SON DAKİKA
Hava Durumu

#Soykırım

QHA - Kırım Haber Ajansı - Soykırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soykırım haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukraynalı vekilden "Sürgün" çıkışı: Tüm dünya Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanımalı Haber

Ukraynalı vekilden "Sürgün" çıkışı: Tüm dünya Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanımalı

Polonya Parlamentosunun alt kanadı Sejm, 12 Temmuz 2024 tarihli genel kurulunda, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan kararı kabul etti.  Kararın oylanması esnasında, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, KTMM Başkan Yardımcısı ve Ukrayna Milletvekili Ahtem Çiygöz, KTMM Üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) İcra Komitesi Polonya Üyesi Nedim Useinov ile birlikte misafir olarak Polonya Parlamentosunda bulunan Ukrayna Milletvekili Mıkola Knyajıtskıy, sürgünün soykırım olarak tanınmasını içeren kararın onaylanması sonrasında açıklamalarda bulundu. "KIRIM ANCAK UKRAYNA VE KIRIM TATAR OLURSA ÖZGÜR OLABİLİR" Ukrinform haber ajansının Varşova muhabirine konuşan Mıkola Knyajıtskıy, Ukrayna Parlamentosunun 2015 yılında kabul ettiği, 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan yasanın öncüsü olduğunu anımsatarak, "Tüm dünyanın Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıması gerektiğine kesinlikle inanıyorum" dedi. Sürgünün soykırım olarak tanınmasının özellikle bu dönemde önemli olduğunu, çünkü Ukrayna'nın ayrılmaz bir parçası olan ve olmaya devam eden Kırım'ın geleceği söz konusu olduğunda, Kırım Tatarlarının hakları hakkında konuşulması gerektiğini sözlerine ekleyen Knyajıtskıy, "Sonuçta, sadece topraktan değil, ortak bir geçmişe ve ortak bir geleceğe sahip olduğumuz, Ukrayna halkının bir parçası olan, toprakları için savaşan ve yüzyıllardır Rus saldırganlar tarafından zulüm gören büyük Kırım Tatar halkından bahsediyoruz" şeklinde konuştu. Dünyanın Kırım Tatarlarından bahsetmediği bir durumda Kırım hakkında konuşmanın imkansız olduğunu anlaması gerektiğini vurgulayan Milletvekili, sözlerine şu şekilde devam etti. Kırım ancak Ukrayna ve Kırım Tatar olursa özgür olabilir. SÜRGÜNÜ SOYKIRIM OLARAK TANIYAN BEŞİNCİ DEVLET POLONYA Polonya, 12 Temmuz 2024 tarihinde kabul ettiği kararla 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan 5. ülke oldu. Kırım Tatar Sürgünü’nün 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu tarafından soykırım olarak kabul edilmesi sonrasında; 2019 yılında Letonya ve Litvanya parlamentoları, 2022’de ise Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanımıştı. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI ???? 80 yıldır dinmeyen acı: 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı pic.twitter.com/YcZoYflQPH — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 16, 2024 Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatar erkeklerin büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere hayvan vagonlarına doldurulan Kırım Tatarları; Türkistan, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildi. Kırım’dan sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yüzde 46’sı sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Sovyet yönetimi, vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgün yıllarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu. Anavatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan’da kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti.

Kırımoğlu: Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıyan ülkelerin sayısı artacak Haber

Kırımoğlu: Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıyan ülkelerin sayısı artacak

