SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sınır Dışı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Sınır Dışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sınır Dışı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Almanya’da Rus casusu alarmı: Son 4 yılda 400 sınır dışı Haber

Almanya’da Rus casusu alarmı: Son 4 yılda 400 sınır dışı

Almanya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı işgal harekatının başladığı 2022 yılından bu yana Berlin yönetimi yaklaşık 400 Rus vatandaşını sınır dışı etti. Sınır dışı edilenlerin 80'ini Rus diplomatik misyon çalışanları oluşturuyor. Almanya merkezli BILD gazetesinin Almanya Dışişleri Bakanlığı verilerine dayandırdığı haberine göre, 2022 yılından bu yana Rusya’nın Almanya’daki büyükelçilik ve konsolosluk çalışanlarının sayısı belirgin şekilde azaldı. Alman makamları, 2022'den bu yana Rus diplomatik temsilciliklerinde görevli 80 personelin yanı sıra 313 Rus vatandaşını sınır dışı etti. Böylece sınır dışı edilen Rusların toplam sayısı 400'e yaklaştı. BUÇA KATLİAMI'NDAN SONRA İLK BÜYÜK DALGA Almanya, ilk kitlesel diplomat sınır dışı kararını Mart 2022'de Rus işgali altındaki Buça şehrinde sivillere yönelik gerçekleştirilen katliamların ortaya çıkmasının ardından almış ve yaklaşık 40 Rus diplomatı "istenmeyen kişi" (persona non grata) ilan ederek ülkeden göndermişti. OCAK 2026’DAKİ CASUSLUK SKANDALI Haberde, bilinen en son sınır dışı vakası olarak Ocak 2026 tarihli casusluk olayı gösterildi. Alman kolluk kuvvetleri, Wiener&Partner danışmanlık şirketinin yöneticisi olan 56 yaşındaki İlona V. isimli kadını gözaltına almıştı. Soruşturma dosyasına göre şüpheli kadının, Kasım 2023’ten itibaren Ukrayna-Rusya Savaşı ile ilgili kritik bilgileri toplayarak Rusya'nın Berlin Büyükelçiliğinde görevli bir diplomata aktardığı tespit edilmişti.

Lubinets: Rusya tarafından kaçırılan 2 bin 425 çocuk geri getirildi Haber

Lubinets: Rusya tarafından kaçırılan 2 bin 425 çocuk geri getirildi

Ukrayna İnsan Hakları Yüksek Komiseri (Ombudsman) Dmıtro Lubinets, Ukrayna dış temsilcilik başkanlarının yıllık konferansında yaptığı açıklamada, Rusya’nın geniş çaplı işgalinin ardından yasa dışı yollarla sınır dışı edilen veya zorla yerinden edilen 2 bin 425 çocuğun işgal altındaki topraklardan ve Rusya’dan Ukrayna’ya geri getirildiğini duyurdu. 20 BİNDEN FAZLA ÇOCUĞUNUN ZORLA GÖTÜRÜLDÜĞÜ BELGELENDİ Ukrayna tarafının şu ana kadar Rusya tarafından gerçekleştirilen 20 bin 610 Ukraynalı çocuğu zorla yerinden edilme vakasını resmî olarak doğruladığını belirten Lubinets, Ukraynalı büyükelçilere çağrıda bulunarak; yabancı ortakların ve uluslararası heyetlerin Rusya'nın işlediği suçların boyutunu yerinde görmeleri amacıyla Çocuk Haklarını Koruma Merkezlerine ziyaretler düzenlenmesine önayak olmalarını istedi ve şunları kaydetti: Rus suçlarının sonuçlarını kendi gözlerinizle görmek, bir raporda okumaktan çok daha etkilidir. BRİNG KİDS BACK UA GİRİŞİMİYLE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın himayesinde yürütülen Bring Kids Back UA (Çocukları Ukrayna'ya Geri Getirin) inisiyatifi kapsamında bugüne kadar 2 bin 425 Ukraynalı çocuğun ailelerine ve vatanlarına kavuşturulduğunu belirten Lubinets; Rusya tarafından kaçırılan tüm çocukların tespiti ve geri getirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü kaydetti. EN AZ 20 BİN UKRAYNALI ÇOCUK KAÇIRILDI Ukrayna’nın “Savaşın Çocukları” adlı ulusal veri tabanına göre, Rusya'nın Ukrayna'yı topyekûn işgal girişiminin başlangıcından bu yana Rusya tarafından işgal edilen bölgelerden yaklaşık 20 bin Ukraynalı çocuğun kaçırıldığı belgelendi. Öte yandan Ukraynalı yetkililer, gerçek sayının 200 bin ila 300 bin arasında olabileceğini ifade ediyor. İNSANLIĞA KARŞI SUÇ Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Mart 2026'da yayımlanan bir soruşturma raporunda, Rusya’nın Ukraynalı çocukları sınır dışı etmesi ve transfer etmesinin insanlığa karşı suç teşkil ettiği belirtildi. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ise Ukraynalı çocukların yasa dışı şekilde kaçırılması gerekçesiyle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve beş Rus yetkili hakkında yakalama kararı çıkardı. Moskova yönetimi ise suçlamaları reddederek, çocukların savaş bölgesinden gönüllü olarak tahliye edildiğini iddia ediyor.

