SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Refat Çubarov

QHA - Kırım Haber Ajansı - Refat Çubarov haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Refat Çubarov haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avrupa Parlamentosunda Sovyet sürgünlerinin kurbanları anıldı: "Cezalandırılmayan kötülük geri döndü" Haber

Avrupa Parlamentosunda Sovyet sürgünlerinin kurbanları anıldı: "Cezalandırılmayan kötülük geri döndü"

Avrupa Birliği’nin (AB) kalbi Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu (AP) binası önündeki meydanda, Sovyetler Birliği (SSCB) tarafından Orta ve Doğu Avrupa’dan sürgün edilen milyonlarca kurbanı anmak üzere üst düzey katılımlı resmî bir tören düzenlendi. Törene, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov da katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, 1936-1952 yılları arasında totaliter Sovyet rejimi tarafından evlerinden, yurtlarından edilen insanların acılarına dikkat çekti. Metsola, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: Bu, 1936 ile 1952 yılları arasında Sovyetler Birliği’nin Baltık kıyılarından Karadeniz’e kadar uzanan topraklarda evlerinden sürgün ettiği, binlerce kilometre doğuya, Sibirya’ya ve Orta Asya’ya gönderdiği 3 milyondan fazla insanın ortak kaderiydi. Kıtamızdaki bu yara hiçbir zaman tamamen kapanmadı. Sürgüne gönderilenler, onların çocukları ve torunları bu yara izlerini hâlâ kalplerinde taşıyor. SSCB’nin bu halkların isimlerini, evlerini, dillerini, inançlarını ve yaşam tarzlarını yeryüzünden tamamen silmeye çalıştığını belirten Metsola, Moskova'nın bu hain emellerinde başarısız olduğunu ve sürgün kurbanlarının aziz hatırasının bugün Avrupa'nın tam merkezinde yaşamaya devam ettiğini vurguladı. REFAT ÇUBAROV: KREMLİN ZAMANINDA CEZALANDIRSAYDI BU SAVAŞ OLMAZDI Anma törenine, Ukrayna’nın AB Temsilcisi Vsevolod Çentsov ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov da katıldı. Çubarov, törende yaptığı konuşmada uluslararası topluma tarihi ve son derece ibretlik bir uyarıda bulunarak şunları kaydetti: Cezalandırılmayan kötülük, her zaman daha büyük ve daha korkunç suçlarla geri dönme eğilimindedir. Rusya’nın bugün Ukrayna’ya karşı başlattığı bu kanlı savaş, büyük ölçüde Moskova’nın, Kremlin’in ve eski SSCB’nin yönetici ile cellat organlarının zamanında insanlığa ve halklara karşı işledikleri suçlardan ötürü adaletten ve cezadan kaçabilmiş olmasının doğrudan bir sonucudur. 2023'TEN BERİ YAŞATILAN ANMA GELENEĞİ Orta ve Doğu Avrupa’daki Sovyet sürgünlerinin kurbanlarını anma girişimi, ilk olarak Avrupa hafızasını ve ortak değerlerini korumayı amaçlayan bir grup AP milletvekilinin gayriresmî önerisiyle başlamıştı. Kısa sürede kurumsallaşan bu girişim, 2023 yılından bu yana her yıl haziran ayında Avrupa Parlamentosu önünde düzenlenen resmî ve geleneksel bir törene dönüştü. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

KTMM Başkanı Çubarov'dan Ukrayna Gazeteciler Günü mesajı: "Gerçeğin ön saflarında mücadele ediyorlar" Haber

KTMM Başkanı Çubarov'dan Ukrayna Gazeteciler Günü mesajı: "Gerçeğin ön saflarında mücadele ediyorlar"

