SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Serbest Ticaret Anlaşması

QHA - Kırım Haber Ajansı - Serbest Ticaret Anlaşması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Serbest Ticaret Anlaşması haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Büyükelçi Celâl'den Türk şirketlerine çağrı: "Birlikte üretelim, birlikte büyüyelim" Haber

Büyükelçi Celâl'den Türk şirketlerine çağrı: "Birlikte üretelim, birlikte büyüyelim"

Ukrayna ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri yeni bir seviyeye taşıyan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) kapsamındaki fırsatlar, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Resmî sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir bilgilendirme görseli paylaşan Büyükelçi Celâl, anlaşmanın yalnızca mal alım satımını kapsayan klasik bir ticaret metni olmadığını, iki ülkenin sanayi ve yatırım kapasitelerini birleştirecek stratejik bir ortaklık zemini sunduğunu vurguladı. "Birlikte üretelim, birlikte büyüyelim!" mesajını öne çıkaran Celâl, Türk yatırımcılarını ve sanayicilerini Ukraynalı ortaklarıyla yeni projeler hayata geçirmeye çağırdı. 7 KRİTİK SEKTÖRDE YENİ DÖNEM Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği tarafından hazırlanan bilgilendirmeye göre Serbest Ticaret Anlaşması; ortak üretim, tedarik zinciri entegrasyonu, istihdam ve sürdürülebilir büyüme odaklı 7 temel alanda yeni imkanlar getiriyor: Geniş pazar erişimi: Sanayi ürünlerinde kademeli ve kapsamlı gümrük vergisi muafiyetleri sağlanıyor. Ortak üretim ve yatırım: Ukrayna’da yerel üretim, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve ortak sanayi projeleri için yeni finansal/operasyonel kolaylıklar sunuluyor. Yeniden inşa sürecine katılım: Savaşın yıkıma uğrattığı altyapı, konut, enerji, sanayi ve lojistik projelerinde Türk inşaat ve mühendislik firmaları için büyük bir potansiyel yaratılıyor. Tarım ve gıda sanayi: İşlenmiş tarım ürünleri, gıda işleme teknolojileri ve tarımsal sanayide karşılıklı ticaret ve teknoloji transferi hedefleniyor. Enerji ve yeşil dönüşüm: Hasar gören enerji altyapısının onarımı, yenilenebilir enerji tesisleri ve ekipman üretiminde yeni iş olanakları açılıyor. Lojistik ve ulaşım: Karadeniz limanları ve kara ulaştırması hattında kolaylaştırılmış taşımacılık ile bölgesel lojistik koridorlar güçlendiriliyor. Avrupa pazarına erişim: Ukrayna’nın AB ile olan derinleştirilmiş serbest ticaret yapısı sayesinde, Ukrayna’da üretim yapan Türk şirketlerinin uygun koşullarda doğrudan AB pazarına erişim imkanı doğuyor. Büyükelçi Celâl, Serbest Ticaret Anlaşması'nın getirdiği bu mekanizmaların iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı daha da pekiştireceğini ifade etti.

Türkiye-Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması yürürlüğe girdi: Hedef 10 milyar dolarlık ticaret Haber

Türkiye-Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması yürürlüğe girdi: Hedef 10 milyar dolarlık ticaret

Türkiye Cumhuriyeti ile Ukrayna arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 90’ının karşılıklı olarak serbestleşmesini öngören Serbest Ticaret Anlaşması bugün yürürlüğe girdi. Anlaşma, kapsama giren ürünlerde gümrük vergilerinin kaldırılması veya indirilmesiyle iki ülke arasındaki ticaretin artırılmasını amaçlıyor. Ukrayna Gümrük Servisinin 1 Ekim tarihli açıklamasına göre 3 Şubat 2022’de Kıyiv’de imzalanan anlaşma, bugün itibarıyla yürürlüğe girdi. Türkiye’de 2024 yılında tamamlanan onay süreci, Ukrayna’da da parlamentonun (Verhovna Rada) 14 Temmuz 2026’da anlaşmayı onaylamasının ardından Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın ilgili yasayı 31 Temmuz 2026’da imzalamasıyla tamamlanmıştı. GÜMRÜK AVANTAJLARI FARKLI TARİHLERDE BAŞLAYACAK Anlaşma kapsamındaki gümrük muafiyetleri ve indirimleri, iki ülkenin belirlediği ürün ve tarife çizelgelerine göre uygulanacak. Ukrayna’dan Türkiye’ye yapılan ihracatta tercihli uygulamalar 1 Ekim 2026’da başlarken Türkiye menşeli malların Ukrayna’ya ithalatında 1 Ocak 2027’den itibaren geçerli olacak. Bu avantajlardan yararlanmak isteyenlerin, ürünlerin Türkiye veya Ukrayna menşeli olduğunu belgelemesi gerekecek. Bunun için EUR.1 belgesi veya anlaşmada belirtilen koşullara uygun menşe beyanı kullanılabilecek. TİCARETİN YAKLAŞIK YÜZDE 90’I SERBESTLEŞECEK Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat, anlaşmanın Ukrayna Parlamentosunda onaylandığı 14 Temmuz’da yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 90’ının karşılıklı olarak serbestleşeceğini belirtmişti. Bolat, anlaşmanın Türk ihracatçılarının Ukrayna pazarındaki rekabet gücünü artırmasının yanı sıra hizmet ticaretini ve lojistik faaliyetleri kolaylaştıracağını bildirmişti. Müteahhitlik hizmetleri ile karşılıklı yatırımların da daha şeffaf ve güvenli bir hukuki çerçevede destekleneceğini kaydetmişti. İKİ ÜLKENİN TİCARET HEDEFİ 10 MİLYAR DOLAR Bolat’ın paylaştığı verilere göre Türkiye ile Ukrayna arasındaki ticaret hacmi, 2024’te 6,2 milyar dolar, 2025’te ise 6,6 milyar dolar oldu. 2026’nın ilk altı ayında ticaret hacmi yüzde 10 artarak yaklaşık 3,2 milyar dolara ulaştı. Anlaşmayla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın belirlediği 10 milyar dolarlık ticaret hedefine yaklaşılması bekleniyor.

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl: Karadeniz’i savaş alanına dönüştüren Rusya’dır Haber

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl: Karadeniz’i savaş alanına dönüştüren Rusya’dır

