SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rus Propagandası

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rus Propagandası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rus Propagandası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

AB’den Rus propagandasına darbe: Ünlü sunucular ve sanatçılara yaptırım Haber

AB’den Rus propagandasına darbe: Ünlü sunucular ve sanatçılara yaptırım

Avrupa Birliği (AB), 29 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni yaptırım paketiyle, Rusya'nın dezenformasyon faaliyetlerinde kilit rol oynayan gazeteci, sunucu ve sanatçıları kara listeye aldı. Karar kapsamında, Rus devlet televizyonlarının sembol isimlerinin AB ülkelerine girişi yasaklanırken, Avrupa bankalarındaki varlıkları da donduruldu. Yaptırım listesinde, Rus devlet televizyonlarında görev yapan sunucular ve gazeteciler Yekaterina Andreyeva, Pavel Zarubin, Mariya Sittel ve Dmitriy Guberniyev bulunuyor. Ayrıca, daha önce Ukrayna vatandaşlığı Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından iptal edilen balet Sergey Polunin ile Rus aktör ve şarkıcı Roman Çumakov da yaptırım listesine dâhil edildi. AB belgelerinde, Rus devlet televizyon kanalı “Pervıy Kanal”da (Birinci Kanal) yayımlanan Vremya programının sunucusu Yekaterina Andreyeva’nın, Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşla ilgili düzenli olarak dezenformasyon ve propaganda yaptığı, Rus ordusunu ve sözde “Donetsk/ Luhansk Halk Cumhuriyeti (DNR/LNR) oluşumlarını desteklediği belirtildi. Andreyeva’nın, Vladimir Putin’in “Doğrudan Hat” programını iki kez sunduğu ve Kremlin törenlerinde aktif rol aldığı da vurgulandı. RUS MEDYASINDAN YÜZLERE YAPTIRIM Rus devlet televizyon kanalı “Rossiya 1” kanalında yayımlanan “Moskova. Kremlin. Putin” programının sunucusu Pavel Zarubin ise, Kremlin liderinin gündemine “özel erişimi olan” bir propagandist olarak tanımlandı. Zarubin’in, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinin ardından Putin’le ilk röportajı yapan gazeteci olduğu ve düzenli biçimde Ukrayna karşıtı dezenformasyon yaydığı ifade edildi. Devlet medyasında spor yorumcusu ve sunucu olarak görev yapan Dmitriy Guberniyev’in de savaşı açıkça desteklediği ve Kremlin anlatılarını kamuoyuna taşıdığı kaydedildi. Maria Sittel’in ise uzun yıllardır Vesti haber bültenini sunduğu, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını ve Kırım’ın işgalini sistematik biçimde savunduğu belirtildi. Yaptırım listesinde yer alan Roman Çumakov’un, işgalin ardından Rus askerlerine aktif destek verdiği, işgal altındaki Ukrayna topraklarını ziyaret ettiği ve Rus ordusu için bağış topladığı aktarıldı. Balet Sergey Polunin’in ise Rusya’nın Kırım işgalini desteklediği, 2018 yılında işgal altındaki Yarımada'da sahne aldığı ve Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşı açıkça savunduğu ifade edildi. Polunin’in Ukrayna vatandaşlığı, Ekim 2025’te Cumhurbaşkanı Zelenskıy tarafından iptal edilmişti.

