.” ifadelerini kullandı. “34 HARFİN DIŞINA ÇIKARSAK ORTAKLIK BOZULABİLİR” 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’nin belirli bir sistem içinde tutulmasının önemine işaret eden Arıkoğlu, ortak alfabenin dışına çıkılarak her lehçeye özgü sesler için yeni yazım biçimleri oluşturulmasının ortaklığı zayıflatabileceğini belirtti. Arıkoğlu, Türk lehçelerinin tarihî yapısına mümkün olduğunca bağlı kalınarak ortak kelimelerin benzer biçimlerde yazılmasının hedeflenmesi gerektiğini ifade etti. Özbekistan ve Türkmenistan’da Latin alfabesine geçiş süreçlerinde ortak alfabe yaklaşımının yeterince gözetilmediğini belirten Arıkoğlu, bunun yazılı dilde beklenen benzerliklerin oluşmasını zorlaştırdığını söyledi. Alfabe değişikliklerinin toplumların yazı dili alışkanlıklarını ve eğitim süreçlerini etkilediğini vurgulayan Arıkoğlu, bir dilin yapısına uygun alfabe oluşturulduktan sonra bunun istikrarlı biçimde kullanılması gerektiğini dile getirdi. Arıkoğlu, alfabenin sık sık değiştirilmesinin toplumda kafa karışıklığına yol açabileceğini ve yazı dilinin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, ortak alfabenin Türk dünyasında kalıcı ve anlaşılabilir bir yazılı iletişim zemini oluşturması için tutarlı biçimde uygulanmasının önemini vurguladı. “ÇİN’E KADAR TABELALARI OKUYABİLİRSİNİZ” Ortak alfabenin yalnızca akademik çalışmalarda değil, günlük yaşamda da kolaylık sağlayabileceğini ifade eden Arıkoğlu, farklı Türk topluluklarının yaşadığı coğrafyalarda tabelaların ve kelimelerin tanınmasının ortak yazım sistemiyle kolaylaşabileceğini söyledi. Arıkoğlu, “Aynı alfabeyi kullanmak demek, ilk görüşte o kelimeyi tanımak anlamına geldiği için kolaylık sağlıyor. Buradan çıkıyorsunuz Çin’e kadar tabelaları okuyabiliyorsunuz.” dedi. Bununla birlikte ortak alfabenin bütün Türk lehçelerini tek bir dile dönüştürmeyeceğini vurgulayan Arıkoğlu, her lehçenin kendi yazı dili, edebiyatı ve tarihsel gelişimi bulunduğunu hatırlattı. “BÜTÜN TÜRK LEHÇELERİ KARIŞTIRILARAK ORTAK BİR TÜRK DİLİ YARATILAMAZ” Türk topluluklarının birbirlerinin sık kullanılan kelimelerini öğrenerek iletişimlerini güçlendirebileceğini belirten Arıkoğlu, Azerbaycan Türkçesindeki “açar” ile Türkiye Türkçesindeki “anahtar”, Türkiye Türkçesindeki “bulmak” ile bazı Türk lehçelerindeki “tapmak” kelimelerini örnek gösterdi. Kazak Türkçesinde kullanılan “samolet” kelimesi yerine “uçak” kelimesinin tercih edilebilmesi gibi karşılıklı kelime alışverişlerinin de mümkün olduğunu dile getirdi. Öte yandan farklı Türk lehçelerinin bir araya getirilerek yapay bir ortak dil oluşturulmasının mümkün olmadığını belirten Arıkoğlu, ortak alfabe ile ortak iletişim dilinin birbirinden farklı kavramlar olduğunun altını çizdi “TÜRK DÜNYASINDA FİKİR BİRLİĞİ İÇİN İŞ BİRLİĞİ YAPMALIYIZ” Türkiye Türkçesinin Türk dünyasındaki yaygınlığının son yıllarda arttığını belirterek bu gelişmede kültürel etkileşim, ulaşım ve ekonomik ilişkilerin rol oynadığını söyledi. Kırgızistan’daki gözlemlerini paylaşan Arıkoğlu, 2012 yılında ülkede toplumun yaklaşık yüzde bir veya ikisinin Türkiye Türkçesiyle anlaşabildiğini, 2021 yılında gerçekleştirdiği ziyarette ise toplumun neredeyse yarısının Türkiye Türkçesini farklı düzeylerde anlayabildiğini ifade etti. Arıkoğlu, bu değişimde Türk dizilerinin ve Türkiye ile kurulan ilişkilerin etkili olduğunu kaydetti. Türk dünyasında ortak alfabenin önemine değinen Arıkoğlu, alfabe birliğinin tek başına yeterli olmadığını, asıl belirleyici unsurun topluluklar arasındaki iş birliği olduğunu vurguladı. Türkiye’nin Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan’la geliştirdiği ilişkilerin dil ve kültür alanındaki yakınlaşmayı da desteklediğini belirten Arıkoğlu, ortak ekonomik çıkarların ve çalışmaların toplumları birbirine yaklaştırdığını dile getirdi. Arıkoğlu, “Ortak çıkarlarınız için ortak çalışınca kültürünüzle de yakınlaşmalısınız. Bunun için alfabe de bir araç, araçlardan bir tanesi. İş daha önemli bence. Fikirde birlik olmak için iş birliği yapmanız gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Dünya genelinde ekonomik ve teknolojik ilişkilerin toplumlar arasındaki etkileşimi hızlandırdığını belirten Arıkoğlu, Türk dünyasında da ortak çalışmaların dil ve kültür alanındaki bağları güçlendirebileceğini söyledi.

