SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye Büyük Millet Meclisi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türkiye Büyük Millet Meclisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Büyük Millet Meclisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne kayıtsız şartsız destek vermiştir Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne kayıtsız şartsız destek vermiştir

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Dolmabahçe Sarayı'nda tertiplenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu. Diplomasi ve karşılıklı müzakerelerin önemine vurgu yapan Kurtulmuş, Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinden itibaren devam eden Ukrayna’yı topyekûn işgal ve saldırı girişimleri, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-İran Savaşı, Filistin meselesi, NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi alanındaki iş birliği ve dünyada değişen dengeler üzerine değerlendirmelerde bulundu. TÜRKİYE, BARIŞ MÜZAKERELERİNİN YAPILABİLMESİ İÇİN BÜYÜK EMEK SARF EDİYOR Ukrayna-Rusya Savaşı’nın 5. yılına geldiğine işaret eden Kurtulmuş, Türkiye’nin bu noktada ortaya koyduğu tavrın âşikar olduğunu belirterek “Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne, Ukrayna’nın egemenliğine, kayıtsız şartsız sonuna kadar destek vermiş ve destek vermeye devam etmektedir. Aynı zamanda krizin başladığı andan itibaren her iki ülkeyle konuşabilen dünyadaki neredeyse tek ülke olarak iki tarafla da barış müzakerelerinin yapılabilmesi için büyük bir emek sarf ediyor, sarf etti. Bugüne kadar büyük merhaleler elde edildi” ifadelerini kullandı. “BAZI ÜLKELER BARIŞI İSTEMEDİĞİ İÇİN BARIŞ SAĞLANAMADI” Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisinde Ukrayna ve Rus tarafının bir araya geldiğini hatırlatan Kurtulmuş, neredeyse nihaî antlaşmanın taslaklarının imzalandığını kaydederek “Ama maalesef o dönemin şartları içerisinde bazı ülkeler barışı istemediği için barış sağlanamadı. Şimdi ümit ederiz ki, bundan sonra da Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne, egemen haklarına sonuna kadar saygı göstererek bu savaşın sonuçlandırılabilmesi mümkün olsun.” değerlendirmesini yaptı. ÜÇLÜ MÜZAKERELER SONUÇSUZ KALMADI Söz konusu müzakerelerin sonuçsuz kaldığının söylenemeyeceğini ve bazı konularda başarıların elde edildiğini dile getiren Kurtulmuş, bunlardan birisinin Karadeniz Tahıl Koridoru’nun açık tutulması olduğunu kaydetti. Bu sayede özellikle Afrika kıtasında açlık ve kıtlığın ortaya çıkmasının önlendiğini ve böylece dünyanın büyük bir felaketten kurtarıldığını bildiren Kurtulmuş, Ukrayna ve Rusya arasında esir takaslarının defaatle gerçekleştirildiğini hatırlattı. Kurtulmuş, bununla birlikte aynı perspektifin bölgesel ve küresel meselelerde de hâkim olması yönündeki arzusunu ifade etti. KURTULMUŞ, ABD VE İRAN ARASINDA KALICI VE ADİL BİR BARIŞIN SAĞLANMASINI TEMENNİ ETTİ. “Bunun güzel bir örneği de sadece bölgemizi değil, bütün dünyayı etkileyen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İran arasındaki savaşın sona erdirilmesi için olumlu bir adımın atılmış olmasıdır.” şeklinde konuşan Kurtulmuş, iki ülke arasında sadece ateşkesin değil, kalıcı ve adil bir barışın sağlanmasını temenni etti. ABD ve İran arasında barışın tahsis edilmesinin bütün dünya için önem taşıdığını belirten Kurtulmuş, NATO üyesi ülkeler başta olmak üzere uluslararası camianın bu barış perspektifine destek vererek muhtemel provokasyonların önüne geçilmesi için gayret vermesi çağrısını yaptı. “MESELE AYNI ZAMANDA İNSANLIĞIN GELECEK UMUTLARINA BOMBA ATILMASIDIR” Bununla birlikte Filistin’de yaşanan gelişmelere de dikkat çeken Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi: İsrail’in bütün uluslararası hukuku hiçe sayarak, hatta bütün uluslararası hukuk normlarına göre artık soykırım boyutlarına ulaşmış olan saldırganlıklarına son verilmesi gerekmektedir. Mesele sadece Filistinlilerin yaşadığı insanlık dramları değil, mesele sadece 100 bine yaklaşan sivil kayıplar değil, şehirlerin yakılmış olması, Gazze’nin haritadan silinmiş olması değil; mesele aynı zamanda insanlığın gelecek umutlarına bomba atılması, insanlığın gelecek umutlarının ortadan kaldırılmasıdır. Ümit ve temenni ediyoruz ki Filistin meselesinin çözümünde de nihaî olarak bir sonuca ulaşılsın. Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, gerçekten bağımsız bir Filistin devletinin kuruluşu mümkün olsun. İki devletli çözümden başka bir yolun bulunmadığı bütün dünya tarafından anlaşılsın ve uygulansın. Öte yandan Kurtulmuş, Orta Doğu tarihinden yola çıkarak bölgede barış olmadan dünyada barışın olmayacağını ve Filistinliler özgür olmadan da bölgede barışın asla sağlanamayacağını dile getirdi. “AMBARGOLARIN İTTİFAK’IN RUHUNA UYGUN OLMADIĞI ÂŞİKÂRDIR” Türkiye’nin millî savunma kapasitelerinin artırılmasının ve NATO üyesi ülkeler arasında savunma alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin üye ülkelerin ve İttifak’ın geleceği açısından önemini vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayi alanında büyük ilerleme kaydettiğini belirtti. “Bu İttifak üyeliği çerçevesinde bazı üyelerin, özellikle savunma sanayi ürünleri konusunda uygulamaya devam ettiği ambargoların son derece tek taraflı, anlamsız ve İttifak’ın ruhuna uygun olmadığı âşikârdır. Biz Türkiye olarak bütün üye ülkelerle savunma sanayinde iş birliğine hazırken aynı yaklaşımın bütün ülkeler tarafından da Türkiye’ye karşı sergilenmesini isteriz.” şeklinde konuşan Kurtulmuş, son zamanda Orta Doğu’da artan tehditlere karşı başta İspanya olmak üzere bazı üye ülkelerin Türkiye’nin hava savunma sistemine verdiği destek dolayısıyla teşekkürlerini ifade etti. “NATO TARİHÎ BİR DÖNEMEÇTEDİR, DÜNYA TARİHÎ BİR DÖNEMEÇTEDİR” Öte yandan “NATO tarihî bir dönemeçtedir, dünya tarihî bir dönemeçtedir.” şeklinde konuşan Kurtulmuş, üye ülkelerin birlikte çalışarak riskleri ortadan kaldırması ve üye ülkelerin güvenliğinin sağlanmasının yanında dünya barışına da katkıda bulunulması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca Kurtulmuş, “Özellikle parlamentolar, sadece güvenlik doktrinleri ve savunmayla ilgili alanlarda kararların alındığı platformlar değildir.” diye konuşarak parlamentoların öncelikli vazifelerinden birisinin, halklarının güvenliğini sağlamak olduğu kadar halklarının endişelerini de gidermek olması gerektiğini belirtti. “ESKİ EZBERLERİN HİÇBİRİSİNİN GEÇERLİ OLMADIĞI BİR DÖNEME GİRİYORUZ” Kurtulmuş, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: Yeni bir dönemdeyiz. Dünya, tabiricaizse yeniden yıkılıyor ve yeniden yapılıyor. Eski ezberlerin hiçbirisinin geçerli olmadığı bir döneme giriyoruz. Burada yeni fikirlerin, yapıcı fikirlerin, yol gösterici fikirlerin her zamankinden daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Dünyada bütün küresel sistemin uluslararası kurumlarıyla çöküşe geçtiği, uluslararası kuralların hâk ile yeksan olduğu, hatta uluslararası ilişkilerin terminolojilerinin bile yok olduğu bir dönemde, önümüzde yepyeni bir ödev olarak yeni, adil, hakkaniyetli bir dünya sisteminin kurulması durmaktadır. Bu, hiçbirinin kaçınamayacağı ortak bir vazife, ortak bir sorumluluktur. Onun için sözlerimi tamamlarken tek tek her birimize şu çağrıyı tekrarlıyorum: Gelin, hep beraber kendi meselelerimizi, NATO çerçevesindeki meselelerimizi konuşmakla beraber adil, hakkaniyetli bir dünya sisteminin kurulması için, ulusların egemenlikte eşitliği, halkların da yaradılışta eşitliği prensibine oturan, yeni bir dünyanın kurulması için hep beraber çalışalım, çalışmalarımızı ortaklaştıralım ve yeni bir dünyanın kuruluşunun kapılarını sonuna kadar açalım.

