SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Romanya

QHA - Kırım Haber Ajansı - Romanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Romanya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Karadeniz'de güvenlik alarmı: Köstence Limanı'nda İDA infilak etti! Haber

Karadeniz'de güvenlik alarmı: Köstence Limanı'nda İDA infilak etti!

Romanya'nın Karadeniz kıyısındaki Köstence (Constanța) Limanı'nda 5 Haziran Cuma günü sabah saatlerinde tespit edilen bir insansız deniz aracı (İDA) kısa süre sonra infilak etti. Yetkililer, olayda can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını açıkladı. İlk olarak Romanya Deniz Kuvvetleri tarafından liman içerisindeki ARSVOM (Romanya Deniz Kurtarma Ajansı) bölgesinde fark edilen İDA'nın incelenmesi için bölgeye güvenlik ekipleri sevk edildi. Romanya İstihbarat Servisi (SRI), Sahil Güvenlik ve Savunma Bakanlığı ekipleri olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Acil Durum Birimi (DSU) Sözcüsü Bogdan Toma, yaklaşık saat 10.30'da İDA'nın kendiliğinden patladığını ve herhangi bir yaralanmanın meydana gelmediğini bildirdi. Patlamanın ardından kırmızı müdahale planı devreye sokuldu. ROMANYA SAVUNMA BAKANLIĞI: UKRAYNA SAVAŞINDA KULLANILAN TİPTE Romanya Savunma Bakanlığı, patlayan aracın Ukrayna'daki savaşta kullanılan türde bir İDA olduğunu açıkladı. Bakanlık, söz konusu aracın Romanya ordusuna ait olmadığını ve son dönemde Karadeniz'de gerçekleştirilen askerî tatbikatlarla bağlantısının bulunmadığını vurguladı. Yerel basında yer alan bilgilere göre İDA'nın yaklaşık 7-8 metre uzunluğunda olduğu ve ARSVOM'a ait bir kurtarma teknesinin yakınında bulunduğu belirtildi. MAGURA TİPİ İDA OLDUĞU İDDİA EDİLDİ Romanya basınında yer alan haberlere göre, patlayan aracın Ukrayna tarafından kullanılan Magura tipi İDA olduğu değerlendiriliyor. Eski Romanya Deniz Kuvvetleri komutanlarından Sandu Mateiu, İDA'nın Magura sınıfına ait olduğunu öne sürdü. Ancak Romanya Savunma Bakanlığı, aracın milliyetine ilişkin resmî bir açıklama yapmadı. Ukrayna askerî istihbaratı tarafından geliştirilen Magura V5 tipi İDA'lar, Karadeniz'de Rus savaş gemilerine yönelik operasyonlarda kullanılıyor. Yaklaşık 800 kilometre menzile ve 320 kilogram patlayıcı taşıma kapasitesine sahip olan sistemler, yüksek hızları ve düşük radar görünürlüğü sayesinde dikkat çekiyor. Son yıllarda Ukrayna'nın Karadeniz'deki deniz harekâtlarında önemli rol oynayan Magura İDA'larının, Rusya'ya ait çok sayıda savaş gemisine zarar verdiği veya batırdığı belirtiliyor. Olayla ilgili soruşturma sürerken, İDA'nın limana nasıl ulaştığı ve Karadeniz'de hangi rotayı izlediği henüz netlik kazanmadı.

Karadeniz'de tehlike: Romanya kıyıya vuran Rus mayınını imha etti! Haber

Karadeniz'de tehlike: Romanya kıyıya vuran Rus mayınını imha etti!