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, 6 Haziran Ukrayna Gazeteciler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Ukraynalı gazetecilerin Rusya'nın Ukrayna'ya karşı sürdürdüğü savaş boyunca gerçeğin savunucuları olarak önemli bir görev üstlendiğini vurguladı. Her yıl 6 Haziran'da Ukrayna'da kutlanan Gazeteciler Günü vesilesiyle yayımladığı mesajında Çubarov, medya mensuplarının yalnızca haber aktarmakla kalmadığını, aynı zamanda savaş koşullarında hakikati belgeleyerek Ukrayna'nın bilgi cephesindeki mücadelesine katkı sunduğunu ifade etti. Rusya'nın Şubat 2014'te Kırım'ı işgal etmesiyle başlayan ve yıllardır devam eden Ukrayna -Rusya Savaşı'nın ilk günlerinden itibaren Ukraynalı gazetecilerin hem Ukrayna halkının hem de Kırım Tatar Türk halkının sesi olduğunu belirten Çubarov, medya çalışanlarının uluslararası kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinde kritik rol oynadığını kaydetti. Çubarov, "On iki yıldır süren savaş boyunca Ukraynalı gazeteciler düşman saldırıları altında çalışıyor, hayatlarını riske atıyor, savaş suçlarını belgeliyor, insanların hikâyelerini dünyaya anlatıyor ve bilgi cephesini kararlılıkla savunuyor. Onların dünyaya ulaştırdığı gerçekler, Ukrayna devletinin korunması için güçlü bir silahtır." ifadelerini kullandı. HAYATINI KAYBEDEN GAZETECİLER ANILDI Mesajında savaş yıllarında yaşamını yitiren Ukraynalı ve yabancı gazetecileri de anan Çubarov, görevleri başında hayatını kaybeden medya çalışanlarının Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğü uğruna mücadele verirken yaşamlarını yitirdiğini belirtti. Çubarov, "Ukrayna-Rusya Savaşı sırasında hayatını kaybeden Ukraynalı ve yabancı gazetecilerin ve medya çalışanlarının aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz." dedi. KIRIM'DAKİ SİVİL GAZETECİLERE ÖZEL VURGU KTMM Başkanı, mesajında Rus işgali altındaki Kırım'da faaliyet gösteren sivil gazetecilere özel olarak değindi. İşgal yönetiminin baskılarına rağmen gerçekleri duyurmaya devam eden gazetecilerin büyük bir cesaret örneği sergilediğini belirten Çubarov, 20'den fazla Kırımlı sivil gazetecinin Rus makamları tarafından özgürlüğünden mahrum bırakıldığını hatırlattı. Buna rağmen gazetecilerin Kırım'daki gelişmeleri belgelemeyi ve dünyaya aktarmayı sürdürdüğünü vurgulayan Çubarov, "Onlar, Kırım'ın Kırım Tatar halkının vatanı ve Ukrayna'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu dünyaya hatırlatmaya devam ediyor. Cesaretleri ve sarsılmaz duruşları en yüksek takdiri hak ediyor." değerlendirmesinde bulundu. KIRIM TATAR MEDYASINA TEŞEKKÜR Çubarov ayrıca faaliyetlerinde Kırım ve Kırım Tatar halkının kaderine özel yer veren medya kuruluşlarına teşekkür etti. Bu kapsamda ilk Kırım Tatar televizyon kanalı ATR, bağımsız medya platformu ve haber ajansı Qırım Media, CrimeaVox, Tercüman, Kırım Haber Ajansı (QHA), Radyo Kureş, Cemaat, Kırım.Realii ve Suspilne Kırım'ın çalışmalarını takdirle karşıladığını ifade etti. Mesajının sonunda tüm gazetecilerin ve medya çalışanlarının Gazeteciler Günü'nü kutlayan Çubarov, basın mensuplarına çalışmalarında başarılar diledi.

Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu: Kırım’dan göçler sonucunda geride Rus sömürgeciliğine daha çok maruz kalacak bir toplum bıraktık Haber

Dr. Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu: Kırım’dan göçler sonucunda geride Rus sömürgeciliğine daha çok maruz kalacak bir toplum bıraktık