TBMM Başkanı Kurtulmuş İSİPAB Konferansı’nda: "Farklılıklar zenginlik olarak görülmeli" Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş İSİPAB Konferansı’nda: "Farklılıklar zenginlik olarak görülmeli"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20. Konferansı'na katıldı. Dost ve kardeş Azerbaycan'da bir kez daha bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden TBMM Başkanı Kurtulmuş, İSİPAB Dönem Başkanlığı'nın Azerbaycan'a geçmiş olmasının önemini vurguladı. TBMM Başkanı, bununla birlikte İslam dünyasının mevcut durumuna ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “İSLAM DÜNYASI, YENİ DÖNEMİN ÖNEMLİ GÜÇ MERKEZLERİNDEN BİRİSİ OLMAYA ADAYDIR” Anadolu Ajansının (AA) 24 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre; dünyanın insanlık tarihin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkat çeken Kurtulmuş, "Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Eski dünya yıkılıyor, çözülüyor; bu yaşadıklarımızsa yeni bir dünyanın doğum sancılarıdır. Bu çerçevede özellikle iki kutuplu sistemin geride kalması, ardından tek kutuplu sistemin geride kalmasıyla birlikte önümüzde yeni bir dönemin sayfaları sonuna kadar açılıyor." şeklinde konuşarak dünyadaki yeni sistemin en belirgin vasıflarından birinin "çok kutupluluk" olacağının aşikâr olduğunu belirtti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu çerçevede büyük bir potansiyele sahip İslam dünyasına gelecekte önemli roller düştüğünü ve İslam dünyasının önünde çok büyük fırsatlar açıldığının altını çizerek şu ifadelere yer verdi: Sahip olduğumuz bu önemli fırsatların, yaşadığımız dönemin şartlarını da iyi değerlendirerek farkına varmak ve gereğini yerine getirmek durumundayız. 2 milyarı aşkın nüfusu, 57 üye ülkesiyle Birleşmiş Milletler'den (BM) sonra dünyanın en önemli uluslararası teşkilatına sahip olan yapısı, yer altı ve yer üstü kaynakları, muhteşem bir ekonomik kalkınma potansiyeli ve genç nüfusuyla birlikte İslam dünyası; yeni dönemin, yeni kurulacak olan dünya sisteminin önemli güç merkezlerinden birisi olmaya adaydır ve bu istikamette çalışmalarımızı yoğunlaştırmak durumundayız. Bunun için öncelikle kendimizin, gücümüzün farkına varmamız ve özgüven içerisinde geleceğe hazırlanmamız gerekir. "İSLAM DÜNYASININ A'DAN Z'YE TOPYEKÛN BİR REFORM SÜRECİNE İHTİYACI VARDIR" Dünyanın büyük çalkantılar ve türbülanslardan geçtiği bir dönemde İslam dünyasının durumunun büyük önem taşıdığını dile getiren TBMM Başkanı Kurtulmuş, yaşanan gelişmelerin İslam ülkelerinin önüne önemli fırsatlar çıkardığını kaydetti. "En başta İslam ülkeleri arasındaki fikir farklılıkları, siyaset farklılıkları, etnik ve mezhebî farklılıklar bir çatışma hâline dönüştürülmemeli; bunu bir zenginlik olarak görmek mecburiyetindeyiz. Eğer böyle görürsek gerçekten ciddi bir şekilde bu süreçte etkili olabiliriz." ifadelerine yer veren TBMM Başkanı Kurtulmuş; İslam dünyasının kurumsal, siyasi ve fikrî anlamda yeni bir reform sürecine ihtiyaç duyduğuna işaret ederek devlet kurumlarının ve uluslararası platformların kapasitelerinin artırılması gerektiğini kaydetti. Bununla beraber TBMM Başkanı Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu: Eski ezberlerin baştan ayağa değişmek zorunda olduğu, yeni birtakım yaklaşımları hayata geçirmek için uzun uzun da vaktimizin olmadığı bir dönemin başındayız. Onun için diyorum ki İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekûn bir reform sürecine ihtiyacı vardır. Reformdan kastım aslımızdan kopmak, köklerimizden uzaklaşmak, İslâmî değerleri bir kenara bırakmak değil; tam tersi, Hazreti Peygamber ve Asrı Saadet'in bize gösterdiği ölçüde yeniden değerlerimizle buluşarak değerlerimizi