Rusya 20 binden fazla Ukraynalı çocuğu kaçırdı: Reşit olan gençler kendi rızalarıyla Ukrayna’ya dönüyor Haber

Rusya 20 binden fazla Ukraynalı çocuğu kaçırdı: Reşit olan gençler kendi rızalarıyla Ukrayna’ya dönüyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik başlattığı topyekûn işgal girişiminin en büyük insanlık dramlarından biri olan "çocuk kaçırılmaları" Kıyiv’de düzenlenen "Kaçırılan Ukraynalı Çocukların Geri Getirilmesi" konulu basın toplantısında mercek altına alındı. Ukrayna Adalet Bakanlığı siciline göre, savaşın başından bu yana Rusya tarafından işgal altındaki topraklardan zorla götürülen çocuk sayısı 20 bin 610 olarak doğrulandı. Bugüne kadar Rusya Federasyonu tarafından zorla yerinden edilen çocuklardan 2 bin 368’i Ukrayna’ya geri getirilerek ailesine ya da yasal vasilerine teslim edildi. Özellikle içinde bulunduğumuz 2026 yılı, bu operasyonlarda büyük bir kırılma noktası oldu; sadece bu yılın ilk 7 ayında 500’den fazla çocuk Rus esaretinden kurtarıldı. Etkinlikte konuşan Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisinin Çocuk Hakları Temsilcisi Oksana Çervyakova, haziran ve temmuz aylarında Ukrayna’ya dönen genç sayısında gözle görülür bir artış yaşandığını belirtti. Çervyakova, bu çarpıcı dinamizmin arkasındaki nedeni şu sözlerle aktardı: Ukrayna'yı unutmayan, kalbinde taşıyan ve bilinçli olarak ülkemizi seçen çocuklar, 18 yaşını doldurur doldurmaz sınırları kendi başlarına geçerek Ukrayna'ya dönüyorlar. Eskiden bu tek tük rastladığımız bir durumken, şu an haftada 10’dan fazla genç tek başına sınırı geçerek bize ulaşıyor. Bu artış, Ukrayna'daki üniversite kayıt döneminin başlaması, devletimizin çocukları bilgilendirme çabaları, sunduğumuz rehabilitasyon programları, maddi yardımlar ve sosyal destek mekanizmalarının gelişmesiyle doğrudan bağlantılı. Çervyakova ayrıca, geri dönen kimsesiz genç kızlar ve erkekler için devlet tarafından özel "sosyal konutların" da hizmete açıldığını müjdeledi. GENÇLERİN TOPLUMA ENTEGRE EDİLMESİ İÇİN TİTİZ SÜREÇ YÜRÜTÜLÜYOR Ukrayna Çocuk Hakları Ağı STK Yönetim Kurulu Başkanı Darya Kasyanova ise işgal altındaki topraklardan kaçmayı başaran gençlerin topluma yeniden entegre edilmesi için titiz bir süreç yürüttüklerini anlattı. Kasyanova, "Gençlerimizi sınırda karşılıyoruz. Her birine özel bir vaka yöneticisi atanıyor. Bu uzmanlar gencin veya ailesinin tüm ihtiyaçlarını analiz ederek adeta ellerinden tutup onlara bu zorlu süreçte rehberlik ediyor. Unutmamalıyız ki bu çocukların büyük bir kısmı her şeylerini kaybetti." dedi. SORUMLULAR CEZALANDIRILACAK Ukrayna, çocukların sadece fiziki olarak kurtarılmasıyla değil, bu suça ortak olan Rus yetkililerin uluslararası hukuk önünde cezalandırılması için de vites yükseltti. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi STK Hukukçusu ve Çocuk Hakları Savunucusu Katerına Raşevska, “Ukraynalı çocukların yasa dışı sınır dışı edilmesi suçuna karıştığı tespit edilen 25 kişi hakkında resmî olarak şüpheli sıfatıyla dava açıldı. Ukraynalı çocukların beyin yıkamasına ilişkin en az 581, askerileştirilmesine ilişkin ise 28 ceza davası açıldı.” açıklamasını yaparak yürütülen hukuki süreçlerin boyutunu gözler önüne serdi. İNSANLIĞA KARŞI SUÇ Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Mart 2026'da yayımlanan bir soruşturma raporunda, Rusya’nın Ukraynalı çocukları sınır dışı etmesi ve transfer etmesinin insanlığa karşı suç teşkil ettiği belirtildi. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ise Ukraynalı çocukların yasa dışı şekilde kaçırılması gerekçesiyle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve beş Rus yetkili hakkında yakalama kararı çıkardı. Moskova yönetimi ise suçlamaları reddederek, çocukların savaş bölgesinden gönüllü olarak tahliye edildiğini iddia ediyor.

