SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sergi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Sergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sergi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İstanbul’da Nevruz coşkusu: "Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri" sergisi açıldı Haber

İstanbul’da Nevruz coşkusu: "Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri" sergisi açıldı

Türk dünyasında baharın ve yeniden doğuşun simgesi Nevruz, İstanbul’da anlamlı bir sergiyle kutlandı. Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği ve İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan “Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri” sergisi, Türkistan bozkırlarından Kırım’a uzanan kadim mirası Topkapı Kültür Mahallesi’ndeki Yörük Otağı’nda sanatseverlerle buluşturdu. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde kapılarını açan sergi, Türk kültür coğrafyasının en zarif ve köklü örneklerini bir araya getirdi. Kadın kıyafetleri ve başlıklarının merkezde olduğu seçki, ziyaretçileri Türk dünyasının derinliklerine doğru kültürel bir yolculuğa çıkardı. Sergiyle ilgili Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Başkanı Prof. Dr. Muallâ Uydu Yücel, “Bugün Türk tarihinin çok önemli günlerinden birini yaşıyoruz. Yeni günü, yani Nevruz'u yaşıyoruz ve kutluyoruz. Bu münasebetle de yine biz de kendi birliğimize uygun bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin konukseverliğinde Türk kültüründe kadın kıyafetlerini hazırladık. Bu koleksiyonun hazırlanmasında özellikle birliğimiz içerisindeki kadınlarımız bize büyük destek verdiler. Zira kadının aslında biz buna sessiz dili diyoruz. Kadını hayatının her aşamasında yaşadıklarını motiflere, sembollere dökmüştür, kıyafetlere dökmüştür ve bu şekilde kendisini betimlemiştir. Biz de geçmişten devraldığımız bu kültürel mirasımızı gelecek nesillere attırmak için önümüzden gelen her türlü gayreti Umayana Türk Dünyası Kadınlar Birliği olarak göstermeye çalışıyoruz.” dedi. Ayrıca Kırım’ın bağımsızlığına olan inancını, “Bir gün mutlaka ama mutlaka Kırım'ın bağımsız olacağına canı yürekten inanıyorum.” sözleriyle vurgulayan Yücel, bu özel günde kendilerini yalnız bırakmayan katılımcılara ve QHA'ya teşekkürlerini sundu. Serginin küratörlüğünü üstlenen Özlem Özer Tuğal ise hazırlık sürecinde geleneksel yöntemlerden ödün vermeden modern dokunuşları harmanladıklarını vurguladı. Yörük Otağı’nın tarihsel atmosferinde sergilenen koleksiyonun kapsamı hakkında bilgi veren Tuğal, şunları kaydetti: “Koleksiyonumuzun bir bölümünü oluşturan Kırgız, Kazak, Özbek, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırım Tatarı, Irak Türkmeni ve Gagauz kadın kıyafetleri ile başlıkları ve seramik kadın başlıkları yer alıyor. Sanatın birleştirici ve toplumu geliştirici gücünü göz önünde bulundurduğumuzda; köklü geleneklerimizin sanatla harmanlanarak gelecek nesillere aktarılmasında bu tür etkinliklerin son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.” şeklinde konuştu. Nevruz bayramının enerjisiyle birleşen etkinlik, Türk halk kültüründe kadının sadece bir figür değil, aynı zamanda toplumun en güçlü kültürel taşıyıcısı ve hikaye anlatıcısı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Kıyiv’de "Barışın Renkleri" sergisi: Ukrayna-Türkiye dostluğu tuvale yansıdı Haber