Geçtiğimiz birkaç gün içerisinde sosyal medya aracılığıyla açılan “Kırım Tatarları: Göç ve Vatandaşlık Programı” isimli grup, büyük bir tartışma yarattı. Kırım Tatarları için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı talep eden grubun kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşması ve beraberinde gelen tartışmalar üzerine Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov yaptığı açıklamada, söz konusu girişimi eleştirerek, bu yaklaşımın Moskova’nın Kırım’ı yerli halkı olan Kırım Tatarlarından tamamen arındırma hedefiyle birebir örtüştüğünü kaydetti. Kırım Tatarlarının göç ettirilmesi ve Türk vatandaşlığı almaları fikrini sert bir şekilde reddeden Çubarov, “Kısaca söylemek gerekirse, eğer II. Katerina ya da Stalin bugün hayatta olsalardı, bu fikri ortaya atanları ilk tebrik edenler arasında yer alırlardı.” ifadelerini kaydetti. Yaşanan tartışmalar üzerine Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu, konuyu Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. “TÜRKİYE, DÜNYADA EN ÇOK GÖÇMEN BARINDIRAN ÜLKE OLDUĞU İÇİN BU KONU OLDUKÇA HASSASTIR” Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bilimsel Araştırma Koordinatörlüğünde, Prof. Dr. Şebnem Akçapar yönetiminde 2022-2024 yıllarında Türkiye’deki Kırım Tatar, Ahıska Türkü ve Ukraynalı göçmenlerle ilgili saha araştırması yürüten Aydın Bezikoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: Türk vatandaşlığına başvuruların şu anda olumlu sonuçlanacağını zannetmiyorum. Geçmişte Kırım Tatarları hem Türkiye’yi oluşturan ve katkıda bulunan asli nüfusun parçası oldukları için ve Kırım’daki bazı Kırım Tatarları da herhangi bir sebepten Osmanlı vatandaşlığına sahip oldukları için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına hak kazandılar. Bugünkü konjonktür tamamen farklıdır. Türkiye, dünyada en çok göçmen barındıran ülke olduğu için bu konu oldukça hassastır. Hiçbir Türk soylu kişinin de otomatik vatandaşlığa geçme hakkı bulunmuyor. Ahıska Türkleri bile -ki onlar, çoğunlukla ana vatanlarını Türkiye olarak görüyorlar- otomatik olarak bunu alamadı, alamıyor. Ahıska Türklerinin 1990'da gelmeye başladığını ve Türk vatandaşlığını ancak 2009-2010 yıllarında alabildiğini, bunların da bir siyasi irade sonucu gerçekleştiğini belirten Aydın Bezikoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın zamanda biner Ahıska Türkünün vatandaşlık alabilmesi için kararname imzaladığını da kaydetti. “GÖÇÜN NE KADAR ZOR OLDUĞUNU ANNEANNELERİMİZDEN, DEDELERİMİZDEN İŞİTTİK” Kırım Tatarlarının Türkiye’ye göçünün karmaşık ve çok boyutlu olarak ele alınması gerektiğini beyan eden Aydın Bezikoğlu, “Göçün ne kadar zor olduğunu anneannelerimizden, dedelerimizden işittik. Yüzbinlerce Kırım Tatarı, Osmanlı’ya göç esnasında canını yitirdi. Bugün de Kırım Tatar göçmenlerin tüm göçmenler gibi her konuda zorladıkları, umut gösteremedikleri birçok konu var. Türkiye’de iş bulmak bunların başında geliyor ama mesela Türkiye’deki etnik Ukraynalılar, Kırım Tatarlarının çalışma hakkı ve sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesine gıptayla bakıyorlar.” şeklinde konuştu. “TÜRKİYE’DE KALMAK İSTEYEN GÖÇMENLER, DİASPORAYI GÜÇLENDİRME POTANSİYELİNE SAHİPTİR” Türkiye’nin de Avrupa devletleri gibi göçmenlere aylık ödemediğini fakat göçmenlerin devlet hastanelerinden yararlanabildiğini belirten Aydın Bezikoğlu, birçok Kırım Tatar gencinin İstanbul'da bazı işleri denedikten sonra Avrupa’daki fırsatların daha iyi olduğunu görerek Avrupa’ya göç ettiğine dikkat çekti. Bununla birlikte İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü Türk Soylular Özel Ofisinin göçmenlik konusunda oldukça açıklayıcı bir internet sayfasının bulunduğunu kaydeden Aydın Bezikoğlu, Kırım Tatar kuruluşlarının kısa veya uzun süreli oturum belgesi alma ve Türkiye'de üniversite okuma konularında ayrı bir internet sayfası açmasının da olumlu bir katkı sağlayabileceğini ifade ederek “Bu konuda Kırım’dan ve Ukrayna’dan birçok kişi bize kişisel olarak ulaşıyor.” dedi. Öte yandan Ukraynalı göçmenlerin Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) ve Kanada'da bile durumlarından oldukça şikâyetçi olduğunu, bunun sebebinin ise Türkiye’deki gibi uzun dönem ikamet hakkına sahip olmamaları ve durumlarının belirsizliği olduğunu kaydeden Aydın Bezikoğlu, “Diğer bir yandan Avrupa'da bunca imkan varken gitmeyip de Türkiye’de kalmak isteyen göçmenler, diasporayı güçlendirme potansiyeline sahiptir ve bizim için kazanç olur. Bu konuda diaspora kuruluşları yardımları artırabilir ve iş bulabilirler ama Türkiye'de işsizlik ve ekonomik sıkıntı mâlum. Vatandaş olan Ahıska Türklerinin de sorunlarının bitmediğini, iş ve geçim konusunda zorluklar yaşadıklarını biliyoruz. Hatta kimileri tekrar Ukrayna’ya dönmek istiyor.“ değerlendirmesini yaptı. GÖÇMENLERE SAĞLANAN YARDIMININ YETERSİZLİĞİ, RUS YANLILARININ SÖMÜRÜSÜNE DAVETİYE ÇIKARIYOR Öte yandan Türk soyluların Türkiye'ye göçüyle, geçmişte hangi coğrafyada olursa olsun geride kalanların daha büyük zorluklara ve zulümlere maruz kaldığını kaydeden Aydın Bezikoğlu; Dobruca’dan Türkiye’ye göçle Romanya’daki Tatar toplumunun, Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç sonucu ise Bulgaristan’daki Türk toplumunun zayıfladığını hatırlattı. Ayrıca Bulgaristan’da Türklerin kalması durumunda büyük ihtimalle Bulgaristan nüfusunun çoğunluğunu oluşturacağını bildiren Aydın Bezikoğlu, “Kırım’dan göçler sonucunda geride Rus sömürgeciliğine daha çok maruz kalacak bir toplum bıraktık. O sebeple kısa vadeli kişisel çıkarlar yerine toplumsal çıkarlarımızı öncelemeliyiz. Bunula birlikte diasporanın gelen göçmenlere yardımının yeterli olmaması, kimi Rus yanlısı odakların bu durumu sömürmesine sebebiyet verecektir.” dedi. GÜÇLÜ UKRAYNA’NIN İNSAN KAYNAKLARINA, GÜÇLÜ KIRIM’IN İSE GÜÇLÜ UKRAYNA’YA İHTİYACI VARDIR Aydın Bezikoğlu, son olarak şu ifadelere yer verdi: Türkiye göç politikasını kimi Avrupa devletleri gibi Ukrayna’nın insan potansiyelini emmek üzerine kurmamalıdır ve Suriyeliler gibi tüm Ukraynalıların vatanlarına geri dönmesi için şartları hazırlamalıdır. Ukrayna da Kırım Tatarlarının göçünü kendisi için potansiyel olarak baş ağrısı olabilecek bir topluluktan kurtulmak olarak değerlendirmemelidir. Kırım Tatarlarının sayısının Ukrayna’da çok olması Ukrayna’nın Kırım’ı elde etmek için en büyük kozudur. Bugün tam tersi KTMM’nin ve diaspora kuruluşlarının siyaseti, Ukrayna’nın 2014 sonrası ortaya çıkan ve hangi etnik gruptan gelirlerse gelsinler, tüm mültecilerini geri döndürmek ve geri dönmeleri için şartları yaratmak olmalıdır. Güçlü Ukrayna’nın insan kaynaklarına, güçlü Kırım’ın ise güçlü Ukrayna’ya ihtiyacı vardır. KTMM BAŞKANI REFAT ÇUBAROV, MESAJINDA HANGİ İFADELERE YER VERMİŞTİ? Resmî sosyal medya hesabından konuya dair bir paylaşım yapan Çubarov, bir sosyal medya platformunda Kırım Tatarlarının göç etmesini teşvik eden bir girişim grubunun kurulduğunu ve 10 bin üye hedeflediklerini öğrendiklerini kaydetmişti. Çubarov, kısa sürede bin üyeye ulaşan grupta bir üyenin “Bu girişim Meclis (KTMM) ile koordine edildi mi?” sorusuna grup yetkilisinin, “Bu, Meclisin girişimi değil; ancak Refat Aga ile kısa bir görüşme yapıldı, kendisi herhangi bir itirazda bulunmadı.” yanıtını verdiğini ancak bu iddianın kesinlikle doğru olmadığının altını çizmişti. "YAŞASAYDI BU FİKRİ İLK TEBRİK EDEN STALİN OLURDU!" Kırım Tatarlarının Rus işgali nedeniyle vatanlarından koparıldığını ve nihai hedeflerinin vatan Kırım’a geri dönmek olduğunu bir kez daha anımsatan Çubarov, Kırım Tatarlarının göç ettirilmesi ve Türk vatandaşlığı almaları fikrini konusunda ise “Kısaca söylemek gerekirse, eğer II. Katerina ya da Stalin bugün hayatta olsalardı, bu fikri ortaya atanları ilk tebrik edenler arasında yer alırlardı.” şeklinde konuşmuştu.