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye’de görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde 24 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenen toplantıda konuşan Celâl, Ukrayna-Rusya savaşındaki son gelişmeler, Rusya’nın saldırıları, barış müzakereleri, Karadeniz’in güvenliği ve Türkiye-Ukrayna ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu. Ukrayna’nın bağımsızlığını yeniden kazanmasının 35. yıl dönümünde düzenlenen toplantıda Celâl, Ukrayna’nın bağımsızlığının yanı sıra Türkiye ile ilişkilerin tarihsel arka planına da değindi. Celâl, Türkiye’nin 1918 yılında Ukrayna Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk devletlerden biri olduğunu, 16 Aralık 1991’de ise Ukrayna’nın yeniden kazandığı bağımsızlığı tanıdığını hatırlattı. 35 yıl içinde Ukrayna ve Türkiye'nin birlikte uzun bir yol katettiğini belirten Büyükelçi Celâl, Ukrayna ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bugün stratejik nitelikte olduğunu vurguladı. "RUSYA 300 BİN KİŞİLİK YENİ SEFERBERLİĞE HAZIRLANIYOR" Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam kapsamlı savaşın bin 643. gününde olduklarını belirten Celâl, Rusya’nın saldırganlığının ise 2014 yılında Kırım’ın işgaliyle başladığının altını çizdi. Cephedeki durumun zor olmaya devam ettiğini belirten Celâl, Rus birliklerinin Ukrayna’nın doğusunda ve güneyinde saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti. Ancak Rusya’nın savaşı kazandığı yönündeki iddiaların sahadaki gerçek durumu yansıtmadığını kaydetti. Rusya’nın ölü ve yaralı toplam kaybının bir milyon 478 bini aştığını belirten Celâl, Ukrayna Savunma Kuvvetlerinin yalnızca savunma yapmadığını, Ocak-Ağustos 2026 döneminde Dnipropetrovsk ve Donetsk bölgeleri sınırındaki operasyonlar sonucunda 745 kilometrekarelik alanın kurtarıldığını söyledi. Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerindeki hedeflere yönelik saldırılarının da Moskova’nın savaşı sürdürme kapasitesini sınırladığını ifade eden Celâl, "Dolayısıyla savaş, Rusya zafere yakın olduğu için devam etmiyor. Savaş, Rus yönetiminin savaşı sürdürmek için giderek daha fazla insan ve kaynak kullanmaya devam etmesi nedeniyle sürüyor." dedi. Celâl şöyle devam etti: Ukrayna istihbaratının verilerine göre Rusya, 21 Eylül’de yapılacak Devlet Duması seçimlerinden sonra yeni bir seferberlik dalgasına hazırlanıyor. Söz konusu olan en az 300 bin kişinin daha askere alınmasıdır. "KUZEY KORE ASKERLERİ KÜRESEL TEHDİT OLUŞTURUYOR" Aynı zamanda Rusya'nın giderek daha fazla Kuzey Kore kaynaklarını savaşa dahil ettiğine dikkat çeken Büyükelçi Celâl, "Ukrayna’nın elindeki bilgilere göre Rusya, Kursk bölgesine yaklaşık 8 bin 500 Kuzey Koreli asker konuşlandırdı. Bunların yaklaşık 400’ü SİHA operatörü. Bu personelin Ukrayna’ya karşı SİHA kullanımında görevlendirilmesi ihtimal dışı değildir. Ayrıca elimizdeki bilgilere göre Rusya, Kuzey Kore’den Rus ordusunun ihtiyaçları için 50 bine kadar ilave asker göndermesini isteyebilir." ifadelerini kullandı. Bu durumun artık yalnızca Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşla ilgili bir mesele olmadığını söyleyen Celâl, "Moskova ile Pyongyang arasındaki iş birliği küresel güvenlik için giderek daha ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kuzey Kore gerçek savaş tecrübesi kazanıyor; füzelerini, silahlarını ve askeri teknolojilerini geliştiriyor. Bugün Ukrayna’ya karşı savaşta test edilen şeyler, yarın dünyanın başka bölgelerinde güvenlik tehdidi oluşturabilir. Dünya bu tehlikenin boyutunu anlamalı ve zamanında, kararlı bir şekilde tepki vermelidir. Bütün bunlar, Rus yönetiminin bugün gerçekten ne istediği sorusuna da cevap veriyor: Barış mı, yoksa savaşın devamı mı?" şeklinde konuştu. RUSYA’NIN SİVİL HALKA YÖNELİK SALDIRILARI: "SİSTEMATİK BİR TERÖR UYGULAMASI GÖRÜYORUZ" Rusya’nın hava saldırılarındaki ciddi artışa dair de konuşan Ukrayna Büyükelçisi şunları kaydetti: Rusya her hafta Ukrayna’ya karşı binlerce SİHA, güdümlü hava bombası ve balistik füzeler dahil onlarca füze kullanıyor. 2026 yılında özellikle Kıyiv yoğun saldırılara maruz kalıyor. 20 Ağustos gecesi Rusya, balistik füzeler kullanarak Ukrayna’nın başkentine bir kez daha büyük çaplı saldırı düzenledi. Konutlar, bir okul ve bir sağlık kuruluşu vuruldu. 17 kişi hayatını kaybetti, 42 kişi yaralandı. Ancak Rusya’nın hava saldırıları yalnızca Kyiv ile sınırlı değil. 19 Ağustos’ta Herson, Zaporijjya, Jitomir, Slovyansk ve diğer yerleşim yerleri saldırıya uğradı. 21 Ağustos’ta Rusya bir kez daha Krıvıy Rih’i vurdu. Saldırı sonucunda 16 kişi hayatını kaybetti, yaralı sayısı 140’a yükseldi. Yaralılar arasında 6 çocuk bulunuyor. Resmî verilere göre yalnızca temmuz ayında Ukrayna’da en az 437 sivil hayatını kaybetti; bunların 17’si çocuktu. 2 bin 610 sivil yaralandı; yaralıların 166’sı çocuktu. Temmuz ayında hayatını kaybeden sivillerin sayısı Mayıs 2022’den bu yana en yüksek seviyeye, bir ay içinde hayatını kaybeden ve yaralanan sivillerin toplam sayısı ise Mart 2022’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bir başka ciddi sorun da cephe hattına yakın bölgelerde sivillere karşı FPV tipi SİHA’ların kullanılmasıdır. Herson ve diğer şehirlerde Rus SİHA operatörleri sivil araçları ve insanları kasıtlı olarak hedef alıyor. Bunlar savaşın tesadüfi sonuçları değildir. Sivil halka karşı sistematik bir terör uygulaması görüyoruz. EN AZ 345 UKRAYNALI ASKERİN İNFAZ EDİLDİĞİ DOĞRULANDI Ukraynalı savaş esirlerinin durumuna da değinen Celâl, Rus askerlerinin teslim olan en az 345 Ukraynalı askeri infaz ettiğinin tespit edildiğini söyledi. Ayrıca 375 Ukrayna vatandaşının Rus esaretinde hayatını kaybettiğinin doğrulandığını belirten Celâl, Rusya’nın uluslararası kuruluşların Ukraynalı savaş esirleri ve sivillere erişimine izin vermediğini ifade etti. CELÂL, TÜRK KAMUOYUNDA MERAK EDİLEN SORUYA BİR KEZ DAHA AÇIKLIK GETİRDİ Barış görüşmelerine ilişkin de mesaj veren Celâl, Türk kamuoyunda sıkça gündeme gelen “Ukrayna barışa hazır mı?” sorusuna açık şekilde “Evet.” yanıtını verdi. Ukrayna’nın hiçbir zaman barışın önünde engel olmadığını ve olmayacağını vurgulayan Celâl, savaş boyunca önemli arabuluculuk çabaları gösteren Türkiye'nin sahip oldukları tutumu çok iyi bildiğini belirtti. Ukrayna olarak savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesini ve kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasını sürekli olarak desteklediklerini söyleyen Büyükelçi, şöyle devam etti: Ukrayna derhal, koşulsuz ve kapsamlı bir ateşkese hazırdır. Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Ukrayna ve Rusya liderleri arasında, Türkiye’de de olabilecek bir görüşmeye hazır olduğunu defalarca açıkladı. Bu görüşme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başkan Donald Trump’ın arabuluculuğu ve katılımıyla da gerçekleşebilir. Ancak diplomasi için iki tarafın da hazır olması gerekir. Rusya bir yandan müzakerelerden söz ederken diğer yandan Ukrayna’ya binlerce SİHA, yüzlerce hava bombası ve füze gönderiyor, yüz binlerce yeni askeri seferber etmeye hazırlanıyor ve Kuzey Kore’den ek kaynaklar sağlıyorsa, dünya bundan gerekli sonuçları çıkarmalıdır. “SAVAŞIN BEDELİ RUSYA İÇİN BARIŞTAN DAHA AĞIR OLMALI” Ukrayna olarak konuya, "Savaşın devam etmesinin bedeli Rusya için siyasi, askeri ve ekonomik açıdan barıştan daha ağır olmalıdır." şeklinde yaklaştıklarını ifade eden Nariman Celâl, "Bu nedenle diplomasi, yaptırım baskısı ve Ukrayna’ya destek birbirine karşı değildir. Tam tersine, bunların hepsi aynı sürecin parçalarıdır. Bugün Kıyiv’de Gönüllüler Koalisyonu'nun bir toplantısı daha yapılacak. Toplantının ana konusu Ukrayna’ya desteğin devamı ve adil, kalıcı bir barışa ulaşmak için ortak imkanlarımızın güçlendirilmesi olacak. Bugünkü toplantının sonuçlarının, Paris’teki son görüşmenin ardından alınan kararlar, özellikle de Anti-Balistik Koalisyonun kurulması kadar önemli olmasını umuyoruz." diye konuştu. Ayrıca Türkiye’nin Gönüllüler Koalisyonu çalışmalarına sürekli ve aktif katılımını, deniz boyutunun uygulanmasındaki önemli rolünü ve liderliğini özellikle vurgulayan Celâl, "Bu bizim için özel önem taşıyor. Çünkü Karadeniz’in güvenliği yalnızca Ukrayna’nın değil, bütün bölgenin gelecekteki güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır." dedi. “KARADENİZ’DE 232 SİVİL GEMİYE SALDIRI DÜZENLENDİ” Karadeniz’deki güvenlik durumuna da geniş yer veren Celâl, Rusya’nın savaşın başlamasından bu yana Ukrayna’nın liman altyapısına ait en az bin 54 tesise zarar verdiğini veya bunları yok ettiğini açıkladı. Celâl, 232 sivil gemiye yönelik saldırı kaydedildiğini ve bunların 30’dan fazlasının yalnızca 2026 yazında gerçekleştiğini söyledi. Saldırılar sonucunda Ukrayna ve diğer ülkelerin 307 vatandaşının hayatını kaybettiğini veya yaralandığını belirten Celâl, 17 Ağustos’ta Odesa bölgesindeki liman altyapısına düzenlenen saldırıda Togo bayraklı bir sivil geminin de hasar gördüğünü aktardı. Ukrayna’nın tarım ürünlerinin dünya pazarlarına ulaşmasının da Rus saldırıları nedeniyle tehlikeye girdiğini vurgulayan Celâl, 30 milyon tondan fazla Ukrayna tarım ürününün dünya pazarlarına ulaşamayabileceğini