SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rus Propagandası

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rus Propagandası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rus Propagandası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ISW: Rusya, cephedeki başarısızlığı yapay zeka videolarıyla gizlemeye çalışıyor Haber

ISW: Rusya, cephedeki başarısızlığı yapay zeka videolarıyla gizlemeye çalışıyor

ABD merkezli düşünce kuruluşu Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW), Kremlin'in Ukrayna'daki ilerleyişini abartmak ve "cephe çöküyor" algısı yaratmak için yapay zeka (AI) destekli sahte videolar kullandığını bildirdi. ISW tarafından 10 Mayıs’ta yayımlanan son rapor, Rusya’nın enformasyon savaşında yeni bir boyuta geçtiğini ortaya koydu. Analistlere göre Rus kuvvetleri, sahada kalıcı kontrol sağlayamadığı bölgelerde sanki bayrak dikmiş gibi görünmek için sofistike yapay zeka teknolojilerine başvuruyor. BİLGİ SAVAŞINDA TAKTİK DEĞİŞİKLİĞİ: YAPAY ZEKA DEVREDE Rapora göre, 2025 yazında Rus birlikleri sızma taktiklerine geçti ve o dönemden bu yana kontrol kuramadıkları alanlarda Rus bayrağı çekildiğine dair kısa videolar yayınlamaya başladı. Ancak, 2025 kışından itibaren bu videoların kalitesinde gözle görülür bir artış yaşandı. ISW, artık kısa ve amatör çekimler yerine, yapay zeka ile üretilmiş, farklı mekanlarda çekilmiş gibi görünen yüksek kaliteli ve karmaşık video serilerinin dolaşıma sokulduğunu belirtti. Analistlere göre, videolardaki bu profesyonelleşme, Kremlin’in üst düzey askeri komuta kademesinin bilgi operasyonlarını desteklemek amacıyla koordineli bir kampanya yürüttüğünü gösteriyor. “9 MAYIS” ÖNCESİ SAHTE BAŞARI ARAYIŞI Analistler, yapay zeka ürünü bu materyallerin büyük bir kısmının 9 Mayıs (Zafer Günü) öncesinde servis edildiğine dikkat çekti. Bu zamanlamanın temel amacının, sahada somut bir ilerleme kaydedilememesini perdelemek ve Rus kamuoyuna "büyük bir taarruz" başarılıyormuş illüzyonu sunmak olduğu vurgulandı. “CEPHE ÇÖKÜYOR" ALGISI GERÇEĞİ YANSITMIYOR ISW raporunda Kremlin'in asıl hedefi şu sözlerle özetlendi: Kremlin; abartılı başarı iddiaları ve 'bayrak dikme' odaklı istihbarat operasyonları aracılığıyla Rusya’nın sahadaki kazanımlarını olduğundan büyük göstermeye çalışıyor. Mevcut tüm kanıtların aksine, bu hamlelerle cephe hattının her noktada çöktüğü algısı yaratılarak, harekat geniş çaplı bir taarruz gibi servis ediliyor.

Kırım’da 9 Mayıs hazırlığı: Kültürel etkinlikler askerileştirme aracına dönüştü Haber

