SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uygur Türkleri

QHA - Kırım Haber Ajansı - Uygur Türkleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uygur Türkleri haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Annesi toplama kampında, babası hapiste: “Doğu Türkistan’ın bayrağını başka bir ülkede öğrendim” Haber

Annesi toplama kampında, babası hapiste: “Doğu Türkistan’ın bayrağını başka bir ülkede öğrendim”

Yağmur Filiz KAŞGARLI/QHA Ankara Baskı ve asimilasyon politikalarının sürmekte olduğu Doğu Türkistan’daki sessiz çığlığın bir tanığı daha Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu. Türkiye’deki bir üniversitede hukuk eğitimi alan Uygur Türkü Buhliçe, ailesiyle tam 9 yıldır irtibat kuramıyor. Eğitimi için zorlu koşullardan geçen ancak iki yıl önce Türkiye'de Hukuk Fakültesine başlayan başarılı öğrenci, yaşadıklarını tüm gerçekliğiyle aktardı. 2016 yılında ailesinin kendisini ve ağabeyini eğitim almaları için Özbekistan'a gönderdiğini orada öğrenci evinde ikâmet ettiklerini aktaran Buhliçe, daha sonra anne ve babasıyla iletişimin aksadığını belirtti. BABASINI 2017 YILINDA SON KEZ GÖRDÜ Buhliçe, “Henüz 11 yaşındaydım. 2016-2017 yıllarında yollar bugüne göre daha açıktı. Annemle babam beni orada ortaokula yerleştirdi. Babam zaman zaman bizi ziyaret ediyordu ama aynı yılın sonlarında, ‘Bir daha gelemeyebilirim.’ dedi. Küçük olduğum için hiçbir şey anlamıyordum. Kendi dinimi daha önce bilmediğim bir ülkede öğrendim.” ifadelerini kullandı. Buhliçe, WhatsApp gibi sosyal medya uygulamalarının kullanımının Çin yönetimi tarafından yasaklandığı için WeChat üzerinden iletişim kurabildiklerini, ancak 2017 yılı itibarıyla bu uygulama üzerinden de ailesiyle irtibatının tamamen kesildiğini aktardı. ÇİN BASKISI ÖZBEKİSTAN'DA DA VARDI Özbekistan'daki Uygur diasporasına yönelik Çin baskısının hakîm olduğunu hatta birçok Uygurun deport edildiğini vurgulayan Buhliçe, ağabeyi ile daha sonra apar topar bir şekilde Türkiye'ye geldiklerini dile getirdi. Buhliçe, havalimanında uçağa binerek, vizeyle çok rahat bir şekilde Uygur teşkilatlarının desteği sayesinde İstanbul’a geldiklerini söyledi. Buhliçe, “Valizlerimiz, kıyafetlerimiz ve tüm eşyalarımızı bırakıp geldik buraya.” dedi. Lise eğitimine de burada başladığını ifade eden genç kız, lise eğitiminin ardından üniversiteyi kazandığı şehre yerleştiğini belirtti. Hatırladığı 2010’lu yıllarda Çinlilerin Uygur Türklerinden çekindiğini ve hatta korktuğunu söyleyen Buhliçe, “Şehrimizin her sokak başında Çin’in yönetim kadrosu vardı. Ayrıca geceleri kapanan sokaklar arasında demir kapılar vardı. Ancak Çinlileri daha çok Ürümçi’de görebiliyorduk.” ifadelerine yer verdi. “BİZE SUNULAN BİR DÜNYA VARDI SADECE” O dönemde inançlarına yönelik bir baskıyı hissettiğini vurgulayan Buhliçe, “Annelerimiz başını sadece arkadan bağlayarak kapatabiliyordu o dönemlerde. Türk devletleri, bilhassa Türkiye hakkında hiçbir şey