SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ramazan Arıtürk

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ramazan Arıtürk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ramazan Arıtürk haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Doç. Dr. Ramazan Arıtürk: Vatanın ne olduğunu Kırım’da anladım Haber

Doç. Dr. Ramazan Arıtürk: Vatanın ne olduğunu Kırım’da anladım

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfının düzenli olarak her ayın ilk cumartesi günü tertip ettiği “Tarih ve Kültür Konferansları”na bu hafta İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Ekopolitik Vakfı Başkanı, Ekopolitik Düşünce Kuruluşu Başkanı ve AYA Sanat ve Düşünce Vakfı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ramazan Arıtürk konuk oldu. Ramazan Arıtürk, Kırım Tatarlarının manevi dünyasının gelişiminin Kırım’daki temelleri yeniden atılırken Kırım Tatarlarının yaşadığı zorlukları, verdiği mücadeleyi ve Kırım’da kaldığı süre boyunca edindiği izlenimleri anlattı. Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi bünyesindeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde 7 Mart 2026 tarihinde ve saat 14.00’te başlayan ve Ramazan ayının manevi değerlerinin önemi de dikkate alınarak düzenlenen programda, Arıtürk’ün mücadelesini anlatarak hatıralarını kaleme aldığı, Şule Yayınları tarafından ikinci baskısı yapılan “Vatan Yahut Kırım” adlı kitabının tanıtımı da yapıldı. Programa, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel ve Kırım Derneği Genel Sekreteri Ülkü Aksel ile birlikte Kırım millî davasına gönül veren pek çok isim katıldı. KIRIM TATARLARI BÜTÜN İMKÂNSIZLIKLARA RAĞMEN KIRIM’A DÖNMEKTEYDİ Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin’in takdimi ile başlayan programın açılış konuşmasını Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay yaptı. Öncelikle katılımcıların Ramazan ayını tebrik eden Kalkay, “Bizi (Kırım Tatarlarını) vatanımızdan koparmışlardı, halkımızı sürgüne göndermişlerdi. (Halkımız) Uzun yıllar boyunca sürgün bölgelerinde dinî hayatlarını, çok çok zor olsa da kültürel hayatlarını devam ettirdiler. 1980’li yılların sonuna doğru vatan Kırım’a dönmeye başladılar. Tabii ki bu kelimelerle ifade edilirken çok kolay ama bu dönüş öyle kolay olmadı. Tarih sahnesinden silinmek istenen bir halk, ellerinden her şey alınmışken bütün imkânsızlıklara rağmen vatanlarına dönmeye başladı. 1990’lı yılların başlarında da ‘vatan’ ve ‘Kırım’ kelimeleri eş anlamda kullanılmaya başlandı, dolayısıyla Kırım, ‘Vatan Kırım’ şeklinde anılmaya başlandı.” dedi. Bu sırada özellikle Türkiye’den giden pek çok insanın çok değerli hizmetleri olduğunu belirten Kalkay, 1990’lı yıllardan itibaren Kırım Tatarlarının Kırım’da sadece hayatlarını değil kültürlerini ve inançlarını da sağlam temeller üzerine attığını ve bu sürecin hiç de kolay olmadığını kaydetti. Kalkay, son olarak Arıtürk’ün iki yıl civarı Kırım’da aktif bir şekilde yaşadığını ve Kırım Tatarlarının dinî hayatının da şekillenmesine çok büyük katkıları olduğunun kitapta anlatıldığını dile getirerek konuşmasını sonlandırdı. “HAYATIN, HATTA BİR MEZAR TAŞININ NE OLDUĞUNU ORADA GÖRDÜM” Kırım Tatarlarının sürgün bölgelerinden kitleler hâlinde vatanları Kırım’a tamamen kendi imkânları ile dönmeye ve yeniden kök salmaya başladığı 1990’lı yılların başlarında, Kırım Tatarlarının dinî ve manevi dünyalarına Türkiye’den güç katan gönüllülerden biri olan Arıtürk, üniversiteyi yeni bitirmişken hiç bilmediği ve çok zor şartlar altında olan Kırım’a gitmeye nasıl karar verdiğini anlattı. Kırım’a Hüdayi Vakfı Başkanları