Romanya Donanması, Karadeniz kıyılarına sürüklenen bir çıkarma önleme mayınının kontrollü şekilde imha edildiğini açıkladı. Romanya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, mayının Karadeniz kıyısındaki Vama Veche ile 2 Mai yerleşimleri arasındaki sahilde tespit edildiği belirtildi. Yetkililer, imha edilen mühimmatın Rus yapımı "YaRM" tipi bir mayın olduğunu bildirdi. Bakanlık, mayının ne kadar süredir denizde bulunduğuna ilişkin bilgi paylaşmadı. KARADENİZ'DE MAYIN TEHDİDİ SÜRÜYOR Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı saldırılarının başlamasından bu yana Karadeniz'de sürüklenen mayınlar bölge ülkeleri için güvenlik riski oluşturmaya devam ediyor. Romanya, Bulgaristan ve Türkiye, Karadeniz'de sürüklenen mayınların tespiti ve etkisiz hâle getirilmesi amacıyla ortak bir görev gücü oluşturmuştu. Romanya Donanması'nın verilerine göre savaşın başlamasından bu yana Karadeniz'de toplam 156 sürüklenen mayın tespit edilerek imha edildi. Bunların dokuzu Romanya askerleri tarafından etkisiz hâle getirildi. KARADENİZ'İN STRATEJİK ÖNEMİ Karadeniz; tahıl, petrol ve petrol ürünlerinin taşınmasında kritik öneme sahip deniz yollarını barındırıyor. Ukrayna, Rusya, Türkiye, Romanya, Bulgaristan ve Gürcistan'a kıyısı bulunan Karadeniz'de güvenli deniz ulaşımının sağlanması, bölgesel ticaret ve enerji güvenliği açısından büyük önem taşıyor.

Romanya, Köstence'deki Rusya Başkonsolosunu istenmeyen kişi ilan ederek başkonsolosluğu kapattı Haber

Romanya, Köstence'deki Rusya Başkonsolosunu istenmeyen kişi ilan ederek başkonsolosluğu kapattı

Romanya Cumhurbaşkanı Nicusor Dan, Rusya’ya ait bir silahlı insansız hava aracının (SİHA) ülkenin Galaç (Galati) kentindeki bir konuta isabet ederek iki sivili yaralamasının ardından acil diplomatik ve güvenlik tedbirleri alındığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Dan, Rusya'nın Köstence (Constanta) Başkonsolosluğunun kapatılmasına ve Rusya Köstence Başkonsolosun istenmeyen kişi ilan edilerek sınır dışı edilmesine karar verildiğini duyurdu. RUS SİHA’SI BİR APARTMANA ÇARPTI Romanya yetkililerin açıklamalarına göre, 29 Mayıs gece saat 02.00 sularında Rus menşeili "Geran-2" tipi bir SİHA Galaç (Galati) kentindeki bir konuta isabet ederek iki sivili yaralamasına neden oldu. Saldırının ardından Romanya Cumhurbaşkanı Nicusor Dan’ın liderliğinde ülkenin en üst düzey güvenlik organı olan Yüksek Millî Savunma Konseyi (CSAT) acil olarak toplandı. Yaklaşık iki buçuk saat süren kritik toplantının ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Dan, Romanya'nın yaşanan bu vahim hadiseden dolayı Rusya Federasyonu'nu tamamen sorumlu tuttuğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı, "Dün gece iki vatandaşımızın yaralanmasıyla sonuçlanan çok ciddi bir olay yaşadık ve tüm sorumluluk doğrudan Rusya'ya aittir." ifadelerini kullandı. KÖSTENCE BAŞKONSOLOSLUĞU KAPATILIYOR, DİPLOMATLAR SINIR DIŞI EDİLİYOR Cumhurbaşkanı Nicusor Dan, millî güvenliği ve egemenliği korumak adına Rusya’ya karşı sert diplomatik yaptırımların devreye sokulduğunu ilan etti. Alınan kararlar doğrultusunda, Rusya’nın Köstence’deki Başkonsolosu istenmeyen kişi (persona non grata) ilan edilerek ülkeden ihraç edildi. Ayrıca Köstence’deki Rus misyonunun tüm faaliyetlerine son verilerek konsolosluğun tamamen kapatılacağı açıklandı. Romanya makamları, NATO sınırları içerisindeki sivil yerleşim yerlerini tehdit eden bu tür hava ihlallerine karşı tavizsiz bir tutum sergileneceğinin altını çizdi.

Rusya’nın Romanya saldırısı: “Ukrayna, Romanya’ya her türlü desteği vermeye hazır” Haber

Rusya’nın Romanya saldırısı: “Ukrayna, Romanya’ya her türlü desteği vermeye hazır”