konuşamıyorduk. Oralardan haberlerimiz olmuyordu. Farklı sosyal medya ağları olduğu için dış ülkeler hakkında bir şey bilmiyorduk. Bize sunulan bir dünya vardı sadece.” diyerek kendi ülkesinin tarihî arka planını öğrenemediklerini dile getirdi. "ÜLKEMİN BAYRAĞINI BAŞKA BİR ÜLKEDE ÖĞRENDİM" Bunlardan birinin de bir devletin bağımsızlığının simgesi olan bayrak ve marşı bilmediklerinin altını çizen Buhliçe, “Ülkemin, Doğu Türkistan’ın mavi zeminli ay yıldız şeklinde olduğunu 2017 yılında, başka bir ülkede öğrendik.” dedi. ANNESİ TOPLAMA KAMPINDA, BABASI HAPİSTE Uygur genç, babası ve annesiyle en son 2016 yılında iletişim kurduklarını ve o tarihten sonra babasının hapis cezası aldığını, annesinin ise 7 yıl toplama kampı cezası aldığını öğrendiklerini ifade etti. Buhliçe, “Kardeşlerime ablam ve teyzemler bakıyordu. Hesaplamalarımıza göre ikisinin de çıkmış olması gerekiyor. İnşallah sağ bir şekilde hayatlarına devam ediyorlardır.” diyerek temennilerde bulundu. Ayrıca Buhliçe, Özbekistan'a ve Türkiye’ye birlikte geldiği ağabeyinin, kardeşleriyle dijital oyunlar üzerinden mesajlaşabildiğini ancak bu oyun üzerinden iletişim kuranların Çinliler tarafından tespit edilerek toplama kampına götürüldüklerini öğrendikten sonra iletişimi bitirmek zorunda kaldıklarını söyledi. "ZAMAN ZAMAN ENGELLER VE KISITLAMALARLA KARŞILAŞIYORUZ" Türkiye’de inançlarını ve yaşam şekillerini rahatlıkla yaşayabildiklerini vurgulayan Buhliçe, “Ama elbette bütün Uygur Türkleri olarak ülkemizdeki durumun sona ermesini ve oraya dönmeyi, buna yönelik çalışmalar yapmayı istiyoruz. Bu zamanlarda da sesimizi duyurmak adına engeller ve kısıtlamalarla karşılaşıyoruz.” ifadeleriyle söz konusu duruma sitemde bulundu. TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI OLAMADIĞI İÇİN DEVLET DESTEKLİ EĞİTİM VE SAĞLIK İMKÂNLARINDAN YARARLANAMIYOR Hâlâ Çin vatandaşı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olamadığını, kazandığı puanla dahi olsa üniversiteye ödeme yapmak zorunda kaldığını sözlerine ekleyen Buhliçe, bu durumdaki öğrencilerin zor durumda olduğunun altını çizdi. “Hastanelerde defalarca büyük zorluklar yaşadım.” diyen öğrenci, devlet yurdunda da kalamadığını, mecburen özel yurtta kaldığını söyledi. NEDEN HUKUK TERCİH ETTİ? Öte yandan Uygur genç, Hukuk Fakültesini, ülkesi Doğu Türkistan’ın uluslararası alanda sesinin duyurulmasını sağlama amacıyla tercih ettiğini dile getirdi. Buhliçe, “Bu alanı ülkemiz adına uluslararası alanlarda işler yapmak için seçtim.” dedi. Buhliçe konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: Bazen insan sonradan idrak ediyor. Ülkemizi, şehrimizi Uygur biri değil de neden Çinli biri yönetiyor diye sormamışım. İnternete bakıyorsunuz yeterince bilgi yok, çünkü Doğu Türkistan dış dünyaya kapalı. Komünist rejim nedeniyle Çinli muhalifler bile bu duruma engel olamıyor. Doğu Türkistan’ın tarihî boyutuna erişemiyoruz. Milyonlarca Uygur Türkünün aklında soru işte bu.

