SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türk Kültür Ve Miras Vakfı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türk Kültür Ve Miras Vakfı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Kültür Ve Miras Vakfı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ADF2026’da 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı konuşuldu: “Dilde, fikirde, işte birlik!” Haber

ADF2026’da 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı konuşuldu: “Dilde, fikirde, işte birlik!”

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) üçüncü gününde “Bir Asırlık Dil ve Kimlik: Bakü Türkoloji Kongresi’nden Türk Entegrasyonuna” paneli gerçekleştirildi. Panelde; Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, Hacı Bayram Veli Ünivesitesi (HBVÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev, Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aqtoty Raiymqulova yer aldı. “TÜRKÇE KELİME KÖKLERİNİN YÜZDE 100’Ü ORTAK” Mert, kültürel birliğin olmazsa olmaz şartının “yazıda birlik” olduğunu belirterek “Biz 1926’da yakılan meşaleyi, bize verilen resmî görevle çok şükür neticelendirdik. İşin siyasi ayağı kaldı, o da artık üç ülkemizin görev meclisinde. Burada biz çok şükür 1928’de Atatürk sayesinde bu devrimi gerçekleştirmiştik. Bugün, Asya’daki kardeşlerimizle alfabe birliğine geçmemiz söz konusu. Biz, bildiğiniz gibi Avrupa ve Amerika ile de bir alfabe birliği içerisindeyiz. Bununla mukayese edilebilir bir konu değil.” dedi. Mert, bugün dünyadaki bilgi birikiminin en az yüzde 80’inin ve akademik yayınların yüzde 98’inin Latin alfabesi ile yazılı olduğunu kaydederek “Dolayısıyla tek başına bunlar, Latin alfabesine geçmek için yeterli bir gerekçedir ama meseleye Türk cumhuriyetleri açısından baktığımızda bugün Türk lehçelerinin karşılıklı anlaşılabilirlik düzeyi farklılık arz etse de bizim söz varlığımızın yüzde 85’i ortak, Türkçe kelime köklerinin yüzde 100’ü ortak.” şeklinde konuştu. Alfabe birliğiyle birlikte Türk devletlerinin görünmez kültürel ögelerinin görünür hâle geleceğini ve karşılıklı birlik duygusunun hissedilebilir olacağını dile getiren Mert, bu hususta Türk dünyasının ortak değerlerine vurgu yaptı. ERSOY VE ÖMÜRALİYEV, GASPIRALI’NIN “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK” ŞİARINI HATIRLATTI Ersoy, 15 Aralık’ın Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) tarafından Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan edilmesini artık Türk dilleri değil, Türk dil ailesinin lehçeleri ile birlikte ortak ülkü olan Türk birliğine doğru her açıdan gittiğini gösteren önemli bir gösterge olarak değerlendirdi. “Bunun içini somut adımlarla doldurmak gerekiyor. İsmail Bey Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ ilkesi ne anlama geliyorsa Bakü Türkoloji Kurultayı da bunun fikrî temellerinin Türkoloji merkezli devamı anlamına gelir. O sebeple bugünkü Türkolojinin sadece dil, edebiyat ve folklor ekseninde ünversitelerde müfredat olarak okutulmasının yetersiz olduğu ve Türkoloji müfredatının ivedilikle Türk dünyasındaki gelişmeler bağlamında güncellenmesi gerektiği fikrini taşıyoruz.” ifadelerini kullanan Ersoy, bununla birlikte “Orhun Programı”nın ivedilikle içinin doldurulması çağrısını yaptı. 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı için “Sadece bilimsel değil, tarihî bir kilometre taşıydı.” diyen Ömüraliyev ise Kurultayın Türk dünyasının entegrasyonu açısından önemine vurgu yaptı. Ömüraliyev, bununa birlikte İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarını hatırlattı. MUSTAFAYEV, KURULTAYIN ORTAK TÜRK KİMLİĞİ BİLİNCİNİ ŞEKİLLENDİRDİĞİNİ BELİRTTİ 2025 yılında Türk Akademisi ve Türk Dil Kurumunun (TDK) ortak çalışmaları neticesinde 34 harfli bir ortak Türk alfabesinin ilan edilmesi sürecinde aktif rol alan Mustafayev, Kurultayın bugünün Türkoloji bilimi üzerindeki uzun vadeli entelektüel etkisini ve ortak bir Türk kimliği bilincinin şekillenmesindeki rolü üzerine konuştu. Mustafayev, Kurultayın Türk dünyası tarihi açısından önemini vurgulayarak Kurultayın tarihî altyapısı ve tertip edildiği ortama ilişkin fikir ayrılıklarına dikkat çekti. “Bazıları bence çok yüzeysel bir sosyolojik anlayışla hareket ederek ve tarihi bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmekten yoksun olarak bu Kurultayı tek taraflı yorumluyorlar. Sanki bunu Sovyetlerin gizli bir ajandasıymış ve bir komploymuş gibi ifade