Prof. Dr. Kocaoğlu Özbekistan'daki alfabe değişikliğini değerlendirdi: "Tasarı kusursuz bir 34 harfli sisteme dönüştürülmeli" Haber

Prof. Dr. Kocaoğlu Özbekistan'daki alfabe değişikliğini değerlendirdi: "Tasarı kusursuz bir 34 harfli sisteme dönüştürülmeli"

Türkiye’de Marmara Üniversitesi ile Koç Üniversitesi, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Michigan Devlet Üniversitesi ve Özbekistan’da ise Özbekistan Millî Üniversitesinde dersler vermiş emekli Öğretim Üyesi, Özbek Türkü dilbilimci Prof. Dr. Timur Kocaoğlu, Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu. Prof. Dr. Kocaoğlu, Özbekistan Parlamentosu Yasama Meclisinin 7 Temmuz'daki genel kurul toplantısında onaylanan ve Latin alfabesine dayalı Özbek alfabesinde köklü değişiklikler öngören yasa tasarısı ile 34 harfli Ortak Türk alfabesinin Türk dünyasına kabul görme durumu üzerine QHA'ya değerlendirmelerde bulundu. ÖZBEKİSTAN’IN 1928’DE KABUL ETTİĞİ LATİN ALFABESİ TÜM DİL İHTİYAÇLARINI KARŞILIYORDU Özbekistan’ın 1995 yılında Latin alfabesine geçtiğini fakat o zamanki alfabede “ş” için “sh”, “ç” için “ch” ve “o” için “oʻ” gibi çift sembollerin olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Kocaoğlu, “Özbekçede de başka Türk dillerinde olduğu gibi 9 tane ünlü olmasına rağmen sadece 6 tane ünlü harf vardı. İnce ‘ö’ (oʻ) ile ince ‘ü’ (‘u’) ve kalın ‘ı’ (‘I’) harfleri yoktu. Daha eskisine gidersek Özbekistan, zaten Karahanlı Devleti’nden başlayarak yıllar boyunca Arap alfabesini kullanıyordu. Arap alfabesinde de ince ve kalın ünlüleri gösteren harfler yoktu. Ancak 1921 ile 1926 arasında Özbekistan, 9 ünlü harfi olan bir Arap alfabesine geçmişti. Bugün bu alfabeyi Uygur Türkleri kullanıyor. ‘Vav’ın (‘و’) üzerine bazı işaretler, ‘y’ harfinin üzerine bazı işaretler konularak o 9 ünlü sağlanıyordu.” ifadelerini kullandı. 26 Şubat ve 6 Mart 1926 tarihlerinde tertip edilen Bakü Türkoloji Kongresi’nden sonra Özbekistan’da da Latin alfabesine geçme hareketlerinin olduğunu ve 1928 yılında ise bu alfabe değişiminin gerçekleştiğini kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, “O alfabe mükemmeldi çünkü onda 9 ünlüyü karşılayan 9 ünlü harf vardı. O zaman bugünkü gibi çift harfler yoktu. Bir iki tanesi Kiril harfiydi ama o da kalın ‘ı’yı göstermek için kullanılıyordu.” dedi. “1934’TE 3 ÜNLÜ HARF ATILINCA ÖZBEK ALFABESİNDEKİ BU MÜKEMMELLİK AZALTILDI” Buna karşın Prof. Dr. Kocaoğlu, Sovyetler içerisindeki diğer Türk dillerinde olmayan ince “ö”, ince “ü” ve kalın “ı” yı gösteren harflerin Moskova’nın emriyle, 1934 yılında Özbek Türkü dilbilimcilerin itirazına rağmen Özbek Türkçesi için “lüzumsuz” olduğu iddiasıyla o dönemki alfabeden atıldığını hatırlattı. Özbek Türkü dilbilimci, şu ifadelere yer verdi: Bu alfabe, böylece 9 ünlü harften 6 ünlüye indirilmiş oldu. Bu tam Stalin’in Cedîd aydınlarını öldürme dönemiydi. O sırada birçok Cedîd aydını tutuklanmıştı ve 34 ile 38 arasında aydın kurşuna dizilmişti. Bu yüzden Özbekistan’da birçok yayında bu belirtilmiyor: Özbekistan’ın gerçekten de 34 harfli mükemmel bir Latin alfabesi vardı. Bu alfabe, 1928 ile 1934 arasında yalnız 6 yıl kullanıldı ama 1934’te 3 tane ünlü harf atılınca bu sefer Özbek alfabesindeki bu mükemmellik biraz azaltılmış oldu. İSLAM KERİMOV’UN AMERİKALI DANIŞMANININ ÖNERİSİ, ALFABEDE TÜRKÇE HARFLERE DARBE VURDU 1940’ta Latin alfabesinden Kiril alfabesine geçerken ise buna dikkat edildiğini ve atılan 3 tane ünlü ses için 3 ünlü harf konulmadığını kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, Sovyetler’de Kazakistan ve Kırgızistan gibi birçok Türk cumhuriyeti uygun alfabelere geçerken onların alfabelerine bu 3 ünlü ses için harfler konulduğunu fakat bir tek Özbek Türkçesinde bunun yasaklandığını, bu şekilde Özbek alfabesinin Kiril harfleriyle 6 ünlü harf ile 1995’e kadar kullanıldığını dile getirdi. Prof. Dr. Kocaoğlu, Özbekistan Yazarlar Birliğinin ise 1995 yılında Latin harflerine geçilirken o dönemin Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’a 34 harfli mükemmel Latin alfabesini sunduğunu, buna karşın Cumhurbaşkanı Kerimov’un Amerikalı bir danışmanının önerisiyle Özbekistan’ın bozuk bir Latin alfabesine geçtiğini kaydederek “O danışman, onlara daktiloda Türkçe harfleri göstermenin güç olacağını söyleyerek İngilizcede olduğu gibi ‘ç’ için ‘ch’ ve ‘ş’ için ise ‘sh’ nin kullanılmasını önerince bu da İslam Kerimov’a uygun geldi. Böylece Özbekistan, 1995’te bozuk bir Latin alfabesine geçti ve bu da bugüne kadar geldi.” dedi. ÖZBEKİSTAN’DA DİLBİLİMCİLER, ALFABE KONUSUNDA İKİYE BÖLÜNÜYOR Özbekistan’da dilbilimcilerin 2 ayrı gruba ayrıldığını beyan eden Prof. Dr. Kocaoğlu, “Biri benim bildiğim ve benim iletişimde olduğum dilbilimciler. Onların görüşüne göre Özbek Türkçesinde, başka Türk dillerinde olduğu gibi 9 tane ünlü var ve bunun için de 9 tane ünlü harf konulması lazım. Bir kısmı ise ‘Buna artık gerek yok’ diyor. Mesela Özbek Türkçesinin