Kırım’da 9 Mayıs hazırlığı: Kültürel etkinlikler askerileştirme aracına dönüştü

İşgal altındaki Kırım’da sözde "tarihi hafızayı koruma" adı altında düzenlenen onlarca etkinlik, savaş anlatısını kamusal kültürün merkezine yerleştiriyor. Uzmanlar ve hak savunucuları, bu konser ve tiyatro oyunlarının sivil alanı askerileştirmek ve ideolojik bir anlatı oluşturmak için kullanıldığına dikkat çekiyor. Rus propaganda haber ajanslarının aktardığına göre, bu yıl sadece işgal altındaki Kırım’da 9 Mayıs "Zafer Günü" kapsamında 60’tan fazla tiyatro oyunu, konser ve festivalin düzenlenmesi planlanılıyor. Nisan ayı sonunda start alan programın 9 Mayıs’a kadar tamamlanması öngürülüyor. TİYATRO SAHNELERİNDE “SAVAŞ SİMÜLASYONU” Tiyatro sahneleri, militarist propagandanın en güçlü araçlarından biri olarak kullanılıyor. Kezlev’de (Yevpatoriya) sahnelenen "Fuga La Minör" adlı oyun bu durumun en somut örneklerinden biri. Oyunda, bir mevzide geri çekilme emri alan ancak "arkasındaki siviller için" savaşmaya devam eden bir askerin hikayesi anlatılıyor. Organizatörlerin yaptığı açıklamaya göre, oyunda kullanılan patlama sesleri, telsiz konuşmaları ve karmaşık ses efektleri, seyircide tiyatro ile savaş gerçekliği arasındaki sınırı silen bir "tam daldırma" etkisi yaratmayı hedefliyor. Bu tür gösterilere ek olarak, yarımadadaki farklı yerleşim yerlerinde askeri marş ve şarkı konserleri, askeri temalı çocuk programları, savaş canlandırmaları, anıt ziyaretleri ve törenler düzenleniyor. Söz konusu etkinliklerin bazıları, işgal yönetiminin ilan ettiği "tarihsel hafızanın korunması" politikası çerçevesinde düzenleniyor. Kırım’ın işgalci yönetimin sözde lideri Sergey Aksyonov, daha önce yaptığı açıklamalarda bu tür faaliyetleri bir "millî güvenlik meselesi" olarak tanımlamıştı. HAK SAVUNUCULARI UYARIYOR Ukraynalı ve uluslararası insan hakları örgütleri, Kırım'da artan bu sözde kültürel faaliyetlerin masum bir anma töreni olmadığını vurguluyor. Uzmanlara göre bu durum, işgal altındaki topraklarda yaşayan sivil halkın zihnini sistematik olarak askerileştirme ve Rusya'nın savaş anlatısını kalıcı bir ideoloji haline getirme stratejisinin bir parçası.

Kırım'dan Melitopol'e medya karartması: Ukrayna, Rusya'nın gazeteci avını BM'ye taşıdı Haber

Kırım'dan Melitopol'e medya karartması: Ukrayna, Rusya'nın gazeteci avını BM'ye taşıdı

Ukrayna BM Daimi Temsilciliği Birinci Sekreteri Dmitro Tımoşenko, Birleşmiş Milletler (BM) Enformasyon Komitesinde yaptığı konuşmada Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın sistematik dezenformasyon, sansür ve gazetecilere yönelik fiziksel şiddetle el ele gittiğini belirtti. Moskova yönetiminin bağımsız habercilik ile devlet propagandası arasındaki çizgiyi kasıtlı olarak sildiğini ifade eden Timoşenko, gerçek gazetecilerin "terörist", "aşırılıkçı" veya "sabotajcı" suçlamalarıyla hapse atıldığını, buna karşın Kremlin propagandacılarının "gazeteci" maskesiyle korunduğunu açıkladı. ONLARCA GAZETECİ ESİR TUTULUYOR Ukrayna tarafı, özellikle Melitopol, Kırım ve Herson bölgelerinden kaçırılan gazetecilerin isimlerini tek tek dünya kamuoyuyla paylaştı. Melitopol’den Yana Suvorova, Georgiy Levçenko ve Anastasiya Gluhovska gibi isimlerin yanı sıra işgal altındaki Kırım’da hukuka aykırı şekilde tutulan İrına Daniloviç ve Vilen Temeryanov’un durumuna dikkat çekildi. 2024 yılı içinde de Rüstem Osmanov ve Aziz Azizov gibi Kırım Tatar gazetecilerin gözaltına alınmasının, bölgedeki medya karartmasının bir parçası olduğu vurgulandı. Dmitro Tımoşenko, “En az 26 Ukraynalı gazeteci ve asker olan bir medya çalışanı Rus esaretinde alıkonuluyor.” dedi. Ayrıca geniş çaplı işgal saldırısının başından bu yana 147 medya çalışanının hayatını kaybettiğini hatırlattı. YASA DIŞI ALIKONULAN GAZETECİLER SERBEST BIRAKILMALI Tımoşenko, BM üyesi devletlere seslenerek yasa dışı yollarla alıkonulan tüm gazetecilerin derhal serbest bırakılması için Rusya’ya baskı yapılması çağrısında bulundu. Ayrıca medya çalışanlarına yönelik bu sistematik zulmün, Rusya’nın işgal altındaki bölgelerde işlediği savaş suçlarını gizleme ve tam kontrol sağlama politikasının bir ürünü olduğunu vurguladı.