ediyorlar. Bence bu, Kurultaya karşı kesinlikle kabuk edilemez ve yanlış bir yaklaşımdır. Her şeyden önce Türk halklarının veya o dönemin deyimiyle Türk-Tatar kavimlerinin bu Kurultayla nasıl bir münasebeti oldu, bu Kurultayı bizim aydınlarımız nasıl kabul etti? O perspektiften yaklaşılması daha doğru olur.” ifadelerini kullanan Mustafayev, Türk aydınlarının Kurultayı büyük bir heyecanla karşıladıklarını dile getirdi. Türk tarihinde ilk kez Altaylardan ve Sibirya’dan başlamış, Kırım’a ve Anadolu’ya kadar bütün bu geniş coğrafyada yaşayan bütün Türk halklarının temsilcileri, aydınları ve bilim insanlarının Bakü’de toplandığını belirten Mustafayev, Türk halklarının ortak kültürü, dilleri ve geleceğiyle ilgili kendi fikirlerini ortaya koymaları ve Türk dilleri adına önemli kararlar alma imkânını elde ettiklerini dile getirdi. Bununla birlikte Mustafayev, “Bu açıdan Kurultay, bizim için çok önemli bir hadisedir ve onun yüzüncü yıl dönümünün bu kadar tantanalı bir şekilde Azerbaycan’da ve bütün Türk dünyasında kutlanması bence çok anlamlıdır.” dedi. “DİL, BİZİM KÜLTÜREL HAFIZAMIZDIR” UNESCO’nun 15 Aralık’ı Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan etmesini “uzun yıllara yayılan ortak bir imgenin karşılığı” olarak değerlendiren Raev, TÜRKSOY’un 2008 yılında Ankara’da başlattığı somut olmayan kültürel miras sürecini 2010 yılından itibaren TÜRKSOY üyesi ülkeler ve UNESCO Millî Komisyonlarının toplantılarıyla daha geniş bir zemine taşındığını belirtti. Bu toplantıların her yıl Türk dünyası kültür başkentlerinde gerçekleştirildiğini ve bugüne kadar 10’dan fazla toplantıyla birlikte üçlü bir iş birliği ve istişare zemininin oluştuğunu dile getiren Raev, “Bütün bu kurumsal çabanın temelinde ise çok daha derin bir gerçeklik yatıyor: Dil, bizim kültürel hafızamızdır; adetlerimizi, geleneklerimizi, göreneklerimizi saklayan bir sandıktır. Bir milletin yaşadığı her şey, ürettiği her değer, dilin içinde taşınır. Türk dünyasında mesele yeni bir yakınlık kurmak değildir, bu diller zaten aynı kökten beslenmektedir. Asıl mesele, bu ortak hafızayı daha güçlü bir şekilde yeşertmek ve dünyaya daha görünür kılmaktır.” değerlendirmesini yaptı. Bugün Türk dünyasının ekonomik olarak yükseldiğini kaydeden Raev, “Bu yükselişin bir ruhu olmalıdır. Bu ruhu edebiyat, sinema, müzik kurar. Bir roman düşünün; Taşkent sokaklarında başlar, İstanbul Boğazı kıyılarında devam eder. Aynı duygu, farklı şekillerde hayat bulur; aynı hafiza, farklı yerlerde yeniden anlatılır. İşte bu, farklı yerlerden evrensele uzanan bir anlatıdır. Bu anlatı, ortak bir dil hafızasıyla beslendiğinde etkisi katlanır. Sanatçının ufku genişler, eserler daha geniş bir coğrafyada karşılık bulur ve kültürel zenginlik büyür.” şeklinde konuştu. Öte yandan Raev, bu noktada Kurultay hususunda “100 yıl önce Bakü’de atılan o adım, dil üzerinden ortak bir gelecek kurma iradesiydi.” dedi. HASAN, TÜRK AYDINLARININ ORTAYA KOYDUĞU İRADEYE VURGU YAPTI Türk dünyasının birlik ve beraberliğiyle stratejik açıdan ileriye doğru taşınmasına dikkat çeken Hasan, “Bizim ecdatlarımız sayılan ve 1926 yılında o zor şartlar altında, uçakların ve teknolojinin gelişmediği şartlar altında ta Macaristan, Türkiye ve o zamanlar Sovyetler Birliği içerisinde bulunan kardeş ülkelerimiz Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Altaylar, Kazan ve Kırım’dan kalkıp gelen bütün kardeşlerimiz… Bunların hepsi nadide insanlardır. Bunların her birisi Türk dünyasını nasıl canlandırabiliriz, Türk dilini nasıl daha da güçlendirebiliriz, Türklüğümüzü nasıl koruyabiliriz, diye ortaya bir irade koymuşlardır.” ifadelerine yer vererek buna karşın söz konusu aydınların neredeyse hepsinin 1937 yılında Jozef Stalin’in “repressiya” rejimine kurban gittiğini hatırlattı. HER 15 ARALIK’TA TÜRK DİLLERİNİN MİRASI VE KÜLTÜREL BİRLİĞİ SES GETİRECEK Raiymqulova ise Türk Kültür ve Miras Vafkının çalışmalarından bahsetti. UNESCO’nun 15 Aralık’ı Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan etmesinin Türk dillerinin küresel mirasını ve bu gelişmenin Türk devletlerinin etki alanını nasıl etkileyeceği üzerine Raiymqulova, “15 Aralık’ın UNESCO tarafından Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan edilmesi, Türk dillerinin mirası ve kültürel birliğinin küresel çapta tanınması açısından önemli bir adımdır. Bu karar, geçen yıl kasım ayında UNESCO’nun Semerkant’taki genel kurul toplantısında alınmıştı.” dedi.