Fahrettin Tivnikli, Osman Nuri Topbaş ve Musa Topbaş’ın desteğiyle ve teşvikiyle gittiğini belirten Arıtürk, “Vatanın ne olduğunu Kırım’da anladım, vatansızlığın ne olduğunu Kırım’da anladım. İnsanların yaşadığı zulmü ve sıkıntıyı anlattıklarındaki o ifade tarzlarıyla yokluğun, hayatın, hatta bir mezar taşının ne olduğunu, bir ezanın ne anlama geldiğini, insanların beraberce bayramlaşmasının, bir insanın büyüğü vefat edince onun cenazesini gömebilmenin ne olduğunu orada gördüm.” ifadelerini kullandı. “KIRIM’DAN ÇOK ŞEY ÖĞRENEREK DÖNDÜM” Din eğitimi vermek amacıyla Kırım’a gittiğinde bazı Kırım Tatarlarının İslam dini anlayışlarında birtakım farklılıklar gözlemlediğini belirten Arıtürk, söz konusu durumu Sovyetler Birliği’nin yürüttüğü politikalara dayandırarak “Rus politikasının temel bir amacı var, kendilerine karşı gelme ihtimali bulunan milletleri önce bölmek, onların kültür ve medeniyetini mümkünse tahrip etmek. O yüzden din, medeniyeti nesilden nesile aktarma aracıdır.” dedi. Öte yandan toy gibi birtakım ritüellerin bir halkın kimliğini ortaya çıkardığını kaydeden Arıtürk, Sovyetler Birliği’nin Kırım Tatarlarını bölmek üzere faaliyetleri olduğuna dikkat çekerek “Sovyetler Birliği zamanında ‘Kızıl Mollalar’ yetiştiriliyor. Temelde iki amacı var. İlki, Müslüman ahâlini parçalamak ve onları şüpheye düşürmek, ikincisi de Müslüman ülkelere gönderilen büyükelçilere ya da istihbarat elemanlarına iyi derecede din dersi vermek ve Arapça öğretmek ve (Müslüman halkları) etkilemek.” şeklinde konuştu. Ayrıca, Kırım'da geçirdiği süre boyunca çekilen fotoğraflarını ve Kırım'daki Cuma Han Camii, Akyar (Aqyar) Camii, Hansaray ve Zincirli Medresenin yalnızca kendisinde bulunan görüntülerini katılımcılarla paylaşan Arıtürk son olarak “Kırım Tatarlarına çok şey öğretmek üzere gittim, belki bazı şeyleri öğretmişimdir ama Kırım’dan çok şey öğrenerek döndüm.” dedi. ERVİN İBRAGİMOV’UN VEFAT EDEN ANNESİ İÇİN DUA EDİLDİ Kırım Tatarlarının düğünler, cenazeler ve doğum günleriyle bir araya gelmesinin kültürlerini yaşatabilmelerindeki öneminin vurgulandığı ve katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona eren programın ardından Çongar Şahin, kimliği belirsiz kişiler tarafından 2016 yılının mayıs ayında kaçırılan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu Üyesi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Kırım Tatar aktivist Ervin İbragimov’un annesinin vefat ettiğini duyururken gözyaşlarına boğuldu. Çongar Şahin, şu ifadelere yer verdi: “Biz 2016 yılının nisan ayında Dünya Kırım Tatar Kongresi için Litvanya’ya kalabalık bir grupla gitmiştik. Litvanya dönüşü, 24 Mayıs 2016’da Kırım’da bizimle bir arada olan bir kardeşimiz kaçırıldı. İşten dönerken arabasından alındı, derdest edildi. Bir daha ölü ya da diri biz kendisinden hiçbir haber alamadık. Ervin İbrahim’i hepimiz son kez Litvanya’da görmüştük. Ervin’in acısıyla annesi hastalandı, uzun süre mücadele etti ve bir dönem ikili antlaşmalar çerçevesinde Türkiye’ye geldi. Ankara’da Genel Merkez binamızda da bizim misafirimiz oldu, tedavisi burada yapılmaya gayret edildi ama o anne, evlat acısıyla bugün aramızdan ayrıldı. Çok kıymetli bir insandı, biz kendisini çok sevmiştik. Eşi de çok sabırlı bir insandı, ben öyle bir eş hiç görmedim. Mekânı cennet olsun inşallah.” İbrahimova için dua okunmasının ardından Arıtürk, “Vatan Yahut Kırım” adlı kitabını katılımcılar için imzaladı. Kalkay ise günün anısına Arıtürk’e plaket takdim ederken Genel Başkan Şahin ise, Kırım Derneğinin 70 yıllık birikimini ortaya koyan “Kırım Derneği 70. Yıl” kitabını Arıtürk’e hediye etti.

