SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Soykırım

QHA - Kırım Haber Ajansı - Soykırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soykırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rus emperyalizminin propaganda miti Akyar’da vuruldu Haber

Rus emperyalizminin propaganda miti Akyar’da vuruldu

İşgal altındaki Kırım’ın Akyar (Sivastopol) kentinde, çarlık döneminden bu yana Rus militarizmini yücelten ve Rusya’nın bölgedeki işgalci varlığını meşrulaştırmak için küresel bir propaganda miti olarak kullanılan tarihi Panorama Müzesi, silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısının ardından çıkan yangında ağır hasar gördü. Kırım Tatar halkının hakikatlerini yok sayarak Rus imparatorluk anlatısını hafızalara kazıma misyonu üstlenen yapının vurulmasının ardından bir açıklama yapan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, müzenin yok oluşuna üzülenlere tepki göstererek, bu kurumun Rus emperyalizminin işlediği tarihi suçları örtbas etmek için kurgulanmış bir propaganda aracı olduğunu vurguladı. Akyar’ın Kremlin kontrolündeki sözde valisi Mihail Razvojayev ve işgal yönetimine bağlı müze idaresi, 9 Haziran’ı 10 Haziran’a bağlayan gece düzenlenen SİHA saldırısında, "Sivastopol Savunması 1854-1855" adlı devasa panoramik tablonun bulunduğu müze binasının doğrudan hedef alındığını ve çıkan yangında yapının "neredeyse tamamen yok olduğunu" duyurdu. Yangında küle dönen eserin, Fransız asıllı ressam Franz Roubaud tarafından yapılan ve Sovyet döneminde aslına “sadık kalınarak” yeniden üretilen bir kopyası olduğu; tablonun orijinal tarihi parçalarının ise koruma altında olduğu için zarar görmediği aktarıldı. ÇUBAROV: BU MÜZE İMPARATORLUĞUN SUÇLARINI GİZLEYEN BİR MASKEYDİ Söz konusu yıkım Ukrayna ve Rusya sosyal medya mecralarında bir kültür varlığının kaybı gerekçesiyle tartışma yaratırken, KTMM Başkanı Refat Çubarov’dan ezber bozan tarihi bir çıkış geldi. Çubarov, sosyal medya üzerinden yayımladığı mesajda, bu yapı için gözyaşı dökülmesini "köle psikolojisi" olarak nitelendirerek sert bir dille eleştirdi. Kırım Savaşı'nın faturasının Rus çarları tarafından Kırım'ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarına kesildiğini ve müzenin bu gerçeği gizlediğini hatırlatan Çubarov, şu tarihi gerçeklere dikkat çekti: Bu panorama, 20. yüzyılın başlarında II. Nikolay'ın onayladığı bir girişimle, Sivastopol Savunmasının Yaşatılması Komitesi aracılığıyla oluşturulmuştur. Peki ne amaçla? İmparatorluğun ‘kahramanlığını’ ebedileştirmek için. Ancak bu ‘kahramanlık’ anlatısında Kırım Tatar halkının trajedisine yer yoktu. Bu savaş yüzünden vatanlarını kaybeden yüz binlerce insan için… Peki bugün neyin yasını tutuyoruz? İmparatorluk hatırasına adanmış anıtın mı? Rusya’nın Kırım Savaşı'ndaki yenilgisinin faturasını Kırım Tatarlarına kestiğini ve onları acımasızca cezalandırdığını belirten Çubarov, “1856-1860 yılları arasında, hedefli bir baskı politikası sonucunda yüz binlerce Kırım Tatarı Kırım'dan sürüldü. O dönemin Rus verilerine göre yaklaşık 200 bin, o zamanki Rus karşıtı koalisyon ülkelerinden araştırmacılara göre ise 300 ila 500 bin yerli Kırım sakini yarımadadan çıkarılarak Osmanlı İmparatorluğu topraklarına yerleşmeye zorlandı.Bizim gerçek tarihimiz bu değil mi?" ifadelerini kullandı. Çubarov, Rusya’nın bu tür kurumları geçmişte işlenen büyük insanlık suçlarını örtbas etmek için ve kendine göre kurguladığı tarihi anlatıları insanlara dayatlam için kullandığını vurgulayan Çubarov, "Bu yüzden Sivastopol Panoraması için ağlamayı bırakın. Oraya isabet eden Ukrayna SİHA’sı, önce Rus, ardından Sovyet emperyalist propagandası tarafından bilincimize kazınan köle zihniyetinden kurtulmamıza yardımcı oluyor." dedi. PROPAGANDA MİTİNİN ARKASINDAKİ SOYKIRIM Rusya İmparatorluğu tarafından 1783'te işgal edildikten sonra Kırım sistemli bir Ruslaştırma ve sömürge sürecine maruz kaldı. Kırım Tatarları, topraklarını ve evlerini yok pahasına satarak Osmanlı coğrafyasına göç etmek zorunda bırakıldı. Kırım Savaşı’nın ardından yaşanan bu kitlesel sürgün dalgası yarımadanın demografik yapısını tamamen değiştirdi. 1783 yılında Kırım nüfusunun yüzde 98'ini oluşturan Kırım Tatarları, 19. yüzyılın sonunda kendi öz vatanlarında yüzde 34 ile azınlık durumuna düşürüldü. Rusya'nın bu baskıcı ve asimilasyoncu politikaları, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'ne kadar dalgalar halinde devam etti. Akyar’daki müze gibi kurumlar ise bu soykırım süreçlerinin üzerini örten ideolojik birer kalkan vazifesi görüyor.

