SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye Cumhuriyeti

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türkiye Cumhuriyeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından 1944 Sürgünü açıklaması: Kırım Tatarlarına desteğimiz sürecek Haber

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından 1944 Sürgünü açıklaması: Kırım Tatarlarına desteğimiz sürecek

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı ile Çerkes Sürgünü’nün yıl dönümlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Kırım Tatarlarının, 82 yıl önce bugün ana vatanları Kırım’dan çıkartılarak sürgüne gönderildiğinin vurgulandığı açıklamada, “1944 sürgününde yüz binlerce Kırım Tatarı çeşitli ülkelerdeki çalışma kamplarına sürülmüş, birçoğu maruz kaldıkları koşullar sonucunda hayatını kaybetmiştir. Soydaşlarımız, uzun yıllar boyunca ana vatanları olan Kırım yarımadasına dönememiştir.” ifadelerine yer verildi. Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesiyle birlikte acıların arttığına değinilerek şu ifadeler kaydedildi: Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının acıları, Yarımada’nın yasa dışı biçimde ilhakıyla daha da ağırlaşmıştır. Türkiye, Kırım Tatarlarının millî kimlik, dil ve kültürlerinin korunması ile güvenlik ve refahlarının sağlanmasına yönelik desteğini sürdürecektir. Çerkes Sürgünü’ne ilişkin değerlendirmenin de yapıldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı: Çerkes Sürgünü ise 162 yıl önce 21 Mayıs'ta Kafkas halklarını çok ağır şartlar altında ana vatanlarını terk etmeye zorlayan, Kafkasya’ya büyük kayıplar ve derin acılar yaşatan büyük bir insani trajedi olarak hafızalardaki yerini korumaktadır. Kırım Tatarlarının ve Kafkasya’nın kardeş halklarının acılarını paylaşıyor, hayatını kaybedenleri saygı ve rahmetle anıyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun! Haber

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılan Osmanlı İmparatorluğu’nun, Mondros Mütarekesi sonrasında işgal edilmesinin ardından Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı. Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile alınan kararlar, ulusun egemenliğini yine ulusun sağlayacağını ortaya koymuştu. İstanbul’un işgali ve Millî Mücadele yanlılarının Ankara’da toplanmaya başlaması üzerine Mustafa Kemal, 19 Mart 1920’de yayımladığı genelgeyle” Ankara’da olağanüstü yetkili bir Meclisin” kurulacağını duyurdu. Türk milli bağımsızlık ve egemenliğinin sembolü olarak kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan 1920’de halkın yoğun ilgisi ve dualarıyla açıldı. Türk devletini ayağa kaldıran Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk açılış gününde yaptığı konuşmada, "Milletin mukadderatını doğrudan doğruya idare etmek üzere Ankara’da bir Büyük Millet Meclisi toplandı" dedi. Bu, sadece yeni bir meclisin açılması değil, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesinin resmen hayata geçmesi anlamına geliyordu. Artık Türk milleti, kendi kaderini kendi tayin edecekti. İlk Meclis’te yurdun dört bir yanından seçilen temsilciler, bağımsızlık yemini ederek göreve başladılar. Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in ilk başkanı seçildi. Bu Meclis, sadece kanun çıkaran bir organ değil; hem Millî Mücadele’yi yöneten, hem de yeni bir devletin temelini atan en yüksek irade oldu. Bu tarih "Millî Hâkimiyet Bayramı" adıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk millî bayramı olarak kutlandı. Ancak Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1924'te 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. 1927 yılından itibaren, 23 Nisan artık herkes tarafından “Çocuk Bayramı” olarak görülmeye ve kutlanmaya başlandı. 23 Nisan 1927'deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu'nun konser vermesini sağlamıştır. Türk milletinin bu önemli bayramının adı, 1935'te Hakimiyet-i Milliye Bayramı, 1981 yılında ise "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak resmileşti. “MEMLEKETİ AYDINLIĞA BOĞACAK OLAN SİZSİNİZ” 23 Nisan 1920'de Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Türk istiklalinin nişanesi olarak açtığı, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı Türkiye Büyük Millet Meclisi 106 yıldır dimdik ayakta. Sevgili küçük hanımlar ve küçük beyler… Bugün sizin gününüz! Kutlu olsun! Sizler yüce Türk milletinin geleceğisiniz. Atatürk’ün de dediği gibi, “Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.” Çünkü 23 Nisan sadece geçmişte verilen büyük mücadelenin anısı değil, aynı zamanda geleceğe olan inancımızın da en güçlü simgesidir. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından bize emanet edilen bu kutsal vatanı korumak ve yüceltmek her birimizin borcudur. Kırım Haber Ajansı olarak başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu ülkeyi bize emanet eden tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyor; tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyoruz! Bugünün küçükleri, yarının büyükleri… Gelecek, onun açtığı yolda ve gösterdiği hedefte sizin ellerinizde yükselecek! Unutmayın!

