SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Zafer Karatay

QHA - Kırım Haber Ajansı - Zafer Karatay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zafer Karatay haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı Haber

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Emel Fikir Kültür Konferansları çerçevesinde İstanbul’da, Rusya’nın Ukrayna ve Kırım’da İnsan Hakları İhlalleri başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. Süleymaniye’de bulunan KOCAV Vakfı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan ağır insan hakları ihlalleri ele alındı. Konferans açılışında konuşan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Rusya’nın yüzyıllardır Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulüm politikaları yürüttüğüne dikkat çekti. Karatay, “Bu savaşı Ukrayna kazanmalı. Kırım Rus işgali altında kalırsa Kırım Tatar halkının geleceği çok karanlık olur. Bunu millî liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da söyledi. Bundan dolayı tüm gücümüzle bu savaşta Ukrayna’nın yanındayız.” dedi. Etkinlikte konuşan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy ise, Rusya’nın işgal altındaki Kırım’da ve diğer Ukrayna topraklarında işlediği suçların uluslararası kamuoyuna anlatılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Nedilskıy, “Bugün burada, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarına ve Ukraynalılara yönelik baskıları konuşmak için toplandık. İşgalciler halkımıza korkunç suçlar işliyor. Askerlerimiz cephede topraklarımızı ve bağımsızlığımızı savunurken, biz siviller de kendi cephemizde bu savaş suçlarını dünyaya anlatmak zorundayız. Dünya gerçekleri bilmeli.” ifadelerini kullandı. Nedilskıy ayrıca Türkiye’ye, Ukrayna’ya verdiği kararlı destek nedeniyle teşekkür etti. Konferansın konuşmacısı Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Temsilciliğinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kurışko, işgal altındaki Kırım’da yaşanan ihlallerin kayıt altına alınmasının büyük zorluklarla yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: Rus işgal güçleri halkı sindirmek amacıyla sistematik baskı uyguluyor. Bu nedenle birçok aile yaşanan ihlalleri anlatmaya korkuyor. Siyasi tutsakların kesin sayısını bilmiyoruz; ancak sayılarının 200’ü aştığını ve büyük çoğunluğunun Kırım Tatarı olduğunu biliyoruz. 2022’den sonra ise özellikle gençlere ve kadınlara yönelik baskı ciddi biçimde arttı. Konferans sırasında katılımcılara siyasi tutsakların resimleri dağıtıldı. Kurışko, genç siyasi tutsaklar Appaz Kurtamet ve Bogdan Ziza’nın yaşadıklarına dikkat çekerek, işgal güçlerinin gençleri hedef alan baskı politikalarını anlattı. Ayrıca, birkaç ay önce dört Kırım Tatar kadınının düzmece suçlamalarla alıkonulduğunu hatırlattı. Siyasi tutsakların çok kötü şartlarda alıkonulduğunu, hasta olanlara tıbbi bakım sağlanmadığını belirten Kurişko, 3 siyasi tutsağın tıbbi bakım eksikliği nedeniyle Rus esaretinde yaşamını yitirdiğini aktardı. Rus işgal yönetiminin, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın anılmasına dahi izin vermediğini vurgulayan Kurışko, siyasi tutsakların yasa dışı şekilde Kırım’dan binlerce kilometre uzaklıkta bulunan Rus cezaevlerine sevk edildiğini ve aileleriyle, avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum bırakıldığını söyledi. Kurışko, “Rusya sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediği için Kırımlı siyasi tutsaklar da takaslara dâhil edilmiyor.” ifadelerini kullandı. Ukrayna’nın siyasi tutsakların ailelerine destek verdiğini ve bu konuyu uluslararası gündemde tutmaya çalıştığını belirten Kurışko, “Bazen siyasi tutsaklar konusunda Ukrayna’nın yalnız bırakıldığı hissine kapılıyoruz.” diyerek Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları ve derneklerin bu hikâyelerin duyurulmasında çok önemli bir rol oynayabileceğini belirtti. Kurışko, Rus işgal yönetiminin Kırım Tatarlarına 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanlarını anmasına izin vermediğini, siyasi tutsakları yasa dışı olarak Kırım’dan uzaktaki Rus cezaevlerine sevk ettiğini böylece onların aileleri ve avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum ettiğini anlattı. Ayrıca Rusya’nın sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediğine dikkat çeken Kurışko, “Bundan dolayı maalesef Kırımlı siyasi tutsaklar da iade edilmiyor.” dedi. Etkinliğe Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Kültür Temsilcisi Anife Kurtseitova, KTMM Üyesi Abmecit Süleymanov, Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Türkiye ve Ortadoğu Ülkeleri Genel Temsilcisi Abdulhakim Şaptukayev, Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkanı Şebnem Sözen, Türk Dünyası Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Halit Kanak, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Gezer, Gazeteci Güngör Yavuzaslan, TÜRKSİD, Kırım Derneği Kocaeli Şubesi, Sakarya Kırım Türkleri Derneği, Azerbaycan Derneği, İyi Parti, Bağımsızlık Partisi, Anahtar Parti ve Zafer Partisi temsilcileri katıldı.