söyledi. “KARADENİZ SAVAŞ ALANI DEĞİL, BARIŞ DENİZİ OLMALI” Celâl, Rusya’nın işgal altındaki bölgelerden Ukrayna tahılını yasa dışı şekilde çıkardığını da anımsatarak yalnızca 2025 yılında 2 milyon tondan fazla Ukrayna tahılının Afrika, Asya, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarına gönderildiğini açıkladı. Ukrayna’nın Rus savaş mekanizmasının çalışmasını sağlayan hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini belirten Celâl, buna rağmen Karadeniz’deki savaşın sivil deniz taşımacılığı açısından oluşturduğu risklerin farkında olduklarını söyledi. Farklı ülkelerden denizcilerin hayatını kaybettiğini veya yaralandığını belirten Celâl, hayatını kaybedenler arasında Türk vatandaşlarının da bulunduğunu ifade ederek, "Bu vesileyle Ukrayna adına, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın Karadeniz’de yarattığı tehlikeler nedeniyle hayatını kaybeden denizcilerin ailelerine ve yakınlarına en içten taziyelerimi sunmak istiyorum. Bizim için kaybedilen her insan hayatı, vatandaşlığı ne olursa olsun, bir trajedidir. Ukrayna tarafı, ilgili olayların koşullarının açıklığa kavuşturulması ve sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla Türk tarafıyla iş birliğine hazırdır." dedi. Bugünkü durumun temel nedeninin açık biçimde anlaşılması gerektiğinin altını çizen Büyükelçi, "Rus saldırganlığından önce Karadeniz bir savaş alanı değildi. Kırım’ı işgal eden, yarımadayı askerîleştiren, geniş çaplı savaşı başlatan ve Karadeniz’in önemli bir bölümünü savaş alanına dönüştüren Rusya’dır. Rusya sistematik olarak Ukrayna limanlarını, tahıl terminallerini, enerji altyapısını ve sivil gemileri hedef alıyor. Aynı zamanda kendi limanlarını ve ticari filosunun bir bölümünü savaşını desteklemek için kullanıyor. Ukrayna tam da bu koşullarda meşru müdafaa hakkını kullanıyor. Ancak bu durum, sivil deniz taşımacılığına yönelik riskleri mümkün olduğunca azaltma sorumluluğumuzu ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle Karadeniz’in bazı bölgeleri, resmî seyir uyarıları doğrultusunda deniz trafiğine kapalı olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı. Ukrayna’nın, Karadeniz’de sivil gemilere, ticari limanlara ve enerji altyapısına yönelik saldırılar konusunda karşılıklı ateşkes öngören Türkiye’nin girişimini desteklemeye hazır olduğunu belirten Celâl, "Karadeniz bir savaş alanı değil; barışın, ticaretin ve iş birliğinin denizi olmalıdır." vurgusunda bulundu. Celâl ayrıca gemi sahipleri, işletmecileri ve mürettebatlara seyir uyarılarına kesinlikle uyma ve deniz trafiğine kapalı bölgelere girmeme çağrısında bulundu. "TÜRKİYE, UKRAYNA’NIN EGEMENLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ KARARLI BİR ŞEKİLDE DESTEKLİYOR" Konuşmasında Türkiye-Ukrayna ikili ilişkilerindeki güncel durumu da değerlendiren Ukrayna Büyükelçisi, şunları kaydetti: Türkiye, Rus saldırganlığının başlangıcından bu yana Ukrayna’nın egemenliğini ve uluslararası kabul görmüş sınırları içindeki toprak bütünlüğünü kararlı bir şekilde destekliyor. Türkiye’nin Kırım konusundaki değişmeyen tutumu bizim için özel önem taşıyor: "Kırım Ukrayna’dır." Türkiye’nin arabuluculuk çabalarına da büyük değer verdiklerini belirten Celâl, "İstanbul’daki müzakere sürecinin somut sonuçlarından biri, yaklaşık 2 bin Ukraynalı savaş esirinin ailelerine dönmesi oldu. Kısa süre önce 103 kişi daha evlerine döndü. Ukraynalı savaş esirlerinin, sivil rehinelerin ve Rus cezaevlerinde tutulan siyasi mahkûmların, özellikle de Kırım’dan olan vatandaşlarımızın serbest bırakılması konusunda Türkiye’nin desteğinin devam etmesini bekliyoruz." diye konuştu. Ekonomik ilişkiler konusunda da önemli ilerleme kaydedildiğini belirten Celâl, Ukrayna Parlamentosunun 14 Temmuz’da Türkiye ile Ukrayna arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nı onayladığını hatırlattı. Müzakerelerin 10 yıldan fazla sürdüğünü belirten Celâl, onay yasasının 14 Ağustos’ta yürürlüğe girdiğini ve gerekli iç prosedürlerin tamamlanmasının ardından ikili ticaret ile yatırımlara yeni bir ivme kazandırmasını beklediklerini söyledi. Celâl, Türk iş dünyasının Ukrayna’nın yeniden inşasına aktif şekilde katılımını beklediklerini de dile getirdi. “HEDEFİMİZ DEĞİŞMEDİ: ADİL VE KALICI BİR BARIŞ" Konuşmasının sonunda Ukrayna’nın bağımsızlığının 35. yılında savaşın devam ettiğini ancak ülkenin aynı zamanda çalışmalarını, ticaretini, reformlarını ve uluslararası ilişkilerini sürdürdüğünü belirten Celâl, Ukrayna’nın barış için diplomatik yollar aramaya devam ettiğini söyledi. Nariman Celâl, “Hedefimiz değişmedi: Uluslararası hukuka dayanan kapsamlı, adil ve kalıcı bir barış.” dedi. Türkiye’yi Ukrayna’nın önemli ortaklarından biri olarak gördüklerini belirten Büyükelçi Celâl, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. CELÂL: UKRAYNA'YI EN İYİ TÜRKİYE ANLAR Kırım Haber Ajansı (QHA) Editörü Mustafa Koçyegit'in Türkiye'de artan Rus propagandası ve dezenformasyona yönelik olarak ne tür çalışmalar yaptıklarına dair soruyu cevaplandıran Nariman Celâl, Rus propagandasının çok güçlü olduğunu ve büyük bir kaynak ile gerçekleştiğini kaydetti. Ukrayna olarak bu ölçekte bir kapasiteye sahip olmadıklarını söyleyen Celâl, ancak ortak değerlere inandıklarını, uluslararası hukuku temel aldıklaromo ve Türkiye ile Ukrayna arasındaki iş birliği ve insanî bağlara dayandıklarını belirtti. Son dönemde Ukrayna'nın Karadeniz'deki operasyonları üzerinden ciddi bir dezenformasyon çalışması yürütüldüğünü dile getiren Büyükelçi, Karadeniz'de barışı bozan ülkenin savaşı başlatan Rusya olduğunu bir kez daha vurguladu. Moskova yönetimi tarafından özellikle Karadeniz’deki durumun bir kamuoyu manipülasyonu olarak kullanıldığını vurgulayan Büyükelçi Celâl, konunun hassasiyetine dikkat çekerek şunları kaydetti: Rus tarafı, Ukrayna’ya ve bize destek veren ortaklarımıza karşı her fırsatı kullanmaya, iş birliğimizi zayıflatacak adımlar atmaya hazırdır. Sivil gemiler, siviller ve binalar hiçbir zaman bizim hedefimiz olmadı. Bizim tek hedefimiz Rus askeri makinesini durdurmaktır. Ancak herkes anlamalıdır ki Karadeniz maalesef artık barış yeri değil, bir savaş alanıdır. Gemi sahiplerinin bu riskleri çok ciddi şekilde dikkate alması gerekmektedir. Türk halkının bu algı operasyonlarına karşı sağduyulu davranacağına inandığını dile getiren Celâl, Ukrayna'yı en iyi anlayacak ülkenin Türkiye olduğunu; Cumhuriyet'in işgalci güçlere karşı verilen bir Millî Mücadele ile kurulduğunu anımsattı. RUSYA, ESİR TAKASLARINA KIRIM TATARLARINI DAHİL ETMİYOR QHA Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar'ın "Ukrayna adına en önemli gündemlerden birisi de gerek asker gerekse de sivil esirlerin durumu. Savaş süresince çeşitli aralıklarda ve büyüklüklerde savaş esirlerinin takası gerçekleşse de sivil tutsakların özgürlüğüne kavuşması çok sınırlı oldu. Bu doğrultuda Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukraynalı siyasi tutsakların özgürlüğüne kavuşması adına yürütülen çalışmalarda son durum nedir?" sorusuna verdiği yanıtta Celâl, Moskova’nın Kırım Tatarlarını, gazetecileri ve Azov Taburu askerlerini takas listelerine dâhil etmediğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’in de bu durumu açıkça dile getirdiğini hatırlatan Celâl, "Ne kadar müracaat etsek de Ruslar gazetecileri, Kırım Tatarlarını ve Azov askerlerini değişmeye asla yanaşmıyor. Kırım, Rusya için özel bir bölge olarak görülüyor. Kırım Tatarları 2014 yılının şubat ayında işgale karşı sokaklara çıkıp direnmişti; Rusya bunu affetmedi ve hâlen Kırım Tatarlarını esir almaya devam ediyor. Son iki yılda esir tutulan kadınların sayısı da hızla arttı. Uzmanlarımız esarette 60’a yakın kadın bulunduğunu belirtiyor" dedi. Türkiye’nin yanı sıra bazı Arap ve Avrupa ülkelerinin esirlerin serbest bırakılması için yoğun diplomatik çaba sarf ettiğini aktaran Celâl, "Hapishanelerin kilitlerinin anahtarı Rusların elinde. Biz ne kadar çabalasak da kapıyı açıp açmamak onların kararı" şeklinde konuştu. Öte yandan, Ukrayna'daki Rus esirlerin durumunu uluslararası örgütler ve Türkiye’nin Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) temsilcilerinin diledikleri zaman inceleyebildiğini dile getiren Celâl, Rusya'nın bu hususta kaçındığını söyleyerek şunları kaydetti: Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç Ukrayna’ya gelerek buradaki esirleri ziyaret etti. Şeref Bey ve mevcut Kamu Başdenetçimiz Mehmet Akarca Bey’in aracılığıyla Rus tarafına 'Gelin Ukrayna'daki esirlerinize bakın, bize de Rusya'daki Ukraynalı esirleri görme izni verin' dedik ancak Rusya bunu reddetti. Uluslararası Kızılhaç Komitesine ve avukatlara dahi izin verilmiyor. İşgal altındaki topraklardan yasa dışı yollarla Rusya’ya götürülen çocukların durumuna da değinen Büyükelçi Celâl, "İşgal edilen bölgelerdeki binlerce Ukraynalı çocuk, Ukrayna’da anne, baba veya akrabaları olmasına rağmen yasa dışı şekilde Rus ailelere veriliyor. Bu çocukların zihinlerini ve mentalitelerini değiştirmeye çalışıyorlar. Rus propagandası bunu 'kurtarma' olarak pazarlasa da yapılan şey açık bir insanlık suçudur. Bu trajediyi sonlandırmanın en kestirme yolu savaşı bitirmektir" ifadelerini kullandı.

