SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rumeli

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rumeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rumeli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk Ocakları Balıkesir Şubesinde "Tuna Bize Ne Söyler" konferansıyla Balkan Türklüğü konuşuldu Haber

Türk Ocakları Balıkesir Şubesinde "Tuna Bize Ne Söyler" konferansıyla Balkan Türklüğü konuşuldu

Türk Ocakları Balıkesir Şubesinde 17 Nisan 2026 tarihinde Balkan Türklüğü ve Rumeli fütûhatı gündeme geldi. Balkan Araştırmacısı, Yazar Samet Çıldan "Tuna Bize Ne Söyler" başlıklı sunumunda Türklerin Balkanları yurt tutma serüveni, göçler, sürgünler ile Rumeli Türklerinin bugünkü durumu hakkında bilgiler verdi. Ayrıca Kuzey Makedonya'daki Türklerin sivil toplum kuruluşları üzerine hazırladığı yüksek lisans tezi ve saha araştırmaları hususunda izlenimlerini paylaştı. Bir millet için hikâye üretmenin öneminden bahseden Çıdan, Türk milletinin Orhun ve Tuna nehirleri arasındaki havzada, asırlar boyu ne denli mücadeleler verdiğine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Balkan sahasında yaptığı çalışmaları nakleden Samet Çıldan, Türklerin Balkan serüvenini bir hikaye anlatısı formatında sundu. Ocak binasında gerçekleşen programa; Türk Ocakları Balıkesir Şubesi üyeleri, üniversite öğrencileri ve ilgililer geniş bir katılım gösterdi. Yazar Samet Çıldan Balkan Türklüğünü sembolize ettiği Tuna Nehri hakkında Yahya Kemal'e atıfla şunları kaydetti: Yahya Kemal haklıdır; Tuna’nın yeri başkadır. Çünkü insan en çok kaybettiğine ağlar. Ama bizim nehirlerimiz birer kopuk parça değil, aynı ruhun farklı yataklarda akışıdır. İdil’de dökülen bir damla gözyaşı, gelir Fırat’ta bereket olur; Tuna’da yakılan bir ağıt, Sakarya’da zafere dönüşür. Bizim gönlümüzde nehirler bitmez; çünkü biz, o nehirlerin bizzat kendisiyizdir. "BUGÜN BALKAN TÜRKLÜĞÜ İÇİN YENİ BİR HİKAYEYE İHTİYAÇ DUYMAKTAYIZ" Türklerin Balkan fütûhatında Sarı Saltuk ve Sarı Saltuk destanının öneminden bahseden Çıldan, "Bugün Balkan Türklüğü için yeni bir hikayeye ihtiyaç duymaktayız" ifadelerini kullandı. Rumeli Türklerinin çektiği sıkıntıların dünden çok farklı olmadığını ifade eden yazar, bugünkü vize serbestisi, gelişen ulaşım ve iletişim imkanlarının iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye Türklerinin tekrar Balkan Türkleri ile kültürel, siyasi ve akademik ortak çalışmalar yapması ve fırsat varken acele edilmesi gerektiğini kaydetti. Türk dünyası için Balkanların vazgeçilmez bir noktada olduğunu ifade etti. Konferansta Bulgaristan Türklerinin Kimlik Mücadelesinin Sembolü "Türkan Bebek", Batı Trakya Türklerinin unutulmaz lideri "Dr. Sadık Ahmet" ve Makedonya Türklerinin millî ve manevi değerlerini korumak için canlarını feda eden "Yücelciler Teşkilatı" gibi temsiller üzerinden bölge Türklerinin güncel problemlerine dikkat çekildi. Çıldan konuşmasının sonunda Mehmet Fuat Köprülü'nün Akıncı Türküleri şiirinden şu dörtlüğü okuyarak, konuşmasına son verdi: "Söğüt dallarında hasta serçeler Eski akın destanını heceler. Tuna ağlıyormuş bazı geceler; Göğsünde kefensiz şehitler varmış."

Çanakkale'de Türk tarihi adına önemli keşif: Türklerin Balkanlar'a açılan kapısı bulundu! Haber

Çanakkale'de Türk tarihi adına önemli keşif: Türklerin Balkanlar'a açılan kapısı bulundu!

