SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tufan Erhürman

QHA - Kırım Haber Ajansı - Tufan Erhürman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tufan Erhürman haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KKTC Cumhurbaşkanı Türkistan'da konuştu Erhürman: İzolasyon kabul edilemez Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Türkistan'da konuştu Erhürman: İzolasyon kabul edilemez

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kazakistan'ın Türkistan şehrinde "Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma" temasıyla tertip edilen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Zirvesi'nde konuştu. KKTC’nin teşkilât içindeki varlığının sadece diplomatik bir adım değil, Kıbrıs Türk halkı için hayati bir dayanışma mesajı olduğunu belirten Erhürman, "Hoca Ahmed Yesevî’den mülhem söylersek; birlik olan yerde dirlik vardır" diyerek Türk birliğinin önemine dikkat çekti. "İLİŞKİLERİMİZİN HER ALANDA DAHA DA GÜÇLENDİRİLMESİNİ ARZU EDİYORUZ" Türk dünyasının manevi başkenti Türkistan’da bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak Türk Devletleri Teşkilatının bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. 2022 yılında Semerkant Zirvesi’nde teşkilât bünyesine gözlemci üye olarak kabul edilmemiz, Kıbrıs Türk halkı açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur." şeklinde konuştu. KKTC'nin üyeliğinin yalnızca diplomatik bir destek değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının yalnız olmadığını gösteren güçlü bir dayanışma mesajı olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erhürman, "Hoca Ahmet Yesevi’den mülhem söylersek, hepimizin bildiği gibi, birlik olan yerde dirlik vardır." dedi. “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma” teması altında gerçekleştirilen istişarelerin yalnızca teknolojik dönüşümün değil, aynı zamanda ortak geleceğin şekillenmesi açısından da büyük önem taşıdığını belirten Erhürman, "Bu bağlamda bizler, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında çok daha güçlü iş birlikleri kurulabileceğine inanıyor ve ilişkilerimizin her alanda daha da güçlendirilmesini arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı. "YÜKSEKÖĞRETİMİ YALNIZCA EKONOMİK KATKI SAĞLAYAN BİR SEKTÖR OLARAK GÖRMÜYORUZ" KKTC'nin genç ve dinamik nüfusu, yükseköğretim kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla bu birlikteliğin Doğu Akdeniz ile buluşmasını sağlayabilecek önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu söyleyen KKTC Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti: Bilindiği üzere, turizmle birlikte yükseköğretim, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin can damarlarıdır. Biz, yükseköğretimi yalnızca ekonomik katkı sağlayan bir sektör olarak görmüyoruz. Yükseköğretim aynı zamanda, dünyayla kurduğumuz en güçlü köprülerden biri olarak, Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplumla bütünleşmesini, farklı halklar ve kültürlerle etkileşimini sağlayan itici kuvvetlerden biridir. Bugün ülkemizde, toplam 23 aktif üniversite faaliyet göstermektedir. Bu üniversitelerde toplam 19 Mühendislik Fakültesi, biri Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi, diğeri KKTC’nin en köklü üniversitesi olan Doğu Akdeniz Üniversitesi bünyesinde olmak üzere Teknoparklar yer almakta; bilimsel üretim, teknoloji geliştirme ve insan kaynağı yetiştirme açısından önemli bir kapasite ortaya konulmaktadır. Üniversitelerimizde, dünyanın dört bir yanından, 100’ün üzerinde farklı devletten gelen yaklaşık 40 bin uluslararası öğrenci eğitim görmekte; bu öğrenciler sadece akademik bilgi edinmemekte, aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kültürel çeşitliliğine, sosyal yaşamına ve uluslararası görünürlüğüne de büyük katkı sağlamaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerden gelen uluslararası öğrencilerimizin sayısının her geçen gün artmasını da ayrıca son derece kıymetli görüyoruz. Türkiye’den gelen öğrencilerimizin yanında, Kazakistan’dan 829, Azerbaycan’dan 466, Kırgızistan’dan 259 ve Özbekistan’dan 152 öğrenci halihazırda ülkemizde eğitim görmektedir. Sizlerin de desteğiyle, bundan sonraki süreçte üniversitelerimiz arasındaki akademik iş birliklerini, öğrenci değişim programlarını, ortak araştırma projelerini ve teknoloji odaklı girişimleri daha da ileri taşımakta kararlıyız. Gençlerimizi ortak teknoloji programlarında, araştırma merkezlerinde, inovasyon platformlarında ve yapay zeka projelerinde buluşturmamız, şüphe yok ki birlikteliğimizi çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımamıza yol açacaktır. İZOLASYON KABUL EDİLEBİLİR DEĞİLDİR Konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden birini Kıbrıs Türk halkına uygulanan kısıtlamalara ayıran Tufan Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı, uzun yıllardır haksız bir izolasyona maruz bırakılmaktadır. Bilim, spor, kültür, ekonomi, ticaret, ulaşım ve uluslararası temaslar dahil hayatın tüm alanlarında karşı karşıya kaldığımız kısıtlamalar, bir halkın bir bütün olarak temel insan haklarının sınırlandırılması anlamına gelmektedir. Oysa Kıbrıs Türk halkı, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerleri özümsemiş bir halk olarak, adada adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasına yönelik çözüm ve uzlaşı iradesini her dönemde açık bir biçimde ortaya koymuştur." diye konuştu. 