KTMM Başkanı Çubarov: Ukrayna, topraklarından taviz vermesini gerektirecek bir barışı kabul edemez Haber

KTMM Başkanı Çubarov: Ukrayna, topraklarından taviz vermesini gerektirecek bir barışı kabul edemez

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, “Türkiye Today” haber sitesine verdiği röportajda Kırım Tatarlarının karşılaştığı insan hakları ihlalleri, Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesi, Ukrayna-Rusya Savaşı ile Türkiye’nin politikası ve Rusya’nın propaganda faaliyetleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. KTMM BAŞKANI, TÜRKİYE’DEKİ RUS PROPAGANDASINA DİKKAT ÇEKTİ Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın Kırım’ın Şubat 2014’te işgal ve yasa dışı şekilde ilhak edilmesiyle başladığını ve 12. yılını doldurduğunu kaydeden Refat Çubarov, Türkiye’nin sürecin en başından itibaren bu yasa dışı ilhakı tanımadığının ve tanımayacağının altını çizdi. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ile birlikte Kırım Tatarlarına ve Ukrayna’ya tam destek sağladığını da dile getiren Çubarov, bununla birlikte Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının (STK) çoğunun Ukrayna-Rusya Savaşı üzerindeki tutumunun Rus propagandası tarafından etkilendiğinin altını çizdi. Çubarov, Türkiye’de en çok ön plana çıkan STK’ların Rus propagandasından etkilenmiş olduğunu ifade ederek “Savaşın başından bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu tutum, kanaatimce kamuoyuna etkin bir şekilde yansıtılmamıştır. Sonuç olarak sivil toplum ve STK’ların görüşü, ‘Ukrayna yalnız bırakıldı; Ukrayna, barış önünde bir engeldir; Ukrayna, Rusya’nın egemenliğini yok saymaktadır ve Batı’yı temsilen hareket etmektedir.’ düşüncesi etrafında şekillenmiştir. Bu algının geniş bir kesimde karşılık bulduğunu görüyorum ve bu durumun Rus propagandasının bir sonucu olduğuna inanıyorum.” değerlendirmesini yaptı. “BARIŞ, ADİL OLMALIDIR” “Ukrayna, topraklarından taviz vermesini gerektirecek bir barışı kabul edemez.” şeklinde konuşan Çubarov, dünya siyasetinde güce, uluslararası hukuka göre gitgide daha fazla öncelik verildiğini ifade ederek “Buna karşın güç, hukuka üstün geldiğinde sorunlar ortadan kaybolmayacak, aksine derinleşecektir. Bu nedenle barış, adil olmalıdır.” dedi. Türk kamuoyunda güçlü bir Amerikan karşıtlığı olduğunu fakat bu durumun Rusya’ya karşı sempati geliştirilmesini meşru kılamayacağını dile getiren Çubarov, STK’ların kamuoyunun duygu ve düşüncelerini şekillendirdiğini belirterek Türkiye’nin “komşularla sıfır sorun” politikasının ise son derece başarılı ve yapıcı olduğunu kaydetti. ÇUBAROV, KIRIM TATARLARINA UYGULANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİ DİLE GETİRDİ Propaganda ve ifade özgürlüğü kavramları arasında oldukça ince bir çizginin olduğunu dile getiren Çubarov, “Sputnik” kanalının Rusya’ya ait bir propaganda aracı olduğunu kaydederek Rusya’nın Kırım’da gerçekleştirdiği propaganda faaliyetlerinin ciddiyetine ve Kırım Tatarlarının maruz bırakıldığı insan hakları ihlallerine ve kanun dışı muamelelere dikkat çekti. Kırım’daki siyasi mahkûmların 351’inden 181’inin Kırım Tatarı olduğunun altını çizen Çubarov, Kırım Tatarlarının Kırım’ın nüfusunun yüzde 12’sini oluşturmasına karşın Kırım’daki siyasi mahkûmların ise yaklaşık yüzde 50’sinin Kırım Tatarı olduğunu vurguladı. “Tarihî emellerini gerçekleştirmekte kararlı olan Rusya, ağır hukuki yollara başvurarak yerli halka ana vatanlarını terk etmesi yönünde baskı uygulamaktadır. 10 ilâ 30 yıla kadar verilen hapis cezaları yaygın olarak uygulanmaktadır. Siyasi mahkûmların hâlihazırda 60’ı kadınlardan oluşmaktadır. Çoğu, asılsız terörizm suçlamalarıyla karşılaşmaktadır. Yüzlerce Kırım Tatarının ise Kırım Yarımadası’nda ikamet etmelerinin önü resmen kapatılmıştır.” “(KIZIL ORDU KOROSU) YALNIZCA KÜLTÜREL BİR AKTİVİTEYİ TEMSİL ETMEMEKTEDİR” Rusya’nın propaganda aleti olan Kızıl Ordu Korosu’nun her yıl Türkiye’de konser verdiğine dikkat çeken KTMM Başkanı, bu konserlerin tarihlerinin kasten Kırım Tatar ve Çerkes sürgün ile soykırım yıl dönümleri ile çakışacak şekilde ayarlandığının altını çizdi. Çubarov, bununla birlikte Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde tertip edilecek olan NATO Zirvesi’nin tarihinin bile Kızıl Ordu Korosu’nun konser takvimi dâhilinde duyurulduğunu