Tacik, Buhara, Semerkant ve Taşkent gibi bazı ağızlarında artık bu ince ‘ö’, ince ‘ü’ ve kalın ‘ı’ söylenmiyor. Onun için bunu tekrar Özbek Türkçesine getirmek kafaları karıştıracak, diye karşı çıkıyorlar.” dedi. Özbekistan’daki dilbilimcilerin büyük bir kısmının 9 tane ünlü harfin getirilmesinden yana olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kocaoğlu, sayıca daha az ama daha etkili olan diğer dilbilimcilerin ise Özbek Türklerinin kullanımdan kaldırılan söz konusu 3 ünlü harfi yıllarca kullanmadan iletişim kurabildiği yönünde bir düşüncesinin olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Prof. Dr. Kocaoğlu, şu ifadelere yer verdi: Biz 'kız' yazarken zaten ‘q’ harfiyle yazdığımız için o ‘i’ bile olsa ‘kiz’ diye değil de ‘kız’ diye okunur zaten. ‘Uzum’ yazılıyor ama onu Özbek Türkleri ‘üzüm’ diye okuyor. Bazıları zannediyor ki Özbek Türkçesinde bu ünlü harfler yok oldu. Bu ünlü harfler var ancak nasıl Arapçada bu harfler olmadan yıllarca ‘gul’ yazılırdı ve ‘gül’ diye okunurdu, ‘uzum’ yazılırdı ve ‘üzüm’ okunurdu, bunun gibi bugün Özbek Türkçesinde de ‘uzum’ yazılıyor ama Özbek Türkleri konuşurken ‘üzüm’ diye ince hâliyle söylüyor. Onun için birçoğu da ‘Artık buna lüzum yok. Üzümün ince olduğunu, kızın kalın 'ı' olduğunu herkes biliyor. Ayrı harf kullanırsak bu hem yazıyı hem de kitap yazımını zorlaştırır,’ şeklinde çeşitli bahanelerle buna karşı çıkıyor. "ÖZBEK TÜRKÇESİ İÇİN 9 ÜNLÜ HARF GEREKTİĞİ DÜŞÜNCESİNİ BENİMSİYORUM” Özbek alfabesi için yalnız 6 ünlünün yeteceğini savunanların hükûmet çevrelerinde daha çok sözünün geçtiğini kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, “Ben de bu konuda Özbek basınında ve dergilerde birçok makale yazdım. Özbek Türkçesine 9 ünlü lazım, Ortak Türk Alfabesi’nde de 9 ünlü var ve bu 9 ünlünün korunması lazım.” şeklinde konuştu. Türkiye Türkçesinde 8 ünlünün olduğunu, kapalı e harfinin yazılmadığını ve bu harfin yalnızca Anadolu ağızlarında mevcut olup İstanbul Türkçesinde bulunmadığını dile getiren Özbek Türkü akademisyen, Türkiye dışında başta Kırım Tatar, Tatar, Azerbaycan, Gagauz, Kazak, Kırgız, Yakut ve Çuvaş Türkleri olmak üzer hepsinin alfabeleride 9 ünlünün bulunduğunu beyan ederek “Ben de bu yüzden Özbek Türkçesi için 9 ünlü harf gerektiği düşüncesini benimsiyorum.” dedi. “LATİN ALFABESİNE GEÇMEYEN TÜRK CUMHURİYETLERİNİN HEMEN BU ALFABEYE GEÇECEĞİNE İNANMIYORUM” Öte yandan Prof. Dr. Kocaoğlu, Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu için ise “Bu komisyonlarda Özbekistan’ı bir edebiyatçı temsil etmiş. O nedense üzerinde durmadan ‘Tamam, biz de 34 harfe geçeceğiz’ demiş fakat bunu Özbekistan’a aktardığı zaman ünlü sayısı 6’ya düştü. Buna karşın ben, şu ana kadar Latin alfabesine geçmeyen Türk cumhuriyetlerinin hemen bu alfabeye geçeceğine inanmıyorum.” değerlendirmesini yaptı. Kazakistan basınını yakından takip ettiğini ve Latin alfabesi konusunun hiç tartışılmadığını kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, Komisyonda Kazakistan ve Kırgızistan’ın Ortak Türk Alfabesi’ni kabul etmiş olmalarına rağmen iki ülkenin de uzun müddet Latin alfabesine geçmeyeceğine dair düşüncesini dile getirdi. “HER ALFABE DEĞİŞİKLİĞİ HALKIN KAFASINI KARIŞTIRIYOR” Bununla birlikte Prof. Dr. Kocaoğlu, Özbekistan Parlamentosu tarafından getirilen ve ters kesme işaretli ile digraflı harflerin tek bir karakterle değiştirilmesini öngören kanun teklifinin henüz Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in onayından geçmediğine dikkat çekti. Kazakistan’da ancak 2033’ten sonra Latin alfabesine geçme yönünde bir planın Eski Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev zamanında kabul edildiğinin, Kırgızistan’da ise bu konudaki tartışmaların çok daha az olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kocaoğlu, “Özbekistan’a gelince ben şu görüşü savunuyorum: Tam doğru, 34 harfli bir alfabe yapılmadıkça hâlihazırda bir iki düzeltme de yapılmasın çünkü Özbekistan’da Sovyetler’den bugüne kadar 5 kez alfabe değişikliği oldu. Her alfabe değişikliği halkın kafasını karıştırıyor. Yeni alfabeler baştan okullarda okutuluyor, yeni kitaplar basılıyor ve bunun da büyük masrafları var.” dedi. KANUN TEKLİFİNE GÖRE 3 HARFTE YAPILMASI ISTENEN DEĞİŞİKLİK OKUMAYI ZORLAŞTIRACAK Türkiye’de birçok Türkoloğun Özbekistan Parlamentosundan geçen kanun teklifi adına sevinç bildirdiğini beyan eden Prof. Dr. Kocaoğlu, söz konusu kanun teklifine göre “oʻ” yerine “o” değil, “ö” harfinin kullanılacağına ve Özbek Türkçesinde “o” harfinin “a”ya karşılık geldiğine dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: Bu, işi daha da karıştıracak. ‘Ö’ yazınca herkes bunu ince zannedecek halbuki Özbek Türkleri için bu hem ince hem de kalın bir harf. Mesela ‘Özbek’ yazarken sorun olmayacak ama ‘bolmak’ yazınca bu, ‘bölmek’ gibi okunacak çünkü 2 nokta olacak. ‘Bolmak’ ve ‘bölmek’ ise zaten karıştırılıyor. Özbek Türkleri ‘a’ harfini biraz vurgulu söylüyorlar ama