Doğu Türkistan mücadelesine ömrünü adayan İsa Yusuf Alptekin'in vefat yıl dönümü Haber

Doğu Türkistan mücadelesine ömrünü adayan İsa Yusuf Alptekin'in vefat yıl dönümü

Doğu Türkistan bağımsızlık hareketinin sembol ismi İsa Yusuf Alptekin, bundan 30 yıl önce bugün hayata gözlerini yumdu. Anayurdu Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını ölünceye değin savunan, Doğu Türkistan davasının Türkiye’deki ve dünyadaki en önemli ismi haline gelen İsa Yusuf Alptekin 17 Aralık 1995 gecesi İstanbul’da vefat etti. Alptekin, bağımsızlığı için uğraş verdiği anavatanı Doğu Türkistan, 1949’da işgal edilince Türkiye’ye geldi ve Türkiye’yi ikinci vatanı olarak bildi. Doğup büyüdüğü Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için ölümüne kadar yılmadan mücadele eden ve Doğu Türkistan mücadelesine ömrünü adayan Alptekin, Türk dünyasında bu yönüyle tanındı. MÜCADELESİNİ “AZİZ TÜRKİYEMİZ” DEDİĞİ TÜRKİYE’DE SÜRDÜRDÜ Alptekin’in mücadelesi hâlâ hafızalardaki yerini koruyor. Çin’in dünyadan gizlemeye çalıştığı, sayıları milyonları bulan Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik toplama kampları zulmü ve insan hakları ihlalleri bugün hâlâ dünya gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Çin’in Nazi kamplarını andıran zulmü bugün devam ederken Uygur Türkleri, Doğu Türkistan'daki sistematik asimilasyon ve baskı politikalarını Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde duyurmaya çalışıyor. İşte Alptekin, bu mücadelesini uzun yıllar yaşadığı ve “Aziz Türkiyemiz” olarak nitelendirdiği Türkiye’de 1995 yılının 17 Aralık’ın da vefat edene dek sürdürmüştü. Onun haklı mücadelesi ve davasının önemi, Çin kamplarının zulümleriyle gündemden düşmediği şu günlerde bir kere daha anılıyor. İSA YUSUF ALPTEKİN KİMDİR? Doğu Türkistan bağımsızlığının sembol ismi İsa Yusuf Alptekin, 1901 yılında Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetinde doğdu. Alptekin, öğrenimini Doğu Türkistan’da tamamladıktan sonra çeşitli memuriyet görevlerinde bulundu. 1926 yılında Batı Türkistan’a geçerek burada millî mücadele taraftarlarıyla bir araya gelen Alptekin, 1931’de Hoca Niyaz tarafından başlatılan ayaklanma sırasında Doğu Türkistan’daki valilerin halka yaptıkları zulmü Çin hükûmetine anlatarak, bu durumun önlenmesini, aksi takdirde ayaklanmanın yayılacağını söyledi. Alptekin, ayaklanma sırasında ve sonrasında milliyetçilik faaliyetlerini sürdürdü. 1936 yılında Çin Meclisi üyeliğine de seçilen Alptekin, mücadelesini daha çok siyasi alanda yoğunlaştırmıştı. 1947’de kurulan Mesut Sabri Baykozi hükûmetinde genel sekreterlik görevini üstlendi. Bir yıldan fazla kaldığı bu görev esnasında, milliyetçi, anti-emparyalist ve anti-komünist politikalar sebebiyle, Rusya’nın ve Çin’in tepkilerini üzerine çekti. Alptekin, 1949’da Çin’in Doğu Türkistan’ı işgali ile birlikte o günkü Hindistan’ın Keşmir eyaletine iltica etti. TÜRKİYE YILLARI 1954 yılında Türkiye’ye geçen Alptekin, Türkiye’ye gelir gelmez İstanbul’da Doğu Türkistan Göçmenler Cemiyetini kurarak, bundan sonraki faaliyetlerini Doğu Türkistan davasının dünya kamuoyuna anlatılmasında yoğunlaştırdı. Yabancı ülke yöneticileri nezdinde olduğu kadar Türk hükûmetleri nezdinde de Doğu Türkistan davasının anlatılması için mücadele veren Alptekin, parti liderleriyle, başbakan ve cumhurbaşkanlarıyla görüştü. O tarihten itibaren Doğu Türkistan Türklerinin durumunu bütün dünyaya haykırmayı sürdüren Alptekin, bütün ömrünü bu konuya vakfetti. Doğu Türkistan davasının Türkiye’de ve dünyadaki en duayen ve fedakar ismi haline gelen İsa Yusuf Alptekin 17 Aralık 1995 gecesi İstanbul’da hayata veda etti.