Çubarov'dan kritik "göç" uyarısı: "Yaşasaydı bu fikri ilk tebrik eden Stalin olurdu!" Haber

Çubarov'dan kritik "göç" uyarısı: "Yaşasaydı bu fikri ilk tebrik eden Stalin olurdu!"

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Kırım Tatarlarını Türkiye’ye göç etmeye ve Türk vatandaşlığı almaya sevk ve teşvik eden bir oluşuma karşı uyarı mesajı yayımladı. Sosyal medya hesabından konuya dair bir paylaşım yapan Çubarov, bir sosyal medya platformunda Kırım Tatarlarının göç etmesini teşvik eden bir girişim grubunun kurulduğunu ve 10 bin üye hedeflediklerini öğrendiklerini ifade etti. “KİMSE BENİMLE GÖRÜŞMEDİ” Çubarov, kısa sürede bin üyeye ulaşan grupta bir üyenin “Bu girişim Meclis (KTMM) ile koordine edildi mi?” sorusuna grup yetkilisinin, “Bu, Meclisin girişimi değil; ancak Refat Aga ile kısa bir görüşme yapıldı, kendisi herhangi bir itirazda bulunmadı.” yanıtını verdiğini ancak bu iddianın kesinlikle doğru olmadığının altını çizdi. Çubarov, “Benimle böyle bir proje ne görüşülmüş ne de koordine edilmiştir. Böyle bir girişimle karşılaşmış olsaydım, verilecek tek tepki çok net ve sert olurdu.” dedi. Kırım Tatarlarının göç ettirilmesi ve Türk vatandaşlığı almaları fikrini değerlendiren Çubarov, “Kısaca söylemek gerekirse, eğer II. Katerina ya da Stalin bugün hayatta olsalardı, bu fikri ortaya atanları ilk tebrik edenler arasında yer alırlardı.” ifadelerini kaydetti. “GÖÇÜ TEŞVİK ETMEK BÜYÜK BİR YANILGI” Oluşumu “tehlikeli bir girişim” olarak niteleyen Çubarov, şöyle devam etti: Bu yaklaşım, Moskova’nın Kırım’ı yerli halkı olan Kırım Tatarlarından tamamen arındırma hedefiyle birebir örtüşmektedir. Bu nedenle, bu kişilerin cehalet mi yoksa bilinçli bir yönlendirme mi içinde olduklarına dair değerlendirmeyi kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bana göre ise bu, en hafif ifadeyle büyük bir yanılgıdır. “NİHAİ HEDEF: VATAN KIRIM” Kırım Tatarlarının Rus işgali nedeniyle vatanlarından koparıldığını ve nihai hedeflerinin vatan Kırım’a geri dönmek olduğunu bir kez daha anımsatan Çubarov, “Bugün Kırım Tatarları, Rus işgali nedeniyle vatanlarından koparılmış durumdadır. Böyle bir tabloda ihtiyaç duyulan şey, göçü teşvik eden projeler değil; aksine, zorunlu olarak yurt dışında bulunan soydaşlarımızın millî kimliklerini korumalarını, kendilerini geliştirmelerini ve aynı zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etme mücadelesine katkı sunmalarını destekleyecek programlardır.” dedi. “YARIMADADAKİ KIRIM TATAR VARLIĞININ YOK OLMASINA YOL AÇABİLİR” Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar da konuya ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) demeç verdi. Kırım’ın işgali sonrası Türkiye’ye gelen Kırım Tatarlarına Türk vatandaşlığının verilmesinin büyük bir hata olacağını söyleyen Bayar, “Kırım Tatarlarına Türk vatandaşlığının verilmesinin Türkiye’ye yönelik kitlesel bir göçün önünü açabileceği bunun da yarımadadaki Kırım Tatar varlığının yok olmasına yol açabileceği” uyarısını yaptı. “RUSYA’NIN POLİTKASINA HİZMET EDER” Kırım Tatarlarının Türkiye’ye göç etmesine yönelik tartışmaların 18’inci yüzyılda başladığını kaydeden Bayar, “Kırım Tatarlarının Türk vatandaşlığı alması Rusya’nın işine gelir. Çünkü Rusların Kırım’ı Tatarsızlaştırma, Türksüzleştirme ve İslamsızlaştırma politikasına hizmet eden bir araç hâline gelecektir.” diye konuştu. “VATANDAŞLIK ALMAYA İHTİYAÇ YOK” Bayar, konunun 2022 ve 2023 yıllarında da gündeme geldiğini belirterek şunları söyledi: Türkiye İçişleri Bakanlığı ve Göç İdaresi Başkanlığı ile yaptığımız çalışmalarda bu konu gündeme geldiğinde biz buna karşı çıktık. Bakanlık yetkilileri de bize haklı olduğumuzu söylediler. Türkiye zaten Kırım Tatarlarına uzun süreli çalışma ve ikamet konularında çok ciddi bir kolaylık sağlıyor. Bunlar göz önüne alındığında zaten vatandaşlık almalarına ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.