asrın idraki içerisinde yeniden üretmek mecburiyetidir. Bu çerçevede özellikle siyasi, kurumsal ve fikrî reformların İslam ülkelerinin en temel meselelerinden birisi olduğunun altını çizmek isterim. Öte yandan bu reformların ana fikrinin "adalet", "ehliyet", "şûra" ve "hesap verebilirlik prensibi" şeklinde dört ana sütun üzerinde yükselmesi gerektiğini kaydeden TBMM Başkanı Kurtulmuş; yıkılan uluslararası sistemin yerine yeni, adil, hakkaniyetli ve insani bir küresel sistem kurma mecburiyetinin de İslam ülkelerinin üzerinde bir borç şeklinde durduğuna işaret ederek "Bunun için çalışacak, yeni bir sistemin bütün dünyaya teklif edilmesi için el birliğiyle gayret edeceğiz." dedi. “KAFKASLAR'DAKİ BU BARIŞ SÜRECİNİN SONUNA KADAR DESTEKÇİSİ OLDUĞUMUZU İFADE EDİYORUM” Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış müzakerelerine de dikkat çeken Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu: Azerbaycan'ın Karabağ toprakları, yaklaşık 30 yılı aşkın hukuksuz bir şekilde Ermeniler tarafından işgal edildi. Azerbaycan'ın büyük bir başarıyla kazandığı zaferin sonucunda bu topraklar azat oldu ve şimdi yeni bir dönemin kapıları Kafkaslar'da da açıldı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülen ve önemli bir başarı sağlanan barış müzakerelerini de takdirle karşıladığımızı, Kafkaslar'daki bu barış sürecinin sonuna kadar yanında ve destekçisi olduğumuzu ifade ediyorum ve ümit ediyorum ki Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İran barışında olduğu gibi Kafkaslar'da da Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı, nihaî bir barış olur ve kıyamete kadar bu topraklar da barışın ve esenliğin hüküm sürdüğü bir bölge olur. Ayrıca TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bakü’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ile de bir araya geldi. Görüşme çerçevesinde Türkiye ve KKTC arasındaki ikili ve parlamentolar arası ilişkiler ile birlikte, KKTC'nin uluslararası alanda tanınırlığını ve görünürlüğünü artırmak için yürütülen diplomatik çabalar da ele alınarak bölgesel ve küresel görüşmeler değerlendirildi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bakü'de: TÜRKPA, çok büyük bir mesafe kaydetti Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bakü'de: TÜRKPA, çok büyük bir mesafe kaydetti

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20. Konferansı vesilesiyle bulunduğu Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreterliğine ziyaret gerçekleştirdi. TÜRKPA Genel Sekreteri Ramil Hasan'dan çalışmaları hakkında bilgi alan TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) güçlü bir noktaya geldiğine dikkati çekerek küresel şartların Türk dünyasının gelişimi ve güçlenmesine önemli fırsatlar tanıdığını ifade etti. “HENÜZ ÜYE OLMAMIŞ TÜRK DEVLETLERİNİN DE TÜRKPA'YA ÜYE OLMASINI SAĞLAYACAĞIZ“ Anadolu Ajansının (AA) 23 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkistan coğrafyasından Macaristan'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada, yaklaşık 300 milyonluk nüfusla yer alan ve çok kıymeteli yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip olan Türk dünyasının bütün stratejik geçiş noktalarına hâkim bir pozisyonda olduğunu bildirdi. Türk dünyasının bu özellikleriyle gelecek dönemin parlayan yıldızı olmaya aday olduğunu kaydeden TBMM Başkanı, Türk dünyasının güçlenmesi için her türlü imkânın mevcut olduğunu, bu imkânların da ortak akıl, ortak projeler ve ortak çalışmalarla değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu ifadelere yer verdi: Türk Devletleri Teşkilatının parlamenter asamblesi olan TÜRKPA, çok büyük bir mesafe kaydetmiştir; uluslararası camiada artık adından söz edilen bir