KKTC Başbakanı Üstel'den GKRY'nin Türkiye'yi hedef alan söylemlerine tepki Haber

KKTC Başbakanı Üstel'den GKRY'nin Türkiye'yi hedef alan söylemlerine tepki

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos'un Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan sözleri tepkilere neden oldu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Konstandinos Kombos’un Türkiye’ye yönelik "işgalci" ithamlarına sert yanıt verdi. Türkiye’nin adadaki varlığının 1960 Garanti Antlaşmaları’ndan doğan meşru bir hak olduğunu vurgulayan Üstel; iki devletli çözümün tek gerçekçi model olduğunu belirterek, "Gerçeklerden kaçmak yerine, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini kabul eden, saygılı ve samimi bir dili benimseyin." dedi. Rum Dışişleri Bakanına gösterdiği tepkisini açıklamasında ifade etti. "BU VARLIK BİR İŞGAL DEĞİL, KKTC'NİN VARLIĞINI TAMİN EDEN GARANTÖRLÜK GÖREVİDİR" Üstel açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Rum Dışişleri Bakanı’nın Avrupa Komisyonu üyeleri önünde sarf ettiği, Türkiye Cumhuriyeti’ni 'işgalci' olarak nitelendiren ifadeler; tarihi gerçekleri çarpıtan, uluslararası hukuku yok sayan ve siyasi provokasyondan ibaret söylemlerdir. Rum tarafının yıllardır sürdürdüğü bu tek yanlı ve mesnetsiz dil, Kıbrıs meselesinin çözümüne hiçbir katkı sağlamadığı gibi, Ada'daki fiili ve hukuki gerçekleri inkâr etmeye yönelik başarısız bir algı operasyonunun devamıdır. Açık ve nettir: Türkiye Cumhuriyeti, 1960 Garanti Antlaşmaları’ndan doğan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde Kıbrıs Türk halkının güvenliği için adadadır. Bu varlık bir 'işgal' değil; Kıbrıs Türk halkının varlığını, can güvenliğini ve siyasi eşitliğini teminat altına alan meşru ve hukuki bir garantörlük görevidir. Değerli halkım müsterih olun! Devletimizin hak ve çıkarları, Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir uyum ve kararlılık içinde korunmakta; halkımızın güvenliği ve egemenliği hiçbir koşulda pazarlık konusu yapılmamaktadır. Rum Dışişleri Bakanı Konstandinos Kombos dile getirdiği iddialar; 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırıları, zorla dışlanmayı ve yaşanan insanlık dramlarını bilinçli biçimde yok saymaktadır. Tarihi çarpıtarak siyaset üretme çabası, ne uluslararası kamuoyunda karşılık bulur ne de Kıbrıs Türk halkının iradesini gölgeleyebilir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak bir kez daha vurguluyoruz: İki devletli çözüm, Ada'daki mevcut gerçeklere dayanan tek gerçekçi ve sürdürülebilir çözüm modelidir. Rum tarafının hala çökmüş federasyon tezlerine sarılarak Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan dili, çözüm değil çözümsüzlük üretmektedir. Bu noktada, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konan kararlı duruş, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve devlet iradesini savunan güçlü bir iradenin ifadesidir. Çağrımız nettir! Gerçeklerden kaçmak yerine, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini kabul eden, saygılı ve samimi bir dili benimseyin. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükûmeti, Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir uyum içinde, halkımızın haklarını ve devletimizin egemenliğini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.”