Üsküdar’da belgesel zirvesi: Hafızayı kayıt altına alanlar buluştu Haber

Üsküdar’da belgesel zirvesi: Hafızayı kayıt altına alanlar buluştu

Türk belgesel sinemasının usta isimlerini bir araya getiren “İki Usta İki Belgesel” etkinliği, 16 Şubat 2026 Pazartesi akşamı AYA Sanat ve Düşünce Vakfında tertip edildi. Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer karatay’ın moderatörlüğünde gerçekleşen programda Uluslararası Kırım Film Festivali Genel Sanat Yönetmeni Neşe Sarısoy ve birlikte bir çok belgeselde çalışan görüntü yönetmeni Gökhan Eren konuşmacı olarak yer aldı. Türk belgesel sinemasının usta isimlerini ve meraklılarını bir araya getiren; aynı zamanda çevrim içi olarak da takip edilebilen program, sahadan gelen deneyimlerin ve uzun yıllara dayanan birikimin paylaşıldığı kapsamlı bir konferans niteliği taşıdı. Yönetmen Neşe Sarısoy Karatay, yönetmenliğini üstlendiği "Kuran Coğrafyası", "Halil İnalcık Yüz Yıllık Çınar" ve "Yüzyılımdaki Cumhuriyet" adlı belgesellerinden seçili bölümler izletti. Gösterimlerin ardından söz konusu yapımların ortaya çıkış amacı, çekim süreçleri, kurgu aşamaları, teknik tercihler ve yaratıcı yaklaşım biçimleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Görüntü yönetmeni Gökhan Eren, sahadaki teknik uygulamalar ve görsel anlatım dili üzerine deneyimlerini aktarırken; moderatör Zafer Karatay da belgesel sinemanın tarihsel gelişimi ve anlatı sorumluluğu bağlamında katkı sundu. Programın sonunda izleyicilerin soruları cevaplandırıldı. Etkinliğe ev sahipliği yapan AYA Sanat ve Düşünce Vakfı Başkanı, yazar Ali Ural ile Başkan Yardımcısı Avukat Ramazan Arıtürk yaptıkları konuşmalarda hem programın içeriğine dair değerlendirmelerde bulundu hem de konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür etti. Yaklaşık iki saat süren etkinlikte yapılan sunum ve paylaşımlar, belgesel sinemanın yalnızca teknik bir üretim alanı olmadığını; aynı zamanda toplumsal hafızayı kayıt altına alan bir sorumluluk ve tanıklık pratiği olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Ramazan Arıtürk: Kırım’da vatanın ne demek olduğunu anladım Haber