Kıyiv’de "Barışın Renkleri" sergisi: Ukrayna-Türkiye dostluğu tuvale yansıdı

Ukrayna ve Türkiye arasındaki stratejik ortaklık ve köklü dostluk ilişkileri, başkent Kıyiv’de düzenlenen "Barışın Renkleri" adlı kapsamlı sanat sergisiyle kutlandı. Ukrayna’nın dört bir yanından yaklaşık 100 sanatçının katıldığı etkinlikte, iki halkın ortak tarihi ve barışa olan özlemi sanatın diliyle anlatıldı. Türkiye Cumhuriyeti Kıyiv Büyükelçiliği, Kıyiv Yunus Emre Enstitüsü ve "Hayatın Renkleri" sivil toplum kuruluşu iş birliğiyle düzenlenen sergide, 123 farklı eser sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergi hakkında konuşan “Hayatın Renkleri” Derneği Başkanı Mariya Honçarenko, "Burada Ukrayna’nın dört bir yanından, her şehrinden sanatçılarımız var. Başvurular gönderilen eserler üzerinden alındı. En önemli kriterimiz temaydı; sanatçıların Türkiye ile bağlantılı bir şeyler resmetmesini istedik. Sadece Türkiye değil, aynı zamanda devletlerimizin dostluk ve birlik bağlamındaki ilişkilerini yansıtmaları gerekiyordu. Yani bir kişinin, iki ülkemiz arasındaki barışı nasıl gördüğünü göstermesini amaçladık." dedi. Yunus Emre Enstitüsü Kıyiv Türk Kültür Merkezi Müdürü Ali Oğuzhan Yüksel, etkinliği Türkiye Cumhuriyeti Kıyiv Büyükelçiliği ve “Hayatın Renkleri” Derneği ile birlikte düzenlediklerini belirterek, “Yaklaşık 100 sanatçı katıldı. Aslında küçük bir yarışma niteliğindeydi ve toplam 123 eserden oluşuyor. Bu sene Yunus Emre Enstitüsü olarak temayı 'barış' olarak belirledik. Çünkü biliyorsunuz, dünyanın içinde bulunduğu bu şartlarda en çok ihtiyacımız olan şey barış." şeklinde konuştu. Sergide yer alan çalışmalar; barış, karşılıklı destek ve kültürel diyalog temaları üzerine inşa edildi. Katılımcılar arasında hem profesyonel ressamların hem de genç öğrencilerin bulunması, iki ülke arasındaki dostluk vizyonunun geniş bir kitle tarafından paylaşıldığını gözler önüne serdi.

Kıyiv’de Kırım’ın işgale karşı direnişini anlatan sergi düzenlendi Haber

Kıyiv’de Kırım’ın işgale karşı direnişini anlatan sergi düzenlendi

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de, 26 Şubat Kırım’ın Rus İşgaline Karşı Direniş Günü vesilesiyle "Kırım: Uğruna Savaştığımız Evimiz" başlıklı forum yapıldı. Forum çerçevesinde yarımadadaki direnişi kişisel hikayeler üzerinden aktaran ayrıca bir sergi düzenlendi. Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği tarafından hazırlanan sergi, Kırım'ın özgürlüğü için verilen mücadeleyi cephedeki askerler, siyasi tutsaklar ve işgal altındaki sivil direnişçiler olmak üzere üç temel boyutta ele aldı. CEPHE HATTINDA DEVAM EDEN DİRENİŞ Serginin askerî boyutunda, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri saflarında Kırım’ın özgürlüğü için savaşan askerlerin hayatlarına mercek tutuluyor. Deniz piyadesi Kırım Tatarı Alim Kerimov ile Kış Seferi Şövalyeleri 28. Mekanize Tugayında görev yapan "Kırım" lakaplı askerlerin hikayeleri, yarımada sakinlerinin vatanlarını geri almak için verdiği silahlı mücadelenin sembolü olarak sunuluyor. Bu askerlerin deneyimleri, 2014’te başlayan direnişin bugün cephe hattında kararlılıkla sürdüğünü kanıtlıyor. İŞGALCİLERİN HEDEFİNDEKİ SİYASİ TUTSAKLAR VE AİLELERİ Serginin en sarsıcı bölümlerinden birini, işgalci yönetim tarafından hapsedilen siyasi tutsaklar ve onların ailelerinin yaşadığı dram oluşturuyor. Yedi yıldır cezaevinde bulunan ve beyin tümörü nedeniyle görme yetisini neredeyse tamamen kaybeden Kırım Tatar siyasi tutsak Tofik Abdulgaziyev ile 2022’de kaçırıldıktan sonra hapis cezasına çarptırılan yurttaş gazeteci İrına Danılovıç’in hikayeleri, Kırım’daki insan hakları ihlallerini gözler önüne seriyor. Ayrıca Kırım Tatar siyasi tutsak Riza Nimetullayev’in eşi, beş çocuk annesi Esma Nimetullayeva’nın karşı karşıya kaldığı ağır hapis tehdidi, baskıların sadece aktivistleri değil, onların tüm aile bireylerini kapsayan sistematik bir cezalandırma yöntemine dönüştüğünü gösteriyor. İŞGAL ALTINDA BİTMEYEN SİVİL DİRENİŞ Serginin üçüncü boyutu ise Kırım’da kalmaya devam eden isimsiz kahramanların günlük direnişine odaklanıyor. Tüm baskı, baskın ve takip riskine rağmen Ukrayna yanlısı bröşürler dağıtan, fikirlerini açıkça ifade etmekten çekinmeyen ve kimliğini koruyan insanların çabaları sergide geniş yer buluyor. Bu bölüm, Kırım direnişinin sadece cephede ya da hapishanelerde değil, işgal altındaki yarımadanın her sokağında ve evinde yaşayan bir gerçeklik olduğunu vurguluyor.

