SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Osmanlı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Osmanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osmanlı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı ve Kırım Tatarlarının mücadelesi Balıkesir'de gündeme geldi Haber

Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı ve Kırım Tatarlarının mücadelesi Balıkesir'de gündeme geldi

Şubat ayı, Kırım Tatar halkının ana vatanı Kırım’ın Rusya tarafından işgalinin ve Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı topyekûn savaşın yıl dönümlerini ihtiva etmesi nedeniyle büyük önem taşıyor. Kırım’ın işgalinin 12. yılı ile Rusya’nın Ukrayna'ya karşı başlattığı topyekûn işgal girişimi ve saldırılan 4. yılı dolarken, Kırım Tatar halkının millî mücadelesini gündeme getirmek adına Türk Ocakları Balıkesir Şubesi tarafından önemli bir programa imza atıldı. Kırım Haber Ajansı (QHA) Editörü Mustafa Koçyegit ve Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Uzmanı Ömer Cihad Kaya’nın konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte, “Ukrayna-Rusya Savaşı ve Kırım Türklerinin Milli Mücadelesi” konusu ele alındı. Programa, Türk Ocakları Balıkesir Şubesi üyeleri ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Balıkesir Şube Başkanı Kaan Akman katıldı “KIRIM BİRBİRİ ARDINA GELEN TÜRK KAVİMLERİNİN MÜZESİDİR” Konuşmasına Türkiye Cumhuriyeti'nin eski Turizm ve Tanıtma Bakanı, Balıkesir Milletvekili ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği eski Genel Başkanı Dr. Ahmed İhsan Kırımlı'yı anarak başlayan Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Uzmanı Kaya, geçmişten günümüze Kırım’ın ve genel olarak Deşt-i Kıpçak sahasının, dilden kültüre kadar Oğuz ve Kıpçak Türklüğünü birleştiren bir coğrafya olduğunu ifade etti. Kaya, bu çerçevede tarihçilerinin kutbu Prof. Dr. Halil İnalcık’ın “Kırım birbiri ardına gelen Türk kavimlerinin müzesidir” sözünü anımsattı. Kırım’ın jeopolitik ve stratejik olarak çok müstesna bir bölgede olduğunun altını çizen Kaya, 1774 Küçük Kaynarca Anlaşması ve akabinde gelişen Kırım’ın 1783’teki işgalinin, Osmanlı Türkleri için dramatik bir husus olduğunu belirtti. Kırım’ın bu müstesna konumunun, Karadeniz jeopolitiği açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Kaya, Karadeniz üzerinde Türkler ve Ruslar arasında geçmişten bugüne büyük çatışmalara bu işgal ile beraber Rusların emperyal siyasetinin sebep olduğunu ifade etti. "KOLONYAL VE ŞOVENİST RUS SİYASETİ, KIRIM’DA İLK İŞGALDEN GÜNÜMÜZE UYGULANMAKTADIR" Ardından gelen süreçte Kırım’da başlayan hızlı Ruslaştırma siyasetinin, Kremlin adlı zulüm ve baskı mekanizması tarafından kolonyal, emperyal ve sömürgeci bir şekilde uygulandığını belirtti. Kaya, “Bu kolonyal ve şovenist Rus siyaseti, Kırım’da ilk işgalden günümüze uygulanmaktadır. Halk anlatıları dahil olmak üzere Kırım adım adım, ‘Ruskiy Mir’ dedikleri Rus dünyasına entegre edilmeye çalışılmıştır” ifadelerini kullandı. Rusya’nın savaş suçlusu lideri Putin’in ortaya koyduğu siyasete ilişkin de konuşan Kaya, özellikle “Rusya’nın sınırı yoktur” anlayışıyla Rus kimliğini egemen kılmak için türlü savaş suçlarına imza attığını belirtti. Kaya, “Kırım, Çariçe Katerina’dan Stalin’e, Stalin’den Putin’e kadar asırlar boyunca bir zulüm merkezi haline gelmiş, Türkler bu tarihi topraklarından adeta kazınmıştır.” değerlendirmesini yaptı. KIRIMOĞLU'NUN MÜCADELESİ Bu zulüm dalgasına rağmen Kırım’ın ve Kırım Tatar halkının milli mücadeleden tarihin hiçbir döneminde geri adım atmadığını kaydeden Kaya, Türk dünyasında aydınlanmanın büyük öncüsü İsmail Bey Gaspıralı, Kırım Halk Cumhuriyeti hükûmetinin ilk Başkanı Numan Çelebicihan’ın mücadelesini aktardı. 