SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sınır Dışı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Sınır Dışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sınır Dışı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avusturya, casusluk yapan 3 Rus diplomatı sınır dışı etti Haber

Avusturya, casusluk yapan 3 Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Rusya’nın Viyana Büyükelçiliğinin ve diplomatik başka bir yapının çatısında yer alan “anten ormanlarını” casusluk amacıyla kullandığı tespit edilen 3 Rus diplomatın “istenmeyen kişi” ilan edildiğini açıkladı. Avusturya’nın kamu yayın kuruluşu ORF’de yer alan haberde, Rus diplomatik tesislerin çatısında yer alan antenlerin, uluslararası kuruluşlar da dâhil çeşitli kuruluşların uydu interneti üzerinden gönderdiği verileri yasa dışı ele geçirdiği belirtildi. Meinl-Reisinger, konuyla ilgili BBC’ye verdiği demeçte casusluğu Avusturya’nın güvenliği için önemli bir mesele olarak ele aldıklarını belirterek, “Casuslukla ilgili kararlı adımlar atıyoruz. Bunu Rus tarafına açıkça belirttik. Diplomatik dokunulmazlık casusluk faaliyetleri için kalkan olarak kullanılması kabul edilemez.” ifadelerini kullandı. Rusya’nın Viyana Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamada ise, “Avusturya makamlarının düşmanca hamlelerini tamamen haksız, siyasi amaçlı ve kabul edilemez buluyoruz. Moskova, Avusturya’nın bu düşüncesiz girişimlerine sert bir şekilde yanıt verecektir.” denildi. Avusturya'da yaklaşık 220 Rus diplomatın bulunduğu aktarılırken, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi ve saldırılarından bugüne kadar 14 Rus diplomatı sınır dışı ettiği biliniyor.