Doğu Türkistan’da süren sessiz çığlık: 9 Aralık Uygur Soykırımı Günü Haber

Doğu Türkistan’da süren sessiz çığlık: 9 Aralık Uygur Soykırımı Günü

9 Aralık, Uygur Türklerinin yaşadığı soykırımı dünyaya duyurmak için önemli bir gün. Uygurlar, işgal altındaki Türk yurdu Doğu Türkistan'da son yıllarda kapsamlı bir baskı, zorla çalıştırma ve kültürel soykırıma maruz kalıyor. Çin hükûmetinin bölgedeki Uygur Türklerine yönelik gerçekleştirdiği baskılar, insanlık dışı uygulamalar ve sistematik soykırım, dünya genelinde yoğun tepkiler alıyor. 9 ARALIK UYGUR SOYKIRIMI GÜNÜ Bağımsız Uygur Mahkemesi, Eylül 2021 yılında başlattığı incelemeler neticesinde Çin'in Doğu Türkistan'da soykırım işlediğine dair güçlü delillere dayanarak aylarca süren soruşturmanın ardından 9 Aralık'ı Uygur Soykırımı Günü ilan etmişti. Mahkeminin başında ise ünlü yargıç ve savaş suçlarıyla suçlanan eski Sırp devlet başkanı Slobodan Miloşeviç’in yargılanması konusunda oynadığı etkin rolle tanınan Prof. Sir Geoffrey Nice oldu. Geoffrey Nice, geçmiş tecrübelerine dayanarak yürüttüğü soruştumalara ilişkin yaptığı açıklamasında, Çin'in kasten ve sistematik bir şekilde Uygur Türklerinin nüfusunu azaltma politikası uyguladığını, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping de dahil üst düzey bürokratların, Doğu Türkistan bölgesindeki Uygur Türklerine karşı uygulanan suçlarda "birincil sorumluluğu" olduğunu bildirmişti. EKONOMİK ÇIKARLAR BİR ÇOK ÜLKEYİ SUSTURDU 9 Aralık, bu vahşeti dünya gündemine taşımak ve Çin’in uyguladığı insan hakları ihlâllerine karşı tepkisini artırmak amacıyla soykırım günü olarak kabul edildi. Ancak, uluslararası toplumun tepkisi, bu noktada dünyadaki Uygur diasporaları tarafından yeterli görülmüyor. Çin’in uygulamaları çoğu zaman göz ardı ediliyor. Birçok ülke, ekonomik ve diplomatik ilişkiler nedeniyle susmayı tercih ediyor. Uygurların yaşadığı acı, dünya üzerinde bir halkın kimliğini, kültürünü ve yaşam hakkını yok etme süreci olarak tarihe geçti.