Divan-ı Lügati't Türk sergisi 23 Şubat'a kadar sürecek Haber

Divan-ı Lügati't Türk sergisi 23 Şubat'a kadar sürecek

Kadim Türk yurdundaki tarihî eserler bu yüzyılda da aydınlatılmaya, okunmaya ve sergilenmeye devam ediyor. Nesilden nesle aktarılması amaçlanan el yazması tarihî eserlerden biri olan Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügati't Türk eserini kaleme alışının 950. yılında Kazakistan'ın başkenti Astana'da sergi açılışı yapıldı.  Türk Dünyası Vakfı ile Türk Kültür ve Miras Vakfı iş birliğiyle açılan "Erdemin Başı Dil: Divanu Lügati't-Türk" başlıklı serginin 23 Şubat 2025'e kadar süreceği kaydedildi. Sergide Divan-ı Lügati't Türk sözlüğünün aslına uygun basımı, günümüze uygun sözcük ve atasözleri ile ilk Türk dünyası merkezli dünya haritasının modern izdüşümünü gösteren çalışma yer alıyor.  KAZAKİSTAN MİLLî MÜZESİ İLE İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ Sergiye ilişkin açıklama yapan Türk Dünyası Vakfının Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Özsoy, söz konusu programın açılışının aralık ayında yapıldığını anımsattığı açıklamasında serginin yoğun bir ilgi gördüğünü belirtti. Özsoy, Türk Dünyası Vakfı olarak Kazakistan Millî Müzesi ile protokol imzaladıklarını ve bu bağlamda kültürel iş birliğine devam edeceklerini kaydetti.  Daha fazla ortak serginin gerçekleştirileceğini aktaran Özsoy, "Artık biz basit sergiler değil, müze niteliğindeki kültür varlıklarını ülkeler arasında gezdirmeye başladık. Kazakistan'ın kendi kültürel mirasına, Oğuzların mirasına sahip çıkması bizi derinden etkiledi. Biz de buna ortak olmak, çalışmalara destek vermek istiyoruz." ifadelerini kullandı.  BİR SONRAKİ SERGİ KAZAKİSTAN'DAKİ OĞUZLAR OLACAK Türk Dünyası Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Dut ise söz konusu serginin ardından Kazakistan'daki Oğuz Türkleri ile ilgili bir sergi tertip edeceklerini duyurdu. Dut, "Bu ortak değerlerimizin Türkiye'de de sergilenmesine öncülük etmek için ortak bir çalışma grubu oluşturmaya karar verdik. Bunların görüşmeleri devam edecek." dedi. EZGİ KARAYEL'DEN TÜRK DÜNYASI ÇALIŞMASI Ayrıca sergide Modacı Ezgi Karayel'in tasarladığı kadın ve erkek kıyafetleri ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Tüm Türk eserlerini bir araya getirdiklerini kaydeden Karayel, "Divanu Lügati't-Türk'te yer alan kıyafet tanımlarına uygun çalışma yaptık." dedi. Karayel kıyafetlerde dünyanın en eski Türk halısından desenler kullandıklarını da belirtti.