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’na da değinen Kaya, sürgünün Kırım Tatar halkı için çok büyük bir travma olduğunun altını çizdi. Ardından, Kırım Tatar Türklüğünün adeta bir “Anka Kuşu” gibi yeniden küllerinden doğmasını temsil eden Kırım Tatarlarının millî lideri, Ukrayna Milletvekili ve Türk dünyasının yaşayan efsanesi Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun mücadele hayatına değindi. Ömer Cihad Kaya, “Kırımoğlu’nun gerçek bir efsane olmasının arkasında yatan sebep, bedeli ne olursa olsun haksızlığa karşı tarihin her döneminde dik durması ve haksızlığa ‘dur’ diyebilmesidir. Onun Sovyetlerin cinayetlerine haksızlıklarına karşı başlattığı bu muhalefet, bugün Ukrayna’nın tek bir vücut olarak Putin Rusyası’na karşı koyabilmesini sağladı” dedi. SAVAŞ, KIRIM'IN İŞGALİYLE BAŞLADI Programın diğer konuşmacısı QHA Editörü Mustafa Koçyegit ise, 2014 yılında Kırım’ın işgali ile Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ihlal edildiğini belirtti. Bu tarih ile 24 Şubat 2022’de başlayan topyekûn saldırıların birbirinden farklı görülmemesi gerektiğini vurgulayan Koçyegit, 12 yıldır Ukrayna’nın topraklarından Rusları çıkarmak için uğraş verdiğini ve artık silahlı bir mücadele içerisine girildiğini kaydetti. Tıpkı geçmişte olduğu gibi Kırım’ın jeopolitik açıdan hayli önemli olduğunu belirten Koçyegit, Rusların temel ikmal hattının Kremlin tarafından askerî üsse çevrilen Kırım yarımadası olduğunu vurguladı. "BİZ TÜRKLER OLARAK NEYİ KAYBETTİĞİMİZİN FARKINDA DEĞİLİZ" Koçyegit, “2014 yılında Kırım’ın son kez işgalinin ardından Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, Karadeniz'deki Rus filosu ve Türk Deniz Kuvvetleri arasındaki güç oranının son birkaç yıl içerisinde ciddi biçimde değiştiğini vurgulamış ve ‘Türkiye artık Karadeniz'in efendisi değil’ demiştir. Bilinçli bir çarpıtma dahi olsa tarihi süreklilik ve tarih bilmek neden önemlidir bence bu cümleler bunu anlatıyor. Ayrıca, biz Türkler olarak neyi kaybettiğimizin farkında değiliz ama Ruslar neyi kazandığının gayet farkındadır.” değerlendirmesini yaptı. Kırım Tatar halkının, bu savaşta her zaman ön planda olduğunu ve Rusları ana vatanları Kırım’dan çıkarmak için hiçbir geri adım atmayacaklarını vurgulayan Koçyegit, "Kırım Tatarlarının görev aldığı Kırım Gönüllü Taburu, Numan Çelebicihan Taburu, Karadağ Taarruz Tugayı, Rus işgaline son vermek için Ukrayna saflarında mücadele vermektedir." dedi. TÜRKİYE'NİN UKRAYNA'YA DESTEĞİ Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin Ukrayna’nın verdiği vatan mücadelesini desteklediğini ve Türk SİHA’larının ve Türk askerî araçlarının cephede Ukrayna ordusunun en büyük yardımcılarından olduğunu ifade eden Koçyegit, şunları kaydetti: Türkiye Cumhuriyeti devleti, Kırım ve Ukrayna ile ilgili gerek AKPM gerek BM’deki birçok Rusya’nın işgaline karşı çıkan metne imza atan ve yazılmasına katkı sunan bir noktadadır. Türkiye, Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımamıştır ve tanımayacaktır. Kırım Tatarlarının hak ve hürriyetlerinin korunması yönündeki çabalarını da kararlılıkla sürdürecektir. Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne en başından bu yana destek vermektedir. Putin Rusyası, Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkede etki ajanları ve propaganda çalışmaları sayesinde Ukrayna’ya verilen desteği ve Ukrayna’nın verdiği vatan mücadelesini gevşetmek, susturmak ve zayıflatmak için var gücüyle çalışmaktadır. Program sonunda Türk Ocakları Balıkesir Şube Başkanı Oğuz Atan tarafından, konuşmacılar Ömer Cihad Kaya ve Mustafa Koçyegit'e günün anısına hediye takdim edildi.

