SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkçe

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türkçe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkçe haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Ekrem Arıkoğlu: “Ortak alfabe, Türk dünyasının birbirini daha kolay anlamasını sağlayacak” Haber

Prof. Dr. Ekrem Arıkoğlu: “Ortak alfabe, Türk dünyasının birbirini daha kolay anlamasını sağlayacak”

Fatma Nur Sarıcaoğlu QHA/Ankara Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Arıkoğlu, Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı değerlendirmede, Türk dünyasında ortak alfabe çalışmalarının önemini, Türk lehçelerinin tarihsel gelişimini ve Türkiye Türkçesinin ortak iletişim dili olma potansiyelini anlattı. Arıkoğlu, önde gelen Türkolog Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un öğrencisi olduğunu ve hocasının emekli olmasının ardından onun odasında çalışmanın kendisi için gurur verici olduğunu söyledi. Türk dünyasının farklı bölgelerinde akademik çalışmalar yürüttüğünü belirten Arıkoğlu, asıl çalışma alanının Güney Sibirya Türk lehçeleri olan Tuva ve Hakas Türkçeleri olduğunu ifade etti. Daha sonraki yıllarda Kırgızistan’daki Manas Üniversitesinde altı-yedi yıl görev yaptığını aktaran Arıkoğlu, bu süreçte Kazakistan, Doğu Türkistan ve Özbekistan’ı da ziyaret etme imkânı bulduğunu kaydetti. Farklı Türk lehçeleri üzerine yürüttüğü sözlük çalışmalarında ortak alfabe kullandıklarını belirten Arıkoğlu, Tuva Türkçesi-Türkçe ve Hakas Türkçesi-Türkçe sözlüklerinin ardından Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesindeki (KTMÜ)i çalışma arkadaşlarıyla 75 bin kelimelik Kırgızca-Türkçe sözlük hazırladıklarını anlattı. Arıkoğlu, son beş yılda üzerinde çalıştıkları Kazakça-Türkçe sözlüğün ise 150 bin madde başı içerdiğini belirterek bu eserde de bugün kabul edilen 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ni kullandıklarını ifade etti. Arıkoğlu, 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’nin 1992 yılında Türk dünyasından bilim insanlarının katılımıyla hazırlanan çalışmalara dayandığını belirtti. Arıkoğlu, Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un da bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. “ALFABE DEĞİŞİNCE DİL DEĞİŞMEZ” Alfabe ile dilin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Arıkoğlu, Türklerin tarih boyunca farklı alfabeler kullandığını ancak bu değişikliklerin Türkçenin varlığını ortadan kaldırmadığını belirtti. Arıkoğlu, “Alfabe değiştirilince dilimiz ortak olmayacak tabii ki. Başka bir deyişle alfabeyle dili birbirinden ayırt etmemek lazım. Biz Köktürkler zamanında Köktürk alfabesini kullanırken Türkçe yazıyorduk. Sonra Arap alfabesini kabul edince de Arap harfleriyle yazıyorduk ama dilimiz Türkçeydi. Kiril alfabesini kabul edenler de Kiril harfleriyle Türkçe yazıp okudular.” ifadelerini kullandı. Ortak alfabenin farklı Türk lehçelerinde kullanılan kelimelerin daha kolay tanınmasını sağlayacağını belirten Arıkoğlu, özellikle Kiril alfabesini bilmeyen kişilerin bu alfabeyle yazılmış metinleri okumakta zorlanabileceğini ifade etti. Latin alfabesinin ortak kullanılmasıyla Türk topluluklarının birbirlerinin yazılı metinlerine erişiminin kolaylaşabileceğini kaydetti. Arıkoğlu, alfabe çalışmalarında Türk dillerinin