Ankara'da Ukrayna'nın Rus saldırganlığı karşısındaki direnişi selamlandı Haber

Ankara'da Ukrayna'nın Rus saldırganlığı karşısındaki direnişi selamlandı

Mustafa KOÇYEGİT OHA Ankara Ankara'da, Ukrayna'nın Rus işgaline karşı sergilediği sarsılmaz direnişin 4. yılı (ve Kırım'ın işgalinin 12. yılı) münasebetiyle diplomatik düzeyde geniş katılımlı bir anma programı gerçekleştirildi. 24 Şubat 2026 tarihinde Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği binasında düzenlenen etkinlik, uluslararası toplumun Ukrayna'ya olan desteğini bir kez daha tescilledi. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl'in ev sahipliğinde tertip edilen programa çok sayıda askerî ve diplomatik misyon temsilcisi, sivil toplum örgütü üyesi ve basın mensubu katıldı. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara SAVAŞ 12 YIL ÖNCE BAŞLADI Ukrayna millî marşının okunması ve bayrağının göndere çekilmesiyle başlayan törende Büyükelçi Nariman Celâl, savaşın 4 yıl önce değil 12 yıl önce Kırım'ın işgali ile başladığını vurguladı. Bu savaşın yalnızca Ukrayna’ya karşı yürütülen bir savaş olmadığını belirten Nariman Celâl, "Bu savaş, Birleşmiş Milletler Şartı’na ve egemenlik ile toprak bütünlüğü ilkelerine dayalı uluslararası düzene yöneltilmiş bir meydan okumadır." dedi. Rusya’nın stratejisini değiştirmediğini; Ukrayna’yı yıpratmak, nükleer tehditlerle dünyayı sindirmek ve demokratik toplumlarda yorgunluk yaratmak olduğunu kaydeden Celâl, "Bu nedenle saldırganlığın toprak tavizleriyle ödüllendirildiği herhangi bir anlaşmanın tüm dünya için tehlikeli bir emsal oluşturacağını özellikle vurguluyoruz." ifadelerini kullandı. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara "Ukrayna’ya verilen destek bir hayır işi değildir. Bu destek, istikrara, güvenliğe ve kurallara dayalı uluslararası düzenin geleceğine yapılan bir yatırımdır." şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, sözlerini şöyle sürdürdü: Türkiye Cumhuriyeti ile stratejik ortaklığımıza büyük değer veriyoruz. Türkiye, Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne istikrarlı biçimde destek vermekte; arabuluculuk rolü üstlenmekte; esir değişimleri ve insani girişimlere katkı sağlamaktadır. Türk diplomasisinin çabaları sayesinde 2025 yılında İstanbul’da üç tur müzakere gerçekleştirilmiş ve iki binden fazla vatandaşımızın geri dönüş süreci hızlandırılmıştır. Celâl konuşmasında ayrıca hayatını kaybedenlerin anısını bir dakikalık saygı duruşunda bulunmaya davet etti. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara AVRUPA'NIN GÜVENLİĞİ DE TEHLİKEDE Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, Ukrayna'nın Rusya için hiçbir şekilde bir tehdit unsuru oluşturmamışken Rusya'ın tam 4 yıl önce, komşusuna karşı tam ölçekli bir işgal girişimi başlattığını anımsatarak, "Bu hukuksuz ve herhangi bir meşru zemine oturmayan işgalden 4 yıl sonra çatışmalar hâlâ devam ediyor." diye konuştu. Binlerce evin yıkıldığı ve yüz binlerce insan ya hayatını kaybettini ya da yaralandığını vurgulayan Isabelle Dumont, "Ukrayna halkı özgürlüğü için, emperyalist Rus güçlerine karşı amansız bir mücadele veriyor ve Rusya, kendi nüfusu için temel kamu hizmetlerini karşılamak yerine, Ukrayna'nın bitap düşmesi için milyarlarca dolar harcıyor." ifadelerine yer derdi. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara G7 kapsamında Ukrayna'ya sağlanacak desteğin en büyük öncelikleri arasında bulunduğunu dile giteren Dumont şu şekilde devam etti. Donbas'ın siperlerinde veya Rusya'nın Karadeniz'deki uçaklarına karşı, yalnızca bağımsız bir millet olan Ukrayna'nın geleceği tehlike altında değil. Aynı zamanda Avrupa'nın güvenliği ve istikrarının geleceği de burada söz konusu. Bu yüzden G7 yönetimi, bu savaşı sonlandırmaya yönelik çalışmaların yapılmasına ve G7 kapsamında Ukrayna ile Ukrayna halkına sağlanan desteğin sürdürülmesine karar verdi. AB'DEN İŞGAL MÜKÂFATLANDIRILMAMALI MESAJI Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurgis Vilcinskas konuşmasına, "Bin 462 gün içerisinde birçok iş yapabilirsiniz. Üniversite bitirebilirsiniz, aile kurabilirsiniz, yeni bir dil öğrenebilirsiniz, bir müzik aleti çalmayı öğrenebilirsiniz." sözleriyle başladı ve şöyle devam etti: Bin 462 günde aynı zamanda evinizi kaydedebilirsiniz. Sevdiklerinizi, arkadaşlarınızı kaybedebilir, bitmek bilmeyen bombardımanlar altında kalabilirsiniz. Hava eksi 20 dereceyken elektrik, su ve ısıtma olmadan yaşayabilirsiniz. Bütün Ukrayna halkı, bunları son 4 yılda deneyimledi. Bunlar yaşanırken aynı zamanda, büyük bir kahramanlık örneği göstererek kendi ülkelerini, bağımsızlıklarını ve tabii ki Avrupa'nın barışını ve refahını savundular. 2026'nın Rusya'nın Ukrayna'da barbarlıkla yürüttüğü topyekûn işgal girişiminin sona erdiği yıl olmak zorunda olduğunu söyleyen Jurgis Vilcinskas, yaşananların sorumluluğunun tamamen işgali devam ettiren Rusya'ya ait olduğunu vurguladı. Ukrayna'dan daha fazla kimsenin barıştan yana olmadığını kaydeden Vilcinskas, "Fakat işgalciyle barış sağlamak, seçenekler dâhilinde değildir. İşgal de mükâfatlandırılmamalıdır. Barış, sadece savaşların yapılmaması değildir; barış, gelecekteki savaşların önlenmesidir. Ukraynalılar apaçık bir şekilde güvenlik, egemenlik ve refah temelli adil ve kalıcı barış için hazır olduklarını göstermişlerdir. AB de Ukrayna'ya tam desteğini göstermektedir ve ABD arabuluculuğundaki barış girişimlerine aktif olarak katkıda bulunmaktadır. Bu savaşın sona erme şekli, gelecek adına belirleyici olacaktır; Burada Ukrayna, Türkiye, Avrupa ve dünyanın geleceği söz konusudur." dedi. UKRAYNA'DA HAYATINI KAYBEDENLER İÇİN DUA Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara Konuşmaların ardından, Rus saldırılarında hayatını kaybeden Ukrainler için Hristiyan din görevlisi; Kırım Tatarları için ise Ömer Özel tarafından dua okundu. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara UKRAYNA'DAKİ RUS SALDIRGANLIĞI,GÖZLER ÖNÜNE SERİLDİ Ukrayna ve Hollanda büyükelçilikleri tarafından hazırlanan sergide, savaşın askerî boyutunun yanı sıra sivil halk üzerindeki etkisi belgeleyen fotoğraflar yer aldı.