belirtti. “Bu koro, yalnızca kültürel bir aktiviteyi temsil etmemektedir; bir propaganda aracı olarak kullanılmaktadır. Örnek vermek gerekirse, eğer İsrail ordusunun korosu Türkiye’de konser verecek olsaydı kamuoyunun tepkisi bu noktada hızlı ve net olurdu. Buna rağmen Kızıl Ordu Korosu için benzer bir tepki verilmemiştir.” şeklinde konuşan Çubarov, Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının rolünün önemini dile getirerek daha yüksek bir toplumsal farkındalık ve desteğin de gerekli olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Çubarov, bu noktada önceliğin Kırım Tatar siyasi tutsakların serbest bırakılmasının atılacak ilk ve en acil adım olduğunu kaydetti. NATO, RUSYA’NIN KARADENİZ’DEKİ GENİŞLEMESİ KONUSUNDA UYARIDA BULUNMUŞTU Kırım’ın Rusya için yalnızca ekonomik açıdan önemli olmadığını ve Rusya’nın doğu bölgelerindeki ekonomik kapasitesinin zaten yeterli olduğunu belirten Çubarov, Kırım’ın bu noktada Rusya için “askerî üs” olduğuna ve Yarımada’da yaklaşık 225 askerî yerleşim olduğuna dikkat çekti. KTMM Başkanı, NATO’nun 2000’li yılların başında Rusya’nın Karadeniz’deki genişleme girişimleri hususunda uyarıda bulunduğunu hatırlatarak Rusya’nın Karadeniz’deki kontrolünün Ukrayna dâhil, Karadeniz’e kıyısı olan bütün ülkeler için olumsuz sonuçlara yol açtığını belirtti. Çubarov, bu noktada Kırım’ın Rusya için bir “anahtar görevi” gördüğünü ve “sıcak denizlere inme” politikasının en önemli aşaması olduğunu dile getirdi. “UKRAYNA’YA DESTEĞİN SÜREKLİ OLARAK SAĞLANMASI GEREKMEKTEDİR” Ukrayna-Rusya Savaşı’nın ne zaman sona ereceği hususundaki belirsizliği dile getiren Çubarov, bu savaşın ölçeğinin artabileceğini bir ihtimal olarak değerlendirerek Baltık ülkelerinin ise bu ihtimal için hazırlandığını kaydetti. “Ancak Rusya, bu savaşı kazanamayacaktır; yapısal olarak başarısızlığa mahkûmdur. Ukrayna, tek başına Rusya’ya direnecek konumda değildir ve Ukrayna’ya desteğin sürekli olarak sağlanması gerekmektedir. Rusya, işgal ettiği diğer bölgelerden çekilse de Kırım’dan çekilmesi oldukça düşük bir olasılıktır.” şeklinde konuşan Çubarov, Rus kamuoyunun fikrinin propaganda ve algı yönetimi tarafından şekillendiğini dile getirerek bu durumun, Rusya’nın Kırım’da meşru menfaatlerinin bulunduğu yönünde bir inanca sebebiyet verdiğine dikkat çekti. “YAKIN ZAMANDA PARÇALANMIŞ BİR RUSYA GÖRMEK, UZAK BİR İHTİMAL DEĞİLDİR” “Buna karşın Kırım, hiçbir zaman Rusya’nın olmamıştır ve olmayacaktır. Kırım’dan çekilmek, Putin adına siyasi bir intihar olacaktır. (Rusya’nın) Birçok başarısız devlet yetkilisinde de görüldüğü gibi bu durum, fizikî sonuçlara da yol açabilecektir.” diyen Çubarov, Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinin azat edilmesi durumunda Rusya’nın artık Kırım’ın kontrolünü elinde tutamayacağını kaydederek Rusya’nın bu noktada nükleer eskalasyona başvurabileceğini belirtti. Çubarov, bununla birlikte “Rusya’nın Kırım’dan çekilmesi için Rusya’da büyük bir iç krizin meydana gelmesi gerekir fakat aslında Rusya zaten böyle bir krize yol açmaktadır. Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki dönemde olduğu gibi, yakın zamanda parçalanmış bir Rusya görmek, uzak bir ihtimal değildir.” şeklinde konuştu. Kırım’daki ifade özgürlüğü ile insan hakları ihlalleriyle beraber Kırım Tatarlarının maruz kaldığı sistemik baskıyı da dile getiren Çubarov, Kırım Tatarlarının gördüğü baskı ve zulümler neticesinde ana vatanları olan Kırım’ı terk etmek zorunda bırakıldıklarının altını çizdi. RUSYA, KIRIM TATARCA EĞİTİMİNİ BİR PROPAGANDA ARACI OLARAK KULLANIYOR Öte yandan Kırım’ın Rusya tarafından işgal edildiği 2014 yılından beri yaklaşık 1 milyon Rus’un Kırım’a yerleştirildiğini ve bu durumun etnik ve demografik bir dönüşümün bariz göstergesi olduğunu beyan eden Çubarov, Kırım’ın “Ruslaştırılma” sürecinden geçtiğine vurgu yaptı. Ayrıca büyük emekler verilerek kurulan 14 Kırım Tatar okulunun, 2014 yılından sonra Rus okullarına çevrildiğini dile getiren Çubarov; Kırım Tatar dilinde verilen eğitimin yürürlükten kaldırıldığını ve eğitimin zorunlu olarak Rusçaya dönüştürüldüğünü belirtti. Son olarak Çubarov, Kırım Tatarca eğitiminin haftada yalnızca bir saate düşürülmesine dikkat çekerek Rusya’nın, kısıtlı olarak verilen Kırım Tatarca eğitimini bile bir propaganda aracı olarak kullandığının altını çizdi.