ses özelliklerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek her bölgesel söyleyiş için ayrı bir harf oluşturmanın alfabe sistemini gereksiz yere karmaşıklaştırabileceğini söyledi. Ortak alfabenin mümkün olduğunca Türk dillerinin tarihsel yapısını ve ortak özelliklerini yansıtması gerektiğini dile getirdi. TÜRK LEHÇELERİ ARASINDAKİ TARİHSEL BAĞLAR Türk lehçelerinin geniş coğrafyalara yayılmaları ve farklı medeniyetlerle etkileşim kurmaları sonucunda zaman içinde farklılaştığını belirten Arıkoğlu, bu değişimlerin ortak tarihsel bağları ortadan kaldırmadığını ifade etti. Köktürk yazıtları ve Karahanlı Türkçesinin Türk dillerinin tarihsel gelişimini anlamak açısından önemli olduğunu belirten Arıkoğlu, Kaşgarlı Mahmud'un farklı Türk topluluklarından derlediği dil malzemesinin bu çeşitliliği ortaya koyduğunu söyledi. Arıkoğlu, Oğuz Türkçesi ile Doğu Türkçesinin tarih boyunca edebî ilişkilerini sürdürdüğünü belirterek Ali Şir Nevai'nin eserlerinin Anadolu'daki şairler üzerinde de etkili olduğunu hatırlattı. Farklı coğrafyalarda yaşayan Türk şairlerinin birbirlerinin şiirlerine nazireler yazabildiğini ifade eden Arıkoğlu, bunun geçmişte de Türk toplulukları arasında edebî iletişim bulunduğunu gösterdiğini kaydetti. Arıkoğlu, ortak alfabenin Türk lehçelerini tek bir dile dönüştürmeyeceğini ancak kelimelerin tanınmasını kolaylaştıracağını vurguladı. Kiril alfabesini bilmeyen bir kişinin Kazakçayı yazılı olarak anlamakta zorlanabileceğini belirten Arıkoğlu, Latin alfabesinin ortak kullanılmasıyla birçok kelimenin daha kolay tanınabileceğini ifade etti. “ORTAK KELİMELERİ BENZER SESLERLE YAZMALIYIZ” Ortak alfabenin öneminin yalnızca harflerin birleştirilmesinden ibaret olmadığını belirten Arıkoğlu, Türk lehçelerinde benzer kelimelerin mümkün olduğunca benzer seslerle yazılmasının da gerekli olduğunu kaydetti. Arıkoğlu, özellikle Sovyetler Birliği döneminde farklı Türk toplulukları için oluşturulan yazı sistemlerinin lehçeler arasındaki benzerliklerin fark edilmesini zorlaştırdığını söyledi. Özbek Türkçesini örnek gösteren Arıkoğlu, yazı dilinin belirli ağız özellikleri temelinde şekillenmesinin ortak kelimelerin farklı görünmesine yol açabildiğini dile getirdi. Arıkoğlu, “Alfabe değişince dillerimiz değişmeyecek ama aynı alfabeyi yazınca kelimeler birbirine daha tanıdık olacak.” ifadelerini kullandı. “34 HARFİN DIŞINA ÇIKARSAK ORTAKLIK BOZULABİLİR” 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’nin belirli bir sistem içinde tutulmasının önemine işaret eden Arıkoğlu, ortak alfabenin dışına çıkılarak her lehçeye özgü sesler için yeni yazım biçimleri oluşturulmasının ortaklığı zayıflatabileceğini belirtti. Arıkoğlu, Türk lehçelerinin tarihî yapısına mümkün olduğunca bağlı kalınarak ortak kelimelerin benzer biçimlerde yazılmasının hedeflenmesi gerektiğini ifade etti. Özbekistan ve Türkmenistan’da Latin alfabesine geçiş süreçlerinde ortak alfabe yaklaşımının yeterince gözetilmediğini belirten Arıkoğlu, bunun yazılı dilde beklenen benzerliklerin oluşmasını zorlaştırdığını söyledi. Alfabe değişikliklerinin toplumların yazı dili alışkanlıklarını ve eğitim süreçlerini etkilediğini vurgulayan Arıkoğlu, bir dilin yapısına uygun alfabe oluşturulduktan sonra bunun istikrarlı biçimde kullanılması gerektiğini dile getirdi. Arıkoğlu, alfabenin