SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türki̇ye

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türki̇ye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türki̇ye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rus işgali nedeniyle Türkiye’ye sığınan Kırım Tatarı için önemli gelişme: Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu kuruldu Haber

Rus işgali nedeniyle Türkiye’ye sığınan Kırım Tatarı için önemli gelişme: Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu kuruldu

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Rusya’nın Kırım’ı işgali ve Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişimi ve saldırıları nedeniyle geçici olarak Türkiye’ye yerleşmek zorunda kalan Kırım Tatar sığınmacılara yönelik önemli bir kararı duyurdu. Türkiye’ye sığınan Kırım Tatarlarının karşılaştığı temel sorunları çözmek ve uyum süreçlerini kolaylaştırmak amacıyla KTMM ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi ortaklığında "Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu" kuruldu. KTMM Başkanı tarafından sosyal medya üzerinden yayımlanan açıklamaya göre bu özel çalışma grubu; sığınmacı temsilcileriyle gerçekleştirilen bir dizi kapsamlı istişarenin ardından hayata geçirildi. Grubun ana omurgasını KTMM temsilcileri, Kırım Derneği Genel Merkezi temsilcileri ve bizzat Türkiye’de yaşayan Kırım Tatar sığınmacıların temsilcileri oluşturacak. ÖNCELİK İSTİHDAM, SAĞLIK VE EĞİTİM SORUNLARI OLACAK Yeni kurulan Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu, Türkiye’ye sığınan soydaşların günlük yaşamda karşılaştıkları en temel engelleri ortadan kaldırmak için koordineli projeler yürütecek. Çalışma grubunun odaklanacağı öncelikli alanlar istihdam imkanlarının yaratılması, sağlık hizmetlerine engelsiz erişim sağlanması, çocukların ilk ve orta dereceli eğitim süreçlerine dahil edilmesi ile sosyal ve kültürel hayata uyum sağlanması olarak belirlendi. Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı çerçevesinde yürütülecek bu faaliyetlerde, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezinin tüm imkan ve kaynakları seferber edilecek. Çalışma grubunun sahada tespit ettiği ve çözümü için siyasi ya da diplomatik karar alınması gereken stratejik meseleler ise doğrudan Kırım Derneği Genel Merkezi vasıtasıyla KTMM’nin gündemine taşınarak en üst düzeyde çözüme kavuşturulmaya çalışılacak. Kurulan Sosyo-Ekonomik Çalışma Grubu’nun üyeleri, detaylı faaliyet alanları, çalışma prensipleri ve sığınmacıların doğrudan ulaşabileceği iletişim bilgileri çok yakın bir tarihte Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi tarafından kamuoyuna ilan edilecek.