Rusya’dan işgal altındaki kentleri "Kardeş Şehir" projeleriyle meşrulaştırma çabası Haber

Rusya’dan işgal altındaki kentleri "Kardeş Şehir" projeleriyle meşrulaştırma çabası

Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna topraklarını uluslararası arenada meşrulaştırmak için yeni bir propaganda kampanyası başlattığını duyurdu. Kampanya kapsamında, işgal altındaki bölgeler ile yabancı şehirler arasında sözde "kardeş şehir" ilişkileri kurulması hedefleniyor. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından 18 Mart 2026 tarihinde yapılan açıklamada, Rus devlet kurumu "Rossotrudniçestvo" ile Donetsk bölgesindeki işgalci yönetim arasında imzalanan iş birliği anlaşmasının bu stratejinin bir parçası olduğu belirtildi. Anlaşma; ekonomi, kültür ve eğitim gibi alanlarda sözde "uluslararası ilişkileri" geliştirmeyi vadediyor. Planlanan faaliyetler arasında yabancı öğrencilerin bölgedeki üniversitelerde staj yapması, kültürel projeler yürütülmesi ve dünya genelindeki "Rus Evleri" (Russkiy Dom) ağı üzerinden yabancı kitlelerin sürece dahil edilmesi yer alıyor. Stratejinin amacına dikkat çekilen açıklamada, “Yani, uluslararası arenada Rus işgalini meşrulaştırmaya yönelik açık bir kampanyadan bahsediyoruz.” denildi. “RUS EVLERİ” VE GÜVENLİK RİSKLERİ Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, daha önce faaliyetlerini "kültürel değişim" olarak nitelendiren Rossotrudniçestvo’nun artık Kremlin’in propaganda görevlerini yürüttüğünü gizlemediğini vurguladı. Dünya genelindeki "Rus Evleri" ağının Rus nüfuz operasyonlarının birer parçası olduğunu vurgulayan Merkez, “Uluslararası toplumunun ‘Rus Evleri’ ağının çalışmalarının yarattığı risklerin farkında olması önemlidir. Bu kurumlar, Rus nüfuz ve propaganda sisteminin bir unsurudur ve ülkelerin ulusal güvenliği için tehdit oluşturabilir. Bu nedenle, Avrupa ve Asya'daki birçok ülke, bu kurumların faaliyetlerini halihazırda kısıtlamış veya tamamen durdurmuş durumda.” ifadelerini kullanarak uluslararası toplumu bu ağlar üzerinden yürütülen "işgali meşrulaştırma" çabalarına karşı dikkatli olmaya çağırdı.