sık sık değiştirilmesinin toplumda kafa karışıklığına yol açabileceğini ve yazı dilinin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, ortak alfabenin Türk dünyasında kalıcı ve anlaşılabilir bir yazılı iletişim zemini oluşturması için tutarlı biçimde uygulanmasının önemini vurguladı. “ÇİN’E KADAR TABELALARI OKUYABİLİRSİNİZ” Ortak alfabenin yalnızca akademik çalışmalarda değil, günlük yaşamda da kolaylık sağlayabileceğini ifade eden Arıkoğlu, farklı Türk topluluklarının yaşadığı coğrafyalarda tabelaların ve kelimelerin tanınmasının ortak yazım sistemiyle kolaylaşabileceğini söyledi. Arıkoğlu, “Aynı alfabeyi kullanmak demek, ilk görüşte o kelimeyi tanımak anlamına geldiği için kolaylık sağlıyor. Buradan çıkıyorsunuz Çin’e kadar tabelaları okuyabiliyorsunuz.” dedi. Bununla birlikte ortak alfabenin bütün Türk lehçelerini tek bir dile dönüştürmeyeceğini vurgulayan Arıkoğlu, her lehçenin kendi yazı dili, edebiyatı ve tarihsel gelişimi bulunduğunu hatırlattı. “BÜTÜN TÜRK LEHÇELERİ KARIŞTIRILARAK ORTAK BİR TÜRK DİLİ YARATILAMAZ” Türk topluluklarının birbirlerinin sık kullanılan kelimelerini öğrenerek iletişimlerini güçlendirebileceğini belirten Arıkoğlu, Azerbaycan Türkçesindeki “açar” ile Türkiye Türkçesindeki “anahtar”, Türkiye Türkçesindeki “bulmak” ile bazı Türk lehçelerindeki “tapmak” kelimelerini örnek gösterdi. Kazak Türkçesinde kullanılan “samolet” kelimesi yerine “uçak” kelimesinin tercih edilebilmesi gibi karşılıklı kelime alışverişlerinin de mümkün olduğunu dile getirdi. Öte yandan farklı Türk lehçelerinin bir araya getirilerek yapay bir ortak dil oluşturulmasının mümkün olmadığını belirten Arıkoğlu, ortak alfabe ile ortak iletişim dilinin birbirinden farklı kavramlar olduğunun altını çizdi “TÜRK DÜNYASINDA FİKİR BİRLİĞİ İÇİN İŞ BİRLİĞİ YAPMALIYIZ” Türkiye Türkçesinin Türk dünyasındaki yaygınlığının son yıllarda arttığını belirterek bu gelişmede kültürel etkileşim, ulaşım ve ekonomik ilişkilerin rol oynadığını söyledi. Kırgızistan’daki gözlemlerini paylaşan Arıkoğlu, 2012 yılında ülkede toplumun yaklaşık yüzde bir veya ikisinin Türkiye Türkçesiyle anlaşabildiğini, 2021 yılında gerçekleştirdiği ziyarette ise toplumun neredeyse yarısının Türkiye Türkçesini farklı düzeylerde anlayabildiğini ifade etti. Arıkoğlu, bu değişimde Türk dizilerinin ve Türkiye ile kurulan ilişkilerin etkili olduğunu kaydetti. Türk dünyasında ortak alfabenin önemine değinen Arıkoğlu, alfabe birliğinin tek başına yeterli olmadığını, asıl belirleyici unsurun topluluklar arasındaki iş birliği olduğunu vurguladı. Türkiye’nin Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan’la geliştirdiği ilişkilerin dil ve kültür alanındaki yakınlaşmayı da desteklediğini belirten Arıkoğlu, ortak ekonomik çıkarların ve çalışmaların toplumları birbirine yaklaştırdığını dile getirdi. Arıkoğlu, “Ortak çıkarlarınız için ortak çalışınca kültürünüzle de yakınlaşmalısınız. Bunun için alfabe de bir araç, araçlardan bir tanesi. İş daha önemli bence. Fikirde birlik olmak için iş birliği yapmanız gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Dünya genelinde ekonomik ve teknolojik ilişkilerin toplumlar arasındaki etkileşimi hızlandırdığını belirten Arıkoğlu, Türk dünyasında da ortak çalışmaların dil ve kültür alanındaki bağları güçlendirebileceğini söyledi.