New York Belediye Başkanı Mamdani, el bastığı Kur'an'ın Osmanlı dönemine ait olduğunu açıkladı Haber

New York Belediye Başkanı Mamdani, el bastığı Kur'an'ın Osmanlı dönemine ait olduğunu açıkladı

New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı Zohran Mamdani, göreve başlama yemininde el bastığı Kur'an-ı Kerim'in, Osmanlı dönemi Suriyesi'nden el yazması bir nüsha olduğunu açıkladı. Resmî sosyal medya hesabından, geçen hafta üzerine yemin ederek göreve başladığı Kur'an'a dair açıklamalarda bulunan Zohran Mamdani, Eski City Hall metro istasyonunda düzenlenen yemin törenindeki Kur'an-ı Kerim'in, Arturo Schomburg'a ait 18. yüzyıldan kalma olduğunu kaydetti. New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı olan Mamdani, yemin törenindeki Kur'an-ı Kerim'in Osmanlı dönemi Suriyesi'nden kalma el yazması bir nüsha olduğunu belirtti. Mamdani, eserin siyah mürekkeple yazıldığını, metinde bazı bölümlerin ise kırmızı renkle vurgulandığını ifade etti. New York'un yeni döneminin bir parçası olarak gösterdiği bu Kur'an'ın tüm New Yorklulara ait sayıldığını vurgulayan Mamdani, eserin New York Halk Kütüphanesi'nin (NYPL) ana binasında sergileneceğini ve bugün itibarıyla ziyarete açıldığını duyurdu. NEW YORK'UN İLK MÜSLÜMAN BELEDİYE BAŞKANI Uganda doğumlu olan 34 yaşındaki Mamdani, 4 Kasım 2025 tarihindeki seçimlerin resmi olmayan sonuçlarına göre, "ABD'nin en büyük kentinin başına geçen son yüzyıldaki en genç ve ilk Müslüman isim" olmuştu. CBS News kanalının verilerine göre seçimde 2 milyondan fazla kişi oy kullanmış, bunun "1969'dan bu yana kayda geçen en yüksek katılım oranı" olduğu vurgulanmıştı. Mamdani, 1 Ocak'ta halka açık alanda binlerce New Yorklunun katıldığı törende, Kur'an-ı Kerim üzerine yemin ederek New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı olarak göreve başlamıştı.

Kırım Tatar Teşkilatları Platformu: Kırım Tatar davası siyaset üstüdür! Haber

Kırım Tatar Teşkilatları Platformu: Kırım Tatar davası siyaset üstüdür!