Avusturya, casusluk yapan 3 Rus diplomatı sınır dışı etti Haber

Avusturya, casusluk yapan 3 Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, Rusya’nın Viyana Büyükelçiliğinin ve diplomatik başka bir yapının çatısında yer alan “anten ormanlarını” casusluk amacıyla kullandığı tespit edilen 3 Rus diplomatın “istenmeyen kişi” ilan edildiğini açıkladı. Avusturya’nın kamu yayın kuruluşu ORF’de yer alan haberde, Rus diplomatik tesislerin çatısında yer alan antenlerin, uluslararası kuruluşlar da dâhil çeşitli kuruluşların uydu interneti üzerinden gönderdiği verileri yasa dışı ele geçirdiği belirtildi. Meinl-Reisinger, konuyla ilgili BBC’ye verdiği demeçte casusluğu Avusturya’nın güvenliği için önemli bir mesele olarak ele aldıklarını belirterek, “Casuslukla ilgili kararlı adımlar atıyoruz. Bunu Rus tarafına açıkça belirttik. Diplomatik dokunulmazlık casusluk faaliyetleri için kalkan olarak kullanılması kabul edilemez.” ifadelerini kullandı. Rusya’nın Viyana Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamada ise, “Avusturya makamlarının düşmanca hamlelerini tamamen haksız, siyasi amaçlı ve kabul edilemez buluyoruz. Moskova, Avusturya’nın bu düşüncesiz girişimlerine sert bir şekilde yanıt verecektir.” denildi. Avusturya'da yaklaşık 220 Rus diplomatın bulunduğu aktarılırken, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi ve saldırılarından bugüne kadar 14 Rus diplomatı sınır dışı ettiği biliniyor.