Ramazan Arıtürk: Kırım’da vatanın ne demek olduğunu anladım

Hukukçu, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Arıtürk, Kırım Haber Ajansına (QHA) yeni çıkan "Vatan Yahut Kırım" kitabıyla ilgili röportaj verdi. Kırım'daki hatıralarını anlatan Arıtürk, kitabın yazım süreci hakkında bilgi verdi. ARITÜRK, "VATAN YAHUT KIRIM" ESERİNİ ANLATTI Sivil toplum örgütleriyle çalışmak ve Kırım Tatarlarına yardım etmek üzere 1993 senesinde Kırım'a gittiğini anlatan Arıtürk, bu nedenle 2 yıl Kırım'da kaldığını dile getirdi. Arıtürk, "Kırım'da yerleşimcilere Türkiye'den gelen yardımların dağıtılması, eğitim faaliyetlerine destek olunması, dini hizmetler, yıkılmış olan camilerin onarılması, restorasyonu veya yeniden cami inşa edilmesi gibi birtakım faaliyetler içerisinde bulunduk. Ayrıca gönüllü olarak da ben Büyük Onlar milli mektebinde hocalık yaptım. Hem Türkçe hem de din dersi öğretmenliği yaptım" ifadelerini kullandı.  YAZARI EN ÇOK ETKİLEYEN "İLK EZAN" VE "ELMA" ANISI  Bu süre zarfında anılarını günlüğüne kaydettiğini belirten Arıtürk, yazdığı notları yıllar sonra baba evinin bir köşesinde bulduğunu söyledi. QHA'nın "Kitapta yer verdiğiniz veya yer vermediğiniz sizi en çok etkileyen olay neydi?"  sorusuna Arıtürk şöyle yanıt verdi: "Aralık ayında milli mektebe gittim. Orada öğretmenlik yapıyorum. Cuma günleri de Cuma namazı kılıyorum, sürgünden insanlar yeni dönmüş, zulmün ve baskının diğer adı olan kocaman bir Sovyetler Birliği yıkılmış insanlar atalarının dinine, kültürüne, inancına geri dönmeye çalışıyorlar.  Orada Kırım Tatar meclis ve din cemiyeti başkanı Reşat Ağa vardı.Orada Reşat Ağa vardı. Dedim ki, 'Reşat Abi spor salonunda Cuma namazı kılıyoruz, ezanı da içeride okuyoruz, biz bu ezanı dışarıda okuyalım. Burada insanlar ezan sesi duysun'. Şimdi Türkiye açısından, hepimiz açısından şu anda dışarıda ezan okunması çok bir anlam ifade ediyor mu? Mutlaka anlamı var ama artık rutin hale geldiği için çok da dikkat ettiğimizi düşünmüyorum. Ama onlar için çok anlamı olduğunu gördüm. Bize birtakım zorluklar çıkarırlar mı acaba diye Reşat abi ve orada bulunan bölgenin önde gelenleri ile düşündük ama sonuçta dışarıda ezanın okunmasına karar verdik ve ses sistemi kurduk. Ertesi gün saat 12.30 gibi ezan vakti geldi. Reşat Abi ders verdiğim sınıfın kapısını çaldı, içeri girdi ve 'Vakit tamam Ramazan hoca' dedi. Birlikte okuldan dışarıya çıktık. Yüzlerce insan var dışarıda aralarında yeni doğmuş bebekler, gençler, çocuklar, yaşlılar var... Bir an için galiba kötü bir şey mi oluyor burada diye düşündüm. 'Reşat Abi bu insanlar niye toplandı?' dedim. 'Biliyor musun Ramazan Hoca bu insanlar Canköy'den, Kurman’dan çevredeki illerden, çevreki köylerden geldi. Bu insanlar bir kez dahi olsa çocuklarımız ezan sesi duysun diye geldiler. Onlar için bu ezanı okuyacaksın Ramazan hoca' dedi bana. İşte o gün hayatımda ağlayarak okuduğum ilk ezan oldu" Arıtürk diğer yandan eserinin içinde geçen "Elma" hikayesini de QHA ile bir kez daha paylaştı. "KIRIM'DA VATANIN NE DEMEK OLDUĞUNU ANLADIM" Eserinin yayımlanmasıyla güzel dönütler aldığını aktaran Arıtürk şunları aktardı: "Kırım'da bir vatana sahip olmanın ne demek olduğunu anladım. Vatan demenin ne olduğunu ve vatansızlığın ne olduğunu gördüm orada. Ben vatanın ne kadar çok kıymetli, ne kadar çok değerli bir şey olduğunu orada gördüm ve yaşadım. Ben Kırım'da ana dilimin ne kadar önemli olduğunu gördüm. Dinimin ve inancımın ne kadar çok önemli olduğunu gördüm. Yaşantımın, kültürümün ne kadar önemli olduğunu gördüm. Akrabalarımın, yaşadığım çevrenin, geçmişimin, tarihimin hatta mezar taşlarımızın bile ne kadar önemli ve değerli olduğunu gördüm. Kırım Türklerine elimden geldiğince yardımcı oldum kısacası kendimce bir şeyler yapmaya, bir şeyler vermeye gittim ama ondan çok daha fazlasını Kırım bana verdi." "Vatan Yahut Kırım" kitabı, 6 Mayıs 2023 tarihinde Şule Yayınlarından çıktı. Eseri,  https://www.suleyayinlari.com/kitap/vatan-yahut-kirim-ramazan-ariturk-9786258062717 adresinden temin edebilirsiniz.