Dışişleri Bakanı Fidan: Karadeniz’deki gemi saldırıları ticareti aksatıyor Haber

Dışişleri Bakanı Fidan: Karadeniz’deki gemi saldırıları ticareti aksatıyor

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TVNET canlı yayınında Ukrayna-Rusya Savaşı’nı gündemine ilişkin soruları yanıtladı. Fidan, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukrayna-Rusya Savaşı’nın başından beri durduğu yerin hep belli olduğunu, bunu yalnız kaldıkları dönemlerde de deklare ettiklerini ve şimdi herkesin Suriye meselesinde olduğu gibi kendileriyle aynı çizgiye geldiğini söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Erdoğan’ın Türkmenistan’da gerçekleştirdikleri görüşmeye değinen Fidan, "Cumhurbaşkanımız bu sefer bu konuyu biraz daha detaylı sordu. Yürüyen süreçler var, bizim de müdahale olduğumuz, sürekli temas hâlinde olduğumuz, kendisini de sürekli bilgilendiriyoruz. Kendisi bizatihi Putin'den birtakım konuları dinlemek istedi. Putin'in izahatları oldu bu konuyla alakalı." ifadelerini kullandı. Ukrayna-Rusya Savaşı'na yönelik yaratıcı çözümler üretmek zorunda olduklarını belirten Fidan, her iki tarafında kendi içinde bulunduğu bir gerçekliğin olduğunu ve bu gerçekliğin izin verdiği manevra alanları olduğunu vurguladı. “KARADENİZ’DEKİ GEMİ SALDIRILARI TİCARETİ ENGELLİYOR” Dışişleri Bakanı Fidan, Karadeniz’de son dönemde gemilere yönelik artan saldırılara dikkati çekti. Bakan Fidan, bu durumun hem Karadeniz ticaretini aksattığını hem de Türk mürettebatı taşıyan gemileri hedef hâline getirdiğini belirtti. Fidan, “Bandıralar farklı olsa da işleten şirketler Türk şirketleri ve mürettebat içerebiliyor. Çok şükür bugüne kadar herhangi bir Türk mürettebat yara almadı.” dedi. Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin ile yaptığı görüşmede konuyu dile getirdiğini ifade ederek, taraflarla enerji altyapılarının vurulmaması ve Karadeniz’de ticari seyrüseferin güvenliğinin sağlanması olmak üzere iki konuda anlaşma sağlanmasını talep ettiklerini açıkladı. Fidan, tahıl anlaşmasının daha önce bu türden bir güvenliği sağladığını hatırlatarak, “Şimdi benzer şekilde bir paranteze alma ihtiyacı doğdu.” değerlendirmesinde bulundu.

Türk Dışişlerinden Rusya'nın Odesa'da vurduğu Türk gemisine ilişkin açıklama Haber