Türkiye-Kazakistan bağları güçleniyor: Atırau Üniversitesinde TİKA’nın desteğiyle Türk dili sınıfı açıldı Haber

Türkiye-Kazakistan bağları güçleniyor: Atırau Üniversitesinde TİKA’nın desteğiyle Türk dili sınıfı açıldı

Kazakistan genelinde bugüne kadar 15 Türk dili sınıfının açılmasına öncülük eden Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Kazakistan’da Türk dilinin gelişimi için bir kez daha kolları sıvadı. Kazakistan’ın Atırau kendine bulunan Halil Dosmuhamedov Atırau Üniversitesinde, Ajansın desteğiyle bir Türkçe sınıfı açılırken sınıfın açılış törenine; TİKA Kazakistan Koordinatörü Fuat Erdoğmuş, Ajans temsilcileri, üniversitenin yönetim kurulu başkanı ve rektörü Salamat İdrisov, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kamu Yönetimi Akademisi ile Atırau Bölgesi Kültür ve Dil Geliştirme Müdürlüğü temsilcileri katıldı. TİKA’NIN AÇTIĞI TÜRK DİLİ SINIFI SAYISINDA ARTIŞ: TÜRKÇE ÖĞRENENLERİN SAYISI ARTIYOR TRT Avaz’ın 6 Ekim 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre Erdoğmuş, söz konusu projenin, üniversite öğrencilerinin Türkiye’deki eğitim imkânlarına erişimi ve Türk üniversiteleriyle kuracakları etkileşim açısından önemini vurguladı. Öte yandan Erdoğmuş, TİKA’nın daha önce farklı üniversitelerde kurduğu Türk dili sınıfı projelerinden de olumlu geri dönüşler aldıklarını ifade etti. ÜNİVERSİTEDE 200’DEN FAZLA ÖĞRENCİ TÜRKÇE ÖĞRENİYOR Proje çerçevesinde, Kazakistan’da Türkçe eğitiminin fiziki altyapısının sağlamlaştırılması hedeflenirken üniversitenin resmî internet sayfasında yayımlanan açıklamaya göre ise İdrisov, törendeki konuşmasında, üniversitede 200'den fazla öğrencinin Türkçe öğrendiğini kaydederek “Yeni sınıfın, öğrencilerimizin kaliteli eğitim almaları için elverişli koşullar oluşturacağına inanıyorum. Üniversite adına TİKA ekibine ve Sayın Erdoğmuş'a, bu girişimin hayata geçirilmesine verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Birinci Türk Dil Kurultayı açıldı: 26 Eylül Türk Dil Bayramı kutlu olsun! Haber

Birinci Türk Dil Kurultayı açıldı: 26 Eylül Türk Dil Bayramı kutlu olsun!

Bundan tam 94 yıl önce İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda Birinci Türk Dil Kurultayı hayata geçirildi. O gün, Türk Dil Bayramı olarak ilan edildi. Türkiye'nin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 26 Eylül 1932-6 Ekim 1932 tarihleri arasında düzenlenen Birinci Türk Dil Kurultayı'nın açılış günü olan 26 Eylül tarihi, her yıl “Türk Dil Bayramı” olarak kutlanıyor. “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” adıyla 12 Temmuz 1932’de kurulan ve ardından “Türk Dil Kurumu” ismini alan cemiyetin düzenlediği Birinci Türk Dil Kurultayı'nda çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı bir araya geldi. Türkçe’nin önemine dikkat çekmek adına 26 Eylül günü “Türk Dil Bayramı” ilan edildi. TÜRK DİL BAYRAMI TARİHİ Milletin var olabilmesi için dilin en önemli unsur olduğuna dikkat çeken ve Türk dili üzerinde çalışmaları teşvik eden Mustafa Kemal Atatürk, 11 Temmuz 1932 tarihinde bir akşam yemeği esnasında, dil işlerine yoğunlaşılması gerektiğini söyleyerek bu konuda ciddi bir atılım gerçekleştirdi. Türk Dili Tetkik Cemiyeti adında 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk dili ile ilgili bir kurum kuruldu. Daha sonra Samih Rifat, Ruşen Eşref (Ünaydın), Celâl Sahir (Erozan) ve Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) İçişleri Bakanlığına giderek başvuruda bulunmasıyla kurumun adı Türk Dil Kurumu olarak değiştirildi. Türk Dil Kurultayı, Türk dilinin gelişmesi ve zenginleşmesi adına önemli bir girişim olarak tarihe geçti. “TÜRK DİLİ, DİLLERİN EN ZENGİNLERİNDENDİR” “Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Kuzey Makedonya’da Türkçe ve temsilde eşitlik gündemde: Milletvekili Salih Murat’tan hükûmete soru yağmuru Haber