Astana Dîvânu Lugâti't-Türk uluslararası sergisine ev sahipliği yaptı Haber

Astana Dîvânu Lugâti't-Türk uluslararası sergisine ev sahipliği yaptı

Türk Kültür ve Miras Vakfının 2. Konsey Toplantısı, 7 Şubat 2025 tarihinde Kazakistan'ın başkanlığında başkent Astana'daki Millî Müze'de üye devletlerin Kültür Bakanlıklarının katılımıyla gerçekleştirildi. Kazakistan Cumhuriyeti Kültür ve Enformasyon Bakanı Aida Balayeva'nın ev sahipliğinde düzenlenen II. Konsey Toplantısı’na, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanı Adil Kerimli, Kırgız Cumhuriyeti Kültür, Enformasyon, Spor ve Gençlik Politikası Bakan Yardımcısı Gülbara Abdıkalıkova, Türkiye Cumhuriyeti'nin Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu ve Türk devletlerinin resmî kurumlarının temsilcilerinin katıldığı toplantı; “Dîvânu Lugâti't-Türk” uluslararası sergisinin açılış törenine ev sahipliği yaptı. ESER TÜRK HALKINI YANSITIYOR Tören, Türk Kültür ve Miras Vakfı tarafından TİKA ve Türk Dünyası Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirildi. Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aktotı Raimkulova, Dîvânu Lugâti't-Türk eserinin Türk dünyasını birleştirmede önemli bir rol oynadığını vurguladı. Gerçekleştirdiği konuşmada “Büyük bilgin Mahmud Kaşgarlı’nın 11. yüzyılda yarattığı bu muhteşem eser sadece edebi bir anıt değil; Türk halklarının kimliğini, kültürümüzü ve geleneklerimizi yansıtıyor. Nesiller arasındaki bağlantıyı sembolize ediyor.” ifadelerini kullandı. Dîvânu Lugâti't-Türk'ün 950. yıldönümüne adanan sergide; nadir eserler, tarihi el yazmaları ve 11. yüzyılda Türk halklarının kültürel mirasının yönlerini yansıtan eşyaların yanı sıra moda tasarımcısı Ece Karayel'in eserden esinlenerek tasarladığı kıyafetler de yer aldı. DÎVÂNU LUGÂTİ’T-TÜRK Türkistan coğrafyasının bilinen ilk sözlüğü ve en önemli eserlerinden biri olan Dîvânu Lugâti’t-Türk, 11. yüzyılda Kâşgarlı Mahmut tarafından Karahanlı Türkçesi ile yazılmıştır. “Türk Sözlüğünün Divanı” anlamına gelen ve Türk dilinin ilk sözlüğü olan bu eser; Türk dili, Türk tarihi, Türk mitolojisi, Türk coğrafyası, Türk kültürü ve Türk töresi hakkında değerli bilgileri sunan bir eserdir. Nitekim Kâşgarlı Mahmut Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserini, Türk milletinin yüceliğini, Türk dilinin Arapça ile koşu atları gibi yarış edeceğini, Türk dilinin zenginliğini ve Türk dilinin her duygu ve düşünceyi anlatmaya elverişli olduğunu ispat etmek içindir kaleme almıştır. Bu sebeple eser, Türkçeden Arapçaya bir sözlük biçiminde yazılmıştır. Başta Türkologlar olmak üzere birçok araştırmacı tarafından incelenen Dîvânu Lugâti’t-Türk, UNESCO Dünya Belleği Türkiye Ulusal Listesi’ne de kayıtlıdır. Eserin bugün tek nüshası İstanbul’daki Millet Kütüphanesindedir. KÂŞGARLI MAHMUT KİMDİR? Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserin yazarı olan Kâşgarlı Mahmut, Türk dilinin ve Türk milliyetçiliğinin en büyük sözcülerindendir. Doğu Türkistan’ın en önemli merkezlerinden biri olan Kâşgar’da doğan Kâşgarlı Mahmut, iyi öğretim görmüş, İslâmiyet’le ilgili bilimsel çalışmaları yakından izlemiştir. Kâşgarlı Mahmut, Arapça ve Farsçayı da çok iyi öğrenmiştir. Türklerin bulunduğu bölgeleri gezmiş, ana dili olan Türkçenin bütün lehçelerini yerlerinde öğrenmiş, geleneklerini göreneklerini yakından izlemiştir. Bütün Sirderya (Seyhun) kıyılarını dolaştığından Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserinde söz etmektedir. Daha sonrasında dönemin İslam Coğrafyası’nın en önemli kültür merkezlerinden biri olan Irak’a göç eden Kâşgarlı Mahmut, çalışmalarına burada devam etmiştir.