12 Kasım Doğu Türkistan Millî Günü Haber

12 Kasım Doğu Türkistan Millî Günü

Bugün Doğu Türkistan'da 1933 ve 1944 yıllarında kurulan iki cumhuriyetin kuruluş yıl dönümü. Diasporadaki Doğu Türkistan Türkleri, 12 Kasım'ı unutturmamak için milli gün olarak kutluyor. Bilindiği üzere, Çin'in baskıcı ve soykırıma varan politikalarından dolayı günümüzde Doğu Türkistan halkı bir varoluş mücadelesi veriyor. DOĞU TÜRKİSTAN MİLLİ GÜNÜ Doğu Türkistan Türkleri, 12 Kasım 1933 ve 1944’te iki kez bağımsız bir devlet ilan etmişti. Bu nedenle, iki cumhuriyetin kuruluş yıl dönümü “Doğu Türkistan Milli Günü” olarak kutlanıyor. Dönemin Mançu rejimine karşı zafer elde eden Doğu Türkistan Türkleri, 12 Kasım 1933 ve 1944’te iki kez bağımsız bir Türk-İslam devleti ilan etmişti. İlanından sonra sadece dört ay ayakta kalabilen Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti 1933 ile ilanından sonra beş yıl hüküm süren Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin (1944) kuruluşlarının yıl dönümü olan 12 Kasım; Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesinin hatırlanmasında ve Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri ile diğer Türk toplulukları için büyük bir önem taşıyor. BİRİNCİ DOĞU TÜRKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ Bağımsızlık ateşini yakan Doğu Türkistanlılar, 12 Kasım 1933’te Birinci Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kurdu. Hoca Niyaz’ın Cumhurbaşkanı ve Sabit Damollam’ın Başbakan olduğu bu Cumhuriyet, Çinli Müslümanların (Tunganlar) diğer Çinliler ile anlaşması ve Rusların da bu düşman kuvvetlere destek vermesi sonucunda büyük katliamlara maruz kalarak yıkıldı. YIKILIŞA GÖTÜREN ÇİN'DE KOMÜNİST VE SOVYET MANEVRALARI Doğu Türkistan’da dört yıllık milli ayaklanma, Çin içerisindeki komünistlerin ve Sovyetlerin Doğu Türkistan’da manevra alanı bulmasına neden oldu. Milliyetçi Çin hükumetinin bölgedeki isyanlardan sonra nüfuzunu Komünist Çinli komutanlara bırakması, Türkistanlılar için işleri daha karmaşık hale getirdi. Niyaz Hoca sonrası askeri birliklere komutan olan Abdu Niyaz, 1937’de Kaşgar’ı aldı. Çinlilere ve Ruslara karşı savaşabilmek için Tungan komutanlarla işbirliği girişiminde bulundu. Bunun üzerine, bölge geneline yayılan isyanı bastırmak için komünist Çinli vali Sovyetlerden yardım istedi. Sovyetlerin askeri takviyesinden sonra 1938 sonlarında ayaklanmalar bastırıldı. OSMAN BATUR DİRENİŞİ VE İKİNCİ CUMHURİYET 1940 yılına gelindiğinde Altay, Gulca ve Urumçi'de isyanlar çıkmış, Altay bölgesinde başarılar elde edilmiştir. Vali isyancıların isteklerini, özellikle Rusların bölgeyi terk etmesini anlaşmayla kabul ettiyse de bir yıl sonra bozdu. Osman İslam (Batur) bunun üzerine, Altay’da görev yapan bütün Rusları kurşunu dizdirdi. Osman Batur, 1944’e gelindiğinde hala bölgesine hakimdi. Bu sırada Doğu Türkistan, Çin’deki komünist ihtilalcilerin, milliyetçi Çin hükumetine karşı rahat zemin bulduğu bir alan haline geldi. Bundan yararlanan Uygur aydınları ve siyasileri, ayaklanmalara başladı. Nihayetinde Gulca’da Ali Han Töre, 12 Kasım 1944’te İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyetini kurarak Cumhurbaşkanı oldu. YIKILIŞ VE ÇİN İŞGALİ Uygur siyasetçiler, Milliyetçi Çin’e karşı Sovyetler ile yakınlaşmışlardı. Komünizm, Çin’de zafer elde ettikten sonra, Komünist Rusya ile iyi ilişkiler içerisinde olsalar da bu yeni yönetimi tanımadılar. Alma Ata’ya davet edilen Ahmetcan Kasimi, İshak Beğ, Abdülkerim Abbas ve Delil Han uçakları düşürülerek öldürüldüler. Cumhuriyetin en parlak önderlerinden Canım Han Hacı, Urumçi'de idam edildi. 1949’da Cumhuriyet tamamen Çin tarafından ortadan kaldırıldı. Osman Batur, son mücadeleleri sırasında Şubat 1951’de esir düştü. Nisan ayında Urumçi'de asılarak idam edildi. 1946’dan itibaren devlet başkanı Ahmetcan Kasimi oldu. Daha sonrasında Türkiye’ye iltica eden İsa Yusuf Alptekin ise bu hükumetin Genel Sekreterliği görevini yürüttü.