Rusya’da eğitim savaş düzenine göre yeniden şekilleniyor Haber

Rusya’da eğitim savaş düzenine göre yeniden şekilleniyor

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşı, ülkedeki eğitim sistemini köklü biçimde dönüştürdü. Bu yıl ve gelecek akademik yılda uygulanacak yenilikler, Rusya’daki okul ve yükseköğretim sistemini tamamen yeniden şekillendirmeyi hedefliyor. Eğitim kurumları artık genç nesil üzerinde ideolojik kontrol kurmanın bir aracı hâline geliyor. 2026’dan itibaren Rusya’daki okullarda eski adı "Hayat Bilgisi" olan dersin yerini alan “Vatan Savunması ve Güvenliğin Temelleri” dersi tamamen askerileşiyor. Bu ders kapsamında öğrencilere insansız hava araçları (İHA) montajı ve kullanımı öğretilecek, okullara İHA setleri, askerî ekipman maketleri ve çeşitli savunma araçları dağıtılacak. Devlet ajansı RIA Novosti’ye göre, Kalaşnikov ve Makarov silahlarının maketlerinden gaz maskelerine kadar birçok askerî unsur okul donanım listesine eklendi. Eğitimciler, bu adımların okulları fiilen askerî hazırlık alanına dönüştürdüğünü ve savaşı gündelik hayatın olağan bir parçası hâline getirdiğini vurguluyor. TARİH VE COĞRAFYA YENİDEN ŞEKİLLENİYOR Değişim yalnızca askerî içerikle sınırlı değil. Tarih ve coğrafya dersleri de merkezi devlet anlatısına göre yeniden şekillendiriliyor. 2026’dan itibaren tarih dersi tek bir çatı altında toplanacak, bölgesel ve yerel tarih anlatıları fiilen ortadan kaldırılacak. Tarih, bazı üniversitelere girişte zorunlu sınav hâline getirilirken, alternatif yorumların dışlanacağı bir alan olarak tanımlanıyor. Eski tarih öğretmeni ve Başkurt aktivist İlşat Kinyabayev’e göre, bu politika Moskova’nın cumhuriyetlerin önce ana dillerini, şimdi ise kendi tarihlerini sistemli biçimde tasfiye etmesinin bir devamı niteliğinde. Coğrafya derslerinde ise dış dünya bilgileri kısıtlanarak tamamen Rusya odaklı bir müfredata geçiliyor. YABANCİ DİL VE SOSYA BİLİMLER ARKA PLANA İTİLİYOR Müfredatta yabancı dil ders saatleri azaltılırken, yerine “Rusya Halklarının Manevi ve Ahlaki Kültürü” adlı ders getiriliyor. Bu dersin içeriğinde devletin “örnek” gördüğü siyasi ve toplumsal figürler merkeze alınıyor; dersin hazırlanmasında Rus Ortodoks Kilisesi temsilcilerinin de yer aldığı belirtiliyor. Ortaokul seviyesinde sosyal bilimler dersleri kaldırılırken, bu durumun öğrencilerin toplumsal hak ve sorumluluklarını anlamasını engelleyeceği endişesi taşınıyor. Ayrıca, öğrencilerin disiplin ve davranış notları artık karne başarısını doğrudan etkileyecek; bu da muhalif görüş bildiren öğrenciler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılma riski taşıyor. ANA DİLLERİN KONUMU DAHA DA ZAYIFLIYOR Eğitimdeki bu dönüşüm, ana dillerin konumunu daha da zayıflatıyor. Resmî olarak “seçmeli” olan ana dil ve ana dilde edebiyat dersleri, sınav sistemi ve okul imkânları nedeniyle fiilen erişilemez hâle geliyor. Kinyabayev, bu yolla ana dilden vazgeçme sorumluluğunun devletten ailelerin omuzlarına yüklendiğini söylüyor. GENÇLER SAVUNMA SANAYİSİNE YÖNLENDİRİLİYOR Savaş nedeniyle askerî fabrikalarda yaşanan işçi açığını kapatmak için eğitim sistemi bir istihdam köprüsü olarak kurgulanıyor. Sınavlarda başarısız olan 9. sınıf öğrencilerinin, doğrudan ücretsiz meslek eğitimine alınarak orduya ekipman üreten fabrikalara yönlendirilmesi planlanıyor. AVRUPA SİSTEMİNDEN KOPUŞ Yükseköğretimde ise Avrupa genelinde uygulanan Bolonya Sistemi terk edilerek Rusya’ya özgü bir yapıya geçiliyor. Uzmanlar, bu kopuşun gençlerin uluslararası alanda rekabet gücünü elinden alacağını ve Rus diplomasının yurt dışındaki geçerliliğini tehlikeye atacağını vurguluyor. Uzman değerlendirmelerine göre, Ukrayna’ya karşı yürütülen savaş Rusya’da eğitimi bir hak ve özgürlük alanı olmaktan çıkarıp, genç kuşakları devletin belirlediği ideolojik ve siyasi çerçevede şekillendiren bir araca dönüştürdü. Ana diller, bölgesel kimlikler ve eleştirel düşünme alanı giderek daralırken, eğitim sistemi savaşın uzantısı haline geliyor.