Soykırım yalanının 111. yılı: 24 Nisan 1915 Haber

Soykırım yalanının 111. yılı: 24 Nisan 1915

Osmanlı dönemindeki çetecilik faaliyetleri ve belirli siyasi akımlar göz önünde bulundurulmaksızın, 24 Nisan 1915 tarihi çerçevesinde tehcir ve sözde soykırımtartışmaları sürüyor. Söz konusu tarih belirli siyasi ajandaların da gündeminde kalmaya devam ediyor. İMPARATORLUKTA SİYASİ CEREYANLAR VE TÜRK VARLIĞINI KORUMA GAYESİ İstanbul'u tehcir yahut sevk ve iskan kararını almaya iten sebepler büyük oranda 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında görülen, Balkanlar başta olmak üzere imparatorluk dahilindeki çeşitli ulusların kendi siyasi ajandalarını oluşturması neticesinde patlak veren kanlı tedhiş (terör) olaylarıyla bağlantılıdır. Ermenilere yönelik tedbirlerin alınma sebebi 1912'de Balkanlarda yaşanan büyük nüfus kaybının Anadolu'da da yaşanmasını önleme gayretiydi. Nitekim önce 1877'te İsveç'te Ermeni ırkçısı Hınçak örgütü, 1890'da ise Tiflis'te Taşnak Sütyun Ermeni İhtilal Cemiyetleri Birliği kurulmuş, 1876-77 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında gündeme gelen Osmanlı Devleti topraklarının paylaşımı çerçevesinde bu örgütler de belirli kazanımların peşine düşmüştü. İMPARATORLUK TOPRAKLARINDA NÜFUZ VE NÜFUS MÜCADELESİ Osmanlı-Rus Harbi sonucunda imzalanan 1878 Yeşilköy ve Berlin antlaşmalarıyla Rusların, Ermeniler üzerinde etkinlik kazanması nedeniyle güneye inmek isteyen Rusların önünü kesmek amacıyla İngilizlerin dikkati Kafkasya üzerinde yoğunlaşmıştı. Büyük devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki nüfuz mücadelesinde Berlin Antlaşmasında Ermenistan olarak adlandırılan bölgeden ıslahat, güvenlik ve müdahale edebilme hakkı gibi şartlar yer almıştı. Bu antlaşma Rus yanlısı ile batı yanlısı Ermeniler üzerinde ayrılıkçı etkiler meydana getirmiş, 1890'da Tiflis'te kurulan Rus güdümlü "Taşnak Sutyun Ermeni İhtilal Cemiyetleri Birliği", Rus Çarlığı için Osmanlı sınırları içerisinde gönüllü olarak bir nevi "beşinci kol faaliyeti" yürütmeye başlamıştı. Taşnak cemiyeti siyasi ajandası doğrultusunda terör odaklı etki eylemlerine başvurarak Rus hakimiyetinin önünü açmak adına hareket ederek resmen kurulmasından önce 1888'de Van'da, 1890'da Erzurum'da ve 1894'te Sason'da isyanlar tertip ederek Müslüman halkı katliama tabi tutmuşlardı. 1896 Osmanlı Bankası baskını ise bu olayların pik noktası olmuştu. Osmanlı'nın bu hareketler karşısında sert tedbirler alması ise dünya basınında sözde "Türk zulmü" olarak lanse ettirilmişti. İleride de Balkan Savaşları döneminde asıl katliama uğrayan Türklerken, gerçekleşen katliamlar yine çeşitli basın organlarında "Türk barbarlığı" şeklinde yansıtılarak gerçeklerin çarpıtıldığı görülecektir. Önleyici tedbirleri bahane eden diğer ülkeler bu şekilde Osmanlı Devleti'ne bölgesel ıslahatlar adı altında kendi siyasi çıkarlarını dayatırlarken, belirli çeteler de kendi hesaplarına bölgedeki nüfus yoğunluğunu silah zoruyla değiştirmeye çalışıyorlardı. İmparatorluk sınırları içerisinde kanlı bir nüfuz ve nüfus mücadelesi söz konusuydu. 1912'de yaşanan Balkan Harbi ve gerçekleştirilen büyük Türk soykırımı, bunu açıkça ortaya koymuştu. Nitekim Balkan Harbi sırasında da bölgede bazı Ermeni çeteleri Bulgar ordusu saflarında Türk köylerini hedef almıştır. 24 NİSAN TARİHİNDE NE OLDU? Ermeni tedhiş örgütleri, Harb-i Umumi (Birinci Dünya Savaşı) başlangıcında Rus Çarlığı'nın güdümünde Ermeni alaylarının oluşuma katılıp Doğu Anadolu'daki "Ermeni olmayan" unsurlar üzerinde terör estirmeye başlayınca, Ermeni tehciribir zorunluluk olarak ortaya çıktı. Kararın ilk işareti sayılan, Başkumandan Vekili Enver Paşa'nın 2 Mayıs 1915’te Dahiliye Nazırı Talat Paşa'ya gönderdiği yazıda şu ifadeler yer almıştır: Van Gölü etrafında ve Van vilayetince bilhassa ma’lûm olacak mevâki’-i muayyenedeki Ermeniler isyan ve ihtilâl için daimî bir ocak halindedirler. Bu halkın oradan kaldırılarak isyan yuvasının dağılması fikrindeyim. Üçüncü Ordunun verdiği malûmata nazaran Ruslar 7 Nisan’da (20 Nisan 1915) hududları dâhilindeki Müslüman ahâliyi çıplak bir halde hududumuz dâhiline sürdüler. Hem buna mukabele-i bilmisil olmak ve aynı zamanda yukarıda söylediğim maksadı hâsıl etmek üzere, ya merkum Ermenileri ve ailelerini Rusya hududu dâhiline sürmek, yahut merkum Ermenileri ve âilelerini Anadolu dâhiline muhtelif yerlere dağıtmak lâzımdır. Bu iki şıktan münâsibinin intihabı ile icrasını rica ederim. Bir mahzur yoksa ussat ailelerini isyan merkezlerini hudud hâricine sürmeyi ve onların yerine hudud hâricinden gelen İslâm halkı yerleştirmeyi tercih ederim. Devrin Osmanlı yönetimi 24 Nisan 1915'te Ermeni komitelerinin hepsini kapatma kararı alarak 235 önderini tutukladı. İstanbul'daki 610 komitecinin çoğu yakalanamamıştı. Tutuklananların bir kısmı Ayaş ve Çankırı'ya sevk edilmiş, yabancı ülke vatandaşı olduğu anlaşılan Ermeniler ise sınır dışı edilmişti. Bu tarih, 27 Mayıs 1915'te alınan tehcir kararının ön adımı sayılarak belirli siyasi çevrelerin ve Ermeni diasporasının sözde soykırımın başlangıcı ve sembolü olarak kabul görmektedir. Dahiliye Nazırı Talât Paşa’nın sahada icra ettiği tehcir doğrudan doğruya cephelerin güvenini sarsacak bölgelerde uygulanmıştır. Bunlardan birincisi Kafkas ve İran cephesinin geri bölgesini oluşturan Erzurum, Van ve Bitlis dolaylarıdır. İkincisi ise, Sina cephesi gerilerini oluşturan Mersin-İskenderun bölgeleridir. Ermenilerin bu bölgelerde düşmanla iş birliği yaptığı ve bir çıkarma hareketini kolaylaştıracak faaliyetler içinde bulundukları tespit edilmişti. Daha sonra bu uygulama isyan çıkaran, düşmanla iş birliği yapan ve Ermeni komitacılarına yataklık eden diğer vilayetlerdeki Ermenilere de teşmil edildi. Başlangıçta Katolik ve Protestan Ermeniler tehcir dışı bırakıldıkları hâlde, daha sonra bunlardan zararlı faaliyetleri görülenler de sevke tâbi tutuldu.