İvano-Frankivsk’te “Kırım ve Karpatlar: Gelenek ve Çağdaşlık” sergisi açıldı Haber

İvano-Frankivsk’te “Kırım ve Karpatlar: Gelenek ve Çağdaşlık” sergisi açıldı

Ukrayna’nın İvano-Frankivsk kentindeki belediye binasında, 11 Ekim’de Ukraynalı seramik sanatçısı Serhiy Dutka ve Kırım Tatar sanatçı Tenzile Topalova’nın özgün eserlerinden oluşan ortak sergi açıldı. Etkinlik, Ukrayna Kültür Fonu tarafından desteklenen “Kırım ve Karpatlar: Gelenek ve Çağdaşlık” adlı multimedya projesinin merkezinde yer aldı. Serginin açılış törenine İvano-Frankivsk bölgesi yetkilileri, sanatçılar, akademisyenler, eğitimciler ve gazeteciler katıldı. Sergide, hafıza ve yeniden doğuşu simgeleyen, iki bölgenin geleneklerini ve sanatçıların kişisel deneyimlerini birleştiren sanat eserleri yer aldı. Açılış konuşmasında Kırım Tatarı sanatçı Tenzile Topalova, eserlerinin kimlik, hafıza ve toprağa duyulan özlemi yansıttığını belirterek şunları kaydetti: Optik lenslerin ışığı kırması gibi, biz sanatçılar da tarihi, kültürü, duyguları kendi prizmamızdan geçirerek eserlerimiz aracılığıyla belirli mesajları aktarıyoruz. Sesimizden bizi mahrum etme çabalarına rağmen konuşuyoruz. Tarihimizi silme arzusuna rağmen hatırlıyoruz. Geleneksel Kosiv seramiğini modern formlarla birleştiren Seramik sanatçısı Serhiy Dutka ise, projenin kendisi için bir sahne olduğunu ve yaratıcılığını sergilemenin yanı sıra geleneksel sanatın gelişimine dair vizyonunu paylaştığını söyledi. Sanatçı, “Çocukluğumdan beri halkımın gelenekleri ve kültürüyle iç içeydim. Kili, gelenekleri ve içimdeki dünyayı nasıl birleştirebileceğimi fark ettiğimde, seramik diliyle konuşmaya başladım!" dedi. KOLEKSİYON BELGESEL FİLME TEMEL OLDU Koleksiyonun oluşturulma süreci, "Kırım ve Karpatlar: Gelenekler ve Çağdaşlık" adlı bir belgesel filme de temel oldu. Film, kil ve resim sanatında vücut bulan hafıza, kayıp, miras ve gelecek hayallerini konu ediniyor. Proje Küratörü ve İvano-Frankivsk Film Komisyonu Başkanı Viktor Vintonyak, savaş sırasında kimliği ve gücü korumanın bir yolu olarak kültürün son derece önemli bir rol oynadığını vurguladı. Sergi on gün boyunca ziyaretçilere açık kalacak ve ardından Kosiv Karpat Kültür Merkezine kalıcı olarak devredilecek. Belgesel filmin prömiyeri ise Ekim 2025'in ikinci yarısında yerel televizyon kanallarında yapılacak.