Rusya'nın 12 yıllık beyin yıkama politikası: 318 Kırımlı Ukrayna’ya karşı savaşta öldürüldü Haber

Rusya'nın 12 yıllık beyin yıkama politikası: 318 Kırımlı Ukrayna’ya karşı savaşta öldürüldü

Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Üyesi Eskender Bariyev, Rusya’nın işgal altındaki Kırım’da yürüttüğü sistematik propaganda ve askerileştirme (militarizasyon) faaliyetlerinin bilançosuna dair çarpıcı veriler paylaştı. Bariyev, bağımsız Ukrayna döneminde doğup Rus işgali altındaki okullarda eğitim gören gençlerin, Rusya’nın emperyal emelleri için nasıl "top yemi" haline getirildiğini anlattı. Bariyev’in aktardığına göre, Kırım Tatar Kaynak Merkezinin analizleri sonucunda, bağımsız Ukrayna döneminde doğup Rus eğitim programlarıyla yetiştirilen 318 Kırımlının, para karşılığında Ukrayna’ya karşı savaştığı ve daha sonra Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından etkisiz hale getirildiği tespit edildi. Bariyev, işgal altındaki topraklarda çocukların maruz kaldığı Rus ideolojik aşılama ve askerileştirme faaliyetlerinin sıkça dile getirildiğini ancak bu sürecin somut sonuçlarının nadiren ortaya konduğunu belirtti. Paylaşılan verilerin, Rusya’nın uzun vadeli propaganda politikasının sahadaki etkilerini açık biçimde gösterdiğini vurgulayan Bariyev, “Putin'in; Ukrayna'da doğup büyüyen Kırımlıların beyinlerini yıkayarak, hiçbir utanç ve vicdan azabı duymadan kendi ülkelerine ve vatandaşlarına karşı silahlanıp savaşa girmeye ikna etmesi yaklaşık 12 yılını aldı. Putin Rusya'sının her yıl işgal altındaki Ukrayna topraklarında yürüttüğü propagandaya akıttığı milyonlarca ruble, işgalcilere istedikleri sonucu veriyor.” dedi. Bariyev, Rus ideolojisini benimseyen ya da eleştirel düşünme yetisini kaybeden kişilerin, işgal rejiminin mağduru haline gelerek “top yemi”ne dönüştürüldüğünü ve Rusya tarafından emperyal hedefler uğruna gözünü kırpmadan kullanıldığını dile getirdi. Rus işgalinin her yılıyla birlikte Ukrayna döneminde doğmuş Kırımlıların sayısının azaldığını, işgal sırasında çocuk olan birçok kişinin ise yoğun propaganda ve militarizasyonun etkisi altına girdiğini kaydeden Bariyev, “Bugün itibarıyla, Ukrayna topraklarında etkisiz hale getirilen Kırımlıların sayısı bin 800’ü aşmış durumda. 2022 yılında, bu kardeş katliamı niteliğindeki savaşa dahil olmamak ve Rusya'nın işlediği suçlara ortak edilmemek için ellerinden geleni yapan insanlardan yüzlerce mesaj ve telefon aldık. Kırım Yarımadası halkının büyük bir çoğunluğunun bu şekilde onurlu bir duruş sergilemiş olmasından memnuniyet duyuyorum." dedi.

Ukrayna, savaş suçlarına çağıran Rus propagandacıları UCM’ye şikâyet etti Haber

Ukrayna, savaş suçlarına çağıran Rus propagandacıları UCM’ye şikâyet etti

Ukraynalı insan hakları savunucuları ve hukukçular, Rus propagandacıların Ukrayna’ya karşı işlenen uluslararası suçlara ortak olduklarını kanıtlayan delilleri içeren bir dosyayı Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) sundu. Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de, 5 Kasım’da düzenlenen “Rus Propagandacıların Savaş Suçlarındaki Rolü: Uluslararası Ceza Mahkemesine Sunulan Dosya” başlıklı basın toplantısında ilgili belgenin tanıtımı yapıldı. Toplantıda konuşan Kırım İnsan Hakları Grubu araştırmacısı ve gazeteci İrına Sedova, “Bu dosya, sivil hedeflere yönelik saldırılar ve sivillere zarar veren eylemler ile Ukrayna’daki savaş bağlamında insanlığa karşı işlenen suçlara ilişkin kanıtları içeriyor.” dedi. Sedova, belgede General Andrey Gurulyov, televizyon sunucuları Sergey Miheyev ve Vladimir Solovyov gibi Rusya’da tanınmış üç medya figürünün isimlerinin geçtiğini açıkladı. Bu kişilerin, Ukrayna’nın sivil altyapısına yönelik saldırıları açıkça teşvik ettiklerini belirtti. Araştırmacı, veritabanlarında şu ana kadar 600 propaganda çağrısı ve 173 potansiyel şüpheli tespit ettiklerini, ancak bunun yalnızca “başlangıç” olduğunu aktararak, “Bu deliller, gelecekte adalet önünde kullanılacak. Söyledikleri şeyler o kadar açık ki göz ardı edilmesi mümkün değil.” şekilde vurguladı. Hukukçu Anna Mıkıtenko ise uluslararası hukukun, açıkça soykırım veya insanlığa karşı suç çağrısı içermediği sürece savaş döneminde propagandayı yasaklamadığını belirtti. Bu nedenle, insan hakları savunucularının farklı bir yöntem izlediğini söyleyerek, “Biz, onların sivil altyapıya saldırı ve sivillere yönelik suçlarda suç ortaklığı yaptığını kanıtlamaya çalışıyoruz. Bu, suça teşvik ve suça yardım etme kapsamına giriyor.” ifadelerini kullandı.