Polonya Parlamentosunun alt kanadı (Sejm), bugün yapılan genel kurulunda, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan kararı kabul etti. Karar, 16 milletvekilinin "hayır" oyuna karşı, 414 milletvekilinin "evet" oyuyla kabul edildi. Sejmin aldığı kararı Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendiren Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Polonya Parlamentosunda kararın görüşülmesi esnasında, Polonya Parlamentosu Dışişleri Komitesi Başkanı Paweł Kowal başta olmak üzere kürsüye çıkan Polonyalı milletvekillerinin konuşmalarında, Kırım Tatarlarına destek veren güçlü mesajlar verdiğini kaydetti.. İlgili kararın kabul edilmesinin Kırım Tatar halkı için büyük önem taşıdığını belirten Kırımoğlu, “Ukrayna bağımsızlık kazandığı ilk günlerden beri ilk başta Ukrayna’da Kırım Tatar Sürgünü’nün soykırım olarak tanınması için çalışmalar yürütüyorduk. Uzun süre bir sonuç elde edememiştik. Ancak 2015’te Haysiyet Devrimi'nden sonra Ukrayna ilgili kararı kabul etti. Ardından Letonya ve Litvanya, geçen sene ise Kanada benzer kararları kabul etti. Yavaş yavaş Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıyan ülkelerin sayısı artacak.” dedi. Öte yandan Kırımoğlu, 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün soykırım olarak tanınması için Çekya ile müzakerelerin yürütüldüğünü ifade etti. SÜRGÜNÜ SOYKIRIM OLARAK TANIYAN BEŞİNCİ DEVLET Polonya 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan 5. ülke oldu. Kırım Tatar Sürgünü’nün 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu tarafından soykırım olarak kabul edilmesi sonrasında; 2019 yılında Letonya ve Litvanya parlamentoları, 2022’de ise Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanımıştı. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI ???? 80 yıldır dinmeyen acı: 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı pic.twitter.com/YcZoYflQPH — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 16, 2024 Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatar erkeklerin büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere hayvan vagonlarına doldurulan Kırım Tatarları; Türkistan, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildi. Kırım’dan sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yüzde 46’sı sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgün yıllarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu. Anavatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan’da kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti.

Polonya, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı Haber

Polonya, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı

Polonya Parlamentosunun alt kanadı (Sejm), bugün yapılan genel kurulunda, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan kararı kabul etti. Karar için 414 milletvekili "evet", 16 milletvekili "hayır" oyu kullanıldı. Polonya Parlamentosunda yapılan genel kurula Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, KTMM Başkan Yardımcısı ve Ukrayna Milletvekili Ahtem Çiygöz, Ukrayna Milletvekili Mıkola Knyajıtskıy, KTMM üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) İcra Komitesi Polonya Üyesi Nedim Useinov misafir olarak katıldı. SÜRGÜNÜ SOYKIRIM OLARAK TANIYAN BEŞİNCİ DEVLET Polonya 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıyan 5. ülke oldu. Kırım Tatar Sürgünü’nün 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu tarafından soykırım olarak kabul edilmesi sonrasında; 2019 yılında Letonya ve Litvanya parlamentoları, 2022’de ise Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanımıştı. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatar erkeklerin büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere hayvan vagonlarına doldurulan Kırım Tatarları; Türkistan, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildi. Kırım’dan sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yüzde 46’sı sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgün yıllarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. ???? 80 yıldır dinmeyen acı: 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı pic.twitter.com/YcZoYflQPH — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 16, 2024 Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu. Anavatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan’da kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti.

Srebrenitsa Soykırımı'nın 29. yılında yeni tespit edilen 14 şehit defnedildi Haber