hiçbir zaman yuvarlak ‘o’ şeklinde demiyorlar. Bu yüzden ‘a’yı ‘o’ ile yazmak hiçbir zaman doğru değildir, onu ‘a’ ile yazmak gerekir. Geniş ‘i’ nin ise ‘a’ üzerinde 2 nokta ile (‘ä’) yazılması lazım. Mesela ‘kelmek’te birinci ‘e’ kapalı olduğu için ‘e’ ile, ama ‘-mek’ hecesinde bu açık bir ‘e’ olduğu için 2 noktalı ‘a’ ile yazılması lazım. ‘A’ harfi ise kalın ‘a’ yerine geçecek. Biz bunu savunuyoruz. Öte yandan Prof. Dr. Kocaoğlu, söz konusu kanun teklifine göre ilgili 3 harfte yapılması istenen değişikliğin 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ni tam olarak karşılamayacağını ve okumayı zorlaştıracağını vurgulayarak “Bu, Özbekistan’da şimdi de çok karışık bir konu. Bakalım Cumhurbaşkanı bunu imzalayacak mı? İmzalamazsa belki bir iki yıllık bir tartışmadan sonra Özbekistan’ın 34 harfli mükemmel Latin alfabesine geçmesi mümkün olur diye düşünüyorum.” dedi. Bununla birlikte nazal ‘n’ harfinin (‘ñ’) Özbek Türkçesinde 2 ayrı gramatik durumunun olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, “biznin” (bizim) kelimesinin nazal ‘n’ ile yazılması gerektiğini, buna karşılık “menge” (bana) ve “senge” (sana) kelimelerinde ise “ng” harf kombinasyonunun kalması gerektiğini dile getirerek meclisten geçen son metinde ise “ng” kombinasyonuna ayrıca yer verilmemesinin herhangi bir bilimsel dayanağının olmadığını beyan etti. PROF. DR. KOCAOĞLU, TÜRKİYE’NİN ALFABE DEĞİŞİKLİĞİNDEN YANA OLMADIĞINI VURGULADI Bütün Türk ülkelerinin 34 harfli Latin alfabesini kullanmasının zaten mümkün olmayacağını ifade eden Prof. Dr. Kocaoğlu, Türkiye’nin de bu alfabe değişikliğini kabul etmeyeceğini belirterek “Türkiye’nin 29 harfi var ve hiçbir zaman ne nazal ‘n’ harfini ne de ‘kh’yi (‘x’) alacak. Artık İstanbul Türkçesinde ‘kh’ çıkmıyor ama Anadolu ağızlarında bu var. İstanbul Türkçesi ise artık resmî Türkçe olduğu için nazal ‘n’, ‘x’ veya ‘q’ kullanılmayacak. Mesela Türkçede ‘kar’ ile ‘kâr’ karıştırılıyor. Türkiye, hiçbir zaman bu karışıklık yaşanıyor diye ‘q’ harfini almayacak. Türkiye, ‘Başkaları 34 harfe uysun, biz de onları okuyalım ama biz kendi alfabemizi değiştirmeyeceğiz’ diyor.” ifadelerine yer verdi. Öte yandan Azerbaycan’ın da alfabesini değiştirmeyeceğini ve Azerbaycan’da kullanılan alfabenin de 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ne uygun olmadığını kaydeden Prof. Dr. Kocaoğlu, Türkmenistan’da da “ı” harfinin “y” harfi ile yazıldığını belirterek söz konusu alfabenin Türkmenistan’da da kabul edilmeyeceğini dile getirdi. Bütün Türk devletlerinin 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ni tam olarak uygulayacaklarının söylenemeyeceğini, Rusya’daki özerk Türk cumhuriyetlerinin Rusya parçalanana kadar Latin alfabesine geçemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Kocaoğlu, “Kazakistan geçecek mi? Ben de pek olasılık vermiyorum. Kazak aydınlarının büyük bir bölümü Kiril alfabesinde kalma taraftarı. Onların da gerekçeleri şu: ‘Biz artık bu alfabeyi kullanıyoruz, bunu öğrendik.’.” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Kocaoğlu, Özbekistan’da hem Latin hem de Kiril alfabesinin kullanıldığını kaydederek 40 yaşından büyüklerin Kiril alfabesi taraftarı olduğunu ve Latin alfabesini reddettiğini, 40 yaşından daha genç olanların ise okullarda okutulması nedeniyle Latin alfabesini kullandığını belirtti. Ayrıca Özbekistan’da bazen bir kitabın 2 ayrı alfabe ile basıldığını, gazete ve kitapların bir kısmının Latin, diğer bir kısmının ise Kiril alfabesiyle basıldığını dile getiren Özbek Türkü dilbilimci, Özbekistan Bilimler Akademisi tarafından yayımlanan bir kitabının ise bilim insanlarının okuyamayacağı gerekçesiyle Kiril alfabesiyle basıldığını kaydetti. “BEN TÜRK DÜNYASINDAKİ DURUMU HÂLÂ ÇÖZÜLMEMİŞ BİR SORUN OLARAK GÖRÜYORUM” Özbekistan’daki durumun daha da karmaşık olduğunu belirten Prof. Dr. Kocaoğlu, Kazakistan ve Kırgızistan’da hem halk hem aydınlar arasında Kiril alfabesinden ayrılmama yönündeki eğilimin de oldukça güçlü olduğuna dikkat çekerek “Nazarbayev de ancak 2034 yılında Latin alfabesine geçeriz, demişti ama buna yönelik herhangi bir teklif daha Kazakistan Parlamentosuna da gelmedi. Ben aslında Özbekistan’da uzun bir süre 2 alfabenin de kullanımının devam edeceğini düşünüyorum.” dedi. Özbek Türkçesinin Kiril alfabesinde de 9 ünlü yerine 6 ünlü harfin olduğunu ve bu yüzden bu alfabenin de yetersizliğine dikkat çeken Prof. Dr. Kocaoğlu, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: Ben Türk dünyasındaki durumu hâlâ çözülmemiş bir sorun olarak görüyorum. Bu sorun öyle kolay kolay çözülemeyecek. Türkiye’de herkes zannediyor ki bu iş çok kolay sonuçlanacak. ‘Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bunu kabul etti, parlamentolar da kabul edecek,’ diye düşünüyorlar ama bence bu iş daha uzun sürecek ve ben, bunun uzun sürmesinin taraftarıyım çünkü şimdi bozuk bir alfabeye geçmektense ileride mükemmel bir alfabeye geçmek daha doğru olur.