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı Haber

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, A Star DTV’de yayınlanan “Yener Saban ile Fikirhane” programında Rusya’nın işgali altında bulunan Kırım’da yaşanan gelişmeleri, Kırım Tatar halkının güncel durumunu ve Rusya’nın yaşattığı insan hakları ihlallerini konuştu. Gazeteci Yener Saban ve Aypars Taras’ın yer aldığı program, 29 Ocak 2026 tarihinde saat 20.30’da izleyiciyle buluştu. “KIRIM TATARLARI, OLAĞANÜSTÜ BİR MÜCADELE VEREREK VATANLARINA DÖNDÜLER” Kırım Hanlığı’nın 1783 yılında Çarlık Rusyası tarafından ilk defa işgal edilmesinden sonra Kırım Tatarlarına yönelik baskıların, zulümlerin ve sürgünlerin gerçekleştiğini dile getiren Karatay, “Daha sonra, İsmail Bey Gaspıralı gibi, Türk dünyası aydınlanmasında muhteşem bir öncü ortaya çıktı. Sadece Kırım Tatarlarına değil bütün Türk dünyasına ışık tutan bu insanın çabalarıyla, Kırım Tatarlarında bir uyanış başladı.” dedi. Karatay, Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944 tarihinde Josef Stalin tarafından topyekûn sürgün edilmesinin Kırım Tatarları için en büyük facia olduğunu kaydederek “Bu sürgün sonrasında Kırım Tatarları, baş eğmediler, direndiler. Olağanüstü bir mücadele vererek vatanlarına döndüler. 1991’de Sovyetler dağılmadan önce biz, Kırım’da seçimlerle kurultayımızı topladık, kurultayımızda Kırım Tatar Millî Meclisi seçildi. Bu Meclisin Başkanlığına Sovyetler Birliği’nde 15 yıldan fazla hapis yatmış, ünlü insan hakları savunucumuz ve liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçildi. Kırım Tatarları sürgünden dönerken bir taraftan da haklarını elde etmeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı. “KIRIM, KIRIM TATARLARI İÇİN ÂDETA BİR YARI AÇIK CEZAEVİNE ÇEVRİLDİ” Kırım Tatarlarının yok edilen medeniyetlerini, millî ve dinî kültürlerini sürgün sonrasında Kırım’da yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten Karatay, Kırım Tatarlarına Kırım’ın 2014 yılındaki işgalinden sonra da baskıların ve zulümlerin yaşatıldığını dile getirerek, “Yeniden vatan yapmaya çalıştıkları Kırım, Kırım Tatarları için âdeta bir yarı açık cezaevine çevrildi.” dedi. Aynı zamanda Karatay, Kırım Tatarlarının temsilî ve yetkili en üst organı olan KTMM ile hiçbir zaman teröre veya şiddete başvurmayan Kırım Tatarlarının Rusya tarafından “terörist” ilan edildiğini ifade ederek, söz konusu dönemde KTMM Başkan Yardımcıları İlmi Umerov ve Ahtem Çiygöz’ün hapse atıldığını ve Kırım Tatarlarının Rusya tarafından hâlen hukuksuzca yargılandığını hatırlattı. “KIRIM, RUSYA İÇİN BİR ATLAMA EŞİĞİDİR” Rusların, İstanbulu ele geçirerek Ayasofya’yı Ortodoksluğun merkezi, Moskova’yı Kuzey Ortodoksluğunun, Kudüs’ü ise güney ortodoksluğunun merkezi hâline getirme yönünde planları olduğunu belirten Karatay, Kırım Hanlığı’nın ise tarih boyunca Rusya’nın yolundaki en engel olduğunu vurguladı. Öte yandan, ünlü Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın, “Kırım, Rusya için Anadolu’yu, Boğazları, İstanbul’u tehdit etme noktasında bir atlama eşiğidir. Kırım, Türkiye’yi tehdit etmek için bir merkezdir.” sözlerini hatırlatan Karatay, Rus donanmalarının Karadeniz’de sığınabileceği en güvenli limanların Kırım’da bulunduğunu vurguladı. Karatay, Kırım’ın sahip olduğu deniz, hava ve demiryolu imkânları sayesinde Rusya açısından stratejik bir askerî ve lojistik merkez konumunda olduğunu ifade etti. GÖNDERİLEN HER BİR MEKTUP, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA UMUT OLUYOR Karatay, ayrıca, Rusya’nın hukuka aykırı bir şekilde hapis cezasına çarptırdığı ve Rusya’nın ücra köşelerindeki hapishanelere gönderilen 200 Kırım Tatarının bulunmasına da dikkat çekerek Kırım Tatar siyasi tutsakların Rusya’da tutulduğu hapishanelerin adreslerinin, Emel Kırım Vakfının internet sayfasında yazılı olduğunu ifade etti. “Oradaki insanlara, özellikle Kırım’da, onların hasretini çeken annelerine, babalarına, eşlerine ve çocuklarına bu mektuplar çok büyük moral, ümit ışığı ve yaşama sevinci veriyor.” şeklinde konuşan Karatay, Kırım Tatar siyasi tutsaklar adına söz konusu adreslere mektup gönderilmesi çağrısında bulundu.