KTMM’den 18 Mayıs bildirisi: Kırım’ın işgali, Sovyet soykırım politikasının devamıdır Haber

KTMM’den 18 Mayıs bildirisi: Kırım’ın işgali, Sovyet soykırım politikasının devamıdır

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanlık Divanı, 18 Mayıs Kırım Tatar Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü’nün 82. yıl dönümü vesilesiyle resmî bir bildiri yayımladı. KTMM Başkanı Refat Çubarov’un imzasıyla yayımlanan bildiride, Rusya’nın 2014 yılından bu yana Kırım’da sürdürdüğü işgal ve baskı politikalarının, 1944 yılındaki Sovyet soykırım pratiğinin doğrudan bir devamı olduğu vurgulandı. Bildiride, 18 Mayıs 1944’te çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 200 binden fazla Kırım Tatarının insanlık dışı şartlarda hayvan vagonlarına bindirilerek sürgüne gönderildiği ve ilk yıllarda halkın yüzde 46,2’sinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı. SOYKIRIMIN ULUSLARARASI ALANDA TANINMASI GENİŞLİYOR Ukrayna Parlamentosu’nun (Verhovna Rada) 2015 yılında bu sürgünü resmi olarak soykırım ilan ettiğini belirten KTMM, uluslararası alanda bu doğrultuda atılan tarihi adımlara dikkat çekti. Bildiride; Hollanda, Letonya, Litvanya, Kanada, Polonya, Estonya ve Çek Cumhuriyeti parlamentolarının 1944 sürgününü soykırım olarak tanıdığı, Lüksemburg Parlamentosu’nun ise sürgünü kınayarak günümüz Rus işgalindeki insan hakları ihlallerine karşı sert bir çözümü kabul ettiği belirtildi. “KIRIM TATARLARI YENİDEN SİSTEMATİK BİR YOK ETME POLİTİKASIYLA KARŞI KARŞIYA” KTMM, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesinden bu yana geçen 13 yıllık süreçte, Kırım Tatarlarının yeniden sistematik bir yok etme politikasıyla karşı karşıya kaldığını vurgulayarak şu açıklamada bulundu: Kitlesel aramalar, tutuklamalar, siyasi amaçlı zulüm, zorla kaybetmeler, Kırım Tatar halkının Meclisi'nin faaliyetlerinin yasaklanması, Kırım Tatar kültürünü ve kimliğini yok etmeye yönelik hedefli eylemler ve Kırım tarihinin çarpıtılması, yerli Kırım Tatar halkını topraklarından uzaklaştırmayı ve yok etmeyi amaçlayan Rus emperyalist politikasının doğrudan bir devamıdır. Yukarıda belirtilen Rusya Federasyonu'nun saldırgan bir devlet olarak eylemleri, Moskova'nın Kırım Tatar halkına, Ukrayna'ya ve Ukrayna ulusuna yönelik soykırımcı uygulamalarının bir devamı olarak nitelendirilmelidir. 20. yüzyılda SSCB komünist rejimi tarafından işlenen - Holodomor ve Sürgünlük - soykırım suçlarının hafızasını korumak; sadece milyonlarca kurbanın aziz hatırasını anmak adına ahlaki bir görev değil, aynı zamanda gelecekte bu tür suçların tekrarlanmasını önlemenin ve bugün Ukrayna topraklarında savaş suçları ile insanlığa karşı suçlar işleyen kişilerin cezalandırılmasının kaçınılmazlığını sağlamanın hukuki bir ön şartıdır. Kırım Tatar Halkının Soykırım Kurbanlarını Anma Günü’nde, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanlık Divanı şunları beyan eder: Sovyet rejimi tarafından Mayıs 1944'te gerçekleştirilen Kırım Tatar halkının sürgünü bir soykırım eylemidir ve bu suçta zaman aşımı bulunmamaktadır. Geçici işgal