Şiirle dezenformasyon: Rusya’nın işgal söylemi Türkiye’de raflarda Haber

Şiirle dezenformasyon: Rusya’nın işgal söylemi Türkiye’de raflarda

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara 22. Ankara Kitap Fuarı, kitaplar, yazarlar ve okur buluşmalarından ziyade doğrudan Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği ve Rus Evi eliyle yürütülen propaganda ile gündemdeki yerini aldı. Kaynak Yayınları tarafından yayımlanan ve daha önce Ankara Rus Evi'nde düzenlenen etkinlikle tanıtılan “Savaşın Ölümsüz Dili” isimli kitap, fuarda sunumu yapılan eserler arasında dikkat çekiyor. Kırım Haber Ajansı (QHA), Rusya’nın savaş propagandasını edebiyat üzerinden yayma stratejisinin yeni bir örneği olarak kendisini gösteren kitabı inceledi. UKRAYNA ŞEHİRLERİ RUS TOPRAĞI GİBİ GÖSTERİLİYOR Şairden ziyade Rus propagandacı kimliği ile tanınan; Anna Dolgareva, İgor Karaulov, Aleksandr Pelevin, Dmitriy Filippov, Dmitriy Artis, İgor Nikolskiy, İgor Sergeyev, Mariya Vatutina, Vlad Malenko ve Dmitriy Moldavskiy'in şiirlerinin derlenmesiyle oluşturulan çeviride Rus dezenformasyonunun açık örnekleri bulunuyor. "Çağdaş Rus şiiri" atfıyla sunulan ve estetik şiir zevkinden uzak, salt propagandaya dayalı mısralarda geçen Ukrayna şehirlerine dipnot koyularak açık yalan bilgi yayılıyor. Dizelerde yer alan Donetsk, İlovaysk, Lısıçansk, Vodyane, Avdiyivka, Bahmut, Luhansk, Mariupol, Kreminna gibi Ukrayna bölge ve şehirlerine dipnot atılarak, bu kentlerin ve bölgelerin Rusya sınırları içinde olduğu yönünde asılsız bilgiler paylaşılıyor. Şiir içeriklerine bakıldığında ise, Rusya'nın Ukrayna'nın tamamına karşı başlattığı topyekûn işgal girişimi ve saldırılarını meşrulaştırmak adına hayali bir senaryo olarak uydurulan "faşizm tehlikesi" teması ile "Rus dilinin savunması için" gibi konular kahramanlık sosuyla oluşturulan metinler olduğu görülüyor. Ayrıca söz konusu temaları güçlendirmek adına sık sık 2. Dünya Savaşı'na atıf yapılıyor. Yine şiirlerde savaş kutsanarak, ateş emrinin Tanrı'dan geldiği açıkça ifade ediliyor. BAYRAKTAR SİHA'LAR DA HEDEFTE Kitap, yalnızca siyasi argümanlarla kalmayıp, emperyal Rus zihniyetinin kültürel alandaki tahammülsüzlüğünü de ifşa ediyor. "Borş rus yemeğidir" denilerek, Ukrayna'ya ait olan bir yemeğe dahi tahammül edilemediği; Ukrayna kültürünün inkar edildiği, Ukraynalı kimliğin yok sayıldığı kültürel gasp anlayışı apaçık gözler önüne seriliyor. Kitapta Türkiye’nin savunma sanayi ürünleri de hedef alınıyor. Ukrayna'da savaşın başlarında Rus güçlerine karşı önemli başarılar elde eden Bayraktar TB2 insansız hava araçları da bir şiirde geçiyor. İşgalci Ruslar, "Ne Javelin durdurur onları, ne Bayraktar" denilerek övülüyor. TÜRKİYE’DE YAYIMLANMASI NE ANLAMA GELİYOR? Kitabın Türkiye’de yayımlanması, Rusya’nın kültürel nüfuz stratejileri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Özellikle Kırım Tatar halkının uğradığı baskılar, Türk halklarına karşı uygulanan sistematik asimilasyon politikaları, Ukrayna’daki sivil kayıplar ve Rusya’nın uluslararası hukuku hiçe sayan işgal politikaları göz önünde bulundurulduğunda, bu tür yayınların Türkiye’de yer bulması ciddi bir etik ve siyasi tartışma konusu.