Eski Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ile Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt arasında yaşanan sözlü tartıştıma bir anda tarihi bilgilerin çarpıtılmasıyla iç siyaset konusundan farklı bir alana taşındı. Eskişehir yerel medyasından İstikbal Gazetesi köşe yazarlarından Ali Baş'ın gündeme taşıdığı habere göre Yılmaz Büyükerşen, Kazım Kurt'a yönelik olarak "Kırım’ın Giray hanları gibi davrandı" ifadesini kullandı. İç siyasi tartışmalarda Kırım Tatarlarına yönelik gerçek dışı yakıştırmalar yapılması ise Kırım Tatar diasporası tarafından büyük tepki ile karşılandı. Büyükerşen'in söz konusu ifadeleri sonrasında Kırım Tatar Teşkilatları Platformu, Kırım Hanlığı’ndan günümüze uzanan tarihi süreci ve Türkiye Cumhuriyeti ile olan sarsılmaz bağları hatırlatan kapsamlı bir bildiri yayımladı. Kırım Tatar halkının tarih boyunca Türk ve İslam dünyasına hizmet ettiği, hiçbir zaman siyasi çekişmelerin malzemesi yapılamayacağı vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi: 0Kırım Hanlığı ve Kırım Tatar halkının, Hanlığın hüküm sürdüğü 342 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun sarsılmaz dostu ve müttefiki olduğu tarihsel bir hakikattir. Her iki güç, başta siyasî ve askerî alan olmak üzere bilim, kültür, düşünce ve sanat alanlarında işbirliği yaparak eşsiz başarılar elde etti. Tarih kitapları bu başarılarla doludur. Şu husus da unutulmamalıdır ki Osmanlı İmparatorluğu ve Kırım Hanlığı, el ele vererek Türk ve İslam dünyasına muhteşem eserler kazandırmışlardır. II. Viyana Muhasarası sırasında Polonyalı ve Avusturyalı askerlerin saldırdıkları Sadrazamın otağını ve Hz. Peygamberin sancağını (Sancak-ı Şerif) kurtaran Hacı Giray ve 600 Kırım atlısıydı. Bu kahramanları kim yok sayabilir? Kırım Hanlığı’nın lağvolunmasından sonra geçen yüzyıllar boyunca Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’ne göç etmek zorunda kalan Kırım Tatarları, devletimizin sadık ve güvenilir vatandaşları olmuşlardır. Bürokraside görev alan memurundan tarlada çalışan ırgatına kadar tüm Tatar halkı, hem Osmanlı İmparatorluğu’nun hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınmasına, gelişmesine, muasır medeniyetler seviyesine yükselmesine canını dişine takarak çalışmıştır, ter dökmüştür. Milli Mücadele’de Kuva-yı Milliye ve düzenli ordu saflarında savaşmak üzere eşsiz Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın çağrısına uyan binlerce Kırım Tatarını kim unutabilir? Yaşı kırk beş olan, saçı sakalı ağarmış, büyük düşünür Yusuf Akçura’nın yedek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Alagöz Karargâhında Başkomutanla birlikte mücadelesini kim yok sayabilir? Bugün, Kırım ve Kırım Tatarlarının millî haklarının korunması Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından siyaset üstü nitelikte bir devlet politikası olarak kabul edilmiştir. Ne yazık ki zaman zaman siyaset sahnesindeki bazı aktörlerin sırf şahsi siyasi hesapları nedeniyle Kırım Tatarlarına yönelik tarihi hakikatlere uymayan yakıştırmaları bizleri ziyadesiyle üzmüştür. Gerek Türkiye’de gerekse dünyadaki Kırım Tatarları arasında büyük itibar gören Odunpazarı Belediye Başkanımız Kazım Kurt, mensubu olduğu Kırım ve Kırım Tatar halkının sorunları noktasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kabul gören politikasına uygun olarak siyaset üstü faaliyetler yürütmekte ve imkanı dahilinde her alanda destek olmaktadır. Kıymetli Belediye Başkanımızın bu tutumu bizler için unutulmazdır. Bu vesile ile, iç siyasi çatışma ve çekişmelerin orta yerinde bütün Kırım Tatar halkına yönelik uygunsuz ve mesnetsiz yakıştırmalar yapılarak, tarihi hakikatlerin farklı boyutlara taşınmasını, siyasi ahlaka, vefa ve dostluk ilişkilerine yakışmayan davranışlar olarak not alındığının bilinmesini rica ediyoruz. Saygılarımızla."

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun! Haber

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!