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, NATO ve Avrupa Birliği (AB) üyesi Romanya’nın Ukrayna sınırında bulunan Galaç şehrindeki bir apartmanın Rusya’ya ait bir SİHA tarafından vurulmasını değerlendirdi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda saldırıda yaralanan iki sivile acil şifalar dileyen Zelenskıy, “Romanya’ya her türlü desteği vermeye hazırız.” dedi. İşgalci Rus güçlerinin 28 Mayıs’ı 29 Mayıs’a bağlayan gece Odesa’daki sivil altyapıya ve biri Türk gemisi olmak üzere 3 sivil yük gemisine yönelik saldırıları anımsatan Zelenskıy, “Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’ya karşı uygulayacağı yeni yaptırımların gerçekten güçlü olmasını ve Rusya’nın bu saldırıların kendisi için de büyük kayıp olacağını idrak etmesini bekliyoruz. Adil olan bu olacaktır.” ifadelerini kullandı. Rusya’nın 28-29 Mayıs gecesi Ukrayna'ya toplam 232 SİHA ile saldırdığı, bunların 217’sinin etkisiz hâle getirildiği bildirildi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise Romanya halkına desteğini ifade ederek hâlihazırda Rusya’ya uygulanmak üzere 21’inci yaptırım paketinin hazırlanmakta olduğunu kaydetmişti. RUSYA’NIN VURDUĞU TÜRK KURU YÜK GEMİSİ: ANT Saldırıya uğrayan gemilerden birinin, mülkiyeti bir Türk firmasına ait olan ve Vanuatu bayrağı taşıyan "ANT" adlı kuru yük gemisi olduğu bildirilmişti. Geminin üst yapısına isabet eden SİHA nedeniyle mürettebattan iki kişinin hafif şekilde yaralandığı, Ukrayna Deniz Kuvvetleri tarafından gemiden tahliye edilen yaralılara gerekli tıbbi müdahalenin acilen yapıldığı aktarılan bilgiler arasında yer alıyor.

Ukrayna Dışişleri Bakanı: Rus saldırganlığı tüm Avrupa adına ciddi bir tehdit oluşturmaktadır Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı: Rus saldırganlığı tüm Avrupa adına ciddi bir tehdit oluşturmaktadır

Rusya'nın Romanya'daki bir apartmanı vurması üzerine resmî sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yayımlayan Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha (Andrii Sybiha), Rus saldırganlığının Karadeniz bölgesi ve tüm Avrupa adına ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. SIBİHA, RUSYA'YA KARŞI YAPTIRIMLARIN ARTIRILMASI ÇAĞRISINDA BULUNDU Açıklamasında “Rusya’ya ait bir silahlı insansız hava aracının (SİHA) Romanya’nın hava sahasını ihlal etmesi ve Galaç kentindeki bir yerleşim yerini vurması şu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir: Rus saldırganlığı, Karadeniz bölgesi ve tüm Avrupa adına ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.” ifadelerine yer veren Ukrayna Dışişleri Bakanı, Ukrayna'ya sunulan desteğin yanı sıra Rusya üzerindeki baskının başlıca daha sert yaptırımlarla artırılmasının bölgedeki barış ve güvenlik ortamı açısından öneminin altını çizdi. “UKRAYNA OLARAK HER ZAMAN ROMANYA’NIN YANINDAYIZ” Ukrayna’nın hava savunmasına destek sağlanmasının da gerekliliğini vurgulayan Sıbiha, bu adımın yalnızca Ukrayna’yı değil, Ukrayna’ya komşu olan ülkelerin de güvenliği açısından kritik olduğunu dile getirdi. “Ukrayna olarak her zaman Romanya’nın yanındayız.” şeklinde konuşan Sıbiha, Ukrayna’nın Romanya ile bölge güvenliğini artırmaya yönelik çalışmaya hazır olduğunu ifade etti.