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının Çanakkale’nin Eceabat ilçesinin Küçükanafarta köyünde bulunan Küçükanafarta Tarihî Türk Mezarlığı’nda bir araştırma başlatmasıyla, köyde 8 bin 731 mezar keşfedildi. Mezarlarda yapılan yaş analizleri ise arkeoloji alanında bir ilke imza attı. Mezarların, Türkistan defin geleneğine benzer bir şekilde oluştuğu tespit edildi. TÜRKLERİN BALKANLAR’A AÇILAN KAPISI BULUNDU 100 dönümlük bir alan üzerinde başlattığı çalışmalarda devlet arşivlerini de inceleyen Başkanlık, köye ait en eski tarihli belgenin 1475 yılında işaretlendiğinin görülmesi vesilesiyle köyde, 1475 yılından önce de yaşamın olduğu kanıtlandı. Türk tarihinin kapısı olan Ahlat gibi, Küçükanafarta’nın da Türklerin Balkanlar’a açılan ikinci kapısı olduğu bu şekilde tescillenmiş oldu. Ahlat'ın “Türklerin Anadolu'ya giriş kapısı” olarak kabul edildiği gibi Küçükanafarta da ”Türklerin Balkanlara açılan kapısı” olarak kabul edilecek. TÜRKLERİN ANADOLU’YA AÇILAN KAPISI AHLAT’IN HİKÂYESİ NEDİR? Geçmişi Neolitik Çağlara dayanan, milattan önce 4 binli yıllarda Hurriler ile başlayıp Osmanlılar'a kadar çeşitli devletlerin idaresinde kalan Ahlat, Anadolu’nun kapısının Türklere açıldığı 1071 yılından sonra, doğudan batıya geçişi sağlayan bir üs konumuna geldi ve 12. yüzyılın başlarından itibaren de Selçukluların “Ahlatşahlar” adıyla anılan kolunun başkenti oldu. Abidevî mezar taşlarıyla Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nın bulunduğu Ahlat, tarihin her döneminde çeşitli uygarlıkların merkezi hâline geldi. Şehrin ismi, Bizanslılar Döneminde “Khlat”; Süryaniler Döneminde “Khelath”; Araplar Döneminde “Halat”, İranlılar ve Türkler Döneminde ise “Ahlat” olarak telaffuz edildi. RUMELİ’YE GEÇEN İLK TÜRKLERİN DEFNEDİLDİĞİ MEZARLIK KEŞFEDİLDİ Hürriyet gazetesinin 8 Ocak 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, şu ifadelere yer verdi: Başkanlık olarak yaklaşık 8 bin 500 mezar taşı tespit ettik. Türk tarihinin çok önemli bir sayfasını açıyoruz. Bilim insanları ve tarihçilerin ortak noktada buluştuğu üzere burası Rumeli’ye geçen ilk Türklerin defnedildiği mezarlıktır. Anadolu’daki Türk varlığı için Ahlat Selçuklu Mezarlığı neyse Rumeli’deki, Balkanlar’daki ve hatta Avrupa’daki Türk varlığı için Küçükanafarta Tarihi Mezarlığı aynı durumda. O yüzden Çanakkale Tarihî Alanı’nda bir tarih daha ortaya çıkıyor. Çanakkale Tarihî Alanı, Dünya’nın en büyük açık hava müzesi olma potansiyeline sahip. Biz de bunu başarmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu coğrafyanın her bölgesinde tarih, her karış toprağında yaşanmışlık var. Biz bunu biliyoruz ve bunu korumak için çalışıyoruz. Çanakkale Tarihî Alanı, dünyanın en iyi korunmuş açık hava müzesidir. Bu tarihi, bu yaşanmışlıkları görmek için herkesi Çanakkale Tarihî Alanı’na bekliyoruz.

Ramazan ayı Balkanlar, Rumeli ve Batı Trakya'da nasıl geçiyor? Haber

Ramazan ayı Balkanlar, Rumeli ve Batı Trakya'da nasıl geçiyor?