Srebrenitsa Soykırımı'nın 29. yılında yeni tespit edilen 14 şehit defnedildi

Sırpların gerçekleştirdiği Srebrenitsa Soykırımı'nda katledilen kurbanların cenazeleri bugün öğle namazından sonra defnedildi. Toplu mezarlardan çıkarılarak kimliği tespit edilen 14 cansız bedenin cenazesi daha soykırımın 29. yılında cenaze töreniyle Potoçari Anıt Mezarlığı'na götürüldü. Boşnak Müslümanların cenazeleri savaşta Birleşmiş Milletler (BM) askerlerinin üs olarak kullandığı eski akümülatör fabrikasından çıkarıldıktan sonra kılınan cenaze namazının ardından anıt mezarlığa getirildi. Gözyaşlarını tutamayan kurbanların yakınları ve soykırımın tanıkları, cenazeleri omuzlar üzerinde taşıdı. Defnedilen kurbanlardan Hasib ve Camil Efendic kardeşlerin akrabası Muhamed Efendic, Anadolu Ajansına (AA) konuştu. Duygularını dile geiren Efendic, soykırımda çok sayıda aile üyesini kaybettiğini söyledi. Efendic, öldürülen Hasib ve Camil Efendic’in yaşlı insanlar olduğunu belirterek, “Babamın amcaları olur kendileri, evlerinin bahçesinde öldürüldüler. Ben küçüktüm, konvoyla gittim buradan, buradakilerin birçoğu ormanlardan geçti. Babamı, dedemi, iki amcamı, teyzemi kaybettim. Her yıl buraya gelmek benim için çok zor.” ifadelerini kullandı.  6 BİN 765 MÜSLÜMAN BOŞNAK SOYKIRIMDAN SONRA DEFNEDİLDİ Bugün Potoçari Anıt Mezarlığı'na defnedilen isimler şu şekilde sıralandı: “Beriz Mujic, Hamed Salic, Hasib ve Camil Efendic kardeşler, Mehmed Krdzic, Sabrija Omic, Musan Siljkovic, Sakib Harbas, Ahmet Jasarevic, Nevres Salihovic, İbrahim Salkic, Midhat Basic, Hajdin Mustafic, Latif Mandzic.” Böylelikle her sene toprağa verilen Müslüman Boşnakların sayısı 6 bin 765’e yükseldi. SREBRENİTSA SOYKIRIMI 1992’de Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Bosna Hersek, 3 buçuk yıl süren bir savaşa sahne olacaktı. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa’nın, can güvenliği tehlikesi yaşayan 25 bin sığınmacıya yuva olması bekleniyordu. Ancak, burası binlerce insana mezar oldu. Tarihler 11 Temmuz 1995’i gösterdiğinde Srebrenitsa’yı korumakla yükümlü Birleşmiş Milletler Temsilcisi Hollandalı Albay Ton Karremans ve 400 kişilik sözde Hollandalı Barış Gücü askeri, bölgeyi Sırpların eline teslim etti.  Sonradan “Bosna Kasabı” olarak anılacak olan savaş suçlusu Sırp Komutan Ratko Mladiç, bir ilkokulun öğretmenler odasında atılan imza ile Srebrenitsa’da Müslümanların katledilmesi için Sırp güçlerine emir verdi.  Evlerinden “Elleriniz yukarıda dışarı çıkın, bir şey olmayacak” sözleriyle çıkarılan Müslüman Boşnaklar, o gün ölüme yürüdü. Kadınlar ve erkekler birbirinden ayrıldı. Tecavüze uğrayan kadınların çocukları ve eşleri ise dağlarda, ormanlarda kurşuna dizildi. Yaşanan insanlık ayıbını örteceğini düşünen Sırplar katliamın izini silmek için öldürülen Boşnakların kemiklerini toplayıp toplu mezarlara gömdü. Yetmedi, uydu görüntüleriyle toplu mezarları gizlemeye kalktılar. Katledilen Boşnakların ahını duyan mavi kelebekler mezarların başında kanat çırpmaya başladı. Böylelikle katliamın kanıtları bir bir ortaya döküldü.  Lahey Uluslararası Adalet Divanı, Srebrenitsa’da yaşanan katliamı, 2007 yılında soykırım olarak nitelendirdi. Bosna kasabı Mladiç ve katliamdan sorumlu Sırplar, savaş suçlusu olarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Müslüman olduğu için katledilen 8 bin 372 kimliği tespit edilen Boşnakın, kemikleri her sene katliamın yıldönümünde Potoçari Anıt Mezarlığı’na defnediliyor.  Katliamın acısı yürekleri kanatsa da bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in şu sözleri akıllara geliyor: “Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır”