Soykırım yalanının 111. yılı: 24 Nisan 1915 Haber

Soykırım yalanının 111. yılı: 24 Nisan 1915

Osmanlı dönemindeki çetecilik faaliyetleri ve belirli siyasi akımlar göz önünde bulundurulmaksızın, 24 Nisan 1915 tarihi çerçevesinde tehcir ve sözde soykırımtartışmaları sürüyor. Söz konusu tarih belirli siyasi ajandaların da gündeminde kalmaya devam ediyor. İMPARATORLUKTA SİYASİ CEREYANLAR VE TÜRK VARLIĞINI KORUMA GAYESİ İstanbul'u tehcir yahut sevk ve iskan kararını almaya iten sebepler büyük oranda 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında görülen, Balkanlar başta olmak üzere imparatorluk dahilindeki çeşitli ulusların kendi siyasi ajandalarını oluşturması neticesinde patlak veren kanlı tedhiş (terör) olaylarıyla bağlantılıdır. Ermenilere yönelik tedbirlerin alınma sebebi 1912'de Balkanlarda yaşanan büyük nüfus kaybının Anadolu'da da yaşanmasını önleme gayretiydi. Nitekim önce 1877'te İsveç'te Ermeni ırkçısı Hınçak örgütü, 1890'da ise Tiflis'te Taşnak Sütyun Ermeni İhtilal Cemiyetleri Birliği kurulmuş, 1876-77 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında gündeme gelen Osmanlı Devleti topraklarının paylaşımı çerçevesinde bu örgütler de belirli kazanımların peşine düşmüştü. İMPARATORLUK TOPRAKLARINDA NÜFUZ VE NÜFUS MÜCADELESİ Osmanlı-Rus Harbi sonucunda imzalanan 1878 Yeşilköy ve Berlin antlaşmalarıyla Rusların, Ermeniler üzerinde etkinlik kazanması nedeniyle güneye inmek isteyen Rusların önünü kesmek amacıyla İngilizlerin dikkati Kafkasya üzerinde yoğunlaşmıştı. Büyük devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki nüfuz mücadelesinde Berlin Antlaşmasında Ermenistan olarak adlandırılan bölgeden ıslahat, güvenlik ve müdahale edebilme hakkı gibi şartlar yer almıştı. Bu antlaşma Rus yanlısı ile batı yanlısı Ermeniler üzerinde ayrılıkçı etkiler meydana getirmiş, 1890'da Tiflis'te kurulan Rus güdümlü "Taşnak Sutyun Ermeni İhtilal Cemiyetleri Birliği", Rus Çarlığı için Osmanlı sınırları içerisinde gönüllü olarak bir nevi "beşinci kol faaliyeti" yürütmeye başlamıştı. Taşnak cemiyeti siyasi ajandası doğrultusunda terör odaklı etki eylemlerine başvurarak Rus hakimiyetinin önünü açmak adına hareket ederek resmen kurulmasından önce 1888'de Van'da, 1890'da Erzurum'da ve 1894'te Sason'da isyanlar tertip ederek Müslüman halkı katliama tabi tutmuşlardı. 1896 Osmanlı Bankası baskını ise bu olayların pik noktası olmuştu. Osmanlı'nın bu hareketler karşısında sert tedbirler alması ise dünya basınında sözde "Türk zulmü" olarak lanse ettirilmişti. İleride de Balkan Savaşları döneminde asıl katliama uğrayan Türklerken, gerçekleşen katliamlar yine çeşitli basın organlarında "Türk barbarlığı" şeklinde yansıtılarak gerçeklerin çarpıtıldığı görülecektir. Önleyici tedbirleri bahane eden diğer ülkeler bu şekilde Osmanlı Devleti'ne bölgesel ıslahatlar adı altında kendi siyasi çıkarlarını dayatırlarken, belirli çeteler de kendi hesaplarına bölgedeki nüfus yoğunluğunu silah zoruyla değiştirmeye çalışıyorlardı. İmparatorluk sınırları içerisinde kanlı bir nüfuz ve nüfus mücadelesi söz konusuydu. 