2004 yılındaki Annan Planı referandumları sürecini hatırlatan Erhürman, dönemin Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi kararları ile BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın açıklamalarına atıfta bulunarak izolasyonların kaldırılması gerektiğini vurguladı. "Benzer şekilde, 2017 yılında Crans-Montana’da gerçekleştirilen müzakerelerde de Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye çözüm yönünde güçlü bir irade ortaya koymuştur. Bu gerçek uluslararası toplum tarafından da çok iyi bilinmektedir. Dolayısıyla, bugün Kıbrıs Türk tarafının ortaya koymuş olduğu tüm yapıcı çaba ve samimi çözüm iradesine rağmen, hala daha izolasyona maruz bırakılması kabul edilebilir değildir." diye konuşan Erhurman, bu bağlamda dost ve kardeş ülkelerin bahse konu meşru zemin üzerinden Kıbrıs Türk halkıyla gösterdiği dayanışmanın kardeşlik bağlarının bir gereği olmanın yanı sıra, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm bulunması yönündeki çabalara da önemli bir katkı koyacağını belirtti. TDT'NİN DESTEĞİ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini korumakta ve garantör ülke Türkiye ile birlikte çözüm arayışlarına devam etmek olduğunu dile getiren Erhürman, "Bizim için diplomasi, diyalog, adada ve Doğu Akdeniz’de kalıcı istikrar, işbirliği, çözüm ve barış arayışı esastır." dedi. Türk Devletleri Teşkilatının ve liderlerin desteğinin KKTC için büyük önem taşıdığını belirten Erhürman, "Daha önce de belirttiğim gibi, dost ve kardeş ülkelerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile bilimsel, sportif, kültürel, ekonomik, akademik, teknolojik ve benzeri alanlarda dayanışma ve iş birliği içerisinde bulunmasının, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşların karar ve beyanlarıyla desteklenen çok güçlü ve meşru bir zemini vardır. Bu bağlamda bizler, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında çok daha güçlü işbirlikleri kurulabileceğine inanıyor ve ilişkilerimizin her alanda daha da güçlendirilmesini arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı. KKTC’nin yer aldığı Doğu Akdeniz bölgesinin farklı halkları, kültürleri ve medeniyetleri buluşturan stratejik bir ortak yaşam havzası olduğunu ve bu bölgenin gerilimin ve dışlayıcı politikaların değil; iş birliğinin, karşılıklı saygının, ortak refahın, kalıcı istikrarın ve barışın coğrafyası olması gerektiğine inandıklarının altını çizen Tufan Erhürman, ayrıca şunları kaydetti: Enerjiden ticarete, ulaştırmadan dijital bağlantısallığa, yükseköğretimden turizme kadar birçok alanda geliştirilecek kapsayıcı işbirlikleri, yalnızca Kıbrıs adasına değil, tüm Doğu Akdeniz’e istikrar ve refah kazandıracaktır. Bu anlayışla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak Türk Devletleri Teşkilatının çalışmalarına aktif katkı sunmaya, dost ve kardeş ülkelerle Doğu Akdeniz arasında köprü oluşturmaya, teknolojik dönüşüm vizyonuna, işbirliğine ve ortak geleceğimize her türlü katkıyı koymaya hazırız.

Erdoğan'dan TDT Zirvesi’nde KKTC çıkışı: "Türk dünyasının ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum" Haber

Erdoğan'dan TDT Zirvesi’nde KKTC çıkışı: "Türk dünyasının ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum"

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan'ın Türkistan şehrindeki Türkistan Kongre Merkezi'nde "Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma" temasıyla düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan; konuşmasında Kırım Tatarlarının ve Türk dünyasının tarihe damga vuran aydınlarından olan İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına dikkat çekerek Türk dünyası ülkeleri arasında ortak teknoloji projelerinin geliştirilmesini gündeme taşıdı. Bununla birlikte Erdoğan, konuşmasında siber güvenlik ve dijitalleşme noktalarını da ayrıca mercek altına aldı. GEÇMİŞ İLE GELECEK ARASINDA KURULAN KÖPRÜNÜN HALKASI TÜRKİSTAN Hoca Ahmet Yesevî'nin şehri Türkistan'da olmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirterek Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'e ev sahipliği için teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan; Kadim Türkistan şehrinin, Orhun Abideleri'nden Divanu Lugati't-Türk'e, Kutadgu Bilig'den Dede Korkut'a uzanan ortak hafızanın canlı abidesi olduğunu belirterek "Anadolu erenlerinin feyiz aldığı Türkistan, geçmiş ile gelecek arasında kurduğumuz sarsılmaz köprünün en güçlü halkalarından biridir." dedi. ERDOĞAN, GASPIRALI’NIN “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK” ŞİARINI GÜNDEME TAŞIDI Erdoğan, geleceğe yön verme noktasında dijitalleşerek kalkınan Türk dünyası vizyonunun benimsenmesinin önemine vurgu yaptı. Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarını hatırlatan Erdoğan, bu şiara 115 yıl sonra “Dijital Vizyonda Birlik” ifadesinin eklenmesinin zamanının geldiğine vurgu yaptı. “Bu vizyon; nitelikli insan kaynağı, güçlü, dijital altyapılar ve veri temelli kamu idaresi anlayışı üzerine inşa edilmeli; aramızdaki dijital bağlantısallık kuvvetlendirilmelidir. Ülkelerimiz arasında ortak teknoloji projelerinin geliştirilmesi, hiç şüphesiz bu vizyonu destekleyecektir. Dijital dönüşüm sürecinde geri kalmamızın, bağımsızlığımızı da tehdit eden bir unsur olacağının farkındayız. Yapay zekânın bir tahakküm aracına dönüşmemesi için bu temayı doğru bir yaklaşımla, fırsat zaviyesinden ele almalıyız.