Ursula von der Leyen: Rusya üzerindeki baskıyı artıracağız Haber

Ursula von der Leyen: Rusya üzerindeki baskıyı artıracağız

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Rusya'nın Romanya'daki bir apartmanı vurmasının ardından paylaştığı mesajda Romanya halkına desteğini ifade ederek Rusya’ya uygulanacak yaptırımlar üzerine kamuoyunu bilgilendirdi. HÂLİHAZIRDA 21. YAPTIRIM PAKETİ HAZIRLANIYOR Resmî sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Avrupa Komisyonu Başkanı, Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminde Rusya’nın hududu bir kez daha aştığını dile getirdi. Rusya’ya ait bir silahlı insansız hava aracının (SİHA) Avrupa Birliği (AB) üyesi olan Romanya’da nüfusun yoğun olduğu bir alana isabet ederek sivilleri yaraladığına dikkat çeken von der Leyen, “Her zaman için Romanya ve Romanya halkının yanındayız. Özellikle Doğu sınırımızın güvenliğini ve caydırıcılık gücümüzü artırırken Rusya üzerindeki baskıyı da artıracağız.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Avrupa Komisyonu Başkanı, hâlihazırda Rusya’ya uygulanmak üzere 21. yaptırım paketinin hazırlanmakta olduğunu kaydetti. RUSYA, NATO VE AB ÜYESİ ROMANYA’DAKİ BİR APARTMANI VURDU! Rusya, NATO ve AB üyesi Romanya’nın Ukrayna sınırında bulunan Galaç şehrindeki bir apartmanı SİHA ile hedef almıştı. İlk belirlemelere göre saldırıda yaralanan iki sivilin tedavilerinin devam ettiği bildirilmişti. Ukrayna ile 650 kilometre kara sınırı olan ülkenin hava sahası, Rus İHA/SİHA’ları tarafından 28 kez ihlal edilmişti.