Uygur Politika Yasası ABD’de kabul edildi: Çin’in insan hakları ihlallerine sert tepki Haber

Uygur Politika Yasası ABD’de kabul edildi: Çin’in insan hakları ihlallerine sert tepki

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi, 2 Eylül 2025 tarihinde Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) ağır insan hakları ihlallerine maruz kalan Uygur Türkeri halkını ve diğer etnik azınlıkları desteklemeyi hedefleyen, dönüm noktası niteliğinde bir yasa olan Uygur Politika Yasası’nı (H.R. 2635) kabul etti. Yasa, onay için ABD Senatosuna gönderildi. Yasanın öncülüğünü, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Doğu Asya ve Pasifik Alt Komitesi Başkanı ve Kıdemli Üyesi Temsilciler Young Kim, Ami Bera ve Komite Kıdemli Üyesi Gregory Meeks üstlendi. "KÖLELEŞTİRMEYE KARŞI NET BİR MESAJ" Kim, Senatoda yaptığı konuşmada, “ÇKP, Uygur Türkleri halkına karşı zorla kısırlaştırma, köleleştirme ve sistematik öldürme eylemlerini uzun süredir organize ediyor. Masum aileler parçalanırken, kimlikler silinirken ve nesiller bu korkunç soykırım eylemleriyle susturulurken ABD sessiz kalamaz. Uygur Politika Yasası, Amerika’nın ÇKP’nin ciddi insan hakları ihlallerini asla hoş görmeyeceğine dair net bir mesaj gönderiyor. Ne kendi topraklarımızda ne de dünyanın herhangi bir yerinde.” dedi. YASA SINIR ÖTESİ BASKILARI DA KAPSIYOR Bununla birlikte Uygur Hareketine (Campaing For Uygur/CFU) göre yasa; Uygur Türklerinin kimliği ve kültürel mirasının korunması için ABD çabalarını koordine etmek, kampların ve gözaltı tesislerinin kapatılması için baskı yapmak, Uygur Türklerinin savunucularına ve diaspora topluluklarına destek sağlamak, yurt dışında yaşayan Uygur Türklerini hedef alan sınır ötesi baskıları ele almayı öngörüyor. ÇKP İHLALLERİNE KARŞI RAPORLAMA ZORUNLULUĞU Uygur Hareketi’nin kurucusu ve İcra Direktörü Ruşen Abbas, yasayı “Çin’in sürdürmekte olduğu soykırım karşısında ABD’nin Uygur halkının yanında kararlılıkla durmasını sağlayacak hayati bir adım.” olarak nitelendirdi. Yasa, ÇKP ihlallerine dair ABD hükûmet raporlarını zorunlu kılıyor ve Meclis ile Senato’da ezici bir destek gören 2020 Uygur İnsan Hakları Politika Yasası gibi önceki girişimlerin üzerine inşa ediliyor. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Doğu Asya ve Pasifik Alt Komitesi Kıdemli Üyesi Ami Bera da tasarının kabul edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Uygur Politika Yasası’nın meclisten güçlü bir iki partili çoğunlukla geçmesini görmekten memnuniyet duyuyorum.” ifadelerini kullandı. ÇKP’nin toplama kampları işlettiği ve Uygur Türkleri halkı ile çoğunluğu Müslüman olan diğer topluluklara karşı yaygın insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiği bilinmekle birlikte, Uygur Politika Yasası, Doğu Türkistan’daki devam eden krizi ele almak için kapsamlı bir strateji sunuyor.

