Ukrayna Dışişleri Bakanlığından 18 Mayıs mesajı: Kırım serbest olacak!
Ukrayna Dışişleri Bakanlığının resmî internet sayfası üzerinden 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle bir açıklama yayımlandı.
SÜRGÜNLE BİRLİKTE KIRIM TATAR HALKININ TARİHSEL HAFIZASI HEDEF ALINDI
Açıklamada, sürgünün Sovyet lideri Josef Stalin rejimi tarafından işlenen en ağır suçlardan biri olduğu ve Sovyet rejiminin 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar halkını ana vatanından kopararak dilini, kültürünü, geleneklerini ve tarihsel hafızasını hedef aldığı belirtildi.
Bununla birlikte sürgünün bir soykırım olduğu belirtilirken Ukrayna’nın bütün sürgün kurbanlarının aziz hatırasını andığı da kaydedildi.
“KIRIM SERBEST OLACAK”
Bununla birlikte açıklamada, Ukrayna’nın yıllar boyu baskılara maruz kalan Kırım Tatar halkına, millî kimliğini, kültürünü, dilini ve özgürlük ile adalete olan sarsılmaz inancını koruyabilmesi dolayısıyla derin bir saygı duyduğu ifade edildi. Kırım’ın Ukrayna toprağı olduğu Kırım Tatarca ve Ukraince dillerinde dile getirilirken Kırım Tatarca olarak “Kırım serbest olacak!” ifadesine de yer verildi.
SÜRGÜNÜN SOYKIRIM OLARAK TANINMASI ÇAĞRISINDA BULUNULDU
Ukrayna’nın yanı sıra Kanada, Litvanya, Letonya, Estonya, Polonya, Çekya ve Hollanda’nın da sürgünü soykırım olarak tanıması sayesinde adaletin yerini bulduğu ve sürgün şehitlerinin aziz hatırasının onurlandırıldığı ifade edildi. Bununla birlikte başka ülkelerin de sürgünü soykırım olarak tanıması çağrısında bulunuldu.
Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesi sonrasında işgalci Rusya’nın ana vatanlarında kalan Kırım Tatarlarına yönelik gerçekleştirdiği zulümlere devam ettiği dile getirilirken Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) faaliyetleri, sözde davalar, Rusya Federasyonu pasaportunun Kırımlılara dayatılması, dinî gruplara baskı uygulanması ve insanlık dışı yaşam koşullarının meydana getirilmesi, Rusya’nın Ukrayna’nın yerli halklarını zorla yerinden etmesinin modern yöntemleri olarak değerlendirildi.
Bununla beraber açıklamada “Söz konusu faaliyetler, uluslararası insancıl hukukun, uluslararası insan hakları hukukunun ve işgalci bir devletin (Rusya) uluslararası meşru yükümlülüklerinin önemli ölçüde gözden çıkarılması anlamına gelmektedir.” ifadeleri yer aldı.
AÇIKLAMADA KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLAR DA GÜNDEME TAŞINDI
Öte yandan uluslararası topluma siyaset ve diplomasi alanlarında Rusya’ya karşı uygulanan yaptırım ve baskıların artırılmasının; işgal altındaki Kırım’da yaşanan insan hakları ihlallerinin son bulması, kanuna aykırı bir şekilde tutuklanan Kırım Tatarlarının azat edilmesi ve Ukrayna’nın uluslararası hukuk temelindeki toprak bütünlüğünün tekrar sağlanması açısından gerekli olduğu vurgulandı.
“KIRIM’IN İŞGALDEN KURTARILMASI ORTAK GAYEMİZDİR”
Ayrıca Rusya’nın Kırım Tatarlarına karşı uyguladığı her türlü baskı politikasının son bulması, KTMM’ye uygulanan kanun dışı yasağın kaldırılması, haksız yere tutuklanan Kırım Tatarsiyasi tutsakların serbest bırakılması ve uluslararası yükümlülüklerini yerine getirilmesinin talep edildiği açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi:
1944’te yaşanan trajedi, ortak tarihimizin ayrılmaz bir parçası olup totaliter rejimlerin cezasız bırakılmasın tehlikesine dair bütün dünyanın dikkate alması gereken bir ikazdır. Adaletin tesis edilmesi, insan haklarının güvenceye alınması, Kırım’ın işgalden kurtarılması ve Kırım Tatar halkının ana vatanlarında özgür yaşamlarına geri dönmesi, ortak gayemizdir
18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI
Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.
Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.
Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’ageri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde KırımTatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.
2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.
82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı
İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL
— QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026