ABD Başkanı Trump: Türkiye askerî açıdan çok güçlü ülke hâline geldi Haber

ABD Başkanı Trump: Türkiye askerî açıdan çok güçlü ülke hâline geldi

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ne katılmak üzere Ankara’ya gelen ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Değerli dostumla (Trump) Ankara'da bir arada olmak bizlere ayrı bir güç katmıştır. Bu ziyaretin ne kadar önemli olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum." dedi. “5 F35 SAVAŞ UÇAĞININ SÖZÜNÜ ALDIK” Erdoğan, “İran-Amerika ilişkilerini nasıl bir düzleme kavuştururuz gayreti içindeyiz. Elimizden geleni yapmak suretiyle dünya barışına adım atalım diye çalışıyoruz.” diye konuştu. F-35 savaş uçakları konusunda 5 uçağın sözünü aldıkları belirten Erdoğan, “F-35 konusu bizim için yeni bir konu değil ve bunu bizler Amerika ile daha önce görüştük ve biz 5 uçağın da sözünü aldık. İnşallah F-35 konusunda bu Liderler Zirvesi'nden hayırlı bir karar çıkacağına inanıyorum. F-35'le ilgili kendilerinden daha önce aldığımız sözü geleceğe yönelik olumlu şekilde test ettiğimizi biliyorum. Sayın Trump her zaman sözünün arkasındadır.” ifadelerini kullandı. ERDOĞAN: TRUMP İLE UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI’NI GÖRÜŞECEĞİZ Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona erdirilmesine yönelik çabalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kaydetti: Biz Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri de değerli dostumla burada paylaşacağız, görüşeceğiz ve ona göre de adımlarımızı atacağız. NATO'da iki önemli ülke olarak Liderler Zirvesi'nden dayanışma içerisinde güçlü bir çıkışı sağlayacağız ve bunu da başaracağımıza inanıyoruz. ABD Başkanı Donald Trump, "Türkiye, liderliğinizde askerî açıdan çok güçlü ülke hâline geldi." dedi. Erdoğan'a büyük saygı duyduğunu kaydeden Trump, “Bu gerçekten de iki ülkenin faydasına. Şu anda Türkiye ile ilişkilerimizin hiç olmadığı kadar iyi olduğunu söyleyebilirim." ifadesini kullanarak Erdoğan için, "Tüm dünyada saygı gören bir lider." dedi. Türkiye'yle iyi ilişkileri olduğunu belirten Trump, F-35'ler hakkındaki soruya yanıtında, Türkiye'nin diğerlerine kıyasla çok daha vefalı bir ortak olduğunu vurguladı. Trump, "Dolayısıyla bu kesinlikle dikkate alacağımız bir konu. Bu harika bir uçak, en iyisi, şu anda açık ara en iyi uçak ve bu kesinlikle dikkate alacağımız bir seçenek." dedi. CAATSA YAPTIRIMLARI KALDIRILIYOR Trump, eskiden Sovyetler Birliği’nden şimdi ise Rusya’dan gelebilecek tehditler nedeniyle NATO'ya "trilyonlarca dolar yatırım yaptıklarını" aktardı. NATO konusunda "hayal kırıklığına uğradığını" belirten Trump, "(NATO Zirvesi) Açıkçası, Türkiye'de düzenlenmemiş olsaydı ve dostum olan çok güçlü bir lider, çok güçlü bir kişi burada olmasaydı muhtemelen katılmayabilirdim." diye konuştu. CAATSA yaptırımlarının kaldırılıp kaldırılmayacağına ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, “Yaptırımları kaldırabileceğimizi söyleyebilirim." bilgisini verdi.

NATO Genel Sekreteri: Türkiye, Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan çıkardığı dersleri savunma sanayisine aktarıyor Haber

NATO Genel Sekreteri: Türkiye, Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan çıkardığı dersleri savunma sanayisine aktarıyor

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 7-8 Temmuz'da düzenlenecek Ankara Zirvesi öncesinde zirveden beklentiler, İttifakın karşılaştığı temel sınamalar ve Türkiye'nin NATO'ya katkıları hakkında konuştu. NATO içerisinde daha güçlü bir Avrupa anlamına gelen “NATO 3.0”ın inşa edilebilmesi için savunma sanayisi üretimini ciddi ölçüde artırılması gerektiğini kaydeden NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, savunma sanayisinin üretim kapasitesi, İttifakın caydırıcılığının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Brüksel'deki NATO Karargahı'nda Anadolu Ajansına (AA) konuşan Rutte, “NATO 3.0, ABD'ye aşırı bağımlı olunan NATO 2.0’dan farklı bir yapıyı ifade ediyor. ABD, hem konvansiyonel askerî kapasitesiyle hem de nükleer caydırıcılığıyla Avrupa'daki varlığını sürdürecek. Ancak bundan sonraki süreçte Avrupa'nın daha fazla sorumluluk üstlendiği bir NATO göreceğiz.” dedi. “RUSYA’YA KARŞI SAF DAVRANAMAYIZ” Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesinin öncelikleri arasında olduğuna işaret eden ve NATO 3.0’ın neden gerekli olduğunu değerlendiren Genel Sekreter, “Bu, Ukrayna'nın Rusya'ya karşı yürüttüğü savaş nedeniyle de gerekli. Rusya'nın büyük çaplı askeri yığınağı karşısında saf davranamayız. Bu durum yalnızca Ukrayna bağlamında değil, genel olarak da geçerli. Gelecek dönemde NATO'nun mümkün olan en güçlü yapıya kavuşmasını istiyorsak, bu adımları atmak zorundayız.” ifadelerini kullandı. “EN BÜYÜK TEHDİT RUSYA” NATO’nun uzun vadede karşı karşıya olduğu temel tehdidin Rusya olduğunun altını çizen Rutte, şunları kaydetti: Bunu, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü bu akıl dışı saldırı savaşında açıkça görüyoruz. (Vladimir) Putin, bu savaşta kendi vatandaşlarından, çoğunluğu erkek (ayda) 35 bin askerin öldürülmesini ya da ağır yaralanmasını göze alıyor. Bu durum, Ukrayna'nın sahada başarılı olduğunu gösteriyor. Ancak bu çatışmalarda hayatını kaybeden ya da ağır yaralanan askerlerin aileleri ve yakınları açısından bunun ne kadar büyük bir trajedi olduğunu da düşünmek gerekiyor. Dolayısıyla en büyük tehdidin Rusya olduğunu söyleyebilirim. “TÜRKİYE, NATO’NUN EN GÜÇLÜ ORDULARINDAN” “Türkiye, NATO'nun en güçlü ordularından birine sahip. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) son derece iyi donanımlı ve iyi eğitimli.” diyen Rutte, NATO açısından Türkiye’nin oldukça önemli bir ülke olduğunu vurguladı. Türkiye’nin yaklaşık 3 bin şirketten oluşan devasa bir savunma sanayi altyapısına sahip olduğunu belirten Rutte, bu şirketlerin Ukrayna savaşında sahadan edinilen dersleri savunma sanayisi üretimine yansıttığını bunun da Türkiye’nin savunma sanayisini son derece güçlü kıldığını vurguladı.