Kırım’ın sesi beyazperdede: Uluslararası Kırım Film Festivali ilk kez düzenleniyor Haber

Kırım’ın sesi beyazperdede: Uluslararası Kırım Film Festivali ilk kez düzenleniyor

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, 16-20 Eylül 2026 tarihleri arasında ilk kez İstanbul’da sinemaseverlerle buluşacak. Festival, Kırım ve Kırım Tatar halkının tarihini, kültürünü, hafızasını ve güncel sorunlarını sinema aracılığıyla görünür kılmayı amaçlıyor. Emel Kırım Vakfı tarafından yapılan açıklamada, Kırım’ın yalnızca bir coğrafya değil; sürgünler, direniş ve kültürel hafızayla şekillenmiş bir yurt olduğu vurgulandı. Tarih boyunca baskı ve zorunlu göçlere maruz kalan Kırım Tatarlarının kültürel mirasının korunmasının giderek zorlaştığına dikkat çekilerek, sinemanın bu hafızayı gelecek kuşaklara aktarmada güçlü bir araç olduğu ifade edildi. Festivalin afişinin tasarımı ise, Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Genel Sekreteri Vahide Fidan Doğan tarafından yapıldı. FESTİVAL BEŞ GÜN SÜRECEK Beş gün sürecek festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra yönetmen ve yapımcı söyleşileri, paneller ve özel etkinlikler düzenlenecek. Ayrıca Kırım Tatarlarının tarihini ve gündelik yaşamını yansıtan el sanatları, fotoğraflar, yazılı ve görsel arşivlerden oluşan özel bir sergi de izleyiciyle buluşacak. Festivalde iki ana yarışma kategorisi yer alacak: Belgesel Film ve Kısa Film. Kırım veya Kırım Tatarlarını konu alan belgesel filmler için süre sınırlaması bulunmazken, kısa filmlerin 35 dakikanın altında olması şartı aranacak. Yarışmaya başvuracak yapımların son üç yıl içinde üretilmiş olması gerekiyor. Yarışma başvuruları mart ayında başlayacak; başvuru takvimi ve şartname www.kirimfilm.org adresinden ilan edilecek. Yarışma bölümü dışında, Kırım ve Kırım Tatarlarını konu alan uzun metrajlı kurmaca filmler ve belgesellerden oluşan özel bir seçki de festival programında yer alacak. Bu seçkiyle, sinema tarihinde iz bırakan ve Kırım’ın mücadelesini anlatan önemli yapımların yeniden izleyiciyle buluşturulması hedefleniyor. FESTİVALİN FARKLI ÜLKELERDE DÜZENLENMESİ PLANLANIYOR Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay başkanlığında, Emel Vakfı gönüllülerinden oluşacak festival ekibine öğrenciler, gençler ve yetişkinler davet edilirken, festivalin ilerleyen yıllarda gezici bir yapıya kavuşarak Kırım Tatarlarının yoğun olarak yaşadığı farklı ülkelerde de düzenlenmesi planlanıyor. SİNEMANIN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNE İNANIYORUZ Yönetmen ve Metin Yazarı Neşe Sarısoy Karatay tarafından Kırım Haber Ajansına (QHA) yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Bu festival, bizim için sadece bir kültür-sanat etkinliği değil; aynı zamanda bir hafıza, dayanışma ve bir halkın geleceğine katkı yapma ve var olma çabasına destek verme çabasıdır. Sinemanın birleştirici gücüne inanıyor, bu gücü Kırım’ın sesiyle buluşturmak istiyoruz. Emel Kırım Vakfı olarak, bu anlamlı projeyi hayata geçirirken, kurumların, sanatçıların, sinemaseverlerin ve duyarlı herkesin desteğini çok önemsiyoruz. İnancımız odur ki bu festival ortak bir emeğin ve dayanışmanın ürünü olarak büyüyecek, güçlenecek ve kalıcı bir kültürel platforma dönüşecektir. Şimdiden tüm sinemacıları, belgeselcileri ve izleyicileri Uluslararası Kırım Film Festivali’ne davet ediyor; bu yolculukta yanımızda olacak herkese gönülden teşekkür ediyorum.