1912'de yaşanan Balkan Harbi ve gerçekleştirilen büyük Türk soykırımı, bunu açıkça ortaya koymuştu. Nitekim Balkan Harbi sırasında da bölgede bazı Ermeni çeteleri Bulgar ordusu saflarında Türk köylerini hedef almıştır. 24 NİSAN TARİHİNDE NE OLDU? Ermeni tedhiş örgütleri, Harb-i Umumi (Birinci Dünya Savaşı) başlangıcında Rus Çarlığı'nın güdümünde Ermeni alaylarının oluşuma katılıp Doğu Anadolu'daki "Ermeni olmayan" unsurlar üzerinde terör estirmeye başlayınca, Ermeni tehciribir zorunluluk olarak ortaya çıktı. Kararın ilk işareti sayılan, Başkumandan Vekili Enver Paşa'nın 2 Mayıs 1915’te Dahiliye Nazırı Talat Paşa'ya gönderdiği yazıda şu ifadeler yer almıştır: Van Gölü etrafında ve Van vilayetince bilhassa ma’lûm olacak mevâki’-i muayyenedeki Ermeniler isyan ve ihtilâl için daimî bir ocak halindedirler. Bu halkın oradan kaldırılarak isyan yuvasının dağılması fikrindeyim. Üçüncü Ordunun verdiği malûmata nazaran Ruslar 7 Nisan’da (20 Nisan 1915) hududları dâhilindeki Müslüman ahâliyi çıplak bir halde hududumuz dâhiline sürdüler. Hem buna mukabele-i bilmisil olmak ve aynı zamanda yukarıda söylediğim maksadı hâsıl etmek üzere, ya merkum Ermenileri ve ailelerini Rusya hududu dâhiline sürmek, yahut merkum Ermenileri ve âilelerini Anadolu dâhiline muhtelif yerlere dağıtmak lâzımdır. Bu iki şıktan münâsibinin intihabı ile icrasını rica ederim. Bir mahzur yoksa ussat ailelerini isyan merkezlerini hudud hâricine sürmeyi ve onların yerine hudud hâricinden gelen İslâm halkı yerleştirmeyi tercih ederim. Devrin Osmanlı yönetimi 24 Nisan 1915'te Ermeni komitelerinin hepsini kapatma kararı alarak 235 önderini tutukladı. İstanbul'daki 610 komitecinin çoğu yakalanamamıştı. Tutuklananların bir kısmı Ayaş ve Çankırı'ya sevk edilmiş, yabancı ülke vatandaşı olduğu anlaşılan Ermeniler ise sınır dışı edilmişti. Bu tarih, 27 Mayıs 1915'te alınan tehcir kararının ön adımı sayılarak belirli siyasi çevrelerin ve Ermeni diasporasının sözde soykırımın başlangıcı ve sembolü olarak kabul görmektedir. Dahiliye Nazırı Talât Paşa’nın sahada icra ettiği tehcir doğrudan doğruya cephelerin güvenini sarsacak bölgelerde uygulanmıştır. Bunlardan birincisi Kafkas ve İran cephesinin geri bölgesini oluşturan Erzurum, Van ve Bitlis dolaylarıdır. İkincisi ise, Sina cephesi gerilerini oluşturan Mersin-İskenderun bölgeleridir. Ermenilerin bu bölgelerde düşmanla iş birliği yaptığı ve bir çıkarma hareketini kolaylaştıracak faaliyetler içinde bulundukları tespit edilmişti. Daha sonra bu uygulama isyan çıkaran, düşmanla iş birliği yapan ve Ermeni komitacılarına yataklık eden diğer vilayetlerdeki Ermenilere de teşmil edildi. Başlangıçta Katolik ve Protestan Ermeniler tehcir dışı bırakıldıkları hâlde, daha sonra bunlardan zararlı faaliyetleri görülenler de sevke tâbi tutuldu.