Bakan Uraloğlu, Brüksel'de konuştu: AB için Orta Koridor stratejik zorunluluk Haber

Bakan Uraloğlu, Brüksel'de konuştu: AB için Orta Koridor stratejik zorunluluk

Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen Bağlantısallık Gündemi Platformu açılışı kapsamında düzenlenen “Karadeniz ve Güney Kafkasya'da Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru'nun (TCTC) Gelecek Perspektifi” panelinde konuştu. “HÜRMÜZ BOĞAZI AÇIK TUTULMALI” Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin (AB) en önemli kara kapısı haline geldiğine dikkati çeken Bakan Uraloğlu, bu kapının önemli bir bileşeni olan ve Orta Koridor olarak adlandırılan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun çoğu zaman Türkiye açısından bir bağlantısallık fırsatı olarak değerlendirildiğini anlattı. Uraloğlu, AB'nin son dönemde yayımladığı politika belgeleri ve aldığı yatırım kararlarının farklı bir gerçeğe işaret ettiğini, güvenilir ve etkin işleyen bir Orta Koridor'un asli faydalanıcısının sadece Türkiye değil, Türkistan ve Avrupa olduğunu vurguladı. Son yıllarda Kızıldeniz geçişinde yaşanan güçlüklerin tedarik zincirleri üzerindeki etkisini anımsatan Uraloğlu, "Hürmüz Boğazı etrafında yaşanan gelişmeler küresel tedarik zincirlerinin karşı karşıya olduğu riskleri bir kez daha ortaya koymaktadır. Açıklıkla ifade etmek gerekir ki Hürmüz Boğazı'nın serbest ve kesintisiz geçişe açık tutulması küresel ticaret ve tedarik zincirleri açısından öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. “ORTA KORİDOR STRATEJİK BİR BAĞLANTISALLIK EKSENİDİR” Bakan Uraloğlu, "AB'nin küresel rekabetçiliğinin korunması, kritik ham maddelere erişiminin güvence altına alınması, tedarik zincirlerinin dayanıklılığının artırılması ve jeopolitik darboğazlara bağımlılığının azaltılması önemlidir. Bu açıdan AB için Orta Koridor üzerinden istikrarlı ve kesintisiz yük akışının sağlanması artık stratejik bir gereklilik ve zorunluluk haline gelmiş durumda. Bu da gösteriyor ki Orta Koridor, bölgemizi birbirine bağlayan bir ulaştırma güzergahının ötesinde ekonomik güvenliği ve ticaretin sürekliliğini destekleyen stratejik bir bağlantısallık eksenidir." değerlendirmesinde bulundu. Orta Koridor'un geleceğinin kapasitesi artırılmış, dijitalleşmiş, sınır geçişleri kolaylaştırılmış ve yatırım projeleriyle desteklenmiş bütünleşik bir Avrupa bağlantı sistemine dönüşmesinde yattığına işaret eden Uraloğlu, "Türkiye, demir yolları, limanlar, lojistik merkezler ve sınır geçiş altyapılarına önemli yatırımları hayata geçirmiştir. Sadece son 20 yıllık dönemde 355 milyar dolarlık yatırım yaptığımızın altını çizmek isterim. Orta Koridor, Türkiye'nin bu güçlü altyapısı sayesinde Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu dayanıklı bağlantısallığın temel unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır." diye konuştu. “VİZELER KALDIRILMALI” Herkes için kazan-kazan politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, "Biz bir ticaret yapıyoruz. Malı alıyoruz, faturasını kesiyoruz, parasını ödüyoruz. Artık gümrük prosedürlerinde, sınır geçişlerinde asla beklememeliyiz. Gerçekten o süreçleri çok hızlandırmamız lazım. Geçiş prosedürlerinin ücretlerine hep birlikte karar vermemiz lazım. Mutlaka en kısa zamanda yerine ulaştırmamız lazım. Bunun için de özellikle bazı ülkelerin uyguladığı vizelerin mutlaka kaldırılması ya da çok kolaylaştırılması gerekmektedir." dedi.