"Rus İşgalinin 12. Yılında Mevcut Durum" konferansında Kırım Tatar halkının mücadelesine vurgu yapıldı Haber

"Rus İşgalinin 12. Yılında Mevcut Durum" konferansında Kırım Tatar halkının mücadelesine vurgu yapıldı

Rus işgali altındaki Kırım’da baskı altında kalan Kırım Tatarları, kaçırılan Kırım Tatar gençler, aileler ve özellikle Kırım Tatar annelerin çektiği acılar, Bağımsız Aydınlar Topluluğunun Üsküdar Üniversitesi Bağlarbaşı Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Kampüsü’nde yapılan haftalık konferanslarda, "Rus İşgalinin 12. Yılında Mevcut Durum" başlığı altında 3 saati aşkın bir süre müzakere edildi. 19 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen konferansta, aralarında gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, emekli subaylar ve sanatçıların olduğu Bağımsız Aydınlar Grubunun davetiyle Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay konuştu. Kırım’a yedi defa giden ve bu gezilerindeki anı ve gözlemlerini Türkiye gazetesinde yayınlayan Gazeteci-Yazar Mehmet Cemal Çiftçigüzeli’nin Zafer Karatay’ı, onun Kırım mücadelesinde yaptıklarını ve Kırım Mücadelesini değerlendirdiği açılış konuşmasıyla toplantı başladı. KONFERANSTA KIRIM TATAR HALKININ ACILARI ANLATILDI Kırım’a yedi defa gittiğini, onların vatanları Kırım’a dönüş ve vatanlarına sahip çıkma mücadelelerine yakınen tanık olduğunu belirten Çiftçigüzeli, ”Kırım Tatar yazar Şamil Aladin ile tanıştım. Sovyet ordusunda asker olup izinli olarak Kırım’a dönen Aladin, "Evimizin kapısını çaldım. Hiç tanımadığım biri açtı. ‘Ne var?’ diye sordu. Önce şaşırdım, afalladım, acaba yanlış eve mi gelmiştim? Yok, burası bizim evimizdi. Evimiz olduğunda ısrar ettim, ailemin nerede ve ne olduğunu heyecanla sordum. Asker ve polis çağırarak beni ‘deli’ diye tımarhaneye koydular. Sonra öğrendim: Bir gecede bütün halkımızı vagonlara doldurarak sürgüne göndermişlerdi." şeklinde konuştu. Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, “Bir örnek aydınımız, kendisini bürokrasiye değil davasına adamış vakıf insan, belgesel film üstadı yönetmen ve yazar, inancı için yaş grubuna bakmadan coğrafyamızda dağ taş demeden koşuşturan, davasını anlatan Zafer Karatay’dan dinleyeceğiz ve onun yapımcılığını yaptığı, eşi Neşe Sarısoy Karatay’ın yönetmenliğini yaptığı 'Kırımoğlu, Bir Halkın Mücadelesi' belgeselinde bir bölüm izleyerek toplantımıza başlıyoruz.” ifadelerini kullanarak sözü Zafer Karatay’a bıraktı. Zafer Karatay, Rus işgalinin 12 yılda Kırım Tatarlarının durumunu, Kırım’da yapılan zulmü, hapse atılan Kırım Tatarlarını ve ailelerinin anaların acılarını duyurma, Rusya propagandasının ve yalanlarının etkili olduğu Türkiye’de böyle değerli bir topluluğa gerçekleri anlatma fırsatı verildiği için teşekkür ederek başladı ve belgesel filmlerinin Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun mücadelesini anlatan bölümü iştirakçilere izleterek başladı. Karatay, daha sonraki sunumuyla, Kırım ve Kırım Tatarlarının tarihini, Rusya’nın Kırım ve Türkiye üzerindeki emellerini, Türkiye’ye II. Dünya savaşı ardından saldırmak isteyen Stalin’in sınır boylarında temizlik yaparak, Kırım, Karaçay Malkar ve Ahıska Türkleriyle Çeçenler ve İnguşları sürgün ettiğini, Kırım Türklerinin sürgünden dönüş mücadelelerini dile getirdi. Bu meyanda Kırımoğlu’nun Ruslar tarafından beş defa ayrı ayrı mahkûm edilmesini, zindanlara atılmasını, çilelerini, direnişini, sürgün