EkoAvrasya Ukrayna Dernek Başkanı Hacıoğlu: Kırım'ın bir daha esir olmamak üzere kurtarılacağından eminim Haber

EkoAvrasya Ukrayna Dernek Başkanı Hacıoğlu: Kırım'ın bir daha esir olmamak üzere kurtarılacağından eminim

Ukrayna'nın Rusya tarafından başlatılan topyekûn işgal girişimine yakından tanıklık eden ve uzun yıllar Donetsk bölgesindeki Mariupol kentinde yaşayan EkoAvrasya Ukrayna Dernek Başkanı İsmail Hacıoğlu, Kırım Haber Ajansına (QHA) özel açıklamalarda bulundu. Hacıoğlu, dernek çatısı altında Ukrayna'ya yönelik yatırımları, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın ticari faaliyetlere etkisini, savaşın ardından Ukrayna ve ebedî Türk yurdu Kırım'da hayata geçirilmesi planlanan projeleri ile Kırım Tatar siyasi tutsaklara ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. “MARİUPOL HEM SANAYİ, HEM TARIM HEM DE TURİZM ŞEHRİYDİ” İşgalci Rusya’nın ağır bombardımanlarına maruz kalan Mariupol kentinin Ukrayna-Rusya Savaşı öncesindeki durumunu değerlendiren Hacıoğlu, şu ifadelere yer verdi: Biz 28 yıldır Mariupol'deyiz, orada ticaretimiz vardı. Son yıllarda orada Ukrayna-Türk Ortak Organize Sanayi Bölgesi kurduk. Fabrika binalarımızın inşaatına başlamıştık, altyapısını hemen hemen bitirmiştik. Mariupol çok canlı bir şehirdi, hemen hemen 200'e yakın irili ufaklı fabrika, atölye gibi üretim tesisleri vardı. Dünyada 3 tane demir-çelik fabrikası olan tek şehirdi, 3 tane demir-çelik fabrikası, bir ağır makine sanayisi vardı. Çok canlıydı, işsizlik neredeyse yok denecek kadar azdı. Maaş ortalaması da Ukrayna standartlarının çok üstünde bir şehirdi. Aynı zamanda hem sanayi, hem tarım, hem de turizm şehriydi. Kırım'dan II. Katerina zamanında çıkartılan Hristiyan Urum Türklerinin daha sonra Mariupol'e yerleştirildiğini ve Yunan kökenli Romeylerin de şehrin sakinleri olduğunu kaydeden Hacıoğlu, Mariupol'de de aynı Kırım'daki gibi Yalta, Eski Kırım (Staryi Krym), Gurzuf gibi köylerin kurulduğunu hatırlatarak “Nereden gelmişlerse Kırım'daki köylerinin ismini aynı Mariupol'deki köylerine vermişler. Urum Türklerinin yaşadığı köyler ağırlıklı olarak bunlar. Onlara da orada ‘Grek Tatar’ diyorlar, yani hem Tatar hem de Yunan. Böyle bir lakap takmışlar çünkü Kırım’ın Yalıboyu lehçesini konuşuyorlar.” dedi. “O GÜNÜN CANLI MARİUPOL’Ü, BUGÜN KAPALI BİR ŞEHİR OLDU” Söz konusu köylerin çoğunun deniz kenarında bulunduğunu ve turizmle meşgul olunmasından dolayı tatil köyüne benzediğini belirten Hacıoğlu, şehrin yaz sezonunda yaklaşık 15 ile 17 milyon turist ağırladığını dile getirerek “Türkiye’ye ve Kırım’a tatile gitmeye gücü yetmeyenlerin geldikleri yer Mariupol. Bir de sağlık turizmi var, Azak Denizi’nin iyodu bol olduğu için insanlar, tedavi amaçlı Mariupol'da Azak Denizi’nde yüzmek için o tatil köylerine gidiyorlar. Mariupol şehrinin suç oranı, Ukrayna ortalamasına göre çok düşük. Ekonomik sıkıntılar olmayan bir şehir olduğu için insanlar suç işlemeye eğilimli değiller.” şeklinde konuştu. Mariupol'de 2001 yılında bir caminin inşaatına başladığını beyan eden Hacıoğlu, “Bize çok kolay izin verdiler. Mariupol yönetimi de yabancılara ve başka dinlere karşı hoş görülüydü. Mariupol, çok kültürlü bir liman şehriydi, Mariupol limanı da Ukrayna'nın ikinci en büyük limanıydı, liman sürekli doluydu. Bizim için Mariupol'da yaşamak çok kolaydı. O günün canlı Mariupol'u, sürekli dışarıdan turist alan, iş gezileri olan, dışarıya açık bir şehir olan Mariupol, bugün kapalı bir şehir oldu.” ifadelerini kullandı. İŞGALCİ RUSLAR, METAL OLAN HER ÜRÜNÜ YAĞMALAYARAK İLLEGAL TİCARETİNİ YAPIYOR Hacıoğlu, yıkılmayan binalarda kalan konutların da Ruslar tarafından dışarıdan getirilen insanlara dağıtıldığına dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: Fabrikalar çalışmıyor. Fabrikaların makinelerini, binalarını, metal olan her şeyi kesip Rusya'ya götürüyorlar. Bizim de bir fabrika binamız vuruldu, benim de orada bir binam vuruldu. Çelik bir binaydı, binayı vurarak her şeyini kesip götürdüler. Depolarım asansör yedek parçası ve asansör doluydu, depoları soydular. İnşaatımız vardı, inşaatın kalıplarını çaldılar. Yani metalle alakalı ne varsa şehirde kesip doğrayarak eritmek için götürüyorlar Rusya'ya. Ondan sonra da dünyaya satıyorlar. Mariupol Limanı mal doluydu. Ruslar, fabrikalarda üretilip yurt dışına ihraç edilmek üzere limanda bekleyen demir-çelik ürünlerinin hemen hemen yarısından çoğunu sattılar. Öte yandan Hacıoğlu, şehirde yer alan 2 binin üzerinde yüksek katlı konutun Rusya tarafından vurulduğunu ve binaların kullanılamaz hâle getirildiğini kaydetti. Rusya’nın kentte yıktığı yapıların yerine yenilerini inşa edip söz konusu yapılara ait daireleri ise krediyle dışarıdan getirdiği insanlara sattığını belirten Hacıoğlu, “O dairelerin sahipleri, hiçbir hak talep edemiyorlar.” şeklinde konuşarak kentte çeşitli alışveriş merkezlerinin, Türk iş insanlarına ait mağazaların ve diğer yapıların Rusya tarafından vurulduğunu ifade etti. “KORSAN RUSLAR, MARİUPOL’Ü YAĞMALADILAR” Mariupol’un Rusya’nın işgal saldırıları sonrasındaki mevcut durumu üzerine konuşan Hacıoğlu, “İnsanlar şehirde çok sıkıntılı bir hayat yaşıyorlar. Eskiden o varlığa alışmış insanlar, şimdi nefes almaya çalışıyorlar.” dedi. Türk iş insanı, Mariupol’ün Ukrayna'nın 24 bölgesinden daha fazla nüfusa ve daha modern bir yapıya sahip bir şehir olduğunu dile getirerek “Mariupol dev bir metropoldü, şimdi ise kasaba oldu. (Ruslar) Şehri bir kasabaya döndürdüler. Kendi istedikleri gibi şehirde at koşturuyorlar zaten, yağmalanacak ne varsa yağmaladılar. Mesela, Mariupol’de bir gemi tamir tersanesi vardı. Tersanede Japonya'dan getirilmiş CNC tezgâhlar vardı. Onların bir kısmını Rusya'ya taşıdılar. Bunlar 4 milyon dolar, 5 milyon dolar, 10 milyon dolar değerinde tezgâhlardı. Bunları götürdüler. Rusların özü korsanlıktan gelmedir. Korsan Ruslar, Mariupol'u yağmaladılar; öyle desek yeridir.” değerlendirmesini yaptı. “GÖREVİMİZ, TÜRK İŞ İNSANLARININ, UKRAYNA'DA YAPTIKLARI YATIRIMIN EKONOMİK GETİRİYE DÖNÜŞMESİNİ SAĞLAMAK” Hacıoğlu, EkoAvrasya Ukrayna Derneğinin hem Türkiye ile Ukrayna arasındaki kültürel bütünleşmeyi hem de iki toplumun ortak paydada buluşmasını sağladığını kaydederek “Bizim görevimiz, Ukrayna’da iş insanlarına daha güvenli bir ticaret iklimi sağlamak. Yurt dışından, Avrupa'dan ve Türkiye'den gelen Türk iş insanlarının, Ukrayna'da yaptıkları yatırımın yarın başlarına bir sıkıntı gelmeden ekonomik getiriye dönüşmesini sağlamak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Ukrayna Devleti arasındaki bağı kenetlemek.” şeklinde konuştu. EkoAvrasya Ukrayna Derneğinin kültürel programlarının Türkiye ve Ukrayna’nın devlet yetkililerinin katılımıyla gerçekleştiğine işaret eden Hacıoğlu, bu kapsamda Türkiye'deki eğitim kurumlarıyla Ukrayna'daki eğitim kurumları arasında bağlantılar kurulan üniversitelerarası programların düzenlendiğini kaydetti. “SAVAŞ BİTERSE KIRIM'A ÇOK BÜYÜK YATIRIM YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ” EkoAvrasya