29 yıldır acısı dinmeyen Srebrenitsa Soykırımı Haber

29 yıldır acısı dinmeyen Srebrenitsa Soykırımı

Bosna Hersek Savaşı (1992-1995) sırasında Sırpların soykırımına uğrayan Müslüman Boşnaklar bundan tam 29 yıl önce katledildi. Yakın tarihte Avrupa'da, tüm dünyanın tanık olduğu Srebrenitsa Soykırımı'nda öldürülerek toplu mezarlara gömülen 8 bin 372 Boşnak'ın acısı hâlâ unutulmadı.  İnsanlık tarihinde masumiyete söylenmiş en büyük yalanlardan biri: "Elleriniz yukarıda dışarı çıkın, bir şey olmayacak" pic.twitter.com/3p1kpfthEG — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) July 11, 2024 SREBRENİTSA SOYKIRIMI 1992’de Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Bosna Hersek, 3 buçuk yıl süren bir savaşa sahne olacaktı. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa’nın, can güvenliği tehlikesi yaşayan 25 bin sığınmacıya yuva olması bekleniyordu. Ancak, burası binlerce insana mezar oldu. Tarihler 11 Temmuz 1995’i gösterdiğinde Srebrenitsa’yı korumakla yükümlü Birleşmiş Milletler Temsilcisi Hollandalı Albay Ton Karremans ve 400 kişilik sözde Hollandalı Barış Gücü askeri, bölgeyi Sırpların eline teslim etti.  Sonradan “Bosna Kasabı” olarak anılacak olan savaş suçlusu Sırp Komutan Ratko Mladiç, bir ilkokulun öğretmenler odasında atılan imza ile Srebrenitsa’da Müslümanların katledilmesi için Sırp güçlerine emir verdi.  Evlerinden “Elleriniz yukarıda dışarı çıkın, bir şey olmayacak” sözleriyle çıkarılan Müslüman Boşnaklar, o gün ölüme yürüdü. Kadınlar ve erkekler birbirinden ayrıldı. Tecavüze uğrayan kadınların çocukları ve eşleri ise dağlarda, ormanlarda kurşuna dizildi. Yaşanan insanlık ayıbını örteceğini düşünen Sırplar soykırımın izini silmek için öldürülen Boşnakların kemiklerini toplayıp toplu mezarlara gömdü. Yetmedi, uydu görüntüleriyle toplu mezarları gizlemeye kalktılar. Katledilen Boşnakların ahını duyan mavi kelebekler mezarların başında kanat çırpmaya başladı. Böylelikle soykırımın kanıtları bir bir ortaya döküldü.  Lahey Uluslararası Adalet Divanı, Srebrenitsa’da yaşanan soykırımı, 2007 yılında soykırım olarak nitelendirdi. Bosna kasabı Mladiç ve soykırımdan sorumlu Sırplar, savaş suçlusu olarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Müslüman olduğu için katledilen 8 bin 372 kimliği tespit edilen Boşnakın, kemikleri her sene soykırımın yıl dönümünde Potoçari Anıt Mezarlığı’na defnediliyor.  Soykırımın acısı yürekleri kanatsa da bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in şu sözleri akıllara geliyor: “Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır”

Rusya, işgal ettiği bölgelerde Holodomor anıtlarını yıktı! Haber

Rusya, işgal ettiği bölgelerde Holodomor anıtlarını yıktı!

Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine karşı geniş çaplı işgal girişimi başlatan Rusya, senelerce tarih sahnesinden sakladığı Holodomor Soykırımı'nın hafızlardaki izlerini silmeye çalışıyor.  Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Daimî Parlamento Delegasyonu Üyesi, Ukrayna Parlamentosu Verkhovna Rada İnsani Yardım ve Bilgi Politikası Komitesi Başkan Yardımcısı Yevgeniya Kravçuk (Yevgenia Kravchuk), "Savaş ve barış sırasında kültürel kimliğin silinmesine karşı mücadele" kararının onaylanmasının ardından Ukrayna basın servisi Ukrinform'a konuyla ilgili açıklamada bulundu.  GEÇİCİ İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAKLARDA HOLODOMOR ANITLARI SÖKÜLDÜ İşgalci Rusya'nın Ukrayna dilini, kültürünü ve tarihini silmeyi amaçladığını vurgulayan Kravçuk, "Ukrayna diline zarar verme, Ukrayna arşivlerine el konulması, kültürel değerlerin müzelerden çalınması... Bunların hepsi Ukrayna'yı yok etmek için yapılıyor." yorumunu yaptı. Kravçuk ayrıca, Rusya'nın Ukrayna'da geçici işgal ettiği topraklarda Holodomor anıtlarının tamamının söküldüğünü açıkladı. Kravçuk, "İşgal altındaki topraklarda bulunan anıtlar yok edildi. Bu arada, geçici işgal altındaki bölgelerde yer alan tüm Holodomor anıtları söküldü." dedi. "RUSYA İNSANLARIN KİMLİKLERİNİ SİLMEYE ÇALIŞIYOR" Kravçuk konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Rusya, insanları fiziksel olarak yok etmekle onlara işkence uygulamakla kalmıyor, aynı zamanda kimliklerini de silmeye çalışıyor. Rusya ve işgal altındaki bölgelere kaçırılan, çeşitli yerlerde tutulan sözde yeniden eğitmeye çalıştıkları, ailelere evlatlık verilen, pasaportları ve soyadları değiştirilen çocuklara ne oluyor? Bu, aynı zamanda soykırım niyetidir" STALİN'DEN ZİRAATİN KOLEKTİFLEŞTİRİLMESİ KANUNU 1924’te Sovyetler Birliği’nde iktidara gelen Josef Stalin, siyasi muhaliflerini ortadan kaldırdıktan sonra, Ukrayna’daki iktisadi ve sosyal hayatı sıkı kontrol altına alarak Ukrayna’yı tamamen Kremlin’e bağladı. 1929’da diktatör Stalin, ziraatin kolektifleştirilmesi için kanun çıkarma emri verdi. Çıkarılan kanun uyarınca Ukrayna’da verimli topraklar, tarlalar devletleştirildi, köylüler, kendi eski topraklarında devletin işçisi hâline getirildi. Gece gündüz köle gibi çalışan köylüler kendileri için bir kilo buğday bile kullanamaz iken devlet bütün buğdayları Avrupa’ya satarak fabrikalar inşa etti. UKRAYNA HALKI, KOMÜNİST REJİMİNİN BASKI POLİTİKASINA KARŞI ÇIKTI Komünist totaliter rejimin politikası, Ukrayna halkının direnişini kışkırttı. Ukrayna’daki köylüler, 1930'ların başında komünist rejiminin kolektifleştirme, vergilendirme politikası, soygun ve terörüne karşı yaklaşık 4 bin büyük çaplı eylem gerçekleştirdi. Ukraynalı köylüleri tehdit olarak gören Stalin, binlerce Sovyet memurunu köylülere baskı kurması için Ukrayna'ya gönderdi. Ukrayna'da yarım milyondan fazla insan rejimin tarım uygulamalarına isyan ettiği için yük trenlerine doldurularak Sibirya'ya sürgün edildi. Sürgün sırasında binlerce Ukraynalı açlıktan, hastalıktan hayatını kaybetti. Bununla birlikte Sovyet Rusyası, Ukrayna'da sun'i kıtlık oluşturmak için bir dizi uygulama işleme koydu. Tüm gıda ürünlerine el koyan Kremlin, Ukrayna halkının bir kısmının yok edilmesini amaçlayan koşulları yarattı. Ukrayna’daki açlık çeken bütün bölgeler askerlerle çevriliydi, kimsenin kurtarılmaması ve bu bölgelere hiçbir yardımın geçmemesi için Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin bütün sınırları kapatılmıştı. Holodomor yılları boyunca Sovyet yönetimi, adeta bir açlık terörü icra etti. Holodomor, Ukrayna halkına karşı başlattığı gerçek bir savaştı. HER BİR DAKİKADA 24 KİŞİ HAYATINI KAYBEDİYORDU 1933 baharında Ukrayna'daki ölüm oranları felaket boyutlarına ulaştı. Haziran 1933'te her gün 34 bin kişinin, saatte bin 440 kişinin ve her dakika 24 kişinin hayatını kaybettiği biliniyor. SADECE RESMİ VERİLERE GÖRE NEREDEYSE 4 MİLYON İNSAN HAYATINI KAYBETTİ Ukrayna Milli Güvenlik Servisi, Holodomor davasının soruşturulması sırasında ortaya çıkan bilgileri kamuoyuyla paylaştı. 1932-1933 yıllarında suni açlıktan 3 milyon 941 bin kişi öldü. Açlığın kasıtlı olarak meydana getirildiği ispat edilirken buna karşı Rusya, hala Ukrayna’daki açlığın 1932-1933 yılında SSCB’de meydana gelen açlığın bir parçası olduğunu ileri sürüyor. Stalin'in kanlı mirasının destekçisi olmaya devam ediyor. RUSYA SUÇUNU ÖRTMEYE ÇALIŞTI Bu suçun boyutları ve sebepleri uzun bir süre boyunca insanlardan ve dünya kamuoyundan saklanmaya çalışıldı. Sovyetler döneminde Holodomor ile ilgili herhangi bir hatırlama durumunda insanlara hapis cezası veriliyordu. Stalin Rusyası’nın gerçekleştirdiği Holodomor Soykırımı, uluslararası kamuoyunun da gündeminde. Günümüzde; Birleşik Krallık, Kanada, Fransa, İtalya ve Almanya başta olmak üzere 30’dan fazla ülke tarafından Holodomor "soykırım" olarak tanındı.