edilişini, insan hakları mücadelesini, ölmesi adına yapılan planları konferans çerçevesinde anlatan Karatay, 1989 yılında Kırım'a ilk defa gidişi sonrasındaki anılarından ve gözlemlerinden, Türk dünyasıyla Kırım Tatarlarının en önemli isimlerinden olan İsmail Bey Gaspıralı'dan, Kırım’da bulunan Zincirli Medresesinden ve Türkiye’den sağlanan yardım ve desteklerden bahsetti. "SAVAŞI RUSYA’NIN KAZANMASI, KIRIM TÜRKLERİNİN TÜRK DÜNYASININ GELECEĞİ KARANLIK DEMEK" Konferansının son bölümünde Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgaline ve sonrasında yaşananlara, işgalci Rusya’nın Kırım Tatarlarına yaptıkları zulümlere örnekleriyle değinen Karatay, Rusya’nın işgalle beraber Kırım Tatar Milli Meclisini 18 Mayıs 1944 sürgün kurbanlarını Akmescit meydanında ve başka yerlerde toplanarak anmalarını yasakladığını, öldürdüğü ve kaçırdığı Kırım Tatarlarını, hâlen Rusya hapishanelerinde tutulan Kırım Tatarlarını ve annelerini fotoğraflarla göstererek anlattı. Karatay, “Ne yazık ki güzel Türkiye’mizin ana akım medyası Rusya propagandasının etkisi altında. Kimisi bilerek kimisi cahilliğinden Rusya propagandasına hizmet ediyor. Kendi kardeşlerinin durumunu görmezden bilmezden geliyor. Kırım, Kırım Türkleri için açık cezaevine dönüştü. Rusya bir katillere en fazla 20 yıl verirken, hiçbir teröre şiddete başvurmamış, Rusya işgalinin benimsememiş Kırım Türklerine 3 ile 24 yıl arasında ceza veriliyor. Örneğin, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan yardımcısı Nariman Celal’e 17 hapis cezası verildi. Esir takasıyla serbest kalan Nariman Celal’i Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski, Türkiye’ye Büyükelçi olarak atadı. Bize Ukrayna ve Rusya arasında ne fark var diyenlere en iyi cevabımız bunlar. 1991 yılından 2014 yılına kadar Ukrayna döneminde hiçbir Kırım Tatar siyasi sebeplerle tutuklanmadı. Rusya’nın yaptıkları ortada.” değerlendirmesini yaptı. Rusya’nın bu savaşı kazanmaması gerektiğini kaydeden Karatay, “Kırım işgal edildiğinde Rusya Genelkurmay Başkanı Garüsimov böbürlenerek bu zamana kadar Karadeniz’in efendisi Türklerdi, artık biziz demişti. Zelenski liderliğinde büyük bir direniş gösteren Ukrayna ordusu ve halkı, hiç donanmaları olmadığı halde Rusya’nın Karadeniz donanmasının çoğunu batırdı. Rusya, Ukrayna bataklığında debelenirken Karabağ işgalden kurtarıldı. Rusya Suriye’den çekilmek zorunda kaldı. Rusya savaşı kazanırsa Türk dünyasında iş birliğinin geleceği karanlıktır. Kırım Tatarlarının geleceği büyük tehlike altına girecektir. Ukrayna’nın savaşı, Türk dünyasının savaşıdır. Kırım Tatarlarının var olma savaşıdır.” dedi. Karatay konuşmasını, Türk aydınlarına Kırım’da kardeşlerinin durumunu, baskıları ve gerçekleri Türk kamuoyuna anlatma, Rusya hapishanelerindeki Kırım Tatarlarını, onların eş, çocuk ve annelerinin durumunu ve onları savunan Kırım Tatar avukatlara yönelik baskıları duyurma çağrısıyla bitirdi. Konferansın sonunda yazar Veli Dalbudak “Taşra Küçük İstanbul” adlı romanını, araştırmacı-yazar Mahmut Haldun Sönmezer ise "Modernleşme Sürecinde İstanbul Yahudileri" adlı eserini Zafer Karatay’a hediye ettiler. Ayrıca, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ve Karatay ile birlikte "Ey Güzel Kırım" adlı eseri yazan ve konferansın oturum başkanlığını yapan Çiftçigüzeli, sosyal medya hesabından konferansta Karatay’ın anlattıklarını, kendi gözlemlerini ve hatıralarını paylaştı.