Ukrayna Derneğinin yalnızca Mariupol kentinde değil, bütün Ukrayna'da 25 tane Türk-Ukrayna organize sanayi bölgesi kurma projesi başlattığını ve bunların 8 tanesinin temelli arsalarının isimleri, şehirleri ve konumlarıyla belirlendiğini dile getiren Hacıoğlu, “Bir tanesinin de inşaatına başladık Mariupol'da. Biz bunu yapmaya savaştan önce başladık ama savaş dolayısıyla mecburen ara verdik çünkü organize sanayi bölgesi arsalarımızın bir tanesi Mariupol, öbürü Berdyansk, bir diğeri de Tokmak şehrindeydi. Birini de Heniçesk’te (Genichesk) yapacaktık. Kırım Türklerinin tarım arazilerinde ektikleri ürünleri değerlendirebilecekleri fabrikaların olduğu bir organize sanayi düşünüyorduk orada, o da işgal tarafında kaldı.” dedi. Derneğin organize sanayi bölgelerinin 4 tanesinin hâlihazırda Rus işgali altındaki bölgelerde kaldığını kaydeden Hacıoğlu, söz konusu organize sanayi bölgelerinin Herson (Kherson) ve Zaporijjya (Zaporizhzhia) bölgelerinde bulunduğunu beyan etti. Görüşmelerinin devam ettiği bir organize sanayi bölgesinin de Dnipro kentinde olduğunu belirten Hacıoğlu, “Buralar da şu anda güvenli değil. Oralara yatırım yapabilmemiz için sanayicileri oraya getiremeyiz. çünkü oralar vuruluyor şu anda. Kıyiv'in Harkiv (Kharkiv) yolunda bir tane organize sanayi bölgesi arsamız vardı. Orası da şu anda güvenli değil. Onun için organize sanayi bölgeleriyle alakalı yatırımlarımıza bir süreliğine ara verdik.” ifadelerini kullandı. Öte yandan, Ukrayna’nın batısında yer alan Zakarpattya (Zakarpattiya) bölgesinin Ujhorod (Uzhhorod) şehrinin belediyesiyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Hacıoğlu “Belki orada bir organize sanayi bölgesini önümüzdeki sene harekete geçirebiliriz. Şu anda onunla ilgili görüşmelerimiz var. Tabii savaşı bekliyoruz, savaş biterse Kırım'a çok büyük yatırım yapmayı düşünüyoruz.” dedi. Hacıoğlu, ayrıca Kırım Tatarlarının vatan Kırım'a döndükleri zaman çalışacakları yüksek gelir getiren işleri olmasının ve oradaki iş insanlarının da kolay yatırımı yapabilecekleri yatırım sahalarının oluşturulmasının amaçlandığını belirterek “Belki Ukrayna'da sürekli olarak yaşamıyorum ama Ukrayna'ya gidip geliyorum. Ukrayna'yı unutmadık, Ukrayna bizim gönlümüzde. Ukrayna'da ara verdiğimiz yerden daha enerji toplamış bir şekilde devam edeceğiz inşallah.” değerlendirmesini yaptı. “BİZİM GÖREVİMİZ, KARDEŞLERİMİZİN ÖZ VATANLARI KIRIM’I YENİDEN SAHİPLENEBİLMESİ" Aslen Trabzonlu olduğunu kaydeden Hacıoğlu, “Her Trabzonlunun gönlünde Kırım bir sevdadır, Kırım bizim için çok değerlidir. Fatih Sultan Mehmet Han, 1453’te İstanbul'u aldıktan sonra 1461'de Trabzon'u, 1475'te Kırım'ı alıyor. Diyor ki, ‘Bu bir sacayağı. Bu sacayağı kırılmadığı sürece, Türk'ün hakimiyeti bu coğrafyada bitmez'. İlk yarayı Kırım'ı kaybetmekle aldık. O günden beri Kırım Türkleri göçmen oldu, göçebe oldular. Dünyanın birçok ülkesine o günden beri yayıldılar.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Kırım Tatarlarının Rus işgali altında çektiği zulme vurgu yapan Hacıoğlu, Kırım Tatarlarlarının hepsinin bir gün Kırım'a geri dönme hayalinin olduğuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: Büyük dedesi Kırım'dan da gelmiş olsa, kendisi Türkiye'de de doğmuş olsa bütün Kırım Türklerinin Kırım'a dönüp oralarda bir şeyler yapma hayali var. Bizim de görevimiz, Ukrayna'yı tanıyan, Ukrayna'yı iyi bilen bir sivil toplum kuruluşu (STK) başkanı olarak benim görevim, Kırım'daki kardeşlerimizin ve Ukrayna'nın her yerinde yaşayan kardeşlerimizin Kırım'a dönmesi, kendi öz vatanları Kırım’ı yeniden sahiplenebilmesi, orada ekonomik sıkıntılar çekmemesi ve Kırım'da dönen ticaretin önemli bir kısmına hâkim olması. “ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİNE AĞIRLIKLI OLARAK KIRIM KÖKENLİ AİLELERİ YERLEŞTİRECEĞİZ” 2014 yılından beri Rus işgali altında olan Kırım azat olduktan sonra EkoAvrasya Ukrayna Derneği olarak Yarımada’nın tarıma elverişi olmayan bölgelerinde organize sanayi bölgeleri kuracaklarını ve derneğin yönetim kurulunun Kırım’daki projeler için pilot yerler tespit ettiğini kaydeden Hacıoğlu, “Bu kuracağımız organize sanayi bölgelerine ağırlıklı olarak Kırım kökenli, Kırım soylu, Kırım'dan gelme ailelerin sanayicilerini getirmeye çalışacağız çünkü onlar için orası hasret duyulan bir vatan, yani uzakta kalmış ama yüreklerinden çıkmayan bir sevda. O sevdayı biz yeniden yeşerteceğiz. İnşallah Kırım'ın özgür olacağına gönülden inanıyorum.” dedi. “İŞGALCİ RUSYA'NIN CEZAEVLERİNDE YÜZLERCE KIRIM TÜRKÜ ACI İŞKENCELER ÇEKİYOR” Dünyada Kırım Tatarlarının en rahat yaşadıkları ülkenin Türkiye'den sonra Ukrayna olduğuna işaret eden Hacıoğlu, Ukrayna’nın cezaevlerinde hiçbir Kırım Tatarının siyasi suçlu ve düşünce suçlusu olarak yatmadığına dikkat çekerek “Hiç kimse ‘Ben Kırım Türküyüm, Kırım benim vatanım,’ dediği için, ‘Ben Kırım'ın sahibiyim,’ dediği için Ukrayna'da suçlanmıyor. Ukrayna Devleti onu suçlamıyor çünkü Ukrayna Devleti, Kırım Türklerini Ukrayna'nın kurucularından ve sahiplerinden biri olarak kabul ediyor.” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte Hacıoğlu, Kırım Tatar siyasi tutsakların karşılaştığı ağır insan hakları ihlallerine de dikkat çekti. Hacıoğlu, “Ne yazık ki işgalci Rusya'nın cezaevlerinde yüzlerce Kırım Türkü acı işkenceler çekiyor. Aileleriyle ve avukatlarıyla görüştürülmüyorlar. Bir kısmı da kayıp, evlerinden alıkonulmuşlar. Hâlâ hasretle onların bir gün ortaya çıkacağı günü bekliyoruz.” şeklinde konuştu. Ayrıca Hacıoğlu, “Yüreklerimiz yanıyor. İnşallah o acı da sönecek, bir daha esir olmamak üzere Kırım'ı kurtarılacağından eminim.” dedi. İŞ İNSANI HACIOĞLU, TÜRKİYE-UKRAYNA SERBEST TİCARET ANLAŞMASINI YORUMLADI Ukrayna Parlamentosu Verhovna Radanın (Verkhovna Rada), Ukrayna ile Türkiye arasında onaylanan serbest ticaret anlaşmasını kabul etmesini yorumlayan Hacıoğlu, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 20 milyar doların da üzerinde olduğunu söyledi. “UKRAYNA'DA YABANCI YATIRIMCI, KANUNLARA UYDUGU SÜRECE ULUSLARARASI GÜVENCE ALTINDADIR” Öte yandan iş insanı Hacıoğlu, Ukrayna'ya yatırım yapmayı planlayan iş insanlarına tavsiyede bulundu. Hacıoğlu, Ukrayna'da Türkiye’nin Kıyiv Büyükelçiliğinin ve Türkiye’nin Odesa Başkonsolosluğunun anlaşmalı olduğu, akredite olmuş hukukçular ve yeminli tercümanlarla çalışılması gerektiğini vurguladı. Son olarak Ukrayna’da Türk olduğunu bilmeyen 5 ile 6 milyon civarında kişi olduğuna dikkat çeken Hacıoğlu, Sovyetler Birliği tarafından yürütülen asimilasyon politikalarının bunun sebebi olduğunu kaydederek şu değerlendirmelerde bulundu: 'Ben Türk soyluyum,' diyen ise 1 milyon 290 bin kişi var. Bu 1 milyon 290 bin kişinin ve Ukraynalıların refah içinde yaşayabilmeleri için gerçek sanayicilerin, gerçek ticaret erbabının Ukrayna'ya gelmesi lazım çünkü Ukrayna'da yabancı yatırımcı, kanunlara uyduğu sürece uluslararası güvence altındadır. Kanunları çiğneyen insanın ise dünyanın hiçbir yerinde güvencesi yoktur, Ukrayna'da da yoktur.