Türk dünyasının ortak alfabe yolculuğunda kritik adım! Haber

Türk dünyasının ortak alfabe yolculuğunda kritik adım!

Türk Akademisi ile Türk Dil Kurumunun (TDK) iş birliğinde 15 Haziran 2026 tarihinde Astana'da düzenlenen Ortak Türk Alfabesi Komisyonunun Dördüncü Toplantısı'nda, Ortak Türk Alfabesi temel alınarak hazırlanan tavsiye niteliğindeki Kazak ve Kırgız alfabeleri onaylandı. Toplantıda ayrıca Ortak Türk Alfabesinin uygulanmasına ilişkin tavsiye rehberi ile uygulama esasları ele alındı. Toplantıya Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye'den Komisyon üyelerinin yanı sıra Türk Akademisinin gözlemci ülkelerini temsil eden ve kendi ülkelerinde dil politikalarından sorumlu resmî kurum temsilcileri katıldı. 2022 yılında Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) koordinasyonunda Türk Akademisi bünyesinde kurulan Ortak Türk Alfabesi Komisyonu, 11 Eylül 2024'te Bakü'de gerçekleştirilen üçüncü toplantısında 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesini kabul etmişti. ORTAK TÜRK ALFABESİNİN UYGULANMASI MASAYA YATIRILDI Toplantının açılışında konuşan Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Ortak Türk Alfabesine yönelik ilginin akademik çevrelerde, eğitim kurumlarında ve kamuoyunda giderek arttığını belirtti. Mustafayev, gelinen aşamada alfabenin pratikte uygulanmasına yönelik ortak yaklaşımların uyumlaştırılmasının ve temel ilkelerin netleştirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Türk Akademisinin Ortak Türk Alfabesinin yaygınlaştırılması amacıyla çeşitli yayın projeleri hazırladığını aktaran Mustafayev, 2025 yılında Abay Kunanbay'ın "Qara Sözder" adlı eserinin Kazakça, Cengiz Aytmatov'un "Ak Gemi" adlı eserinin ise Kırgızca olarak ilk kez Ortak Türk Alfabesi kullanılarak yayımlandığını hatırlattı. TAVSİYE REHBERİ VE KAZAK-KIRGIZ ALFABELERİ ONAYLANDI Toplantının ana gündemini, Türk dilleri için hazırlanan Ortak Türk Alfabesinin Uygulanmasına İlişkin Tavsiye Rehberi ile alfabenin pratik kullanımına yönelik ilke ve mekanizmaların değerlendirilmesi oluşturdu. Görüşmeler sonunda Komisyon, Ortak Türk Alfabesinin kullanımına ilişkin tavsiye rehberini onayladı. Bunun yanı sıra, 34 harfli Ortak Türk Alfabesi esas alınarak hazırlanan tavsiye niteliğindeki Kazak ve Kırgız alfabeleri de kabul edildi. Komisyon tarafından kabul edilen belgelerin, Türk Akademisi aracılığıyla ilgili ulusal kurumlara, dil kuruluşlarına ve iş birliği yapılan kuruluşlara iletilmesi kararlaştırıldı. NİHAİ KARAR YİNE DEVLETLERİN YETKİSİNDE OLACAK Toplantıda, hazırlanan rehber ve tavsiye niteliğindeki alfabelerin ortak bir referans kaynağı ve uygulama çerçevesi oluşturacağı vurgulandı. Bununla birlikte, bu belgelerin resmî olarak kabul edilmesi ve uygulanmasına ilişkin kararların her devletin kendi yetkili kurumlarının ulusal mevzuatı doğrultusunda vereceği belirtildi. Toplantının sonunda imzalanan ortak bildiride, Ortak Türk Alfabesinin hayata geçirilmesine yönelik desteğin sürdürüleceği ifade edilirken, katılımcılar söz konusu çalışmanın Türk devletleri ve Türk halkları arasındaki kültürel bağların güçlenmesine ve ortak iş birliğinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağı yönündeki inançlarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir ilki duyurdu: Oğuznâmeler ortak alfabe ile basıldı! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir ilki duyurdu: Oğuznâmeler ortak alfabe ile basıldı!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 12. Zirvesi'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, ortak alfabe, bölgesel barış ve güvenlik, enerji ve ulaşım projeleri gibi konulara değindi. Erdoğan konuşmasında, “Teşkilatın geride bıraktığı 16 yıl gibi kısa sürede 'dilde, fikirde, işte birlik' şiarıyla kaydettiği başarılara her geçen gün yenilerini ekliyoruz. İnşallah bu anlayışla başarılarımızın sayısını artırmaya devam edeceğiz.” dedi. ERDOĞAN’DAN TDT’NİN ÖNEMİNE VURGU Çok taraflılığın giderek aşındığı, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin insanlığın vicdanını yaralayan birçok meseleye kayıtsız kaldığı bir uluslararası sistemle karşı karşıya kalındığını belirten Erdoğan, “Bugün pek çok uluslararası ve bölgesel teşkilat bizim ortak tarih, kültür ve ülküdaşlığımız gibi ulvi değerler üzerine bina edilmediğinden kamuoyu nezdinde işlevsiz, adeta omuzlara yük yapılar olarak görülüyor. Teşkilatımızın işte bu değişen koşullara ayak uyduran, uluslararası meselelerde ortak duruş sergileyen, sözüne güvenilen, halkının yanında duran bir yapıya dönüşmesi büyük önem arz ediyor.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Erdoğan, “Türkiye olarak böyle bir dönemde zirvemizin temasının bölgesel barış ve güvenlik olarak belirlenmesini son derece isabetli ve anlamlı buluyoruz.” şeklinde ekleme yaptı. “TDT PLUS ÜÇÜNCÜ TARAFLARLA İŞ BİRLİĞİNDE YENİ BİR SOLUK GETİRECEK” “Çeşitli güvenlik sınamalarıyla uğraştığımız bir ortamda aramızdaki iş birliğini pekiştirirken üçüncü taraflarla da diyaloğumuzun artırılması mühimdir. Teşkilatımızı içine kapanık bir yapılanma olarak asla görmüyoruz. Diğer ilgili uluslararası kuruluşlar ve ittifaklarla etkileşim halinde sesini ve gücünü ortaya koyan bir vizyonu hayata geçirebilmeliyiz.” diyen Erdoğan, TDT Plus formatının üçüncü taraflarla iş birliğinde yeni bir soluk getireceğini ifade etti. TÜRK DÜNYASINDA BARIŞLAR VE SINIRLAR Erdoğan, Güney Kafkasya'daki gelişmeleri de sadece takip etmekle kalmıyor aynı amanda bölgede barış ve istikrarın tesisi için atılan adımları samimiyetle desteklediklerini belirtti ve “Azerbaycan ve Ermenistan arasında 8 Ağustos'ta imzalanan ortak bildiriyi bu minvalde hayırlı bir adım olarak görüyor, devamının gelmesini diliyoruz. Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında sınır birleşim noktasının tespitine ilişkin mart ayında akdedilen anlaşmayı da memnuniyetle karşılıyoruz.” cümlelerini sarf etti. “ORTAK KORİDOR DAHA VERİMLİ HÂLE GETİRİLMELİ” Ulaştırma, enerji güvenliği ve ticari entegrasyon alanlarındaki girişimlere vurgu yapan Erdoğan, “Aramızdaki enerji ve haberleşme bağını etkin hâle getirip güçlendirecek proje ve yatırımlara odaklanmamız hepimizin menfaatinedir. Hazar geçişli ortak koridoru daha da verimli hâle getirmeliyiz.” dedi. OĞUZNÂMELER ARTIK ORTAK ALFABEDE Erdoğan, Türkiye’nin ortak alfabe hususunda ilk adımı attığının da haberini verdi ve Kırgız Türkü yazar Cengiz Aytmatov'u anlatan bir eserin ve Oğuznâmelerin ortak alfabe ile basıldığını söyledi. Aynı şekilde Erdoğan, Türk Dünyası Yayıncılık Kongresi'ni gelecek yıl ocak ayında Ankara'da toplamayı planladıklarını bildirdi. “15 ARALIK’IN DÜNYA TÜRK DİLİ GÜNÜ İLAN EDİLMESİNİ BEKLİYORUZ” Buna ek olarak, 30 Ekim'den itibaren Semerkant'ta düzenlenecek olan UNESCO 43. Genel Konferansı'nda 15 Aralık'ın Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak ilan edilmesini temenni ettiğini duyurdu. Erdoğan, “Özbek kardeşlerimize bu önemli genel konferansın tertiplenmesinde şimdiden muvaffakiyetler diliyorum.” dedi. “KIBRIS TÜRKÜ KARDEŞLERİMİZİ YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ” Türk dünyasının batı kanadından Macaristan'ın gözlemci olarak zirvede bulunmasına vurgu yapan Erdoğan aynı zamanda, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar'ın Ankara, Şuşa ve Bişkek'in ardından şimdi de Gebele'de aramızda bulunmasından son derece bahtiyar olduğumu da vurgulamak istiyorum. İki devletli adil çözüm yolunda Türk dünyasının Kıbrıs Türkü kardeşlerini yalnız bırakmadığını memnuniyetle müşahede ediyorum.” ifadelerini kullandı. Erdoğan gözlemci üye Türkmenistan’ın Türk Akademisi ve Türk Kültür ve Mirası Vakfına gözlemci üye olmasını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Türk Dünyası Birliği Yolunda Ortak Alfabe Çalıştayı Antalya'da toplandı Haber