Prof. Dr. İbrahim Şahin: Dağcı dün okundu, bugün okunuyor, yarın da okunacaktır Haber

Prof. Dr. İbrahim Şahin: Dağcı dün okundu, bugün okunuyor, yarın da okunacaktır

Eserlerinde Kırım Tatarlarının var olma mücadelesini, Rusların zulmü altındaki hayatını ele alan, sadece Kırım için değil yazdığı 30’a yakın eserle Türk edebiyatı içerisinde çok önemli bir yeri olan ünlü Kırım Tatar roman yazarı Cengiz Dağcı’nın hayatına, edebî kişiliğine ve eserlerine odaklanan "Cengiz Dağcı" kitabı, Prof. İbrahim Şahin'in editörlüğünde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayımlandı. Şahin, kitabın süreci hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu. KİTAP, ARAŞTIRMACILAR İÇİN CİDDİ BİR KAYNAK TEŞKİL EDİYOR Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayımlar ve Kütüphaneler Genel Müdürlüğünün bir süredir Kırım Tatar şairler, romancılar ve hikâyecilerin hayatları ve eserleri hakkında ciddi çalışmalar yayımladığını belirten Şahin, “Cengiz Dağcı”nın da bu çerçevede hazırlandığı dile getirdi. Doktora tezini Cengiz Dağcı’nın hayatı ve eserleri hakkında hazırlaması dolayısıyla eserdeki biyografi kısmını da kendisinin yazdığını dile getiren Şahin, kitapta yer alan makalelerin de yine Dağcı’nın hayatı ve eserleri hakkında kıymetli makaleler neşreden meslektaşlarına ait olduğunu kaydederek “Onlar makalelerinde, Dağcı’nın edebi eserlerinin hemen her yönünü farklı bakış açılarından değerlendirdiler. Makaleler arasında, Dağcı’nın sanatını hem gerçeklikle münasebeti hem de roman sanatının gerekleri bakımından değerlendiren metinler de var. Dolayısıyla Cengiz Dağcı kitabının Dağcı hakkında çalışmak isteyen araştırmacılar için ciddi bir kaynak olacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. KIRIM TATAR HALKININ SESİ CENGİZ DAĞCI’NIN ÖZGÜN DİLİ Dağcı’nın hem hayatı hem de sanatı itibarıyla modern Türk edebiyatının büyük sanatkârlarından biri olduğunu dile getiren Şahin, “Kırım Tatarlarının yaşadıkları trajediyi kaleme olan, onca acı hadiseye yakından şahit olup da bütün yaşadıklarını bir edebi form kapsamında anlatan ikinci bir isim yoktur. Bu bakımdan Dağcı, temsili bir figürdür; Kırım-Tatar halkının temsilidir Dağcı. Aşağı yukarı Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan beri Kırım Tatar halkının neler yaşadıklarını hepimiz biliyoruz fakat onların yaşadıklarının etkili bir dille sinemada, tiyatroda göremezsiniz; sadece edebiyat alanında Cengiz Dağcı anlatmıştır. Üstelik onun anlattıkları, hakikatin bir sanat formuna dönüştürülmüş estetik biçimidir.” şeklinde konuşarak, Dağcı’nın dilini “acının estetize edilişi” olarak tarif etti. CENGİZ DAĞCI’NIN GÜNDELİK YAŞAMI, MAKALELERDE HAYAT BULDU Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu, yapımcı, yönetmen ve metin yazarı Neşe Sarısoy