parlamenter asamble hâline gelmiştir. Daha da büyük gayretle bunu daha iyi noktalara taşıyacağız. Henüz üye olmamış Türk devletlerinin de TÜRKPA'ya üye olmasını sağlayacağız, bu gündemle aramızdaki ilişkileri daha da güçlendirerek devam edeceğiz. TÜRKPA GÜÇLENDİKÇE TÜRK DEVLETLERİNDEKİ HALK İRADESİ DAHA ÇOK ORTAYA ÇIKACAK Parlamentolar arasındaki ilişkinin önemine dikkati çeken TBMM Başkanı, özellikle son dönemlerde parlamenter diplomasinin artan önemine vurgu yaptı. Bununla birlikte parlamentoların, hükûmetlerin siyasi iradesine ilave olarak halkın iradesini de yansıttığını ifade eden Kurtulmuş, TÜRKPA'nın bu anlamda güçlenmesinin halkların da irade beyanını ortaya koyacağını bildirdi. Öte yandan; Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve Adalet ve Kalkınma Martisi (AK Parti) İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, TBMM Katip Üyesi ve İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz, AK Parti Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş ile Türkiye'nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün de ziyarette yer aldı. Ayrıca Kurtulmuş, Azerbaycan'daki resmî temasları kapsamında Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliğini de ziyaret ederek Büyükelçi Akgün'den çalışmaları hakkında bilgi aldı.

Kurtulmuş: Soydaşlarımızın yaşadığı tarifsiz acıyı bugün de yüreğimizde hissediyoruz Haber

Kurtulmuş: Soydaşlarımızın yaşadığı tarifsiz acıyı bugün de yüreğimizde hissediyoruz

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle resmî sosyal medya hesabından bir anma mesajı paylaştı. Kurtulmuş, mesajında şu ifadelere yer verdi: Kırım Tatar Sürgünü'nün 82’nci yıl dönümünde, vatanlarından zorla koparılan soydaşlarımızın yaşadığı tarifsiz acıyı bugün de yüreğimizde hissediyor, sürgün yollarında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Türkiye olarak Kırım Tatar Türklerinin hak ve hukukunu uluslararası platformlarda kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

KTMM heyeti, TBMM üyeleriyle Stockholm'de Kırım ve Kırım Tatarlarını konuştu Haber

KTMM heyeti, TBMM üyeleriyle Stockholm'de Kırım ve Kırım Tatarlarını konuştu

Uluslararası Kırım Platformu Dördüncü Parlamenter Zirvesi bugün Stockholm'de 70'te fazla parlamento ve uluslararası kuruluşun temsilcilerinden oluşan heyetleri bir araya getirdi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın (Volodimir Zelenski) çevrim içi olarak katıldığı zirvede Ukrayna'nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne dikkat çekildi. Kırım Platformu Dördüncü Parlamenter Zirvesi marjında Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov ve beraberindeki heyet, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay liderliğindeki TBMM üyelerinden oluşan heyetle bir araya geldi. Görüşmede, dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar diasporası ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) hakkında KTMM üyeleri tarafından bilgi verildi. Ayrıca Rusya'nın esareti altında kalan Kırımlı siyasi tutsaklar ele alındı. İşgalci Rus güçleri tarafından haksız yere alıkonulan siyasi tutukluların serbest bırakılmasına yönelik çalışmalar da masaya yatırıldı. Kırım Tatarcanın karşı karşıya olduğu tehditlerin de görüşüldüğü toplantıda ana dilin önemine vurgu yapıldı. Öte yandan Türkiye'deki tüm Kırım Tatar dernekleri ve şubelerinin faaliyetlerine değinildi. Öte yandan DQTK'nin Türkiye'de gerçekleştirilmesinin önemine de dikkat çekildi. KTMM üyeleri görüşmede destekleri için Türkiye Cumhuriyeti'ne teşekkür etti. KTMM Başkanı Refat Çubarov başkanlığındaki heyette KTMM üyeleri; Riza Şevkiyev, Eskender Bariyev, Prof. Dr. Gayana Yüksel ve Abmecit Süleymanov yer aldı.