Dr. Metin Ömer: Romanya'daki Türk-Tatar varlığı Hunlara kadar uzanıyor Haber

Dr. Metin Ömer: Romanya'daki Türk-Tatar varlığı Hunlara kadar uzanıyor

Köstence Ovidius Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği (UDTTMR) Bükreş Şube Başkanı Dr. Metin Ömer, Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun tarihi üzerine yazdığı ve yakın zamanda yayımlanacak olan “Turcii și tătarii din România – O scurtă istorie” (Romanya’daki Türkler ve Tatarlar: Kısa Bir Tarih) isimli kitabı üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulundu. ROMANYA’DAKİ TÜRK-TATAR TOPLUMU, KENDİ KİMLİĞİNİ KORUYUP GELİŞTİRİYOR Kitabının başlığını seçme nedeni üzerine “Aslında bu tercih, günümüzün gerçeklerinden kaynaklanıyor. Bugün Romanya devleti, Türkleri ve Tatarları iki ayrı azınlık olarak tanımakta. Bu iki toplumun her birinin kendi kurumu var. Bu kurumlar, Romanya devletinin sunduğu imkânlardan yararlanarak kendi kimliklerini koruma ve geliştirme fırsatı bulmaktadır.” şeklinde konuşan Ömer, bu durumun büyük ölçüde 1990’lı yılların başında, Romanya’daki komünist rejimin sona ermesinden sonra topluluk elitlerinin bir kısmının girişimi sonucu şekillendiğini kaydetti. “İKİ SAVAŞ ARASI DÖNEMDE DOBRUCA, KIRIM TATAR MİLLÎ HAREKETİNİN MERKEZİ HÂLİNE GELMİŞTİR” Ömer, “Ancak kitabımda da gösterdiğim gibi tarih boyunca durum çoğu zaman bundan farklı olmuştur. Türkler ve Tatarlar, çoğunlukla Türk veya bunun eş anlamlısı olan Müslüman kimliği altında değerlendirilmişlerdir. Buna rağmen her iki topluluk da kendi iç özelliklerini ve farklılıklarını belirli ölçüde korumayı başarmıştır. Örneğin iki savaş arası dönemde Dobruca, Kırım Tatar millî hareketinin merkezi hâline gelmiştir.” ifadelerini kullanarak bu hareketin amacının Kırım Tatarlarının ana vatanı olan Kırım’da bir Kırım Tatar devleti kurmak olduğunu belirtti. “DOBRUCA’DAKİ TATARLAR, ESASEN KIRIM TATARLARIDIR” Bu hareketin başında olan Kırım Tatar aydın Müstecib Ülküsal’ın eserlerinde bilinçli ve programlı bir şekilde Türk kimliğini de kullandığını, “Dobruca Türk Tatarları” kavramını ise öne çıkardığını dile getiren Ömer, “Ayrıca, başlıkla ilgili başka bir unsuru da netleştirmek istiyorum. Kitapta ‘Tatar’ dediğimde bunun otomatik olarak ‘Kırım Tatarı’ şeklinde anlaşılması gerekir çünkü Dobruca’daki Tatarlar, esasen Kırım Tatarlarıdır.” dedi. Diğer Tatar gruplarını da kapsayan bir yaklaşımı savunan birtakım görüşlerin bulunmasına karşın bunların oldukça sınırlı olduğunu ifade eden Ömer, “Romanya’daki Tatarların büyük çoğunluğu, özellikle 1783’ten yani Kırım Hanlığı’nın ilhakından, özellikle Kırım Savaşı’nın sona ermesiyle 1856’dan sonra, Kırım’dan göç edenlerin torunları olduklarını bilmektedirler. ‘Kırım Tatarı’ şeklinde olan tanımlamaysa Romanya’daki diasporada henüz çok yaygın değildir. Bunun temel sebeplerinden biri, tarihsel koşullardır.” dedi. ROMANYA TOPRAKLARINDAKİ TÜRK VARLIĞI ÇOK DAHA ESKİ DÖNEMLERE DAYANIYOR Söz konusu tarihsel koşullar hakkında ise II. Dünya Savaşı’nın ardından Bükreş’te kurulan ve Moskova’nın etkisi altında olan komünist rejimin Kırım ile ilgili her türlü bağı sistematik olarak kestiğine ve kimlik bağlarının ifade edilmesine engel olduğuna dikkat çeken Ömer, şu değerlendirmelerde bulundu: Romanya’daki Türk-Tatar varlığının başlangıcı genellikle 13. yüzyıla dayandırılır. Bu dönemde Tatarlar, Altın Orda Devleti’nin yayılmasıyla Karadeniz’in kuzeyinde, Dobruca’ya ulaşmış, Türkler ise Anadolu’da özellikle Sarı Saltuk’un önderliğindeki gruplar aracılığıyla bölgeye yerleşmiştir. Kitabımda şunun da altını çiziyorum: Bu tarih aslında bir başlangıç değildir, daha ziyade yoğunlaşmanın ve kalıcılaşmanın dönüm noktasıdır çünkü bugünkü Romanya topraklarında Türk kökenli toplulukların varlığı; Hun, Avar, Peçenek, Uz ve Kumanlardan itibaren çok daha eski dönemlere dayanmaktadır. Sonraki yüzyıllarda Osmanlı hâkimiyeti, bölgedeki Türk ve Müslüman nüfusunun en belirgin unsur hâline gelmesini sağlamıştır; Dobruca’yı hem demografik hem de kurumsal olarak şekillendirmiştir. Bununla birlikte Ömer, Dobruca’nın 1878 yılında Romanya’ya bağlanmasıyla birlikte yeni bir dönemin başlayıp önemli göç hareketlerinin yaşandığını, buna rağmen Türk ve Tatar topluluklarının varlıklarını sürdürdüğünü ve bugüne kadar geldiğini kaydetti. TÜRK-TATAR TOPLUMUNUN DURUMU İKİLİ İLİŞKİLERDE BELİRLEYİCİ ROL OYNADI Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun Türkiye-Romanya ilişkileri açısından hayati bir öneme sahip olduğunu ve bir köprü işlevi gördüğünü dile getiren Ömer, Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun Osmanlı’dan bugüne uzanan ortak bir tarihî mirasın taşıyıcısı olduğunu ifade etti. Ömer, Dobruca’daki Müslüman nüfusunun hem Osmanlı Devleti hem de daha sonraki Türkiye Cumhuriyeti ile kurduğu bağlar sayesinde iki ülke arasında sürekliliğin sağlandığını beyan ederek “Aynı zamanda 19. ve 20. yüzyıllarda gerçekleşen büyük göçler sonucunda, ‘büyük göçler’ dediğimizde daha kolay anlaşılması için 1878’den I. Dünya Savaşı’na kadar yaklaşık 200 bin kadar Türk-Tatar, Osmanlı’ya göç etmiştir. Cumhuriyet döneminde ise sadece II. Dünya Savaşı’na kadar benim tahminlerime göre 115 bin kadar Türk-Tatar, Türkiye’ye göç etmiştir. Bu göçlerin neticesinde Türkiye’de önemli bir Dobruca kökenli nüfustan bahsedebiliriz. Bu nüfus, ilişkilerin demografik ve duygusal boyutunu daha da güçlendirmektedir.” şeklinde konuştu. Öte yandan Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun durumunun tarih boyunca