COP31, Türkiye'yi küresel iklim diplomasisinin önemli aktörlerinden biri hâline getiriyor Haber

COP31, Türkiye'yi küresel iklim diplomasisinin önemli aktörlerinden biri hâline getiriyor

Cihan Özkan QHA/Ankara Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında sözleşmeye taraf ülkelerin her yıl bir araya geldiği en üst düzey küresel iklim müzakere platformunun 31.’ncisi (COP31) 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin turizm şehri Antalya’da yapılacak. Zirvede dünya liderleri, uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek için ortak çözümleri tartışacak. Çalışmalarında COP toplantılarına odaklanan ve bu alanda Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Clark University’de araştırmalar gerçekleştiren Selçuk Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Hasan Hakses, COP toplantılarının önemi, 31’inci toplantıya Türkiye’nin ev sahipliği yapacak olması, öne çıkan konular, çevre ve ekonomi alanındaki ilişki, küresel iklim yönetişimin zaman içerisinde değişimi gibi pek çok başlığı Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olmasının son derece önemli olduğuna dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hakses, COP’un artık sadece bir çevre toplantısı olmadığını, küresel bir iklim yönetişimi platformu hâline geldiğini belirterek, “Türkiye’nin ev sahipliği, ülkemizin iklim diplomasisindeki görünürlüğünü artıracak ve Türkiye'ye küresel iklim diplomasisinde daha etkin bir rol üstlenme fırsatı sunacaktır.” ifadelerini kullandı. “COP'UN HİKÂYESİ, ÇEVREDEN KÜRESEL POLİTİK EKONOMİYE UZANAN BİR DÖNÜŞÜMDÜR” İklim diplomasisinin 1995 yılından beri düzenlenen COP toplantılarından bu yana önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirten Hakses, tartışmanın ilk yıllarında iklim konusunun çevresel bir mesele ve emisyon azaltımı çerçevesinde ilerlediğini ancak zamanla kalkınma, teknoloji, uluslararası ilişkiler ve finans yönetimi başlıklarıyla birlikte tartışılan çok boyutlu bir alana dönüştüğünü belirtti. “Özellikle son yıllarda finansman ve finans yönetimi başlıklarının COP gündeminde daha belirgin hâle geldiğini” söyleyen Hakses, meselenin artık yalnızca çevre politikalarıyla değil, küresel ekonomi politik düzenle birlikte ele alınması gerektiğini gösterdiğini vurguladı. “İKLİM ARTIK SADECE DOĞAYI DEĞİL, EKONOMİYİ VE DİPLOMASİYİ DE ŞEKİLLENDİRİYOR" COP’u salt bir çevre toplantısı olarak görmenin eksiklik olacağını, iklim diplomasisinin son 30 yılda önemli bir dönüşüm geçirdiğini kaydeden Hakses, “1990'lı yılların sonlarında Kyoto Protokolü hazırlanırken gündemin merkezinde emisyonların azaltılması, yükümlülükler ve kurumsal yapıların oluşturulması yer alıyordu. Buna karşılık Paris Anlaşması'na gelindiğinde teknoloji transferi, kalkınma, kapasite geliştirme, finansman mekanizmaları ve destek programları çok daha görünür hâle gelmiştir.” ifadelerini kullandı. “İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÇEVRESEL BİR SORUN OLARAK BAŞLADI, KÜRESEL BİR YÖNETİŞİM MESELESİNE DÖNÜŞTÜ" Hakses, COP süreçlerinin artık yalnızca çevreyi koruma amacını taşımadığını pek çok alanı kapsayan küresel bir yönetişim mekanizmasına dönüştüğünü kaydederek, “Bugün iklim değişikliği konuşulduğunda aslında enerji politikalarından uluslararası ticarete, kalkınma stratejilerinden finansal destek mekanizmalarına kadar oldukça geniş bir alanı tartışıyoruz.” dedi. Türkiye ve yakın coğrafyasının iklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha yoğun hisseden bölgeler arasında olduğunu aktaran Hakses, kuraklık, su stresi, aşırı hava olayları, sel felaketleri, orman yangınları gibi çeşitli risklerin arttığını kaydetti. Hakses, “Bu nedenle iklim değişikliği artık yalnızca çevresel bir mesele olarak değerlendirilmiyor. Gıda güvenliği, enerji güvenliği, göç hareketleri, ekonomik istikrar ve bölgesel kalkınma gibi birçok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir konu haline gelmiş durumda.” diye konuştu. “TÜRKİYE, ÖNEMLİ BİR AKTÖR OLARAK ÖNE ÇIKABİLİR” Uluslararası toplumun artık yalnızca iklim değişikliğini önlemeyi değil, kaçınılmaz hâle gelen etkilerine uyum sağlamayı önceliklendirdiği değerlendirmesinde bulunan Hakses şu ifadelere yer verdi: Türkiye ise sahip olduğu teknik kapasite, kurumsal tecrübe ve diplomatik birikim sayesinde bu süreçte öncü ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenebilir. Özellikle COP31 süreciyle birlikte Türkiye’nin yalnızca kendi dönüşümünü değil, bölgesel ölçekte iklim iş birliğini destekleyen bir aktör olarak öne çıkması mümkündür. COP31 sürecinin Türkiye’ye bu alanda öncülük etme fırsatı sunabileceğini aktaran Hakses, “Türkiye, bir taraftan gelişmekte olan ülkelerin finansman, teknoloji transferi ve adil dönüşüm taleplerini anlayabilen; diğer taraftan uluslararası iklim diplomasisinde daha görünür hale gelen bir ülke. Önemli bir ara konuma sahip. Özellikle yakın coğrafyasında iklim iş birliğini güçlendiren öncü ülkelerden biri olabilir.” şeklinde konuştu.