“ ifadelerini kullanan Erdoğan, cebir ve algoritmada isim yapmış olan Hârezmî, felsefe ve mantığın en önemli isimlerinden Farâbî, tıp bilimine ışık tutan İbn-i Sina, astronomi biliminin önde gelenlerinden olan Birûnî ile birlikte Uluğ Bey ve Ali Kuşçu’nun yetiştiği Türk topraklarından yeni bilim insanlarının çıkacağına dair inancını dile getirdi. “TÜRK DÜNYASININ KKTC İLE İLİŞKİLERİNİ KUVVETLENDİREREK SÜRDÜRMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM” Dijital gelişmişlikte de uluslararası adaletin sağlanmasının öneminin altını çizen Erdoğan, Zirveyi kendileri için anlamlı kılan bir diğer hususun da Türk dünyasının ayrılmaz parçası Kıbrıs Türk halkının temsil edilmesi olduğunu kaydederek KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhurman'ı Türkistan zirvesinde görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk dünyasının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerini kuvvetlendirerek sürdürmesini temenni ediyorum." şeklinde konuştu. Geleceğin dünyasında daha fazla söz ve etki sahibi olabilmek için özellikle teknolojide iş birliğini en üst seviyeye çıkarılması gerektiğini belirten Erdoğan, "Gelişmiş ülkeler ile en az gelişmiş ülkeler arasındaki dijital uçurumun kapatılması, bu bakışımızın esasını teşkil etmelidir." dedi. “SİBER GÜVENLİK; KARA, HAVA VE DENİZDEKİ GÜVENLİK GİBİ HAYATİ VE ZARURİDİR” Bununla birlikte Gebze'deki Birleşmiş Milletler (BM) Teknoloji Bankası ile Teşkilatın üye ve gözlemcilerinin iş birliğinin önemini vurgulayan Erdoğan, yapay zekâ teknolojilerinin beraberinde getirdiği yeni risk alanlarına karşı teyakkuzda olunması gerektiğine dikkat çekti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, veri bankalarına ve kritik ulusal altyapılarına yönelik yeni nesil tehditlerin, dijital dönüşümün dikkatle yönetilmesi gereken boyutları olduğunu dile getirerek "Siber güvenlik; bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir. Müteakip dönem Başkanlığımız sırasında TDT bünyesinde siber güvenlik alanındaki eş güdüm ve iş birliğini daha ileriye taşımayı hedefliyoruz." dedi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: Yakın çevremizde yaşanan krizler, Türk dünyasının dayanışma içinde hareket etmesinin stratejik değerini bir kez daha ortaya koymuştur. Jeopolitik sınamalar, karşısında istişare mekanizmalarımızı ve eş güdümümüzü güçlendirmeliyiz. ‘TDT Plus’ formatının bir an önce hayata geçirilmesinde fayda görüyoruz. Bizlerin ve bakanlarımızın artan temasları, Türk devletlerinin artık ortak meseleler arasında üst düzey refleksler kazandığını teyit ediyor. Bugün Hürmüz Boğazı merkezli krizinde gösterdiği üzere, Ortak Koridor başta olmak üzere Türk dünyasını birbirine bağlayan ulaşım projeleri daha uzun yıllar önceliğimiz olmayı sürdürecektir.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ADF2026'da konuştu: Masadayız ama çok boyutlu dış politika yürüteceğiz Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ADF2026'da konuştu: Masadayız ama çok boyutlu dış politika yürüteceğiz

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) tüm hızıyla devam ediyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında düzenlenen “Talks” oturumunda konuştu. Konuşmasına divan edebiyatından Nef'i’nin “Ehli dil birbirini bilmemek insaf değil” sözüyle başlayan Erhürman, bu ifadenin “gönül ehillerinin birbirini tanımamasının kabul edilemez olduğu” anlamına geldiğini belirterek, kendisinin aslında kamuoyunda bilinmeyen bir isim olmadığını vurguladı. Erhürman, dokuz yıl boyunca parti başkanlığı yaptığını, Kuzey Kıbrıs’ta başbakanlık görevinde bulunduğunu ve bu süreçlerde Türkiye Cumhuriyeti ile yoğun temas ve iş birliği içerisinde çalıştığını ifade etti. Ayrıca 13 yıllık Ankara geçmişine dikkat çeken Erhürman, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladığını hatırlattı. “TÜRKİYE İLE YAKIN İSTİŞARE VE KOORDİNASYON SÜRECEK” Siyasetin doğasını ve dinamiklerini iyi bildiğini dile getiren Erhürman, cumhurbaşkanlığı makamının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bağımsız ve tarafsız bir konumda bulunduğunu belirterek, bu nedenle kendisini günlük siyasi tartışmaların içinde konumlandırmadığını söyledi. Bununla birlikte Erhürman siyasetin “cilvelerine” yabancı olmadığını da vurguladı. Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ve sonrasında yaptığı açıklamalara da değinen Erhürman, Kıbrıs meselesi ve Kuzey Kıbrıs’ın dış politikasının tarihsel olarak Türkiye ile yakın istişare ve koordinasyon içinde yürütüldüğünü hatırlattı. Kendisinin de aynı anlayışı sürdüreceğini ifade eden Erhürman, bu yaklaşımın görevde bulunduğu ilk altı aylık süreçte de somut biçimde hayata geçirildiğini belirtti. Türkiye ile ilişkilerin daha da gelişeceğine inandığını dile getiren Erhürman, kamuoyunda dile getirilen bazı şüphe ve soru işaretlerinin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. “KIBRIS TÜRK HALKININ EŞİT EGEMENLİK HAKLARI TARTIŞMA KONUSU OLAMAZ” Erhürman, Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerinde hukuki temellere dikkat çekerek, Kıbrıs Türk halkının adadaki eşit statüsünün ve egemenlik haklarının tartışmaya açık olmadığını vurguladı. Hukukçu kimliğine atıfta bulunan Erhürman, hukukta kavramlardan ziyade “hukuki nitelik” ve içeriğin belirleyici olduğunu ifade ederek, bir durumun adının ne olduğundan çok içeriğinin esas alınması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımı hem göreve gelmeden önce hem de sonrasında sürdürdüğünü belirten Erhürman, Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde yürütülen sürecin şu aşamada bir müzakere değil, bir “görüşme süreci” olduğunu dile getirdi. Kıbrıs Türk halkının adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olduğunun altını çizen Erhürman, bu statünün değiştirilemez bir hukuki gerçeklik olduğunu ifade etti. Kıbrıs Türklerinin, Kıbrıs Rumlarıyla eşit egemenlik haklarına sahip olduğunu vurgulayan Erhürman, “Kıbrıs Rumlar hangi alanlarda egemenlik iddia ediyorsa, Kıbrıs Türk halkı da aynı alanlarda eşit egemenlik hakkına sahiptir.” dedi. Bu çerçevede Kıbrıs Türklerinin yok sayılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Erhürman, “Hiç kimse Kıbrıslı Türkler yokmuş gibi karar üretemez, uluslararası ilişki kuramaz, uluslararası anlaşma imzalayamaz. Benim iddiam çok net. Eğer adada hidrokarbonlar meselesi varsa, enerji bugün uluslararası ilişkilerin en temel meselelerinden biridir. Enerjiyle ilgili bir mesele varsa, güvenlik gene en temel meselelerden biridir. Böyle bir mesele varsa, deniz yetki alanları meselesi varsa. Bu alanlarda Kıbrıs Rum tarafı Kıbrıslı Türklerin iradesi olmaksızın anlaşma imzalama ve uluslararası ittifaka girme hakkına sahip değildir.” dedi. Erhürman, bu görüşlerinin yalnızca siyasi bir söylem olmadığını, aynı zamanda güçlü hukuki temellere dayandığını belirterek, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nı örnek gösterdi. Bu anayasa çerçevesinde, dönemin Cumhurbaşkanı Muavini Fazıl Küçük’ün güvenlik konularında veto yetkisine sahip olduğunu hatırlatan Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının tarihsel olarak da eşit kurucu ortak statüsünün tanındığını ifade etti. Kıbrıs meselesinin çözümünde bu hukuki gerçekliğin göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Erhürman, adada sürdürülebilir bir çözüm için eşitlik, egemenlik ve karşılıklı saygı temelinde bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini sözlerine ekledi. “KIBRIS TÜRK HALKININ EGEMENLİK HAKLARINI ALMAKTA KARARLIYIZ” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yasama, yürütme, yargı organları ve cumhurbaşkanlığı ile kurumsallaşmış bir devlet yapısına sahip olduğunu vurgulayan Erhürman, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmasının bu devlet niteliğini ortadan kaldırmadığını ifade etti. Buna karşın, Kıbrıs Türk halkının adadaki egemenlik haklarının bugün fiilen ihlal edildiğini belirten Erhürman, bu hakların kararlılıkla savunulacağını dile getirdi. Kıbrıs meselesine ilişkin tartışmalarda kavramların çoğu zaman içeriğin önüne geçtiğini ifade eden Erhürman, çözüm modelleri konusunda farklı görüşler bulunduğunu hatırlattı. İki devletli çözüm, konfederasyon ya da gevşek federasyon gibi yaklaşımların tartışıldığını belirten Erhürman, kendileri için esas olanın modelin adı değil, içeriği olduğunu vurguladı. Adadaki doğal kaynaklara da değinen Erhürman, Kıbrıs’ın herhangi bir bölgesinde çıkarılacak hidrokarbon kaynaklarında Kıbrıs Türk halkının eşit ortak olduğunu belirtti. Bu çerçevede Erhürman enerji, güvenlik ve deniz yetki alanları gibi stratejik konularda Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin iradesi olmaksızın uluslararası anlaşmalar yapamayacağını ifade etti. Erhürman, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini ve egemenlik haklarını riske atacak herhangi bir anlaşmanın kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, bu tür girişimlere karşı uluslararası kamuoyu nezdinde gerekli tüm girişimlerin yapılacağını söyledi. Özellikle bölgesel gelişmeler bağlamında, Kıbrıs Türk halkının iradesi yok sayılarak kurulacak ittifakların meşruiyet taşımayacağını ifade etti. Kıbrıs Türk halkının tarihsel mücadele geçmişine dikkat çeken Erhürman, bu hakların “söke söke” alınacağı yönündeki kararlılığı yineleyerek, bu mücadelenin vazgeçilmez olduğunu belirtti. Kavramsal tartışmaların ötesine geçilmesi gerektiğini dile getiren Erhürman, “Esas olan içeriktir; halkımızın tarihsel ve hukuki haklarının somut olarak hayata geçirilmesidir” mesajını verdi. Kıbrıs Türk halkının adadaki eşit kurucu ortak statüsünün ve egemenlik haklarının tartışmaya kapalı olduğunu vurgulayan Erhürman, “Kıbrıs Türk halkının tarihsel mücadelesi bizim için asla vazgeçilmesi mümkün olmayan bir şeydir. Çok önemsediğim için bir kez daha söylemek istiyorum. Kıbrıs Türk halkının kimlik oluşum sürecinin yani 1878'den bugüne kadar olan sürecinin doğru değerlendirilmesi herkese şunu gösterir. Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Bütün mücadelesi de bunun üstünden yürümüştür. Dolayısıyla bugün itibariyle de böyle bir ihtimal Kıbrıs Türk halkı için null and void'tir, yok hükmündedir. Dolayısıyla Kıbrıs Türk halkı siyasi anlamda eşit ve egemenlik haklarının peşinde olan bir haktır. Ve çözüm iradesi de olan bir halktır.” cümlelerini sarf etti. “KIBRIS TÜRK HALKINA YÖNELİK İZOLASYONLAR HAKSIZ VE KALDIRILMALI” Erhürman, Türkiye ile tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini belirterek, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonların hukuki dayanağı olmadığını ve kabul edilemez olduğunu vurguladı. Erhürman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamalarının bu konuda son derece net olduğunu ifade ederek, adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümden yana olduklarını dile getirdi. Ancak Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların haksız olduğunu ve kaldırılması gerektiğini söyledi. BM Genel Sekreteri’nin 2004 referandumları sonrasında yayımladığı raporda, Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığının açıkça ifade edildiğini hatırlatan Erhürman, benzer şekilde Avrupa Birliği (AB) Konseyi raporlarında da bu durumun teyit edildiğini belirtti. Buna rağmen Kıbrıs Türk halkının hem egemenlik haklarının ihlal edildiğini hem de uluslararası alanda izolasyonlara maruz kaldığını vurgulayan Erhürman, halkın adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olma statüsünün de göz ardı edildiğini ifade etti. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesini koruduğunu dile getiren Erhürman, bu sürecin Türkiye ile birlikte ve tam bir uyum içinde yürütüldüğünü kaydetti. Erhürman, Türkiye ile yürütülen bu koordinasyonun ve Kıbrıs Türk halkının haklı taleplerinin uluslararası toplum tarafından doğru şekilde anlaşılması gerektiğini sözlerine ekledi. “ÇÖZÜM İÇİN ÖN ŞART SİYASİ EŞİTLİĞİN TESCİLİDİR” Erhürman, BM nezdinde yürütülen temaslara ilişkin açıklamalarda bulunarak, Kıbrıs sorununda çözüm için yeni ve farklı bir yaklaşım gerektiğini vurguladı. Erhürman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ile yaklaşık bir ay önce görüştüklerini, son olarak da BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo ile temas gerçekleştirdiklerini belirtti. Ayrıca BM yetkilileriyle farklı düzeylerde görüşmelerin sürdüğünü ifade etti. Guterres’in Crans-Montana görüşmeleri sonrasında yaptığı “Bu kez farklı olmalı” vurgusunu hatırlatan Erhürman, bu yaklaşım doğrultusunda aşamalı (phase approach) bir metodoloji geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu kapsamda göreve gelmeden önce hazırlık yaptıklarını ve göreve geldikten sonra hem Rum liderliğiyle hem de BM ile bu çerçevede temas kurduklarını dile getirdi. Yeni bir sürece başlanacaksa öncelikle kuralların net şekilde belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, geçmiş müzakere deneyimlerinden ders çıkarılmasının zorunlu olduğunu ifade etti. Sorunun kaynağının doğru tespit edilmeden çözüm üretilemeyeceğini belirten Erhürman, Türkiye ile bu konuda ortak bir değerlendirmeye sahip olduklarını kaydetti. Kıbrıs sorununda çözümsüzlüğün temel nedeninin, Rum tarafının adadaki doğal kaynakları ve yönetimi Kıbrıs Türk halkıyla paylaşmak istememesi olduğunu savunan Erhürman, bu yaklaşımın devam etmesi halinde çözümün mümkün olmayacağını söyledi. Bu çerçevede önerdikleri dört maddelik metodolojinin ilk ve en önemli unsurunun siyasi eşitliğin müzakereler başlamadan önce tescil edilmesi olduğunu vurgulayan Erhürman, bunun BM Güvenlik Konseyi kararlarında da yer alan bir ilke olduğunu ifade etti. Geçmiş müzakere süreçlerinden ders çıkardıklarını vurgulayan Erhürman, özellikle Crans-Montana görüşmeleri sırasında Rum tarafının dönüşümlü başkanlığı son aşamada reddetmesini hatırlatarak, bu durumun güven sorununu derinleştirdiğini söyledi. Dönüşümlü başkanlığın, ortak yönetim yapısında Kıbrıs Türklerinin eşit şekilde temsil edilmesinin temel unsuru olduğunu ifade etti. Metodolojinin ikinci aşamasında, geçmişte sağlanan yakınlaşmaların prensip olarak tescil edilmesi gerektiğini belirten Erhürman, sürecin belirsizliğe sürüklenmemesi için müzakerelere zaman sınırlaması getirilmesini önerdiklerini kaydetti. “Yıllarca sonuçsuz müzakere yürütmek niyetinde değiliz” diyen Erhürman, somut ilerleme sağlanması gerektiğini vurguladı. Erhürman ayrıca, müzakerelerin Rum tarafının tutumu nedeniyle başarısız olması halinde Kıbrıs Türk tarafının mevcut statüye geri dönmemesi yönünde önceden garanti verilmesi gerektiğini ifade etti. Bu talebin, geçmişte yaşanan tecrübelerden kaynaklandığını belirten Erhürman, 2004 referandumunun ardından Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılacağı yönünde verilen sözlerin tutulmadığını hatırlattı. Uluslararası alanda Kıbrıs Türklerine yönelik kısıtlamaların hâlen devam ettiğini dile getiren Erhürman, sporcuların uluslararası müsabakalara katılımda, iş insanlarının ve akademisyenlerin ise temsil ve iş birliği alanlarında ciddi engellerle karşılaştığını ifade etti. Avrupa Birliği’nin doğrudan ticaret tüzüğü gibi taahhütlerinin de hayata geçirilmediğini belirten Erhürman, bu nedenle yeni süreçte somut güvencelerin şart olduğunu söyledi. Tüm bu deneyimlerin ışığında hareket ettiklerini vurgulayan Erhürman, çözüm için gerçekçi, aşamalı ve güvene dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade etti. “ÖNCE GÜVEN ARTIRICI ADIMLAR, SONRA MÜZAKERE” Erhürman, Kıbrıs sorununa ilişkin yeni süreçte önceliğin güven tesisine verilmesi gerektiğini belirterek, aşamalı bir çözüm modeli önerdiklerini açıkladı. Taraflarla herhangi bir gerilim arayışında olmadıklarını ancak Kıbrıs Türk halkının haklarından da vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Erhürman, “Hakkımız oradadır ve bu hakları yedirmeyiz.” dedi. BM Genel Sekreteri António Guterres’in dile getirdiği “aşamalı yaklaşım” (phase approach) çerçevesinde hareket ettiklerini belirten Erhürman, Crans-Montana görüşmeleri’nden bu yana geçen yaklaşık dokuz yılda anlamlı bir müzakere süreci yürütülmediğine dikkat çekti. Bu süreçte Rum tarafının Kıbrıs Türklerini yok sayarak farklı ülkelerle güvenlik, enerji ve deniz yetki alanları gibi kritik konularda anlaşmalar imzaladığını ifade eden Erhürman, bunun taraflar arasındaki güveni daha da zedelediğini söyledi. Bu nedenle çözüm sürecinin ilk aşamasında güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, Lefkoşa’da iki liderin doğrudan bir araya gelerek her iki halkın günlük yaşamını kolaylaştıracak somut adımlar atması gerektiğini belirtti. Yeni sınır kapıları ve geçiş noktalarının açılmasının bu sürece örnek olabileceğini ifade eden Erhürman, “Basit adımları atamayan tarafların kapsamlı bir çözüm üretmesi beklenemez.” dedi. Erhürman, ikinci aşamada ise daha önce ortaya koydukları dört maddelik metodoloji üzerinde uzlaşılması gerektiğini, üçüncü aşamada ise gerekli koşulların oluşması halinde kapsamlı müzakerelere geçilebileceğini dile getirdi. Kıbrıs Rum tarafının “5+1 formatı” üzerinden Türkiye’yi muhatap alma yaklaşımını da eleştiren Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının doğrudan muhatap alınması gerektiğini vurguladı. Aşamalı, gerçekçi ve güvene dayalı bir sürecin çözüm için tek yol olduğunu ifade eden Erhürman, Kıbrıs Türk halkının haklarının korunmasının bu sürecin temelini oluşturduğunu sözlerine ekledi. “ASKERÎ DENGE ARAYIŞI GERÇEKÇİ DEĞİL, ADA İÇİN RİSK OLUŞTURUYOR” Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının silahlanma politikaları ve dış aktörlerle kurduğu ilişkilerin adada riskleri artırdığını belirterek, bu yaklaşımın “gerçekçi olmadığını” vurguladı. Erhürman, henüz seçilmeden önce muhalefet lideri olduğu dönemde de Rum liderliğine bu yönde mesajlar verdiğini hatırlatarak, Rum tarafının büyük güçlerin desteğiyle Türkiye’ye karşı askerî denge kurma çabası içinde olduğunu ifade etti. Bu yaklaşımın sonuç vermeyeceğini dile getiren Erhürman, “Bu nafile bir çabadır, realist değildir ve gerçekleşmesi mümkün değildir.” dedi. Büyük güçlere dayanarak güvenlik arayışının ters etki yaratacağını savunan Erhürman, bu aktörlerin zamanla yerel iradeyi zayıflatabileceğine dikkat çekti. Ayrıca bu tür politikaların yalnızca Kıbrıs Rum tarafını değil, tüm adayı ve Kıbrıs Türk halkını da risk altına soktuğunu belirtti. Erhürman, “Hani büyük abiler arkama gelsin, ben de önde kendimi güvende hissedeyim hayalindeysem, bil ki hiçbir coğrafyada o büyük abiler arkada durmazlar, senin önüne geçerler. Ve senin de iraden ciddi şekilde zedelenir, bu bir. İki, o büyük abiler oraya gelecek meselesi bu adanın tamamını, çünkü Kıbrıs adası küçücük bir ada. Bu adanın tamamını riske eder ve benim halkımın iradesi olmaksızın aldığın kararlar sadece senin halkını değil, benim halkımı da risk altına sokar.” dedi. Kıbrıs Türk halkının kendi iradesi dışında alınan kararlar nedeniyle güvenlik riskiyle karşı karşıya kalmayı kabul etmeyeceğini vurgulayan Erhürman, bu uyarıları uzun süredir dile getirdiğini söyledi. Son dönemde adada artan askerî hareketliliğe de değinen Erhürman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Yunanistan Cumhurbaşkanı Kiryakos Miçotakis’in adaya gerçekleştirdiği ziyaretlere dikkat çekerek, özellikle Andreas Papandreou Hava Üssü bölgesinin öne çıktığını ifade etti. Bu üs ve çevresindeki düzenlemelerin bölgesel güvenlik dengeleri açısından önem taşıdığını belirtti. Farklı ülkelerin bölgedeki askerî varlığına işaret eden Erhürman, Türkiye’nin de bölgede kendi güvenlik politikaları doğrultusunda adımlar attığını hatırlattı. Ancak Rum tarafının bu süreçte Kıbrıs Türk halkının iradesini dikkate almadan hareket ettiğini belirten Erhürman, bunun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Erhürman, adada güvenliğin ancak karşılıklı saygı, diyalog ve iş birliği ile sağlanabileceğini belirterek, tek taraflı askerî ve siyasi adımların çözüm sürecine zarar verdiğini sözlerine ekledi. “MASADAYIZ AMA SADECE MASAYA HAPSOLMAYACAĞIZ” Erhürman, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine sahip olduğunu vurgulayarak, müzakere sürecine açık olduklarını ancak uluslararası alanda çok yönlü ilişkileri de sürdüreceklerini ifade etti. Erhürman, göreve gelmeden önce de sonra da aynı çizgiyi koruduğunu belirterek, Türkiye ile koordinasyon içinde çözüm için çaba göstermeye devam edeceklerini söyledi. Belirledikleri aşamalar çerçevesinde müzakere masasına gidilebileceğini ifade eden Erhürman, bu mümkün olmasa dahi görüşme sürecinin sürdürüleceğini dile getirdi. “Biz asla masadan kalkmayız, kalkan