Kırım Tatarları Kıyiv’de Kurban Bayramı’nı coşkuyla kutladı! Haber

Kırım Tatarları Kıyiv’de Kurban Bayramı’nı coşkuyla kutladı!

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de, Kurban Bayramı dolayısıyla yoğun katılımlı kutlama programı düzenlendi. Kurban Bayramı’nın birinci günü olan 27 Mayıs 2026 tarihinde Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dinî İdaresi Camisi’nde bayram namazı kılındı, bayram hutbesi okundu. Cemaat, Kırım Müslümanları Dinî İdaresi Başkanı Müftü Ayder Rüstemov’un arkasında saf tutarak bayram namazını eda etti. Namaz ve hutbenin ardından camide bulunan Müslümanlar birbirleriyle bayramlaşarak birlik ve dayanışma mesajı verdi. “KIRIM’A MUTLAKA KAVUŞACAĞIZ” Bayramlaşma programına Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da katıldı. Bayram namazı sonrasında Kırım Haber Ajansı (QHA) mikrofonlarına konuşan Kırımoğlu, Kurban Bayramı’nın Kırım Tatar halkı ve tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını temenni ederek, gelecek bayramın işgalden kurtarılmış özgür Kırım’da milletçe birlikte kutlanması temennisinde bulunduğunu vurguladı. Savaşın devam ettiğine dikkat çeken Kırımoğlu, yaşananların bir sınav süreci olduğunu belirterek, bayram günlerinde Ukrayna’ya başarı dilenmesi gerektiğini ifade etti. Kırımoğlu ayrıca cephede hayatını kaybeden askerler için rahmet, yaralılar için ise şifa dileğinde bulunarak, Kırım’a mutlaka yeniden kavuşacaklarını söyledi. "KIRIM'DA BASKILAR VE ZULÜMLER DEVAM EDİYOR" Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov QHA'ya verdiği demeçte, "Bugün Kıyiv’de yaşayan Kırım Tatarları olarak hepimizin bir arada olması çok büyük bir mutluluk. Ancak işgal altındaki Kırım'da yaşayan Kırım Tatarlarından uzaktayız. 12 yıldır süren işgal, çok büyük imtihanları beraberinde getirdi. Kırım'daki baskılar, zulümler ve takibatlar hâlâ devam ediyor." dedi. KTMM Başkanı ayrıca, "Şu an işgal altındaki Kırım'da olan herkesin; bu bayram günlerinde kendi yakınlarını, akrabalarını ziyaret ederken siyasi tutsakların ailelerini de mutlaka ziyaret etmelerini canı gönülden dilerim." ifadelerini kullandı. "MÜCADELEMİZ ZAFERLE SONUÇLANACAK" QHA mikrofonlarına konuşan Kırım Müslümanları Dinî İdaresi Başkanı Müftü Rüstemov, "Bugün mübarek Kurban Bayramı'nı kutluyoruz. Kırım işgal edildikten sonra 12., geniş çaplı işgal şartları altında 4. kez. Bu, biz Müslümanlar ve Kırım Tatarları için en büyük bayramdır. Bu bayram bize Allah sevgisini, O'na tam bir teslimiyeti ve fedakarlığı öğretir. Bizim şu an yaptığımız da tam olarak budur. Mücadelemiz sürüyor ve bunun mutlaka zaferle sonuçlanacağına tüm kalbimle inanıyorum." cümlelerini sarf etti. "BU BAYRAM; MERHAMETİN, İYİLİĞİN VE SICAKLIĞIN BAYRAMIDIR" Birlik Kırım Tatar Lisesi Müdürü Olha Kıça ise, "Bu bayram; merhametin, iyiliğin ve sıcaklığın bayramıdır. Ülkemizdeki tüm vatandaşların yaşadığı o zorlu, uykusuz gecelere rağmen yine de ayağa kalkacak, kendimiz, birbirimiz ve çocuklarımız için mutlu günler var edecek içsel gücü buluyoruz. Çünkü bu çok önemli; şu an savaşın ortasında büyüyen çocukların her şeye rağmen bir çocukluk yaşayabilmesi gerekiyor." şeklinde konuştu. BAYRAM PANAYIRI BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ Bayram namazının ardından geleneksel bayramlaşma ve şenlik etkinlikleri düzenlendi. Kutlamalar kapsamında katılımcılara geleneksel ikramlar sunulurken, Ukraynalı ve Kırım Tatar zanaatkârların el emeği ürünleri ile yöresel lezzetlerin sergilendiği bir bayram panayırı kuruldu. Çocuklar için özel eğlenceler ve hediyelerin hazırlandığı etkinlikte, cami avlusunda misafirlere pilav ve geleneksel Kırım Tatar yemekleri ikram edildi. Bayram atmosferi içerisinde çocuklara çeşitli hediyeler dağıtıldı. Program kapsamında ayrıca Kırım Tatarlarının geleneksel millî güreş sporu olan Küreş müsabakaları da gerçekleştirildi.