Kırım’da tarihi yeniden yazma çabası: Turist rehberlerine "Rusluk" dayatması Haber

Kırım’da tarihi yeniden yazma çabası: Turist rehberlerine "Rusluk" dayatması

Rus işgali altındaki Kırım'da, turizm ve tarih anlatısı yeni bir asimilasyon aracına dönüştürülüyor. Kremlin kontrolündeki sözde “Kırım Turizm Bakanlığı”, bölgedeki yerel rehberlere, turlarında Kırım’ın "Rus kimliğini" ön plana çıkarma ve diğer halkların, özellikle de Kırım Tatarlarının tarihi mirasını gölgede bırakma talimatı verdi. Kırım.Realii haber ajansına ismini vermeden konuşan bir Kırımlı tarihçi ve rehber, yarımadada resmî sertifikası olan tüm rehberlere yeni "tavsiye mektuplarının" tebliğ edildiğini bildirdi. Böylece işgalciler, Kırım'ın çok kültürlü geçmişini silerek yerine tek tip bir "Rus dünyası" anlatısı inşa etmeyi hedefliyor. Söz konusu “tavsiye mektuplarda” yer alan talimatlar, rehberlerin sadece güncel siyasi durumu değil, Kırım’ın kadim tarihini de "Rusluk" temelinde anlatmasını şart koştuğunu belirten Kırımlı tarihçi, “Yani burada mesele sadece 'Rusyacılık' (vatandaşlık bağı) değil, doğrudan Kırım'ın ve onun kültürel ile tarihsel mirasının 'Rus kimliğine' ait olduğu iddiasıdır. Bu şekilde yetkililer, başta yerli Kırım Tatar halkı olmak üzere diğer halkların Kırım tarihindeki ve gelişimindeki katkılarını silmeye çalışıyorlar. Rehberlere, turlarında Rusların çok eski zamanlardan beri Kırım'a uygarlık getirdiği vurgusunu yapmaları emredildi. Ancak tarihi bilenler 9. yüzyılda eski Rusların askeri ve yağma seferleriyle Kırım'a geldiğini, yollarındaki her şeyi yıkıp yağmaladığını hatırlıyor.” dedi. Yerel uzmanlara göre bu durum, Kırım Tatar halkını asimile etme politikasının kültürel ayağını oluşturuyor. Bu hamlenin en büyük hedefinin Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının tarihi mirasını görünmez kılmak olduğunu vurgulayan yerel tarihçi, “Kırım Tatarlarının ana dillerine dair hakları, eğitim sisteminden dışlanarak metodik bir biçimde ellerinden alınıyor. Şimdiyse gezi ve turizm sektörü aracılığıyla Kırım Tatarlarının Kırım'ın kültürel ve tarihsel mirasındaki katkıları siliniyor. Yani gezilere katılan okul çocuklarına ve diğer bölgelerden gelen turistlere Kırım’ın 'ezeli ve ebedi Rus toprağı' olduğu, Kırım Tatarlarının ise sadece bir 'etnik azınlık' olduğu fikri aşılanacak.” ifadelerini kullandı.