Türk Dışişlerinden Rusya'nın Odesa'da vurduğu Türk gemisine ilişkin açıklama

Rusya bugün öğlen saatlerinde Ukrayna’nın Odesa kentine füze saldırısı düzenledi. Saldırı sırasında Odesa limanında demirli bulunan Türk gemisi zarar gördü. Cenk RoRo şirketine ait geminin elektrik jeneratörleri taşıdığı öğrenilirken saldırı sonrasında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yazılı bir açıklama yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı resmî internet sayfasında yer alan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Ukrayna'nın Chornomorsk Limanı’na yönelik olarak bugün (12 Aralık) düzenlenen saldırıda bir Türk şirketine ait yabancı bandıralı geminin de hasar görmesi, bölgemizde devam eden savaşın Karadeniz sathına yayılması ile deniz güvenliği ve seyrüsefer serbestisi bakımından daha önce kayda geçirdiğimiz endişelerimizin haklılığına işaret etmektedir. İlk gelen bilgilere göre, gemideki personel ve TIR şoförleri tahliye edilmekte olup, saldırı nedeniyle zarar gören vatandaşımız bulunmamaktadır. Odesa Başkonsolosluğumuzca gelişmeler yakından takip edilmekte ve vatandaşlarımıza gerekli destek sağlanmaktadır. Bu vesileyle, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın ivedilikle sona erdirilmesinin önemini bir kez daha vurguluyor, Karadeniz’de tırmanmayı önlemek amacıyla seyrüsefer emniyeti ile tarafların enerji ve liman altyapılarını hedef alan saldırıları askıya almaları yönünde bir düzenleme yapılması ihtiyacını hatırlatıyoruz."

Düşen askerî uçakta kaza kırım ekipleri çalışmalarına devam ediyor: Erdoğan'dan yeni açıklama Haber

Düşen askerî uçakta kaza kırım ekipleri çalışmalarına devam ediyor: Erdoğan'dan yeni açıklama

Türk Hava Kuvvetlerine ait C130 tipi askerî kargo uçağı, 11 Kasım 2025 tarihinde Azerbaycan'ın Gence Havaalanı'ndan havalandıktan sonra Türkiye'ye dönüş yolunda Gürcistan sınırları içerisinde düştü. Uçakta bulunan 20 askerinin şehit olduğu olayda düşen kargo uçağının enkazında incelemeler başladı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmî sosyal medya hesabından yaptığı yeni açıklamada, Türkiye’nin tüm imkânlarının sahada seferber edildiğini, Gürcistan makamlarının en üst düzeyde iş birliği sağladığını ve Azerbaycan'ın her türlü desteği verdiğini vurguladı. Sahadaki çalışmaların anbean takip edildiğini, olayın tüm yönleriyle titizlikle araştırıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Dün 86 milyonun tamamını hüzne boğan çok acı bir haber aldık. Karabağ Zaferi’nin 5’inci yıl dönümü kutlamaları için Azerbaycan’da bulunan birliğimizi taşıyan C130 tipi askerî kargo uçağımız, ülkemize gelmek üzere havalandıktan kısa bir süre sonra Gürcistan-Azerbaycan sınırına yakın Siğnaği bölgesinde düştü. Cenab-ı Allah şehitlerimizin mekânlarını cennet, makamlarını ali eylesin… Yüreklerimizdeki yangını tarif etmek elbette mümkün değil. 86 milyonun her bir ferdine, aziz şehitlerimizin kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetlerimize sabır ve başsağlığı temenni ediyorum. Milletimizle birlikte Azerbaycanlı kardeşlerimizi ve Gürcü dostlarımızı da büyük bir üzüntüye gark eden bu elim olayı tüm yönleriyle araştırıyoruz. Gürcistan makamları bu süreçte en üst düzeyde gereken kolaylığı ve iş birliğini sergiliyor. Azerbaycanlı kardeşlerimiz de aynı şekilde gerekli her türlü desteği, her türlü katkıyı veriyor. Milletim şundan emin olsun: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte Gürcistan ve Azerbaycan’ın tüm imkânları da kahramanlarımız için seferber edilmiştir. Sahadaki çalışmalar anbean takibimizdedir. Gerekli incelemelerin titizlikle yapılarak olayın tüm boyutlarıyla aydınlığa kavuşturulmasını temin edeceğiz. Milletimizden yalanlara, manipülasyonlara ve dezenformasyonlara karşı uyanık olmalarını özellikle rica ediyorum; bilhassa sosyal medyada kirli siyaset uğruna böyle bir hadiseyi istismar edecek kadar alçalanlara prim vermemelerini istirham ediyorum. Bir kez daha şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Mesaj yayımlayarak veya telefon ederek acımızı paylaşan, taziyelerini ileten tüm dost ve kardeş ülkelere de teşekkür ediyorum.