Türk Dışişleri’nden Ukrayna açıklaması: "İlişkilerde dönüm noktası olacak" Haber

Türk Dışişleri’nden Ukrayna açıklaması: "İlişkilerde dönüm noktası olacak"

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Bakan Hakan Fidan’ın Ukrayna’ya resmî temaslarda bulunmak üzere yola çıktığı dakikalarda, Türkiye ile Ukrayna arasında imzalanan ve Ukrayna Parlamentosu Genel Kurulunda 14 Temmuz’da onaylanan Serbest Ticaret Anlaşması’na ilişkin açıklama yayımladı. “ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASI” Bakanlığın resmî internet sayfasından “Ukrayna’yla İmzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Ukrayna Parlamentosu Genel Kurulu’nda Kabulü Hk.” başlığıyla 15 Temmuz’da yayımlanan açıklamada, anlaşmanın Türkiye ve Ukrayna arasında bir dönüm noktası teşkil edeceği bildirildi. Açıklamada, “Ülkemizce onay süreci daha önce tamamlanmış olan Anlaşma’nın yürürlüğe girişi, Ukrayna’yla 2011 yılında tesis ettiğimiz stratejik ortaklığımızda önemli bir dönüm noktası teşkil edecek olup, ticari ve ekonomik bağlarımızı daha da güçlendirecek ve yatırım alanında iş birliği imkânlarını artıracaktır.” ifadesi kullanıldı. İki ülke arasındaki gelişen ilişkilerin vurgulandığı açıklamada, “Bu gelişme, savaşın yol açtığı zorlu koşullara rağmen Ukrayna’yla ikili ilişkilerimizin her alanda gelişmeye devam ettiğinin en somut göstergelerinden biridir.” denildi. HEDEF 10 MİLYAR DOLAR Anlaşmanın Türk ihracatçılarının Ukrayna pazarında Avrupa Birliği (AB) ihracatçılarıyla benzer rekabet koşullarına sahip olması ile Türkiye-Ukrayna ekonomik ve ticari ilişkilerinin daha da gelişerek 10 milyar dolar ticaret hacmi hedefine ulaşılmasına katkıda bulunması bekleniyor. Türkiye ile Ukrayna arasında 2024'te 6,2 milyar dolar olarak gerçekleşen ikili ticaret hacmi 2025'te 6,6 milyar dolara yükseldi.

Ukrayna Parlamentosu, Türkiye-Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması'nı onayladı Haber

Ukrayna Parlamentosu, Türkiye-Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması'nı onayladı

Ukrayna Parlamentosu (Verhovna Rada), Türkiye ile Ukrayna arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'nı (STA) onayladı. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, anlaşmanın parlamentoda onaylanmasının iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Sıbiha, milletvekillerine anlaşmaya verdikleri destek dolayısıyla teşekkür ederek, söz konusu metnin uzun yıllar süren ve zaman zaman zorlu geçen müzakerelerin sonucu olduğunu ifade etti. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye ve Ukrayna arasında ticaret, yatırım ve ekonomik iş birliğinin yeni bir döneme gireceğini vurgulayan Sıbiha, bunun her iki ülkenin iş dünyası ve vatandaşları için yeni fırsatlar oluşturacağını kaydetti. Türkiye ile Ukrayna'nın stratejik ortak olduğuna dikkat çeken Sıbiha, anlaşmanın yalnızca ekonomik dayanıklılığı artırmayacağını, aynı zamanda Karadeniz bölgesi ve ötesinde uzun vadeli refah ile istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlayacağını söyledi. HAKAN FİDAN UKRAYNA'YA GİDİYOR Açıklamasında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı da tebrik eden Sıbiha, anlaşmanın hayata geçirilmesine katkı sunan herkese teşekkür etti. Sıbiha ayrıca, Hakan Fidan'ı yarın Ukrayna'da ağırlamayı sabırsızlıkla beklediğini belirterek, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı karşılıklı çıkar alanlarında daha da ileri taşımaya devam edeceklerini ifade etti. Today's ratification by Ukraine’s Verkhovna Rada of the Ukraine–Türkiye Free Trade Agreement is a major milestone in our bilateral relations. I sincerely thank the Members of Parliament for supporting this important decision. This agreement is the result of many years of… — Andrii Sybiha ???????? (@andrii_sybiha) July 14, 2026