Rusya göçmenlere yönelik baskıyı artırıyor: Sınır dışı tehdidiyle cepheye zorlama stratejisi Haber

Rusya göçmenlere yönelik baskıyı artırıyor: Sınır dışı tehdidiyle cepheye zorlama stratejisi

Rusya parlamentosunun alt kanadı olan Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin, yabancı uyruklu vatandaşların sınır dışı edilmesine yol açacak idari suç kapsamının yaklaşık iki kat genişletileceğini duyurdu. Söz konusu kararın, özellikle Türkistan coğrafyasından gelen göçmenler üzerinde yeni bir baskı dalgası oluşturacağı tahmin ediliyor. Yeni düzenlemelerin göçmenleri "ya hapis, ya sınır dışı ya da Ukrayna’da savaş" tercihiyle karşı karşıya bırakacak. Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin’in açıklamasına göre, kısa süre içinde kabul edilmesi beklenen yeni yasayla birlikte sadece kamu düzenini bozmak değil; internetteki paylaşımlar, ordunun itibarını zedelemek ve hatta polisin "yasal taleplerine" uymamak gibi ucu açık maddeler de sınır dışı gerekçesi haline geliyor. TÜRKİSTANLI GÖÇMENLER HEDEFTE Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan gibi ülkelerden Rusya’ya giden göçmenleri sınır dışı edilmekle tehdit edilerek Ukrayna’ya karşı savaştırdığı biliniyor. İnsan hakları savunucuları, Rus emniyet güçlerinin özellikle Türkistan coğrafyasından gelenleri hedef alan geniş kapsamlı baskınlar düzenlediğine dikkat çekiyor. Bu süreçte uygulanan "sınır dışı" tehdidinin, Rus Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzalayarak "askerlik hizmeti karşılığı vatandaşlık" veya "ceza muafiyeti" tekliflerini kabul ettirmek için bir şantaj aracına dönüştüğü belirtiliyor. Yeni düzenlemeyle birlikte eklenen "orduyu diskredite etme" veya "kamu düzenine uymama" gibi suçlamaların muğlaklığı, göçmenlerin keyfi olarak gözaltına alınmasının önünü açıyor. 2025 yılında 72 bin kişinin sınır dışı edildiği Rusya’da, 2026 yılı itibarıyla bu sayının artması ve göçmenlerin en küçük bir idari ihlalde deport listesine alınması öngörülüyor. HUKUKİ KILIF ALTINDA SEFERBERLİK Duma’nın 2024’ten bu yana göçmenler hakkında kabul ettiği 22 farklı yasa, aslında sessiz bir "göçmen seferberliği"nin altyapısını oluşturuyor. Rusya ordusunun personel ihtiyacını karşılamak için kendi vatandaşları yerine "harcanabilir" gördüğü göçmen nüfusu kullanma eğilimi, bu yeni yasal düzenlemelerle resmi bir zemine oturtuluyor. Özellikle Türkistanlılar için Rusya’da çalışmak, artık sadece ekonomik bir mücadele değil; hapis, sınır dışı edilme veya tanımadıkları bir savaşta ön saflara sürülme tehlikesiyle örülü bir hayatta kalma savaşına dönüşmüş durumda.