Türkiye Cumhuriyeti, bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şanlı Türk ordusu büyük mücadeleler sonucunda ülkeyi işgale kalkışan düşmana "dur" demişti. Türk ordusu, taarruza geçerek aldığı, “Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir, ileri!” emri ile durmadan, canını hiçe sayarak gerçekleştirdiği karşı taaruz ile düşmanı ülkeden kovmayı başardı. Bundan sonra Mustafa Kemal Paşa’nın aklında, yeni ve çağdaş bir Türkiye vardı. Bunu da gerçekleştirmek adına atacağı en büyük adım cumhuriyetin ilan edilmesiydi. Bunun için kabineyi 28 Ekim 1923 tarihinde, Çankaya Köşkü’nde topladı ve açıkladı: “Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!” CUMHURİYET’İN İLANI Osmanlı Devleti, 1876 yılına kadar mutlak monarşi, 1876-1878 ve 1908-1918 arasında meşruti monarşi ile yönetilmişti. I. Dünya Savaşı'nda yenilgiye uğramasının ardından işgale uğrayan Anadolu'da halkın işgalcilere karşı Mustafa Kemal Paşa önderliğinde verdiği Milli Mücadele, 1923 yılında milli güçlerin zaferi ile sonuçlandı. Bu süreçte, "Büyük Millet Meclisi" adıyla 23 Nisan 1920'de Ankara'da toplanan halkın temsilcileri, 20 Ocak 1921'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adlı yasayı kabul ederek egemenliğin Türk ulusuna ait olduğunu ilan etmiş ve 1 Kasım 1922'de aldığı kararla saltanatı kaldırmıştı. Ülke, meclis hükûmeti tarafından yönetilmekteydi. 27 Ekim 1923'te İcra Vekilleri Heyeti'nin istifası ve yerine meclisin güvenini kazanacak yeni bir kabinenin kurulamaması üzerine Mustafa Kemal Paşa, yönetim biçiminin Cumhuriyet olması için İsmet Paşa ile birlikte bir kanun değişikliği tasarısı hazırlayarak 29 Ekim 1923'te Meclis'e sundu. 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) toplandı. TBMM’de yapılan bir anayasa değişikliğiyle Türkiye’nin yönetim biçimi Cumhuriyet olarak belirlendi ve 29 Ekim 1923 günü saat 20.30’da Cumhuriyet ilan edildi. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda yapılan değişikliklerin kabulü ile Cumhuriyet, TBMM tarafından ilan edilmiş oldu.

Bosna Hersek'teki Atik Behram Bey Camii, Türkiye'nin desteğiyle yenilenerek ibadete açıldı Haber

Bosna Hersek'teki Atik Behram Bey Camii, Türkiye'nin desteğiyle yenilenerek ibadete açıldı

Bosna Hersek'in Tuzla kentinde bulunan Osmanlı mirası Atik Behram Bey Camii, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Bosna Hersek İslam Birliği Vakıflar Müdürlüğü iş birliğiyle restore edildi. Biten restorasyon çalışmalarının ardından cami, düzenlenen törenle yeniden ibadete açıldı. KAVAZOVİC: BOSNA HERSEK İSLAM BİRLİĞİ ADINA TÜRK DOSTLARIMA TEŞEKKÜR EDERİM Bosna Hersek'teki "13. Vakıf Günleri" kapsamında düzenlenen açılışta konuşan Bosna Hersek İslam Birliği Başkanı Husein Kavazovic, camilerin yenilenmesinin ruhsal bir yenilenme için de fırsat olduğunu vurguladı. Kavazovic, caminin restorasyonuna katkıda bulunanlara teşekkür etti. Konuşmasında "Bosna Hersek İslam Birliği adına Türk dostlarıma teşekkür ederim. Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu ve ekibine özellikle minnettarız." ifadelerini kullandı. BEHRAM AĞA CAMİİ, BÖLGEYE MANEVİ IŞIK YAYIYOR Vakıflar Genel Müdür Yardımcısı Erkan Ömeroğlu da tarihi yapının yeniden ibadete açılmasına sevindiklerini söyledi. Ömeroğlu, asırlardır bu bölgede manevi ışık yayan tarihi Atik Behram Bey Camii'nin yeniden açılışının sevincini hep birlikte paylaştıklarını vurguladı.  "Ortak bir gayret ve son derece özenli ve özverili bir çalışmayla Behram Bey Camii'nin bugünkü haline tanıklık etmenin gururunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. BOSNA HERSEK'TE YENİLENME PROJELERİ DEVAM EDİYOR Ömeroğlu; başkent Saraybosna'daki Ali Paşa Camii, Mostar'daki Hacı Murat Sipahi Mescidi ve Banja Luka'daki Ferhat Paşa Saat Kulesi'nin yenilenmesi projelerinin de sürdüğünü belirtti. CAMİNİN İNŞASI 1533 YILINDAN ÖNCEYE DAYANIYOR Tuzla'nın merkezinde bulunan, kabartma ve boyalı süslemeleriyle dikkati çeken tarihi Atik Behram Bey Camii'nin 1533 yılından önce inşa edildiği tahmin ediliyor.