Ukrayna Enerji Bakanı, Türk mevkidaşıyla enerji ortaklığını görüştü Haber

Ukrayna Enerji Bakanı, Türk mevkidaşıyla enerji ortaklığını görüştü

Ukrayna Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Denıs Şmıhal, Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile ikili bir çalışma toplantısı gerçekleştirdi. Görüşmede iki ülke arasındaki stratejik enerji ortaklığı, yaklaşan kış dönemi öncesi Ukrayna enerji sisteminin ihtiyaçları ve Karadeniz bölgesinin güvenliği masaya yatırıldı. Bakü Enerji Forumu çalışmaları çerçevesinde 1 Haziran’da düzenlenen görüşmeye dair sosyal medya üzerinden açıklama yapan Şmıhal, toplantıda Ukrayna enerji sistemindeki güncel durumu ve önümüzdeki ısıtma sezonuna hazırlık bağlamındaki acil ihtiyaçları detaylıca ele aldıklarını belirtti. ZELENSKIY VE ERDOĞAN’IN ANLAŞMALARI ELE ALINDI Görüşmede ana gündem maddelerinden birinin liderler düzeyindeki kararlar olduğunu aktaran bakan, şu ifadeleri kullandı: Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında enerji ortaklığı ve Karadeniz bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine yönelik varılan anlaşmaların hayata geçirilmesine özel bir önem verdik. Gerek devletler düzeyinde gerekse şirketlerimiz arasında iş birliğini derinleştirmek adına ciddi bir potansiyele sahibiz. “YILLIK 5 MİLYAR METREKÜPLÜK YENİ GAZ ROTASI” Ukrayna’nın lojistik ve altyapısal imkanlarını Türkiye ile entegre etmek istediklerini belirten Başbakan Şmıhal, projenin detaylarına ilişkin şunları kaydetti: Özellikle Ukrayna'nın gaz taşıma sistemi ve yeraltı depolama tesislerini kullanacak yeni bir gaz tedarik rotası oluşturmakla yakından ilgileniyoruz. Bu proje, sadece Ukrayna için değil, aynı zamanda Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri için de yıllık 5 milyar metreküpe kadar doğalgaz arzı sağlama kapasitesine sahip. Projenin ticari ve teknik modeli üzerinde çalışmalara halihazırda başlamış durumdayız. “KARADENİZ’DE DOĞALGAZ YATAKLARININ ORTAK İŞLETİLMESİ” Şmıhal, stratejik iş birliğinin deniz yetki alanlarına da uzanacağını ifade ederek, "Görüşmede, Karadeniz'deki doğalgaz yataklarının ortaklaşa geliştirilmesi ve işletilmesi konusundaki gelecek perspektiflerini de ayrı bir başlık altında değerlendirdik." dedi. Ukrayna Başbakanı, Ankara’nın sergilediği yapıcı tutuma teşekkür ederek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: İş birliğine olan açıklığı; mevcut potansiyeli, Karadeniz bölgesinde enerji güvenliğini ve ekonomik ortaklığı güçlendirecek somut çözümlere dönüştürmeye hazır olduğu için Türkiye'ye teşekkür ederim.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.