Kremlin'den bölge ülkelerine küstah gözdağı: Lavrov’dan NATO savunmasına tehdit
Komşularının toprak bütünlüğünü ihlâl eden ve uluslararası hukuku ayaklar altına alan Rusya, bu kez Afganistan coğrafyasında tahakküm kurma çabasına girişti. Başkent Moskova'da düzenlenen ve Kremlin'in kendi nüfuz alanını koruma amacı taşıyan "Moskova İstişareleri" mekanizmasının 8'inci toplantısında konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bağımsız ülkelere yönelik tehditkar bir dil kullandı.
Moskova'nın bölgedeki güvenlik mimarisini tek taraflı olarak şekillendirme arzusunu bir kez daha ortaya koyan Lavrov, Afganistan ve komşu ülkelerin savunma tercihlerine müdahale niteliğinde ifadeler kullandı.
BÖLGE ÜLKELERİNİN EGEMENLİK HAKLARINA AÇIK MÜDAHALE
Lavrov, konuşmasında uluslararası toplumun ve bölge ülkelerinin meşru güvenlik iş birliklerini hedef alarak dayatmacı tavrını sürdürdü. Bağımsız devletlerin kendi güvenlik kararlarını alma hakkını görmezden gelen Lavrov, şu tehditkar ifadeleri kullandı:
Herhangi bir gerekçeyle Afganistan topraklarında ve komşu ülkelerde NATO askerî altyapısının konuşlandırılmasının kesinlikle kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Kendi işgalci ve agresif dış politikasını perdelemeye çalışan Lavrov, savunma amaçlı Batı varlığının bölgeye istikrarsızlık getirdiğini iddia ederek, Kremlin'in bölgedeki varlığını yegane alternatif gibi sunmaya çalıştı.
TALİBAN REJİMİNE ÖVGÜ, GERÇEKLERE GÖZ KAPAMA
Kremlin'in bölgesel pragmatizmi doğrultusunda hareket eden Lavrov, Kabil'deki Taliban yönetiminin "ülkeyi oldukça başarılı biçimde yönettiğini" öne sürerek şaşırtıcı bir aklama çabasına girdi.
Afganistan'da insan hakları ihlalleri ve insani kriz derinleşirken; insani yardıma muhtaç kişi sayısının 22 milyona ulaştığı gerçeğini itiraf etmek zorunda kalan Rus Bakan, suçu yine yaptırımları uygulayan Batılı ülkelere atmaya çalıştı.
Bölgedeki bağımsız devletlerin kendi güvenlik konseptlerini belirleme hakkına tahammül gösteremeyen Moskova yönetimi, bu açıklamalarıyla bölgesel barışın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu ve eski nüfuz alanlarında baskıcı politikasını sürdürmek istediğini bir kez daha kanıtladı.