Çubarov’dan kritik Kırım uyarısı: "Moskova askerî işgalden etnik ve demografik dönüşüme geçti" Haber

Çubarov’dan kritik Kırım uyarısı: "Moskova askerî işgalden etnik ve demografik dönüşüme geçti"

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Kremlin'in işgal altındaki Kırım'ı askerî güçle elinde tutamayacağını nihayet anladığını ve bu nedenle yarımadayı Rus nüfusuyla doldurarak kitlesel bir demografik ve etnik dönüşüm aşamasına geçtiğini açıkladı. Çubarov, Rusya’nın Kırım’da konut inşaatları ve krediler yoluyla, metrekareleri tank ve füzeler kadar tehlikeli birer silaha dönüştürdüğünü vurguladı. KREMLİN’E 12 YILDA 1 MİLYON RUS SÖMÜRGECİ BİLE YETMEDİ Sosyal medya hesabı üzerinden konuya ilgili açıklama yapan Refat Çubarov, Rusya’nın 12 yıllık işgali boyunca Kırım’a yaklaşık 1 milyon Rus vatandaşını yasa dışı şekilde yerleştirdiğini hatırlattı. Uzmanların "eşi benzeri görülmemiş" olarak nitelendirdiği bu devasa yer değiştirme dalgasının bile artık Kremlin tarafından yarımadayı elde tutmak için yeterli bir garanti olarak görülmediğini belirten Çubarov, "Ukrayna'ya karşı uzayan savaşın arka planında Moskova, kontrolün yarımadaya yasa dışı olarak yerleştirilen Rus vatandaşı sayısına bağlı olacağı daha zorlu senaryolara hazırlanıyor." dedi. “İNŞAAT PROJELERİYLE BEŞİNCİ KOL FAALİYETLERİ YÜRÜTÜLÜYOR” Kırım’ın sözde başkanı, Kremlin kuklası Sergey Aksyonov ile Rusya’nın devlet konut geliştirme kurumu "DOM.RF" yönetimi arasında yapılan görüşmelere dikkat çeken KTMM Başkanı, bürokratik gündemin arkasında hain bir planın yattığını söyledi. Çubarov, "Amaç; Rusların Kırım’a yasa dışı göçünü kurumsallaştırmak ve hızlandırmaktır. Rusya; ev, kredi, iş imkânları ve sosyal yükümlülüklerle doğrudan devlete göbekten bağlı yüz binlerce yeni sömürgeciyi yarımadaya çekerek mevcut düzeni korumaya odaklı bir 'beşinci kol' inşa ediyor. Bu hamle, Kırım'ın gelecekteki işgalden kurtarılma sürecini olabildiğince sancılı hâle getirme stratejisidir." ifadelerini kullandı. “KIRIM’A YERLEŞEN HER RUS SUÇLUDUR VE SINIR DIŞI EDİLMELİDİR” Rusya’nın bir yandan Kırım’ı kendi nüfusuyla doldururken diğer yandan yerli Kırım Tatar halkını baskı, hapis ve sürgün politikalarıyla yarımadadan planlı bir şekilde uzaklaştırdığına dikkat çeken Çubarov, bu demografik mühendisliğin uluslararası hukuka göre bir savaş suçu olduğunu belirtti. Ukrayna devletinin bu kararları titizlikle belgelemesi gerektiğini ifade eden KTMM Başkanı, Ukrayna mevzuatında acilen yasal düzenlemeler yapılması çağrısında bulunarak şunları kaydetti: 27 Şubat 2014 tarihinden işgalin son gününe kadar Kırım’a yasa dışı yollarla yerleşen her Rusya vatandaşı, yabancı veya vatansız kişi kesinlikle birer suçludur. Bu suçlular için uygulanacak en hafif ceza, Ukrayna’dan sınır dışı edilmek olmalıdır. Bu yasal mekanizmaları şimdiden mevzuatımıza dahil etmeliyiz. Eğer şimdi hazırlanmazsak, hayat ileride bize bunun bedelini çok daha ağır ödetir.

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor” Haber

Çubarov’dan Ervin İbragimov açıklaması: "Rusya Kırım’da başlattığı terörü şimdi de yeni işgal edilen bölgelerde sürdürüyor”