Zelenskıy: ABD’nin serbest ekonomik bölge planı zor ama adil Haber

Zelenskıy: ABD’nin serbest ekonomik bölge planı zor ama adil

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, olası bir ateşkes halinde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) işgal altındaki bölgelerde serbest ekonomik bölge kurulmasına yönelik girişimini değerlendirdi. Bloomberg’e verdiği röportajda Zelenskıy, önerilen formatın karmaşık olduğunu ancak adil olarak görülebileceğini ve kapsamlı bir iç tartışma gerektirdiğini söyledi. ZELENSKIY: BU BİR SERBEST TİCARET ANLAŞMASI DEĞİL Cumhurbaşkanı Zelenskıy, söz konusu girişimin Ukrayna ile ABD arasında genel bir serbest ticaret anlaşması anlamına gelmediğini vurguladı. Planın doğrudan çatışma hattını kapsadığını belirten Zelenskıy, ateşkes sağlanması durumunda Ukrayna ve Rusya güçleri arasında özel bir ekonomik alan oluşturulmasının öngörüldüğünü ifade etti. Bu çerçevede askerlerin geri çekilmesiyle ortaya çıkabilecek tampon bölgenin özel bir hukuki ve vergi statüsüne sahip olacağını kaydeden Zelenskıy, bunun hem işletmelerin faaliyet göstermesine hem de sivillerin eski cephe hattına yakın bölgelerde yaşamlarını sürdürmesine imkan tanıyabileceğini dile getirdi. DONBAS EKONOMİK BÖLGE'YE DÖNÜŞEBİLİR Volodımır Zelenskıy, serbest ekonomik bölgenin Donbas’ın bazı bölgelerinde oluşturulabileceğini belirterek, bunun hayata geçirilebilmesi için hem Ukrayna’nın hem de Rusya’nın karşılıklı adımlar atmasının zorunlu olduğunu söyledi. En önemli şartın ise tarafların askerlerini güvenli mesafeye çekmesi olduğunu ifade etti. Ukrayna lideri, bu formatın Rusya’yı Ukrayna’nın attığı adımları izlemeye zorlayacağını ve Moskova’nın kendi koşullarını dayatmasının önüne geçebileceğini savundu. Zelenskıy ayrıca, uluslararası alanda tartışılan alternatif bir senaryoya da değinerek, bu seçeneğin askerlerin geri çekilmeden mevcut pozisyonlarında kalmasını ve çatışmaların durdurulmasını öngördüğünü belirtti. Tüm ihtilaflı konuların ise yalnızca diplomatik yollarla ele alınacağını kaydeden Zelenskıy, “Bu, bir çatışma değil, temas hattının dondurulmasıdır.” dedi. TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ TARTIŞMA KONUSU DEĞİL Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy, hangi format gündeme gelirse gelsin Ukrayna’nın işgal altındaki toprakları Rusya’ya ait olarak tanımayacağını vurgulayarak, tüm uluslararası girişimlerin ülkesinin millî çıkarları ve toprak bütünlüğü temelinde değerlendirileceğini, bu konularda herhangi bir tavizin söz konusu olmayacağını sözlerine ekledi.

Ukrayna-Türkiye ile Serbest Ticaret Anlaşması'nda gözler Ukrayna Parlamentosunda Haber

Ukrayna-Türkiye ile Serbest Ticaret Anlaşması'nda gözler Ukrayna Parlamentosunda

Ukrayna Bakanlar Kurulu, Ukrayna ile Türkiye Cumhuriyeti hükûmetleri arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) onaylanmasına ilişkin yasa tasarısını kabul etti. İlgili karar, 14 Ağustos Çarşamba akşamı yapılan kabine toplantısında alındı. Ukrayna Parlamentosu Bakanlar Kurulu Temsilcisi Taras Melniçuk'un yaptığı açıklamaya göre, yasa tasarısı, 3 Şubat 2022’de Kıyiv’de imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın resmen onaylanmasını öngörüyor. Melniçuk, anlaşmanın iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik iş birliğini daha da geliştireceğini, Türk pazarındaki mal ve hizmetlerdeki serbestleşmeden Ukraynalı üreticilerin faydalanmasını sağlayacağını ve ihracat pazarlarının genişlemesinin yanı sıra yerli üretimin gelişmesine katkı sunacağını vurguladı. Bundan sonra yasa tasarısının parlamentoda onaylanması ve Zelenskıy tarafından imzalanması gerekiyor. ERDOĞAN’IN OLASI UKRAYNA ZİYARETİ BAĞLAMINDA GÜNDEME GELMİŞTİ Mart 2025’te Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Türkiye ile STA’nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıyiv’e yapacağı bir sonraki ziyarette onaylanacağını açıklamıştı. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, 4 Ağustos 2025 tarihinde, RBC-Ukrayna haber ajansına verdiği röportajda, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ukrayna ziyaretinin gerçekleşmesi için yoğun diplomatik çaba yürütüldüğünü ve şahsen Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından Erdoğan’a davetin iletildiğini aktarmıştı. SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Müzakereleri 2011 yılı Aralık ayında başlatılan ve 27 Ocak 2022 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde tamamlanan Ukrayna-Türkiye Serbest Ticaret Anlaşması, 3 Şubat 2022'de dönemin Ukrayna Başbakanı Denıs Şmıgal (Denis Shmihal) ve dönemin Türkiye Ticaret Bakanı Mehmet Muş tarafından Kıyiv'de imzalanmıştı. Anlaşma Türkiye’de onaylama prosedürlerinden geçti. En son Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan Türkiye ile Ukrayna arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması 4 Ekim 2024 tarihli Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanmıştı. Ukrayna Bakanlar Kurulu, Mayıs 2024'te Ukrayna ile Türkiye arasındaki serbest ticaret anlaşmasının onaylanmasına ilişkin yasa tasarısını onaylayarak parlamentoya göndermişti ancak parlamentoda oylama gerçekleşmemişti.