altında bulunan Kırım topraklarında yürütülen zulüm ve baskılar, Rusya'nın Kırım Tatar halkını yok etmeye yönelik soykırımcı politikasının sürekliliğinin doğrudan bir devamı ve tezahürüdür. Sovyet rejimi tarafından Mayıs 1944'te işlenen soykırımın dünya genelinde resmi olarak tanınması; gelecekte bu tür suçların tekrarlanmasını önlemenin hukuki ön şartı ve Rus işgali altındaki Kırım'da yeniden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan yerli halkı korumanın hukuki bir yoludur. Kırım Tatar Millî Meclisi; yerli Kırım Tatar halkının haklarının iade edilmesinin ve insan haklarının güvence altına alınmasının, yalnızca Kırım'ın işgalden kurtarılması ve Ukrayna'nın yarımada üzerindeki egemenliğinin eksiksiz bir şekilde yeniden tesis edilmesi şartıyla mümkün olduğunu vurgular. Buna bağlı olarak, aşağıdaki görevlerimiz geçerliliğini korumaktadır: Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) şehrinin işgalden kurtarılması; Ukrayna'nın uluslararası alanda tanınmış sınırları dahilinde toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması; Kırım Tatar halkının kendi kaderini tayin etme hakkının bir uygulama biçimi olarak ve Kırım topraklarında yaşayacak tüm Ukrayna vatandaşlarının hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması adına, egemen Ukrayna bünyesinde Kırım'a Kırım Tatar halkının millî -bölgesel özerkliği statüsünün verilmesi; 1944 Sürgünü'nün uluslararası toplum tarafından bir soykırım eylemi olarak tanınması. Kırım Tatar Millî Meclisi, uluslararası topluma şu çağrılarda bulunur: Rusya Federasyonu'nun uluslararası hukukun genel kabul görmüş ilke ve normlarını ihlal etmesine son vermek, ayrıca uluslararası toplumun taleplerini (özellikle işgalin sona erdirilmesi, Ukrayna'nın devlet egemenliğinin ve uluslararası alanda tanınmış sınırları dâhilindeki toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesini) yerine getirmesini sağlamak amacıyla; askerî, yaptırım, siyasi-diplomatik ve ekonomik tüm mekanizmaları kullanarak Ukrayna'ya verilen desteği ve saldırgan devlet olan Rusya Federasyonu üzerindeki baskıyı artırmak; BM Yerli Halkların Hakları Bildirgesi uyarınca, Kırım Tatar halkı başta olmak üzere yerli halkların haklarını korumak; 1944 yılında Kırım Tatarlarının Kırım'dan sürülmesini aldıkları kararlarla Kırım Tatar halkına yönelik bir soykırım eylemi olarak tanıyan devletlerin safına katılarak, 18 Mayıs'ta Kırım Tatar halkının soykırım kurbanlarını anma etkinliklerinde yer almak. Kırım Tatar halkı, totaliter Sovyet rejimine karşı direnmiş ve yiğitçe mücadele etmiştir. Bugün de halkımız; vakur duruşunda, sarsılmazlığında ve Ukrayna devletinin ayrılmaz bir parçası olan ve öyle kalacak olan anavatanı Kırım'a olan bağlılığında kararlılığını göstermektedir. Kırım Tatar halkının soykırım kurbanlarını dua ederek saygıyla anıyoruz. Yüce Allah hayatını kaybedenlerin ruhlarını şad eylesin. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’ageri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde KırımTatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