Uygur Türkleri Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü’nde anıldı Haber

Uygur Türkleri Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü’nde anıldı

Campaign For Uyghurs/ Uygurlar İçin Kampanya (CFU) Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 21 Aralık 2010 tarihinde ilan edilen 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü’nde Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik olarak devam eden zulmüne ve soykırımına dikkat çekti. Çin’in Uygur Türklerini toplama kamplarına kapatıp, kamplarda ve çeşitli tesislerde çok ağır şartlarda çalıştırarak uluslararası hukuku ihlal etmesini kınayan CFU, Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı baskı ve zulmü Uygur kültürünü silerek etkisi altına almak isteği olarak değerlendirdi. ZORLA KAYBEDİLME MİLLETLERE ZARAR VERİYOR CFU, 2018 yılından beri Çin hapishanesinde tutulan Uygur Türkü tıp doktoru Gülşen Abbas’ın maruz kaldığı zulmün Uygur Türklerini temsil etmekle kalmayıp, dünyada millî kimliği ve dini sebebiyle zulme uğramış ve zorla kaybedilmiş Tibetliler, Hong Konglular, Hristiyanlar ve Çin’deki muhaliflerin de politikalarının bir simgesi olduğunu açıkladı. Zorla kaybedilmenin topluluklara ve bireylere zarar verdiğini aktaran CFU, bunun aynı zamanda korku yaydığını ve muhalefet önünde engel teşkil ettiğini aktardı. “DÜNYAYI, ÇİN’İ YAPTIĞI ZULMÜN HESABINI VERMESİ İÇİN ZORLAMAYA ÇAĞRIYORUZ” Gülşen Abbas’ın kardeşi ve aynı zamanda CFU’nun İcra Direktörü Ruşen Abbas zorla kaybedilen topluluklar kapsamında Uygur Türklerinin uğradığı zulüm ile ilgili olarak, “Dünya bu günü anarken, Uygur Hareketi olarak Çin rejimi tarafından kaybedilen sevdiklerinin acısını taşıyan sayısız Uygur ailesinin davalarını gündeme getiriyoruz.” ifadelerine yer verildi. Öte yandan Ruşen Abbas kız kardeşi Gülşen Abbas’ın yedi senedir haksız yere kaybedilmiş olduğunu vurgulayarak, “Ailem, onun sağlığı veya durumu hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan sessizliğin acısını yaşamaya devam ediyor. Bu acı, sayısız Uygur ailesi tarafından paylaşılmakta ve dünyayı Çin hükûmetini hesap vermeye zorlamak için daha güçlü adımlar atmaya çağırmaktadır.” dedi. Çin zulmü ile zorla kaybedilen yakınlarının acısını çeken Uygur Türkü aileleri ile dayanışma içinde olduğunu belirten CFU, Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü’nde Çin hükûmetini, Uygur Türklerine gerekçesiz ve keyfî olarak uyguladığı gözaltılar ve soykırım suçları için hesap vermeye çağırdı. CFU, haksız yere hapis altında tutulan ve zorla kaybedilenlerin derhal serbest bırakılmasını talep etti.