Riga'da Kırım Tatar kültürü rüzgârı: Kalkan sergisi açıldı Haber

Riga'da Kırım Tatar kültürü rüzgârı: Kalkan sergisi açıldı

Kırım Tatar halkının zengin kültürünü ele alan "KALKAN: Kırım Tatarlarının Sembolleri" (QALQAN. Symbols of Crimean Tatars) adlı sergi, Letonya'nın başkenti Riga’daki Letonya Ulusal Sanat Müzesi'nde ziyarete açıldı. 3 Ekim'de kapılarını açan sergi, 26 Ekim'e kadar müzenin Kubbe Salonu'nda sanatseverlerle buluşmaya devam edecek. GELENEKSEL KALKANDAN MODERN SANAT ESERİNE Serginin merkezinde, Kırım Tatar seramik ustası Rüstem Skıbin tarafından tasarlanan dekoratif kalkanlar yer alıyor. Sanatçının yorumuyla, Kırım Tatarlarının geleneksel savaş kalkanı, milli sembolizmi, süsleme motiflerini ve seramik sanatını birleştiren modern bir sanat objesine dönüşüyor. Açılış töreninde konuşan Ukrayna’nın Riga Büyükelçisi Anatoliy Kutsevol, yarımadanın geçici olarak işgal altında olmasına rağmen Ukrayna devletinin Kırım Tatar kültürünü desteklemeye ve onu Ukrayna kültürel alanının ayrılmaz bir parçası olarak dünyada tanıtmaya devam ettiğini vurguladı. KÜLTÜREL DİPLOMASİNİN ÖNEMLİ ÖRNEĞİ Büyükelçilik, serginin kültürel diplomasinin önemli bir örneği ve Ukrayna ulusunun birliğinin yanı sıra Letonya'nın desteğinin sembolü olduğunu belirterek, "Bu tür girişimler sadece sanatsal etkinlikler değil, aynı zamanda Avrupalı dost ve ortaklarımızın dayanışmasının da bir göstergesidir." ifadelerini kullandı. Etkinlik, Ukrayna'nın Riga Büyükelçiliği, EL CHEBER sivil toplum kuruluşu ve Ukrayna Yerel Mimarisi ve Yaşamı Müzesinin desteğiyle düzenlendi.