Türkiye ve Azerbaycan Meclis başkanları bir araya geldi Haber

Türkiye ve Azerbaycan Meclis başkanları bir araya geldi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, 13-17 Ekim 2024 tarihlerinde İsviçre'nin Cenevre şehrinde gerçekleştirilmekte olan Parlamentolar Arası Birlik Toplantısı'nın (PAB) 149. Genel Kurulu kapsamında meclis başkanlığına yeniden seçilen Azerbaycan Millî Meclisi Başkanı Sahiba Gafarova ile bir araya geldi. GÖRÜŞMEDE İKİLİ İLİŞKİLERDEN DUYULAN MEMNUNİYET DİLE GETİRİLDİ Başkan Numan Kurtulmuş ve Sahiba Gafarova, Türkiye ve Azerbaycan arasında artan ilişkilerden duyulan memnuniyet konusunda mutabık kaldı. Kurtulmuş, iki ülkenin de bölgesel ve küresel meselelerde ortak duruş sergilediğini, uluslararası platformlarda büyük bir dayanışma içerisinde hareket ettilerini vurguladı. Ayrıca Kurtulmuş, iki ülkenin kalkınması için karşılıklı olarak imkanların seferber edildiğini belirtti. Azerbaycan'ın 44 günlük Karabağ Zaferi’nden sonra hem Kafkaslar'daki dengenin hem bölgedeki dengenin değişmekte olduğunu gördüklerini belirten Kurtulmuş, bu durumun Türk dünyası için büyük bir kapı araladığını belirtti. Kurtulmuş, Karabağ’ın kısa zaman içerisinde gelişmesi ve Zengezur Koridoru’nun açılarak Azerbaycan, Türkiye ve diğer bölge halklarına yarar sağlamasını arzuladıklarının teyit etti.  Azerbaycan Milli Meclis Başkanı Gafarova da görüşmeden memnuniyet duyduğunu belirtti. İki ülkenin bağlılığına dikkat çeken Gafarova, bu durumun iş birliklerinin güçlenerek artmasına olanak sağladığını vurguladı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Haber

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Türk ulusal bağımsızlık ve egemenliğinin sembol tarihlerinden olan 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Bu tarih ilerleyen yıllarda modern Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk ulusal bayramı olarak kutlandı. Türkiye'de 1921''den itibaren "23 Nisan Milli Bayramı" adıyla kutlanmaya başlandı. Kanunî adı "Çocuk Bayramı" değildi ancak 1927'den itibaren çocuk bayramı olarak kutlandı. 23 Nisan 1927'deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu'nun konser vermesini sağlamıştır. Türk milletinin bu önemli bayramının adı, 1935'te Hakimiyet-i Milliye Bayramı, 1981 yılında "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak resmileşti. KIRIM'DAN DOĞU TÜRKİSTAN'A ZULÜM VE ESARET ALTINDA YAŞAYAN TÜM TÜRK ÇOCUKLARINA İTHAFEN... Mustafa Kemal Atatürk’ün dünyadaki tüm çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun! 23 Nisan’da Türk dünyasının zulüm ve esaret altındaki yurtlarında yaşayan tüm Türk çocuklarına ithafen…  ???????? Mustafa Kemal #Atatürk’ün dünyadaki tüm çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!