Karatay ile yazar İsa Kocakaplan’ın makalelerine yer verilen kitapta, söz konusu makaleler üzerine en dikkat çekici bulduğu noktalar hakkında, “Melek Maksudoğlu, bize Cengiz Dağcı’nın Londra’daki hayatını, son zamanlarını, son dönemdeki romanlarının ve bazı hikayelerinin gerçek dünyasını fotoğraflarla anlattı. Bence o yazı, gelecekte, Dağcı’nın Londra günlerini yazacaklar için çok kıymetli malzeme içermektedir. Edebiyat tarihine yabancı olanlar, bir sanatkârın gündelik hayatına ilişkin malzemenin ne kadar kıymetli olduğunu bilemezler.” şeklinde konuşan Şahin, Neşe Sarısoy Karatay’ın ve Zafer Karatay’ın, Cengiz Dağcı’nın hayatını belgesel olarak hazırlarken Dağcı ile birlikte olarak kendisini yakından tanımış olmaları sebebiyle, yazılarının da son derece kıymetli olduğunu dile getirerek ”Dikkat edilirse onların yazıları da çok sevdikleri ve saygı duydukları bir yazarı yakından tanıma imkânı bulmanın hazzını aksettirmektedir.“ dedi. Öte yandan, Kocakaplan’ın Türkiye’de, Dağcı’nın romanları üzerine çalışan ilk isim olduğunu, dolayısıyla kendisi için ayrı ve çok hususi bir kıymetinin olduğunu beyan eden Şahin, Kocakaplan’ın Dağcı hayattayken Londra’ya giderek Dağcı’yı ziyaret ettiğini ve kendisiyle röportaj yaptığını hatırlatarak “Ben hocanın (Kocakaplan) yazılarından ve Dağcı ile yaptığı röportajdan bir çok şey öğrendim.” dedi. CENGİZ DAĞCI’NIN “GERÇEK OKUYUCUSU” KİMDİR? Ayrıca, “Bugün Cengiz Dağcı romanları, düne göre elbette daha çok okunmaktadır. Onun edebi metinlerinin geniş okuyucu kesimlerine ulaşmasının yayınevi ve yayınevinin dağıtım politikasıyla ilgisi olduğu gibi memleketteki kültür ve edebiyat atmosferiyle de ilgisi vardır.” ifadelerine yer veren Şahin, Dağcı’nın ilk romanının 1956 senesinde yayımlandığını belirterek “Aşağı yukarı yirmi beş sene boyunca aynı yayınevi tarafından neşredilen romanlar, bana kalırsa farklı sebeplerle okuyucusunu bulamadı. Dağcı’nın romanları ancak seksenli yıllardan sonra gerçek okuyucusunu buldu. Burada ‘gerçek okuyucu’ tamlamasını bilerek kullanıyorum çünkü bu tamlama ile kastettiğim Dağcı’nın asıl meselesine, milletinin başına gelen trajedi karşısında ortak duyuş ve düşünüşe sahip okuyucuya ben gerçek okuyucu diyorum.” değerlendirmesinde bulundu. Son olarak, Dağcı’nın taşıdığı kaygının meşhur olmak, para kazanmak yahut populer sanat akımlarına uygun eserler yazmak olmadığına dikkat çeken Şahin, Dağcı’nın asıl yok edilmek istenen bir milleti (Kırım Tatarlarını), tarihi ve kültürü ile, o milletin fertlerinin yaşadığı acıları unutmadan ve unutturmamak adına kayıtlara geçirmek amacı olduğunu vurgulayarak “Bu sebeple Dağcı dün okundu, bugün okunuyor, yarın da okunacaktır. “ dedi.

Kırım Tatarlarının sesi Emel Dergisi 96 yaşında! Haber

Kırım Tatarlarının sesi Emel Dergisi 96 yaşında!