BM: Rusya, hiçbir önkoşul olmadan Ukraynalı çocukları geri vermeli Haber

BM: Rusya, hiçbir önkoşul olmadan Ukraynalı çocukları geri vermeli

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü saldırganlığın en savunmasız kurbanları olan çocuklara yönelik kritik bir karara imza attı. Genel Kurulda oy çokluğuyla kabul edilen kararda, Rusya Federasyonu'ndan derhal ve hiçbir önkoşul olmaksızın yasa dışı şekilde yerinden edilen veya sınır dışı edilen tüm Ukraynalı çocukları geri vermesi talep edildi. 91 ülkenin desteklediği kararda, Rusya’nın sürdürdüğü zorla yer değiştirme, çocukların ailelerinden koparılması, vatandaşlık dayatılması, evlatlık işlemleri ve propaganda amaçlı ideolojik baskı uygulamalarını açık şekilde kınandı. Rusya'nın yanı sıra Belarus, İran, Küba, Nikaragua, Eritre, Mali ve birkaç başka devlet dahil toplamda 12 ülke karara karşı oy kullanırken, Çin, Hindistan, Brezilya, Kazakistan, Özbekistan ve Pakistan'ın da aralarında bulunduğu 57 ülke çekimser kaldı. ÇOCUKLAR EN SAVUNMASIZ HEDEF Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Mariana Betsa, kararı sunarken bunun siyasi değil, tamamen insanlık ve ahlaki sorumluluk meselesi olduğunu vurguladı. Rusya’nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın çocukları saldırganlığın en savunmasız hedefi haline getirdiğini belirten Betsa, Rusya'nın sadece çocukları öldürmekle kalmayıp, aynı zamanda onların kimliklerini de silmeye çalıştığını ifade etti. Betsa, işgal altındaki bölgelerde ve Rusya'da Ukraynalı çocuklara ana dillerinin, edebiyatlarının ve tarihlerinin yasaklandığını; bunun yerine onlara düşmanca propaganda aşılandığını aktardı. Çocukların "Nazi devleti" hakkındaki yalanları tekrarlamaya zorlandığını ve askerî eğitime tabi tutuldukları "çocuk ordularına" dahil edildiğini kaydetti. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, bugüne kadar Rusya en az 20 bin Ukraynalı çocuğu yasa dışı şekilde yerinden etti. Ukrayna ise bunlardan yalnızca bin 850'sini eve döndürmeyi başardı. ULUSLARARASI HUKUKUN AĞIR BİR İHLALİ BM Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock, karar taslağının görüşülmesi sırasında yaptığı açıklamada, çocukların sınır dışı edilmesinin uluslararası insancıl hukukun ağır bir ihlali olduğunu vurguladı. Baerbock, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesinin sivillerin işgal altındaki bölgelerden zorla yerinden edilmesini yasakladığını hatırlattı. Ayrıca, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin her çocuğun kimlik, aile hayatı ve kaçırılmaya karşı korunma haklarını garanti ettiğini belirtti. Baerbock, BM Güvenlik Konseyinin Rusya vetosu nedeniyle işlevsiz kaldığı bir dönemde Genel Kurulun “uluslararası düzeni, Ukrayna halkını ve en kırılgan kesim olan çocukları korumak için” sorumluluk aldığını söyledi. Diplomatlar, kararın kabulünü “uluslararası hukuk ve adalet adına atılmış önemli bir adım” olarak nitelendirirken, bunun kaçırılan çocukların evlerine dönebilmesi için kritik bir araç oluşturduğunu vurguladı.

Rusya’dan Gürcistan sınırında yeni insani kriz: 96 Ukraynalı günlerdir bekletiliyor Haber

Rusya’dan Gürcistan sınırında yeni insani kriz: 96 Ukraynalı günlerdir bekletiliyor