Yaşar Güler'in Kırım Platformu Zirvesi'ndeki konuşması yeniden gündemde! Haber

Yaşar Güler'in Kırım Platformu Zirvesi'ndeki konuşması yeniden gündemde!

Birleşmiş Milletler (BM) 80. Genel Kurulu marjında 24 Eylül 2025 tarihinde New York’ta düzenlenen Beşinci Kırım Platformu Zirvesi'nde Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklediği, Kırım'ın yasa dışı ilhakını tanımadıklarını bildiren Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler'in konuşması yeniden gündeme geldi. Kırım Platformu bugün sosyal medya hesabından Bakan Güler'in konuşması bir kez daha paylaştı. Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) ise söz konusu paylaşımı alıntılayarak, Türkiye'ye teşekkür etti. ????????At the Fifth Summit of the Crimea Platform, Yaşar Güler, The Minister of National Defense of Türkiye, emphasized that the Crimean Tatars are an integral part of the Ukrainian people. He stressed that Türkiye has never recognized — and will never recognize — the illegal… pic.twitter.com/Gyf8jK242R — Crimea Platform (@crimeaplatform) November 4, 2025 60 ülke ve uluslararası örgütün katılımıyla tertip edilen zirvenin ana odak noktası "özgürlük, egemenlik ve uluslararası hukukun ortak değerlerinin pekiştirilmesi" olan zirveye Türkiye'yi temsilen katılan Güler, Rusya'nın Kırım'ı işgaline işaret etmişti. "KIRIM TATARLARI UKRAYNA'NIN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR" "Bizim için, Kırım meselesinin barışçıl bir şekilde çözülmesi, Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barış arayışından ayrı tutulamaz. Kırım Tatarları, uzun süredir Ukrayna’nın çok kültürlü dokusunun ayrılmaz bir parçası olmuş ve barış ile istikrara katkıda bulunmuşlardır." cümlelerini sarf eden Bakan Güler, Türkiye'nin Kırım'ın yasa dışı ilhakını hiçbir zaman tanımadığını, 2014 yılından bu yana Kırım dahil olmak üzere Ukrayna'nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü güçlü bir şekilde desteklediğini vurgulamıştı. "KIRIM TATARLARININ HAKLARI TÜRKİYE İÇİN YALNIZCA DIŞ POLİTİKA MESELESİ DEĞİL AYNI ZAMANDA TARİHSEL VE AHLAKÎ BİR SORUMLULUKTUR" Kırım Tatarlarının haklarının korunmasının önemine dikkat çeken Güler, "Kırım Tatarlarının hakları, bizim için yalnızca bir dış politika meselesi değil, aynı zamanda tarihsel ve ahlakî bir sorumluluktur. Onların sesini duyurmak, haklarını korumak ve özgürlükleri ile onurlarını sağlamak adına kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz." demişti. Ayrıca Güler, Ukrayna’nın Kırım Tatar halkına yönelik desteğini ve haklarını koruduğunu görmenin umut verici olduğunu belirtmişti. Güler konuşmasında, "Türkiye, bu yöndeki çabalarını sürdürecektir. Son olarak, Türkiye’nin Kırım Platformu’na olan bağlılığını bir kez daha teyit ediyor ve sadece Kırım davasını değil, aynı zamanda bağımsız, refah içinde ve egemen bir Ukrayna’nın sürekli çıkarlarını da ilerletmeyi umuyoruz." diyerek Türkiye'nin Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne yönelik desteğini yinelemişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.