SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ruhi Ersoy

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ruhi Ersoy haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ruhi Ersoy haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Ruhi Ersoy QHA'ya konuştu: Bugünkü imkânların hangi bedellerle kazanıldığını unutmamalıyız Haber

Prof. Dr. Ruhi Ersoy QHA'ya konuştu: Bugünkü imkânların hangi bedellerle kazanıldığını unutmamalıyız

Fatma Nur Sarıcaoğlu QHA/ANKARA Ahmed Cevad Enstitüsü öncülüğünde, 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı ve Türk devletlerinin bağımsızlıklarının 35. yılı dolayısıyla düzenlenen “Türk Dünyasında Repressiya Sergisi ve Paneli”, Ankara’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı 15 Temmuz Demokrasi Müzesi yerleşkesinde açılan sergi kapsamında Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan MHP Genel Başkan Başdanışmanı ve Ahmed Cevad Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Sovyet döneminde Türk halklarına yönelik baskı ve zulüm politikalarının unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, represiya hafızasının gelecek nesillere aktarılmasının tarihî bir sorumluluk olduğunu ifade etti. 1937-1938 yıllarında Sovyetler Birliği sınırları içerisinde yaşayan Türk halklarının aydınlarına, bilim insanlarına, sanatçılarına ve kanaat önderlerine yönelik yürütülen baskı politikalarının Türk dünyasının ortak hafızasında önemli bir yer tuttuğunu belirten Ersoy, söz konusu serginin bu hafızayı canlı tutmak amacıyla hazırlandığını söyledi. Ersoy, “Etkinliğimiz, 1937-1938 yıllarında Sovyet coğrafyasında uygulanan represiya hafızasını diri tutmak, Türkiye kamuoyunda, Türk gençliğinde ve Türk dünyasında yaşananları gelecek nesillere aktarmak amacıyla düzenlendi. Bugün sahip olduğumuz imkânların hangi bedeller ödenerek elde edildiğini hatırlatmak istiyoruz.” dedi. TÜRK DÜNYASININ TEMEL MESELELERİNİ GÜNDEMDE TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ Ahmed Cevad Enstitüsünün Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) bünyesinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin himayelerinde kurulduğunu hatırlatan Ersoy, enstitünün temel hedeflerinden birinin Türk dünyasının tarihî, kültürel ve toplumsal meselelerini gündemde tutmak olduğunu kaydetti. Ersoy, “Gündelik siyasi tartışmaların ötesinde Türk dünyasının temel meselelerini gündem alıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarıyla ve kamu kurumlarıyla iş birliği içerisinde çeşitli faaliyetler yürütüyor, Türk dünyasının ortak meselelerinin unutulmaması için çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı. Serginin, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), TÜRKSOY, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinin katkılarıyla hazırlandığını belirten Ersoy, farklı kurumların ortak çabasıyla önemli bir hafıza çalışmasının ortaya konulduğunu söyledi. AKADEMİK ÇALIŞMALAR TOPLUMLA BULUŞTURULUYOR Türkiye'de represiya konusunda önemli akademik çalışmalar yapıldığını hatırlatan Ersoy, bu çalışmaların daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Ahmet Buran'ın "Kurşunlanan Türkoloji" adlı eserinden başlayarak Prof. Dr. İbrahim Dilek'in “Türk Dünyasında Repressiya Sovyetler Döneminde Türk Halklarına Yapılan Baskı ve Zulümler” başlıklı çalışması gibi birçok akademik araştırmanın ortaya konulduğunu ifade eden Ersoy, dönemin YTB Başkanı Abdullah Eren tarafından da represiya konusunda kapsamlı çalışmalar yayımlandığını anımsattı. Ancak bu çalışmaların çoğunlukla akademik çevrelerde kaldığını belirten Ersoy, "Biz bunları biraz daha stantlara indirerek sergilerde görünür hâle getirme, popülerliğini artıracak etkinliklerle farkındalık oluşturma gayreti içerisindeyiz." diye konuştu. "BU SERGİ ADETA BİR MÜZE" Ersoy, Bakü Türkoloji Kurultayı'nın 100. yılı öncesinde, 99. yıl kapsamında Ahmed Cevad Enstitüsü tarafından Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinde, represiyaya maruz kalan Türk aydınlarının akıbetlerinin ele alındığı kapsamlı bir çalıştay düzenlediklerini hatırlattı. O dönemde ortaya koydukları fikrin bugün somut bir etkinliğe dönüştüğünü belirten Ersoy, Türk devletlerinin bağımsızlıklarının 35. yılı ile Bakü Türkoloji Kurultayı'nın 100. yılı etkinliklerini bir araya getirerek Cumhurbaşkanlığı 15 Temmuz Demokrasi Müzesi yerleşkesinde söz konusu sergiyi hayata geçirdiklerini ifade etti. Serginin yoğun katılımla açıldığını kaydeden Ersoy, etkinliğin yaz boyunca ziyaretçilere açık kalacağını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı ile iş birliği içerisinde öğrencilerin de sergiyi ziyaret etmelerine yönelik çalışmalar planladıklarını belirten Ersoy, sergiyi kısa süreli bir etkinlik olarak düşünmediklerini ve çeşitli faaliyetlerle canlı tutmayı hedeflediklerini dile getirdi. Serginin klasik bir fotoğraf sergisinden çok daha fazlası olduğunu vurgulayan Ersoy, ziyaretçilere adeta bir müze deneyimi sunduğunu belirtti. Ersoy, sergide hatıraları, tarihî olayları ve represiya dönemini anlatan çok sayıda materyal ve uygulamanın yer aldığını ifade etti. "KIRIM, TÜRK DÜNYASININ ORTAK HAFIZASIDIR" Sergide Kırım Tatarlarına özel bir bölüm ayrıldığını açıklayan Ersoy, Kırım'ın kendi hayatında da ayrı bir yere sahip olduğunu anlattı. 1992 yılında, Kırım Tatarlarının ana vatanlarına dönüş sürecinde genç bir üniversite öğrencisi olarak Kırım'ı ziyaret ettiğini ifade eden Ersoy, Kırım Tatarlarının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kırım'da bir araya geldiğini hatırlattı. Bu nedenle sergide Kırımoğlu ve Kırım Tatar Türkolog Bekir Sıtkı Çobanzade gibi isimlerle Kırım Tatarlarının mücadelesine özel yer verdiklerini belirten Ersoy, Kırım Tatar Sürgünü'nü anlatan vagonlar ve sembolik figürlerle ziyaretçilere sürgünün acılarını aktarmaya çalıştıklarını kaydetti. Kırım meselesinin yalnızca Kırım Tatarlarının meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Ersoy, Kırım Tatarlarının yaşadığı sürgün ve Sovyet baskılarının bütün Türk dünyasının çektiği acıların sembollerinden biri hâline geldiğini ifade etti. QHA’nın sergiyi haberleştirmesinin ve Kırım Tatar camiasıyla paylaşmasının önemine değinen Ersoy, Kırım sürgününün acılarının hatırlanmasının yanı sıra geleceğe umutla bakılması gerektiğini ifade etti. Yaklaşan Tepreş etkinliklerini de hatırlatan Ersoy, Ankara ve çevresinde yaşayan soydaşları, Kırım Tatarlarını ve Türk dünyasına ilgi duyan herkesi sergiyi ziyaret etmeye davet etti. Ersoy, ayrıca QHA'nın Türk dünyası ve Kırım Tatar halkına ilişkin konuların kamuoyuna duyurulmasındaki çalışmalarını takdir ederek ajans çalışanlarına teşekkür etti.