Kıbrıs'taki Osmanlı eserleri korunuyor Haber

Kıbrıs'taki Osmanlı eserleri korunuyor

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Gazimağusa’da İki Taraflı Kültürel Miras Teknik Komitesi tarafından halihazırda koruma çalışması tamamlanan ve önümüzdeki dönem çalışma yapılması planlanan eserleri ziyaret ederek incelemelerde bulundu. KKTC Cumhurbaşkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Bürosu tarafından yapılan açıklamada, sırasıyla Canbulat Burcu, Akkule ve Çifte Mazgal anıtlarını ziyaret eden Cumhurbaşkanı Tatar'ın ziyareti kapsamında ayrıca şehitliklere de saygı ziyaretinde bulunduğu aktarıldı. Cumhurbaşkanı Tatar ziyaretinde, önümüzdeki yıl içerisinde Osmanlı döneminden kalma tarihi Kertikli Hamamı ve Karpaz (Diamante) Burcu’nda da Komite tarafından koruma çalışması yapılacağını memnuniyetle duyurdu.  Kültürel miras alanında yapılan tüm çalışmaların KKTC'nin çağdaş bir devlet olarak adanın kültür mirasına atfettiği önemin en somut göstergelerinden birini oluşturduğunu vurgulayan Tatar, Komitenin, iki taraf arasındaki iş birliği kültürünün gelişmesine yaptığı katkılardan dolayı memnuniyetini dile getirdi.  Cumhurbaşkanı Tatar, bu işbirliğinin ortak faydalarına olan diğer alanlara da yansımasını beklediğini; Ada'da olumlu bir havanın oluşabilmesi için de bu tür ortak çalışmaların önem taşıdığını belirterek Komiteye teşekkürlerini ifade etti.  İki Taraflı Kültürel Miras Teknik Komitesi, KKTC'deki tarihi eserlerin yanısıra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde bulunan Osmanlı/Türk eserlerinde de çalışmalar yürütüyor.