Rusya göçmenlere yönelik baskıyı artırıyor: Sınır dışı tehdidiyle cepheye zorlama stratejisi Haber

Rusya göçmenlere yönelik baskıyı artırıyor: Sınır dışı tehdidiyle cepheye zorlama stratejisi

Rusya parlamentosunun alt kanadı olan Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin, yabancı uyruklu vatandaşların sınır dışı edilmesine yol açacak idari suç kapsamının yaklaşık iki kat genişletileceğini duyurdu. Söz konusu kararın, özellikle Türkistan coğrafyasından gelen göçmenler üzerinde yeni bir baskı dalgası oluşturacağı tahmin ediliyor. Yeni düzenlemelerin göçmenleri "ya hapis, ya sınır dışı ya da Ukrayna’da savaş" tercihiyle karşı karşıya bırakacak. Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin’in açıklamasına göre, kısa süre içinde kabul edilmesi beklenen yeni yasayla birlikte sadece kamu düzenini bozmak değil; internetteki paylaşımlar, ordunun itibarını zedelemek ve hatta polisin "yasal taleplerine" uymamak gibi ucu açık maddeler de sınır dışı gerekçesi haline geliyor. TÜRKİSTANLI GÖÇMENLER HEDEFTE Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan gibi ülkelerden Rusya’ya giden göçmenleri sınır dışı edilmekle tehdit edilerek Ukrayna’ya karşı savaştırdığı biliniyor. İnsan hakları savunucuları, Rus emniyet güçlerinin özellikle Türkistan coğrafyasından gelenleri hedef alan geniş kapsamlı baskınlar düzenlediğine dikkat çekiyor. Bu süreçte uygulanan "sınır dışı" tehdidinin, Rus Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzalayarak "askerlik hizmeti karşılığı vatandaşlık" veya "ceza muafiyeti" tekliflerini kabul ettirmek için bir şantaj aracına dönüştüğü belirtiliyor. Yeni düzenlemeyle birlikte eklenen "orduyu diskredite etme" veya "kamu düzenine uymama" gibi suçlamaların muğlaklığı, göçmenlerin keyfi olarak gözaltına alınmasının önünü açıyor. 2025 yılında 72 bin kişinin sınır dışı edildiği Rusya’da, 2026 yılı itibarıyla bu sayının artması ve göçmenlerin en küçük bir idari ihlalde deport listesine alınması öngörülüyor. HUKUKİ KILIF ALTINDA SEFERBERLİK Duma’nın 2024’ten bu yana göçmenler hakkında kabul ettiği 22 farklı yasa, aslında sessiz bir "göçmen seferberliği"nin altyapısını oluşturuyor. Rusya ordusunun personel ihtiyacını karşılamak için kendi vatandaşları yerine "harcanabilir" gördüğü göçmen nüfusu kullanma eğilimi, bu yeni yasal düzenlemelerle resmi bir zemine oturtuluyor. Özellikle Türkistanlılar için Rusya’da çalışmak, artık sadece ekonomik bir mücadele değil; hapis, sınır dışı edilme veya tanımadıkları bir savaşta ön saflara sürülme tehlikesiyle örülü bir hayatta kalma savaşına dönüşmüş durumda.

BM: Rusya, hiçbir önkoşul olmadan Ukraynalı çocukları geri vermeli Haber

BM: Rusya, hiçbir önkoşul olmadan Ukraynalı çocukları geri vermeli

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü saldırganlığın en savunmasız kurbanları olan çocuklara yönelik kritik bir karara imza attı. Genel Kurulda oy çokluğuyla kabul edilen kararda, Rusya Federasyonu'ndan derhal ve hiçbir önkoşul olmaksızın yasa dışı şekilde yerinden edilen veya sınır dışı edilen tüm Ukraynalı çocukları geri vermesi talep edildi. 91 ülkenin desteklediği kararda, Rusya’nın sürdürdüğü zorla yer değiştirme, çocukların ailelerinden koparılması, vatandaşlık dayatılması, evlatlık işlemleri ve propaganda amaçlı ideolojik baskı uygulamalarını açık şekilde kınandı. Rusya'nın yanı sıra Belarus, İran, Küba, Nikaragua, Eritre, Mali ve birkaç başka devlet dahil toplamda 12 ülke karara karşı oy kullanırken, Çin, Hindistan, Brezilya, Kazakistan, Özbekistan ve Pakistan'ın da aralarında bulunduğu 57 ülke çekimser kaldı. ÇOCUKLAR EN SAVUNMASIZ HEDEF Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Mariana Betsa, kararı sunarken bunun siyasi değil, tamamen insanlık ve ahlaki sorumluluk meselesi olduğunu vurguladı. Rusya’nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın çocukları saldırganlığın en savunmasız hedefi haline getirdiğini belirten Betsa, Rusya'nın sadece çocukları öldürmekle kalmayıp, aynı zamanda onların kimliklerini de silmeye çalıştığını ifade etti. Betsa, işgal altındaki bölgelerde ve Rusya'da Ukraynalı çocuklara ana dillerinin, edebiyatlarının ve tarihlerinin yasaklandığını; bunun yerine onlara düşmanca propaganda aşılandığını aktardı. Çocukların "Nazi devleti" hakkındaki yalanları tekrarlamaya zorlandığını ve askerî eğitime tabi tutuldukları "çocuk ordularına" dahil edildiğini kaydetti. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, bugüne kadar Rusya en az 20 bin Ukraynalı çocuğu yasa dışı şekilde yerinden etti. Ukrayna ise bunlardan yalnızca bin 850'sini eve döndürmeyi başardı. ULUSLARARASI HUKUKUN AĞIR BİR İHLALİ BM Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock, karar taslağının görüşülmesi sırasında yaptığı açıklamada, çocukların sınır dışı edilmesinin uluslararası insancıl hukukun ağır bir ihlali olduğunu vurguladı. Baerbock, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesinin sivillerin işgal altındaki bölgelerden zorla yerinden edilmesini yasakladığını hatırlattı. Ayrıca, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin her çocuğun kimlik, aile hayatı ve kaçırılmaya karşı korunma haklarını garanti ettiğini belirtti. Baerbock, BM Güvenlik Konseyinin Rusya vetosu nedeniyle işlevsiz kaldığı bir dönemde Genel Kurulun “uluslararası düzeni, Ukrayna halkını ve en kırılgan kesim olan çocukları korumak için” sorumluluk aldığını söyledi. Diplomatlar, kararın kabulünü “uluslararası hukuk ve adalet adına atılmış önemli bir adım” olarak nitelendirirken, bunun kaçırılan çocukların evlerine dönebilmesi için kritik bir araç oluşturduğunu vurguladı.