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ersoy: Bize düşen bu mücadeleyi unutturmamaktır! Haber

MHP Genel Başkan Başdanışmanı Ersoy: Bize düşen bu mücadeleyi unutturmamaktır!

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Başdanışmanı ve Ahmed Cevad Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Kırım Tatar halkının katil Josef Stalin rejimi tarafından, vatan Kırım’dan sürgün edilerek soykırıma uğramasının 81. yıl dönümü münasebetiyle Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı yayımladı. Ersoy cümlelerine, “18 Mayıs 1944’te, Sovyetler Birliği tarafından vatanlarından zorla koparılan Kırım Tatarlarının yaşadığı büyük acının üzerinden tam 81 yıl geçti. Kadın, çocuk, yaşlı demeden yüzbinlerce soydaşımız sürgün yollarında hayatını kaybetti; bir millet, anavatanından koparıldı, topyekûn unutulmaya mahkûm edilmek istendi.” diyerek başladı. İfadelerinin devamında Ersoy, “Ancak unutturulmak istenen sadece bir millet değil, bir fikir, bir ülküydü. O fikir ki, İsmail Bey Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ diyerek yaktığı meşale ile doğdu. O fikir ki, esaretin karanlığında bile sönmedi; sürgün coğrafyalarında Turan mefkuresi olarak büyüdü, nesilden nesile aktarıldı.” cümlelerini sarf etti. GASPIRALI'DAN KIRIMOĞLU DEVAM EDEN MÜCADELE Ersoy anma mesajında Kırım Tatarlarının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na ithafen, “Ve bu fikrin en güçlü temsilcilerinden birisi de Kırım Tatar soydaşlarımızın davasını dünya kamuoyuna duyurmak için ömrünü adamış, bir milletin var oluş destanının mücadelesini veren Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’dur. Henüz genç bir yaşta Sovyet baskısına karşı mücadele veren Kırımoğlu, yıllarca cezaevlerinde, sürgünlerde, açlık grevlerinde insan hakları ve milletinin özgürlüğü için mücadele etti. O, sadece Kırım Tatarlarının değil, tüm mazlum milletlerin sesi oldu. Kırımoğlu’nun mücadelesi, yalnızca bir mücadele değil, aynı zamanda Gaspıralı’dan devralınan fikri mirasın modern çağdaki yankısıdır. Bu onurlu mücadele bize gösterdi ki; vatan sevgisi, inanç ve fikirle birleştiğinde, sürgün bile bir milleti susturamaz.” şeklinde konuştu. Ersoy cümlelerini, “Bu kara günün yıl dönümünde, hayatlarını kaybeden tüm soydaşlarımızı rahmetle anıyor, onların hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Kırım Tatarlarının özgürlük ve vatan mücadelesi, geçmişten aldığı ilhamla bugün de sürüyor. Bizlere düşen görev ise, bu mücadeleyi unutmamak, unutturmamak ve sonuna dek sahip çıkmaktır.” diyerek sonlandırdı. KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 81 yıldır dinmeyen, azalmayan ve adalet bekleyen acı: 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı pic.twitter.com/3M7ndq29Vy — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2025 18 Mayıs 1944 günü bir şafak vaktinde, milletler hapishanesi Sovyetler Birliği’nin diktatörü Josef Stalin’in emriyle Kırım Tatar halkı öz vatanlarından koparıldı. Sovyet yönetimi, sürgünden sonra Kırım’da, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Adeta bir kültürel soykırım dalgası başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı. Ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu) ve 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.