Rusya, sınır dışı ettiği Ukraynalıları doğrudan ülkelerine göndermek yerine Gürcistan sınırında bekleterek yeni bir insani krize yol açıyor. Dariali Sınır Kapısı'nın tampon bölgesinde Rusya’nın sınır dışı ettiği 96 Ukrayna vatandaşı günlerdir zor koşullarda bekletiliyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Haziran 2025’ten bu yana Rusya’nın Ukrayna vatandaşlarını Gürcistan üzerinden sınır dışı etme uygulamalarını yoğunlaştırdığını bildirdi. Kıyiv yönetimi, Moskova’ya bu kişilerin doğrudan Ukrayna sınırına gönderilmesi çağrısı yaptı ancak Rusya bu talebi reddederek Gürcistan-Rusya sınırında insani krize yol açtı. Çoğu daha önce işgal altındaki bölgelerde veya Rusya’da cezaevinde bulunan Ukraynalılar, Gürcistan üzerinden ancak Moldova’nın transit geçiş izni vermesi halinde Tiflis’e taşınabiliyor. Gürcü makamları, bu iznin ardından toplu nakil yapabileceklerini belirtiyor. Bakanlık yaptığı açıklamada, “Dariali Kontrol Noktası, önceki yıllarda sınır dışı edilen Ukrayna vatandaşlarının geri gönderilmesi için kullanılıyordu. Rusya'nın bu kontrol noktasından Ukrayna vatandaşlarını sınır dışı etme uygulamasının Haziran ayında önemli ölçüde yoğunlaşması ve Moldova’nın belirtilen kategorideki kişilerin geçişini askıya alması nedeniyle, sorun Temmuz ayında özellikle ciddileşti.” denildi. Açıklamada, Ukrayna’nın Tiflis Büyükelçiliğinin Uluslararası Kızılhaç, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Uluslararası Göç Örgütü ile birlikte krizin çözümü için çalıştığı bildirildi. 5 KİŞİ AÇLIK GREVİ BAŞLATTI Dariali Kontrol Noktasında tutulan 5 Ukrayna vatandaşı, 5 Ağustos'ta, Gürcistan'a girişlerine izin verilmesi talebiyle süresiz açlık grevine başladı. Eyleme diğer Ukraynalılar da katılmaya başladı. Açlık grevlerinin başlaması üzerine Ukraynalı konsoloslar bölgeye giderek vatandaşlarla görüştü ve Gürcistan’dan acil erişim talebinde bulundu. Ukrayna Dışişleri, sorunu çözmek için hem Gürcistan hem de Moldova ile görüşmelerin sürdüğünü, en kısa sürede yeni grupların Dariali’den çıkarılarak Ukrayna’ya gönderilmesinin hedeflendiğini duyurdu.

ABD, 500 binden fazla göçmenin oturum iznini iptal etti Haber

ABD, 500 binden fazla göçmenin oturum iznini iptal etti

Amerika Birleşik Devletleri İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), 532 bin göçmenin ülkede yaşamasına ve çalışmasına izin veren geçici yasal statülerin iptal edildiğini ve göçmenlere geri dönmeleri için tebligat gönderildiğini duyurdu. Bakanlığın resmî internet sayfasından yapılan açıklamada, Joe Biden yönetimi döneminde Kübalılar, Haitililer, Nikaragualılar ve Venezuelalılar için uygulamaya konan CHNV Şartlı Tahliye Programı kapsamında ABD’ye kabul edilen yabancılara yönelik tahliye sonlandırma bildirimleri göndermeye başlandı. GÖNÜLLÜ GİDENE İKRAMİYE Kişilerin beyan ettikleri e-posta adreslerine gönderilen mesajlarda, bu kişilere şartlı tahiyelerinin sona erdiği ve şartlı tahliyeye dayalı çalışma izinlerinin derhal geçersiz kılındığı bildirildi. İç Güvenlik Bakan Yardımcısı Tricia McLaughlin, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada Biden yönetimini suçlayarak, göçmenlerin yeterince incelemeden geçmediğini iddia etti. Öte yandan ABD’yi terk edip ülkelerine dönen göçmenlere, ülkelerine döndüklerinde seyahat yardımı ve bin dolar ikramiye verileceği duyuruldu. PROGRAM 2022 YILINDA HAYATA GEÇMİŞTİ ABD'de Joe Biden'ın başkanlık döneminde, 2022 yılında başlayan CHNV programı ile 500 binden fazla göçmen ABD’ye kabul edilmişti. Donald Trump, 2025 yılı ocak ayında göreve resmen geri gelmesi sonrasında bu programı iptal etmiş ve ABD Yüksek Mahkemesi, bu iptali 30 Mayıs 2025 tarihinde onaylamıştı. TRUMP, ÜLKE GENELİNDE PROTESTO EDİLİYOR ABD genelinde, Başkan Donald Trump’ın yasa dışı göçmenlere yönelik başlattığı baskınlara karşı protestolar yedinci gününde devam ediyor. Los Angeles’ta başlayan gösteriler, başta New York, Chicago, Seattle, Philadelphia, Austin, Las Vegas ve Vaşington olmak üzere en az 20'yi aşkın şehre yayıldı.