Türk Kültür ve Miras Vakfı Konseyi Astana'da toplandı Haber

Türk Kültür ve Miras Vakfı Konseyi Astana'da toplandı

Türk Kültür ve Miras Vakfının 2. Konsey Toplantısı, 7 Şubat 2025 tarihinde Kazakistan'ın başkanlığında başkent Astana'daki Millî Müze'de üye devletlerin Kültür Bakanlıklarının katılımıyla gerçekleştirildi. Kazakistan Cumhuriyeti Kültür ve Enformasyon Bakanı Aida Balayeva'nın ev sahipliğinde düzenlenen II. Konsey Toplantısı’na, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanı Adil Kerimli, Kırgız Cumhuriyeti Kültür, Enformasyon, Spor ve Gençlik Politikası Bakan Yardımcısı Gülbara Abdıkalıkova, Türkiye Cumhuriyeti'nin Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu ve Türk devletlerinin resmî kurumlarının temsilcileri katıldı. Toplantıda Vakıf Başkanı Aktotı Raimkulova, Türk devletleri başkanlarının talimatı doğrultusunda hazırlanan “Türk Dünyasına Bakış 2040” ve TURKTIME girişimi çerçevesinde Türklere ait kültürel mirasın dünya çapında tanıtılması, korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması için kurumun planlarından bahsetti. Ayrıca toplantıda 2024 yılına ilişkin vakfın faaliyetleri hakkında kapsamlı bir rapor sunuldu. Toplantı kapsamında katılımcılara vakfın 2025-2026 yıllarına dair “faaliyet planları” hakkında ayrıntılı bir sunum yapıldı. Toplantının sonunda, üye ülkelerin temsilcileri tarafından vakfın 2024 yılı faaliyetlerinin değerlendirilmesi, 2025-2026 yıllarına ait faaliyet planlarının onaylanması da dahil olmak üzere bir protokol imzalandı. Konsey Toplantısı'nın sonuçlarının, Türk devletleri arasındaki kültürel iş birliğinin gelişiminde önemli bir adım olacağı, kültürel mirasın korunması alanında iş birliğini güçlendireceği ve uluslararası projelere yeni bir ivme kazandıracağı vurgulandı.

Ünlü Kazak Türkü Berdibek Sokpakbayev'in "Benim Adım Koza" romanı, Azerbaycan'da tanıtıldı Haber

Ünlü Kazak Türkü Berdibek Sokpakbayev'in "Benim Adım Koza" romanı, Azerbaycan'da tanıtıldı