Türk Dünyası Birliği Yolunda Ortak Alfabe Çalıştayı Antalya'da toplandı

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu (TDK), Türk Akademisi iş birliğiyle “Türk Dünyası Birliği Yolunda Ortak Alfabe” isimli çalıştay, Antalya’da bilim insanlarını ve uzmanları bir araya getirdi. Saat 10.00’da başlayan çalıştayın açılış konuşmasını yapan TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, alfabe değiştirmenin çok zor ve sancılı bir süreç olduğunu, geçen yıl Azerbaycan’ın başkenti Bakü'deki toplantılarda zaman zaman ümitsizlik yaşadıklarını ancak sonunda ortak bir kararla alfabe değişiminin kabul edildiğini belirtti. “BİZİ BU MASA ETRAFINDA TOPLAYAN ORTAK DEĞERLERİMİZ” Başkan Osman Mert, Türk dünyasının alfabesi için toplandıklarını vurgulayarak, "Bizi bu masanın etrafında toplayan ortak değerlerimiz ve ortak dilimiz. Onun için ortak değerlerimiz, dilimiz ve geçmişimiz çok kıymetli" ifadelerini kullandı. Türk dilinin çok geniş bir coğrafyaya yayıldığını ve bunun hem avantaj hem de dezavantajlarının olduğunu kaydeden Mert, Türklerin 8. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar ortak alfabede buluştuklarını hatırlattı. Mert, aynı zamanda tarih boyunca hanlıklarda ve devletlerde ortak alfabe kullanımının bir gelenek olduğunu belirterek, "Atalarımız 8. yüzyılda ortak alfabede buluşmayı başardı. Biz de onların torunları olarak bunu başarmalıyız dedim ve çok şükür Allah bunu bize nasip etti" ifadelerini kullandı. Mert, alfabe değiştirmenin zorluğuna rağmen Türk dünyasının ortak bir dil ve değerler etrafında yeniden birleştiğini vurguladı. “GELECEĞİ KONUŞACAĞIZ” Alfabenin bir işaret dili olduğunu ama alfabe birliğini sağlayamadan istedikleri düzeyde ilişkileri geliştiremeyeceklerini vurgulayan Mert, alfabenin önemli ölçüde siyasî bir konu olduğunu kaydetti. Bu bağlamda, "Aslında alfabe önemli ölçüde siyasî bir konu. Bizim kabul ettiğimiz ya da belirlediğimiz akademik tarafı. 34 harflik çerçeve alfabe üzerinde büyük bir uzlaşı gerçekleştirdik. Ortak alfabe bizi bir araya getirdi. Buraya toplanma nedenimiz 34 harfi tartışmak değil o konu çok şükür bitti ve bundan sonra yarını konuşacağız. Yani bundan sonra neler yapabiliriz, kurum ve kuruluşlar sürece nasıl katkı sağlamalı bunları konuşacağız." dedi. “TDK, TÜRK DİLİNİN KURUMUDUR” TDK’nin sadece Türkiye’nin bir kurumu değil Türk dilinin bir kurumu olduğunu kaydeden Mert, bütün Türk lehçeleriyle ilgili çalışmalar yaptıklarını ve yeri geldiğinde Türk dili için maddi destek verdiklerini vurguladı. “Türk Dünyası Birliği Yolunda Ortak Alfabe” isimli çalıştay 29 Nisan 2025 tarihinde de çeşitli oturumlarla devam edecek.