Emel Dergisi, 96 yıl önce Romanya’nın egemenliği altındaki Güney Dobruca’nın Hacıoğlu Pazarcık şehrinde, Müstecib Ülküsal ve 10 arkadaşı tarafından, 1 Ocak 1930 tarihinde çıkarılmaya başladı. KIRIM MİLLÎ DAVASININ YAYIN ORGANI EMEL DERGİSİ Kırım Tatar tarihinin en uzun süreli yayınlanmış dergisi olan Emel, 5. sayısından itibaren Cafer Seydahmet Kırımer’in isteği üzerine Kırım millî kurtuluş davasının sesi ve muhaceretteki Kırım millî hareketinin yayın organı oldu. Yayın hayatı boyunca başlıca diasporadaki Kırım Tatar aydınlarının çevresinde birleştiği bir fikir merkezi olan Emel Dergisi’nin idare ve yazar kadroları ise Emelci adıyla anılmaya başlandı. 38 YILDA 227 SAYI NEŞREDİLDİ! Türkiye’ye göç eden Ülküsal’ın 1960 yılından itibaren, Ankara’da tekrar neşretmeye başladığı Emel, kısa sürede hem Kırım Tatarlarının hem de Sovyet esareti altındaki diğer Türk ve kardeş toplulukların sesini hür dünyaya duyurabildikleri önemli bir mecra hâline geldi. 1962 yılında dergi merkezini İstanbul’a taşıyan, 1983 senesine kadar da yazı işleri müdürü olarak Emel’i iki aylık dergi olarak çıkarmaya devam eden Ülküsal; 1983 yılında derginin yönetimini Zafer Karatay, Hakan Kırımlı, Tuncer Kalkay gibi genç Emelcilere devretti ve 1996 yılında hayata gözlerini yumana kadar, derginin fikrî önderliğini yapmaya devam etti. Emel Dergisi’nin sahibi, 1986 yılında Emelciler tarafından kurulan Emel Kırım Vakfı oldu. Vakfın başkanlığını ise 1992 senesinden itibaren Zafer Karatay üstlendi. Çeşitli sebeplerden ötürü, 1998 yılında yayınına ara vermek zorunda kalan Emel Dergisi’nin 38 sene zarfında 227 sayısı neşredildi. Emel Dergisi; dilbilimci Saim Osman Karahan’ın yayın müdürlüğüne gelmesiyle, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye temsilcisi Zafer Karatay’ın da öncülüğüyle, 2009 yılında yeniden çıkmaya başladı. Dergi, hâlihazırda 3 ayda bir olmak üzere, yılda 4 sayı olarak çıkıyor. KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Emel Dergisi’nin ilk neşrinin 96. yılı vesilesiyle QHA aracılığıyla paylaştığı mesajında, Kırım Rus işgalinden kurtarılana kadar mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı. pic.twitter.com/sUzJ7gbEiZ — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 2, 2026 “KIRIM, RUSYA İŞGALİNDEN KURTULANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK” Emel Dergisi’nin 96. yılı vesilesiyle Kırım Haber Ajansına (QHA) demeç veren KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, şu ifadelere yer verdi: Bu 96 yıllık mücadelesinde Emel’e ve Kırım’a gönül veren ve hizmet eden, Emel’de çalışan, Emel’e abone olarak ve yazı yazarak destek olan, bu kutlu davaya hizmet eden herkese müteşekkiriz. Emel Kırım yolunda mücadelemiz devam edecek. Emel, muhacaretteki Kırım Türkleriyle, sürgünde mücadele eden kardeşlerimiz arasında büyük bir köprü olmuş ve bu iki büyük hareketin, muhaceret ve Kırım için mücadele eden insanlarımızın kaynaşmasına vesile olmuştur. Bugün, Emel Kırım Vakfı çatısı altında neşriyatını sürdüren Emel Dergisi ve arkadaşlarım adına, bu davaya hizmet eden herkese müteşekkiriz. Kırım, Rusya işgalinden kurtulana kadar ve Kırım’da millî ve dinî haklarımızı elde edene kadar mücadelemiz devam edecek. Kırım’dan sürgün edilen, Kırım'da baskı altında olan, Rusya’ya karşı direnen Kırım Tatarlarının ve Ukrayna halkının yanında mücadelemiz devam edecek!

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.