Azerbaycan'da Türk Kültür ve Miras Vakfının katkılarıyla, 10. Bakü Kitap Fuarı'nda  ünlü Kazak Türkü çocuk yazarı, şair ve senarist Berdibek Sokpakbayev'in doğumunun 100. yılında "Benim Adım Koza" adlı romanının tanıtımı gerçekleştirildi. "BENİM ADIM KOZA" ROMANI, İLK KEZ AZERBAYCAN TÜRKÇESİNDE TANITILDI Kazakistan Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Malik Otarbayev, gerçekleşen tanıtımda konuştu. Berdibek Sokpakbayev'in doğumunun 100. yıl döneminin Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) tarafından önemli bir dönüm noktası olarak kabul edildiğini belirten Otarbayev, tanıtımı yapılan romanın ilk kez Azerbyacan Türkçesinde tanıtıldığına dikkat çekti. Malik Otarbayev ayrıca, "Sokpakbaev'in eserleri genç nesil için önemli ve halklarımız arasındaki bağların güçlendirilmesine katkıda bulunuyor." şeklinde konuştu. Türk Kültür ve Mirası Vakfı Başkanı Aktoty Raimkulova da yazarın romanının 68 dile çevrildiğini belirtti. Romanın Türk dünyasının zengin mirasını korumayı ve gelecek nesillere aktarmayı amaçlayan bir kitap olduğu kaydedildi. YAZARIN KIZINDAN KAZAKİSTAN VE AZERBAYCAN'A TEŞEKKÜR! Kitap tanıtımında yazarın kızı Samal Sokpakbayeva da yer aldı. Samal Sokpakbayeva, “Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'e babamın jübilesinin hem Kazakistan'da hem de diğer ülkelerde kutlanmasına yönelik girişiminden dolayı müteşekkirim. Azerbaycan'a da halklarımızın birliğini güçlendiren bu etkinliği düzenlediği için teşekkür etmek istiyorum.” ifadeleriyle teşekkürlerini sundu.  Tanıtımda aynı zamanda yazarın giysi, tabak ve aksesuar gibi kişisel eşyalarından oluşan bir sergi düzenlendi. YAZAR, UNESCO'NUN ANMA LİSTESİNDE YER ALIYOR UNESCO) 42. Genel Kurul Toplantısında aldığı karara göre 2024-2025 yılında yapacağı anma etkinliklerinde Türk ilim insanlarına ve eserlerine yer verdi. Kazak Türkü çocuk kitabı yazarı, şair ve senarist Berdibek Sokpakbayev de bu listede yer aldı. 

Azerbaycan’da Türk Kültür ve Miras Vakfı Şura Toplantısı yapıldı Haber

Azerbaycan’da Türk Kültür ve Miras Vakfı Şura Toplantısı yapıldı

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 30 Nisan tarihinde Türk Kültür ve Miras Vakfı Şura Toplantısı yapıldı. Azerbaycan Kültür Bakanı Adil Kerimli, Kazakistan Kültür ve Enformasyon Bakanı Aida Balayeva, Kırgızistan Kültür, Enformasyon, Spor ve Gençlik Politikası Bakan Yardımcısı Çingiz Esengul Uulu, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ile Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Cahit Bağcı toplantıda yer aldı. "ORTAK HAREKET ETMELİYİZ" Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aktotı Raimkulova, Türk kültür mirasını koruyan ve tanıtan Türk Kültür ve Miras Vakfının, kültürel kimliğin giderek kaybolduğu bir dünyada önem taşıdığını ifade etti. Raimkulova konuşmasında Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelerin halklarının ve ortak kuruluşlarının karşılıklı ilişkilerinin ortak tarih, kültür ve köklere dayandığına işaret ederek  "Biz bu nedenle ortak hareket etmeliyiz." ifadelerine yer verdi. Türkiye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Çam ise, Türk Kültür ve Miras Vakfının 300 milyonluk Türk dünyasının tüm mirasının korunması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla kurulduğunu anımsatarak "Vakfın kurumsal kapasitenin geliştirilmesi ve bürokratik sistemin belli bir standartta gelişmesi noktasında elimizden gelen katkıyı vereceğiz." dedi. Çam, kültürün insanlığın barış ve huzurunun tesisi anlamına da geldiğini vurguladı. Ayrıca Çam, Karadeniz'de ve Akdeniz'de iki büyük acı yaşandığını, Türk dünyası olarak savaşların bitmesi ve acıların dinmesi için çaba göstermeleri gerektiğine dikkat çekti. Toplantıda, Vakfın 2024-2025 Faaliyet Planı ve Türk Kültürel Miras Sözleşmesi'nin hazırlanması konuları da ele alındı.  

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.