devamlı hem Osmanlı Devleti hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin odağında olduğunu vurgulayan Ömer, Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun içinde bulunduğu durumun çoğu zaman iki ülke arasındaki seviyeyi yansıttığını belirtti. “ROMANYA’DAKİ TÜRK-TATAR TOPLUMU SADECE BİR AZINLIK DEĞİLDİR” Bu duruma örnek olarak Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun en zor dönemlerinden biri olan komünist dönemin aynı zamanda Ankara ile Bükreş arasındaki ilişkilerin en düşük seviyede olduğu dönem olduğunu hatırlatan Ömer, söz konusu yıllarda sadece diplomatik ilişkilerin sınırlı kalmadığını, aynı zamanda toplumun Türkiye ile kültürel bağlarının da ciddi şekilde kısıtlandığını kaydetti. Öte yandan Ömer, “Buna karşın günümüzde durum tamamen farklıdır. Bugün, Romanya’daki Türk-Tatar toplumu, tarihleri boyunca belki de en elverişli koşullara sahiptir; kimlik koruma, geliştirme ve görünürlük açısından geniş imkânlardan yararlanmaktadır. Aynı şekilde Romanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler de tarihteki en yüksek noktadadır. Dolayısıyla Romanya’daki Türk-Tatar toplumu sadece bir azınlık değildir, aynı zamanda iki ülke arasındaki ilişkilerin canlı bir göstergesi ve dinamik bir unsurudur.” değerlendirmesini yaptı. TÜRK-TATAR TOPLUMUNUN BİRÇOK HATIRATI RUMENCEYE ÇEVRİLMEMİŞ DURUMDA Romanya’daki Türk-Tatar toplumuna dair Rumence yayımlanan eserlerin Türkçeye çevrilmesi noktasında ise en büyük eksikliğin Rumenceden Türkçeye ve Türkçeden Rumenceye birçok eserin çevrilmemiş olduğunu dile getiren Ömer, Romanya’da yaşayan Türk-Tatar toplumunun tarihi yazıldığında Romanya’daki ve Türkiye’deki tarihçilerin ve araştırmacıların genelde kendi ülkelerindeki kaynaklar, arşivler ve gazetelerden istifade ettiğini belirtti. Öte yandan Ömer, hem Romanya hem de Türkiye’deki kaynaklara karşı eşit mesafede durulması gerektiğini kaydederek daha anlaşılır ve derin bir bakış açısına sahip olunabileceğini ifade etti. “Romanya’da yaşayan Türk ve Tatarların açısından ise bana göre en büyük eksikliklerden birisi, birçok önemli hatıratın Rumenceye çevrilmemiş olmasıdır. Toplumdaki çoğu kişinin hatıratı yalnızca Türkçe yayımlanmıştır. Örneğin Müstecib Hacı Fâzıl’ın (Ülküsal) hatıratı henüz Rumenceye çevrilmemiştir. Mehmet Vâni Yurtsever, Saim Osman Karahan, Piraye Kadrizade ve Kemal Karpat’ın bazı anı ve topluluk odaklı çalışmaları ile Dobruca Türk basınındaki dergiler (Teşvik, Işık, Mektep ve Aile vb.) henüz Rumenceye çevrilmemiştir. Bu da hem Romanya’da yaşayan Türk-Tatar toplumu hem de Rumen araştırmacılar ve kamuoyunun bu toplumu daha iyi anlayabilmeleri için çok büyük bir eksikliktir.” şeklinde konuşan Ömer, ayrıca Tatar kimliğinin iç çeşitliliği (Kırım, Nogay vb.), komünist dönemde kimliğin zorla yeniden şekillendirilmesi, günlük yaşam, hafıza ve diaspora ilişkileri ile Türk ve Tatar kimliklerinin kesişimi ve ayrışması konularının Türkçe literatürde yeterince aydınlatılmadığını dile getirdi. KİMLİK, DİL, DEMOGRAFİK YAPI VE KÜLTÜREL GÖRÜNÜRLÜK TEHDİT ALTINDA Ayrıca konular açısından ise komünist rejimin Romanya’daki Türk-Tatar toplumuna etkilerinin ve toplumun günlük yaşamının henüz çok iyi bir şekilde araştırılmadığını da birer örnek olarak sunan Ömer, toplumun karşı karşıya olduğu sorunların ise başlıca; asimilasyon ve genç kuşaklarda dil kullanımının azalması kaynaklı kimlik ve dil kaybı riski, Türk-Tatar ayrımı ile tarihsel ve kurumsal bölünmeler kaynaklı iç parçalanma, göç ve düşük nüfus artışı kaynaklı demografik küçülme, kültürel görünürlük eksikliği ile kaynak ve eğitim sorunları olduğunu belirtti. Öte yandan “Maalesef çok fazla problem var. Başlıca sorunlara değinecek olursak kimlik ve dil kaybı, toplumda hem Türkçe hem de Tatarca günlük hayatta çok az konuşuluyor. Demografik küçülme de başka bir sorun. Romanya’da yapılan son genel nüfus sayımı bunu çok net bir şekilde gösteriyor. Aynı zamanda Dobruca bölgesi için bu o kadar büyük bir sorun değil fakat Romanya genelinde kültürel görünürlük eksikliği bir sorun olarak değerlendirilebilir. Romanya’nın birçok bölgesinde Türk-Tatar toplumu o kadar iyi tanınmıyor.” ifadelerini kullanan Ömer, Romanya’daki Türk-Tatar toplumunun karşılaştığı sorunların çözümü için YTB (Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı), TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı), Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Romanya’daki diplomatik temsilciliklerinin faaliyetlerinin öneminin altını çizdi. Ayrıca Ömer; eğitim sisteminde Türkçe ve Tatarcaya daha çok yatırım yapılması, dernekler, yayınlar ve araştırma merkezleri aracılığıyla kültürel kurumların güçlendirilmesi, Türkiye ile akademik ve kültürel iş birliğinin artırılması, ortak Türk-Tatar mirası üzerinde uzlaşmacı bir yaklaşıma sahip olunması ile dil, tarih ve kimlik bilinci üzerinden genç kuşaklara yönelik projeler yürütülmesinin gerekliliğine vurgu yaptı. Ömer, son olarak şu ifadelere yer verdi: YTB’nin yayınlarıyla benim Filiz Tutku Aydın Bezikoğlu ve Burak Atmaca hoca ile hazırladığımız albümü (Bir Zamanlar Dobruca) örnek olarak gösterebiliriz. Onun dışında Yunus Emre Ensitütüsünün Türkçe derslerini ve TİKA’nın birçok projesini, örneğin camilerin onarımını da örnek gösterebiliriz. Ayrıca Romanya’daki iki toplumu temsil eden dernekler, Romanya devletinin sağladığı birçok imkândan faydalanabiliyor. Belki bu imkânları daha iyi kullanarak ve sorunları daha iyi tespit ederek birçok katkı sağlanabilir.