Bariyev: 1944 Sürgünü ve 2014 işgali aynı soykırımcı politikanın halkalarıdır Haber

Bariyev: 1944 Sürgünü ve 2014 işgali aynı soykırımcı politikanın halkalarıdır

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi Eskender Bariyev, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı açıklamada, 1944 yılında tüm halkın vatanından koparılmasının sadece geçmişe ait bir trajedi değil, günümüzde de süren sistemli bir yok etme çabası olduğunu ifade etti. Bariyev, 1944 yılında başlayan sürgün sürecinin 45 yıl boyunca kesintisiz devam ettiğini belirterek şunları söyledi: 18 Mayıs 1944’ü hatırlamak bizim için hayati önem taşır. Bu sadece hayatını kaybedenlerle ilgili değil; dilimizin yasaklandığı, 'Kırım Tatarıyım' demenin suç sayıldığı o karanlık dönemde kimliğimizi düğünlerimizle, dualarımızla korumaya çalıştığımız yılların hafızasıdır. Eğer bir halk tarihini unutmaz ve birliğini korursa bir geleceği olabilir. 2014 İŞGALİ: “SOYKIRIMIN DEVAMI” 2014 yılında Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesini, 1944’te başlayan politikanın doğrudan bir devamı olarak niteleyen Bariyev, “Tam vatanımıza dönmeye ve yeniden ayağa kalkmaya başlamışken, maalesef 2014'te Kırım yeniden işgal edildi ve Kırım Tatarlarına yönelik baskılar tekrar başladı. Sadece dinî gerekçelerle baskı kurmadılar; temsil organımızı Kırım Tatar Millî Meclisimizi yasakladılar, Kırım Tatarca eğitim saatlerini kısıtladılar. Televizyon kanallarımızı, medya kuruluşlarımızı kapattılar. Bu, işgalcilerin halkımıza yönelik asimilasyon ve soykırım politikasını sürdürme yöntemidir. Dolayısıyla 1944 ile 2014 yılları arasındaki paralellikler sadece benzerlik değil; işgalcilerin halkımıza yönelik tutumunun birer kanıtıdır.” dedi. 8 ÜLKE “SOYKIRIM” DEDİ Bariyev, sürgünün hukuksal statüsü üzerine yürüttükleri çalışmaların meyvelerini vermeye başladığını belirterek, "1944 Sürgünü'nü hukuksal olarak 'soykırım' olarak nitelendiren bir çalışma hazırladık. Bu hukuki nitelendirmede 2014 işgalinin, Kırım Tatarlarına yönelik soykırımcı politikanın bir devamı olduğu açıkça belirtilmiştir. Bugün Ukrayna ile birlikte 9 ülke, sürgünü 'soykırım', 2014 işgalini ise bu 'soykırımcı politikanın devamı' olarak tanımış durumda." şeklinde hatırlattı. “CEZALANDIRILMAYAN SUÇ TEKERRÜR EDER” İnsanlığa karşı işlenen suçların bir daha yaşanmaması için dünya kamuoyuna farkındalık çağrısında bulunan Bariyev, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: Başlarda pek çok kişi bu hukuki tanımaya inanmıyordu ama bugün sonuçları görüyoruz. Kırım Tatar Sürgünü’nün tanınması, aslında sürgün edilen diğer tüm halkların haklarının tanınması için atılmış ilk adımdır. Bizim görevimiz bu farkındalığı artırmak ve bu suçları daima hatırlatmaktır. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Janukonis’ten 18 Mayıs mesajı: Kırım özgür olacak Haber

Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Janukonis’ten 18 Mayıs mesajı: Kırım özgür olacak