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov'un işgal altındaki Bahçesaray'da kaçırılmasının 10. yıl dönümü vesilesiyle çarpıcı bir açıklama yaptı. Çubarov, 2016 yılında Kırım'da işlenen bu suçun, Rusya'nın bugün Ukrayna genelinde yürüttüğü topyekûn işgal savaşının ve sivil katliamların habercisi olduğunu vurguladı. GÜVENLİK KAMERASI VAHŞETİ DOĞRUDAN BELGELEMİŞTİ Ervin İbragimov, 2016 yılında 24 Mayıs’ı 25 Mayıs’a bağlayan gece Rus işgali altındaki Bahçesaray’da kaçırılmıştı. Yarımadada yaşanan diğer birçok zorla kaybetme vakasının aksine, bu suçun bir güvenlik kamerası tarafından anbean kaydedildiğini hatırlatan Çubarov, Rus trafik polisi üniforması giyen kişilerin İbragimov’un aracını durdurduğunu, genç aktivistin kaçmaya çalışsa da darbedilerek bir minibüse bindirildiğini ve gecenin karanlığında gözden kaybolduğunu belirtti. KTMM Başkanı, “Bu video kaydı, Rusların vahşetine dair çürütülemez bir kanıt olmanın ötesine geçmiştir. Rusya'nın insanı nasıl yok etmeye, sesini kısmaya çalıştığının; acımasız terör eylemleriyle, Rus işgali koşullarında ezici çoğunluğuyla topraklarına sadık kalan Kırım Tatarlarının iradesini ezme arzusunun adeta somut bir simgesi haline gelmiştir." ifadelerini kullandı. “KIRIM’DAKİ CEZASIZLIK BUÇA VE MARİUPOL’Ü DOĞURDU” Refat Çubarov, 2016 yılında uygar dünyanın "yerel bir hibrit çatışma" veya münferit bir "insan hakları ihlali" olarak gördüğü olayların, aslında Rusya’nın bugünkü geniş çaplı işgal savaşı için kanlı bir hazırlık evresi olduğunu dile getirdi. Kremlin’in Kırım’ın işgali ve ilk kaçırma olaylarının ardından hissettiği cezasızlık duygusunun daha sonra Buça, Mariupol ve Olenivka’daki vahşetleri doğurduğunu belirten Çubarov, Rusya’nın o dönem Kırım’da denediği insan kaçırma yöntemlerini bugün Herson ve Zaporijjya gibi yeni işgal edilen bölgelerde çocukları ve binlerce sivili toplu halde kaçırarak sürdürdüğünü kaydetti. “ULUSLARARASI MAHKEMELER İÇİN DOĞRUDAN BİR İDDİANAME” Ervin İbragimov hakkında asla geçmiş zaman kullanarak konuşmayacaklarını ve adaletin mutlaka tecelli edeceğini vurgulayan Çubarov, şu ifadelere yer verdi: "Ervin İbragimov, Rus işgal rejiminin kurbanı oldu; ancak aynı zamanda direnişin de sembolü haline geldi. Düşmanın, onun toplum üzerindeki liderliğinden, Kırım Tatar halkına ve Ukrayna Devletine olan bağlılığından duyduğu panik şeklindeki korku yüzünden kaçırılmıştı. İşgalciler o zaman da, şimdi de, anavatanları Kırım'a ve devletleri Ukrayna'ya sadık kalan herkesi korkutmaya çalışıyorlar, ancak bu çabaları boşuna sürüyor. Buna karşın, işgalin on ikinci yılında ve büyük savaşın beşinci yılında, istilacılar bu direnişi kırmayı asla başaramadılar. Bizlerin Ervin İbragimov hakkında geçmiş zaman kipiyle konuşmaya ahlaki hakkı yoktur. Ervin'in kaçırılması davası tam adalet gerektiriyor ve bu, işgalcilerin suçlarını gizleme yeteneklerini kaybetmeleriyle mümkün olacaktır. Ervin'in kaçırılma anına ait video kaydı, gelecekte kurulacak uluslararası mahkemeler için doğrudan bir iddianame niteliğindedir. Bu vahşetin hem azmettiricileri hem de failleri kaçınılmaz cezalarını çekeceklerdir. Yarımadanın on iki yıllık işgali; on binlerce paramparça edilmiş hayat, yüzlerce siyasi tutsak ve onlarca kayıp insan getirdi. Ervin, bu yıkıcı darbeyi ilk göğüsleyenler arasındaydı. Amacımız değişmedi: İşgalin tamamen sona ermesi. Bugün, geniş çaplı işgalin beşinci yılında nihai olarak idrak ediyoruz ki: Ukrayna devlet bayrağı ile Kırım Tatar milli bayrağı Bahçesaray, Akmescit (Simferopol) ve Akyar (Sivastopol) semalarında yeniden gururla dalgalanmadığı sürece adil bir barış gelmeyecektir." TRAFİK POLİSİ ÜNİFORMASI GİYEN KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI 10 yıldır haber alınamıyor: Ervin İbragimov nerede? Rus işgali altındaki Kırım'da, tam 10 yıl önce trafik polisi üniforması giyen kimliği belirsiz kişilerce evinin birkaç metre ötesinde kaçırılan DQTK Yönetim Kurulu Üyesi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin… pic.twitter.com/yii4YikizB — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 25, 2026 Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu Üyesi Ervin İbragimov’un arabası, 25 Mayıs 2016 sabah saatlerinde Rus işgali altındaki Kırım’ın Bahçesaray şehrindeki evinin yakınlarında kapıları açık bir şekilde bulundu. Olayın gerçekleştirildiği yerin yakınında bulunan güvenlik kameraları, Ervin İbragimov’un trafik polisi üniforması giyen kişiler tarafından kaçırıldığını kaydetti. Ervin’in kaybolmadan önce 24 Mayıs 2016 günü saat 22.40 civarında babasını arayarak arabasının evraklarının nerede olduğunu sorduğu biliniyor. Daha sonra Ervin ile iletişim kesildi ve o günden beri hakkında hiçbir haber alınamadı. İŞGALCİLER ANCAK 3 GÜN SONRA "SORUŞTURMA" BAŞLATTI İşgalci Rus yönetimine bağlı olan sözde Soruşturma Komitesi ancak üç gün geçtikten sonra, Ervin İbragimov’un kaçırılmasıyla ilgili soruşturma başlattı. 2 Haziran 2016 tarihinde Ervin İbragimov’un pasaportu ve ehliyetinin Bahçesaray’da bulunduğu açıklandı. 3 Haziran’da ise, Ervin İbragimov’un kaçırıldığı gerçeğini teyit eden yeni görüntüler yayımlandı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov hakkında hiçbir şey bilinmiyor. İbragimov’un kaçırılmasının sebepleri de bilinmiyor. İşgalci yönetimin sahte soruşturması hiçbir sonuç vermedi. Ervin İbragimov’un akrabaları, Ervin’i eve getiren kişiye 1 milyon ruble (15 bin dolar) tutarında büyük meblağ ödemeye hazır olduklarını duyurdu. Ancak bu da bir sonuç vermedi. DQTK: ERVİN'İN KAÇIRILMASINDAN RUSYA SORUMLU Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin (DQTK) Yönetim Kurulu, üyesi olan Ervin İbragimov’un kayboluşu hakkında yayınladığı açıklamada, söz konusu olaydan, Kırım’ı işgali altında tutan Rusya Federasyonu’nun sorumlu olduğunu vurguladı. Temmuz 2018’de açıklama yapan Ervin’in babası Ümer İbragimov, işgalci Rus kolluk kuvvetleri görevlilerinin oğlunu tehdit ettiğini aktarmıştı. Kırım Tatarları, Ukrayna ve diğer ülkelerde “Ervin Nerede?” eylemleri düzenleyerek İbragimov ailesine aktif şekilde destek gösteriyor. Kırım Derneği Genel Merkezi, 24 Mayıs 2022 tarihinde düzenlenen toplantıda Türkiye’deki Kırım Tatarları, dünyaya ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine seslenerek “Ervin İbragimov nerede?” sorusunun Rusya Federasyonuna sorulması için çağrıda bulunmuştu.tw