Dr. Metin Ömer: 18 Mayıs, Kırım Tatarlarının tarihindeki en acı gündür Haber

Dr. Metin Ömer: 18 Mayıs, Kırım Tatarlarının tarihindeki en acı gündür

Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği (UDTTMR) Bükreş Şube Başkanı Dr. Metin Ömer, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı paylaştı. “18 Mayıs 1944, Kırım Tatarlarının tarihindeki en acı gündür.” şeklinde konuşan Ömer, sürgünün uluslararası toplum nezdinde soykırım olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. Dr. Metin Ömer: 18 Mayıs, Kırım Tatarlarının tarihindeki en acı gündürhttps://t.co/xQ4q0keZ2D — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 18, 2026 ÖMER, ROMANYA’DAKİ KIRIM TATARLARININ VATAN KIRIM’A DESTEK OLDUĞUNU BELİRTTİ Öte yandan “Romanya’daki Kırım Tatar diasporası her zaman ana vatan Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarının yanındadır.” şeklinde konuşan Ömer, II. Dünya Savaşı öncesinde Romanya’da yaşayan Kırım Tatarlarının Kırım Tatar Millî Merkezini yönettiğini ve bu nedenle savaş sırasında Romanya’ya sığınan Kırım Tatarlarına Romanya’da yaşayan Kırım Tatarlarının verdiği desteğe dikkat çekti. Ayrıca Ömer, 1944 yılının ağustos ayına kadar Romanya’nın Kırım Tatarlarına destek olduğunu dile getirerek savaş sonunda kurulan komünist iktidar tarafından söz konusu faaliyetlerin engellendiğini ve Romanya’daki Kırım Tatarlarının da baskı görmeye başladığını hatırlattı. “18 MAYIS’I HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIZ” Sürgün ve ardından yaşanan olayların sadece uzak geçmişte yaşanmadığını ve bugüne de tesir ettiğini kaydeden Ömer, son olarak bugün Kırım’da zor şartlar altında yaşayan Kırım Tatarlarının olduğuna da dikkat çekerek “18 Mayıs’ı hiçbir zaman unutmayacağız, unutturmayacağız.” dedi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.