Büyükelçi Janukonis mesajında, Sovyet rejimi tarafından gerçekleştirilen 18 Mayıs 1944 sürgününün her Kırım Tatar ailesini etkileyen büyük bir insanlık suçu olduğunu vurguladı. Sürgün sırasında çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini belirten Janukonis, Kırım Tatarlarının yalnızca mallarını değil, tarihî vatanlarını da kaybettiklerini ifade etti. Mesajında Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı yasa dışı şekilde işgal ardından trajedinin yeniden yaşandığına dikkat çeken Janukonis, çok sayıda Kırım Tatarının yeniden yurtlarını terk etmek zorunda kaldığını, baskı ve zulümle karşı karşıya bırakıldığını kaydetti. “LİTVANYA UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYOR” Litvanya’nın Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü, Kırım dâhil olmak üzere güçlü şekilde desteklediğini belirten Janukonis, “Kırım Tatar halkı onuru, saygıyı ve kendi geleceğini kendi topraklarında kurma hakkını hak ediyor.” ifadelerini kullandı. Rusya’nın Ukrayna’dan çekilmesi ve uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi. Litvanya ile Kırım Tatar halkı arasındaki tarihî bağlara da değinen Janukonis, Litvanya Tatar toplumunun ülkenin gelişimine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Litvanya halkının da Sovyet sürgünlerinden büyük acılar yaşadığını ifade eden Janukonis, annesinin iki yaşındayken Sibirya’ya sürgün edildiğini ve 11 yıl burada yaşamak zorunda kaldığını anlattı. Litvanya Parlamentosunun, 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıyan ilk parlamentolardan biri olduğunu hatırlatan Janukonis, uluslararası topluma Sovyet rejiminin işlediği suçların, Kırım Tatarlarına yönelik suçlar dâhil olmak üzere değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Mesajının sonunda Türkiye, Ukrayna ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Kırım Tatarlarına seslenen Janukonis, “18 Mayıs asla unutulmayacak ve Kırım özgür olacak.” ifadelerine yer verdi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

Kırım Derneği Çatalca Şubesi, Kırım Tatar Soykırımı şehitlerini andı Haber

Kırım Derneği Çatalca Şubesi, Kırım Tatar Soykırımı şehitlerini andı

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Çatalca Şubesi tarafından, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı vesilesiyle İstanbul’un Çatalca ilçesi İzzettin Mahallesi’nde bulunan “Kırım Türkleri Sosyal Tesisleri Kırım Tatar 1944 Sürgün Anıtı” önünde soykırım şehitlerini anma programı düzenlendi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar halkının insanlık dışı şartlarda öz vatanlarından koparıldığı ve büyük acılar yaşadığı vurgulandı. "Kırım Türkleri Sosyal Tesisleri Kırım Tatar 1944 Sürgün Anıtı” önünde gerçekleştirilen etkinlikte, anıta karanfiller bırakılırken, sürgünde yaşamını yitiren soydaşlar için Kur’an-ı Kerim okunup dua edildi. "UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ" Çatalca Şubesi tarafından yapılan açıklamada, sürgünün Kırım Tatar halkının hafızasında derin izler bıraktığı belirtilerek, “Vatan Kırım, kalbimizde sızlamaya devam edecek. Unutmadık, unutturmayacağız.” ifadelerine yer verildi. Anma programına Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, CHP Çatalca İlçe Başkanı Gökberk Öder ve yönetim kurulu üyeleri, MHP Çatalca İlçe Başkanı Halit Tuncay Uğur ve yönetimi, CHP Meclis Üyeleri Kubilay Tuncel ile Ramazan Ilgın, TURKSİD Genel Başkanı Ertan Baştuhan, Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, Esenyurt Balkan Türkleri Derneği Başkanı Nejat Yurdal, Cemevi Başkanı Ali Üşümüş, Kaleiçi Mahallesi Muhtarı Ergün Çağlayan, Kestanelik Mahallesi Muhtarı Olcay Güvenci, Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu Kurucu Genel Başkan Recep Osman Erdoğan, İzzettin Mahallesi Muhtarı Seyit Ali Aksoy ile İzzettin Mahallesi sakinleri katıldı.

Antalya’da 1944 Sürgünü ve Soykırımı mesajı: Unutmadık, unutmayacağız! Haber

Antalya’da 1944 Sürgünü ve Soykırımı mesajı: Unutmadık, unutmayacağız!