Topçu: Türkiye, Kırım Tatarlarının yanında olmaya devam edecek Haber

Topçu: Türkiye, Kırım Tatarlarının yanında olmaya devam edecek

Türkiye, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda barışın tesisi için diplomatik çabalarını sürdürüyor. İstanbul’daki müzakerelerde esir takası ve çocukların iadesi gibi insani adımlar atılırken, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderler zirvesi için diplomatik temaslarını yoğunlaştırıyor. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yalçın Topçu, gelinen noktada İstanbul'da üç tur olarak gerçekleşen Ukrayna-Rusya görüşmeleri, bölgede barışın sağlanması adına atılabilecek yeni adımları, Kırım Tatarlarının geleceği ve Ukrayna-Türkiye ikili ilişkileri ile Serbest Ticaret Anlaşması'na ilişkin olarak Kırım Haber Ajansının sorularını yanıtladı. Sayın Topçu, İstanbul’da Ukrayna ile Rusya arasında gerçekleşen üçüncü tur müzakere sonuçlarına bakıldığında esir takası noktasında gelişmeler olsa da ateşkesin sağlanması veya barış görüşmelerinin başlamasıyla ilgili somut bir karar alınmadı. Bu noktada, müzakerelerin ana amacı olan Zelenskıy-Putin görüşmesi sizce bu ay İstanbul’da gerçekleşebilir mi? "Hatırlatmak isterim ki, 16 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirilen birinci tur görüşmelerin sonucunda, bine karşı bin kişilik esir takası kısa sürede tamamlandı. 2 Haziran’da ülkemizin ev sahipliğinde yapılan ikinci tur görüşmeleri sonunda 7 bin 60 Ukraynalı askerin naaşları Ukraynaya teslim edildi. 23 Temmuz tarihinde İstanbul’da gerçekleşen üçüncü tur görüşmeleri neticesinde; iki ülkenin barış perspektifleri ve ateşkes konusundaki temaslarını sürdürmeleri, bin 200 esirin karşılıklı değişimi kararları alındı. Olumlu ve yapıcı bir ortamda gerçekleşen görüşmelerde, çocukların iadesi meselesi de ele alındı. Müzakereler sonucunda özellikle insani konularda atılan adımları çok değerli buluyoruz. Ayrıca, malumunuz olduğu üzere üçüncü tur görüşmelerde Rus tarafı siyasi, insani ve askeri konularda çalışma grupları kurulması önerisinde bulundu. Ukrayna ise liderler zirvesi gerçekleştirilmesi çağrısını yineledi. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada, "Bu hafta Putin ve Trump ile yapacağımız görüşmeler vasıtasıyla liderleri (Zelenski ve Putin) İstanbul'da bir araya getirmenin mümkün olup olmadığını anlamaya çalışacağız." demişlerdi. İki lider görüşme kararı verdiği takdirde, bu zirvenin her iki taraf için de en ideal koşullarda gerçekleştirilmesi için elimizden geleni yapmaya hazırız. Türkiye, kalıcı ve adil bir barışın gerçekleşmesi için en üst düzeyde 'Türk Samimiyeti' ile gerekenleri yapmayı sürdürmektedir." Rusya masada, uluslararası hukuka aykırı taleplerle adeta zaman kazanmaya çalışıyor. Bu noktada Rus tarafının masada barışa zorlanması adına neler yapılabilir? "Her halükarda çatışmalara devam etmek yerine, masada olup diyaloğu devam ettirmek çok daha önemlidir. İki ülke her halükarda diyalog zeminini terk etmemeli, kalıcı ve adil barışı sağlayacak uzlaşma zemini aranmalı." Türkiye, 2014’teki işgal ve 2022’deki topyekûn işgal girişimi bağlamında Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğe her platform ve seviyede destek verirken; arabuluculuk girişimleriyle müzakerelere ev sahipliği yapıyor. Bu bağlamda Türkiye’nin bu sürece olan ilgisinin asli sebebi nedir ve süreçte nihai olarak neyi hedeflemektedir? "Ülkemiz; Ukrayna'nın Kırım dahil toprak bütünlüğüne, bağımsızlığına ve egemenliğine olan desteğini, kararlılıkla uluslarası her platformda en üst düzeyde sürdürüyor. Kırım Tatar Türklerinin varlığı iki ülke arasında çok önemli bir bağdır ve Türkiye soydaşları ile ilgili her konuda desteğini sürdürmektedir. Türkiye, iki ülke halkına, bölgeye ve dünyaya büyük zararı olan Ukrayna-Rusya Savaşı'nın adil ve kalıcı barış ile neticelenmesini ve Gazze’de devam eden insani trajedinin de bir an önce sona ermesini istiyor ve gerekeni en üst düzeyde uluslararası her platformda 'Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz' ilkesiyle savunmaya devam ediyor." Bölgede adil ve sürdürülebilir barış için atılması gereken adımlar neler olabilir? "Türkiye, savaşın başından itibaren Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunan kapsayıcı ve adil bir barışı savunmaktadır. Ki bu, 2014’te Kırım’ın yasa dışı ilhakını da içerir. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savaşın en zorlu dönemlerinde iki liderle de görüşebilen tek lider olması ve diğer dünya liderleriyle barışın sağlanması konusundaki yakın diyaloğu Tahıl Koridoru Antlaşması'nın hayata geçmesini sağlamıştır. Dolayısıyla bir kez daha Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm aktörlerden farklı olarak yeniden barışı tesis edecek tek adres olarak görülmüştür. Siyaset, diyalog ve ticaret yolu her şeye rağmen açık tutulmalıdır." Bugün ateşkesin sağlandığı bir senaryoda, Kırım dahil Ukrayna’nın yüzde 20’si işgal altında kalmış olacak. Sizin değerlendirmenize göre askeri bir zafer olmadan Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerini kurtarma ihtimali var mı? "BM ve uluslararası hukukun ilgili ve yetkilileri gereğini yapar, Türkiye ve Türkiye Cumhurbaşkanı kadar içten, samimi ve görevlerinin gereğini yaparlarsa hukuksuz ve kanunsuz işgaller sona erer, hak yerini bulur." Ama saldırgan ülke olan Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerindendir. Önceki soruya dönersek, bu durumda işgal edilen toprakların geri alınması için işleyen bir uluslararası mekanizma yok mu? "Türkiye Cumhurbaşkanı defalarca, açıkça BM Güvenlik Konseyinin daimi üyelerine atıfla 'Dünya 5'ten büyüktür' sözünü vurgulamıştır. Bu konuda, dünyanın sadece beş ülkenin iradesine bağlı olamayacağını savunarak bir kitap da yazdı. Türkiye uzun zamandır BM'nin ve BM Güvenlik Konseyinin reforme edilmesi gerektiğini savunuyor." Türkiye, BM içindeki ülkeler arasındaki çekişmeler göz önüne alındığında, BM’nin nasıl bir yolla reforme edilmesini uygun görüyor? "Türkiye, kurucusu Büyük Atatürk’ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesinin bölgede ve dünyada hakim olmasını isteyen bunu savunan bir ülke olarak dünyada, bölgede hukuksuz işgallerin sona ermesini sağlayacak uluslarası kuruluşlar da köklü değişiklikler zaman geçmeden yapılmalı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın 'Dünya 5'ten büyüktür' teklifinin gereği hayata geçirilmelidir." Sizce “Dünya 5'ten büyüktür" prensibi nasıl hayata geçirilebilir? "Biz, ihtilaf ve çatışmaların barışçıl yollarla çözümünde BM'nin daha etkin hale gelmesi için kapsayıcı bir reforma ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. Uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında küresel düzeyde yetkiye sahip ana organ olan BM Güvenlik Konseyi, II. Dünya Savaşı sonrası güç dengelerine dayanan yapısıyla, karar alma ve alınan kararları uygulamada yaşadığı tıkanıklıklar nedeniyle ne yazık ki bu hayati işlev ve sorumluluğunu yerine getirememektedir. Bu durum hem küresel istikrarı olumsuz etkilemekte, hem de tüm BM sisteminin imajını zedelemektedir. Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın “Dünya 5'ten Bbyüktür” ifadesiyle vücut bulan tutumumuz, daimi üyeliklerin ve veto mekanizmasının yarattığı adaletsizliğe, eşitsizliklere ve yol açtığı çıkmazlara dikkat çekmektedir. Türkiye, Güvenlik Konseyinde yapılacak genişlemenin veto hakkına sahip olmayan ve sadece geçici statüde üyeliklerin artırılması yoluyla gerçekleştirilmesini, böylelikle BM Güvenlik Konseyinin daha demokratik ve daha temsili bir yapıya kavuşturulmasını savunmaktadır." Ukrayna-Türkiye ilişkileri 14 yıldır stratejik ortaklık seviyesinde devam ediyor. Bu sürede önemli başarılar elde edildi. Savaş devam ederken Türkiye tarafı hangi iş birliği alanlarını öncelikli olarak geliştirmeyi hedefliyor? Savaş sonrası hangi alanlara odaklanılmalı? "Türkiye, savaş öncesinde de sonrasında da Ukrayna’ya siyasi ve diplomasi alanında, Ukrayna'nın yeniden imar ve inşasında, insani yardım, tarım, enerji, güvenlik ve altyapı sektörlerinde gereken desteği kazan kazan esasına göre sağladı ve sağlamaya da devam edecektir." Serbest Ticaret Anlaşması, TBMM tarafından kabul edildi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalandı. Şimdi Ukrayna Parlamentosunun onayı bekleniyor. Türkiye bu anlaşmadan ne gibi beklentilere sahip? "Mevcut durumda, en öncelikli beklentimiz STA’nın Ukrayna tarafında da bir an önce onaylanması ve yürürlüğe girmesidir. STA’nın yürürlüğe girişi Ukrayna ile 10 milyar dolarlık dış ticaret hacmi hedefimize ulaşmamızı kolaylaştıracaktır. İki ülke arasındaki iktisadi iş birliğinin artırılması ve geliştirilmesi, iki ülke halklarının yaşam standartlarını yükseltmesi, mal ticaretindeki zorluklar ve kısıtlamaların tedricen ortadan kaldırılması ve hizmet ticaretinin devamlı olarak serbestleştirilmesini, iktisadi ilişkilerin düzenli bir şekilde gelişmesi, karşılıklı ticaretin genişletilmesine katkı sağlanması, ticaretin önündeki engellerin ortadan kaldırılarak ticaretinin ahenkli şekilde gelişmesine katkı sağlamasını, ikili ticarete vesile olup, ticarette adil rekabet koşullarının sağlanması hedeflenmektedir." Sayın Başdanışman, birçok kez Ukraynalı savaş esirlerinin ailelerini kabul ettiniz, Cumhurbaşkanı Erdoğan da onların serbest bırakılması için Putin ile görüşmesinde konuyu gündeme taşıdı. Nitekim Ukrayna’nın şu anki Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl de dahil olmak üzere, çok sayıda savaş esiri ve siyasi tutsak özgürlüğüne kavuştu. Askeri esirler İstanbul’daki anlaşmalar çerçevesinde hayata geçiyor ancak özellikle siyasi tutsaklar noktasında yeni girişimler var mı? Türkiye’den gelen bu tür talepleri Rus tarafı ve Putin nasıl karşılıyor? "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın insani konuları her görüşmesinde önde tuttuğu ve bugüne kadar da olumlu sonuçlar alındığı, bundan sonra da Cumhurbaşkanımızın gayret ve çabalarının devam ettiği bilinmektedir. Türkiye’in bu konuda yürüttüğü mekik diplomasisi her iki ülke halkına da çok daha güzel sonuçları inşallah yaşatacaktır." 93 Harbi’nden başlayan ve günümüze kadar devam etmek zorunda kalan dalgalar halindeki göçün neticesinde dünyadaki en büyük Kırım Tatar diasporası Türkiye’de bulunuyor. Bu doğrultuda, sizce Kırım Tatarlarının yakın gelecekte Kırım’a dönüşü mümkün mü? Bir başka deyişle, Kırım’ın azatlığının yakın süreçte geleceğine dair inancınız var mı? "2014 yılında Kırım’ın işgalini kabul etmeyen Türkiye, Ukrayna'nın Kırım dahil toprak bütünlüğü, egemenliği ve bağımsızlığına olan güçlü desteğini sürdürüyor. Türkiye olarak Kırım Tatarı kardeşlerimizin her türlü haklarını savunmaya her daim yanlarında olmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Kırım Tatar kardeşlerimiz 2014 yılında demokratik haklarını kullandılar ve ilhaka karşı çıktılar. Bugün Kırım’daki pek çok Kırım Tatarı soydaşımızın kendilerini baskı altında hissettiklerini, basın ve ifade özgürlüğü alanlarında sıkıntılar yaşadıklarını biliyoruz. Ayrıca, tutuklu soydaşlarımız var. Onların serbest bırakılarak ailelerine kavuşmaları için çabalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye, Kırım Tatarlarının maruz kaldığı haksızlıkları uluslararası toplumun gündeminde tutmaya devam etmektedir. Kırım Tatarları anavatanlarında kimliklerini koruyarak, hür, güvenli ve huzurlu bir yaşam sürdürme hakkına sahip olmalıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.