Rus işgalcilerinden Kırım Tatar siyasi tutsaklara Özbekistan'a sürgün tehdidi Haber

Rus işgalcilerinden Kırım Tatar siyasi tutsaklara Özbekistan'a sürgün tehdidi

Rus işgalcilerin Kırım’da Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurguladığı düzmece davalar çerçevesinde alıkonulan 2 Kırım Tatar siyasi tutsak, Rusya'nın psikolojik baskı ve hukuksuz sınır dışı etme tehditleriyle karşı karşıya. Rus yetkililerin, Sovyet döneminde gerçekleşen 18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı sonucu Özbekistan’da doğan ancak uzun süredir Ukrayna'da yaşayan Nasrulla Seydaliyev ve Lenur Seydametov’u Özbekistan’a sınır dışı etmekle tehdit ettiği bildirildi. Seydaliev, sözde Numan Çelebicihan Taburu Davası; Seydametov ise sözde Hizb-ut Tahrir Davası çerçevesinde mahkûm edildi. Siyasi tutsak Seydametov’un eşi Acire Seydaliyeva, eşinin 2012’de Kırım’a yerleştiğini ve yasal oturma izni aldığını aktardı. 2014’te ise Ukrayna vatandaşlığına geçecekken, Rus işgali nedeniyle bunun mümkün olmadığını belirtti. Ukrayna Geçici İşgal Altındaki Topraklardan Sorumlu eski Bakan Yardımcısı, Ukrayna’nın Taşkent Büyükelçiliği Birinci Sekreteri Yusuf Kurkçi, Seydametov'un oturma iznine sahip olması ve Ukrayna vatandaşı biriyle evli olmasına rağmen, bunların onun Rusya'dan Ukrayna'ya iade edilmesi için yeterli olmadığını ifade etti. Bununla birlikte Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva, Nusrulla Seydaliyev'in de cezaevinden serbest bırakılmasının ardından Özbekistan'a iade edilmesinin planlandığını duyurdu. Kurkçi, Seydaliyev'in Ukrayna vatandaşı olması nedeniyle onun Özbekistan’a sınır dışı edilmesinin hukuka aykırı olduğuna dikkat çekti. Kırım SOS Sivil Toplum Teşkilatı Başkanı Oleksiy Tilnenko, siyasi tutsakların Özbekistan’a gönderilme tehditlerinin arkasında psikolojik baskı olduğunu belirtti. İşgal altındaki bölgelerde yaşayan insanların yerinden edilmesinin bir savaş suçu olduğunu hatırlatan Tilnenko, işgalcilerin bu yöntemlerini Kırım Tatarlarını sindirmek için kullandığını kaydetti. LENUR SEYDAMETOV Lenur Seydametov, diğer altı Kırım sakini ile birlikte, 17 Şubat 2021 tarihinde işgalcilerin Karasubazar (Belogorsk), Bahçesaray, Akmescit (Simferopol), Akyar (Sivastopol) ve İçki (Sovyetskoye) bölgesinde düzenlediği toplu baskınlardan sonra alıkonuldu. Alıkonulanlardan biri olan Abdulboriy Mahamadaminov aynı gün serbest bırakıldı. Öte yandan; Lenur Seydametov, Timur Yalkabov, Azamat Eyupov, Yaşar Şihametov, Ernest İbragimov ve Oleg Fedorov hakkında tutuklama kararı alındı. Rusya’nın Rostov-na-Donu şehrindeki Güney Askeri Bölge Mahkemesi, 2022 yılında, Kırım Tatar siyasi tutsakları; Azamat Eyupov’u 17 yıl, Timur Yalkabov’u 17 yıl, Lenur Seydametov’u 13 yıl, Ernest İbragimov’u 13 yıl, Oleg Fedorov’u 13 yıl ve Yaşar Şihametov’u 11 yıl hapis cezasına mahkûm etti. SİYASİ TUTSAK NASRULLA SEYDAMETOV Rus işgal güçleri, Kırım’da 4 Mart 2022 tarihinde Kırım Tatar Nasrulla Seydaliyev’i alıkoydu. Ardından Seydaliyev sözde Numan Çelebicihan Taburu üye olma iddiasıyla tutuklandı. 30 Kasım 2022’de işgalci mahkeme haksız yere alıkonulan Kırım Tatarı hakkında 9 yıl hapis cezası kararı aldı. Seydaliyev’in Rusya’nın Krasnoyarsk bölgesindeki Minusinsk Cezaevinde zor gözaltı koşulları altında tutuluyor. 65 yaşındaki Kırım Tatar siyasî tutsak Nasrulla Seydaliyev’in sağlık durumunun önemli ölçüde kötüleşti. Ayrıca cezaevlerindeki kötü şartlar ve yetersiz beslenme nedeniyle siyasi tutsağın çok zayıfladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.