Kuzey Makedonya’da Türkçe ve temsilde eşitlik gündemde: Milletvekili Salih Murat’tan hükûmete soru yağmuru

Makedonya Türkleri Hak ve Demokrasi Hareketinin Avrupa Cephesi listesinden seçilen Milletvekili Salih Murat, Türkçenin resmî kullanımı ile Türklerin kamu kurumlarında hakça ve orantılı temsili konusunda Kuzey Makedonya hükûmetine bir dizi soru yöneltti. Salih Murat, Türk nüfusunun yüzde 20’den fazla olduğu Merkez Jupa, Plasniça, Mavrova ve Rostuşe, Vasilovo, Konçe ve Karbinçi belediyelerinde Türkçenin resmî dil olarak kullanımına ilişkin mevcut durumun açıklanmasını istedi. Türk nüfusunun yüzde 20’nin altında olduğu Dolneni, Studeniçani, Vrapçişte, Gostivar, Çair ve Kırçova belediyelerinde Türkçenin kullanımına ilişkin uygulamaların da açıklığa kavuşturulmasını talep eden Murat, belediyelerde Türkçenin resmî kullanımına yönelik mevcut uygulamaların hangi düzeyde olduğunu gündeme taşıdı. RESMÎ DİL UYGULAMASINDAKİ İHLALLERİ SORDU Murat, özellikle Karbinçi, Vasilovo ve Konçe belediyelerinde resmî dillerin kullanılmaması nedeniyle Ayrımcılığı Önleme Komisyonu tarafından tespit edilen ihlallere ilişkin hangi adımların atıldığını sordu. Milletvekili, yalnızca mevzuatta tanınan hakların varlığının yeterli olmadığını, bu hakların kamu kurumlarında ve yerel yönetimlerde fiilen uygulanması gerektiğini vurguladı. Türkçenin resmî kullanımına ilişkin uygulamaların açıklanmasını isteyen Murat, ilgili makamların bu konudaki sorumluluklarını yerine getirip getirmediğinin ortaya konulmasını talep etti. TÜRKLERİN KAMU KURUMLARINDAKİ TEMSİLİ DE GÜNDEMDE Murat’ın gündeme getirdiği bir diğer başlık ise kamu kurum ve kuruluşlarında toplulukların hakça ve orantılı temsili oldu. Türklerin kamu kurumlarında temsil oranına ilişkin mevcut durumu sorgulayan Murat, bakanlık tarafından farklı toplulukların adil ve orantılı biçimde temsil edilmesini sağlamak amacıyla hangi önlemlerin alındığını sordu. Murat ayrıca, Türk toplumunun kamu kurumlarında ayrımcılığa uğramasına ilişkin hangi somut adımların atıldığının açıklanmasını istedi. “ANA DİLİMİZ İÇİN SUSMAYACAĞIZ” Bazı kurumların görev ve yetkilerini kötüye kullanabileceğini, hükûmet ortaklarının ise bu uygulamalar karşısında sessiz kalabileceğini belirten Murat, Türk toplumunun hakları konusunda sessiz kalmayacaklarını ifade etti. Murat, “Ana dilimiz için susmayacağız. Hakça temsil bir lütuf değil, haktır.” sözleriyle Türklerin dil ve kamu kurumlarında temsil alanındaki haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Milletvekili Murat, Türk toplumunun dil, resmî kullanım ve kamu kurumlarında eşit temsil konularındaki taleplerinin takipçisi olacaklarını belirterek, Türklerin diğer topluluklarla eşit haklara sahip olması için mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