Batı Trakya Türkleri, Yunanistan'daki Osmanlı izlerini yaşatmaya çalışıyor Haber

Batı Trakya Türkleri, Yunanistan'daki Osmanlı izlerini yaşatmaya çalışıyor

Batı Trakya Türkleri, Yunanistan'ın birçok şehrinde görülebilen ve bölge tarihine damga vuran Osmanlı izlerini yaşatmaya çalışıyor. İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa, Anadolu Ajansına (AA) verdiği bir röportajda bu konuda değerlendirmelerde bulundu. Müftü Trampa, Osmanlı'nın şehirde inşa ettiği yapılar arasında cami medrese, çeşme ve kervansaray gibi yapılar olduğunu ve bu yapıların şehrin ruhuna hitap eden tarzda yapıldıklarını ifade etti. Şehrin sosyal ve manevi yapısını güçlendiren bu yapıların Osmanlı sonrası dönemde amacına uygun olarak kullanılmadığını belirten Trampa, yapıların Yunan hükûmeti tarafından yıkıldığını veya farklı amaçlarla kullanarak Türk-Osmanlı izlerinin silinmesini hedeflendiğini belirtti. Trampa, şu ifadeleri kullandı: Yunanistan'da bazı Osmanlı camileri bar, kafe, müze ya da sergi salonuna çevrildi, hatta bazıları kiliseye dönüştürüldü. Bu durum, Osmanlı izlerini silme çabası olarak yorumlanabilir. "OSMANLI, FETHETTİĞİ YERLERDE KENDİSİNDEN ÖNCEKİ MEDENİYETLERİN MİRASINA SAYGI GÖSTERDİ" Müftü Trampa, Osmanlı'nın fethettiği topraklarda kendisinden önceki dönemlere ait yapılara zarar vermediğini "Osmanlı, fethettiği yerlerde kendisinden önceki medeniyetlerin mirasına saygı gösterdi. Bizans'tan kalma kiliseleri restore edip Hristiyanların kullanımına sundu, aynısını Yahudi havraları için de yaptı. Oysa bugün Yunanistan'da Osmanlı'dan kalan camiler ve diğer eserler ya yok ediliyor ya da amacı dışında kullanılıyor." ifadeleriyle belirtti. ESERLERİN KORUNMAMASI, GÜNÜMÜZDEKİ İKİLİ İLİŞKİLERE ZARAR VERİYOR Trampa, Yunanistan'daki Osmanlı eserlerinin korunması ve kullanılması hususundaki sorunların günümüzde ikili ilişkilere de zarar verdiğini vurguladı. Türkiye'deki Hristiyan eserlerinin korunduğunu ve restore edildiğini belirten müftü, aynı uygulamanın Yunanistan hükûmeti tarafından da yapılması gerektiğini belirtti. Müftü, şu ifadeleri kullandı: Bu durum bölgede huzursuzluk yaratıyor. Batı Trakya Camiler ve Din Görevleri Derneği olarak, zaman zaman Osmanlı döneminden kalma camilerde ibadet etmek, mevlit programları düzenlemek gibi taleplerimiz oldu ancak bugüne kadar olumlu bir sonuç alamadık. YUNAN HÜKÛMETİ, ESERLERİ TÜRK ESERİ YERİNE MÜSLÜMAN ESERİ OLARAK ADLANDIRIYOR Ayrıca eserlerin hükûmet tarafından "Türk eseri" olarak değil, "Müslüman eseri" olarak belirtildiğini belirtti. Bunun bilinçli olarak yapıldığını belirten Trampa, Osmanlı'nın ve Türklerin bölgedeki izlerinin silinmeye çalışıldığını kaydetti. ESERLERDEN OSMANLI İZLERİ SİLİNİYOR Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Şükriye Mehmet de "Gümülcine ve Civarındaki Osmanlı Türk Eserleri" adlı kitabından bahsetti. Osmanlı mirasını yaşatmak için çalışan Mehmet, şu ifadeleri kullandı: Kitabımızda, Gümülcine'nin sembolü haline gelmiş Gümülcine Saat Kulesi de yer alıyor. Saat Kulesi, 21 Ekim 1884'te Sultan 2. Abdülhamid döneminde inşa edilmeye başlanmış ve 1885 yılında tamamlanmıştır. Yeni caminin yanında bulunan bu eser, Gümülcine'nin merkezinde yer alıyor. Aynı zamanda, Rusçuklu Vezir Hasan Paşa'nın eşi Fatma Hanım'ın türbesi de Saat Kulesi'nin hemen yanında bulunuyor. Saat Kulesi şehrin sembolü haline gelmiştir. Yalnızca Gümülcine'de değil, İskeçe'de de bir saat kulesi bulunuyor. Bu saat kulesi de kentin merkezinde. 1859 yılında İskeçeli Hacı Emin Ağa tarafından yaptırılan saat kulesi, 1938 yılında yenilendi ancak orijinal Osmanlı dokusundan eser kalmadı. 1972'de Albaylar Cuntası döneminde İskeçe Saat Kulesi'nin yıkılmasına karar verildi. Ancak Batı Trakya Türklerinin direnişi sayesinde kule ayakta kalmayı başardı. Mehmet, "Bu eserler, sadece kültürel miras değil, aynı zamanda dünya mirasıdır ve sahip çıkılması gerekir." ifadeleriyle eserlere sahip çıkılması gerektiği çağrısında bulundu. BATI TRAKYA TÜRKLERİ Türkiye ve Yunanistan’ın taraf olduğu anlaşmalar uyarınca Batı Trakya’daki Türk nüfus ile İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada’daki Rum Ortodoks nüfus, iki ülke arasındaki zorunlu mübadelenin dışında bırakılmıştır. Halihazırda Batı Trakya'da sayıları 150.000 civarında Müslüman Türk Azınlık bulunmaktadır. 1923 Lozan Barış Antlaşması’yla Batı Trakya Türk toplumuna “azınlık” statüsü tanınmıştır. Lozan Antlaşması’nın 37. ila 44. maddeleri, Türkiye’deki Müslüman olmayan Azınlıkların haklarına ilişkin düzenlemeleri içermekte; 45. maddesi ise, Türkiye’nin Müslüman olmayan Azınlıklara tanıdığı bu hakların Yunanistan tarafından da, topraklarında bulunan Müslüman Azınlığa tanındığını belirtmektedir. Yunanistan’daki Türk varlığı Batı Trakya’yla sınırlı olmayıp, Rodos ve İstanköy ağırlıklı olmak üzere Onikiadalar’da yaşayan ve sayıları 6 bin civarında olan bir Türk nüfus da bulunmaktadır. Ancak, Yunanistan 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması imzalandığında Onikiadalar’ın İtalyan yönetimi altında bulunduğu gerekçesiyle sözkonusu soydaşlarımıza azınlık statüsü tanımamaktadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.