Kültürel miras "Zamanın Ötesinde İmgeler" sergisinde yorumlandı Haber

Kültürel miras "Zamanın Ötesinde İmgeler" sergisinde yorumlandı

İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında Rami Kütüphanesi F1 salonunda açılan “Zaman Ötesi İmgeler” sergisi, aralarında Türk, Kırım Tatar, Ukrayna, Kırgız, Uygur, Özbek ve İnguş sanatçıların bulunduğu 16 sanatçının eserlerini sanatseverlerle buluşturdu. Kültür ve Yaşayan Sanat Miras Derneği (KÜYAM) tarafından hazırlanan sergi, hafızanın silinmeyen sayfalarını bugünün sanat diliyle yeniden yorumlamayı amaçlıyor. "KÜLTÜREL MİRASI GÜNÜMÜZE AKTARMAK İSTEDİK" Küratör Sıddı Zübeyde Atan Bülbül, Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı açıklamada, “Zaman Ötesi İmgeler projemiz somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı olan sanatçıların zamanın siyah beyaz karelerindeki ustalarını eserlerimizin içine koyarak günümüz sanatçılarla, yeni yorumlarla görsel hafızaya tekrar taşıdık. Buradaki amacımız fotoğraf karelerindeki somut olmayan kültürel miras ustasının yaptığı işin aynısını eserlerin üzerine de aktarılması bizim için esas olandı. Burada on altı ülkeden Türkiye, Ukrayna ve Türk Cumhuriyetlerinden birçok sanatçımız var. Keçe, seramik, nakış, batik gibi birçok branşta çalışan sanatçılar her biri kendi branşları ve sanatlarıyla bu görsellere yorum katarak eserlerini oluşturdular. Sergimiz kırk parçadan oluşuyor. Amacımız kültür ve kültürel mirasın günümüze aktarılması ve sürdürülebilirliğini sağlamak. Aynı zamanda yeni nesle, geçmişin izlerinden yola çıkarak neler yapılabileceğini ve çağa nasıl uyum sağlayabileceklerini göstermek; onlara ışık tutmak, güven ve cesaret vermek de serginin ana amaçları arasında yer alıyor.” şeklinde konuştu. HALKIN BİRLİĞİNİ TEMSİL EDEN ESER Kırım Tatar seramik ustası Elvisa Tatar, sergi için hazırladığı eserlerden biri olan “Zamanın Kalbi” eserini anlatırken şunları kaydetti: Bu eserimdeki her bir sürahi bir insanı temsil ediyor. Bu dünyada yaşayan her bir insan kendi genlerini, özelliklerini taşıyor ama halk olarak biz bir bütünüz. Çok küçük farklı sürahilerden oluşan bu büyük sürahi ortak geçmişe sahip, ortak amacı ve geleceği olan halkımızı temsil ediyor." Sergiye farklı ülkelerden sanatçıların katıldığını belirten Tatar, “Bu sergi aracılığıyla geçmiş ve gelecek arasında bir köprü kurarak geçmişteki değerlerinin hala bizim için önemli olduğunu göstermek istedik.” dedi. SÜRGÜNÜN İZLERİ: VENERA KURMAYEVA’NIN ÇALIŞMALARI Kırım Tatar sanatçı Venera Kurmayeva eserlerinde, Kırım Tatar halkının en büyük trajedisi olan 1944 Sürgününü ve bu sürgünün olumsuz etkilerine dikkat çekti. Sergide sergilenen “Hafızanın Işığı. Atalar” eseri hakkında bilgi veren Venera Kurmayeva, eserinde atalara duyulan saygı ve hafızanın korunması temasını işlediğini vurguladı. Çalışmasının çıkış noktasını Kırım’a gömülmek isteyen yaşlıların vasiyetleri oluşturduğunu belirten sanatçı, “Vatanından sürülen büyüklerimiz bizden hiçbir şey istemedi, sadece atalarının yanında Kırım’da gömülmek istediler. Çünkü dediler ki, atalarımız bize güç verdi, biz de size güç vereceğiz. Bu yüzden eserdeki üçgenler, kökleri simgeleyen formlar, nar taneleri ve yapraklar hep ataları anlatıyor.” dedi. "RENKLER VE NESİLLER DEĞİŞİYOR AMA BÜTÜN AYNI" “Eserin merkezinde geleceğe uzanan sağlam bir gövde var, ışık da o gövdeden geleceğe akıyor. Alt bölümler geçmişi, orta kısımlar bugünü, üst dallar ise gelecek kuşakları simgeliyor.” ifadelerini kullanan sanatçı ayrıca her neslin kendi rengini ve kimliğini taşıdığını belirterek, “Biz geleneklerimizi ve değerlerimizi aktarırız ama her kuşak kendine özgüdür. O yüzden renkler de değişiyor. Bu bir mozaik; her parça, her nesil halkımızın tarihine bir taş koyuyor.” şeklinde konuştu. Eserlerin, sürgün ve geçmişin acılarını da arka planda taşıdığını belirten sanatçı en son hazırladığı “Temelin Temeli” isimli eser hakkında da şunları kaydetti: “Bu çalışmada geçmişi, bugünü ve geleceği bir araya getirmeyi amaçladım. Ama en önemlisi geleceğe bakarken köklerimizden kopmadığımızı göstermekti.” UKRAYNALI SANATÇIDAN KUŞAKLAR ARASI BAĞA VURGU Ukraynalı ressam Anna Polat, çalışmalarında hafıza, kökler ve kuşaklar arası bağı işlediğini belirtti. Sanatçı, “Nesillerin Halayı” adlı panosunda hem eski Ukrayna sembollerine hem de modern figürlere yer verdiğini, “bereginya” kadın sembolü ile genç kadın figürünü ipek üzerine batik tekniğiyle resmettiğini anlattı. Polat, büyükannesinin işlemeli geleneksel bir tür kumaş olan Ruşnık’ını eserine kattığını belirterek, “Bu kompozisyon zamanları, gelenekleri ve kalpleri birleştiriyor. Renklerimi doğadan aldım: toprak, terakota, yeşil, kırmızı ve keten grisi. Bu eser hayat zincirinin kopmayan bir parçası olduğumuzu anlatıyor.” dedi. “Zaman Ötesi İmgeler” sergisi, 5 Ekim 2025 tarihine kadar ziyaretçileriyle buluşmayı bekliyor.