Dijital Hafıza Doğu Türkistan nedir? Haber

Dijital Hafıza Doğu Türkistan nedir?

"Hafızasını kaybeden kimliğini kaybeder" sloganıyla yola çıkan Dijital Hafıza Merkezi, Doğu Türkistan'ın kültürünü, tarihini ve şuan bölgede devam eden Çin'in uyguladığı soykırım politikalarını hafızalarda yaşatmak ve anlatmak amacıyla 20 Mayıs 2024 tarihinde yayın hayatına başladı. Varlığı silinmek istenen Doğu Türkistan halkının mücadelesine güç katmayı amaçlayan Doğu Türkistan veri tabanında biyografiler, zaman tüneli, kavramlar sözlüğü, sergiler, videolar, belgesel, kütüphane, infografikler, tarihi belgeler ve köşe yazıları gibi 9 ana başlık bulunuyor TÜRKİYE'DE YAPILAN KIYMETLİ ÇALIŞMALAR LOKAL KALDI Dijital Hafıza Merkezi Doğu Türkistan Koordinatörü Cengiz Hanoğlu QHA'ya veri tabanını nasıl oluşturduklarını, ileriye dönük hedeflerinin neler olduğunu anlattı. Hanoğlu Doğu Türkistan veri tabanını oluşturma fikrinin nasıl başladığına değinerek, "Doğu Türkistan veri tabanını oluşturma fikri bizde bu konudaki ihtiyacı farklı süreçlerdeki deneyimlerimizle fark etmemizle başladı. Örnek vermek gerekirse bir söyleşi yapılacağı zaman veya bir anma programı yapılacağı zaman sürekli aynı isimler ve olaylar etrafında meselelerin dönmesi, Türkiye'de yapılan kıymetli çalışmaların çokça lokal kalması, yapılan kıymetli çalışmaların dijital çağa pek ayak uyduramaması ve kenarda köşede derlenmeyi ve düzeltilmeyi bekleyen çokça bilgi kırıntılarının olması üzerine böyle bir veri tabanı oluşturma girişiminde bulunduk" ifadelerini kullandı. "BURADA ÇOK BÜYÜK BİR MEDENİYET VAR VE BİZLER BU MEDENİYETİN HİÇ BİR UNSURUNU BİLMEMEKTEYİZ" Hanoğlu ayrıca, Doğu Türkistan ile ilgili verileri toplarken şaşırdığı ve üzüldüğü durumların olduğuna dikkat çekerek, "Elbette şöyle ki, Doğu Türkistan meselesini bizler kamuoyuna hep acılarla ve dramlarla duyurmaya çalışıyoruz. Bu girişim esnasında fark ettik ki, aslında burada çok büyük bir medeniyet var ve bizler bu medeniyetin hiç bir unsurunu bilmemekteyiz. Üstelik bu medeniyet yok edilmeye çalışılan bir medeniyet. Bizim de bu çalışmamızdaki en büyük farkımız Doğu Türkistan medeniyetini tüm unsurları ile yansıtmaya çalışmak oldu" dedi. AMAÇ DOĞU TÜRKİSTAN MEDENİYETİNİN HAFIZASINA SAHİP ÇIKMAK Hedeflerinin silinmeye çalışılan Doğu Türkistan medeniyetinin hafızasına sahip çıkmak olduğunu vurgulayan Hanoğlu, "Doğu Türkistan medeniyetinin hafızasına sahip çıkmak ve bunu dijital kanallarla geniş kitlelere duyurup tarihe kazımak. Diğer amaçlar ise Doğu Türkistan ile ilgili yapılacak çalışmalarda bir baş ucu kaynak olmasını murat etmekteyiz. Nitekim biz bu proje ile sadece dijital çalışmalar yapmayı hedeflememekteyiz ayrıca çeviri kitaplar da yayımlayıp literatüre eser kazandırmayı amaçlamaktayız." şeklinde konuştu. DÜNYADA EN ÇOK SANSÜRE UĞRAYAN KONU Son olarak çalışmalarındaki eksikliklerin olduğunun ve bu durumun dünyada en çok sansüre uğrayan konulardan biri olduğunun altını çizerek, "Bu çalışma elbette bilgi olarak eksikliklere sahiptir. Çünkü çalışmanın konusu dünyada en çok sansüre uğrayan konu. 2024 dünyasında hala bunca ileitşim yollarına rağmen bizler Doğu Türkistan'dan haber alamamaktayız. Bu eksikliklerimizi peyderpey gidereceğiz." açıklamasında bulundu.