Ankara Kitap Fuarı'nda Rusya standı tartışması: Kırım Tatar bayrağı kaldırıldı Haber

Ankara Kitap Fuarı'nda Rusya standı tartışması: Kırım Tatar bayrağı kaldırıldı

22. Ankara Kitap Fuarı, 3 Ekim 2025 tarihinde başladı. 12 Ekim'e kadar sürmesi planlanan fuar; kitaplar, yazar ve okur buluşmalarından ziyade doğrudan Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği ve Rus Evi eliyle yürütülen propaganda ile gündemde yerini aldı. Fuar kapsamında tertip edilecek programlarla bir yandan savaş propagandası yürütülürken; Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Ticaret Odası, Türkiye Yazarlar Birliği, KOSGEB ve TOBB tarafından desteklendiği göz önüne alındığında fuar, Türkiye-Ukrayna ilişkilerini hedef alıyor. Fuarın ilk gününde Rus propagandasının bir parçası olarak kurulan stantta, Rus bayrağının yanında Kırım Tatar bayrağı da yer almıştı. Fuardaki Rus provokasyonunu gözlemleyen Kırım Haber Ajansı (QHA) muhabirleri bugün itibariyle ise bayrağın kaldırıldığını gözler önüne serdi. "TARİH İBRETLERLE DOLU OLDUĞU GİBİ GÜNÜMÜZDE DE İBRETLİK HİKAYELER OLDUKÇA ÇOK" Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, Rusya standına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı. Bayar, fuarın ilk gününde sergilenen Kırım Tatar bayrağının kaldırılması sonrasında, “Tarih ibretlerle dolu olduğu gibi günümüzde de ibretlik hikayeler oldukça çok” dedi. Bayar, açıklamasında fuarın ilk gününe ait bir fotoğraf ile bugünkü stand görüntüsünü karşılaştırarak, “Bu iki fotoğraf tarihten ibret almayanlara bugün bir ders daha anlatır.” ifadelerini kullandı. Rusya’nın tarih boyunca Türk ve Müslüman halkların özgürlüklerini elinden aldığını vurgulayan Bayar, “Rusya'nın asırlardır değişmeyen 'halkların cehennemi' özelliğini çarpıcı bir şekilde yüzümüze vuran ikonik bir temsile şahit oluyoruz. Bir asır önce 'halklara özgürlük' sloganıyla Türk ve Müslüman halkların hürriyetlerini ve devletlerini elinden alan Rusya, tıpkı fotoğraftaki gibi şanlı bayraklarımızı bir kenara atmıştı.” dedi. Bayar, Rusya’nın fuarın ilk günlerinde Kırım Tatar halkını kara propaganda amacıyla kullandığını belirterek, "Görüyoruz ki sırf kara propaganda için fuarın ilk günlerinde Kırım Tatar halkını kullanan Rusya, işi bittiğinde Tarak Tamgalı Gökbayrağımızı katlayıp bir köşeye atmış. Tarih ibretlerle dolu olduğu gibi günümüzde de ibretlik hikayeler oldukça çok." ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda Bayar, Rusya ile iş birliği yapanlara ve onun söylemleriyle sözde milliyetçilik yapanlara da sert mesaj verdi: Rusya adlı terör örgütüne güvenip onunla iş birliği yapanlar, terör örgütüne yağdanlık yapıp övenler, Rusya'nın ağzı ile sözde milliyetçilik yapanlara ibret olur umarım.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.