Kıyiv'de "Kültür Soykırımı" sergisi: Ukrayna ve Kırım Tatar halklarının ortak acısı Haber

Kıyiv'de "Kültür Soykırımı" sergisi: Ukrayna ve Kırım Tatar halklarının ortak acısı

Ukayna’nın başkenti Kıyiv’de "Portal-11" Sanat Galerisi, Ukraynalı sanatçı Mariya Levıtska'nın "Ukrayna. Kültür Soykırımı" adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergi, Ukrayna ve Kırım Tatar halklarının tarihi hafızasını ve kültürel mirasının yok edilme tehdidini ele alıyor. Serginin Küratörü İhor Hloba, savaş zamanında sanatın hem bir terapi aracı hem de millî kimliği koruma yöntemi haline geldiğini belirterek, sanatçı Levıtska'nın çalışmalarının, kaybolmaya yüz tutmuş tarihî semboller aracılığıyla Ukrayna topraklarının köklü geçmişini anlattığını ifade etti. Bunlar arasında eski Kazak haçları, Balbal heykelleri ve eski Kırım Tatar mezarlıkları yer alıyor. Sanatçı için taş, hem ebediyetin hem de tarihin sessiz tanığının simgesi. Levitska, çocukken Kırım’da yaşadığı köyün yakınlarında terk edilmiş bir Kırım Tatar mezarlığı keşfettiğini ve bunun sayesinde Kırım Tatar halkını tanıdığını anlatarak, “Terk edilmiş bir mezarlık vesilesiyle kadim Kırım Tatar kültürünü tanıdım. Bu tema üzerinde çalışmaya başladım. Daha sonra soykırım ve sürgünün trajedisini keşfettim. Hayatımdaki en değerli yer, Kırım’da büyüdüğüm Kamenka köyü, Azak Denizi kıysı. Kırım benim aşkım. Çocukluk anılarım…” şeklinde konuştu. Sergiyi ziyaret eden Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, sanatçıyı tebrik ederek, serginin 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nı hatırlattığını ve bu sürgünün sonuçlarını dünyaya anlattığını kaydederek, “Bu eserler sadece bir hatırlatma değil; köklerimizi, atalarımızı, geçmişimizi yansıtan, acıyı ve umudu birlikte barındıran bir sanat dili.” dedi. Ayrıca Çubarov, bu tür sanat çalışmaların Kırım ve Ukrayna kültürünün hafızasının korunması açısından son derece önemli olduğunu ve Kırım konusunun kültürel ve tarihsel gündemden kaybolmasına izin vermediklerini belirtti. Öte yandan sanatçı Levıtska, sergi serisine farklı bir bakış açısıyla devam etmeyi planladığını belirtti. “Ukrayna. Kültür Soykırımı" Sergisi, 14 Eylül'e kadar ziyaretçilere açık olacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.