Ukrayna'nın Antalya Başkonsolosu Bohdan Konopyastıy ve Kırım Derneği Manavgat Şubesi Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yıl dönümü vesilesiyle ortak bir basın açıklaması yaptı. Konsolosluk binasında gerçekleştirilen açıklamada, 18 Mayıs 1944’te yaşanan trajedi anılırken, Rusya’nın bugünkü Kırım politikaları sert bir dille eleştirildi. Basın açıklamasında, bundan tam 82 yıl önce Sovyet yönetimi tarafından Kırım Tatarlarına yönelik gerçekleştirilen sürgünün, uluslararası hukukta doğrudan "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" teşkil ettiği vurgulandı. Açıklamada, eli silah tutan Kırım Tatar erkeklerinin Kızıl Ordu saflarında cephede savaştığı sırada; geride kalan yaşlı, kadın ve çocukların hayvan vagonlarında zorunlu göçe tabi tutulduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: Karanlık ve havasız vagonlarda, en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar; açlık, susuzluk ve perişanlık neticesinde Kırım Tatar halkının nüfusunun yüzde 46’sının hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Bu trajik bilanço, modern hukukun ve insanlık vicdanının asla kabullenemeyeceği bir demografik yıkımın belgesidir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Kırım Tatarlarının kendi imkânlarıyla anavatanlarına dönerek yeniden kök saldığı ve öz yönetim yapılarını oluşturduğu belirtilirken, 2014’teki Rus işgaliyle bu sürecin ağır darbe aldığı ifade edildi. Açıklamada, Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) Vladimir Putin yönetimindeki Rusya tarafından yasaklandığı ve Kırım’ın “açık hava hapishanesine” dönüştürüldüğü kaydedildi. Paylaşılan verilere göre, Kırım’daki toplam 351 siyasi mahkûmun 181’ini Kırım Tatarları oluşturuyor. Kırım Tatarları bölge nüfusunun yalnızca yüzde 10’unu oluşturmasına rağmen, siyasi mahkûmların yüzde 55’inin Kırım Tatarı olduğu belirtildi. Ayrıca tutuklu Kırım Tatarlarının 60’ının kadın olduğu aktarıldı. Açıklamada, Rusya’nın bu sistemli baskılar nedeniyle halkın en doğal hakkı olan matem günlerini anmasına dahi tahammül edemediği, aynı zamanda Ukrayna genelinde yürütülen saldırganlıkla savaş suçları işlenmeye devam ettiği aktarıldı. "UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!" Kırım Tatar halkının muhaceretteki temsilcileri, millî kimliklerini ve haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceklerini belirterek açıklamayı, "İnsanlık suçu olan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıldönümünde, sürgün şehitlerimizi rahmet, minnet ve sarsılmaz bir bağlılıkla anıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız!" sözleriyle noktaladı. BAŞKONSOLOS KONOPYASTIY'DAN 19 MAYIS MESAJI Açıklamanın sonunda, Türkiye Cumhuriyeti'nin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı da kutlayan Ukrayna Antalya Başkonsolosu, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi ile Kırım halkının özgürlük arayışı arasında anlamlı bir bağ kurdu. Başkonsolos Konopyastıy, sözlerini şöyle tamamladı: Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinin başlangıcını simgeleyen bu anlamlı tarih; özgürlük, insan onuru ve halkların kendi geleceğini belirleme hakkı için verilen mücadelenin önemini bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Bugün Ukraynalılar ve Kırım Tatarları da kendi özgürlüğü, insan hakları ve vatanlarında özgür yaşama hakkı için omuz omuza mücadele etmektedir.

Muhakeme youtube kanalında Moskova’yı fetihten sürgüne Kırım Tatarları konuşuldu Haber