İşgal altındaki bölgelerde yeni propaganda dalgası: Okullar "asker devşirme" merkezine dönüştü Haber

İşgal altındaki bölgelerde yeni propaganda dalgası: Okullar "asker devşirme" merkezine dönüştü

Rus işgal yönetimi, işgal altındaki Ukrayna bölgelerinde çocuklara yönelik yeni bir ideolojik kampanya başlattı. "Vatan Savunucuları Günü Haftası" adı altında yürütülen faaliyetlerle, 10-11 yaşındaki çocuklara işgalci güçlere sadakat ve savaşın bir "erdem" olduğu düşüncesi aşılanıyor. Ukrayna merkezli Doğu İnsan Hakları Grubunun bildirdiğine göre, Rusya işgal altındaki topraklarda eğitimi bir savaş enstrümanı olarak kullanmaya devam ediyor. "Önemli Şeyler Hakkında Konuşmalar" başlığıyla düzenlenen zorunlu derslerde, çocukların zihin yapısını işgalci devletin çıkarlarına göre şekillendirmeyi amaçlayan sistematik bir "beyin yıkama" süreci işletiliyor. BEŞİNCİ SINIF ÇOCUKLARINA “SAVAŞ ERDEMİ” ÖĞRETİLİYOR İnsan hakları savunucuları, özellikle işgal altındaki Svitlodarsk şehrindeki okullarda yürütülen faaliyetlerin çarpıcı detaylarını paylaştı. Henüz beşinci sınıf düzeyindeki öğrencilere, Ukrayna topraklarını işgal eden ve "DNR kahramanları" olarak adlandırılan militanların "kahramanlıkları" ve askerî hizmetin "onuru" üzerine dersler veriliyor. Bu teorik anlatımların ardından çocuklar, "Anavatanımızın Savunucuları" adlı Rusya genelindeki geniş kapsamlı kampanyaya katılmaya zorlanıyor. Süreçte çocukların bizzat propaganda aracına dönüştürüldüğüne dikkat çeken insan hakları savunucuları, okul bünyesinde kurulan "vatanseverlik grupları" ve "sınıf başkanlıkları" aracılığıyla akran baskısının tetiklendiğini ifade ediyor. Bu sisteme katılmayı reddeden veya mesafeli duran çocuklar, okul ortamında tecrit ve psikolojik baskıyla karşı karşıya kalıyor. GELECEK NESİLLER HEDEFTE Okulların birer siyasi seferberlik platformuna dönüştürüldüğünü vurgulayan hukukçular, oluşturulan yeni değerler sisteminde savaşın "normal", işgalciye hizmetin ise "yüce bir görev" olarak pazarlandığını belirtiyor. Tehlikenin boyutu raporda şu şekilde değerlendirildi: Savaş sadece cephede sürmüyor; çocukların zihninde de devam ediyor. İşgalci rejim, bu topraklarda on yıllar boyunca kalıcı olabilmek için asıl tahkimatı çocukların bilincinde yapmaya çalışıyor.

İşgal altındaki Kırım’da gençler mercek altında: Rus yönetimi Ukrayna yanlısı eğilimlerden rahatsız Haber

İşgal altındaki Kırım’da gençler mercek altında: Rus yönetimi Ukrayna yanlısı eğilimlerden rahatsız

İşgal altındaki Kırım’da Kremlin kontrolündeki sözde yönetimin, gençler arasında güçlenen Ukrayna yanlısı eğilimlerden ciddi biçimde endişe duyduğu bildirildi. Bu nedenle işgalcilerin eğitim kurumlarında propaganda faaliyetlerini artırma kararı aldığı belirtildi. Kırım.Realii’ye konuşan ve güvenlik gerekçesiyle isminin açıklanmasını istemeyen #LiberateCrimea uluslararası kampanyası aktivistinin aktardığına göre, işgal yönetimi özellikle Kırım Tatarları başta olmak üzere gençlerin dünya görüşünden rahatsızlık duyuyor. Aktivist, “Kırım’daki gençler giderek daha sık kendi inisiyatifleriyle Ukrayna yanlısı bilgi kaynakları ve gönüllülerle iletişime geçiyor, Ukraince öğreniyor ve kendi aralarında bu dili konuşuyor. Okuldan mezun olduktan sonra Ukrayna’nın kontrolündeki bölgelere gidenler ve cesur röportajlar verenler de var. Bu tablo, Rus propagandasının okul ve üniversite ortamında başarısız olduğunu gösteriyor." dedi. Bu eğilimin, Rus yetkililer ve güvenlik birimleri arasında kapalı toplantılarda ele alındığını aktaran aktivist, “Kaynaklarımız, bu toplantılarda gençler üzerindeki denetimin sıkılaştırılması ve dünya görüşlerine yönelik propaganda baskısının artırılması yönünde karar alındığını bildiriyor.” ifadelerini kullandı. Aktivistin verdiği bilgiye göre, geçen hafta Kırım genelinde aile gruplarına çocukların ders dışı faaliyetlere daha aktif katılımını talep eden mesajlar gönderildi. Mesajlarda velilere, çocuklarıyla sürekli iletişim kurmaları, kimlerle görüştüklerini takip etmeleri ve özellikle spor kulüpleri, ilgi grupları ile “askerî-vatansever” kulüplere yönlendirmeleri tavsiye edildi. Aktivist, bu tür metinlerin şu anda eğitim kurumlarının yönetimleri tarafından aile sohbet gruplarında sistematik biçimde paylaşıldığını belirterek, bunun işgal altındaki Kırım’da gençler üzerindeki ideolojik kontrolün daha da sıkılaştırıldığının göstergesi olduğunu vurguladı.