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü için kritik Büyükelçi zirvesi Haber

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü için kritik Büyükelçi zirvesi

Ukrayna'nın Varşova Büyükelçisi Vasıl Zvarıç, Letonya'nın Varşova Büyükelçisi Juris Poikans ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) İcra Komitesi Polonya Üyesi Nedim Useinov, Polonya'da görüşme gerçekleştirdi. Ukrayna'nın Varşova Büyükelçiliği tarafından açıklanan görüşmede, Kırım Tatar halkının 18 Mayıs 1944 tarihinde maruz kaldığı sürgün ve soykırımın 80. yılında gerçekleştirilecek anma programının hazırlıkları ele alındı. Büyükelçiliğin görüşmeye ilişkin olarak gerçekleştirdiği paylaşımda ayrıca, Sovyetler Birliği tarafından Kırım Tatarlarına karşı uygulanan sürgünün, Letonya, Litvanya ve Kanada parlamentoları tarafından soykırım olarak kabul edildiği anımsatıldı. ÇUBAROV'DAN TEŞEKKÜR Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) ve DQTK Başkanı Refat Çubarov, 30 Nisan'da Ukrayna'nın Varşova Büyükelçiliğinde gerçekleşen görüşmeye ilişkin olarak yaptığı açıklamada büyükelçilere katılımları ve iş birliği dolaysıyla teşekkür etti. SSCB rejimi tarafından 18 Mayıs 1944 tarihinde işlenen Kırım Tatar soykırımının kurbanlarını anmanın, 10 yıldır devam eden Ukrayna-Rusya Savaşı bağlamında özellikle önemli olduğunu belirten Çubarov, "1932-1933 yıllarında Holodomor (Ukrayna ulusunun soykırımı) ve Mayıs 1944'te Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı suçlarını işleyen suçlular, cezalandırılmaktan kaçınmayı başardılar. Rusya'nın 2014'ten bu yana Ukrayna ve Kırım Tatar halklarına karşı işlediği yeni suçlar, cezasız kalan kötülüğün daha da büyük ölçekte geri dönme eğiliminde olduğunu doğrulamaktadır. Şimdi daha akıllı olmalıyız. Rus düşmana merhamet yok." ifadelerini kullandı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.