#23Nisan’da Türk dünyasının zulüm ve esaret altındaki yurtlarında yaşayan tüm Türk çocuklarına ithafen… pic.twitter.com/3A6NP0gyRg — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) April 22, 2023 TÜRK DÜNYASI ÇOCUKLARININ GÖZÜNDEN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI Ben Kırım Tatar balası Mustafa, babam iki gün önce vatanımızı işgal edenler tarafından zorla kaçırıldı. Annemle birlikte günlerdir onun yolunu gözlüyoruz. Annem, dedelerimizin de bir zamanlar vatan Kırım’dan zorla sürgün edildiğini anlatmıştı. Ben Ahıska Türkü Mustafa Efendi’nin torunu Elçin. Dedem, ailemizin 79 sene önce ölüm katarlarına bindirilerek bilinmez bir yere yollandıklarını söyledi. Vatanımın nasıl bir yer olduğunu hiç görmedim. Ben Azerbaycan Türkü Ayçiçek. Hem annemi hem babamı Hocalı’da, gözümün önünde vahşice katlettiler. Ayaklarımı karlı ormanda canımı kurtarmak için koşarken kaybettim. Askerler beni bulduğunda onlara, “Bir daha koşabilecek miyim?” diye sordum. Ben Uygur Türkü Rahmetullah. Annem ve babam yıllardır toplama kampında zorla tutulduğu için evin yaşlılarına ben bakıyorum. Bugün minik bedenime zor gelen işi yapmak için yürürken dereye düştüm ve donarak hayatımı kaybettim. Ben zulme uğrayan milyonlarca çocuktan biriyim. Ben Bahmut’ta işgalcilerin keyfi ateşi sonucunda hayattan koparılan Lena’yım. Ailemi kaybettim tanımadığım insanlar tarafından kaçırıldım. Çocuklara armağan edilen bu bayramı kutlamayacağım çünkü artık bir mezarım bile yok… Ben dünyanın farklı coğrafyalarında mezalime uğrayan bir Türk çocuğuyum. Bugün Türkiye’nin kurucusu ve kurtarıcısı Mustafa Kemal Atatürk’ün, 23 Nisan’ı çocuklara armağan ettiğini öğrendim. Çocukluğumu baskıların gölgesinde yaşarken Mustafa Kemal’in bize bir bayram hediye etmesi beni çok mutlu etti. Dünyadaki tüm çocuklara bayram armağan eden tek milletin evladı olmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum. 23 Nisan 1920'de Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Türk istiklalinin nişanesi olarak açtığı, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı Türkiye Büyük Millet Meclisi 103 yıldır dimdik ayakta. Mustafa Kemal Atatürk’ün dünyadaki tüm çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun! 23 NİSAN 1920’YE GELEN SÜREÇ VE I.TBMM’NİN AÇILIŞI Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılan Osmanlı İmparatorluğu’nun, Mondros Mütarekesi sonrasında işgal edilmesinin ardından Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı. Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile alınan kararlar, ulusun egemenliğini yine ulusun sağlayacağını ortaya koymuştu. İstanbul’un işgali ve Milli Mücadele yanlılarının Ankara’ya kaçmaya başlaması üzerine Mustafa Kemal, 19 Mart 1920’de yayımladığı genelgeyle ”Ankara’da olağanüstü yetkili bir Meclisin” toplanacağını duyurdu. Bu amaçla yapılacak seçimle belirlenen milletvekilleri ile dağıtılan Osmanlı Mebusan Meclisinden kaçarak Ankara’ya gelebilenlerden 84’ü, ilk Mecliste yer aldı. Mustafa Kemal, 22 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin açılışını duyurduğu genelgesinde ise bundan böyle ”bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun emir alacağı en yüksek kat”ın bu Meclis olacağını kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.