Suriye’de Türkçe dersi tartışması: Suriye Türkmen Meclisinden müfredat çağrısı Haber

Suriye’de Türkçe dersi tartışması: Suriye Türkmen Meclisinden müfredat çağrısı

Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, Türkçenin okullarda seçmeli ders olarak okutulması kararının iptaline ilişkin kararın yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Mustafa, Suriye Türkmen Meclisi olarak Suriye Millî Eğitim Bakanlığından, Türkçe derslerinin kesintiye uğramadan sürdürülebilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmasını istediklerini belirtti. Türkçenin seçmeli ders olarak okutulmasının devam etmesine yönelik taleplerinin “geçici bir çözüm” olduğunu vurgulayan Mustafa, asıl taleplerinin Suriye Türkmenlerinin kendi dillerini öğrenme ve yaşatma hakkı başta olmak üzere “adil ve kültürel haklarının anayasal ve yasal güvence altına alınması” olduğunu ifade etti. Mustafa, geçiş dönemi için yaptıkları çağrının Türkmenlerin temel haklarına ilişkin taleplerinden vazgeçtikleri anlamına gelmediğinin altını çizerek, mevcut uygulamadaki kısıtlamaların kabul edildiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtti. SURİYE’DE TÜRKÇE DERSİ TARTIŞMASI SÜRÜYOR Suriye’de eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması kapsamında Türkçenin seçmeli ders olarak müfredattan çıkarılarak yerine Fransızca derslerinin getirilmesi kararı, özellikle Halep merkezli uygulamanın ardından bölgede tartışmalara yol açmıştı. Gelişme üzerine Suriye Türkmen Meclisi, 5 Eylül 2026 tarihli ve 5 sayılı “Müfredatın Birleştirilmesine İlişkin Bildiri” başlıklı açıklamayla kararın yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunmuştu. Meclis, 5 Eylül 2026 tarihli bildirisinde, Türklerin Suriye toplumunun köklü unsurlarından biri olduğunu belirterek Türkçenin millî eğitim sisteminin müfredatına dâhil edilmesini talep etti. Meclis, böylece Türkmen çocuklarının ana dillerini öğrenme hakkının güvence altına alınmasını ve bu hakkın fiilen sürdürülebilir hâle getirilmesini istedi. Açıklamada, müfredatın birleştirilmesi ya da devletin bütünlüğü ile Türkçe eğitiminin çelişmediği vurgulanarak, birleşik bir Suriye’nin tüm vatandaşların kimliklerini ve dillerini kapsaması gerektiği belirtildi.