Rusya’dan Gürcistan sınırında yeni insani kriz: 96 Ukraynalı günlerdir bekletiliyor Haber

Rusya’dan Gürcistan sınırında yeni insani kriz: 96 Ukraynalı günlerdir bekletiliyor

Rusya, sınır dışı ettiği Ukraynalıları doğrudan ülkelerine göndermek yerine Gürcistan sınırında bekleterek yeni bir insani krize yol açıyor. Dariali Sınır Kapısı'nın tampon bölgesinde Rusya’nın sınır dışı ettiği 96 Ukrayna vatandaşı günlerdir zor koşullarda bekletiliyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Haziran 2025’ten bu yana Rusya’nın Ukrayna vatandaşlarını Gürcistan üzerinden sınır dışı etme uygulamalarını yoğunlaştırdığını bildirdi. Kıyiv yönetimi, Moskova’ya bu kişilerin doğrudan Ukrayna sınırına gönderilmesi çağrısı yaptı ancak Rusya bu talebi reddederek Gürcistan-Rusya sınırında insani krize yol açtı. Çoğu daha önce işgal altındaki bölgelerde veya Rusya’da cezaevinde bulunan Ukraynalılar, Gürcistan üzerinden ancak Moldova’nın transit geçiş izni vermesi halinde Tiflis’e taşınabiliyor. Gürcü makamları, bu iznin ardından toplu nakil yapabileceklerini belirtiyor. Bakanlık yaptığı açıklamada, “Dariali Kontrol Noktası, önceki yıllarda sınır dışı edilen Ukrayna vatandaşlarının geri gönderilmesi için kullanılıyordu. Rusya'nın bu kontrol noktasından Ukrayna vatandaşlarını sınır dışı etme uygulamasının Haziran ayında önemli ölçüde yoğunlaşması ve Moldova’nın belirtilen kategorideki kişilerin geçişini askıya alması nedeniyle, sorun Temmuz ayında özellikle ciddileşti.” denildi. Açıklamada, Ukrayna’nın Tiflis Büyükelçiliğinin Uluslararası Kızılhaç, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Uluslararası Göç Örgütü ile birlikte krizin çözümü için çalıştığı bildirildi. 5 KİŞİ AÇLIK GREVİ BAŞLATTI Dariali Kontrol Noktasında tutulan 5 Ukrayna vatandaşı, 5 Ağustos'ta, Gürcistan'a girişlerine izin verilmesi talebiyle süresiz açlık grevine başladı. Eyleme diğer Ukraynalılar da katılmaya başladı. Açlık grevlerinin başlaması üzerine Ukraynalı konsoloslar bölgeye giderek vatandaşlarla görüştü ve Gürcistan’dan acil erişim talebinde bulundu. Ukrayna Dışişleri, sorunu çözmek için hem Gürcistan hem de Moldova ile görüşmelerin sürdüğünü, en kısa sürede yeni grupların Dariali’den çıkarılarak Ukrayna’ya gönderilmesinin hedeflendiğini duyurdu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.