kalksın” diyen Erhürman, buna rağmen yalnızca müzakere sürecine bağlı kalmayacaklarını vurgulayarak, “Görüşme masası var ama masanın dışında da bir dünya var.” ifadelerini kullandı. Bu kapsamda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası temaslarını artırmaya devam edeceğini belirten Erhürman, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) nezdindeki gözlemci üyelik statülerinin büyük önem taşıdığını söyledi. Söz konusu statülerin kazanılmasında Türkiye’nin ve ilgili ülke temsilcilerinin katkılarına teşekkür eden Erhürman, bu platformlardaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi için çaba göstermeye devam edeceklerini ifade etti. Geçmişte yalnızca müzakere sürecine odaklanmanın bazı sınırlılıklar yarattığını belirten Erhürman, bu deneyimlerden ders çıkardıklarını ve bundan sonraki süreçte daha çok boyutlu bir dış politika izleyeceklerini kaydetti. Oturuma; Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev dinleyici olarak katıldı.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, New York’ta BM Genel Sekreteri Guterres ile görüştü Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, New York’ta BM Genel Sekreteri Guterres ile görüştü

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile New York’ta bir araya geldi. Görüşmenin ardından Bayrak Radyo Televizyon Kurumuna açıklamalarda bulunan Erhürman, temasın verimli geçtiğini ve üç temel başlıkta görüşlerini Genel Sekreter’e ilettiklerini söyledi. Birinci noktanın “Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine sahip olduğunu Genel Sekretere aktarmak” olduğunu ifade eden Erhürman, ikinci noktayı ise Güven Artırıcı Önlemler konusunda bugüne kadar Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis ile yaptıkları görüşmelerde gelinen noktayı ve güven artırıcı önlemlere verilen ehemmiyeti aktarmanın kendileri için anlamlı olduğunu söyledi. Güven Artırıcı Önlemler konusunda 5+1 formatlı toplantılar yerine çözümün Lefkoşa’da bulunması gerektiğini kendilerinin temel görüşü olduğunu aktardıkları açıklamasında bulunan Erhürman, bu konuda “Lefkoşa’da çözüm bulunması aslında iki liderin kendi halklarının Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların günlük yaşamlarının iyileştirilmesi konusunda ve daha fazla temas kurabilmeleri konusundaki kararlılığını gösterecek bir şey” olması nedeniyle de önemli olduğunu söyledi. Bununla birlikte Erhürman, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların sorduğu ve kendisinin zaman zaman gündeme getirdiği “birkaç geçiş noktası konusunda dahi uzlaşmaya varamayan iki lider Kıbrıs sorunu gibi onlarca yıldır devam eden bir konuda nasıl çözüm üretebilirler ki” sorusunu Genel Sekreter ile paylaşma fırsatı bulduğunu belirtti. Üçüncü başlıkta ise seçim sürecinde geliştirdiği ve kamuoyuyla paylaştığı dört maddelik metodoloji önerisini Genel Sekreter ve heyetine sunduğunu belirten Erhürman, yüz yüze görüşmenin bu nedenle faydalı olduğunu vurguladı. BM’NİN KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE İLGİSİ SÜRÜYOR BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs sorununun çözüm sürecine olan ilgisini koruduğunu ifade eden Erhürman, “Benim için önemli olan, görüşme olsun diye değil, bu kez çözüme ulaşmak için görüşme yapılmasıdır. ‘Bu defa farklı olmalı’ yaklaşımından hareketle geliştirdiğimiz dört maddelik önerimizi de Sayın Genel Sekreter ile paylaştım.” dedi. Dünyada çok sayıda kriz ve çatışmanın yaşandığı bir dönemde BM Genel Sekreteri’nin ayırdığı zamanın ve gösterdiği ilginin anlamlı olduğunu vurgulayan Erhürman, Guterres’in konuya hâkimiyetinin, sorduğu soruların ve temasların devam edeceği yönündeki vurgusunun BM’nin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik ilgisini sürdürdüğünü açıkça gösterdiğini kaydetti. Görüşmede herhangi bir yorgunluk ya da umutsuzluk görmediğini ifade eden Erhürman, çözüm sürecine yönelik ilginin devam ettiğini gözlemlediğini söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ilk resmî dış ziyaretini gerçekleştirdi Haber

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ilk resmî dış ziyaretini gerçekleştirdi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, seçim zaferinin ardından ilk yurt dışı resmî ziyaretini gerçekleştirdi. Bugün garantör ve anavatan Türkiye'ye adım atan Cumhurbaşkanı Erhürman resmî ziyaretine Anıtkabir'e giderek başladı. Beraberindeki heyetle birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedî istirahatgâhını ziyaret eden Erhürman Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktıktan sonra saygı duruşunda bulundu. Ardından Misak-ı Millî Kulesi'ne geçen Erhürman Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı. Erhürman deftere şunları kaydetti: "Aziz Mustafa Kemal Atatürk, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde ilham kaynağı olan liderliğinizden güç alarak, bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 6. Cumhurbaşkanı sıfatıyla huzurunuzda bulunmaktan derin bir onur ve gurur duymaktayım. Şahsınızın bıraktığı manevi mirasa Kıbrıs Türk halkının bağlılığı sarsılmaz bir inançla sürmektedir. Kurtuluş Savaşı’na önderlik ederken sergilediğiniz duruş, kurduğunuz Cumhuriyet ve bizlere miras bıraktığınız