“Büyük Türkçe Sözlük” yayımlandı: Hemedan Türklerinin diline önemli katkı Haber

“Büyük Türkçe Sözlük” yayımlandı: Hemedan Türklerinin diline önemli katkı

İran'ın Hemedan eyaletinde yaşayan Türklerin yerel dil ve lehçesini kayıt altına alan “Büyük Türkçe Sözlük” yayımlandı. Yazar, şair ve çevirmen Azim Serudeliri tarafından 18 yıllık araştırmanın sonucunda hazırlanan sözlükte, Hemedan’ın yerel Türk dili ve lehçesinde kullanılan 9 bin 116 kelime ve ifade yer alıyor. 18 YILLIK ARAŞTIRMANIN ÜRÜNÜ Hemedan eyaletinin Türk nüfusunun yoğun olduğu Famen şehrinden olan Azim Serudeliri, uzun yıllar boyunca bölgenin dil özellikleri üzerine araştırmalar yürüttü. Bu çalışmaların sonucunda hazırlanan “Büyük Türkçe Sözlük”, Hemedan Türklerinin günlük yaşamda kullandığı kelime ve ifadeleri bir araya getiriyor. Sözlükte yer alan 9 bin 116 kelime ve ifade, bölgede konuşulan Türkçenin kendine özgü kelime hazinesinin belgelenmesi açısından önem taşıyor. Eserin, Hemedan Türklerinin dil ve kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlaması hedefleniyor. HEMEDAN AĞZI TÜRKÇESİNİN SÖZ VARLIĞI KAYIT ALTINA ALINDI Yerel ağız ve lehçelerin yazılı kaynaklarla belgelenmesi, dil mirasının korunması açısından önem taşıyor. “Büyük Türkçe Sözlük” de Hemedan bölgesinde kullanılan Türkçe kelimeleri ve ifadeleri kapsamlı şekilde bir araya getirerek bölgenin dil zenginliğini ortaya koyuyor. Çalışma, aynı zamanda Hemedan Türklerinin kültürel kimliğinin önemli unsurlarından biri olan yerel dilin araştırılması için kaynak niteliği taşıyor. YAZARIN DAHA ÖNCEKİ ESERLERİ Azim Serudeliri daha önce de Türk dili ve edebiyatı alanında eserler kaleme aldı. Yazarın “Türkçe Hikmetli Meseller”adlı kitabı daha önce yayımlanırken, Türkçe şiirlerinden oluşan “Kızıl Dağlar” adlı eseri de okuyucuyla buluştu. “Büyük Türkçe Sözlük” ise Serudeliri’nin 18 yıllık çalışmasının ürünü olarak Hemedan Türklerinin diline odaklanan en kapsamlı eserlerinden biri olarak öne çıkıyor. Sözlük, bölgede kullanılan 9 bin 116 kelime ve ifadeyi kayıt altına alarak Hemedan Türkçesinin söz varlığının korunmasına önemli bir katkı sunuyor.

Tebriz'de doktora savunması Türkçe konuşulduğu gerekçesiyle durduruldu! Haber

Tebriz'de doktora savunması Türkçe konuşulduğu gerekçesiyle durduruldu!

İran'ın Güney Azerbaycan bölgesinde yer alan Tebriz kentinde, akademik dünyada büyük tepki çeken bir ana dil engeli yaşandı. Şehir planlama alanında doktora eğitimi gören Güney Azerbaycan Türkü bir öğrencinin tez savunması, oturumun soru-cevap kısmında Türkçe konuşulduğu gerekçesiyle yetkililerin müdahalesi sonucu yarıda kesildi. Sosyal medyada paylaşılan ses kaydında konuşan öğrenci, aylar süren akademik çalışmanın, yapılan maddi harcamaların ve jüri üyelerinin hazırlıklarının ardından üniversitenin araştırma biriminden bir yetkilinin oturuma müdahale ettiğini söyledi. Öğrencinin anlatımına göre yetkili, soru-cevap bölümünde kendisi ile bazı danışman ve jüri üyelerinin ana dilleri olan Türkçeyi kullanmasını gerekçe göstererek savunmanın devam etmesine izin vermedi. "SAVUNMANIN SÜRDÜRÜLMESİNE İZİN VERİLMEDİ" Öğrenci, jüri üyelerinin tez savunmasının devam etmesi yönündeki taleplerine rağmen sürecin durdurulduğunu ve savunmaya ilişkin belgelerin imzalanmak üzere akademisyenlere dahi verilmediğini bildirdi. Tüm üniversite eğitimini Farsça aldığını belirten öğrenci, yalnızca Türk kökenli akademisyenlerle Türkçe konuşmasının engellendiğini ifade ederek yaşananların kamuoyunda gündeme taşınmasını ve olayın araştırılmasını istedi. YAZARDAN TEPKİ Güney Azerbaycan Türkü yazar ve aktivist Hasan Raşidi de olaya sosyal medya üzerinden tepki gösterdi. Raşidi, "İran nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan Türklerin ana dili görmezden geliniyor. İlkokulda haftada iki saat ana dilinde eğitim hakkı bile tanınmıyorsa, doktora tezinin ana dilde savunulması da adeta suç olarak görülüyor." ifadelerini kullandı. ANA DİLDE EĞİTİM TARTIŞMALARI SÜRÜYOR İran'da eğitim dili büyük ölçüde Farsça olarak uygulanırken, ülkedeki Türkler başta olmak üzere farklı etnik toplulukların ana dilde eğitim talepleri uzun yıllardır tartışma konusu olmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.