TDK Başkanı Mert "Ortak Türk Alfabesi" konusuna açıklık getirdi Haber

TDK Başkanı Mert "Ortak Türk Alfabesi" konusuna açıklık getirdi

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu tarafından alınan karar neticesinde terminolojideki birliğin sağlanmasıyla amacını taşıyan "Ortak Türk Alfabesi" kabul edilmişti. Toplamda 34 harften oluşan alfabeye ilişkin akıllara takılan sorulara açıklık getirildi. Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonunda yer alan Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, ortak alfabe konusunda merak edilen soruları Hürriyet gazetesine yanıtladı. TDK Başkanı Mert, alfabenin oluşturulmasındaki amacın; Türk devletleri arasındaki ilişkileri güçlendirmek ve diğer Türk devletlerinin dünya ile kolay diyaloğu için Latin alfabesine geçmek olduğunu aktardı. Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan'ın parlamentoda onaylanmasının ardından alfabeye geçiş yapacaklarını ifade eden Mert, herhangi bir ülkenin kullanabileceği bir alfabe olmadığını söyledi. TÜRKİYE 5 HARFİ NASIL KULLANACAK? Öte yandan 29 harfe sahip Türkiye'nin alfabeyi nasıl kullanacağı yönündeki sorulara kapsamlı bir şekilde yanıt veren TDK Başkanı şu ifadelere yer verdi: Bir alfabede sadece fonem değeri taşıyan sesler harflerle gösterilir. Bir dilde olmayan sesleri alfabesinde göstermenin bir anlamı yoktur. Kabul edilen 34 harfli ortak çerçeve alfabedeki 5 harf, standart Türkiye Türkçesi’nde olmayan Türk lehçelerinde olan sesler için belirlenmiştir. Dolayısıyla bu beş harfin Türkiye Cumhuriyeti’nin alfabesinde gösterilmesine de gerek yoktur. Eğer bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Türkiye Türkçesi’nde olmayan bir sesin yer aldığı Kazakça bir kelime yazacaksa bu kelimede Kazak alfabesinde olan o harfi kullanabilir. Tıpkı İngilizce yazarken gerektiğinde bizim alfabemizde olmayan W, Q işaretlerini kullandığımız gibi. "EDİRNEDE'DEN ÇIKAN BİR TÜRK ALTAY DAĞLARI'NDA TÜRK LEHÇELERİNİ OKUYABİLECEK" Mert, söz konusu gelişmeyi, "Ortak alfabeyle birlikte eğitimden ekonomiye, siyasetten edebiyata kadar pek çok alanda Türk coğrafyası yakınlaşacak ve birlikte hareket kabiliyeti artacak. Artık Edirne’den yola çıkan bir Türk, Altay Dağları’na kadar yalnızca Türkçe konuşarak değil Türkçe lehçeleriyle yazılanları okuyarak da seyahat edebilecek." ifadeleriyle değerlendirdi. Ayrıca Prof. Dr. Mert, ilgili kararın Türkiye ve Azerbaycan'da herhangi bir değişiklik yaratmayacağını, alfabenin Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan parlamentolarında onaylanmasının ardından hayata geçirileceğini bildirdi. TÜRK DÜNYASINDA ORTAK ALFABE Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu, 20 Eylül 2024 tarihinde 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi ile ilgili bir bildiri yayımladı. Bildiride, Nahçıvan Anlaşması ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu'nda belirtilen ve Türk halkları arasında iletişimi kolaylaştırmayı, alfabe ve terminolojide birlik sağlamayı, amaçlayan hedefler doğrultusunda oluşturulan Ortak Türk Alfabesi için özenle çalışıldığı vurgulandı. 34 harfli Ortak Türk Alfabesi projesinin güçlü yönlerine hem de iyileştirilmesi gereken alanlara odaklanıldığı belirtilen bildiride "Türk dillerinin kendine özgü dilsel özelliklerini dikkatle ele aldık ve kapsayıcılığın önemini vurgulayarak farklı fonetik özelliklerin tek bir alfabe çerçevesinde temsil edilmesine özen gösterdik. Her farklı fonemin tek bir harfe karşılık gelmesi gerektiği ilkesinden hareketle, anlaşılırlığı en üst düzeye çıkaran ve tüm konuşmacılar için daha kolay öğrenmeyi ve kullanmayı sağlayan bir alfabe oluşturmayı amaçladık." ifadelerine yer verildi. TÜRK DÜNYASI ORTAK ALFABE KOMİSYONU Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu, TDT'nin girişimiyle her Türk devletinden sorumlu iki temsilcinin katılımıyla kurulmuş olup, Uluslararası Türk Akademisine bağlı olarak faaliyet göstermekte. Komisyen toplamda 3 toplantı yaptı. İlk toplantı 28-29 Mayıs 2023'te Astana'da, ikinci toplantı ise 6-7 Mayıs 2024'te Bakü'de gerçekleşmişti. Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev, çalışmalar doğrultusunda Türk dünyası ortak alfabesinin 14 harfinin onaylandığını duyurmuştu.  9 Eylül 2024 tarihinde Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu 3. toplantısında 34 harften oluşan ortak alfabe son halini almıştı.

Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu bildiri yayımladı! Haber

Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu bildiri yayımladı!

Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu, 20 Eylül 2024 tarihinde 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi ile ilgili bir bildiri yayımladı. Bildiride, Nahçıvan Anlaşması ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu'nda belirtilen ve Türk halkları arasında iletişimi kolaylaştırmayı, alfabe ve terminolojide birlik sağlamayı, amaçlayan hedefler doğrultusunda oluşturulan Ortak Türk Alfabesi için özenle çalışıldığı vurgulandı. "KOLAY ÖĞRENMEYİ VE KULLANMAYI SAĞLAYAN BİR ALFABE OLUŞTURMAYI AMAÇLADIK" 34 harfli Ortak Türk Alfabesi projesinin güçlü yönlerine hem de iyileştirilmesi gereken alanlara odaklanıldığı belirtilen bildiride şu ifadeler yer aldı: "Türk dillerinin kendine özgü dilsel özelliklerini dikkatle ele aldık ve kapsayıcılığın önemini vurgulayarak farklı fonetik özelliklerin tek bir alfabe çerçevesinde temsil edilmesine özen gösterdik. Her farklı fonemin tek bir harfe karşılık gelmesi gerektiği ilkesinden hareketle, anlaşılırlığı en üst düzeye çıkaran ve tüm konuşmacılar için daha kolay öğrenmeyi ve kullanmayı sağlayan bir alfabe oluşturmayı amaçladık." Bildirinin temel amacının komisyon tarafından varılan anlaşmayı resmileştirmek ve Latin temelli Ortak Türk Alfabesi'nin kabulünü teyit etmek olduğu kaydedildi. Ayrıca bildiride ortak alfabenin Türk Devletleri Teşkilatının her üye ülkesi ve gözlemcisinin ilgili kurumlarına dağıtılacağı ifade edildi. Bildiride, komisyonun temel Latin alfabesinde bulunmayan sesleri doğru bir şekilde temsil etmek için özel karakterlerin dahil edilmesinin gerekliliği konusunda standart bir yaklaşım üzerinde mutabakata vardığı aktarıldı. TÜRK DÜNYASI ORTAK ALFABE KOMİSYONU Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu, TDT'nin girişimiyle her Türk devletinden sorumlu iki temsilcinin katılımıyla kurulmuş olup, Uluslararası Türk Akademisine bağlı olarak faaliyet göstermekte. Komisyen toplamda 3 toplantı yaptı. İlk toplantı 28-29 Mayıs 2023'te Astana'da, ikinci toplantı ise 6-7 Mayıs 2024'te Bakü'de gerçekleşmişti. Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev, çalışmalar doğrultusunda Türk dünyası ortak alfabesinin 14 harfinin onaylandığını duyurmuştu.  9 Eylül 2024 tarihinde Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu 3. toplantısında 34 harften oluşan ortak alfabe son halini almıştı.

TDK Başkanından “Ortak Türk Alfabesi” açıklaması Haber

TDK Başkanından “Ortak Türk Alfabesi” açıklaması

TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert "Ortak Türk Alfabesi" hakkında konuştu. Mert, Ortak alfabe çalışmalarının ilk olarak 1926'da Bakü'de başladığını ancak Sovyetler Birliği döneminde sonlandırıldığını söyledi. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla 1991 yılında İstanbul'da yeniden çalışmalara başlandığını ve 2022 yılında Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde Ortak Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu'nun kurulduğunu belirten Mert, "Alfabe değiştirmek kolay bir süreç değildir. Zor ve sancılı bir süreçtir. Bundan dolayı tabii ki toplantı planladığımız gibi geçse de toplantı esnasında pek çok kez tartışmalar, ara vermeler gerçekleşti ama sonuç itibarıyla bunu başardık." dedi. DEVLET BAŞKANLARI TARAFINDAN ALFABE KABUL EDİLECEK TDK Başkanı Mert, belirlenen alfabenin kabul edilmesinin siyasi boyutuna işaret ederek  "Parlamentoların onayını takiben, devlet başkanları alfabeleri kabul edecek. Alfabelerin siyasi bir boyutu da var ve bu süreçte parlamentoların onayı gereklidir." ifadelerini kullandı. Her lehçe için en uygun alfabeyi oluşturmaya çalıştıklarını aktaran Mert şu ifadelere yer verdi: "Burada bizim yaptığımız 34 harf üzerinde uzlaşmak değil. Her lehçenin ihtiyacı olan harfleri belirlemek, her lehçe için en uygun alfabeyi oluşturmak. Yani şu an Azerbaycan ve Türkiye dışında Özbekistan'ın, Kazakistan'ın ve Kırgızistan'ın alfabeleri belirlenmiş oldu. Aslında şu an size gösterecek olsak üç ayrı alfabe göstermemiz gerekir. Ama bu üç ayrı alfabenin de en az yüzde 95'i harf olarak ortak." “BİZİM HERHANGİ BİR VATANDAŞIMIZ TÜRK CUMHURİYETLERİNE GİTTİĞİNDE YAZILARI OKUYABİLECEK” Mert, komisyon tarafından bütün lehçelerin ihtiyacı olan harflerin teker teker belirlendiğini ve belirlenen tüm harflerin oy birliğiyle kabul edildiğini belirtti ve "Bizim alfabemizde ve Azerbaycan'ın alfabesinde herhangi değişiklik söz konusu olmayacak. Fakat bizim kullandığımız 29 harf Türk Cumhuriyetlerinin kullandığı alfabelerde yer alacak. Bizim herhangi bir vatandaşımız Türk Cumhuriyetlerine gittiğinde tabelaları okuyabilecek, yazıları okuyabilecek." şeklinde konuştu. TÜRK DÜNYASI ORTAK ALFABE KOMİSYONU Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu, TDT'nin girişimiyle her Türk devletinden sorumlu iki temsilcinin katılımıyla kurulmuş olup, Uluslararası Türk Akademisine bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Şimdiye kadar 2 toplantı yapıldı. İlk toplantı 28-29 Mayıs 2023'te Astana'da, ikinci toplantı ise 6-7 Mayıs 2024'te Bakü'de gerçekleşmişti. Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev, çalışmalar doğrultusunda Türk dünyası ortak alfabesinin 14 harfinin onaylandığını duyurmuştu.  9 Eylül 2024 tarihinde Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu 3. toplantısında 34 harften oluşan ortak alfabe son halini almıştı. .

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.