Sürgün vagonlarından kurtulan Kur'an nüshaları Kıyiv'de sergileniyor Haber

Sürgün vagonlarından kurtulan Kur'an nüshaları Kıyiv'de sergileniyor

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv'de, Kırım Yarımadası'nın manevi köklerine ve direniş hafızasına ışık tutan tarihi bir kültür organizasyonuna imza atıldı. Ukrayna Tarihi Millî Hazine Müzesi bünyesinde hazırlanan “Quran-i Kerim: Mukaddes Kur’an” sergisi, düzenlenen resmî törenle açıldı. Ukrayna Tarihi Millî Hazine Müzesi bünyesinde düzenlenen sergide, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü sırasında ailelerin yanlarında taşıyarak korumayı başardıkları Kur’an-ı Kerim nüshaları ve dini emanetler yer alıyor. Sergi, Ukrayna Tarihi Millî Hazine Müzesi, Ukrayna Müslümanları Umma Dini İdaresi ve Alem Derneği iş birliğiyle hazırlandı. Projeye İsviçre ve Hollanda’nın Ukrayna büyükelçilikleri de destek verdi. Serginin küratörlüğünü “Alem” Derneği Başkanı Esma Aciyeva ile Kırım Tatar tarihi araştırmacısı Oleksiy Savçenko üstlendi. AÇILIŞA KIRIM TATAR LİDERLER DE KATILDI Serginin açılışına Kırım Tatarlarının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ve Meclis üyeleri ile dinî temsilciler, diplomatlar ve kültür kurumlarının temsilcileri de katıldı. ÇUBAROV: KUR’AN SÜRGÜNDE EN DEĞERLİ EMANETLERDEN BİRİYDİ Açılışta konuşan KTMM Başkanı Refat Çubarov, serginin hayata geçirilmesinden dolayı organizatörlere teşekkür etti. Çubarov, 1944 Sürgünü sırasında birçok Kırım Tatar ailesinin yanına alabildiği en kıymetli eşyalardan birinin Kur’an-ı Kerim olduğunu vurguladı. Kendi çocukluk anılarından da söz eden Çubarov, dedesinin sürgün yıllarında çocuklara kendi el yazısıyla çoğalttığı Kur’an metinlerinden dualar öğrettiğini anlattı. SERGİDE 12 KIRIM TATAR AİLESİNİN HİKÂYESİ YER ALIYOR “Quran-i Kerim: Mukaddes Kur’an” sergisi, sürgün ve göç yıllarında dini emanetlerini korumayı başaran 12 Kırım Tatar ailesinin hikâyesini içeriyor. Sergide; 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başlarına ait Kur’an nüshaları, dua kitapları, el yazması dini defterler, sürgün yıllarında hazırlanan dini eğitim notları ziyaretçilere sunuluyor. Özellikle 1960’lı yıllarda hazırlanan el yazması dini defterlerin serginin en dikkat çekici bölümlerinden biri olduğu belirtildi. Arap harfleri ve Kiril alfabesiyle yazılan bu defterlerde dualar, dini bilgiler ve ibadet açıklamaları yer alıyor. Organizatörler, bu eserlerin yalnızca dini objeler değil, aynı zamanda Kırım Tatar halkının kimliğini, hafızasını ve inancını koruma mücadelesinin sembolü olduğunu vurguluyor. Bunun yanında, sergi 23 Mayıs’tan itibaren her gün 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.