İslam dünyasının en önemli aylarından biri olan Ramazan ayında Müslümanlar nefis terbiyesi için oruç ibadetini yerine getiriyor. Hicri Takvime göre Ramazan ayında sabah ezanı itibarıyla başlayan oruç, akşam ezanında iftar ile son buluyor. Bu inanç sistemi yüzyıllardır gelenek haline gelerek, farklı coğrafyalarda farklı şekillerde yaşatılıyor.  Peki, Osmanlı'nın mirası, gözbebeği Balkanlar, Rumeli ve Batı Trakya'da Ramazan ayı nasıl geçiyor? Kırım Haber Ajansı (QHA) yoğunlukta Müslüman ve Türklerin yaşadığı bu bölgelerin Ramazan geleneklerini derledi. #Ramazan ayı Balkanlar, Rumeli ve Batı Trakya'da nasıl geçiyor? Balkanlar, Rumeli ve Batı Trakya'da Ramazan ayı nasıl geçiyor? Kırım Haber Ajansı yoğunlukta Müslüman ve Türklerin yaşadığı bu bölgelerin Ramazan geleneklerini derledi. ???? https://t.co/i9ZPgMmos4 pic.twitter.com/hTE63l6nPs — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) April 16, 2023 Balkanların incisi BOSNA HERSEK’te Ramazan ayı adeta şenlik havasında geçiyor. Özellikle sofralarına misafir olmak isteyeceğimiz Boşnaklar, adeta misafirsiz iftar yapmıyor. Limonata ve hurma ise eşsiz sofraların vazgeçilmezi. Bunun yanında Boşnakların sık sık tükettiği Bey Çorbası olarak da nitelendirilen küp küp doğranmış sebzelere eşlik eden Bamyalı Begova Çorbası, Boşnak çömleği olarak geçen Bosanski Lonac, kaymak, tereyağı ve peynirlerden yapılan Topa, yoğurtlu Boşnak böreği, soğan dolması, sarma, etli mantı ve kaçınılmaz son: şırası ağızdan akan birbirinden lezzetli şerbetli tatlılar Ramazan sofralarında yer alıyor. Yanı sıra elma ve ceviz uyumunu yakalayan Boşnaklar Tufahija tatlısını iftar sofralarından eksik etmiyor. KOSOVA’da çalışanlar için saat 16.00’da mesai biterken fırınlarda pide kuyruğu için mesai başlıyor. Misafirler için cıza ismi verilen lor peynir ve yumurtayla hazırlanan pideyika ikram ediliyor. Arnavutlardan kalan muazzam lezzet Gulaş ismi verilen et yemeği, etli kuru fasulye, Supa çorbası, yapımı 3-4 saat süren Arnavut yemeklerinden biri Fliya böreğine midenizde biraz da olsa yer ayırmalısınız. Sahur vakti için davul seslerinin yankılandığı Kosova’da kahve kokusu evlerden sokaklara yayılıyor. KUZEY MAKEDONYA Türkleri ise tatlılardan vazgeçemiyor. Trileçe, Balkan usulü baklava, tulumba iştah kabartıyor. Osmanlı yemeklerinin hala tüketildiği bu topraklarda, yemeğin ardından Makedonya usulü Türk kahvesi vazgeçilmezler arasında. SIRBİSTAN’ın Sancak bölgesindeki Yeni Pazar kentinde yoğun olarak yaşayan Müslümanlar, camileri dolup taşırıyor. Birlik ve beraberlik içerisinde yaşayan vatandaşlar ihtiyaç sahiplerine iftar ve sahurda yemek yetiştiriyor. Kalabalık iftar sofralarında ise fırın pideleri en önemli yemekler arasında. SLOVENYA’da yaşayan Müslümanlar ise hurma, pide ve bol şerbetli tatlıları sofralarından eksik etmiyor. Balkanların cennet diyarı KARADAĞ’da tıpkı Türkiye’deki gibi teravih namazı büyük önem taşıyor. Birbirinden lezzetli şerbet ve lokumlar iftara gelen misafirleri karşılıyor. İftar sofralarında dolmalar, zeytinyağlılar, etler göz doyuruyor. Sahurda ise kahvaltılıktan ziyade iftar sofralarından kalan yemeklere yer veriliyor. Batı Trakya Türklerinin kalbi İSKEÇE’de toplu iftarlar ve teravih namazlarıyla Ramazan’ın ruhu yoğun bir şekilde yaşatılıyor. Çorba ve Ramazan pidesi ise tıpkı Türkiye’deki gibi önemli bir yere sahip. İlk kez bu sene çocuk ve gençlik iftarlarına yer verilen Batı Trakya’da Hacivat-Karagöz gösterilerine ilgi oldukça yoğun. İftarıyla sahuruyla, teravihi ve Ramazan eğlenceleriyle Balkanlar, Ramazan iklimini yaşayabileceğiniz en müstesna coğrafyalardan birisi. Bir sonraki Ramazan’ı burada geçirmek size unutulmaz bir deneyim sağlayacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.