Muhakeme youtube kanalında Moskova’yı fetihten sürgüne Kırım Tatarları konuşuldu

YouTube’da yayın yapan Muhakeme kanalında Türk dünyası meselelerinin konuşulduğu “Türk Yurtlarından Notlar” programında “Moskova’yı Fetihten Sürgüne Kırım Türklüğü” başlıklı bir içerik yayınlandı. Emre Kartal tarafından hazırlanan programda 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nda Kırım Tatarlarının yaşadığı acılar, 2014’te Rusya’nın gerçekleştirdiği işgal ve hukuksuzluklarla birlikte Kırım Tatarlarının zaferlerle dolu tarihine de değinildi. Yaklaşık 6 ay önce yayın hayatına başlayan Muhakeme YouTube kanalı pek çok konseptte çalışmalarını gerçekleştiriyor. Bu konseptlerden biri olan “Türk Yurtlarından Notlar” programını hazırlayan Emre Kartal her programda farklı Türk coğrafyasının gündemini ve meselelerini ele alıyor. 18 Mayıs 1944 tarihinde gerçekleşen Kırım Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümü olması sebebiyle de bu haftaki programlarında Kırım konuşuldu. MOSKOVA’YI FETHEDEN KIRIM HANLIĞI Programda Kırım Tatarlarının ve Kırım coğrafyasının tarihine değinilerek özellikle Kırım Hanlığının zaferlerle dolu tarihinden örnekler anlatıldı. Kırım Hanı Devlet Giray komutasındaki orduların Moskova’yı fethi ve büyük Moskova yangını çevresinde gelişen olayları anlatan Kartal, Kırım Hanlığı ile Osmanlı Devleti arasındaki değerli ve güçlü ilişkiye de yoğun atıf yaptı. İKİ YUMRUK ARASINDA KIRIM TATARLARI İkinci Dünya Savaşı ikliminde Nazi ve Sovyetler Birliği işgallerini gören Kırım’ın yaşadığı dramatik gelişmelere değinen Kartal, iki güç arasında Kırım Tatarlarının aradıkları bağımsızlık ve özgürlüğü ve bu bağlamda yaşadıkları acı hadiseleri örneklerle incelendi. Hitler ve Stalin’in ayrı ayrı sürgün hareketlerine değinilerek II. Dünya Savaşı’nda Kızıl Ordusu yanında savaşan Kırım Tatarlarının dahi Stalin tarafından nasıl sürgün edildiğini örnekleriyle anlatıldı. ARABAT FACİASI HATIRLANDI Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı sırasında unutulan ve gemilere doldurularak batırılan Kırım Tatarlarının acı kaderlerini hatırlatan Kartal, Araba faciasının asla unutulmaması gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte sürgüne dair bilgiler paylaşılan programda sürgünün soykırım olduğu vurgulandı. SOVYET SÜRGÜNÜNDEN RUS İŞGALİNE KIRIM Sürgünden sonra 2014 yılından Rus işgal kuvvetlerince gerçekleşen saldırıları gündemine alan Kartal, hukuksuz referandum ve işgalin tanınmaması gerektiğini işaret etti. Rusya’nın Kırım’dan sonra Ukrayna’nın başka bölgelerinde de işgal ve katliam yürüttüğünün işaret edildiği programda Türk dünyasının tamamının büyük siyasi bağlamların dışına çıkarak sade ve sadece Kırım Tatarlarından yana olması gerektiği vurgulandı. Programda “Aluştadan Esen Yeller” ve Kırım Tatar Millî Marşı olan “Ant Etkenmen” de okunarak Kırım Tatarlarının bağımsızlık ruhuna ve edebi gücüne atıf yapıldı. Programda ayrıca Antlı Şehit Numan Çelebicihan, Kırım Tatarlarının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abülcemil Kırımoğlu gibi abide şahsiyetin mücadelelerine de atıf yapıldı. EMRE KARTAL KİMDİR? Muhakeme YouTube kanalında “Türk Yurtlarından Notlar” programını hazırlayan Emre Kartal, Gazi Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında lisans ve yüksek lisans derecesine sahip. Halihazırda da Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında doktora eğitimine devam ediyor. Uzun yıllardır çeşitli sivil toplum kuruluşlarında özellikle Türklük ve Türk dünyası üzerine çalışmalar yürüten, pek çok yayın organında uluslararası ilişkiler alanında çalışmaları yayınlanan Kartal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde danışman olarak görev yapmaktadır. Kartal özellikle Çin Halk Cumhuriyeti dış politikasına ve Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine yönelik akademik çalışmalarda bulunuyor.