Japonya Uygur Derneği, Çin zulmüne dikkat çekti Haber

Japonya Uygur Derneği, Çin zulmüne dikkat çekti

Japonya Uygur Derneği 30-31 Ağustos 2025 tarihlerinde Gifu şehrinde Çin’in Uygur Türklerine yaşattığı zulme dikkat çekmek için panel sergisi, sokak kampanyaları ve konferans içeren çeşitli etkinlikler tertip etti. Doğu Türkistan’da artan zulmün ve insan haklarının ciddi anlamda ihlâl edildiği dönemde gerçekleşen etkinliğe Japonya Uygur Parlamenterler Birliği Başkanı Keiji Furuya’nın yanında çok sayıda belediye meclis üyesi ve vatandaş katıldı. “UYGUR TÜRKLERİNE YÖNELİK SOYKIRIMI DURDURUN” Etkinlik kapsamında birçok vekilin destek verdiği Taijimi İstasyonu’nda düzenlenen sokak kampanyasında “Uygurlara yönelik baskıyı durdurun! Soykırımı durdurun!” ve “3 milyon Uygur haksız yere hapsedildi” ifadelerini taşıyan sloganların bulunduğu pankartlar açıldı. Öte yandan sokak kampanyalarına katılan katılımcılara Doğu Türkistan hakkında ve Uygur Türklerine yönelik Çin zulmü hakkında bilgilendirici materyaller dağıtıldı. Sokak kampanyasının ardından düzenlenen fotoğraf sergisinde de katılımcılar için Uygur kültürel mirasını tanıtan Japonya Uygur Derneği, Uygur kültürü kapsamında tertip edilen paneller ve Uygur Türklerinin uğradığı zulüm hakkında bilgi veren sergiler açtı. UYGUR TÜRKLERİNİN UĞRADIĞI ZULME KARŞI DESTEK BÜYÜYOR Japonya Uygur Derneği, bu etkinlikler ile Uygur Türklerinin Çin tarafından meslekî eğitim merkezi adı altında hapsedilmesine karşı farkındalık oluşturulması ve destek sağlanmasına katkıda bulundu. Dünya’da da Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı zulmün kınandığına dikkat çeken Japonya Uygur Derneği, Gifu şehrinde siyasetçilerin ve vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirilen etkinliklerin Uygur Türklerinin maruz kaldığı zulüm ve baskının giderek daha fazla farkındalığa ulaştığını ve bu bağlamda Uygur Türklerine sağlanan destek hareketlerinin giderek büyüdüğünü gösterdi.

Bangkok'ta Pekin'in Uygurlara yönelik muamelesine Çin sansürü! Haber

Bangkok'ta Pekin'in Uygurlara yönelik muamelesine Çin sansürü!

Tayland'ın başkenti Bagkok'taki bir kültür merkezinde Uygur Türkü, Tibet ve Hong Konglulara sansür yasağı getirildi. Bangkok Sanat ve Kültür Merkezinde 7 Ağustos 2025 tarihinde tertip edilen "Suç Ortaklığı Takımyıldızı: Otoriter Dayanışmanın Küresel Mekanizmasının Görselleştirilmesi" başlıklı esnatalasyon (yerleştirme sanatı) sergisinde Çin'in talebi dikkat çekti. Pekin'in Uygurlar, Tibetliler ve Hong Konglulara yönelik muamelesini konu alan sanat eserlerini kaldırması ve sansürlemesi konusunda Çin tarafından baskı yapıldı. Reuters'ın gündeme taşıdığı habere göre, kaldırılan eserler arasında Tibetli bir sanatçıya ait multimedya enstalasyonu da yer alırken, diğer parçalarda ise sanatçıların isimleriyle birlikte "Hong Kong", "Tibet" ve "Uygur" kelimeleri silindi. DOĞU TÜRKİSTAN'DA SOYKIRIM YAŞANIYOR! Çin Halk Cumhuriyeti hükûmetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da bir halk topyekûn soykırıma uğradı ve bugün halen uğramaya devam ediyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler, bu baskının kurbanı oluyor. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. ÇİN'İN TOPLAMA KAMPLARI Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri başta olmak üzere diğer Türk halklarından milyonlarca kişi, suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklular, işkenceye uğruyor, sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirlerle yaşıyor. Kampta tutulanlara, içeriği belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. İnsanlar, burada tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor, kadınlar toplu tecavüze uğruyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.