ilke ile devrimler, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için değil, Kıbrıs Türk halkı için de yol gösterici olmuştur. Siz, yalnızca kendi halkınıza değil; çağlar ötesine uzanan düşüncelerinizle pek çok halka, özellikle de biz Kıbrıslı Türklere, umut ve cesaret aşılayan bir öndersiniz. Atatürk sevgisi ve fikirlerinize bağlılık, Kıbrıs Türk halkının karakterinin ayrılmaz bir parçasıdır. Halkımız, en zor dönemlerinde dahi sizden aldığı ilhamla direncini korumuş, çağdaş, özgür ve onurlu bir yaşam mücadelesini sürdürmüştür. Bugün bizler, kurucusu olduğunuz Cumhuriyet’in değerlerinden beslenen bir halk olarak, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine ulaştırma kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Kıbrıs Türk halkı, bu bilinçle, her daim çağdaş değerleri, üretimi, eğitimi, kültürü ve ahlakı ön planda tutarak ilerlemeye devam edecektir. Sizin mirasınız, yalnızca bir ulusun değil; insanlığın ortak aydınlanma mirasıdır. Aziz hatıranız önünde, saygı, sevgi ve sonsuz minnetle eğiliyorum. Ruhunuz şad olsun." TUFAN ERHÜRMAN, NUMAN KURTULMUŞ İLE GÖRÜŞTÜ Anıtkabir ziyaretinin ardından KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüştü. Mecliste yapılan görüşmede TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan-Gürcistan sınırında C130 askerî kargo uçağının düşmesi sonucunda şehit olan 20 Mehmetçik için duyduğu üzüntüyü dile getirerek, Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve Türk milletine sabır diledi. Erhürman'ın ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye'ye yapmış olmasını memnuniyetle karşıladığını belirten Kurtulmuş, seçim sonuçlarıyla Cumhurbaşkanlığı görevine gelen Erhürman'ı tebrik etti. Kurtulmuş, Türkiye ile KKTC'nin adadaki Türk halkının haklı davasını uluslararası platformalara taşımaya devam edeceğinin altını çizdi. İki ülke arasındaki ilişkiye dikkat çeken Kurtulmuş, ilişkilerin olgunlaşarak bugünlere geldiğini ifade etti. KKTC'nin önemli bir devlet haline geldiği süreçte büyük acılar yaşadığını anımsatan Kurtulmuş, KKTC'nin yakın geçmişinde acı dolu sayfalar olduğunu söyledi. "KKTC TÜM UZUVLARIYLA MÜKEMMEL BİR DEVLET HALİNE GELMİŞTİR" ENOSİS hayalleriyle Türk'ün varlığını Kıbrıs'tan yok etme girişimlerine dikkat çeken Kurtulmuş, "Güney'deki Rum Kesimi, Avrupa Birliği'nin tam üyesi olarak kabul edilmiş, hep şımartılmış hep öne çıkartılmış ve Kıbrıs Türklerinin üzerinde bir siyasal baskı unsuru haline gelmesine göz yumulmuştur ama çok şükür büyük mücadelelerle, büyük fedakarlıklarla 50 yıl artık geride kaldı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bütün uzuvlarıyla tam manasıyla mükemmel bir devlet haline gelmiştir. Bu devletin varlığının, gücünün uluslararası alanda da tanıtılması, en önemli önceliklerimizden birisidir." ifadelerini kullandı. Uluslararası platformlarda KKTC'nin haklı davasını gündeme taşıdıklarına işaret eden Kurtulmuş, "Henüz yeterince mesafe alınmamakla birlikte geçmişle kıyaslanmayacak kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, uluslararası alanda artık bilinen bir devlet haline doğru gelmektedir." dedi. İki devletli çözümden başka bir yol olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, devletlerin kendi millî kimlikleri içerisinde barış içinde yaşayabilecekleri bir ortamın ortaya koyulmasının mümkün olduğunu dile getidi. Kurtulmuş sözlerine şöyle devam etti: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her alanda artık iş birliği tabirinin bile yetersiz kaldığı, mükemmel bir şekilde birlikte hareket etme becerisini kazanmıştır. Görüş ayrılıkları olabilir, siyasi tutum farklılıkları olabilir ama nihayetinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti birlikte, yan yana, kol kola ortak millî hedefleri doğrultusunda yürüme becerisini sürdürecektir. Türkiye'nin Kıbrıs'taki garantörlüğünün de özellikle bölgedeki son gelişmeler çerçevesinde ne kadar önemli olduğunu, ne kadar hayati olduğunu bir kere daha görmüş olduk. ERHÜRMAN TÜRKİYE'YE BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ Öte yandan KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da askerî kargo uçağının Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşmesi sonucu şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine sabır diledi. Meclis çatısı altında bulunmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Erhürman, "Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkileri, herhalde başka hiçbir iki devlet arasındaki ilişkilerle kıyaslanamayacak kadar özel ilişkilerdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Cumhuriyet Meclisimizin çok yakın teması var. Dostluk gruplarımızla sürekli görüş alışverişi içerisindeyiz." cümlelerini sarf etti. Kıbrıs Türk halkının büyük bir varoluş mücadelesi verdiğini ve vermeye devam edeceğini vurgulayan Erhürman, "Türkiye Büyük Millet Meclisi ile Cumhuriyet Meclisimiz arasındaki ilişkiler, bunları dünyaya anlatmamız açısından da bizim için son derece değerli olmaya devam edecek. Sizin katkılarınız da bu anlamda bizim için son derece kıymetli." ifadelerine yer verdi. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Ankara ziyareti kapsamında ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.