Ukrayna'dan İspanya’ya 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nı tanıma çağrısı Haber

Ukrayna'dan İspanya’ya 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nı tanıma çağrısı

Ukrayna Parlamentosu Başkanı Ruslan Stefançuk, İspanya Temsilciler Meclisi Başkanı Francina Armengol ile Kıyiv’de gerçekleştirdiği görüşmede, 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın uluslararası düzeyde soykırım olarak tanınması konusunu gündeme taşıdı. Ukrayna Parlamentosu (Verhovna Rada) tarafından yapılan açıklamaya göre görüşme, İspanya Temsilciler Meclisi Başkanı Armengol’un iki ülke ilişkileri tarihinde ilk kez gerçekleştirdiği resmî ziyaret kapsamında yapıldı. Görüşmede Ukrayna Parlamentosu Başkanı Stefançuk, Ukrayna’nın 18 Mayıs’ta Kırım Tatar halkına yönelik soykırımın kurbanlarını anacağını belirterek, bunun Sovyet totaliter rejiminin işlediği en ağır suçlardan biri olduğunu vurguladı. Stefançuk, tarihî adaletin sağlanması adına uluslararası ortakların desteğinin önemine dikkat çekti. UKRAYNA'DAN İSPANYA'YA ÇAĞRI Ukrayna Parlamentosu Başkanı Stefançuk, İspanya'ya 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün soykırım olarak tanınmasına yönelik uluslararası girişimlere destek verme çağrısında bulundu. Taraflar ayrıca Ukrayna’ya yönelik desteğin sürdürülmesi, hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesi, Rusya’ya yönelik yaptırımların artırılması, saldırı suçuna ilişkin özel bir uluslararası mahkeme kurulması ve Rusya tarafından zorla götürülen Ukraynalı çocukların geri getirilmesi konularını da ele aldı. Stefançuk, İspanya’ya Ukrayna’ya verdiği siyasi, savunma, insani ve mali destek nedeniyle teşekkür ederek, “Ukrayna’ya destek amacıyla kabul edilen her belge; birlik, kararlılık ve özgürlüğün yanı sıra uluslararası hukukun korunmasına bağlılığın güçlü bir göstergesidir.” ifadelerini kullandı.

Doğu Türkistan Sürgün Hükûmetinden BM’ye tarihi başvuru Haber

Doğu Türkistan Sürgün Hükûmetinden BM’ye tarihi başvuru

Doğu Türkistan Sürgün Hükûmeti (DTSH) ve Doğu Türkistan Millî Hareketi (DTMH) 5 Mayıs 2026 tarihinde BM Dekolonizasyon Özel Komitesine tarihi bir başvuruda bulundu. Başvuruda Doğu Türkistan’ın “Kendi Kendini Yönetemeyen Ülke” (Non-self-governing Territory) olarak kaydedilmesi talep edildi. “SOYKIRIM UYGULAMALARI DEVAM EDİYOR” DTSH Cumhurbaşkanı Dr. Mamtimin Ala, başvuruya ilişkin yaptığı açıklamada, 80’den fazla ulusun BM dekolonizasyon çerçevesinde bağımsızlığını kazandığını belirterek, “Doğu Türkistan halkı artık aynı hakkı resmen talep ediyor. Mücadelemiz sadece bir insan hakları meselesi değil; uluslararası bir bağımsızlık mücadelesidir.” dedi. Mevcut mekanizmaların, Çin Komünist Partisi (ÇKP) rejiminin Doğu Türkistan’da, Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türk halklarına yönelik gerçekleştirdiği soykırımı durduramadığını aktaran Ala, “BM’nin 2022 raporundaki ‘insanlığa karşı suç’ tespitlerine, ABD, İngiltere, Hollanda ve Kanada başta olmak üzere Avrupa'daki birçok ülke parlamentosunun soykırım kararlarına rağmen kitlesel toplama kampları ve zorla çalıştırma uygulamaları kesintisiz devam etmektedir. Son olarak ocak 2026’da BM özel raportörleri, devlet eliyle yürütülen zorla çalıştırma transferlerinin uluslararası hukuka göre 'insanlığa karşı suç kapsamında köleleştirme’ teşkil edebileceği uyarısında bulunmuştur.” ifadelerini kullandı. Başvuru dilekçesinde, Çin'in 2026 yılında yürürlüğe koyduğu “Etnik Birliği ve İlerlemeyi Teşvik Yasası”nın soykırım aracı olarak kullanıldığına dikkat çekildi. Dilekçede bulunan başlıca talepler arasında; Çin’in Doğu Türkistan’daki “işgalci güç” olarak tanımlanması, Doğu Türkistan'ın kendi kaderini tayin ve bağımsızlık hakkının teyit edilmesi, BM kuruluşlarının, Doğu Türkistan halkının haklı bağımsızlık mücadelesine maddi ve manevi yardımda bulunması yer aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.