AB’den Rus propagandasına darbe: Ünlü sunucular ve sanatçılara yaptırım Haber

AB’den Rus propagandasına darbe: Ünlü sunucular ve sanatçılara yaptırım

Avrupa Birliği (AB), 29 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni yaptırım paketiyle, Rusya'nın dezenformasyon faaliyetlerinde kilit rol oynayan gazeteci, sunucu ve sanatçıları kara listeye aldı. Karar kapsamında, Rus devlet televizyonlarının sembol isimlerinin AB ülkelerine girişi yasaklanırken, Avrupa bankalarındaki varlıkları da donduruldu. Yaptırım listesinde, Rus devlet televizyonlarında görev yapan sunucular ve gazeteciler Yekaterina Andreyeva, Pavel Zarubin, Mariya Sittel ve Dmitriy Guberniyev bulunuyor. Ayrıca, daha önce Ukrayna vatandaşlığı Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından iptal edilen balet Sergey Polunin ile Rus aktör ve şarkıcı Roman Çumakov da yaptırım listesine dâhil edildi. AB belgelerinde, Rus devlet televizyon kanalı “Pervıy Kanal”da (Birinci Kanal) yayımlanan Vremya programının sunucusu Yekaterina Andreyeva’nın, Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşla ilgili düzenli olarak dezenformasyon ve propaganda yaptığı, Rus ordusunu ve sözde “Donetsk/ Luhansk Halk Cumhuriyeti (DNR/LNR) oluşumlarını desteklediği belirtildi. Andreyeva’nın, Vladimir Putin’in “Doğrudan Hat” programını iki kez sunduğu ve Kremlin törenlerinde aktif rol aldığı da vurgulandı. RUS MEDYASINDAN YÜZLERE YAPTIRIM Rus devlet televizyon kanalı “Rossiya 1” kanalında yayımlanan “Moskova. Kremlin. Putin” programının sunucusu Pavel Zarubin ise, Kremlin liderinin gündemine “özel erişimi olan” bir propagandist olarak tanımlandı. Zarubin’in, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinin ardından Putin’le ilk röportajı yapan gazeteci olduğu ve düzenli biçimde Ukrayna karşıtı dezenformasyon yaydığı ifade edildi. Devlet medyasında spor yorumcusu ve sunucu olarak görev yapan Dmitriy Guberniyev’in de savaşı açıkça desteklediği ve Kremlin anlatılarını kamuoyuna taşıdığı kaydedildi. Maria Sittel’in ise uzun yıllardır Vesti haber bültenini sunduğu, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını ve Kırım’ın işgalini sistematik biçimde savunduğu belirtildi. Yaptırım listesinde yer alan Roman Çumakov’un, işgalin ardından Rus askerlerine aktif destek verdiği, işgal altındaki Ukrayna topraklarını ziyaret ettiği ve Rus ordusu için bağış topladığı aktarıldı. Balet Sergey Polunin’in ise Rusya’nın Kırım işgalini desteklediği, 2018 yılında işgal altındaki Yarımada'da sahne aldığı ve Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşı açıkça savunduğu ifade edildi. Polunin’in Ukrayna vatandaşlığı, Ekim 2025’te Cumhurbaşkanı Zelenskıy tarafından iptal edilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.