Ramazan Arıtürk: Kırım Tatarları 1944 sürgününe dair delil toplamalı Haber

Ramazan Arıtürk: Kırım Tatarları 1944 sürgününe dair delil toplamalı

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi, Avukat Ramazan Arıtürk, Kırım Haber Ajansına (QHA) yeni kitabı "Vatan Yahut Kırım" ve Rus işgalindeki Kırım'a ilişkin röportaj verdi. Ramazan Arıtürk, Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nda ve 2014 yılında yaşadığı insan hakları ihlalleri ve baskılar konusunda açıklamalarda bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Arıtürk, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve diğer ulusal ve uluslararası mahkemelerin, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) halefi olan Rusya Federasyonu'na yönelik yürütmesi gereken çalışmaları dile getirdi. "İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ SOYKIRIM VE KATLİAM GİBİ EYLEMLERDE ZAMAN AŞIMI YOKTUR" Arıtürk, 18 Mayıs 1944 tarihinde anavatanından sürgüne gönderilen Kırım Tatarlarının yaşadığı zulme dikkat çekerek; SSCB yönetiminin işlediği insanlık suçu hakkında zamanaşımının olmadığını söyledi. Arıtürk, "İnsanlığa karşı işlenmiş soykırım, katliam gibi eylemlerde zaman aşımı yok" vurgusunu yaptı. Bu sebeple, bu dönemde görev alanların ulusal ve uluslararası mahkemeler tarafından yargılanmasının bir problem oluşturmayacağını söyledi.  Ramazan Arıtürk, "Devletlerin kurumsal bazda insanlığa karşı işlemiş olduğu suçlar, soykırım gibi birtakım fiillerin zamanaşımına tabi olmadığı, bu bağlamda bu fiillere maruz kalanlar veya bu fiillerden etkilenenler ile bu fiile maruz kalıp etkilenenlerin çocuklarının da dava haklarına sahip olduğunu biliyoruz. Bu bağlamda, benim kanaatim şudur ki, Kırım Türklerinin uğramış olduğu bu sürgün ve katliama karşı ulusal ve uluslararası mahkemelerde Sovyetler Birliği'nin halefi konumunda olan -ki Sovyet devrinin halef olduğu konusunda ulusal hukuku anlamında kabul görmüştür- Rusya'nın yargılanması gerekmektedir. Bu bağlamda Rusya'ya karşı hukuki bir sürecin başatılabileceğini düşünüyorum" değerlendirmesini yaptı.  "KIRIM TATARLARI DELİL TOPLAMALI" Kırım Tatarlarının yaşadığı soykırımla ilgili delil toplaması gerektiğine değinen Ramazan Arıtürk, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'na ilişkin olarak delillerin toplanması, denetime elverişli bir şekilde sistematik hale getirilmesi ve kaybolmayacak, değiştirilemeyecek şekilde kayda geçirilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı. Arıtürk, "Bu bağlamda, özellikle 1944 sürgününü yaşayan kişilerden röportaj alınması ve onların bilgisine başvurulması gerekiyor. Çünkü onlar bir aşamadan sonra belki bu davaların bitmesini göremeyebilir bunun için sürgünü yaşayanların anılarının delil olarak çok anlamlı ve değerli olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.  Ayrıca Kırım'ın 2014 yılında Rusya tarafından işgaline dikkat çeken Arıtürk, bu baskın ve haksız yargılamalar için hukuk ekibinin kurulması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Bu konuda yapılması gereken en önemli işlerden bir tanesi de bir hukuk ekibinin kurulması. Çünkü bu davalar bir günde ya da bir yılda bitecek olan davalar değildir. Uzun bir mücadele süreci gerektiren davalardır. Bu bağlamda bir hukuk ekibinin oluşturulmasında ve bu davaların başlamasında fayda var diye düşünüyorum" "Vatan Yahut Kırım" kitabı, 6 Mayıs 2023 tarihinde Şule Yayınlarından çıktı. Eseri,  https://www.suleyayinlari.com/kitap/vatan-yahut-kirim-ramazan-ariturk-9786258062717 adresinden temin edebilirsiniz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.